40 SERİ NO'LU GELİR VERGİSİ GENEL TEBLİĞİ   

Sitemizi Tavsiye Etmek İster misiniz?

 

 24/07/1961

 

40 SERİ NO'LU GELİR VERGİSİ GENEL TEBLİĞİ

 

 

1 Ocak 1961 tarihinde yürürlüğe giren 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile Ziraî Kazançlar gelir vergisi mevzuuna ithal edilmiş bulunmaktadır.

Ziraî kazançların vergilendirilmesi yoluna girilirken; bu sektörün ilk defa gelir vergisine tabi tutulması ve bu faaliyet kolunun umumi bünyesi gözönüne alınarak, bu yeni mükellefiyetin şekil ve şartlarının tesbitinde hafifletici ve kolaylaştırıcı bazı tedbirlerin ittihazı zaruri bulunmuş ve bir meyanda diğer faaliyet kolları için tatbik edilmekte olan umumi hükümlerden farklı olarak, ziraî faaliyetlerin vergilendirilmesinde, muaflık, istisna, kazancın tesbiti ve defter tutma gibi hususlarda daha az külfet yükleyen hükümler derpiş olunmuştur.

VERGİNİN MEVZUU (ZİRAÎ FAALİYET)

Gelir Vergisi Kanununun 52 inci maddesinde, ziraî faaliyetlerden elde edilen kazançların ziraî kazanç sayılacağı şeklinde umumi bir kaide vaz olunduktan sonra, ziraî faaliyetin etraflı bir tarifi yapılmıştır. Bu tarif, ziraî faaliyet mefhumunun içinde bulunan bütün unsurları birleştirmektedir.

Tarife göre ziraî faaliyetler şu karekterlerine göre teşhis ve tesbit edileceklerdir :

A – Faaliyet yeri : Arazi, deniz, göl veya nehirler olacaktır. Bazı nebat ve hayvan cinslerinin doğrudan doğruya arazi üzerinde yetiştirilmemesi ziraî faaliyetin mahiyetini değiştirmez.

B – Faaliyet şekli : Ekim, dikim, bakım, üretme, yetiştirme; ıslâh veya doğrudan doğruya tabiattan istifade suretiyle olacaktır. Ayrıca; aşım yaptırmak maksadiyle erkek damızlık beslenmesi, çiftçiye ait her türlü ziraat alet ve makinelerinin başka çiftçilerin ziraî istihsal işlerinde çalıştırılması şeklinde yapılan faaliyetler de ziraî faaliyet sayılacaktır.

C – Faaliyetin maksadı : Nebat, orman, hayvan, balık ve bunların mahsullerinin istihsaline, avlanmasına; avcıların ve yetiştiricileri tarafından muhafazasına, taşınmasına, satılmasına veya bu mahsullerden sair şekillerde faydalanılmasına matuf olacaktır.

Aynı maddede ziraî faaliyet ve kazançlar ile diğer faaliyet ve kazançlar arasındaki sınırlar şu şekilde tesbit edilmiştir :

A – Sınai faaliyet ile sınır : Ziraî mahsullerin ziraî istihsale müteferri olarak işlenmesi suretiyle değerlendirilmeleri de ziraî faaliyet mevzuuna girer. Ancak, ziraî mahsullerin işlenmesi ameliyesi, ayni teşebbüsün parçasını teşkil eden bir işletmede yapılmakta ise, bu işletmenin sınaî bir müessese ehemmiyet ve genişliğinde olmaması ve sadece parçasını teşkil ettiği teşebbüsün mahsullerini işlemesi şarttır.

B – Ticarî faaliyet ile sınır : Ziraî faaliyetlerden elde olunan mahsullerin dükkân veya mağaza açılmak suretiyle satılması halinde, mahsullerin dükkân veya mağazaya gelinciye kadar geçirdikleri safhalar ziraî faaliyet sahasına dahildir. Çiftçilerin doğrudan doğruya ziraî faaliyetleriyle ilgili alım satım işlerinin tedbiri için açtıkları yazıhaneler -faaliyetleri bu konuya inhisar etmek şartiyle- dükkân ve mağaza sayılmaz.

Bu duruma göre, çiftçiler mahsullerini bir dükkân veya mağaza açmak suretiyle sattıkları takdirde, mahsullerin bu dükkân veya mağazaya gelinceye kadar geçirdikleri safhalar ziraî faaliyet içinde ve bundan sonraki safhalar da ticarî faaliyet içinde mütalâa edilecektir. Ancak, çiftçilerin münhasıran ziraî faaliyetleri ile ilgili alım satım işlerini idare maksadıyla açtıkları yazıhaneler, dükkân veya mağaza sayılmıyacağından faaliyetin bu konuya inhisar etmesi şartiyle, bu suretle bu yerlerde icra edilen faaliyetler de ziraî faaliyet addolunacaktır.

C – Teşebbüsün şekli itibariyle sınır : Gelir Vergisi Kanununda ziraî işletmeleri işletenlere (Çiftçi) denileceği açıklanmış ve kollektif şirketler ile komandit şirketlerin ziraî faaliyetle iştigal etseler dahi çiftçi addolunmuyacağı ve ortakların bu şirketlerden aldıkları hisselerin ticarî kazanç sayılacağı hükme bağlanmıştır.

Bu duruma göre, ziraî faaliyetlerle iştigal eden şirketler arasında sadece adi şirketlerin (yarıcılık dahil) ortaklarının bu faaliyetlerden elde ettikleri kazançlar, ziraî kazanç olarak mütalâa edilecektir.

Diğer taraftan Gelir Vergisi Kanununun 52 inci maddesi hükmü icabı olarak, ziraî faaliyetle iştigal eden kollektif ve komandit şirketlerin ortaklarının bu şirketlerden aldıkları hisseler ticarî kazanç mevzuuna girecektir. Kanunun ticarî kazançlara müteallik 37 inci maddesinde, (66 ıncı madde hükmü mahfuz tutulmak suretiyle) adi ve eshamlı komandit şirketlerde komandite ortakları şirket kârından aldıkları payların şahsi ticarî kazanç hükmünde olduğu açıklanmıştır. Kanunun 52 inci maddesinde, komandit şirketlerin ortakları için komandite ve komanditer şeklinde bir tefrik yapılmadığından, mezkûr hükümden, ziraî faaliyetle iştigal eden komandit şirketlerde gerek komandite ve gerekse komanditer ortakların şirketten aldıkları hisselerin ticarî kazanç sayılacağı tarzında bir mana çıkarılabilirsede; bu netice, Gelir Vergisi Kanununda yer alan, adi ve eshamlı komandit şirketlerde komandite ortakların şirketten aldıkları payların ticari kazanç olduğuna dair 37 inci madde ile, komanditlerin kâr hisselerinin menkul sermaye iradı olduğuna dair 75 inci madde hükümlerine aykırı düşeceğinden, 52 inci maddenin bu şekilde manalandırılmasına imkân bulunmamaktadır.

Bu itibarla mezkûr maddenin son fıkrası hükmünün Gelir Vergisi Kanununun umumi prensiplerine uygun olarak :

– Kollektif şirketler ile adi ve eshamlı komandit şirketlerin ziraî faaliyetle iştigal etseler dahi çiftçi sayılmıyacakları,

– Ziraî faaliyetle iştigal eden kollektif şirket ortakları ile adi ve eshamlı komandit şirketlerin komandite ortaklarının bu şirketlerden aldıkları payların ticarî kazanç ve komanditer ortakların şirketlerinden elde ettikleri kâr hisselerinin menkûl sermaye iradı addolunacağı,

Şeklinde anlaşılması ve tatbiki gerekmektedir.

