Gelir Vergisi
Kanununun bazı maddelerinin uygulanmasında tereddütlere düşüldüğü, Bakanlığa
yapılan müracaatlardan anlaşılmaktadır. Sözü edilen maddeler ve bunların tatbik
şekilleri aşağıda açıklanmıştır :
A – Ücret geliri yönünden :
Gelir Vergisi Kanununun 61
inci maddesinde "ücret" tarif olunmuş; 63 üncü maddesinde, ücretin gerçek sâfi
değerinin, işveren tarafından verilen para ve ayınlarla sağlanan menfaatler
toplamından bu maddede yazılı indirimlerin yapılmasından sonra kalan miktar
olduğu belirtilmiş; kanunun 104 üncü maddesinde de, vergi cetvelleri ve bunların
tatbik usulleri gösterildikten sonra bu maddeye 484 sayılı Kanunla eklenen fıkra
hükmünde, "Ayrı ayrı iş verenler tarafından yapılan ödemelerle aynı iş veren
tarafından başka başka hizmetler karşılığında yapılan ödemelerinn muhtelif ücret
ödemeleri olduğu, buna mukabil, "Aynı iş veren tarafından her ne namla olursa
olsun, başka başka hizmetlerin karşılığını teşkil etmeksizin yapılan ödemeler"in
muhtelif ücret ödemesi sayılmıyacağı hükme bağlanmıştır.
Ayrıca, aynı maddede, muhtelif
ücret ödemelerinde vergi cetvellerinin her ödemenin ayrı ayrı göz önünde
tutulmak suretile uygulanacağı da tasrih edilmiş bulunmaktadır.
Bu esaslara göre, aynı iş
veren tarafından hizmet erbabına birden fazla ücret ödendiği takdirde, bunların
muhtelif ücret ödemesi olup olmadığına bakılacak; muhtelif ücret sayılanlar
mahiyetlerine uyan vergi cetveli üzerinden asıl ücretle birleştirilmeksizin
vergiye tabi tutulacaklardır.
Muhtelif ücret sayılmıyan
ödemeler ise, adı ne olursa olsun, asıl ücretle birleştirilerek
vergilendirilecektir.
Şu kadar ki; muhtelif ücret
tarifine girmemekle beraber, mahiyeti icabı, asıl ücretin dahil ve tabi olduğu
cetvelden ayrı ve başka bir cetvele göre vergilendirilmesi gereken ödemeler de,
cetvel farklılığı sebebile, asıl ücretle birleştirilmiyecektir.
Ayrıca, ister muhtelif ücret
sayılması, ister dahil olduğu vergi cetvelinin farklı bulunması nedeni ile asıl
ücretle birleştirilmiyen ücretlerden ayrı cetvele uyanlar bulunursa, bunların
vergileri o vergi cetveli üzerinden topluca hesaplanacaktır.
Misâl: Aynı iş veren
tarafından muhtelif hizmet karşılığı olmaksızın hizmet erbabına verilen fazla
mesaî ücretleri, saat başına hesaplanıp gündelik veya haftalık olarak ödeniyorsa
4 ve 3 numaralı cetvel üzerinden vergilendirilir. Hizmet erbabının asıl ücreti
aylık olarak hesaplanıp ödendiği; fazla mesaî ücreti de aylık mahiyette
bulunduğu takdirde her iki ödeme aynı cetvelde birleştirilir. Böyle olmayıp asıl
ücret aylık, fazla mesaî ücreti gündelik veya haftaİık mahiyette bulunuyorsa,
aylığa uygulanan cetvel (2 numaralı) ile ek ücrete uygulanan cetvel (4 ve 3
numaralı) farklı olduğundan bu iki ödeme bir cetvelde birleştirilmiyecek; her
biri dahil olduğu cetvel üzerinden ayrı ayrı vergiye tabi tutulacaktır.
Misâl : İş veren, hizmet
erbabına asıl aylığı dışında sene sonunda prim ve ikramiye adı altında başka
başka hizmetleri karşılığını teşkil etmeksizin, iki ayrı ek ödeme yapmış olsun.
Bu hizmetlinin asıl ücreti aylık olduğundan bu aylığa 2 numaralı vergi cetveli
uygulanacaktır. Prim veya ikramiye, belli bir zaman ölçüsüne (gün, hafta, ay)
göre hesaplanıp ödenmediğinden, Gelir Vergisi Kanununa bağlı 1 numaralı vergi
cetveline girer.
Öte yandan, her iki ödemeye
uygulanması gereken cetvel aynı (1 numaralı; 82 seri sayılı Gelir Vergisi Genel
Tebliğine bağlı 1/2 numaralı) olduğundan, prim ve ikramiyelerin vergileri bu
cetvel üzerinden ayrı ayrı değil, birleştirilmek suretile topluca
hesaplanacaktır.
