|
31/07/1964
67 SERİ NO'LU GELİR VERGİSİ GENEL
TEBLİĞİ
193 sayılı Gelir Vergisi
Kanununun bazı madde ve fıkralarının değiştirilmesi ve bu kanuna bazı hükümler
eklenmesi hakkındaki 484 sayılı Kanun 8/7/1964 gün ve 11748 sayılı Resmî
Gazetede yayımlanmak suretiyle yürürlüğe girmiş bulunmaktadır.
Mezkür kanunun uygulanması ile
ilgili hususlarla ayrıca götürü usule tabi veya gelir vergisinden muaf ticaret
ve sanat erbabının mükellefiyet ve muafiyet durumlarında tereddüt edildiği
görülen sair konular hakkında gerekli açıklamalar aşağıdadır.
I – 484 sayılı Kanunun
uygulanması ile ilgili hususlar :
Özel şartlarda yapılan
değişiklikler :
484 sayılı Kanunun 4 üncü
maddesiyle 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 48 inci maddesinin 1 inci
fıkrasının 1-9 numaralı bentlerinde yazılı hadlerin % 25 (yüzde yirmibeş)
oranında indirilmesi kabul edilmiş ve geçici 1 inci maddesiyle de bu maddenin (4
üncü madde) 1964 takvim yılı başından itibaren uygulanacağı hükme
bağlanmıştır.
Bilindiği gibi, 193 sayılı
Kanunun 48 inci maddesiyle ticaret ve sanat erbabından götürü usule tabi
tutulacak olanlarda aranılacak özel şartlar tâyin olunmuştur.
Bu şartlar, anılan maddenin 1-10
uncu bentlerinde yazılı iş hacmi ölçüleri olup bunlar ya alım satım ya da
ücretlerden ibarettir. 484 sayılı Kanun, sözü geçen bentlerden 10 numaralı bendi
hariç bırakarak, diğerlerine (1-9 numaralı) ait hadlerde % 25 oranında bir
indirim yapılmasını kabul eylemiştir.
Kanunun bu hükmüne uyularak 48
inci maddesinin söz konusu 1-9 uncu bentlerinde yazılı hadlerde % 25 oranında
bir indirim yapılmış ve bu suretle bulunan miktarlara göre bentlerin aldığı
şekiller sırasiyle gösterilmiştir.
Götürü usule tabi olmanın özel
şartları :
Madde 48 – Götürü usule tabi
olmanın özel şartları şunlardır :
1. Alım, satım işleri ile imal,
inşa, tamir ve küçük sanat işlerinde, bir takvim yılı içinde satın alınan veya
ithal edilen emtianın, iptidai maddenin ve malzemenin mübayaa bedelleri tutarı
30.000 lirayı aşmamak;
2.Bir takvim yılı içinde satılan veya ihraç
edilen emtianın, iptidaî maddenin ve malzemenin satış bedelleri tutarı 36.000
lirayı aşmamak;
3. İptidaî madde, yardımcı
malzeme ve işçilik müşteriye ait olarak ücretli durumuna girmeksizin yapılan
imalât, tamirat, basım, inşaat ve küçük sanat işleri karşılığında bir takvim
yılı içinde alınan gayrisâfi ücret tutarı 6.000 lirayı aşmamak;
4. İptidaî madde ve malzeme
müşteriye, işçilik kendisine ait olarak yapılan imalât, tamirat, basım, inşaat
ve küçük sanat işlerinde yıllık gayrisâfi hasılat tutarı 22.500 lirayı aşmamak;
5. Bir ve üç numaralı bentlerde
yazılı işlerin memzucen yapılması halinde, bir takvim yılı içinde alınan ücret
veya hasılatın altı katı ile mubayaa bedellerinin yıllık tutarı toplamı 33.750
lirayı aşmamak;
6. Bir ve dört numaralı bentlerde
yazılı işlerin memzucen yapılması halinde, bir takvim yılında sağlanan gayrisâfi
hasılatın üçte bir fazlasiyle emtia, iptidai madde ve malzemenin mubayaa