Ziraî faaliyetle iştigal eden sermaye şirketlerinin ortaklarının durumuna gelince : Bu gibi şirketler gerçek kişi durumunda olmadığından çiftçi sayılmıyacaklar ve Gelir Vergisi Kanununun 75 inci maddesi hükmü gereğince, anonim şirketlerdeki hisse senetlerinden elde edilen temettüler, limited şirket ortakları ile adi ve eshamlı komandit şirketlerde komanditer ortakların kâr hisseleri ve Kanunda belirtilen şartlarla kooperatif şirketlerin dağıttıkları kazançlar, menkul sermaye iradı addedilecektir.

MÜKELLEFİYET ŞEKLİ

Tam mükellefiyet : Gelir Vergisi Kanununun 3 üncü maddesinde yazılı gerçek kişiler Türkiye içinde ve dışında elde ettikleri kazanç ve iratlarının tamamı üzerinden vergilendirilirler.

Dar mükellefiyet : Gelir Vergisi Kanununun 6 ıncı maddesinde yazılı Türkiye'de yerleşmiş olmayan gerçek kişiler sadece Türkiye'de elde ettikleri kazanç ve iratlar üzerinden vergilendirilirler. Dar mükellefiyette ziraî kazancın Türkiye'de elde edilmiş sayılabilmesi için, ziraî faaliyetin Türkiye'de icra edilmesi lâzımdır.

VERGİDEN MUAF ÇİFTÇİLER

Gelir Vergisi Kanununun 10, 11, 12, 13 ve 14 üncü maddeleri çiftçilerin hangi şartlar altında gelir vergisinden muaf tutulacağını tesbit etmiştir.

Bu hükümlerle, küçük çiftçiler vergiden muaf tutulmuş ve muafiyetten istifade için gerekli ölçüler tesbit olunmuştur. Bu ölçüler, aile reisi beyanına tabi ziraî gelirlerde aile reisi, eş ve küçük çocuklar için, ortaklıklarda ise ortakların tamamı için toplu olarak nazara alınacaktır.

A – Muaflığın hududu : Küçük çiftçi muaflığı sadece ziraî kazançlara münhasırdır. Küçük çiftçi muaflığı şartlarını haiz olanlar, mevcut olduğu takdirde diğer kazanç ve iratları üzerinden Gelir Vergisi Kanunu hükümleri dairesinde vergilendirilirler.

aa) Kanunun 52 inci maddesinde ziraî faaliyetle iştigaf eden kollektif ve komandit şirketlerin çiftçi sayılmayacağı ve kollektif şirket ortakları ile komandit şirketlerin komandite ortaklarının bu şirketlerden elde ettikleri hisselerin ticarî kazanç hükmünde olduğu açıklandığından, bu gibi şirketlerin ortakları küçük çiftçi muaflığından istifade edemiyecektir.

bb) Ziraî faaliyetle iştigal eden anonim, limited, kooperatif şirketlerin ortakları ile adi ve eshamlı komandit şirketlerin komanditer ortaklarının bu şirketlerden elde ettikleri temettü veya kâr hisseleri Kanunun 75 inci maddesi ile menkul sermaye iradı olarak vasıflandırıldığından, bu gibi şirketlerin ortakları da küçük çiftçi muaflığından faydalanamıyacaklardır.

cc) Diğer ticarî, sınaî ve meslekî kazançları dolayısiyle gerçek usulde gelir vergisine tabi bulunanlar küçük çiftçi muaflığından istifade edemeyeceklerdir.

dd) Kanunun 11 inci maddesinde sadece gerçek usulde gelir vergisine tabi bulunanların kazançları tasrih edildiğinden, Gelir Vergisi Kanununun 46 ve 69 uncu maddelerine tevfikan kazançları götürü olarak tesbit edilen ticaret, sanat ve serbest meslek erbabı, gerekli şartları haiz oldukları takdire küçük çiftçi muaflığından faydalanabilirler.

ee) Ticarî, sınaî ve meslekî kazançları gerçek usulde tesbit olunanlar hariç olmak üzere, gerçek usulde tesbit olunan diğer kazanç ve iratları dolayısiyle gelir vergisine tabi olanlar da küçük çiftçi muaflığından istifade edebilirler.

B – Muaflığın şartları : Küçük çiftçi muaflığının tayin ve tesbiti için kanunda iki ölçü vazedilmiştir. Bunlardan birinci (işletme büyüklüğü ölçüsü) diğeri de (satış tutarı ölçüsü) dür.

İşletme büyüklüğü ölçüsü : Gelir Vergisi Kanununun 12 inci maddesinde ana ziraat gurupları için işletme büyüklüğü ölçüleri tesbit edilmiştır. Ziraî işletmeleri bu maddede yazılı ölçülerin üstünde bulunan çiftçiler gelir vergisine tabi olacaklardır. Bu guruplardan birden fazlasının içine giren ziraî faaliyetlerin bir arada yapılması halinde, her bir gurup için tayin edilen ölçüler ayrı ayrı aşılmadığı takdirde küçük çiftçi muaflığı devam edecektir.

Satış tutarı ölçüsü : Gelir Vergisi Kanununun 13 üncü maddesinde, muaflığın ikinci şartı olarak, bir takvim yılı içindeki ziraî mahsul satış bedellerinin onbeş bin lirayı aşmaması, derpiş olunmuştur. Bu itibarla, ziraî işletmeleri işletme büyüklüğü ölçülerinin altında bulunan çiftçiler, bir takvim yılı içinde onbeşbin lirayı geçen miktarda ziraî mahsul sattıkları takdirde, küçük çiftçi muaflığından istifade edemiyeceklerdir.

Arazi üzerinde yapılmayan ziraî faaliyetler ve kara ve su avcılığında ve Gelir Vergisi Kanununun 12 inci maddesinde işletme büyüklüğü ölçüsü gösterilmeyen ziraî faaliyetlerde, muaflık sadece satış tutarı ölçüsüne göre tayin olunacaktır.

C – Muaflığın kazanılması veya kaybedilmesi : Ziraî işletme ölçüleri Gelir Vergisi Kanununun 12 ve 13 üncü maddelerinde yazılı hadleri aşan çiftçiler, bu durumun husule geldiği tarihi takip edan takvim yılı başından itibaren muaflığı kaybederler. Bu suretle mükellefiyete girenler, muafiyet şartlarının kalktığı tarihten itibaren bir ay içinde keyfiyeti Vergi Dairesine bildirmeğe ve mükellefiyetle ilgili ödevlerini Vergi Usul Kanununda belirtilen esaslar dairesinde yerine getirmeğe mecburdurlar.

Mükellef durumunda iken Gelir Vergisi Kanununun 12 ve 13 üncü maddelerinde yazılı hadlerin altına düşmek suretiyle muafiyet şartlarını iktisap edenler, müteakip vergilendirme döneminden itibaren küçük çiftçi muaflığından faydalanırlar. Bu şekilde muafiyet kazananlar, Vergi Usul Kanunu hükümlerine tevfikan mükellefiyet şartlarının kalktığı tarihten itibaren bir ay içinde keyfiyeti vergi dairesine bildireceklerdir.

ZİRAÎ KAZANÇ İSTİSNASI

Gelir Vergisi Kanununun 19 uncu maddesi ile, bir vergilendirme döneminde elde edilen ve toplamı onbin liraya kadar olan safi ziraî kazançların beşbin lirası gelir vergisinden istisna edilmiştir. Biı istisna, küçük çiftçi muaflığından faydalanamayan, fakat ziraî safi kazancı da onbin lirayı aşmayan çiftçilerin faydalanacakları bir hükümdür.

