Vergiler Temyiz
Komisyonunca ittihaz olunan kesin kararların vergi dairesince idarî dava konusu
yapılabilmesi için 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 406 ncı maddesi gereğince
Bakanlığımızdan muvafakat istihsali gayesi ile gönderilmekte olan itiraz
dosyalarının tetkikinde, gerek Müfettiş ve gerekse Hesap Uzmanı ve diğer
inceleme elemanları raporlarına müsteniden vergi ve cezalar dolayısiyle, Malî
Kaza mercilerine (İtiraz ve Temyiz Komisyonları ile Danıştay) intikal eden
ihtilâfların istenilen şekilde müdafaa edilmediği anlaşıldığından aşağıdaki
hususların açıklanmasına lüzum görülmüştür :
I - VERGİ İHTİLÂFININ MAHİYETİ :
Vergi ihtilâfları, vergi
kanunlarının uygulanmasında vergi dairesi veya Maliye Bakanlığıyla mükellef ve
sorumlular arasındaki anlayış ayrılığını ifade eder. Bu anlayış ayrılığı vergi
hatası mahiyetinde olduğu ve hata ilgili daire tarafından da kabul edildiği
takdirde yanlışlıklar Vergi Usul Kanununun vergi hatalarını düzeltmeye müteallik
116 - 126 maddelerinde âçıklanan esaslar dahilinde düzeltilebilir.
Maliye Bakanlığı veya Vergi
Dairesi ile mükellef veya sorumlular arasında bir anlayış birliği doğmadığı
takdirde ihtilâflı olay halledilmek üzere Malî Kaza mercilerine intikal
ettirilir.
Vergi ihtilâfları ile ilgili
ana kanunlar :
II - VERGİ İHTİLÂFLARI İLE
İLGİLİ ANA KANUNLAR ŞUNLARDIR
1. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu
2. 521 sayılı Danıştay Kanunu
Vergi ihtilâfları bakımından
213 sayılı Vergi Usul Kanununun şumulü :
l Ocak/1961 tarihinde, yürürlüğe
girmiş bulunan 213 sayılı Vergi Usul Kanununun beşinci kitabını teşkil eden
vergi ihtilâflarına ilişkin hükümler, Gümrük ve Tekel İdareleri tarafından
alınan vergi ve resimler dışında, genel bütçeye giren vergi resim ve harçlar ile
İI Özel İdarelerine ve Belediyelere ait vergi, resim ve harçlarla bunlara bağlı
vergi, resim ve zamlara ve kaldırılan vergi resim ve harçlara ve vergi
cezalarına şâmildir. Ancak, bu kanunun vergi hatalarına ve bunların
düzeltilmesine ve vergi ihtilâflarına müteallik hükümleri ile belediyelere ait
vergi, resim ve harçlar hakkındaki hükümleri 10/1/1961 tarihinden ve diğer
hükümleri 1/1/1963 tarihinden itibaren uygulanmaya başlanmıştır.
(V. U. K. Md. 9. geçici)
Danıştay Kanunu
: (521 sayılı)
521 sayılı Danıştay Kanunu
24/12/1964 tarihinde 31/12/1964 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Kabul edilmiş ve Vergi Usul
Kanunu şumulüne giren vergi resim ve harçlarla Gümrük ve Tekel İdareleri
tarafından alınan vergi ve resimler Danıştay Kanunu hükümlerine tâbidir.
Vergi ihtilâflarında
başvurulacak merciler :
1. İtiraz Komisyonu
2. Temyiz Komisyonu
3. Danıştay
Vergi ihtilâflarının zuhuru
halinde ilgili kanunlardaki hükümlere göre bu mercilere başvurulabilir.
1. İtiraz Komisyonu :
İtiraz Komisyonlarının
Kuruluşu : (213 sayılı V.
U.K. ve 5655 sayılı K.). İtiraz Komisyonları 5655 sayılı Kanunun 15 inci
maddesine istinaden muvazzaf ve gayri muvazzaf olmak üzere iki şekilde kurulur.
a) Muvazzaf İtiraz Komisyonu
:
Muvazaf İtiraz Komisyonları bir
Başkan ve iki üye ile lüzumu kadar raportör, servis şefi ve memurlardan kurulur.
Mezkûr komisyonların hangi
vilâyetlerde teşkil edildiği aşağıda gösterilmiştir.
|
İstanbul |
1 - 2 - 3 No. lu
İtiraz Komisyonları |
|
İstanbul |
Bina ve Arazi
Vergileri İtiraz Komisyonu |
|
Bursa |
İtiraz
Komisyonu |
|
Ankara |
İtiraz
Komisyonu |
|
Ankara |
Bina ve Arazi
Vergileri İtiraz Komisyonu |
|
İzmir |
1 ve 2 numaralı İtiraz
Komisyonları |
|
Adana |
İtiraz
Komisyonu |
|
Diyarbakır
|
İtiraz
Komisyonu |
|
Samsun |
İtiraz
Komisyonu |
İtiraz Komisyonları kendilerine
gelen işleri en geç altı ay içinde nihaî karara bağlamaya aksi takdirde
keyfiyeti gerekçesiyle Maliye Bakanlığına bildirmeye mecburdurlar. (5655 sayılı
K. Md. 22)
b) Gayri muvazzaf İtiraz
Komisyonları :
Söz konusu İtiraz Komisyonu
İllerde Vali, ilçelerde kaymakamın başkanlığı altında, en büyük dereceli maliye
memuru, ticaret odası ve belediye meclislerince 3 yıl müddetle seçilen birer
üyeden kurulur (başkanla beraber 4 üye) . Ticaret Odası olmayan yerlerde iki
üyeyi de belediye meclisi seçer. Vergi uyuşmazlığı, belediye ile özel idare
arasında ise, en büyük maliye memurunun yerini, özel idare memuru alır.
İtiraz Komisyonlarının Görevi
: (5655 sayılı K. Md. 14)
İtiraz Komisyonları Vergi Usul
Kanununda yazılı görevleri yaparlar. Vergi ihtilâflarının zuhuru halinde
yapılacak itirazlara V. U. K. daki esaslar dahilinde itiraz komisyonlarında
bakılır.
İtirazın mahiyeti
:
İtiraz, vergi ihtilâflarının
birinci derecede incelenmesini tazammun eder. Vergi kanunlarının uygulanmasında
vergi dairesi ile mükellef ve sorumlular arasında bir anlayış birliği doğmadığı
takdirde, ihtilâflı olay halledilmek üzere, İtiraz Komisyonuna intikal
ettirilir.
İtirazın Mevzuu
: (V. U. K. Md. 378)
İtirazda bulunabilmek için
verginin tarh edilmesi, cezanın kesilmesi veya Tahrir, Tadilât, Takdir
Komisyonları kararlarının tebliğ edilmiş bulunması, tevkif yoliyle alınan
vergilerde istihkak sahiplerine ödemenin yapılmış ve ödemesi yapan tarafından
verginin kesilmiş olması lâzımdır.
İtiraz hakkının doğuşu
:
İtiraz hakkının doğabilmesi için
verginin hesaplanması ve cezanın kesilerek mükellefe tebliğ edilmiş bulunması
gerekir. Henüz mükellef veya sorumlulara tebliğ edilmemiş vergi ve cezalar için
itirazda bulunulamaz. Keza mükelleflik şekli veya muaflık gibi konularda vergi
dairesi ile mükellef arasında doğan ihtilâflarda henüz bir vergi tarhı bahis
konusu olmadığından kaza mercileri nezdinde itiraz edilemez:
İtiraz konusunun istisnası
yalnızca beyana dayanan matrahlar ve bu matrahlar üzerinden hesaplanan
vergilerdir. Mükellefler kendileri tarafından beyan olunan matrahlara ve bu
matrahlar üzerinden hesaplanan vergilere itiraz edemezler. Ancak, vergi
hatasının mevcudiyeti halinde, bu hüküm uygulanmayıp, hatanın düzeltilmesi
istenebilir.
İtiraza yetkili olanlar
: (V. U. K. Md. 377)
İtiraza yetkili olanlar
şunlardır : a)
Mükellefler,
b) Kendilerine vergi cezası
kesilenler.
c) Tahrir, Tadilât ve Takdir
komisyonlarınca tahmin ve takdir olunan matrahlarla ilgili olarak vergi dairesi,
d) Tahrir ve Tadilât
komisyonlarınca tahmin ve takdir olunan matrahlara, il özel idareleri adına,
- İI merkezlerinde özel saymanlık
gelir müdürü;
- Özel saymanlık gelir müdürü
olmayan yerlerde gelir memuru;
- İlçelerde özel saymanlık gelir
memurları;
- Şube kuruluşu olan yerlerde
tahakkuk şubesi baş memurları veya bu görevleri yapanlar;
e) Belediyelerde, belediye adına,
- Gelir Müdürü;
- Gelir Müdürü olmıyan yerlerde,
hesap işleri müdürü veya o görevi yapanlar.
İtiraz süresi : (V. U. K. Md. 379)
İtiraz süresi, gerek mükellefler
ve kendilerine vergi cezası kesilenler, gerekse vergi daireleri için 1 aydır.
Ancak, götürü matrahların tespiti
dolayısiyle, kendilerine takdir komisyonu kararı verilen daire, ve teşekküllerin
yapılan takdirlere itiraz süresi 15 gündür. Sürenin başlangıcı, kararın
kendilerine verildiği tarihdir.
Bir aylık itiraz süresinîn
başlangıcı : (V. U. K.
Md. 379)
a) Mükellefler ve kendilerine
vergi cezası kesilenler için :
- Tebliğ yapılan hallerde veya
tebliğ yerine geçen muamelelerde, tebliğin yapıldığı;
- Tevkif yoluyla alınan
vergilerde, istihkak sahiplerine yapılan ödemelerden verginin kesildiği;
- Tahakkuku tahsile bağlı
vergilerde, verginin mükelleften alındığı.
b) Vergi dairesi için :
Tahrir, Tadilât ve Takdir
Komisyonları kararlarının vergi dairesine tevdi edildiği; tarihten başlar.
Bu süre geçtikten sonra itiraz
hakkı düşer. Yani vergi veya ceza kesinleşir. Ancak, bir tarafın süresi içinde
itirazı halinde, itiraz süresi geçmiş olsa bile diğer taraf, itiraz dilekçesinin
kendisine tebliğinden başlıyarak 15 gün içinde itirazda bulunabilir.
Bir aylık itiraz süresinin
hesaplanması : (V. U. K.