- 104 üncü maddede yazılı
şekiller dışında ve devreler tâyin edilmeksizin hesap ve tediye edilmeleri
sebebile yıllık ödeme sayılıp 1 numaralı vergi cetveline sokulan ödemelerin iki
ve daha fazla olması halinde, ikinci ödemenin birinci ile birleştirilerek
toplamı üzerinden hesaplanan vergiden ilk ödemeye ait verginin düşülmesi
suretiyle ikincisinin vergisi bulunur. Üçüncü ve daha sonraki ödemelerin
vergileri de aynı usulle ve 19 seri sayılı Gelir Vergisi Genel Tebliği gözönünde bulundurularak
hesaplanır.
1. Öğrencilerin tahsil ve
tatbikat ücretleri (G.V.K. Mad. 28/3) :
Gelir Vergisi Kanununun 28
inci maddesinin 3 numaralı bendinde, "Öğrencilere tatbikat dolayısile öğretim
müesseseleri veya tahsil masraflarını deruhte edenler tarafından verilen
paralar" vergiden istisna edilmiştir.
Bu hükme göre, tatbikat
dolayısile öğrencilere ödenen paranın vergiden istisna edilebilmesi için bu
ücretin;
a) Öğretim müessesesi, veya
b) Tahsil masraflarını deruhte
edenler, tarafından öğrencilere verilmesi şarttır.
Ücretin öğretim müessesesi
tarafından ödenmesi halinde öğrencinin burslu veya burssuz olmasının bir önemi
yoktur. Ücretin tahsil masraflarını deruhte edenler tarafından ödenmesi halinde
ise, sadece bu şartın mevcut olup olmamasına bakılır. Şayet, ücret öğretim
giderlerini üstlenmiş olanlar tarafından verilmiş ise, ödeme ister burs
şeklinde, ister başka bir ad ve şekilde olsun, istisna hükmü uygulanır. Hizmetin
tahsil masraflarını deruhte eden kuruluşa bağlı iş veren yanında yapılması
halinde de gerekli istisnanın uygulanması lâzım gelir.
Belirtilen Şartları haiz
olmayan öğrencilere ödenen paralar, bu kimseler için ücret ödemesi sayılır ve
medenî halin tevsik edilip edilmediğine göre mahiyetine uyan vergi cetveli
üzerinden genel hükümler dahilinde vergiye tabi tutulur.
2. Hizmet erbabına yapılan
sosyal yardımlar (iş göremezlik tazminatı, aile yardımı, çocuk zammı, yemek
parası) (G. V. K. Mad. 61, 25/1, 27/1)
- İş Kanunu ve Sosyal
Sigortalar Kanunu (Mad. 37, 89) hükümlerine dayanılarak, iş verenlerle İşçi
sendikaları arasında yapılan toplu iş sözleşmesi gereğince, işçilere hasta ve
istirahatli bulunduğu devre için, belli bir nispet dahilinde verilen iş
göremezlik tazminatı, hizmet karşılığı bir ödeme olması itibarile, ücretten
mâduttur.
Ancak, Gelir Vergisi Kanununun
25 inci maddesinin 1 numaralı bendinde ölüm, sakatlık, hastalık ve işsizlik
sebebi ile verilen tazminat ve yapılan yardımlar vergiden istisna edilmiş
olduğundan, bahis konusu iş göremezlik tazminatı da anılan hükme istinaden
vergiden istisna edilmek lazım gelir.
- İş verenlerce aile yardımı,
yemek parası şeklinde yapılan yardımlar, bir hizmetin karşılığını teşkil etmesi
bakımından ücret ödemesidir.
Gelir Vergisi Kanununun 23
üncü maddesinin 8 numaralı bendinde "iş yerinde bedava yemek vermek suretile
sağlanan menfaatler (İş veren tarafından hazırlattırılması kaydile)" ve 27 nci
maddenin 1 numaralı bendinde de "Özel kanunlara dayanarak verilen yemek
bedelleri... ve bu mahiyette yapılan ödemeler" vergiden istisna edilmiş
bulunmaktadır.
Hizmet erbabına verilen yemek
paralarından sözü geçen hükümlerin şümulüne girenleri vergiden müstesna ise de
bunların dışında kalan yemek bedellerinin ve bu arada toplu sözleşmeye
dayanılarak ödenen paraların ücret olarak vergilendirilmesi icabeder.
- Çocuk zammına gelince; 193
sayılı Gelir Vergisi Kanununun 25 inci maddesinin 4 numaralı bendinde, hizmet
erbabına ödenen çocuk zamları vergiden istisna edilmiş ve bu zamlardan, Devletçe
verilen miktarı aşanların vergiye tabi tutulacağı hükme bağlanmıştır. Halen
memurlara Devletçe, çocuk başına (10) lira çocuk zammı verilmekte olduğuna göre,
Devlet dışında kalan idare ve müesseselerce bu miktarın üstünde ödenen kısmın
aylık ücret olarak vergiye tabi tutulması gerekir.