Bu hükmün uygulanmasında ziraî kazançların safi miktarları esas alınacaktır. Safi ziraî kazancın ne şekilde tesbit olunacağı Kanunun 54, 55, 56, 57 ve 58 inci maddelerinde açıklanmıştır. Bu maddelere tevfikan tesbit edilen safi ziraî kazanç miktarı onbin liradan fazla olmadığı takdirde, bunun beşbin lirası gelir vergisinden müstesnadır.

Gelirleri aile reisi tarafından beyan edilecek olanlar için bu istisna haddi, aile reisi, eş ve velâyet altındaki küçük çocuklara ait safi ziraî kazançların toplamına göre tayin edilir. Bu toplamı onbin liralık istisna haddini aşmadığı takdirde aile fertlerinden her biri ziraî gelirleri nisbetinde istisnadan faydalanır.

Gelir Vergisi Kanununun 93 üncü maddesi gereğince, Medenî Kanunun cevaz verdiği hallere münhasır olmak üzere ayrı yaşıyan eşin geliri aile reisi tarafından bildirilmiyeceğinden, bu istisna haddinin tesbitinde, yukarıda belirtilen hallere münhasır olmak üzere, ayrı yaşıyan eşin ziraî kazançları nazara alınmıyacaktır. Bu durumdaki eş de Kanunda zikredilen şartları haiz olduğu takdirde, istisnadan faydalanacaktır.

Ticarî veya mesleki kazançları dolayısiyle gerçek usulde gelir vergisine tabi olanlar ziraî kazanç istisnasından faydalanamazlar. Kanun, bu gibi kazançların gerçek usulde tesbiti şartını derpiş ettiğinden, Gelir Vergisi Kanununun 46 ve 69 uncu maddelerine tevfikan kazançları götürü olarak tesbit olunan ticaret ve serbest meslek erbabı için zirai kazanç istisnası tatbik edilir.

ZİRAÎ KAZANCIN TESBİT ŞEKİLLERİ

Gelir Vergisi Kanununun 53 ilâ 60 ıncı maddeleriyle ziraî kazancın tesbit şekil ve esasları ninzamlanmıştır. Ziraî kazancın tesbitine mütedair bu hükümler esas itibariyle ticarî kazancın tesbitine ait hükümlere benzemekte ise de bazı hususlarda aralarında önemli farklar mevcuttur.

Yıllık hasılat tutarı yüzbin liradan az olan çiftçilerin zirai kazançları götürü gider esasına, yıllık hasılat tutarı yüzbin lira veya daha fazla olan çiftçilerin ziraî kazançları gerçek kazanç esasına göre tesbit olunur. Yıllık hasılat tutarı yüzbin lira ile beşyüzbin lira arasında olanlar işletme hesabı esasına göre, beşyüzbin liradan fazla olanlar bilânço esasına göre defter tutacaklardır. İşletme hesabı esasına göre ziraî kazancın tesbitinde, Vergi Usul Kanununun 213 üncü maddesinde belirtilen (çiftçi işletme defteri) tutacaktır.

Ortaklık halinde ziraî işletmelerin zirai kazançlarının gerçek veya götürü usullerden hangisine göre tesbit edileceği hususunun tayininde, ortaklığın satış hasılatı tutarı esas alınır. Kanunun 52 inci maddesinde ziraatle iştigal eden kollektif ve komandit şirketlerin çiftçi sayılmıyacağı açıklandığından, bu gibi şirketlerin kazançlarının tesbiti ve defter tutmalarında Gelir Vergisi Kanununun ziraî kazançlar hakkındaki hükümleri uygulanmıyacaktır.

Gerçek usulde tesbit olunan diğer kazanç ve iratları üzerinden gelir vergisine tabi olan ve zirai faaliyetlerinden temin ettiği hasılat tutarı yüzbin liranın altında bulunan çiftçilerin ziraî kazancının gerçek usulde tesbit edileceğine dair Gelir Vergisi Kanununda herhangi bir hüküm mevcut değildir. Bu itibarla, gerçek kazançları üzerinden gelir vergisine tabi tüccar ve serbest meslek erbabı ile menkul ve gayri menkul sermaye iradı sahiplerinin, ziraî faaliyetlerden elde ettikleri yıllık hasılat tutarının yüzbin lirayı aşmaması halinde, ziraî kazançlarının götürü gider esasına göre vergilendirilmesi mümkün bulunmaktadır. Ancak, bu gibi ahvalde, 86 ıncı madde hükmü gözönünde tutulmak suretiyle, muhtelif kaynaklardan elde olunan gelirler toplanacaktır.

Yeni işe başlayan veya muafiyetten mükellefiyete geçen çiftçilerin işe başladıkları veya intikalin vuku bulduğu yıl içerisindeki kazançları götürü gider usulüne göre tesbit olunur. Diğer taraftan Vergi Usul Kanununun geçici 3 üncü maddesine göre, Gelir Vergisi Kanunun ilk uygulama yılında vergiye tabi çiftçilerin ziraî kazançları, satış tutarlarına bakılmaksızın, götürü gider usulüne tevfikan tesbit edilecektir. Ancak aynı madde ile, Kanunun mer'iyete girdiği tarihten itibaren bir ay içinde yazılı olarak müracaatta bulunmaları şartı ile, isteyenlere, gerçek kazanç esasını seçmek hakkı tanındığından, bu suretle seçim hakkını kullananlar ziraî kazançlarını gerçek kazanç esasına göre tesbit edeceklerdir.

A – Kazanç tesbiti esasları arasındaki münasebet : Götürü gider usulüne tabi çiftçiler, hasılat tutarı yüzbin lirayı (yüzbin dahil) aştığı takdirde müteakip vergilendirme dönemi başından itibaren gerçek kazanç esasına tabi tutulurlar. Gerçek kazanç usulüne tabi çiftçiler, hasılatlarının tutarının yüzbin liranın altına düşmesi halinde müteakip vergilendirme dönemi başından itibaren götürü gider esasına tabi tutulurlar.

Kazançları götürü gider esasına göre tesbit edilecek çiftçiler, bu usulden faydalanmak istemediklerini yazı ile vergi dairesine bildirdikleri takdirde, müteakip vergilendirme dönemi başından (yeniden işe başlayanlar işe başlama tarihinden) itibaren gerçek kazanç esasına geçebilirler. Bu şekilde gerçek kazanç usulünü kabul edenler aradan iki sene geçmeden bu usulden dönemezler.

Çiftçiler yazı ile müracaat etmek suretiyle işletme hesabı veya götürü gider usulleri yerine bilânço esasına tabi tutulmalarını isteyebilirler. Bu talep, müteakip vergilendirme dönemi başından, yeni işe başlayanlarda ise işe başlama tarihinden itibaren kabul edilir. Talepleri bu suretle kabul edilenler aradan iki sene geçmeden bilanço esasından dönemezler.

B – Götürü gider usulü : Götürü gider usulünde ziraî kazanç, çiftçinin bildireceği hasılattan götürü olarak hesaplanan gider tutarının indirilmesi suretiyle vergi dairesince tesbit olunur.

Bu usulde hasılat, Kanunun 56 ıncı maddesinde sayılan ve tahsil edilen veya tahsil edilecek meblağları ihtiva eden unsurlardan terekküp eder. Satılmaksızın müteakip yıla devreden mahsul hasılat meyanına ithal edilmez ve bunlar nev'i ve miktar itibariyle beyannamede gösterilmekle iktifa olunur.

