1. 3 seri numaralı Gelir Vergisi
Genel Tebliği ile bu tebliğe bağlı 2 numaralı cetvelin IV numaralı bölümünde
"Münhasıran ihraç edilmek üzere mübayaa veya imalât yapan ecnebi şahıs veya
firmalar nezdinde hizmet kabul edenler" in götürü usulde vergiye tabi hizmet
erbabı arasına alındığı malümdur.
Gelir Vergisi Kanununun 7 nci
maddesinin 1 inci fıkrasının birinci bendiyle Kurumlar Vergisi Kanununun 12 inci
maddesinin 1 inci fıkrasının, yine 1 numaralı bendinin parantez içindeki
hükümleri uyarınca, ihraç edilmek üzere Türkiye'de satın aldıkları veya imal
ettikleri malları Türkiye'de satmaksızın yabancı memleketlere gönderen şahıs ve
firmaların bu işlerinden doğan kazançları dar mükellefiyetin mevzuu dışında
bırakılmıştır.
Ancak, mezkûr şekil ve şartlar
dahilinde ihraç muaflığından faydalanan şahıs ve firmalar, tabi oldukları
mükellefiyetin gerektirdiği defter ve kayıtları Vergi Usul Kanunu hükümleri
dairesinde tutmakla ve bunlarla ilgili sair ödevleri yerine getirmekle zorunlu
bulunmaktadırlar. (176, 178, 227, 235, 238, 253 Md.) .
Muamelelerini kayıt ve belgelere
dayandıran mükelleflerce hizmet erbabına ödenen ücretlerin gerçek tutarlarının
bilinmemesi veya tespit edilmemesi bahis konusu olmıyacağından bu nev'i şahıs ve
firmalar yanında çalışan hizmet erbabının ücretlerinin gerçek ve sâfi miktarları
ile tespit ve teklifi icabeder.
Bu itibarla, 3 seri sayılı
Genelge ile götürü usule alınmış olan hizmet erbabının bu usulden çıkarılmaları
uygun görülmüştür. Sözü edilen hizmetlilerin 1966 bütçe yılı ücretleri götürü
usulde vergilendirilmiş olduğundan 1/3/1967 tarihinden itibaren gerçek usulde
tekliflerinin temini gerekir.
2. Gelir Vergisi Kanununun 23
üncü maddesinin 5 numaralı bendiyle mahalle ve çarşı bekçilerinin ücretleri
vergiden istisna edilmiş ise de bunlar dışında kalan ve mahalle ve çarşı bekçisi
sayılmayan diğer hizmetlilerin vergi konusunda mütalâası zarurî olduğundan bu
kimseler (Müdür, baş muhasip, muhasip, muhasip yardımcısı, bekçi tahsildarı ve
yardımcıları) gerçek ücretlerinin tespitindeki zorluk sebebiyle 76 seri sayılı
Gelir Vergisi Genel Tebliği ile götürü usule alınmışlardır. Ancak, 772 sayılı Çarşı ve Mahalle
Bekçileri Kanunu ile, belediye hudutları içinde, mahallin en büyük mülkiye
âmirinin emrinde mahalle ve çarşı bekçileri teşkilâtı vücuda getirilmiş (Madde
2) ve bu teşkilât mensuplarının aylık ücretlerinin, bağlı oldukları İI ve İlçe
Özel İdarelerince usulüne göre ödenmesi öngörülmüş bulunmaktadır. (Madde 22)
Aynı kanunda (Madde 1) bekçi
teşkilâtının bekçi adayı ve bekçilerden teşekkül ettiği yazılı olduğundan, bu
teşkilât mensuplarının (bekçi adayı ve bekçi) Gelir Vergisi Kanununun sözü geçen
23/5 inci maddesi uyarınca vergiden istina edileceği tabidir. Öte yandan 76
sayılı Genelge ile götürü usule alınmış olan hizmetlilerin görevleri İI ve İlçe
Özel İdarelerince ifa edileceğinden bu gibiler hakkında mezkûr tebliğ hükmünün
tatbikine mahal kalmamaktadır. Bu sebeple sözü geçen genel tebliğle götürü usule
alınmış olanların bu usulden çıkarılmaları icap etmektedir.