bedellerinin tutarı toplamı 30.000 lirayı aşmamak;
7. Üç ve dört numaralı bentlerde yazılı işlerin
memzucen yapılması halinde, alınan gayrisâfi ücretlerin tutarlarının dört katı
ile sağlanan yıllık gayrisâfi hasılatın toplamı 22.500 lirayı aşmamak;
8. Otel, sinema, plâj, dansing ve
emsali eğlence ve istirahat yerleri işletenlerde, bu hizmetler karşılığında bir
takvim yılı içinde sağlanan yıllık gayrisâfi hasılat tutarı 6.000 lirayı
aşmamak;
9. Maden işletmeleri ile taş ve
kireç ocaklarında, kum ve çakıl istihsal yerlerinde, tuğla ve kiremit
harmanlarında bir takvim yılı içindeki satışların mecmu bedeli 36.000 lirayı
aşmamak;
Esnaf muaflığının
uygulanmasında özel şartlar :
193 sayılı Kanunun 9 uncu
maddesinde gelir vergisinden muaf tutulacak ticaret ve sanat erbabı gösterilmiş;
aynı maddenin 3, 6 ve 8 inci fıkralarında yazılı işlerle uğraşanların esnaf
muaflığından faydalanabilmeleri, kanunun 47 ve 48 inci maddelerinde yazılı genel
ve özel şartları haiz olmaları kaydına bağlanmıştır. Bu maddelerden 48 inci
maddenin 1-9 uncu bentlerindeki hadler 484 sayılı Kanunla indirilmiş olduğundan, bu bentler şümulüne
giren esnaf muaflığı indirimi miktarlara göre tâyin olunacaktır.
(Orman köylerinde 48 inci
maddenin 9 numaralı bendine giren ev sanatları ile uğraşanlar için özel şartlar
iki katı tutarı ile nazara alınacağından, bu gibilerin yeni kanun karşısındaki
esnaf muaflıkları da indirimli hadlere bakılmak suretiyle belli
edilecektir.)
484 sayılı Kanun hükmünün
şümulü :
193 sayılı Kanunun 48 inci
maddesinin 1-9 uncu bentlerindeki hadleri % 25 oranında indirime tabi tutan 484
sayılı Kanunun 4 üncü maddesi, geçici 1 inci maddesi uyarınca 1964 takvim
yılının birinci gününden itibaren uygulanmağa başlanacaktır.
Bu esasa göre, sözü geçen
bentlerde yazılı işlerle uğraşanların 1/1/1964-31/12/1964 dönemindeki iş
hacimleri (alım, satım ve ücret tutarları) yeni kanuna dayanılarak hesaplanan
indirimli hadlerle karşılaştırılacak; bu hadler aşılmadıkça mükellefler, eskiden
olduğu gibi, götürü usulden faydalanmakta devam edeceklerdir. Mezkûr hadler
aşıldığı takdirde 193 sayılı Kanunun 50 nci maddesi gereğince götürü usulün
şartları takvim yılı içinde kaybedilmiş olacağından, ilgililer ertesi takvim
yılının başında gerçek usulde mükellefiyete gireceklerdir.
193 sayılı Kanunun bu hususa dair
olan hükümlerinde bir değişiklik yapılmamış olduğundan bunların ayrıca izahına
lüzum görülmemiştir.
Misâl : 48 inci maddenin 6
numaralı bendinde yazılı 40.000 liralık had yeni kanunla 30.000 liraya
indirilmiştir. Kumaş ticaretiyle uğraşan bir mükellefin aynı zamanda terzilik de
yaptığını, terzilik atölyesinde müşteriler tarafından getirilen kumaşların
dikildiğini, astar, telâ, düğme gibi malzemelerin de yine müşteriler tarafından
verildiğini düşünelim.
Bu şahsın kumaş mağazasının bir
takvim yılı içindeki alım tutarı 20.000 lira; atölyeden sağlanan hasılat da
6.000 lira olsun.