Götürü gider, Vergi Usul Kanununa göre tayin edilen ve Gelir Vergisi Kanunun 57 inci maddesinde yazılı tediye edilen veya borçlanılan meblağları muhtevi unsurlardan terekküp eden gider emsallerinin hasılat tutarına tatbiki suretiyle bulunan miktardır. Ziraî faaliyetlerde kullanılan arazi ve binalarla ilgili kiralar ile aynî mahiyetteki vergi, resim ve harçlar da ayrıca ve gerçek miktarları üzerinden hasılattan indirilir. (Bina ve arazi vergileri, temizleme ve aydınlatma resmi gibi)

Götürü gider miktarının tesbiti için hasılata uygulanacak gider emsalleri, Vergi Usul Kanunu ve Ziraî Kazanç Ölçülerinin Tesbiti Hakkında Yönetmelik hükümleri dairesinde ziraî kazanç il komisyonlarınca takdir edilecektir.

Ziraî kazanç il komisyonları, götürü gider emsallerini vesair ziraî kazanç ölçülerini tesbit ederken, Vergi Usul Kanununun 46 ıncı ve Ziraî Kazanç Ölçülerinin Tesbiti Hakkındaki Yönetmeliğin 23, 24 üncü ve diğer maddelerinde belirtilen esasları nazarı itibara alacaklardır.

Vergi Usul Kanununun 47 inci maddesiyle ziraat birimleri :

aa) Tarla, bağ ve sebze ziraati ile ormancılıkta dönüm ,

bb) Ölçü olarak ağaç kabul edilenlerde ürün verecek hale gelmiş ağaç sayısı,

cc) Hayvancılıkta hayvan sayısı,

olarak tesbit edilmiş ve özellik gösteren ziraat nev'ilerine ait birimlerin Maliye ve Tarım Bakanlıkları tarafından belli edileceği hükme bağlanmıştır. Bu hükme istisnaden özellik gösteren ziraat nev'ilerine ait birimler ile ziraî faaliyet ve mahsul nev'ileri Ziraî Kazanç Ölçülerinin Tesbiti Hakkındaki Yönetmelikte tayin ve tesbit edilmiştir.

Ziraî kazanç ile komisyonlarınca ziraî kazanç ölçülerine ait takdirler yapılırken mezkûr Yönetmeliğe ekli (ziraî faaliyet sahaları, mahsulleri ve birimleri) başlıklı listede kayıtlı ziraî faaliyet ve mahsul nev'ileriyle birimleri esas alınacaktır. Bu listede bulunmayan bir mahsül çeşidine rastgelinmesi halinde, bu mahsül çeşidi de listeye eklenecek ve birimi Bakanlığımızdan sorulacaktır.

Ziraî kazanç il komisyonları ziraî kazanç ölçüleri tesbit edilecek her müstakil bölge için, yönetmeliğe ekli listede kayıtlı mahsul nevileri birer birer gözden geçirilmek suretiyle bu bölgede mevcut mahsul ve ziraî faaliyet nev'ilerini içine alan özel listeler tanzim edeceklerdir. Takdir yapılan bölgede bulunmayan mahsul çeşitleri ve ziraî faaliyet nev'ileri bu listelere ithal edilmiyecektir.

Ziraî kazanç il komisyonları, Vergi Usul Kanununun 46 ıncı maddesinin (a) fıkrasında belirtilen şekilde, ziraî faaliyetlere tesir eden tabii ve iktisadî şartlar bakımından farklılık gösteren bölgeler için ayrı ayrı ziraî kazanç ölçüleri takdir ederler. Mezkûr maddede belirtilen şekilde bir farklılığın mevcut olmaması halinde bir ilin tamamı veya bir kaç ilçe için müşterek olarak ziraî kazanç ölçüleri tesbit edilebilir. Bu şekilde bir farklılığın mevcudiyeti halinde bir ilçeye bağlı köylerden bir kısmı bölgelerden birine ve diğer kısmı bir başka bölgeye ithal olunabilir.

Ziraî kazanç il komisyonları tarafından tesbit edilen ziraî kazanç ölçüleri Bakanlar Kurulunun onayı ile yürürlüğe girer ve onayı müteakip Resmî Gazetede yayınlanır. Her bölgeye ait ölçüler ilgili valiliklere gönderilir. Valilikler bunları maliye teşkilâtına ve köy veya mahalle ihtiyar hey'etlerine tebliğ ederler. (V.U.K. 46 ilâ 48)

Ziraî kazanç il komisyonları tarafından tesbit edilen ziraî kazanç ölçülerine itiraz edilmez.

Ziraî kazanç ölçüleri ve bu meyanda götürü gider emsalleri üç yıl için tesbit olunur. Ancak, ölçülerin tesbitine esas olan unsurlarda önemli değişiklikler vukuubulduğu Maliye ve Tarım Bakanlıklarınca müştereken kararlaştırıldığı takdirde, uygulama süresi bir yıldan az olmamak üzere kısaltılabilir.

Ziraî kazanç il komisyonlarınca yapılan takdirlere ait listeler iki nüsha halinde en geç takdirin yapıldığı senenin Haziran ayı sonuna kadar. (1961 senesinde yapılan takdirler Ağustos 1961 ayı sonuna kadar) Maliye Bakanlığına gönderilecektir.

C – Gerçek ziraî kazanç usulü : Gerçek ziraî kazanç, ziraî işletme hesabı esasına göre tesbit edilir. Ancak, yıllık hasılatın tutarı beşyüzbin liradan fazla olan çiftçiler bilanço esasına göre defter tutmaya mecburdurlar.

İşletme hesabı esasına göre tesbit edilen ziraî kazanç, bir hesap dönemi içinde elde edilen hasılat ile yapılan giderler arasındaki müsbet farktır.

Gerçek usulde hasılât, Gelir Vergisi Kanununun 56 ıncı maddesinde sayılan ve tahsil edilen veya edilecek meblâğları ihtiva eden unsurlardan terekküp eder. Satılmaksızın müteakip yıla devreden mahsul hasılat meyanına ithal edilmez. Ancak bunlar nev'i miktar itibariyle beyannamede gösterilir.

Gerçek usulde giderler, Gelir Vergisi Kanununun 57 inci maddesinde sayılan ve tediye edilen veya borçlanılan meblâğları ihtiva eden unsurlardan terekküp eder. Gelir Vergisi Kanununun 41 inci maddesinde yazılı giderler hasılattan indirilmez.

Bilânço esasına göre tespit edilen ziraî kazanç, teşebbüsteki öz sermayenin hesap dönemi sonunda ve başındaki değerleri arasındaki müsbet farktır. Bu dönem zarfında sahip veya sahipler tarafından işletmeye ilâve olunan değerler bu farktan indirilir ve işletmeden çekilen değerler ise bu farka ilâve olunur. Bilânçoya dahil olup iratları vergiden müstesna bulunan menkul kıymetlerin iratları ziraî kazançtan indirilir.

Gerçek usulde ziraî kazancın tesbitinde, gerek işletme hesabı ve gerekse bilanço esasına tevfikan defter tutulması hallerinde hasılat ve giderler Gelir Vergisi Kanununun yukarıda zikredilen hükümleri dairesinde tesbit olunur.(*)

BEYANA MÜTEALLİK HÜKÜMLER

A – Gelirin toplanması : Gelir Vergisi Kanununun 85 inci maddesi ile, aksine bir hüküm mevcut olmadığı takdirde, mükelleflerin muhtelif kaynaklardan bir takvim yılı içinde elde ettikleri kazanç ve iratları (götürü usulde tesbit olunan kazanç ve ücretler dahil) için yıllık beyanname verecekleri ve bu kazanç ve iratları yıllık beyannamelerinde toplayacakları, hükme bağlanmıştır.