Md. 18)
İtiraz süresinin başladığı güne,
müteakip ayda tekabül eden günün tatil saatinde itiraz süresi sona erer. Sürenin
bittiği ayda, başladığı güne tekabül eden bir gün yoksa, itiraz süresi, o ayın
son gününün tatil saatinde biter.
Misâl : 1 - Yapılan vergi incelemesi sonunda,
bir terzinin 1964 yılı gelir vergisini 2.000 lira noksan ödediği tespit edilerek
vergi ve ceza ihbarnameleri, 21 Mart 1966 günü tebliğ edilmiştir. Adı geçen
mükellef, adına tarh olunan vergi ve kesilen cezaya, en geç 21 Nisan 1966 günü
akşamına kadar itiraz edebilir. Bu tarihten sonra yapılacak itirazlar
hükümsüzdür. Artık vergi ve ceza kesinleşmiştir.
Misâl : 2 - Bir tüccarın, yanında çalışan işçiye
ödediği ücretten noksan vergi kestiği tespit olunarak vergi ve ceza
ihbarnameleri, kendisine 30 Ocak 1966 günü tebliğ olunmuştur. Adı geçen tüccar,
en geç 28 Şubat l966 akşamına kadar itiraz edebilir.
Misâllerden de anlaşılacağı üzere
bir aylık süre gün olarak değil ay olarak hesaplanacaktır.
Götürü matrahlara itiraz
süresi : (V. U. K. Md. 41
)
Anılan kanunun 41 inci maddesine
göre götürü matrahlarla ilgili olarak kendilerine takdir komisyonu kararı
verilen daire, kurum ve teşekküller, bu kararı inceleyerek aykırı gördükleri
takdirlere karşı kararın kendilerine verildiği tarihten itibaren 15 gün içinde
itiraz edebilirler.
İtiraz Komisyonunca verilecek
kararlara karşı daire, kurum ve teşekküllerce 15 gün içinde Danıştay'a
başvurulabilir. Danıştay bu müracaatlar üzerine işi dosya üzerinden inceleyerek
karara bağlar.
İtiraz Komisyonlarının bu
kararlarına karşı Danıştay'a vukubulacak başvurmalar idarî dâva mahiyetinde
olmayıp bir itirazdan ibarettir.
İtiraz ve Müdafaaların
Yapılması : (V. U. K. Md.
380)
İtiraz dilekçesi, İtirazı yapan
tarafından iki nüsha olarak yetkili İtiraz Komisyonu Başkanlığına verilir.
Yetkili Komisyona gönderilmek üzere, mükellefin bulunduğu yerin Muvazzaf İtiraz
Komisyonu Başkanlığına; muvazaf itiraz komisyonu bulunmayan yerlerde, o yerin
itiraz komisyonu başkanı sıfatiyle en büyük mülkiye âmirine de verilebilir.
Dilekçelerin yetkili İtiraz Komisyonu Başkanlığına taahhütlü olarak posta ile
gönderilmesi de mümkündür.
Meselâ, İstanbul'da ikamet eden
bir gelir vergisi mükellefi, itiraz dilekçesini iki nüsha olarak İstanbul'daki
yetkili İtiraz Komisyonu Başkanlığına verir. Bu mükellef, aynı ihtilâftan dolayı
itirazını geçici olarak bulunduğu Ankara'da yapmak isterse, dilekçesini
İstanbul'a gönderilmek üzere Ankara Muvazzaf İtiraz Komisyonu Başkanlığına; keza
Kastamonu'da iken itiraz etmek isterse, burada muvazzaf komisyon bulunmadığı
için, yine İstanbul'a gönderilmek üzere Kastamonu Valiliğine verir. Aynı
şekilde, mükellef, nerede bulunursa bulunsun dilekçesini İstanbul'daki İtiraz
Komisyonu Başkanlığına taahhütlü olarak posta ile gönderebilir.
İtiraz dilekçelerinin bir
nüshası, komisyona geldiği tarihten başlıyarak en geç beş gün içinde komisyon
başkanlığınca karşı tarafa tebliğ olunur.
Kendisine tebliğ yapılan taraf,
yazılı müdafaasını 15 gün içinde ve iki nüsha olarak komisyon başkanlığına
verir. Verilen müdafaanın bir nüshası, diğer tarafa tebliğ edilir.
İtirazın şekli
: (V. U. K. Md. 381)
- NUMUNE : 1 -
İtirazların daima yazı ile
yapılması gerekir. Sözlü olarak itiraz yapılamaz
İtiraz dilekçelerinin aşağıdaki
bilgileri ihtiva etmesi icap eder.
- İtiraz edenin soyadı, adı veya
unvanı ve açık adresi (Vergi Dairesinin itiraz dilekçelerinde itiraz eden
dairenin bulunduğu mahal ve adı.) ;
- Mükelleflerin itiraz etmiş
olmaları halinde, vergiyi, tarh eden dairenin adı ve bulunduğu mahal:
- Vergi dairesinin itiraz etmiş
olması halinde, mükellefin soyadı, adı ve adresi;
- Vergi veya vergi cezasının
miktarı;
- Tebliğ edilen ihbarnamenin
tarih ve numarası;
- Varsa mükellef hesap numarası;
- Hangi muameleye itiraz olunduğu
ve yapılan itirazın hukukî mesnetleri ile delilleri;
- İtirazın yapıldığı tarih ve
itiraz edenin imzası.
İtiraz ve Temyiz dilekçelerinde
bağlı oldukları vergi dairesinden başka bir daire veya makamı muhatap
gösterdikleri komisyonlar tarafından yapılan inceleme sırasında anlaşılanlara,
yetkili vergi dairesini muhatap göstermek suretiyle yeniden itirazda bulunmaları
için İtiraz ve Temyiz Komisyonlarınca on günlük mühlet verilir.
Vergiye bağlı olarak kesilen
cezalara da aynı dilekçe ile itiraz edilebilir,
Tarh dosyasının ilgili
komisyona gönderilmesi :
(V. U. K. Md. 382/383)
- Bilindiği gibi meydana gelen
uyuşmazlıkları tetkik etmek ve karara bağlamak yetkisi birinci derecede mahallî
İtiraz Komisyonlarına ait bulunmaktadır.
Söz konusu komisyonlar uyuşmazlık
konusu incelemelerini taraflardan birisinin istemesi veya komisyonlarca lüzum
görülmesi halleri dışında evrak üzerinden yaparlar. Bu durum komisyonları
gerekli döküman ve belgeler yönünden mücehhez kılmayı zorunlu hale
getirmektedir.
İşte bu sebeple vergi dairesi
itiraz konusu olan vergi veya ceza ile ilgili tarh dosyasını,
- İtiraz mükellef tarafından
yapılmışsa hazırladığı müdafaa dilekçesi ile birlikte,
- İtiraz kendisi tarafından
yapılmışsa hazırladığı itiraz dilekçesi ile birlikte
İlgili İtiraz Komisyonu
Başkanlığına gönderir.
Sözü edilen tarh dosyası ispat
edici kâğıtları ve tebliğe ilişkin ihbarnameleri ihtiva eder.
Mükellefin itiraz dilekçesi ile
buna karşı vergi dairesince tanzim olunan müdafaa dilekçesinin kopyesi, itirazın
vergi dairesince yapılması halinde ise itiraz dilekçesinin kopyesi vergi
dairesince "İtiraza müteallik evrak" dosyasında muhafaza edilir.
İtiraz Komisyonunun dinlenme
davetiyeleri üzerine yapılacak işlem : (V. U. K. Md. 385)
Taraflardan biri istediği veya
komisyonca lüzum görüldüğü takdirde komisyon tarafından belli edilecek dinleme
günü taraflara tebliğ olunur.
Beyan üzerinden alınan vergilerde
tarha mesnet olan incelemeyi yapmış olanın dinlenmeyi istemesi halinde bu talep
vergi dairesi vasıtasıyla komisyona bildirilir. Bu bildirme üzerine incelemeyi
yapanın dinlenmesi mecburidir. İncelemeyi yapanın yazı ile vereceği izahat
dinleme yerine geçer.
Bildirilen günde makbul bir
mazeret göstermeksizin komisyonda hazır bulunmayanların gıyabında duruşma
yapılır. Öteyandan Vergi Dairesince dinlenmesi istenilenin dinlenmede hazır
bulunmaması veya incelemeyi yapanın yazılı izahatının dinleme gününe kadar
komisyona gelmemesi, komisyonca incelemenin yapılmasına engel teşkil etmez.
Bu itibarla, Vergi Dairesi,
dinlemenin talep edilmesi halinde keyfiyeti komisyona belli edilen günden evvel
bildirmeli; yazılı izahatın verilmesi söz konusu ise, ilgili evrakı aynı süre
içinde tevdi için gerekli tedbirleri almalıdır.
İtirazdan vazgeçme
: (V. U. K. Md.
387)
İtiraz eden taraf, itirazından
her zaman vazgeçebilir. Fakat itiraz hakkında komisyon tarafından henüz müsbet
veya menfi her hangi bir karar verilmemiş olması şarttır.
İtirazdan vazgeçen, durumu itiraz
komisyonuna vereceği bir dilekçe ile bildirir; veya İtiraz Komisyonunda
dinlenirken yahut açıklama yaparken, durum bir tutanakla tespit olunur.
Düzenlenen bu tutanak, ayrıca itirazından vazgeçen tarafa imzalattırılır.
İtirazdan vazgeçme açık ve sarih
olmalıdır.
Vazgeçme halinde, itiraz eden
taraf, itiraz ettiği olay ile ilgili olarak itiraz temyiz hakkını kaybeder.
İtiraz ve Temyizde
incelemelerin iadesi :
(V. U. K. Md. 407)
Temyiz safhasında izah
edilmiştir.
Temyiz safhasında izah
edilmiştir.
Kararların tavzihi
: (V. U. K. Md.
405)
Temyiz safhasında izah
edilmiştir.
2. Temyiz Komisyonu :
Kuruluşu : (5655 sayılı kanun madde : 18)
Temyiz Komisyonu Ankara'da
kurulur. Temyiz Komisyonu bir birinci başkanla altı daire başkanı ve ondört
üyeden ve lüzumu kadar raportör, servis şefi ve diğer memurlardan müteşekkil ve
altı daireden mürekkeptir.
Temyiz Daireleri birer başkan ve
ikişer üyeden kurulur. Daireler haricinde kalan üyeler birinci başkanın vereceği
işleri yaparlar.