Mükellefin götürü usulün özel
şartlarını haiz olup olmadığı anılan bent hükmüne göre şöyle bulunacaktır :
6.000 lira gayrisâfi hasılatın 1/3 ü (6000/3=) 2000 lira, 6000 liraya eklenecek,
çıkan (6000+2000=) 8000 lira, kumaş mağazasındaki alım bedelleri toplamı 20.000
lira ile birleştirilecek; çıkan (20.000+8000=) 28.000 lira, 48 inci maddenin 6
ncı bendindeki 30.000 lirayı aşmadığından, mükellefin durumunda bir değişiklik
olmayacaktır.
Esnaf muaflığından ve götürü
usulden faydalananların yanında çalışan ücretlilerin durumu :
484 sayılı Kanunla, ticaret ve
sanat erbabının götürülük şartları üzerinde -yukarıda belirtilen şekilde
değişiklik yapılmış, bunların yanında çalışan hizmet erbabı için 193 sayılı
Kanunda yer alan hükümler olduğu gibi bırakılmıştır. Ancak, vergiden muaf veya
götürü usule tabi ticaret ve sanat erbabı, yeni kanunla tanınan hadleri aşarak
muaflıktan veya götürü usulden çıktıkları takdirde, bunların çalıştırıldıkları
hizmetlilerin vergilendirilmesinde de bazı değişikliklerin vuku bulması tabiidir.
Misâl 1 : 193 sayılı Kanunun 23 üncü maddesinin 4
numaralı bendi "ticarî ve sınaî kazançları vergiden muaf bulunanların bu
işlerinde çalıştırılan hizmet erbabının ücretleri" ni vergiden istisna
eylemiştir.
Vergiden muaf esnaftan kanunun 9
uncu maddesinin 3 numaralı bendinde yazılı işlerde uğraşanlar, 484 sayılı
Kanunla tespit edilen indirimli hadleri aşmak suretiyle gerçek usulde
mükellefiyete girdikleri takdirde, bu kimselerin yanında çalışanların ücretleri
de, çalıştıranın durumuna uyarak, aynı usulde vergilendirilecektir. Yani
işverenin gerçek mükellefiyete geçtiği tarihten itibaren, hizmetlilere verilen
ücretlerden vergi kesilmesine ve bu vergilerin muhtasar beyanname ile vergi
dairesine bildirilmesine başlanacaktır.
Misâl 2: 193 sayılı Kanunun 64 üncü maddesinin 1
numaralı bendinde, kazançları götürü usulde tespit edilen ticaret ve sanat
erbabı yanında çalışanların ücretlerinin götürü usulde vergilendirileceği
yazılıdır.
Götürü usulden faydalanmakta olan
ticaret ve sanat erbabının 484 sayılı Kanunla kabul olunan indirimli hadleri
aşarak gerçek usulde gelir vergisine girdiğini düşünelim. Bu şahsın çalıştırdığı
hizmet erbabının ücretleri de, yanında hizmet gördüğü işverenin durumuna uyarak
aynı tarihten itibaren aynı usulde gelir vergisine tabi tutulacaktır.
II – Götürü usule tabi olmanın
şartlarından değişikliğe uğramamış olanlar :
48 inci maddenin 10 numaralı
bendi :
484 sayılı Kanunla 193 sayılı
Kanunun 48 inci maddesinin sadece 1-9 numaralı bentlerindeki hadler
değiştirilmiş, bu maddenin 10 numaralı bendi ile 47 nci maddede yazılı genel
şartlarda herhangi bir değişiklik yapılmamıştır.
Bilindiği gibi, 48 inci maddenin
10 numaralı bendi nakil vasıtası işletenlere ait özel şartları kapsamaktadır.
Faaliyetleri yalnız nakil vasıtası işletmekten ibaret olanlar, 193 sayılı
Kanunda yazılı olduğu şekilde ve bu kanunla tanınan hadlere ve ölçülere göre
götürü usulden faydalanacaklardır. Mükellefin nakil vasıtası işletmekten başka
işleri de olduğu ve bu işler 48 inci maddenin 1-9 uncu bentlerine girdiği
takdirde, götürü usulün uygulanıp uygulanmıyacağı 484 sayılı Kanunla tesbit
edilen yeni hadlere göre tâyin olunacaktır.
Misâl : Bir mükellefin manifatura ticaretiyle
uğraştığını ve ayrıca sahip olduğu otomobilini şoför çalıştırmak suretiyle
işlettiğini farzedelim.