Aynı maddede, istisna hadleri (en az geçim indirimi istisnadan madut değildir.) içinde kalan kazanç ve iratlar için beyanname verilmiyeceği ve ticarî ve meslekî faaliyetlerinden kâr temin etmiyen tüccarlar ile serbest meslek erbabının, kollektif şirket ortakları ve komanditelerin yıllık beyanname vermeye mecbur oldukları açıklanmıştır.

Madde metninde münhasıran tüccar ve serbest meslek erbabı tasrih edilmiş olduğundan, ziraî faaliyetlerden zarar eden çiftçilerin yıllık beyanname vermeleri mecburi değildir. Ancak bu takdirde, çiftçilerin kendi ihtiyarları ile verecekleri beyannamelerin kabul edileceği tabiidir.

B – Toplama yapılmayan haller : Gelir Vergisi Kanununun 86 ıncı maddesi gereğince, tam mükellefiyette vergiye tabi gelir sadece :

aa) Ücretlerden,

bb) Götürü olarak tesbit edilen ticarî, ziraî veya mesleki kazançlardan,

cc) Veya yukarıdaki fıkralarda sayılanların hepsinden, ibaret ise, gelir toplanmaz.

Bu maddede zikredilen gelir unsurları, Kanunun 46, 54, 61, 64 ve 69 uncu maddelerinde belirtilen götürü ticarî kazançlar, götürü ziraî kazançlar, gerçek ve götürü ücretler ve götürü sebest meslek kazançlarıdır.

Bu duruma göre, ziraî kazançları gerçek usulde tesbit edilen çiftçiler mutlak surette bir takvim yılı içinde elde ettikleri kazanç ve iratları toplamak suretiyle yıllık beyanname vereceklerdir. Ancak, ziraî kazançları götürü olarak tesbit olunan çiftçiler, gelir kaynaklarının münhasıran 86 ıncı maddenin (a) fıkrasında sayılanlardan ibaret bulunması halinde, bu kabil gelirlerini verecekleri beyannamede toplamıyacaklardır. Bu durumdaki çiftçiler, Kanunun 54 ve 56 ıncı maddeleri gereğince, bir vergilendirme dönemi içinde elde ettikleri hasılatı ve Kanunda zikredilen bir kısım gerçek masraflarını ve satılmaksızın müteakip yıla devreden mahsullerin cins ve miktarını, mahiyeti ilerdeki bölümlerde belirtilecek yıllık beyanname ile bildirmekle iktifa edeceklerdir.

Ziraî kazançları götürü olarak tesbit edilen çiftçilerin 86 ıncı maddenin (a) fıkrasında sayılanlar dışında kalan kaynaklardan gelir elde etmeleri halinde, bütün gelirlerini toplamaları götürü olarak tesbit olunan ziraî kazançlar da dahil ve yıllık beyanname vermeleri lâzımdır.

C – İhtiyari toplama : Gelir Vergisi Kanununun 87 inci maddesine göre, tam mükellefiyette yıllık gayri safi kazanç ve iratların toplamı beşbin lirayı aşmayan mükelleflerin, bu kazanç ve iratlarından tevkif yoliyle vergisi kesilmiş bulunanların beyannamelerine ithal etmeleri ihtiyaridir. Ücretler ve götürü usulde tesbit olunan kazançlar ile kazanç ve iratların istisna hadleri içinde kalan kısımları beşbin liralık haddin hesabında nazara alınmaz.

Bu duruma göre, ihtiyari toplama imkânından istifade edilebilmesi için, kazanç ve iratların gayri safi tutarının beşbin lirayı aşmaması lâzımdır. Ancak, ücretler ve götürü usulde tesbit olunan kazançlar ile kazanç ve iratların istisna hadleri içinde kalan kısımları bahis konusu ihtiyari toplama haddinin hesabında nazara alınmıyacaktır.

aa) Kanunun 61 ve 64 üncü maddelerinde belirtilen gerçek ve götürü ücretler ile 46, 54 ve 69 uncu maddelerinde belirtilen götürü ticarî, ziraî ve serbest meslek kazançları miktarlarına bakılmaksızın beşbin liralık haddin içine dahil edilmiyecektir.

bb) Kanunun 17, 18, 19, 20, 21, 22 inci maddelerinde zikredilen istisna hadleri de, ilgili maddelerde derpiş olunan kayıt ve şartlara bağlı olarak, beşbin liralık ihtiyari toplama haddinin hesabında nazara alınmıyacaktır.

cc) Kanunda ticarî, ziraî veya meslekî kazançlarını yıllık beyanname ile bildirmek mecburiyetinde olanların ihtiyari toplama hakkından faydalanamıyacağı açıklandığından, ziraî kazançları gerçek usulde tesbit olunan çiftçiler ihtiyari toplama hükmünden istifade edemezler. Ziraî kazançları götürü usulde tesbit olunanlar, bu kazançları dolayısiyle yıllık beyanname vermeleri gerekmesine rağmen, 87 inci maddenin ikinci fıkrasındaki mutlak hüküm muvacehesinde ihtiyari toplamadan faydalanacaklardır.

D – Zararların mahsubu ve nakli : Gelir toplanmasında, gelir kaynaklarının bir kısmında hasıl olan zararlar, diğer kaynakların kazanç ve iratlarından mahsup edilir. Kanunun 81 inci maddesinin 1 ve 2 numaralı bendlerinde yazılı muamelelerden doğan zararların mahsubu mümkün değildir. Aile reisi beyanında, eş ve çocukların gelir kaynaklarında hasıl olan zararlar aile reisinin gelirinden mahsup edilebileceği gibi, aile reisinin gelir kaynaklarında hasıl olan zararlar eş ve çocukların gelirinden de mahsup olunabilir.

Mahsup neticesinde kapatılmıyan zarar kısmı, müteakip yılların gelirinden indirilir. Arka arkaya üç yıl içinde mahsup edilemiyen zarar bakiyesi müteakip yıllara naklonulmaz.

aa) Vergiye tabi gelirin münhasıran 86 ıncı maddenin (a) fıkrasında sayılanlardan ibaret olması halinde toplama yapılmıyacağındân; götürü usulde tesbit olunan ziraî kazançlar bakımından herhangi bir mahsup muamelesi bahis konusu olmadığı gtbi, götürü olarak tesblt olunan ziraî kazançlardan kazançların götürü usulde tesbit olunduğu vergilendirme dönemlerine ait zararlar indirilemez.

bb) Ziraî kazançları götürü usulde tesbit olunan çiftçilerin; 86 ıncı maddenin (a) fıkrasında sayılanlar haricinde kalan gelirleri dolayısıyle toplama yapmaları halinde, götürü olarak tesbit olunan ziraî kazançlarından diğer gelir kaynaklarında hasıl olan zararlar mahsup edilebilir.

cc) Gerçek ziraî kazanç usulünden götürü ziraî kazanç usulüne geçilmesi halinde, ziraî kazancın gerçek usulde tesbit olunduğu vergilendirme dönemlerine ait zararlar götürü olarak tesbit olunan ziraî kazançtan mahsup edilemez. Ancak 86 ıncı maddenin (a) fıkrasında sayılanlar haricinde kalan gelirler dolayısıyle toplama yapılması halinde, ziraî kazançların gerçek usulde tesbit olunduğu vergilendirme dönemlerine ait zararların, diğer kaynakların kazanç ve iratlarından ve bu meyanda götürü usulde tesbit olunan ziraî kazançtan mahsubu mümkündür.

dd) Götürü ziraî kazanç usulünden gerçek zirai kazanç usulüne geçilmesi halinde, zirai kazancın götürü usulde tesbit olunduğu vergilendirme dönemlerine ait zararlar, yukarıda (aa) fıkrasında belirtilen sebeplerle diğer kaynaklardan elde olunan kazanç ve iratlardan ve bu meyanda gerçek usulde tesbit olunan ziraî kazançtan mahsup edilemez.