Birinci başkan Genel Kurula
başkanlık, komisyon dairelerinin iş bölümünü tâyin, komisyonun çalışmasını
tanzim ve işleri tevzi eder. Komisyonun çalışma neticelerini ve tatbikatta
görülen noksan ve hataları, ıslâha muhtaç cihetleri ve Muvazzaf İtiraz
Komisyonlarının kararlarındaki isabet derecesini tespit ederek muntazaman Maliye
Bakanlığına bildirir.
Görevi : (5655 sayılı K. Md. 14 V. U. K. nun
ilgili hükümleri).
Temyiz Komisyonu V. U. K. da
yazılı görevleri yapar.
Temyizin mahiyeti
:
Temyiz, vergi ihtilâflarının
ikinci derecede incelenmesini tazammun eder. İtiraz Komisyonundan çıkan kararlar
tarafları tatmin etmediği takdirde, vergi ihtilâfı devam eder ve taraflar bu
karara karşı belli süre içinde Temyiz Komisyonu nezdinde temyiz isteğinde
bulunabilirler.
Temyiz edilemiyecek kararlar
: (V. U. K. Md. 392)
İtiraz Komisyonu kararının
tebliği üzerine, taraflar, bu kararı temyiz komisyonu nezdinde temyiz
edebilirler. Genel kaide bu olmakla beraber, itiraz komisyonunun aşağıdaki
kararları kesin olup, temyiz edilemez.
- Kazançları götürü olarak tespit
edilen mükelleflerin sınıf ve derecelerine yapılan itirazlar.
- Bina vergisinde 500 liraya
kadar olan gayrisafî iratlara, arazi vergisinde 2500 liraya kadar olan
kıymetlere yapılan itirazlar.
Ancak itiraz Komisyonu, ihtilâfı
irat veya kıymeti bu hadlerin üstünde kararlaştırırsa, bu komisyon kararı temyiz
edilebilir.
- Her türlü vergi, resim ve
harçlarda 500 lirayı aşmıyan tarhlara yapılan itirazlar.
Ancak, 500 liralık haddin ilk
tarh olunan vergiye göre nazara alınması icap eder.
Aynı şekilde itiraz Komisyonu
tarafından ihtilâfı vergi, resim ve harçların asıllarının 500 lirayı aştığına
karar verilmesi halinde, bu kararlar temyiz edilebilir.
Yukarıda 3 grup halinde
belirtilen kararlarla ilgili hüküm :
- Mükellefiyetin mevzuuna;
- Mükellefiyetin esasına;
- Mükellefiyetin şekline;
- Muafiyet ve istisna
hükümlerine;
- Ve miktarı ne olursa olsun
vergi cezalarının uygulanmasına ait olan vergi ihtilâflarına;
Şâmil değildir. Yani bu
konulardaki İtiraz Komisyonu kararları temyiz edilebilir.
Temyiz süresi : (V. U. K. Kd. 393)
Temyiz süresi, itiraz komisyonu
kararının ilgiliye tebliğ edildiği tarihten başlıyarak 15 gündür. Taraflardan
biri süresi içinde temyiz talebinde bulunduğu takdirde, diğer taraf süreyi
geçirmiş bulunsa bile, temyiz dilekçesinin kendisine tebliğ tarihinden itibaren
15 gün içinde temyiz isteğinde bulunabilir.
Misâl : Bir mükellefe İtiraz Komisyonu kararı 2
Ağustos 1967 de tebliğ edilmişse, adı geçen mükellef bu kararı en geç 17 Ağustos
1967 günü akşamına kadar temyiz edebilir. Bu mükellefin süresinde temyiz
dilekçesini vermediğini düşünelim. Eğer, diğer taraf süresinde temyiz etmiş ve
bu temyiz dilekçesi, adı geçen mükellefe bilfarz 25 Ağustos 1967 günü tebliğ
edilmişse, temyiz süresini geçirmiş olan mükellef de 15 gün içinde yani 9 Eylül
1967 günü akşamına kadar temyiz etmeğe hak kazanır.
Temyiz talebinîn şekli
: (V. U. K. Md. 394) -
NUMUNE : 2 -
İtiraz talebinde olduğu gibi,
temyiz isteğinin de yazı ile yapılması gerekir. Verilecek temyiz dilekçeleri şu
bilgileri ihtiva etmelidir.
- Temyiz edenin soyadı, adı veya
unvanı ve açık adresi. Vergi dairesinin temyiz dilekçelerlnde, dairenin
bulunduğu yer ve adı;
- Mükelleflerin temyiz etmeleri
halinde, vergiyi tarh eden dairenin adı ve bulunduğu yer;
- Vergi dairelerinin temyiz
dilekçelerinde, mükellefin adı, soyadı ve adresi;
- Temyiz olunan İtiraz Komisyonu
kararının tarih ve sayısı ve hangi komisyon tarafından verildiği;
- Kararın tebliğ edildiği
tarih;
- Temyiz sebepleri;
- Temyiz yapıldığı tarih ve imza;
Temyiz dilekçelerinin
verilmesi : (V. U. K. Md.
395)
Temyiz dilekçeleri, Vergiler
Temyiz Komisyonuna veya ihtilâflı olayı ilk defa inceliyen İtiraz Komisyonu
Başkanlığına verilir. Bu dilekçeye diğer tarafı teşkil eden şahıslar sayısınca
örnek bağlanır. Bu örnekler Temyiz Komisyonunca derhal diğer tarafa tebliğ
olunur. Diğer taraf 15 gün içinde yazılı cevabını aynı komisyonlara iki nüsha
olarak verir ve bir nüshası karşı tarafa tebliğ olunur. Bu yazılı cevapların da
temyiz dilekçelerinin ihtiva ettiği hususları ve temyiz sebeplerine karşı
cevapları ihtiva etmesi gerekir.
Temyiz dilekçeleri ve cevapları
taahhütlü olarak postaya verilebileceği gibi mükellefin bulunduğu yerde Muvazzaf
İtiraz Komisyonu varsa o komisyon başkanlığına, yoksa İtiraz Komisyonu Başkanı
sıfatiyle mahallin en büyük mülkiye âmirine de verilebilir.
Kanunda sözü edilen makam ve
mercilerden başka yerlere verilen veya posta idaresine taahhütsüz olarak tevdi
kılınan dilekçeler ve cevaplar, belli süreler içinde kanunun tâyin ettiği makam
ve mercilere ulaşmadığı takdirde, temyiz, süresinde yapılmamış veya cevap
süresinde verilmemiş sayılır. Bu takdirde ihtilâflı olayın, kaza mercilerince
usulsüzlük sebebiyle reddi gerekir.
İtiraz komisyonları ve komisyon
başkanı sıfatiyle mülkiye âmiri aldıkları dilekçe ve örneklerini kayda
geçirdikten sonra kararı veren itiraz komisyonuna gönderir.
Temyiz dilekçesinin ve cevabın
postaya veya İtiraz Komisyonlarına veya mülkiye âmirine verildiği tarih temyiz
isteğinin yapıldığı tarih sayılır.
Temyiz Komisyonunun dinleme
davetiyeleri üzerine yapılacak işlem: (V. U. K. Md. 397)
Temyiz dilekçesinde veya buna
verilen cevapta dinleme istenilmiş ise Temyiz Komisyonunca dinleme günü tayin ve
taraflara tebliğ olunur.
Temyiz Komisyonunca tebliğ edilen
davetiyede gösterilen günde mazeretsiz olarak hazır bulunmayan tarafın dinlenme
hakkı düşeceğinden buna mahal kalmaması için mezkûr davetiyelerin itirazlı dosya
ile birlikte derhal Bakanlığa - (Baş Hukuk Müşavirliği ve Muhakemat Genel Müd.)
gönderilmesi icabeder.
Dinleme gününde Temyiz
Komisyonunda vergi dairesini temsilen hazır bulunacak olan Hazine Müşavir
Avukatı veya Hazine Avukatının iddialar ve deliller hakkında izahat verebilmesi
ve mukabil iddiaları cevaplandırabilmesi için ihtilâf konusuna daha evvel
muttali olmuş ve bu hususta izahat ve cevap verebilmek için hazırlanmış
bulunması lâzım geleceğinden, buna imkân hasıl olmak üzere İtiraz Komisyonu
kararı ile temyiz ve müdafaa dilekçelerinin tasdikli birer örneğinin mezkûr
davetiyeler ve itirazlı dosyalarla birlikte gönderilmesi ve itiraz konusu ile
ilgili olarak Bakanlıkla bir muhabere yapılmışsa bu dosyanın da Hazine Müşavir
Avukatı veya Avukatına verilebilmesini temin için Bakanlık dosya numarasının
veya bu husustaki en son yazının tarih ve numarasının bildirilmesi icabeder.
Kararların Tashihi
: (V. U. K. Md. 404)
Bilindiği üzere genel hukuk usulü
esaslarına göre kaza mercilerinden çıkan kararlar üzerine ilgililerin
başvurabileceği bazı olağanüstü yollar mevcuttur. Bunlar, kararların tashihi,
kararların tavzihi ve incelemenin iadesi yollarıdır.
Kanun yollarından ilki kararların
tashihidir. Taraflar, Temyiz Komisyonunun kesin kararlarının tebliğ edildiği
tarihten başlıyarak 15 gün içinde, bu kararların tashihini istiyebilirler.
Temyiz Komisyonunun nihaî mahiyette olmıyan bozma kararlarının tashihi
istenemez. Bu esasa göre yalnız Temyiz Komisyonu kararları üzerine tashih yoluna
başvurulup, İtiraz Komisyonu kararları üzerine bu yola gidilemez. Esasen İtiraz
Komisyonu kararları üzerine belli süre içinde Temyiz Komisyonuna başvurmak daima
mümkün bulunmaktadır.
Temyiz Komisyonu kararlarının
tashihi hakkında Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun bu konudaki hükümleri
uygulanır.
Bilindiği üzere, kararların
tashihi bahis konusu olabilmesi için belli bazı kanunî sebeplerin mevcut
bulunması gerekir. Bu sebepler genişletilemez ve bunlar dışında tashih
yapılamaz. Vergi Usul Kanununda kararların tashihi sebepleri gösterilmemiş bu
konuda Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanununa atıf yapılmıştır. (Hukuk Muhakemeleri
Usulü K. M. 440, 441, 442).
Hukuk Usulü Muhakemeleri
Kanununun sözü edilen maddelerine göre bir kararın tashihinin istenilebilmesi
için gereken sebepler aşağıda gösterilmiştir.