Birinci işine ait alım tutarı
29.000, satış tutarı 34.000 lira, otomobilinden sağladığı hasılat da 14.000 lira
olsa; ticarî işindeki miktarlar yeni kanunla konulan indirimli hadlerini, nakil
vasıtasına ait hasılat da 193 sayılı Kanundaki 15.000 lirayı aşmadığından
misâlimizdeki şahıs götürü usulden faydalanmakta devam edecektir.
48 inci maddenin son fıkrası
:
48 inci maddenin sonuncu fıkrasında, tekele tabi maddelerle
damga pulu, millî piyango bileti, akaryakıt, şeker ve bunlar gibi kâr hadleri
emsallerine nazaran bariz şekilde düşük olarak tesbit edilmiş bulunan emtiada 48
inci maddenin 1, 2, 5, 6 numaralı bendlerinde yazılı alım, satım hadlerinin,
ilgili Bakanlıkların mütalâası alınmak suretiyle Bakanlığımızca tayin olunacağı
yazılıdır.
Bakanlığımız bu yetkiyi
kullanarak 6838 sayılı Kanunun uygulandığı yıllarda esnaf muaflığı şartlarının
tayininde nazara alınmak üzere, kâr hadleri düşük emtiaya ait ölçüleri tesbit
ederek 35 seri sayılı Genel Tebliğde yayınlanmış; 41 sayılı Genelge ile de sözü
edilen ölçülerin 193 sayılı Kanunun 48 inci maddesinde yazılı götürülük
şartlarının uygulanmasında da gözönünde bulundurulacağını kabul ve tamim
eylemiştir.
484 sayılı Kanunda söz konusu
fıkra hükmüne temas edilmemiş olduğundan tatbikatta bir değişiklik yapılmasına
mahal yoktur. 35 seri sayılı Genel Tebliğde tesbit edilen had ve nisbetlerin
uygulanmasına devam olunması lâzım gelir. Bu hususta 29 yayın numaralı "Götürü usulde vergiye tabi ticaret ve sanat
erbabının gelir vergisi rehberi" adlı broşürde de (S. 24-29) malûmat vardır.
Götürülük şartlarından genel
şartlar : (Md. 47)
Götürü usule tabi olmayı
gerektiren şartlardan genel şartlar hakkında çeşitli genelgelerde etraflı
açıklamalar yapıldığından bunların tekrarına lüzum görülmemiştir.
III – 193 Sayılı Kanunun esnaf
muaflığına ait hükümlerinden izaha muhtaç görülenler :
1 - 9 uncu madde 1 inci bend
: Bu bendin parantez
içindeki hükmünde "...... bakkaliye maddelerinin pazar takibi suretiyle satışını
mutad meslek haline getirenler"in muaflıktan faydalanamıyacakları yazılıdır.
Bakkaliye maddelerinin nelerden ibaret bulunduğu hususunda Kanunda herhangi bir
açıklama yapılmamış olduğundan, bent hükmünün uygulanmasında tereddüde düşüldüğü
görülmektedir.
Genellikle bakkaliye "erzak,
hububat vesaireyi satan dükkâncıların veya esnafın dükkânlarında sattıkları
eşya"; bakkal ise, "sözü edilen maddelerin ticaretiyle uğraşan dükkâncılar veya
bu nevi eşyayı perakende satan Esnaf şeklinde tarif olunmaktadır. Erzak deyimine
bilcümle kuru yiyecek maddeler, konserveler, nebatî ve hayvanî yağlar, süt ve
mamûlleri, yumurta, şeker ve benzerleri girmektedir.
Bu izahata göre, sözü geçen
maddelerin pazar yerlerinde satışını mutad meslek haline getirenler, doğrudan
doğruya bend hükmünün şumulüne girerler. Buna mukabil, sebze ve taze meyveler
bakkaliye maddelerinden madut değildir. Pazar yerlerinde soğan, patates, sebze
ve meyve satan kimseler de bakkaliye maddesi satmış sayılmazlar.
Bakkaliye maddeleri ile bunlar
dışında kalan maddelerin bir arada satılması halinde üstün vasıfta olanlarına
itibar edilmesi lâzım gelir.