E – Sigorta pirimi, bağış ve yardım indirimleri : Yıllık beyanname ile bildirilen gelirlerden Gelir Vergisi Kanununun 89 uncu maddesinin 1 ve 2 numaralı fıkralarında gösterilen sigorta pirimleri, bağış ve yardımlar indirilebilir. Bu maddede sayılan indirimler şunlardır :

aa) Mükellefin şahsına, eşine ve küçük çocuklarına ait hayat, sakatlık, hastalık, analık, doğum, tahsil gibi şahıs sigortalarının pirimleri (her sigortalı için yılda ikiyüz lirayı aşmamak, gelirin elde edildiği yılda ödenmiş olmak, beyannameye alınmış ücretler varsa bunların safi miktarlarının hesaplanması sırasında ayrıca indirilmemiş bulunması şartiyle, eşlerin ve çocukların kendi gelirleri için ayrı beyanname vermeleri halinde, bunlara ait sigorta pirimleri aile reisi gelirinden indirilemez.)

bb) Yıllık gelirin % 5 ini aşmamak şartiyle kamu menfaatlerine yararlı derneklere makbuz karşılığında yapılan bağış ve yardımlar.

Yukarıda ilgili kısımlarda belirtildiği üzere, gerçek usulde tesbit edilen ziraî kazançlarda olduğu gibi, götürü gider usulüne göre tesbit olunan ziraî kazançlar için de yıllık beyanname verileceğinden, bu maddede zikredilen indirimlerin beyan edilen bu kabil kazançlara da uygulanması mümkündür.

F – Matrahtan indirilmiyecek paralar : Gelir Vergisi Kanununun 90 ıncı maddesi gereğince, gelir vergisi ile diğer şahsi vergiler ve her ne şekilde olursa olsun vergi cezaları gelir vergisinin matrahından ve gelir unsurlarından indirilemez.

G – Yıllık beyannamenin şekli : Yıllık beyannamelerin şekil, muhteva ve ekleri Maliye Bakanlığınca tertip ve tanzim olunur. Mükellefler beyanlarını bu beyanname ile yapmaya veya bu beyannamelerde yazılı bilgilere mütenazır olarak bildirmeye mecburdurlar. Götürü ziraî kazançların bildirilmesine ait özel yıllık beyannamelerin şekil ve muhteviyatı Bakanlıkça tesbit olunacaktır.

Kanunun 91 inci maddesinde yıllık beyannameye bilanço ve kâr ve zarar cetveli bağlanması keyfiyeti sadece ticarî kazançlar için derpiş olduğundan, ziraî kazançlarını bilanço esasına göre tesbit eden mükelleflerin beyannamelerine bilanço kâr ve zarar cetvelini bağlamaları mecburi değildir.

Adi ve kollektif şirket ortakları ile komandit şirketlerde komanditler beyannamelerine şirketin bilançosunu, kâr ve zarar cetvelini veya işletme hesabı hülasasını bağlarlar ve şirket mukavelesine göre sermayelerini, şirket kârındaki hisselerini beyannamelerinde ayrıca gösterirler.

Beyannamelerine dahil kazanç ve iratları üzerinden tevkif suretiyle vergi ödemiş olanlar, vergi kesenlerin ad ve soy adlarını, varsa ticaret unvanlarını ve kendilerince malûm ise adreslerini, kesilen vergilerin miktarlarını gösterir bir cetveli beyannamelerine bağlarlar.

H – Yıllık beyannamenin verilmesi : Gelir Vergisi Kanununun 92 inci maddesi gereğince, her takvim yılına ait beyanname ertesi yıl başından Mart ayı sonuna kadar olan devrede :

aa) Tam mükellefiyette Gelir Vergisi Kanununun 106 ıncı maddesi gereğince vergiyi tarha yetkili vergi dairesine,

bb) Dar mükellefiyette, Türkiyede vergi muhatabı mevcutsa, onun Türkiyede oturduğu yerin, Türkiyede vergi muhatabı yoksa iş yerinin (iş yeri birden fazla ise, vergi muhatabınca tayin edilecek iş yerinin) bulunduğu mahal vergi dairesine.

Verilir veya taahhütlü olarak posta ile gönderilir.

Takvim yılı içinde memleketi terk edenlerin beyannameleri memleketi terke tekaddüm eden onbeş gün, ölüm halinde ölüm tarihinden itibaren dört ay içinde verilir.

Vergi Usul Kanununun 174 üncü maddesine istisnaden kendilerine özel hesap dönemi tanınan mükellefler yıllık beyannamelerini, özel hesap döneminin kapandığı seneyi takip eden sene başından Mart ayı sonuna kadar olan devrede verirler.

Gelir Vergisi Kanununun götürü gider usulünde ziraî kazancın tesbitine müteallik 54 üncü maddesinde, bu usulde safi ziraî kazancın, çiftçinin beyan edeceği hasılattan, ziraî faaliyette kullanılan arazî ve binalarla ilgili kiralarla aynî mahiyetteki vergi, resim ve harçların ve götürü olarak hesaplanan gider tutarının indirilmesi suretiyle hesaplanacağı açıklanmıştır. Diğer taraftan aynı Kanunun 85 inci maddesinde ise, götürü usulde tesbit olunan kazanç ve ücretler dahil olmak üzere ikinci maddede yazılı kazanç ve iratlar için (bu kanunda aksine hüküm olmadıkça) yıllık beyanname verileceği ve bu kazanç ve iratların bir araya getirilerek yıllık beyannamede toplanacağı hükme bağlanmış olduğundan, götürü gider usulüne göre tesbit edilen ziraî kazançlara ait gelir vergisinin tarhı usulü hakkında kanunda başka bir hüküm derpiş edilmemiş bulunduğundan, geliri götürü usulde tesbit edilen zirai kazançtan ibaret olan çiftçilerin bu gelirleri dolayısiyle yıllık beyanname vermeleri gerekmektedir.

Ancak, Kanunun 86 ıncı maddesinin (a) fıkrasına göre, tam mükellefiyette vergiye tabi gelir sadece ücretlerden, götürü olarak tesbit edilen ticarî, ziraî veya meslekî kazançlardan veya bunların hepsinden ibaret bulunduğu takdirde, bu kazanç veya ücretler yıllık beyannamede toplanmıyacağından, götürü gider usulüne göre tesbit edilen ziraî kazançları dolayısiyle yıllık beyanname verecek çiftçiler, şayet ücret ve götürü usulde tesbit olunan ticarî ve meslekî kazançları mevcut ise, bunları yıllık beyannamelerine ithal etmiyeceklerdir.

İ – Aile reisi beyanı : Gelir Vergisi Kanununun 93 üncü maddesi gereğince, tam mükellefiyette aile reisi ile birlikte yaşıyan eşlerin ve velâyet altındaki çocukların yıllık beyanname ile bildirilmesi icabeden gelirleri, aile reisi tarafından tek beyanname ile bildirilir. Bu halde aşağıdaki esaslara riayet olunur.

aa) Eşlerin ve çocukların her birinin gelirleri beyannamede ayrı ayrı gösterilir. Geliri olan eşler beyannameyi ayrıca imzalarlar.

bb) Beyanname gösterilen bütün gelirler birleştirilmek suretiyle toplam yapılır ve bu toplam üzerinden vergi aile reisi namına tarh olunur.

cc) Eşlerin her biri yalnız kendi gelirine isabet eden vergi kısmından sorumludur. Verginin eşlere isabet eden kısımları, bunların aile geliri içindeki hisseleri nisbetinde hesaplanır.