1. Kararın esasına müessir olan itirazların kararda meskût
geçilmesi :
Bundan maksat, temyiz
dilekçesinde ileri sürülen ve hükme müessir bulunan bir iddianın kabul veya
reddedildiği hakkında, komisyon kararında herhangi bir açıklama yapılmamış
olmasıdır. Kararın tashihinin istenilebilmesi için her hangi bir iddianın Temyiz
Komisyonu kararında sözü edilmeden geçilmiş olması kâfi olmayıp, aynı zamanda
karara da müessir bulunması şarttır.
Misâl :
Götürülük şartlarına haiz bulunan
ve gezici surette perakende ticaretle iştigal eden bir kimsenin 60 yaşını
doldurduğu iddiasiyle vergiden muaf tutulması hakkındaki talebi üzerine 60
yaşını doldurup doldurmadığı hususu araştırılmadan vergiye tabi tutulmaz.
2. Bir kararda birbirine aykırı kararlar bulunması
:
Bilindiği üzere, bir kaza mercii
kararında, ihtilâflı olayın esası tespit ve ileri sürülen iddialar ve bunların
delilleri münakaşa edildikten sonra, sonuç kısmında incelemenin sonuçları
gösterilerek karar verilir. İşte kararın hüküm fıkrası denilen bu sonuç kısmında
münakaşa edilen delillere göre birbirine aykırı sonuçlar ve kararlar tespit
edilirse kararın tashihi istenebilir.
Meselâ vergi cezasına ait bir
kararda hâdise anlatılırken daima vergi ziyaından bahsedildiği, kusur veya
kaçakçılık cezasının tatbiki gerektiği halde kararda usulsüzlük cezasına
hükmolunması; kararların tashihi için bir sebep teşkil eder.
3. Kararın usule ve kanuna aykırı olması :
Temyiz Komisyonu kararının, vergi
kanununun âmir hükümlerine ve usul hükümlerine aykırı olması da tashih isteği
için bir sebeptir.
Meselâ :
15 günlük süre geçtikten sonra
yapılan Temyiz müracaatının süre aşımından reddi yerine esasa geçilip karar
verilmesi.
4. Temyiz Komisyonuna ibraz olunup karara müessir olan evrakta
bir sahtelik vukubulmuş olması :
Bilindiği üzere, Temyiz Komisyonu
incelemelerini vesikalar üzerinde yapar. Bu itibarla komisyonun incelediği
belgelerin sahte olması ve bu sahteliğin sonuçlara müessir olması daima mümkün
bulunmaktadır. İşte sonradan sahte olduğu tespit edilen bir belgeye dayanılarak
ittihaz edilen Temyiz Komisyonu kararlarının tashihinin istenmesi mümkündür.
Temyiz Komisyonunun belli bir
kararı üzerine bir defadan fazla tashih isteğinde bulunulamaz. Tashih isteği
üzerine Temyiz Komisyonunca, ittihaz edilen karar bu isteğin ister kabulüne,
ister reddine dair olsun bu karar üzerine tekrar tashih isteğinde bulunulamaz.
Şu kadar ki, taraflardan biri karar tashihi isteğinde bulunduğu takdirde, bu
isteğe ait dilekçenin tebliği tarihinden itibaren 15 gün içinde tashih talebinde
bulunulur veya gerekli savunma yapılır. Tashihi karar dilekçeleri Temyiz
Komisyonuna V. U. K. nun 394 ve 395 inci maddelerindeki esaslar dairesinde
verilir.
Kararların Tavzihi
: (V. U. K. Md.
405)
Maksat :
Kararların tavzihinden maksat,
İtiraz veya Temyiz Komisyonu kararının esas hükümlerinin düzeltilmesi,
bozulması, tasdiki veya bir hatanın islâh edilmesi değil, mezkûr merciler
kararlarında görülen kapalı ve birbirine aykırı fıkraların aydınlatılmasıdır.
Mahiyeti :
Temyiz Komisyonlarınca verilen
kararlar müphem olur veya birbirine uymayan fıkraları ihtiva ederse gerek
mükellef ve gerekse ilgili vergi dairesi müdürlüğü veya mal müdürlüğü tarafından
kararın tebliği tarihinden itbaren 15 gün içinde müphemiyetin açıklanmasını veya
tenakuzun giderilmesi kararı veren komisyondan istenebileceği gibi İtiraz ve
Temyiz Komisyonları kararlarına göre vergi dairesince hesaplanan vergi
miktarında vergi miktarında yanlışlık bulunduğu mükellef tarafından iddia
olunursa bu vergi miktarının mükellefe bildirilmesinden başlıyarak 15 gün
içinde, mükellef, kararın verildiği komisyondan yanlışlığın düzeltilmesini
isteyebilir.
Meselâ, Temyiz Komisyonu
kararında İtiraz Komisyonu kararının tarih veya numarasının veya tarhiyatın
alâkalı bulunduğu hesap döneminin yanlış yazılması, Temyiz Komisyonu kararının
hüküm kısmı tasdik hükmünde olduğu halde netice kısmında bozulmasına karar
verilmesi gibi hallerde, bahis konusu kararların düzelttirilmesi ve tavzihi
istenebilir.
İtiraz ve Temyiz Komisyonu
kararlarına göre vergi dairelerince hesaplanan vergi miktarında yanlışlık olduğu
mükellef tarafından iddia edilirse vergi ihbarnamelerinin mükellefe tebliğ
tarihinden başlıyarak 15 gün içinde, mükellef, kararının verildiği komisyondan
yanlışlığın düzeltilmesini isteyebilir.
Tavzih isteğinin şekli
:
Tavzih isteği; kararı veren
komisyona iki nüsha olarak verilecek dilekçelerle yapılır. Komisyonlar,
dilekçenin bir nüshasını diğer tarafa tebliğ ettirerek, yazılı cevap vermesi
için münasip bir mühlet belli eder. Cevap da iki nüsha olarak verilir. Bunun bir
nüshası tavzih isteğinde bulunan
Belli edilen süre içinde cevap
verilmemiş olsa bile komisyonlar vesikalar üzerinde inceleme yaparak kararlarını
verirler. Gereken hallerde komisyonlar, tarafların dinlenilmelerini temin için
davetlerine karar verebilir tarafa tebliğ edilir.
Komisyonlarca hükmün tavzihinin
veya tenakuzun kaldırılmasının lâzım geldiğine karar verilirse gereken şekilde
hüküm tavzih edilir ve tenakuz kaldırılır.
Tarafların adları ve sıfatları ve
iddialarının sonuçlarına ait hatalar ve esas karardaki hesap hataları
kendilerinin dinlenilmesinden sonra komisyon tarafından tashih olunur. Tashih
edilen cihetler komisyonca kararın altına yazılır.
İtiraz ve Temyiz Komisyonlarınca
ittihaz, edilen tavzih kararlarının re'sen ve asıl karardan, ayrı olarak temyiz
edilmesi caiz değildir.
Ancak, tavzih kararı yeni bir
durum ihdas ediyorsa ayrı olarak temyiz yoluna gidebilir dâva açılabilir.
İtiraz ve Temyiz
Komisyonlarında incelemenin iadesi: .. (V.U.K. Md. 407).
İadenin mahiyeti:
İtiraz incelemelerinin iadesi
olağanüstü bir kanun yoludur. Bu yol kaza mercilerinden kesin olarak çıkan veya
kesinleşen kararların, Vergi Usul Kanununda belli edilen sebeplerin bulunması
halinde, aynı kaza mercilerinde yeniden incelenmesini ve değiştirilmesini ifade
eder. Asıl olan bir kaza mercii kararının sür'atle icrasıdır. Ancak, kesin bir
kararda yanlış veya kanuna aykırı cihetler bulunabilir. Fakat her hangi bir
kararda, tekrar gözden geçirmeği gerektiren ağır bir hal varsa bunun yerine
getirilmesi adalete uygun olur.
İtiraz incelemelerinin iadesi
kesin olarak verilen veya kesinleşmiş olan kararlar hakkında istenebilir. Bu
duruma göre Vergiler Temyiz Komisyonunun nihaî mahiyetteki kararlariyle, İtiraz
Komisyonlarından çıkan ve temyiz edilmesi kabil olmıyan veya temyiz süresinin
geçmesi sebebiyle kesinleşmiş bulunan kararlar üzerine incelemenin iadesi
istenebilir. Ancak vergi ihtilâflarında Temyiz Komisyonundan sonra son bir merci
olarak Danıştay'da dâva açma imkânı verilir. Bu itibarla, Temyiz Komisyonu
kararının tebliğinden itibaren, Danıştay'a başvurma süresi içinde bir iade
sebebi çıkarsa incelemelerin iadesi istenmeyip, Danıştay'da dâva açılır.
İncelemelerin İadesi Sebepleri
: (V. U. K. Md. 407)
İncelemelerin iadesinin
istenebilmesi için Vergi Usul Kanununda sayılmış bulunan sebepler aşağıda
gösterilmiştir. Bu sebepler dışında herhangi bir sebeple iade istenemez.
1. Vergi ihtilâfına bakıldığı
sırada mücbir sebepten veya lehine karar verilenin fiilinden dolayı elde
edilemiyen ve karara müessir olan bir vesikanın veya defterin karar verildikten
sonra ele geçirilmiş olması,
Gerçekten incelenmek üzere
Komisyonlarca istenen defterler ve belgeler, mükellef veya sorumlunun elinde
olmayan sebeplerle ibraz edilemiyebilir. Mücbir sebebe rağmen mükellef veya
sorumlu aleyhine verilmiş olan kararın kesinleşmesinden sonra defterler ve
belgeler bulunduğu takdirde ibraz edememe bakımından mücbir sebep ileri
sürülerek kararı veren Komisyon nezdinde incelemelerin iadesi istenebilir.
Öteyandan dâvaya müessir olacak karakterde bir vesikanın veya defterin inceleme
ve araştırma safhasında, bilâhare lehine karar verilen tarafın kendi fiilinden
dolayı elde edilmesi mümkün olmaz ve karar verildikten sonra ele geçirilmiş
bulunursa yine incelemenin iadesine başvurulabilir.
Sonradan bulunup komisyona ibraz
edilen defter ve belge karara tesir edecek kuvvet ve mahiyette olmalıdır. Diğer
taraftan iade isteğine esas olan defter ve belgenin Komisyon kararının
verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması şarttır. Karardan önce ele geçirilmiş
bulunan belge ve defterler komisyona ibraz edilmemiş ise hükümden sonra bu
defter ve belgelere dayanılarak incelemenin iadesi isteğinde bulunulamaz.
