193 sayılı Gelir
Vergisi Kanununun bazı madde ve fıkralarının değiştirilmesini ve bu kanuna bazı
hükümler eklenmesini öngören 26/6/1964 günlü ve 484 sayılı Kanunun 6 ncı maddesi
ile 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 91 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve aynı
kanunun 113 üncü maddesi hükümleri değiştirilmiş bulunmaktadır.
Gelir Vergisi Kanununda gider
bildirimi ve gider esası adiyle anılan ve bu vergide güvenliği sağlamak amaciyle
yer almış bulunan bu hükümlerin işleyişindeki aksaklıklar sebebiyle beklenen
faydayı sağlayamadığı için yapıldığı Hükümet tasarısına ait gerekçede
belirtilmiş olan değişikliklerin mahiyeti aşağıda açıklanmıştır :
A – Gider bildiriminde
bulunacak ve bildirilecek giderler :
1. Gider bildiriminde
bulunacaklar :
Gelir Vergisi Kanununun 91 inci
maddesinin üçüncü fıkrasının bu kanunla değiştirilmesinden evvelki hükmüne göre,
tam mükellefiyete tabi ve yıllık beyanname vermeğe mecbur olanlar, bu fıkrada
sözü edilen giderleri bildirmeğe mecbur idiler ve bu gibiler hakkında gider
esasına göre matrah tâyini mümkündü.
Değişik hükümle bir kısım kazanç
sahipleri bu mecburiyetin dışında tutulmuşlardır.
Ezcümle geliri;
a) Götürü gider usulüne göre
tesbit edilen ziraî kazançlardan,
b) Sair kazanç ve iratlardan,
c) Ücretlerden,
veya bunların toplamından ibaret
olanlarla,
d) 87 nci maddede yazılı ihtiyarî
toplama hakkından faydalanma imkânına sahip menkul ve gayrimenkul sermaye iradı
sahipleri gider bildiriminde bulunmayacaklar ve haklarında gider esasına göre
bir matrah tâyini söz konusu olmayacaktır.
Bunlar dışında kalan tam
mükellefiyete tabi gelir vergisi mükelleflerinin 91 inci maddede yazılı
giderleri bildirmeleri mecburidir. Bu giderleri kısmen veya tamamen bildirmemiş
olanlar hakkında Vergi Usul Kanununun 352 nci maddesine yeniden eklenmiş bulunan
5 numaralı bent hükmüne müsteniden ikinci derecede usulsüzlük cezası uygulanır
ve tabiatiyle bildirilmeyen giderler idarece tesbit olunur.
Bilindiği gibi, 193 sayılı Gelir
Vergisi Kanununun 202 sayılı Kanunla değişik 87 nci maddesinde, ticarî, meslekî
ve ziraî (götürü gider usulüne göre ziraî kazancı tesbit edilenler hariç)
kazançları için yıllık beyanname verenlerle dar mükellefiyete tabi olanlar
hariç, gelir vergisi mükelleflerinden, yıllık beyana tabi gayrisâfi kazanç ve
iratlarının toplamı 10.000 lirayı aşmıyanların bu kazanç ve iratlarından vergisi
tevkif suretiyle kesilmiş olanlarını, beyannamelerine ithal etmeleri
ihtiyarîdir.
Bu hükmün, 91 inci maddenin
yukarıda izah olunan fıkrası hükmü ile birlikte tetkiki sonucunda, sadece sair
kazanç ve iradı, ücretleri ve götürü gider usulüne göre tesbit olunan ziraî
kazançları için beyanname vermiş olanlarla ücretleri hariç diğer kazanç ve
iratlarının yıllık toplamı 10.000 lirayı aşmadığından dolayı, yukarıda mahiyeti
açıklanan 87 nci madde gereğince; münhasıran üzerinden tevkif suretiyle vergisi
alınmamış olan kazanç ve iratlarını beyannamelerinde göstermekle
yetinebilecekler, 91 inci maddede yer alan giderleri bu beyannamelerinde
bildirmiyecekler ve dolayısiyle bu gibiler hakkında gider esası
uygulanmıyacaktır.
Görülüyor ki yıllık beyanname
veren ticarî ve meslekî kazanç sahipleri ile gerçek usulde vergiye tabi ziraî
kazanç sağlayanlar, herhalükârde, gider bildiriminde bulunacaklardır.