Bu madde hükmünün uygulanmasında, aile reisi eşler için koca, velâyet altındaki küçük çocuklar için baba, baba ölmüş veya velâyeti nezdedilmişse anadır.

Medeni Kanunun cevaz verdiği hallere münhasır olmak üzere, ayrı yaşıyan eşin geliri hakkında bu madde hükmü uygulanamaz.

Aile reisi beyanında Medeni Kanun hükümlerine tevfikan yapılan evlenmeler esas alınacaktır.

VERGİ TEVKİFATI VE MUHTASAR BEYANNAME

A – Vergi tevkifatı : Gelir Vergisi Kanununun kazanç ve ücretlerde vergi tevkifatı müteallik 94 üncü maddesine göre (4 Şubat 1961 tarih ve 10725 sayılı Resmî Gazetede yayınlanan düzeltilmiş metin) gerçek gelirini beyana mecbur çiftçiler :

aa) İstisnadan faydalanan ücretler hariç olmak üzere hizmet erbabına ödenen ücretlerden ,

bb) İstisnadan faydalananlar hariç olmak üzere 61 inci maddede sayılan ücret hükmünde olan ödemelerden,

cc) Kanunun 18 inci maddesinde yazılı olanlar ile kazançları götürü olarak tesbit edilen serbest meslek erbabına ve noterlere serbest meslek faaliyetlerinden dolayı yapılan ödemeler hariç olmak üzere yaptıkları serbest meslek işleri dolayısiyle bu işleri icra edenlere yapılan ödemelerden,

dd) Kanunun 42 inci maddesi şumulüne giren işler dolayısiyle bu işleri yapanlara (Kurumlar dahil) ödenen istihkak bedellerinden,

İstihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben (avans olarak ödenenler dahil) tevkifat yapmağa mecburdurlar.

Tüccar, serbest meslek erbabı ve çiftçilerin bu maddeye göre yapacağı tevkifatın ticarî, serbest meslek ve ziraî faaliyetlerle ilgili ödemelere nıünhasır olması lâzımdır. Tevkifi gereken verginin tediyeyi yapan tarafından deruhte edilmesi halinde bu vergi, bilfiil ödenen miktar ile tediyeyi yapanın yüklediği verginin toplamı üzerinden hesaplanır.

Bahis konusu maddeye göre, sadece gerçek gelirlerini beyana mecbur çiftçiler vergi tevkifatı yapacaklardır. Kazançları götürü usulde tesbit edilen çiftçiler ise bu madde mucibince vergi tevkifatı yapmağa mecbur değildirler. Kaldıki, Gelir Vergisi Kanununun 23 üncü maddesinin ikinci fıkrası ile götürü usulde vergiye tabi çiftçilerin ziraat işlerinde bilfiil çalışan işçilerin ücretleri esasen vergiden istisna edilmiştir.

B – Vergi tevkifatının gösterilmesi ve muhtasar beyanname : İş verenler, hizmet erbabına ödedikleri ücretlerden 94 üncü madde gereğince yaptıkları vergi tevkifatını, Vergi Usul Kanununun 238 inci maddesinde yazılı ücret bordrosunda göstermeğe mecburdurlar. Bahis konusu vergi tevkifatı ayrıca vergiyi tevkif edenin kayıt ve hesaplarında gösterilir.

Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesi gereğince vergi tevkifatı yapanlar, bir ay içinde yaptıkları ödemeler ile bunlardan tevkif ettikleri vergileri ertesi ayın yirminci günü akşamına kadar ödeme veya tahakkukun yapıldığı yer vergi dairesine bildirmeye mecburdurlar. Aynı belediye hudutları içinde muhtelif yerlerde yapılan ödemelerin ve tahakkukların ve bunlara ait vergilerin bir merkezden bildirilmesi caizdir.

Çalıştırdıkları hizmet erbabının sayısı 10 a kadar olan iş verenler, 94 üncü maddeye göre yapacakları bilcümle tevkifatla ilgili muhtasar beyannamelerini, bağlı oldukları vergi dairesine evvelden bildirmek şartiyle her ay yerine üç ayda bir verebilirler.

TARH MUAMELELERİNE AİT HÜKÜMLER

A – Tarh yeri : Gelir Vergisi Kanununun 106 ıncı maddesi gereğince, gelir vergisi mükellefin ikametgâhın bulunduğu mahal vergi dairesince tarh edilir. Şu kadarki :

aa) İş yeri ve ikametgâhı ayrı ayrı vergi daireleri bölgesinde bulunan mükelleflerin vergileri, Maliye Bakanlığınca uygun görüldüğü takdirde ve mükellefede evvelden bildirmek kaydiyle iş yerinin bulunduğu,

bb) Götürü usulde tesbit edilen ücretler ile gezici olarak çalışanların ticaret ve serbest meslek kazançlarının vergileri, bu ücret ve kazanç sahiplerinin ikametgâhlarının bulunduğu yerin vergi dairesince tarh edilmemişse, faaliyetlerini icra ettikleri,

cc) Dar mükellefiyete tabi olanların vergileri, beyannamelerini vermeye mecbur oldukları,

yerin vergi dairesince tarh olunur.

Bu hükümlere göre, genel olarak tarh yeri mükellefin ikametgâhının bulunduğu mahal vergi dairesidir. Ancak, Maliye Bakanlığı lüzum görülen ahvalde iş yeri ve ikametgâhları ayrı ayrı vergi daireleri bölgesinde bulunan mükelleflerin vergilerinin, iş yerinin bulunduğu mahal vergi dairesince tarh edilmesine karar verebilir.

Mezkûr maddenin 2 numaralı fıkrasında gezici olarak faaliyette bulunan çiftçiler kayıtlı bulunmadığından, bunların vergilerinin bu fıkra hükmüne istinaden faaliyetin icra edildiği yer vergi dairesince tarh edilmesi mümkün değildir.

B – Tarhiyatın muhatabı : Gelir Vergisi Kanununun 107 inci maddesine göre, gelir vergisi, bu vergi ile mükellef olan gerçek kişiler namına tarh edilir. Şu kadarki :

aa) Küçüklere kısıtlılarda, bunların nam ve hesabına kanuni temsilcileri,

bb) Aile reisi beyanlarında, gelir sahibi eş ve çocuklar hesabına aile reisi ,

cc) Verginin tevkif suretiyle alınması halinde, mükellef hesabına tevkifat yapmağa mecbur olanlar,

dd) Dar mükellefiyette mükellefin Türkiyede daimi temsilcisi mevcutsa mükellef hesabına daimi temsilci (Türkiyede birden fazla daimi temsilcinin mevcudiyeti halinde mükellefin tayin edeceği, tarhiyat tarihine kadar böyle bir tayin yapılmamışsa temsilcilerden her hangi birisi),

tarhiyata muhatap tutulurlar.

C – Vergilendirme dönemi : Gelir Vergisi Kanununun 108 inci maddesine göre, gelir vergisinde vergilendirme dönemi geçmiş takvim yılıdır. Ancak, mükellefiyetin takvim yılı içinde kalkması halinde vergilendirme dönemi, takvim yılı başından mükellefiyetin kalkması tarihine kadar geçen süreye inhisar eder. Mükellefiyet, ölüm ve memleketi terk hallerinde kalkar. İşi terk etmek mükellefiyetin kalkmasını gerektirmediğinden, vergilendirme dönemi takvim yılı sonuna kadar devam eder.