2. Karara müessir olan belge veya
defterlerin sahteliğine hükmolunmuş veya sahte oldukları bir mahkeme veya resmî
bir makam nezdinde ikrar olunmuş veya sahtelik hakkındaki hüküm komisyon
kararından evvel verilmiş olmakla beraber incelemelerin iadesi isteğinde bulunan
tarafın karar esnasında bundan haberi bulunmamış olması.
Burada tespit olunan esaslara
göre; defterler ve belgeler sahteliğinden dolayı itiraz incelemelerinin iade
edilebilmesi için defterler ve belgelerin komisyonlarca verilen kararlara
müessir olmuş ve esas tutulmuş bulunması şarttır. Sahtelik, incelemelerin iadesi
istenilen karardan sonra, mahkeme kararı ile sabit olmalı veya bir mahkeme veya
resmî bir makam önünde bu husus ikrar olunmalıdır. İncelemesinin iadesi istenen
kararın verilmesinden önce, sahteliği hükmen sabit olan belgelere dayanılarak,
iade istenemez. Ancak, sahtelik hakkındaki hüküm daha evvel olmakla beraber
karar esnasında bundan haberdar olunmaması halinde bu yola gidilebilir. Komisyon
kararına esas .olan bir ilâm hükmünün veya diğer bir kararın kaldırılması veya
bozulması ve bunun da kesinleşmiş olması incelemelerin iadesi imkânını verir.
3. Vergi ihtilâfına bakılırken
dayanılan bir ilâm hükmünün veya diğer bir kararın kaldırılması veya bozulması
ve bunun da kesinleşmiş olması.
Komisyon kararına esas olan başka
bir komisyon veya kaza merciinde karar kaldırılmış veya bozulmuş olabilir. Bu
şekilde kaldırılan veya bozulan karar kesinleşmiş olduğu takdirde incelenmesinin
iadesi istenen kararın da dayanağı kalmamış olacaktır.
4. Vergi ihtilâfına bakıldığı
sırada kullanılan bilirkişilerin kasden yanlış rapor verdiklerinin hükmen sabit
olması.
Bilindiği üzere komisyonlar
incelemelerini derinleştirir ve incelenen konu üzerinde özel bilgi sahibi olan
bilirkişiler tarafından düzenlenen raporlardan da faydalanırlar. Türlü
sebeplerle bilirkişiler tarafından düzenlenen raporlar kasden yanlış verildiği,
karar kesinleştikten sonra anlaşılırsa; bu kararın iade yoliyle yeniden
incelenmesi istenebilir. Şu varki, incelenmesinin iadesi istenen karar
münhasıran bilirkişiler tarafından verilen raporlara dayanmıyorda başkaca rapor
ve belgelerden de faydalanılmış bulunuyorsa yalnız başına karara müessir olmıyan
söz konusu raporun yanlış olduğu ileri sürülerek incelemenin iadesi istenemez.
5. Lehine karar verilen tarafın
karara müessir diğer bir hile kullanmış olması.
Hileye dayanılarak incelemelerin
iadesinin istenebilmesi için hilenin, lehine karar verilen tarafından yapılmış
olması ve karara müessir bulunması şarttır. Lehine karar verilen taraf tüzel
kişi veya küçük veya kısıtlı ise bunların kanunî temsilcilerinin hileleri karara
müessir olduğu takdirde itiraz incelemelerinin iadesi için bir sebep teşkil
eder.
6. Vekil veya temsilci olmıyan
kimseler huzuru ile vergi ihtilâfına bakılmış olması.
Mükellef veya sorumlunun vekili
veya veli, vasi, kayyım gibi kanunî temsilcisi olmıyan kimselerin veya önce bu
sıfat ve yetkilere sahip iken sonradan bu sıfatları kaldırılmış olan kimselerin
komisyonlar huzurunda dinlenilmiş ve kendisinden alınan bilgilere göre karar
verilmiş olması, bu karara ait incelemelerin iadesi için bir sebep teşkil
etmektedir. Şüphesiz, vekil veya kanuni temsilci komisyon huzurundaki beyanı
dolayısiyle sonradan mezun kılınmış, kendisine icazet verilmiş olduğu takdirde,
incelemelerin iadesi isteği bahis konusu olamaz.
7. Vergi ihtilâfının buna
bakmaları kanunen yasak olan kimseler huzuriyle bakılmış ve karara bağlanmış
olması.
Vergi Usul Kanununun 5 - 6 ncı
maddesiyle, İtiraz ve Temyiz Komisyonlarında görevli olanların bazı
yakınlarınlarının işlerine bakmaları yasak edilmiştir. Bu yasağa aykırı olarak
vergi ihtilâfı kanunda sözü edilen kimselerin huzuriyle incelenmiş ve karara
bağlanmış ise incelemelerin iadesi istenebilir.
8. Aynı sebep veya olayın bir
mükellef ile vergi dairesi arasında başka başka neviden vergilerde ihtilâflara
yol açmış ve bu ihtilâflar hakkında birbirine aykırı kararlar verilmiş olup bu
kararların hepsinin kesinleşmiş olması.
Tekbir olay çeşitli vergilerde
ihtilâflar doğurabilir. Meselâ, bir mükellef, vergi kaçırmak kasdiyle sahte
vesika düzenlemiş ve bu hareketle tabi tutulduğu gelir ve muamele vergilerini
ziyaa uğratmış olsa bu fiili kanunî tarife göre kaçakçılık mahiyetindedir.
Meydana çıkarılan kaçakçılığa dayanılarak hesaplanan vergiler ve cezalar ayrı
ayrı ihtilâfların konusu olur. Bu çeşitli ihtilâflar dolayısiyle komisyonlarca
ittihaz olunan kararlardan meselâ, gelir vergisi hakkındaki kararda olayın
kaçakçılık fiili olduğu kabul edildiği halde aynı kaçakçılık sebebine dayanan
muamele vergisi hakkındaki kararda kaçakçılık mevcut olmadığı fiilin kusurdan
ibaret bulunduğu kabul edilirse, her iki kararda kesinleşmiş olmak şartiyle
incelemelerin iadesi istenebilir.
İncelemelerin iadesinde süre
: (V. U. K. Md. 408)
İncelemelerin iadesi için Vergi
Usul Kanununda bir aylık süre tespit edilmiştir. Yalnız bu sürenin başlangıç
tarihi iade sebeplerinin çeşidine göre değişmektedir. Şöyle ki; yukarıda tespit
edilen iade sebeplerine mütenazır olarak itiraz İncelemelerinin İade süresi:
- Vergi ihtilâfına bakıldığı
sırada elde edilemiyen bir belge veya defterin ele geçirildiği;
- Karara müessir olan defter ve
belgelerin sahteliğine hükmolunduğunun veya sahteliğinin ikrar olunduğunun
öğrenildiği;
- Karara müessir olan ilâmın veya
kararın kesin bir hükümle kaldırılmış olduğunun öğrenildiği;
- Lehine karar verilen tarafça
karara müessir bir hile kullanıldığının öğrenildiği;
- Bilirkişilerin kasten yalnış
rapor verdiklerine hükmolunduğunun öğrenildiği;
- Mükellefin vekili veya
temsilcisi olmıyan kimseler huzuruyla vergi ihtilâfına bakılmış olması,
- Vergi ihtilâfının buna kanunen
bakması yasak olan kimseler huzuriyle bakılmış ve karara bağlanmış olduğunun
öğrenildiği;
- İlk karara aykırı olarak
sonradan verilen kararın tebliğ edildiği; tarihlerden başlar.
Yukarıda tespit edilen
tarihlerden başlıyarak bir aylık süre geçtikten sonra incelemelerin iadesi
istenemez. Aleyhine incelemelerin iadesi isteğinde bulunulan taraf, her zaman,
iade sebeplerinin bunu istiyen tarafça daha önce öğrenildiğini ileri sürebilir
ve süre geçmesi bakımından iade isteğinin reddini istiyebilir.
Vergi Usul Kanununda
incelemelerfn iadesinin istenebileceği azami süre de ayrıca tespit edilmiş
bulunmaktadır. Bu, üç yıllık bir süredir. Bu süre geçtikten sonra
incelemelerinin iadesi istenemez. Üç yıllık sürenin başlangıcı, İtiraz Komisyonu
kararı üzerine iade isteniyorsa, İtiraz Komisyonu kararının tebliğinden temyiz
edilen hallerde Temyiz Komisyonu kararının tebliğinden başlar.
İadenin şekli : (V. U. K. Md. 409)
İncelemelerin iadesine ait
talepler bir dilekçe ile vergi ihtilâfına bakmış olan komisyonda yapılır ve
orada incelenir.
İade isteklerine ait dilekçeler
aynen itiraz dilekçeleri şeklinde iki nüsha olarak hazırlanır. İncelemelerin
iadesi isteklerine, vergi ihtilâfına bakmış olan İtiraz Komisyonunda bakılır.
Dilekçeler, posta ile taahhütlü olarak gönderilebileceği gibi, vergi ihtilafına
bakmış olan komisyon başkanlığına veya bulunulan yerdeki muvazzaf İtiraz
Komisyonu Başkanlığına, muvazzaf İtiraz Komisyonu yoksa İtiraz Komisyonu Başkanı
sıfatiyle en büyük mülkiye âmirine verilebilir. Bu dilekçeleri alan makamlar,
gerekli giriş kaydını yaptırdıktan sonra iade incelemesini yapmağa yetkili
komisyon başkanlığına gönderirler.
İadenin sonuçları
: (V. U. K. Md. 411 )
İncelemelerin iadesi talepleri
kararın icrasını geciktirmez. Ancak, icranın geciktirilmesi iade istiyen
mükellef tarafından istenildiği ve teminat gösterildiği takdirde, 400 üncü madde
hükmü uygulanır.
İncelemelerin iadesi üzerine
verilen karar aleyhine iade istenemez. Şu kadar ki, kararlar Temyiz Komisyonunda
temyiz olunabilir.
Esas itibariyle, incelemelerin
iadesi istekleri; komisyonlardan çıkan ve kesinleşen kararların icrasını
geciktirmez. Ancak iade isteğinde bulunan mükellef veya sorumlular icranın
geciktirilmesini de isteyebilirler. Bu halde mükellef veya sorumlu tarafından
teminat gösterilmek şartiyle;
V. U. K. nun 404 üncü maddesinde
gösterilen icranın geciktirilmesine ait hükümler uygulanır.