Bent hükmünde geçen "pazar takibi
suretiyle satış" dan maksat, şehir ve kasabalarda haftanın veya ayın belli
günlerinde açılan pazarlarda devamlı olarak giyilecek eşya ve bakkaliye
maddelerinin satılmasıdır. Şehir veya kasabada kurulan pazarların tek veya
birden fazla olması durumu değiştirmez. Bundan başka, pazarların hava
şartlarının elverişsiz olması yüzünden belli günlerde kurulmamış olması hükmün
tatbikine engel teşkil etmez.
2 - 9 uncu madde 3 üncü bent
: Bu bent hükmünde
köylerde, gezici olarak her türlü sanat ve perakende ticaret işleriyle
uğraşanlar ile, aynı yerlerde aynı işleri bir iş yeri açmak suretiyle yapanlar,
Gelir Vergisi Kanununun 47 ve 48 inci maddelerinde yazılı götürülük şartlarını
haiz olmaları kaydiyle vergiden muaf tutulmuştur.
Bent hükmünde yer alan "köy"
tabiri 442 sayılı Kanunun 1 inci maddesinde, "nüfusu 2000 den aşağı olan
yurtlar" şeklinde tarif olunmuş, 2 nci maddesinde de nüfusu 2 binden aşağı olsa
dahi, belediye teşkilâtı mevcut olan nahiye, kaza ve vilâyet merkezlerinin
"kasaba" itibar edileceği açıklanmıştır. Bu hükümlere göre, nüfusu 2 binden
aşağı olan ve belediye teşkilâtı bulunmayan yurtlar, köy sayılacağından, bu
şartı haiz olan nahiyeler, bent hükmünün uygulanmasında "köy" olarak nazara
alınacaktır.
Sözü geçen bent hükmü gereğince,
bir iş yeri açmak suretiyle perakende ticaret işiyle uğraşanların muaflıktan
faydalanabilmeleri için, bu işlerin gezici olarak yapılabilen işlerden olması
şarttır. Gezici olarak yapılamıyan işlerle satışları perakende yapılmayan işleri
yapanlar, muaflığın dışında kalmaktadır. Bu esasa göre meselâ : köylerde
değirmen, kahvehane, benzin istasyonu, lokanta, han gibi sabit bir yerde
yapılması mutad ve müteamel olan işlerle uğraşanlar, muaflıktan
faydalanamıyacaklardır.
3 - 9 uncu maddenin 4 numaralı
bendi : "329 ambar
ayniyat numaralı götürü usulde vergiye tabi ticaret ve sanat erbabına ait iş
cetvelleri" broşürünün 28-29 uncu sahifelerinin "iş grupları ve nev'ileri"
sütununda, bir adet fayton, binek arabası, yük arabası, landon işletenlerin yer
almış olmasına bakılarak, bu gibi mükellefler için takdir olunan götürü
matrahlara müsteniden vergi tarh edildiği görülmektedir.
Bilindiği üzere, 9 uncu maddenin
4 numaralı bendinde, "bir adet hayvan arabası ile nakliyecilik yapanlar", esnaf
muaflığının şümulüne alınmışlardır. Bu vasıtaların insan veya eşya naklinde
kullanılmaları, bir veya birkaç hayvanla çekilmeleri, muaflığın uygulanmasında
önemi haiz değildir. Bu bakımdan, tek vasıta ile nakliyecilik yapanların mutlak
surette muaflıktan faydalanmaları; birden fazla vasıta çalıştıranlar götürü
usulde mükellefiyete gireceklerinden bunların vergilerine esas olacak matrahın,
tek vasıta için takdir olunan kazancın vasıta sayısına çarpılmak suretiyle
tespiti lâzım gelir.
4 - 9 uncu maddenin 5 numaralı
bendi : Bu bent hükmünde,
ziraat işlerinde kullandıkları vasıta veya sandallarla nakliyeciliği mutad hale
getirmeksizin arasıra ücret karşılığında eşya ve insan taşıyan çiftçiler
vergiden muaf tutulmuştur.