Geliri ücretlerden, sair kazanç
ve iratlardan, götürü gider usulüne göre tesbit edilen ziraî kazançlardan veya
bunların toplamından ibaret olanlar yıllık beyanname verseler dahi gider
bildiriminde bulunmıyacaklardır. Vergiye tabi menkûl ve gayrimenkûl; sermaye
iratlarının veya bu iratlarla ücretleri dışında kalan vergiye tabi kazanç ve
iratlarının toplamı 10.000 lirayı aşmadığından dolayı 87 nci maddedeki
ihtiyarîlik hakkını kullanabilecek durumda olanlar gider bildiriminde
bulunmayacaklardır.
Menkûl ve gayrimenkûl sermaye
iradı veyahut her ikisinin toplamı 10.000 lirayı aşanlarla menkul veya
gayrimenkul sermaye iradı veya iratları 10.000 lirayı aşmamakla beraber bu
iratları haricinde ayrıca sair kazanç ve iradı veya götürü gider usulüne göre
tesbit olunan ziraî kazancı bulunan ve bunlarla birlikte yekûn geliri 10.000
lirayı aşdığından dolayı 87 nci maddeye göre ihtiyarîlik hakkı zail olanlar da
yıllık beyannamelerinde gider bildiriminde bulunmağa mecburdurlar.
2. Bildirilecek giderler
:
Gelir Vergisi Kanununun bu
kanunla değiştirilen 91 inci maddesinin değiştirilmesinden evvelki hükümlerine
göre, beş bentde zikredilen giderlere altıncısı eklenerek (geçim, ısıtma,
aydınlatma, telefon giderleri ile dernek ve kulüplere ödenen aidatların da)
beyanı mecburî kılınmış bulunmaktadır.
Bu giderlerin gerçek
miktarlarının tesbiti kabil değilse takribi miktarları bildirilebilecektir.
Ziraî kazançları dolayısiyle
gerçek usulde vergiye tabi mükellefler giderlerini beyana mecbur olanlar
arasında yer aldığı cihetle, bu mükellefler de yukarıda sözü edilen gider
unsurlarını bildireceklerdir. Ancak işletmede istihsal olunan ziraî mahsûllerin
teşebbüs sahipleri ile eşi ve velâyet altındaki çocukları tarafından istihlâk
olunan kısımları, vergilendirmede matrah dışında tutulduğu cihetle, gider
esasına göre hesaplanacak matrah tesbit olunurken de nazara alınmaması gerekli
görülmüş bu husus altı numaralı bentde parantez içine alınan bir hükümle
belirtilmiştir.
Fıkranın diğer bentlerinde
yapılmış olan değişiklikler sadece hükümlere açıklık vermek maksadına matuf olup
yeni bir esası ihtiva etmemektedir.
B – Gider esası (Madde 113)
:
1. Gider esasına göre matrah
farkının tesbitinde gözönünde tutulan gelir ve giderler :
a) Gelir :
Gider esasına göre matrah
farkının tesbiti sırasında iki hal mevcut olabilir. Mükellef yıllık
beyannamesini vermiş bu beyannamesinde gelirin ve özel mahiyetteki giderlerini
bildirmiştir. Bu durumda bildirilen giderlerin mukayesesinde mükellefin
beyannamesinde gösterdiği gelirin nazara alınması tabiidir.
Olabilirki mükellefin gider ve
gelir karşılaştırılması yapılmazdan evvel mükellef nezdinde bir vergi incelemesi
yapılmış ve inceleme sonucuna göre mükellefin gelir beyanında bir noksanlık
tesbit edilmiştir. Bu ahvalde, mükellefin özel giderlerinin vergi incelemesi ile
tesbit edilmiş olan matrah farkı da nazara alınmak suretiyle yekûn geliri ile
karşılaştırılması lâzım gelir.
b) Giderler :
Gider esasına göre matrah farkı
tesbitinde mükellefin geliri ile mukayesede nazara alınacak giderler 91 inci
maddede sözü edilen ve mahiyeti yukarıki A paragrafında belirtilmiş olan
giderlerdir.
Gelirle kıyaslamada esas
itibariyle mükelleflerin beyannamelerinde bildirdikleri gider rakamları nazara
alınır. Ancak mükellef, beyanı mecburî giderlerden herhangi bir kalemi hiç
göstermemiş de böyle bir giderinin mevcut olduğu vergi incelemeleri sırasında
maddî delillere dayanılarak tesbit edilmişse bu gider de gelirle gider
karşılaştırılmasında gözönünde tutulacaktır.
Aynı hal, noksan bildirilen
giderler için de varittir. 91 inci maddede yazılı giderlerden herhangi birisinin
noksan gösterildiği vergi incelemeleri sırasında maddî delillere dayanılarak
tesbit edilmişse, tesbit olunan gerçek miktarın mukayeseye esas alınması iktiza
eder.