İdarî davaların mahiyeti
:
İdarî dava, ferdin idare edenlere
karşı hak ve menfaatlerinin korunması maksadıyla ortaya çıkarılmış bir yargılama
çeşididir.
Bu davalar, idarî eylem ve
işlemler aleyhine, bu eylem ve işlemleri yapanların âmirlerine karşı vâki
şikâyetlerin istihalesi ve tekâmülü sorununda meydana çıkmışlardır.
İdarî ihtilâfların menşeyleri
muhtelif ve birbirinden farklı olduğu için bunlardan çıkan davalarda hukukî
mahiyetleri ve yapıları bakımından birbirinden farklıdır.
Bu itibarla idarî davaların
muhtelif şekilleri vardır. Bunların bir kısmının hukukî mahiyeti ve yapısı
hususî münasebetler ve hukuk sahasındaki davalardan tamamen ayrıdır. Bunlar
idare hukukuna mahsus davalardır.
İdarî Davalar, İptal Davaları,
Tam Kaza Davaları ve Temyiz Davaları ile tefsir davası olmak üzere dört kısma
ayrılır :
Danıştay'da dava nev'ileri
:
I - İLK DERECE MAHKEMESİ OLARAK DANIŞTAY'DA GÖRÜLECEK DAVALAR:
Kanunlarda ayrı bir idarî yargı
mercii gösterilmemiş olan aşağıda yazılı idarî uyuşmazlıklar ve davalar doğrudan
doğruya ve kesin olarak Danıştay'da karara bağlanır.
A – İptâl davaları,
B – Tam kaza (yargı)
davaları.
A – İptâl davaları
: (521 sayılı Kanun Md.
30/A)
Kanun ve tüzüklere aykırı olan
idarî kararlardan (İdarenin işlemlerinden) dolayı menfaatleri haleldar olan
kimseler tarafından bu işlemlerin ortadan kaldırılması maksadile açılan
dâvalardır.
İdarenin işlemlerinin esas,
sebep, maksat, konu, yetki ve şekil bakımlarından kanun ve tüzüklere aykırılığı
iddia olunabilir.
Meselâ, esas bakımından kanuna
aykırılık, kanun hükümlerinin yanlış veya yersiz uygulanmasıdır.
Konu ve maksat bakımından
aykırılık, kanunun gözettiği maksat dışında muamele yapılmasıdır.
Yetki bakımından aykırılık,
muamelenin onu yapmağa yetkili olmayan bir kimse tarafından yapılmış olmasıdır.
Şekil bakımından kanuna aykırılık
ise, kanunun koyduğu şekil ve usullere uyulmamasıdır.
Tarhiyat sırasında vukubulacak
vergi hatalarının düzeltilmesi için mükellefler, mezkûr kanunun 122 nci maddesi
mucibince ve aynı kanunun 381 inci maddesine uygun olarak vergi dairesinden
düzeltme talebinde bulunabilecekleri gibi süresi geçtikten sonra muttali
oldukları hatalı tarhiyatın düzeltilmesini istiyen fakat bu talepleri red olunan
mükelleflerin de yine aynı kanunun 124 üncü maddesine dayanarak şikâyet yoliyle
Bakanlığa müracaat edebileceklerini malûm bir keyfiyettir. Bu itibarla, bu esasa
uygun olmayan ihtilâfların İtiraz ve Temyiz Komisyonlarında savunulması
sırasında evvel emirde bu noktaların ileri sürülmesi ve itirazın usul bakımından
reddedilmesinin talep ve temini lâzımdır.
V. U. K. nun 116 ncı maddeleri
hükümlerine göre, mükelleflerin itiraz süresinin bitmesinden sonra düzeltme
taleplerinin Vergi Dairesince reddedilmesi üzerine Bakanlığa (İI Özel İdare
vergileri hakkında Valiliğe ve Belediye vergileri hakkında Belediye
Başkanlığına) şikâyet yolu ile müracaat edip bu hususta menfi bir karar almaları
halinde bu karar dolayısiyle Danıştay'da iptal davası açabilmeleri mümkündür.
B – Tam kaza davaları
: (521 sayılı Kanun Md.
30/B)
Tam kaza davaları tazminat
davalarıdır. İdarenin eylemlerinden dolayı hukuku muhtel olanlar tarafından
açılan davalardır. Bu davalarda idarî bir muamele veya kararın yani idarenin
eylem ve işlemlerinin ortadan kaldırılması değil uğranılan zararın tazmini talep
olunur.
II - TEMYİZ DAVALARI : (521 sayılı Kanun madde : 31)
Bu davalar, Danıştay'ın altında
yargı kararı veren mercilerce ittihaz edilmiş olan yargı kararlarının bozulması
talebile açılan davalardır.
Yargı kararı veren merciler
şunlardır :
a) Vergiler Temyiz
Komisyonu
b) Vergiler İtiraz
Komisyonları
c) İl İdare Kurulları
d) İlçe İdare Kurulları.
Vergi Kanunlarının
uygulanmasından doğan uyuşmazlıklara ilişkin olarak Vergiler Temyiz
Komisyonundan sadır olan kesin kararlar (213 sayılı V. U. K. Md. 401) Danıştay
tarafından tetkik edilmekte ve karara bağlanmaktadır.
Temyiz davalarının, tam kaza ve
iptal davalarından farkı hem idarenin hem de fertlerin dava açabilme yetkisine
sahip bulunmalarıdır.
Tam kaza ve iptal davalarını
fertler açarlar. İdare fertler aleyhine tam kaza veya iptal davası açamaz. Çünki
davaya sebep olan muameleyi yapan veya kararı alan dairenin dava açmasına
ihtiyaç yoktur.
İptal ve tam kaza davalarında
hasım, o muameleyi yapan idarî makamdır. Temyiz davalarında ise davayı, kararı
veren heyet aleyhine değil, karardan istifade eden taraf aleyhine açmak icap
eder.
Dava açma süresi
: (521 sayılı K. Md. 67 -
69 - 70 - 72 ve 73)
Danıştay'da idarî dava açma
süresi her çeşit işlemlerde yazılı bildirim tarihinden itibaren kanunlarda ayrı
bir süre gösterilmeyen hallerde (90) gündür.
Adresleri belli olmayanlara özel
kanunlardaki hükümlere göre ilân yolu ile bildirim yapılan hallerde, özel
kanunda hilâfına hüküm bulunmadıkça süre, son ilân tarihinden itibaren (15) gün
sonra başlar.
Kanuna göre ilânı gereken
düzenleyici ve genel tasarruflara karşı ilân tarihinden itibaren (90) gün içinde
dava açılabilir. Ancak bu tasarrufların kendilerine tatbiki üzerine alâkadarlar
dava açmakta muhtardırlar.
İdarî yargı mercilerinden çıkan
kesin yargı kararlarına karşı Danıştay'a temyiz yoliyle başvurma süresi özel
kanunlarda ayrı bir süre gösterilmeyen hallerde, bu kararın tebliğ tarihinden
itibaren gene (90) gündür. (521 sayılı Kanun madde : 67/2-3-4)
1. Sürenin başlangıcı :
(90) günlük süre, her nevi idarî
muamele ve kararların usulü dairesinde tebliğinden itibaren, idarî fiiller
(eylemlerden) dolayı açılacak davalarda bu fiiller öğrenildikten itibaren
başlar.
2. İdareye müracaatta cevap alınamaması halinde süre
: (521 sayılı Danıştay
Kanunun Madde : 69)
İlgililer idareye müracaat
etmişlerse, bu müracaatla cevap almaları halinde yukarıda yazılı olduğu şekilde
müddeti zarfında dava açacaklardır.
Ancak, idare cevap vermemişse (3)
ay beklenir. Bu müddetin bitiminde müracaat reddedilmiş sayılır. (3) ayın
bitiminden itibaren (90) gün zarfında dava açılması lâzımdır.
3. Üst makama müracaat halinde süre : (Hiyerarşik müracaat) Alâkalılar
tarafından idarî dava açılmadan evvel idarî bir muamele veya kararın
kaldırılması yahut değiştirilmesi için üst idarî makamlara müracaat olunabilir.
Bu müracaatın dava açma müddeti zarfında yani (90) gün içerisinde yapılması
lâzımdır. Bu müracaat işlemeye başlamış olan idarî dava açma süresini durdurur.
Üst idarî makam talebe uymazsa
kararın tebliği tarihinden itibaren süre yeniden işlemeye başlar. Müracaat
tarihine kadar geçmiş olan süre de hesaba katılır. (521 sayılı Kanun madde : 70)
Üst idarî makam müracaatla cevap
vermezse iki numaralı bentte yazılı olduğu üzere üç ayın bitiminden itibaren
(90) günden geri kalan müddet zarfında dava açılabilir.
Temyiz yoliyle açılacak davalarda
üç numaralı bent hükmü işlemez. (521 sayılı Kanun madde : 70/4)
Üst makama müracaattan sonra
açılacak davalarda hasım üst makamdır.
Doğrudan doğruya (Tam kaza
davası) açılması halinde süre :
İdarî eylemlerden (fiillerden)
hakları ihlâl edilmiş olanların, idarî dava açmadan evvel bu eylemleri yazılı
bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren 1 yıl ve her
halde eylem tarihinden itibaren 5 yıl zarfında ilgili idareye başvurarak
haklarının yerine getirilmesini istemeleri lâzımdır. Bu isteklerinin kısmen veya
tamamen reddi halinde bu mevzudaki işlemin tebliğ tarihinden ve üç ay zarfında
cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren (90) gün
zarfında dava açabilirler. (521 sayılı Kanun madde : 72)
İlgililer, haklarını da ihlâl
eden bir idarî muamele dolayısiyle Danıştay nezdinde iptâl ve tam kaza
davalarını birlikte açabilecekleri gibi evvelâ iptâl davası açarak bu dava
üzerine muamelenin iptâli halinde bu husustaki kararın kendilerine tebliği
tarihinden itibaren (90) gün zarfında tam kaza davası açabilirler. Bu halde de
alâkadarların idareye müracaat hakları mahfuzdur. (521 sayılı kanun madde : 71)
Temyiz davalarında süre
: Yargı kararları
aleyhine bu kararların tebliği tarihinden itibaren (90) gün zarfında dava açmak
icabeder. Bu müddet geçerse dava hakkı düşer. Ancak taraflardan biri dava açtığı
takdirde karşı taraf, cevap verme süresi zarfında mukabil dava ikame edebilir.