Vergi Usul Kanununun 174 üncü maddesine istisnaden kendilerine Maliye Bakanlığınca özel hesap dönemi belli edilen mükelleflerin vergilendirme dönemi, tayin olunan özel hesap dönemidir. Bu maddeye göre kendilerine özel hesap dönemi tayin edilenlerin ticarî ve ziraî kazançları, hesap dönemlerinin kapandığı takvim yılının kazancı sayılır. Bu durumda olan mükellefler yıllık beyannamelerini, özel hesap döneminin kapandığı takvim yılını takip eden yılın başından Mart ayı sonuna kadar olan süre içinde verirler.

D – Tarh zamanı : Gelir Vergisi Kanununun 109 uncu maddesine göre, gelir vergisi aşağıda yazılı zamanlarda tarh edilir :

aa) Beyanname ile bildirilen gelirlerin vergisi, beyannamenin verildiği günde, beyanname posta ile gönderilmişse vergiyi tarh edecek daireye geldiği tarihi takip eden yedi gün içinde,

bb) Götürü usulde tesbit edilen ücretlerin vergisi hizmetin ifa olunduğu bütçe yılının birinci ayında, bütçe yılı içinde işe başlayanların vergileri ise işe başlama tarihinden bir ay zarfında.

cc) Götürü usulde tesbit edilen ticaret ve serbest meslek kazançlarının vergisi, ticarî ve meslekî faaliyetin icra olunduğu takvim yılından sonra gelen bütçe yılının birinci ayında.

Beyanname ile bildirilen gelirin vergisi, yukarıda (aa) fıkrasında belirtilen süreler içinde tarhedileceğinden, gerçek veya götürü usulde tesbit olunan ziraî kazançların vergisi aynı zamanda tarhedilecektir.

109 uncu maddenin son fıkrası hükmü, bu maddenin 2 ve 3 numaralı bentlerinde yazılı götürü usulde tesbit olunan ücretler, ticarî ve meslekî kazançlara teallük ettiğinden, ziraî kazançları götürü usulde tesbit olunan çiftçilerin, verginin tarhı bakımından vergi karnesi almaları bahis konusu olmadığı gibi, medeni hal ve aile durumlarını yıllık beyannamelerinde göstermeleri halinde en az geçim indirimi tatbikatı bakımından da vergi karnesi almalarına mahal yoktur.

ZİRAÎ KAZANÇLARDA ASGARİ KAZANÇ ESASI

Gelir Vergisi Kanununun 112 inci maddesi ile, ziraî kazançları üzerinden vergiye tabi bulunanların beyan ettikleri veya götürü gider usulüne göre hesaplanmış olan kazançları, Vergi Usul Kanunu hükümleri mucibince yapılan ekim ve sayım beyanları ile bu konuda idare tarafından yapılan tahkikat neticeleri nazara alınmak ve Vergi Usul Kanununa tevfikan tesbit olunan ziraî kazanç ölçüleri esas tutulmak suretiyle hesaplanacak kazanç miktartarından açık bir surette düşük bulunduğu takdirde, bu kazançlar yerine takdir komisyonunca tayin olunan kazançların vergi tarhına esas alınacağı hükme bağlanmıştır.

Gine aynı maddeye göre, takdir komisyonlarınca kazanç takdiri yoluna gidilebilmesi için, düşüklüğün mükellef tarafından haklı sebeplerle izah olunamaması ve düşüklük sebeblerinin inceleme ile meydana çıkarılmamış bulunması şartları, derpiş olunmuştur. Ayrıca, bu maddeye istisnaden takdir komisyonunca takdir edilecek kazançların, mükellefin beyanından az olamıyacağı açıklanmıştır.

Zirai kazançlarda asgari kazanç esasının uygulanmasında, Vergi Usul Kanunu gereğince yapılan ekim sayım beyanları ile tesbit olunan ziraî kazanç ölçüleri esas alınacaktır.

Vergi Usul Kanununun 243 üncü maddesine tevfikan her sene yapılacak ekim ve sayım beyanlarında 52 seri numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde belirtilen esaslar uygulanacaktır.

Diğer taraftan Vergi Usul Kanununun 45 inci maddesinde zikredilen ziraî kazanç ölçüleri, aynı kanunun 46 ncı maddesine istinaden hazırlanan Ziraî Kazanç Ölçülerinin Tesbiti Hakkında Yönetmelik hükümleri dairesinde ziraî kazanç il komisyonları tarafından tesbit edilecektir. Bu ölçülerin tesbiti, onaylanması ve yayınlanması hakkında (ziraî kazancın tesbit şekilleri) bölümünde gerekli açıklamalar yapılmıştır. Mezkûr bölümdede tasrih edildiği gibi, ziraî kazanç il komisyonlarınca tesbit olunan ölçülere ait listelerin iki nüsha halinde en geç takdirin yapıldığı senenin Haziran ayı sonuna kadar (1961 senesinde yapılan takdirlere ait listeler Ağustos ayı sonuna kadar) Maliye Bakanlığına gönderilmesi lâzımdır. Her bölgeye ait ziraî kazanç ölçüleri Bakanlar Kurulu tarafından onaylandıktan sonra Resmî Gazetede yayınlanacaktır. Ayrıca her bölgeye ait listeler ilgili valiliklere gönderilecek ve valilikler de bunları köy ve mahalle ihtiyar hey'etlerine ve maliye teşkilâtına tebliğ edilecektir.

Kanunun 112 inci maddesine tevfikan yapılacak vergi tarhiyatında, matrah takdir komisyonlarınca tesbit olunacaktır. Ziraî Kazanç il komisyonlarının bu maddeye göre yapılacak takdirlerle bir ilgisi yoktur.

Takdir Komisyonları matrah takdiri sırasında, Bakanlar Kurulu tarafından onaylanmış ziraî kazanç ölçülerine istinat etmeğe mecburdurlar. Ziraî kazanç ölçülerine ait cetvellerde yazılı hadlerden gayri hadlere istinat edilmesi zarureti hasıl olduğu takdirde, takdir komisyonları bu durumu mucip sebebleriyle belirtmeğe ve tevsike mecburdurlar.

VERGİNİN ÖDENMESİ

Gelir Vergisi Kanununun 117 inci maddesine göre, yıllık beyanname ve serbest meslek ve ticaret erbabının götürü kazançları üzerinden tahakkuk ettirilen gelir Vergisi, biri Mart diğeri Eylül ayında olmak üzere iki eşit taksitte ödenir. Maliye Bakanlığı gelirlerinin büyük kısmını zirai kazanç teşkil eden mükellefler hakkında, lüzum görülen hallerde, iki taksitten fazla olmamak üzere, muayyen istihsal mıntıkaları ve ziraat mahsullerine göre hususi ödeme zamanları tayin edebilir.

Zirai kazançları gerçek veya götürü usulde tesbit olunan çiftçiler yıllık beyanname vereceklerinden, bunların gerçek veya götürü usulde tesbit edilen ziraî kazançları üzerinden tahakkuk ettirilen gelir vergisi Mart ve Eylül aylarında ve iki eşit taksitle ödenecektir.

Mezkûr maddenin son fıkrasında belirtildiği üzere, Maliye Bakanlığı, gelirlerinin büyük kısmını ziraî kazanç teşkil eden mükellefler için, muayyen istihsal mıntıkaları ve ziraat mahsullerine göre iki taksitten fazla olmamak üzere, hususi ödeme zamanları tayin edebilecektir.

Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesi gereğince, gerçek gelirlerini beyana mecbur çiftçiler tarafından yapılan vergi tevkifatı, aynı Kanunun 119 uncu maddesine tevfikan vergiyi kesen çiftçiler tarafından muhtasar beyanname verilme süresi içinde bağlı bulundukları vergi dairesine yatırılacaktır.

Bilgi edinilmesi ve yukarıda belirtilen esaslar dairesinde işlem yapılması rica olunur.


(*) Güncelliği kalmamıştır.