Memleketin orman bölgelerinde
orman işletmelerine karşı, ormanların temizlenmesi, kuru ağaçların kesilmesi,
toplanması ve taşınması işlerini ziraî faaliyetlerinde kullandıkları vasıtaları
çalıştırmak suretiyle deruhte ve ifa eden çiftçilerin bu faaliyetleri
karşılığinda işletmeden aldıkları ücretlerin vergiye tabi olup olmadığı, tabi
olacaksa vergileme usulünde tereddüde düşüldüğü vaki müracaatlardan
anlaşılmaktadır.
193 sayılı Gelir Vergisi
Kanununun 9 uncu maddesinin 4 üncü bendinde, "nehir, göl ve denizlerde ve su
geçitlerinde toplamı 50 rüsum tonilâtoya (50 rüsum tonilâto dahil) kadar
makinesiz veya motorsuz taşıma vasıtaları işletenler; hayvanla veya bir adet
hayvan arabası ile nakliyecilik yapanlar"; aynı maddenin 5 inci bendinde ise,
ziraat işlerinde
kullandıkları hayvan, hayvan arabası, motor, traktör gibi vasıtalar veya
sandallarla nakliyeciliği mutad hale getirmeksizin ara sıra ücret karşılığında
eşya ve insan taşıyan çiftçiler esnaf muaflığından faydalanacaklar arasında
sayılmıştır.
Diğer taraftan, mezkûr kanunun 61
inci maddesinde ücretin, iş verene tabi ve muayyen bir işyerine bağlı olarak
çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile
temsil edilebilen menfaatler olduğu açıklanmış ve 62 nci maddesinde ise, iş
veren "hizmet erbabını işe alan, emir ve talimatları dahilinde çalıştıran gerçek
ve tüzel kişilerdir." şeklinde tarif olunmuştur.
Asıl işleri tarım faaliyeti olan
çiftçilerin durumlarının 4 üncü bent hükmü ile ilgilendirilmesi mümkün değildir.
Öte yandan, 9 uncu maddenin 5
numaralı bendi şümulüne giren çiftçilerce orman işletmesine karşı girişilen
işler yalnız nakliyecilikten ibaret olmayıp ayrıca ve bunlarla birlikte
ağaçların kesilmesi, toplanması ve ormanların temizlenmesi işleri de yapılmakta
olduğuna göre, münhasıran nakliyecilik yapanlara mahsus olan işbu bent hükmünün
bu gibiler hakkında uygulanmasınada imkân yoktur.
Ayrıca mahiyetleri belirtilen
işler ticarî faaliyetlerden sayıldığından, bu faaliyetler dolayısiyle sağlanan
kazançların Gelir Vergisi Kanununun yukarıda zikri geçen ücret hükümleriyle de
bir alâkası bulunmamaktadır.
Bu açıklamalara göre :
a) Çiftçilerden sözü edilen
işleri devamlı ve mutad bir şekilde yapanların, Gelir Vergisi Kanununun 47, 48
inci maddelerinde yazılı şartları haiz olanların ticarî kazançlarından dolayı
götürü usulde, haiz olmayanların gerçek usulde vergilendirilmeleri,
b) Bunlardan esas işleri
çitfçilik olup yukarıdaki faaliyetleri mutad hale getirmeksizin arasıra
yapanlar, Gelir Vergisi Kanununun 82 nci maddesinin 1 numaralı bendine göre
arizî olarak ticarî muamele icra etmiş olacaklarından, bu gibilerin orman
idaresinden aldıkları paraların, arizî kazanç sayılarak, yıllık tutarının 1000
lirayı (1963 yılından evvelki yıllarda 500 lirayı) aşan kısmının beyan usulünde
vergilendirilmesi, bu haddin altında kalan ödemelerin ise vergi dışı
bırakılması, lâzım gelir.
5 - 9 uncu maddenin 8 numaralı
bendi : Bu bent hükmünde
küçük sanat erbabı ile gezici surette faaliyette bulunan ticaret erbabı 60
yaşını doldurmuş olmak ve 47-48 inci maddelerde yazılı şartları haiz bulunmak
kaydiyle, esnaf muaflığından faydalandırılmışlardır.