(521 sayılı kanun madde : 73/2)
521 sayılı Kanunun 67 nci maddesi
hükümlerine göre gerek idare gerek mükellefin Vergiler Temyiz Komisyonunun kesin
kararlarının İtiraz Komisyonunca (213 sayılı Kanunun 402 nci maddesindeki
(Kararın tasdikli örnekleri usulen İtiraz Komisyonunca taraflara tebliğ edilir)
hükmüne dayanılarak kendilerine tebliğ edildiği tarihten başlıyarak (90) gün
zarfında Danıştay'da temyizen tetkikini talep edebilirler. Bu itibarla (90)
günlük sürenin hesabında V. U. K. nun 402 nci maddenin son fıkrası (Temyiz
Komisyonunun nihaî kararlarının tazammun ettiği vergi veya vergi cezası, ilgili
vergi dairesince hesaplanarak bir ihbarname ile ve en çok bir hafta içinde
mükellefe tebliğ edilir.) hükmü gereğince yapılacak tebliğin esas olmıyacağı
şüphesizdir.
İdarî dava açılması ile ilgili
hususları : (V. U. K. Md.
406) Danıştay Kanunu (63, 65, 66)
213 sayılı Vergi Usul Kanununun
406 ncı maddesi ile aynı kanunun 1 inci maddesinde belirtilen genel bütçeye
dahil vergi, resim ve harçlar, ayrıca kaldırılan vergi, resim ve harçlar
hakkında mükelleflik, muaflık, istisna, mükelleflik şekli ve vergi cezalarının
uygulanması bakımından doğan ihtilâfların halli mevzuunda dikkat edilmesi
gereken hususlar aşağıda gösterilmiştir.
1. Miktarı 30 bin lirayı (İl özel
İdare vergilerinde 3 bin lirayı) aşmıyan matrahlar üzerinden tarh olunan vergi,
resim ve harçlar ile 3 bin lirayı aşmıyan belediye gelirleri hakkındaki Temyiz
Komisyonu kararları kesin olduğundan bu kararlar aleyhine Danıştay'da dava
açılamaz.
2. Vergi Daireleri Bakanlıktan,
(İl Özel İdareler ile Belediyeler Valilikten) muvafakat almadıkça Temyiz
Komisyonunun kesin kararları aleyhine Danıştay'da dava açamaz.
3. Hâdise hakkında İtiraz ve
Temyiz Komisyonlarına başvurulmadan Danıştay'a gidilemez.
Bu duruma göre, anılan kanunun
116 ve müteakip maddelerinde yazılı vergi ve hesap hatalarından olmayan hukukî
ihtilâflar itiraz süresi içinde malî kaza mercilerine başvurulmak suretiyle
halledilmesi icap ettiğinden Danıştay'a intikal ettirilecek hâdiselerde vergi
daireleri tarafından dosyanın bu yönden sıkı bir incelemeye tabi tutularak
İtiraz ve Temyiz Komisyonuna gitmeden doğruca Danıştay'ca dava ikame etmiş olan
mükelleflere ait savunmalarda evvelemirde bu cihetin savunulması icap eder:
4. Yukarıda açıklandığı gibi
kanunun 406 ncı maddesi mucibince, (mükelleflik, muaflık, istisna, mükelleflik
şekli ve vergi cezalarının uygulanması hususları hariç olmak üzere) miktarı 30
bin lirayı aşmıyan matrahlar üzerinden tarh olunan vergi, resim ve harçlar
hakkında Temyiz Komisyonunca ittihaz edilen kararlar kesin olduğundan, bu
kararlar aleyhine idarî dava açılması mümkün değildir.
Ancak, tarhiyatın cezalı
yapılması halinde, matrah miktarına bakılmaksızın, Temyiz Komisyonu kararı
aleyhine Danıştay nezdinde idarî dava açılabilir. Esasen Danıştay'ın içtihadı da
bu yöndedir.
Bu itibarla, tarhiyatın cezalı
yapılması halinde, bu hususun dava lâhıyasında behemahal belirtilmesi
gerekmektedir.
Diğer taraftan İtiraz ve Temyiz
Komisyonlarında dermeyan ve iddia edilmiyen hususlar Danıştay'da ileri
sürülemiyeceği gibi mezkür mercilere ibraz edilmiyen vesikaların Danıştay'da
tetkiki de mümkün bulunmadığından bu çok önemli noktaların idarî dava açılması
mevzuunda dikkatle gözönünde bulundurulması iktiza eder.
5. Temyiz Komisyonu bazı ahvalde
mevcut bir ihtilâf dolayısiyle bir kısım matrah hakkında kesin ve bir kısım
matrah hakkında da bozma kararı vermektedir. Bu kabil kararlarda bozma kararının
neticesini beklemeden kararın kesin kısmına karşı dava açılması gerekir. Temyiz
Komisyonu kararı üzerine tashih, tavzih veya incelemenin iadesi talebinde
bulunulmuş olması da bu kararın idarî dava konusu yapılmasına mani olmadığından,
idarî dava açılması mevzuunda bu noktaların ehemmiyetle tetkiki gerekmektedir.
Kanunun bahsi geçen 406 ncı
maddesine göre, İtiraz ve Temyiz Komisyonları kararlarına iktiran etmemiş olan
ihtilâftarın idarî dâva konusu yapılması mümkün değildir. Ancak ortalama kâr
hadlerine ve götürü matrahlara vaki itirazların resen Danıştay'da itiraz mevzuu
yapılmasının mümkün olduğunun unutulmaması icabeder.
Temyiz kararlarının çeşitleri
: (V. U. K. Md. 401 )
Vergiler Temyiz Komisyonu
tarafından üç çeşit karar ittihaz olunur.
Temyiz Komisyonu yaptığı
incelemeler sonunda İtiraz Komisyonu kararlarının kanuna ve usule uygun olduğunu
görürse kararı tasdik eder. Aksi halde yani bozma sebeplerinden biri mevcut
bulunduğu takdirde İtiraz Komisyonu kararı bozulur.
Temyiz Komisyonu bazan kanunun
açık hükümlerine aykırı gördüğü hususları inceliyerek İtiraz Komisyonu kararını
bozacak yerde re'sen nihaî karar da verebilir.
Temyiz Komisyonunun tasdik
kararları ile re'sen verdiği nihaî kararlar ve genel kurul kararları kesindir.
Kesin olan kararların artık bir
idarî muamele veya kararla değiştirilmesi veya Temyiz Komisyonunda tekrar
incelenmesi bahis konusu olmaz. Gerek idare gerek mükellef ve sorumlular kesin
kararlara uymak zorundadırlar. Temyiz Komisyonunun kesin olan kararları üzerine
Danıştay'da idarî dava açılabilir. Bundan başka Vergiler Temyiz Komisyonunun
kısmen tasdik kısmen bozma mahiyetinde olan kararlarının, tasdike taallûk eden
hükümleri de kesin mahiyeti haizdirler. Bu itibarla söz konusu kararların
tâsdikini tazammun eden kısımları üzerine de belli süre içinde Danıştay'da dava
açılması mümkündür.
Temyiz Komisyonunun bozma
kararları ile kesin mahiyette olmayıp, ihtilâflı olayın İtiraz Komisyonu
tarafından yeniden incelenmesini tazammun eder.
Dava açılmasını veya
açılmamasını kararlaştırmaya yetkili merciler :
(Vergi Daireleri Kuruluş ve
Görevleri Yönetmeliği Md. 11,4)
Yukarda bahsedilen 406 ncı madde
hükmü Temyiz Komisyonunun bütün kesin kararları üzerine Danıştay'da dava
açılmasını ve bu sebeple her karar için Bakanlıktan muvafakat alınmasını
gerektirmez.
a) Dava açılması için Vergi
Dairesince Temyiz Komisyonunun herhangi bir kesin kararı üzerine açılacak dava
neticesinden bir fayda mülâhaza edilmiş olması icabeder. Bu fayda, olay hakkında
Temyiz Komisyonu kararına mesnet olan kanun hükmünün vergi dairesince başka
türlü anlaşılmasından veya Temyiz Komisyonunun herhangi kesin bir kararına
mesnet olan kanun hükmü hakkında en yüksek idarî kaza mercii olan Danıştay'ca
bir içtihad tesisine imkân verilmesi sebebiyle de olabilir. Bu takdirde dava
açılması için Bakanlıktan muvafakat istihsaline tevessül edilmesi icabeder.
Ancak dava açılması istenilen
hallerde, aynı konuda aksi bir Bakanlık tebliği varsa bu cihetin Bakanlığa
yazılacak yazıda her halde belirtilmesi gerekir .
Bakanlıkça genel olarak dava
açılmaması tebliğ edilen hususlarda ise dava açılmasına mahal olmıyacağı
tabiidir,
b) Dava açılmasında bir fayda
umulmıyan hallerde; dava açılmasını gerektiren mucip sebepler açıklanmak
suretiyle İl ve İlçelerdeki Vergi Daireleri tarafından miktarı 200 liraya kadar
olan vergi veya cezalara müteallik kararlar aleyhine dava açılmamasına re'sen
karar verebilir.
Miktarı 1000 liraya (1000 lira
dahil) kadar olan vergi veya cezalara müteallik kararlar üzerine, vergi
dairesince dava açılmasında fayda görülmiyen hallerde vergi dairesi müdürü
keyfiyeti, mucip sebepleri açıklamak suretiyle Defterdarlığa bildirir. Defterdar
teklifi kabul eylediği takdirde dava açılmamasına re'sen karar verir ve
keyfiyeti vergi dairesi müdürüne bildirir.
Miktarı bin liradan beşbin liraya
(5000 lira dahil) kadar olan vergi veya cezaya taallûk eden kararlar üzerine
vergi dairesince dava açılmasına lüzum görülmiyen hallerde de Defterdar İl veya
Bölge Muhakemat Müdürünün, Muhakemat Müdürü bulunmıyan yerlerde Hazine
Avukatının mütalâası alındıktan sonra Danıştay'da dava açılmamasına karar
verebilir ve keyfiyeti yine vergi dairesine bildirir.
Miktarı 5000 lirayı aşan vergi
veya cezaya müteallik bulunan Temyiz Komisyonu kesin kararlarına karşı vergi
dairesince Danıştay'da dava açılmasında fayda mülâhaza edilmiyen hallerde ise,
dava açılmak istenilmemesi sebebi yazılacak yazıda açıkca belirtilmek suretiyle
Bakanlığa bildirilmesi ve Bakanlıktan muvafakat istihsal edilmesi gere-kir.
c) Vergi Dairesince dava
açılmasına lüzum görülmediği halde, Defterdarca re'sen veya Muhakemat Müdürü
veyahut Hazine Avukatının mütalâasına müsteniden veya Muhakemat Müdürü veya
Hazine Avukatının nıütalâaları hilâfına dava açılmasında fayda mülâhaza edilmiş
bulunduğu takdirde, Defterdarlıkça mucip sebepleri açıklanmak suretiyle, dava
açılması lüzumu Vergi Dairesine tebliğ edilir. Vergi Dairesince buna uyularak
dava dilekçesi tanzim olunur.