Şu kadar ki, 76 seri sayılı
Genelgede yazılı hizmet erbabının götürü usulde tarh ve tahakkuk ettirilen
vergilerinin 1966 yılının Nisan ve Ekim aylarında olmak üzere iki taksitte
tahsil olunması lâzımdır. (G. V. K. Md. 118)
Anılan hizmetlilere 772 sayılı
Kanunun geçici 6 ncı maddesi uyarınca, Nisan 1966 dan itibaren İI ve İlçe Özel
İdarelerince ücret ödemesi yapılmış ve bu ödemeden tediye sırasında vergi tevkif
edilmiş olması halinde mükerrer vergi alınmış olacağından, bu mükerrerliğin
Gelir Vergisi Kanununun 122 nci maddesinde yazılı esas ve usul dahilinde (götürü
usulde peşin ödenmiş vergilerin muhtasar beyanname ile bildirilen gerçek
ücretler üzerinden hesaplanan vergilere mahsup edilmek suretiyle) islahı
icabeder.
3. 193 sayılı Gelir Vergisi
Kanununun 69 uncu maddesinde yazılı serbest meslek erbabı ile bu maddeye
dayanılarak Bakanlıkça götürü usule alınmış olan serbest meslek erbabının
(enjeksiyoncular, pansumancılar v.s. gibi) aynı zamanda hizmetli durumunda
olmaları halinde meslekî kazançlarının gerçek ve götürü usullerden hangisine
göre vergilendirilmesi lâzım geldiği hususunda tereddüde düşüldüğü Bakanlığa
yapılan müracaatlardan anlaşılmaktadır.
Gelir Vergisi Kanununun gerek
sözü geçen maddesi ve gerek Genel Tebliğlerle götürü usule alınan gerçek
kişilerin serbest meslek erbabı olmaları asıldır. Öte yandan serbest meslek
erbabı, serbest meslek faaliyetini mutad meslek halinde ifa eden kimselerdir. Bu
kimselerin serbest meslek faaliyetinin yanında meslekten başka bir iş veya
görevle devamlı olarak uğraşmaları halinde serbest meslek erbabı vasıfları
değişmemektedir. (Madde 66).
Serbest meslek faaliyeti ise,
aynı kanunun 65 inci maddesinde tarif olunmuş ve Vergi Usul Kanununda da (Madde
155) serbest meslek erbabında işe başlamanın belirtileri tâyin olunmuştur. Bütün
bu hükümlere göre, serbest meslek faaliyetini devamlı ve mutad meslek halinde
ifa eden veya ifa ettiği tespit ve tevsik olunan kimselerin, serbest meslek
erbabı sayılmaları ve 69 uncu maddenin şümulüne sokularak götürü usulde vergiye
tabi tutulmaları lâzım gelir. Bu gibilerden aynı zamanda hizmet erbabı olarak
görev ifa edenler de bulunursa -asıl sıfatları değişmiş olmıyacağından– bunların
da yine serbest meslek erbabı olarak götürü usulde vergilendirilmeleri
zarurîdir. Bu itibarla, hizmetli durumunda olup da meslekî faaliyette
bulunanların götürü usulden başka bir şekilde (arızî kazanç elde etmiş
sayılarak, beyan usulünde) vergilendirilmesine mahal ve sebep yoktur.
Şu kadar ki, faaliyetleri
münhasıran meslekî işten ibaret olanlarla hem meslekî faaliyet ve hem de
-ücretli olarak- hizmet ifa edenler arasında iş ve kazanç durumları bakımından
farklılık bulunması tabii olduğundan, bu hususun mükelleflerin götürü
matrahlarının derecelendirilmesi sırasında gözönünde bulundurularak kazancı
düşük olanların daha aşağı derecelere ait götürü matrahlar üzerinden vergiye
tabi tutulmaları sağlanmalıdır.
Bilgi edinilmesi ve ona göre
işlem ifası rica olunur,