Bu hüküm, 202 sayılı Kanunun
geçici 2 nci maddesi gereğince, 1963 takvim yılı başından itibaren
uygulanacağından, bu tarihten önceki devrelerde faaliyette bulunmuş olanların
vergileri kanunun yürürlüğe girmesinden sonraki yıllarda (1963 ve sonraki
yıllar) tarh edilmiş olsa dahi, muaflıktan istifade edemezler.
Öteyandan, bent hükmünde küçük
sanat erbabı ile gezici perakende ticaret erbabından bahsolunmuştur.
Küçük sanat erbabı 9 uncu
maddenin 2 numaralı bendinde sayılan hallaç, kalaycı, lehimci vesair
kimselerdir. Bu kimselerden, anılan bentteki şartları kaybetmek suretiyle götürü
usule girmiş olanlar, 60 yaşını doldurdukları ve 47-48 inci maddelerdeki
götürülük şartlarını haiz bulundukları takdirde, söz konusu muaflıktan
faydalanacaklardır.
Yaş muaflığının ticaret erbabına
uygulanabilmesi için ise bu kimselerin gezici olarak faaliyette bulunmaları ve
satışlarını perakende yapmaları ve ayrıca 47-48 inci maddelerde yazılı hadleri
kaybetmemiş olmaları şarttır.
IV – 193 sayılı Kanunun götürü
usulde vergilendirilenlere ait hükümlerinden izaha muhtaç görülenler
:
1. Aynı iş yerinde başka başka
nev'iden ticaret ve sanat işleri yapanlarda götürü matrahın tâyini
:
Ticaret ve sanat erbabından aynı
iş yerinde başka başka nev'iden ticaret işleriyle sanat işlerini bir arada
yapanların vergilerine esas olacak götürü matrahın hesabında, bu işlerden üstün
olan işe ait olarak takdir edilen götürü matrah üzerinden vergi tarh
edilecektir.
Şu kadar ki, üstün işin tâyininde
mahallî örfe göre bu işi yapanlara tesmiye edilen iş nev'i için takdir olunan
götürü matrahın esas alınması bu suretle aynı iş yerinde muhtelif işlerle
uğraşanların sınıf ve dereceleri tâyin edilirken aynı işleri münferiden
yapanlardan farklı şekilde mütalâa edilmesi gerekir.
2. Başka başka iş yerlerinde
aynı nev'iden ticaret ve sanat işi yapanlarda götürü matrahın tâyini:
Aynı nev'iden ticaret ve sanat
işlerinin başka başka işyerinde yapılınası halinde, bu iş nev'i için takdir
olunan götürü kazanç mükelleflerin vergisine matrah alınacak, şu kadar ki, sınıf
ve dereceleri tâyin edilirken, aynı işleri tek bir iş yerinde yapanlara nazaran
daha yukarı derecelere sokulmaları sağlanacaktır.
Araba ile nakliyecilik yapanlarda
götürü matrah, tek araba için takdir olunan matraha araba sayısının çarpılması
suretiyle bulunan miktardır.
3. Aynı iş yerinde ticarî ve
ticarî olmayan işleri yapanlarla ayrı ayrı iş yerlerinde başka başka ticaret ve
sanat işi yapanlarda götürü matrahın tâyini :
Tek bir iş yerinde hem ticarî ve
hemde ticarî olmayan (serbest meslek faaliyeti) işlerin bir arada yapılması
halinde, her bir iş için takdir edilmiş olan götürü matrahlar toplanmıyarak her
bir matrah üzerinden ayrı ayrı vergi tarh olunacaktır.
Ayrı ayrı iş yerlerinde başka
başka nev'iden ticaret ve sanat işi yapanların vergi matrahlarının hesabında da
aynı esasa uyulacaktır.
Her iki halde, mükelleflerin
medenî hal ve ailevî durumlarına göre istifade etmeleri gereken en az geçim
indirimi, bu indirimi karşılayan götürü matraha uygulanacak; geriye indirim
fazlası kaldığı takdirde bu fazlalık ikinci işe ait götürü matrahtan
düşülebilecektir.
Bilgi edinilmesi ve gereğinin ona
göre ifası rica olunur. |