Bazı ahvalde Vilâyet,
Defterdarlıklar ve Hazine Avukatları tarafından verilen muvafakata müsteniden
Danıştay'da dava açıldığı görülmektedir. Kanunun mevzuubahis hükmü karşısında
Bakanlıktan muvafakat alınmaden dava açılması mümkün bulunmadığından bu kabil
hareketlerden kaçınılması icap eder. Bu arada 6183 sayılı Âmme Alacaklarının
Tahsil Usulü Hakkındaki Kanunun 13, 17 ve 58 inci maddelerine göre ihtiyati
haciz ihtiyati tahakkuk ve ödeme emirleri hakkında İtiraz Komisyonunca verilen
kararlar kesin olup kararlar dolayısiyle Temyiz Komisyonuna gidilmeden doğrudan
doğruya Danıştay'da dava açılabileceği cihetle Bakanlığımızın (Gelirler Genel
Müdürlüğü) 12/1/1957 gün ve 2161870 1298/2009 sayılı yazısiyle belirtildiği gibi
sadece bu kararların idarî dava konusu yapılması için Bakanlıktan muvafakat
almağa lüzum yoktur.
Dava Dilekçelerinin tanzim
şekli : (Danıştay K. 63,
64, 65, 66, 76)
- NUMUNE : 3 -
İdari davalar, Danıştay
Başkanlığına hitaben tanzim olunan dilekçelerle açılırlar.
Dilekçeler Danıştay Başkanlığına
karşı taraf sayısından bir nüsha fazlasiyle verilir.
Dilekçelerde :
- Tarafların ve varsa,
vekillerinin veya temsilcilerinin ad ve soyadları veya unvanları ve adresleri,
- Davanın mevzuu ve sebepleri ile
dayandığı deliller.
Burada dikkat edilecek husus,
İtiraz ve Temyiz Komisyonlarına yapılan müracaatlarda dermeyan edilmeyen
iddiaların Danıştay'da ileri sürülemiyeceğidir.
- Davaya mevzu olan idarî
muamelenin veya temyiz olunan kararın yazılı bildirim tarihi (Tebliğ tarihi),
gösterilir ve varsa yazılı bildirimin veya kararın ve mübit evrakın asılları
veya tasdikli suretleri eklenir.
- Vergi, resim, harç, para
cezası, gecikme zamları veya tazminat davalarında uyuşmaklık mevzuu olan miktar
(matrah, vergi ve ceza) ayrı ayrı gösterilecektir.
Dilekçelerle savunmalar ve
davalara ilişkin her türlü, evrak, Danıştay Başkanlığına gönderilmek üzere
Valilik veya Kaymakamlıklara ve yabancı memleketlerde Türk Elçiliklerine veya
Konsolosluklarına da verilebilir.
Her idarî muamele veya yargı
kararı aleyhine ayrı ayrı dava açmak icabeder. Ancak aralarında maddî ve hukukî
bakımdan bağlılık varsa aynı şahsı ilgilendiren birden fazla muamele veya yargı
kararı aleyhine bir dilekçe ile dava açılabilir.
Bu durumda, mükelleflerin aynı
yıllara ait aynı gelir unsuru dolayısiyle vergi aslı ve cezası hakkında Temyiz
Komisyonunca verilen karar aleyhine tek bir dilekçe ile dava açılması ve dava
dilekçesinde vergi aslı ile cezanın tevhiden birleştirilmesi suretiyle tetkiki
talebinde bulunulması daha uygun olur.
Birden fazla şahsı ilgilendiren
muamele veya yargı kararlarından dolayı müşterek dilekçe ile dava açılabilmesi
hak veya menfaatte iştirak ve maddî ve hukuki sebeplerde birlik bulunmasına
bağlıdır.
İmzasız dilekçeler Danıştayca
tetkik edilmiyeceğine ve 521 sayılı kanunun 65 inci maddesi hükmü mahfuz kalmak
şartiyle Vergiler Temyiz Komisyonunca müttehaz kararların ayrı ayrı idarî dava
konusu yapılması zaruri olduğuna göre, iki karar aleyhine tek dilekçe ile dava
açılmaması ve dava dilekçelerinin imzasız olmaması ve bu dilekçelere Bakanlıktan
alınan muvafakatnamelerin eklenmesi, noktalarından da dikkatli davranılması
zaruridir.
Danıştay Başkanlığına veya
yukarıda açıklanan diğer yerlere tevdi olunan dilekçelerin harçları ve posta
ücretleri alındıktan sonra deftere kayıtları yapılır. Dava bu kaydın yapıldığı
tarihte açılmış sayılır. (521 sayılı kanun madde : 66)
Dava dilekçelerinin ve eklerinin
birer örneği dava edilen tarafa ve bu tarafın vereceği cevap davacıya tebliğ
olunur.
Davacının ikinci dilekçesi davalı
tarafa ve bu tarafın vereceği ikinci savunma da davacıya tebliğ olunur. Buna
karşı davacı cevap veremez.
Taraflar yapılacak tebliğlere
karşı tebliğ tarihinden itibaren (30) gün zarfında cevap vermeye mecburdurlar.
Bu süre ancak haklı sebeplerin mevcudiyeti halinde taraflardan birinin isteği
üzerine Danıştay'ın görevli dairesi veya Dava Daireleri Kurulu kararı ile (60)
günü geçmemek ve bir defaya mahsus olmak üzere uzatılabilir.
Sürenin geçmesinden sonra yapılan
uzatma talepleri kabul olunmaz.
Temyiz davalarında dilekçe diğer
tarafa ve bunun vereceği cevap lâhıhası davacıya tebliğ olunur. Davacı buna
karşı cevap veremez. (521 sayılı kanun madde : 76)
Muhakeme Masrafları
: (521 sayılı kanun madde
: 103)
31/12/1964 tarihinde yürürlüğe
giren 521 sayılı Danıştay Kanununun "Muhakeme masrafların başlığını taşıyan 103
üncü maddesinde; taraflardan birinin isteği üzerine, Danıştay'da açtığı dava
dolayısiyle ödediği harç, kaydiyle ve posta ücretleriyle bilirkişi incelemeleri,
delil ve tespiti ve keşif için yaptığı harcamalar ve avukat marifetiyle takip
olunan davalarda; tarifesine göre avukatlık ücreti haksız çıkan tarafa ve
davanın kısmen kabulü ve kısmen reddi halinde bu masraflar orantılı olarak
taraflara yükletilir. denilmektedir.
Madde hükmünden de anlaşılacağı
üzere, Hazinece yapılan dava masraflarının ve avukatlık ücretinin karşı tarafa
tahmin edilebilmesi için tarafımızdan tanzim edilen dilekçelerde sarih olarak
"Muhakeme masraflarıyle avukatlık ücretinin karşı tarafa tahmilinin talep
edilmiş bulunması lâzımdır."
Şahıslar tarafından açılan idarî
davalarda ekseriya (muhakeme masrafı ve avukatlık ücreti) hususunda sarih talep
dermeyan edildiği halde, vergi daireleri veya idareler aleyhine açılan veya bu
daireler tarafından açılmış olan idarî davalara ait bir kısım dava
arzuhalleriyle cevap lâyihalarından (muhakeme masrafının karşı tarafa tahmili)
ibaresi mevcut olup, bir kısmında bu dahi bulunmamaktadır. Danıştay'ca sarih bir
talep olmadığı ahvalde Hazine lehine avukatlık ücreti ile, muhakeme masrafına
hükmedilmemekte, bu suretle Hazine tek taraflı olarak avukatlık ücreti ile
muhakeme masrafı ödemektedir.
Bu sebeplerle, badema
Danıştay'daki idarî davalar dolayısiyle verilecek cevap lâyıhalariyle, vergi
daireleri tarafından açılacak temyiz davalarına ait dava arzuhallerinin netice
kısmında (.... avukatlık ücreti ile muhakeme masrafının karşı tarafa tahmiline
....) şeklinde sarih bir talebin zikredilmesi uygun olur.
Bu husus Bakanlığımız tarafından
21/7/1966 tarih ve Baş Hukuk Müşavirliği ve Muhakemat Genel Müdürlüğü ifadeli
4395-642/35019 sayılı tebliğ ile teşkilâta bildirilmiştir.
Dava dilekçesinin ve cevap
lâyıhalarının verileceği makamlar :
(Vergi Daireleri Kuruluş ve
Görevleri Yönetmeliği Md. 114- 115)
Dava dilekçeleriyle cevap
lâyihaları ve davaya ilişkin her türlü evrak Danıştay Bakanlığına verilir ve
kayıt ve havale işleri tekemmül ettirilir. Bunların, ilgililerin bulundukları
yerin en büyük mülkiye âmirine (Vali veya Kaymakam) ve yabancı memleketlerde
Türkiye Cumhuriyeti Elçiliklerine veya Konsolosluklarına verilmesi de caizdir.
Bu makamlara verilmiş olan dâva dilekçesinin harç ve kayidesi alınarak o makamın
kayıt defterine yazılması ve dilekçenin üzerine de tarih ve numarasının işaret
edilmesi lâzımdır. Bu kayıt dâva açma süresinin tesbitine esastır. Bu itibarla
kaydın dâvanın müddetinde açılmış olup olmadığını tayin veyahut vergi dairesince
davanın açılması veya cevap lâyıhasının verilmesi süresinin hesap olunmasını
temin bakımından da önemi vardır.
Dava açma süresinin geçmemesi
için vergi daireleri tarafından açılacak davalarda dava dilekçelerinin ve idare
aleyhine açılan davalarda ise cevap lâyıhalarının Danıştay'a gönderilmek üzere
vergi dairesinin bulunduğu yerin en büyük mülkiye âmirine verilip kayıt
ettirilmesi ve en geç sürenin bitim tarihinden bir buçuk ay evvel Bakanlığa
gönderilmesi icabeder.
Vergi Dairelerine tebliğ
olunan davetiyelerin ve dava ile ilgili evrakın Bakanlığa gönderilmesi
: Vergi Daireleri Kuruluş
ve Görevleri Yön