Diğer taraftan, mükellefin
beyannamesinde bildirdiği özel giderlerinden herhangi birisinin miktar
itibariyle mükellefin yaşayış tarzı ve içtimaî seviyesi ve aile fertlerinin
adedi, yaşanılan yer itibariyle çok düşük olduğu görülür ve fakat incelemede
gerçek miktarın maddî delillere dayanılarak tesbiti de kabil olmazsa bu takdirde
gider miktarının tesbiti Takdir Komisyonlarından istenilebilecektir.
2. Gider esasına göre bulunan
matrah farkının 1000 liranın üstünde olması :
91 ve 113 üncü maddeler gereğince
gider esasına göre ikmalen vergi tarhı cihetine gidebilmek için mükellefin
yıllık beyannamesinde bildirdiği gelir ile giderleri arasındaki farkın 1000
liranın üstünde olması şarttır.
Gelir ve özel giderlerin
miktarlarını tâyin ederken bundan evvelki bendin a ve b paragraflarında verilen
izahatın gözönünde tutulması gerekir.
3. Giderlerin incelenmesi ve
giderlerde gelire nazaran fazlalık varsa bu fazlalığın başka kaynaklardan
sağlandığının mükelleflerce izah olunamaması :
Özel giderlerin gelire nazaran
1000 liranın üstünde bir fazlalık arzetmesi gider esasına göre vergi tarhı için
kâfi değildir. Ayrıca giderlerdeki bu fazlalığın başka bir kaynaktan
sağlandığının mükellefce izah edilememesi de şarttır.
113 üncü maddede, mükelleften
talep edilen bu izahatın
giderlerin incelemeye tabi tutulduğu sırada yapılacağı tasrih edilmiştir.
Bu durumda, gider esasına göre
tarhiyata tevessül edilebilmek için mükellefin beyana mecbur olduğu giderlerin
tam olup olmadığının ve miktarlarının doğruluk derecesinin incelenmesi
incelemede maddî delillere istinaden bildirilmeyen bir gider unsuru tesbit
edilirse bunun da nazara alınması lâzım gelir.
Ayrıca bildirilen veya tesbit
edilen giderin miktarı incelemeyi yapanı kat'i bir kanaata ulaştırmadığı
takdirde bu miktarı Takdir Komisyonuna tesbit ettirmek gerekir.
Giderlerin gerçeğe yakın şekilde
tesbitinden sonra bulunan toplam miktarla mükellefin beyanı mecburî geliri
karşılaştırılır ve giderlerde 1000 liranın üstünde bir fazlalık mevcutsa bu
takdirde bu fazlalığın nereden karşılandığı mükelleften sorulur.
Mükellefin izahları vergi
incelemelerinde takip olunan esaslara uygun şekilde tesbit edilmelidir.
Mükellef izahında, yaptığını
bildirdiği veya tesbit edilen giderlerin gelirini aşan kısmını nereden
karşıladığını açıkca göstermelidir.
Bu fazlalığın servetinden yaptığı
harcamalarla veya borçla yahut gelir vergisine tabi olmayan diğer bir kaynaktan
karşıladığını izah eder. Ve bu izahatı incelemeyi yapanı tatmin ederse ikmalen
tarh yoluna gidilmez. Mükellef bu hususları izah edemez veya verdiği izahat
kısmen veya tamamen tatmin edici bulunmazsa, Vergi Usul Kanunu hükümleri
dahilinde mükellef adına ikmalen vergi tarh ve tebliğ olunur.
4. Yapılacak ikmal tarhiyatına
ceza uygulanmaz :
Gider esasına göre tesbit olunan
matrah farkı üzerinden yapılacak tarhiyat dolayısiyle mükellef adına ceza
kesilmez.
Ancak yukarıda da işaret edildiği
veçhile 91 inci maddede yazılı giderlerin tamamının veya bir kısmının
bildirilmemesi halinde mükellef adına ikinci derece usulsüzlük cezası
kesilir.
5. Gider esasına göre
giderlerin ne suretle incelemeye tabi tutulacağı :
Mükellef izahlarının tesbit usulü
ve genel olarak bu müessesenin uygulanmasında inceleme elemanları ve idarenin ne
yolda hareket edeceği, 1964 yılında uygulanacak esaslar ayrı bir genelge konusu
yapılmıştır.
Bilgi edinilmesini ve gereğinin
yukarıki açıklamalar dahilinde yerine getirilmesini rica ederim.