3. Kıdem tazminatı ve kıdemli
işçiliği teşvik ikramiyeleri (G. V. K. Mad. 25/7, 29/1, 61) :
- İş Kanununun 14 üncü
maddesinin birinci fıkrasında hizmet akdinin bu maddede yazılı sebeplerle iş
veren ve işçi tarafından feshi halinde üç yıldan fazla çalışmış olmak kaydile
işçiye her bir tam iş yılı için on beş günlük ücret tutarında bir tazminat
verileceği açıklanmış ve maddenin müteakip fıkralarında da tazminatın
verilmesinde aranılacak diğer şartlar gösterilmiştir.
Öte yandan, Gelir Vergisi
Kanununun 25 inci maddesinin 7 numaralı bendinde, işten çıkma tazminatı vergiden
istisna edilmiş ve ayni maddenin parantez içindeki hükmünde, işbu tazminatın
işten çıkan veya çıkarılanın 12 aylığını aştığı takdirde fazlasının ücret olarak
vergiye tabi tutulacağı hükme bağlanmıştır.
İş Kanununun sözü geçen
maddesi uyarınca işçilere verilen kıdem tazminatı Gelir Vergisi Kanununun 25/7
nci maddesine dahil bir ödeme (işten çıkma tazminatı) olduğundan, bunun miktarı
işten çıkan veya çıkarılanın 12 aylığını aşmadıkça vergi dışı bırakılması,
aştığı takdirde fazlasının ücret olarak -genelgeye bağlı 1/2 numaralı cetvel
üzerinden– vergilendirilmesi icap eder.
- Bir kısım müesseselerce,
çalıştırdıkları hizmet erbabına belli bir çalışma süresinden veya yaş haddinden
sonra, hizmet göremiyecek dereceye gelmiş olması gözönünde tutularak bu gibiler
için statüleri gereğince (terki hizmet) yevmiyesi adı ile ve hizmet sürelerine
göre hesaplanmak suretile yapılmakta olan yardımlar da işten çıkma tazminatı
olduğundan, aynı esaslar dahilinde vergiden müstesna veya vergiye tabi tutulmak
icap eder:
- Belli bir hizmet süresini
doldurmuş bulunan işçilere kıdemli işçiliği Teşvik İkramiyesi talimatnamesi veya
toplu iş sözleşmesi esaslarına dayanarak muayyen miktar ve nispette ikramiye
adiyle ödeme yapıldığı görülmektedir.
Bahis konusu ikramiyeler,
hizmet erbabına hizmetinin karşılığı olarak verildiğinden bir ücret ödemesi
niteliğindedir. Ancak ödeme, kıdem süresinin sonlarında ve belirli olmayan bir
zaman ve devrede yapıldığınâ göre, vergisinin hesabında sözü geçen 1/2 numaralı
vergi cetvelinin kullanılması lâzım gelir. (G. V. K. Mad. 104)
Her ne kadar, Gelir Vergisi
Kanununun 29 uncu maddesinin 1 numaralı bendinde, "ilim ve fennî, güzel
san'atları, tarımı, hayvan yetiştirilmesini ve memleket bakımından faydalı olan
diğer işleri ve faaliyetleri teşvik maksadiyle verilen ikramiye ve mükâfatlar"
vergiden istisna edilmiş ise de, söz konusu ikramiye, madde hükmünde yazılı iş
ve faaliyetlerden hiç birine girmiyen bir hizmet dolayısile verilmektedir.
Gerçekten, ikramiyeye hak kazanan işçinin hizmeti ilim, fen, güzel san'at, tarım
ve hayvan yetiştirilmesi ile ilgili olmadığı gibi memleket ölçüsünde ve umumun
menfaatini gözeten bir iş ve faaliyet niteliğinde ve öneminde de
değildir.
Belirtilen mahiyetine göre
sözü edilen ikramiye, doğrudan doğruya ve sadece ödeme yapanla kendisine ödeme
yapılanın menfaatlarını korumaya, bunlar arasındaki ilişkiyi kuvvetlendirmeğe ve
işçilerin işe ve iş yerine bağlılığını temine matuf bulunduğundan, bu noktadan
da istisna hükmünün sınırı ve kapsamı dışında kalmaktadır.
4. Öğretmenlerin ek ders
ücretleri (G. V. K. Mad. 61, 104) :
Millî Eğitim Bakanlığına bağlı
yüksek ve orta dereceli okulların öğretmenlerine 439 sayılı Kanun gereğince
okuttukları fazla dersler için ödenen ücretler, saat ölçüsüne göre
hesaplanmaları sebebiyle, gündelik sayılmış; öte yandan öğretmenlerin aylıkları
2 numaralı cetvel üzerinden vergilendirildiğinden ek ders ücretleri 4 numaralı
cetvele sokularak -aylıklarla birleştirilmeksizin- vergilendirilmiştir.
Bu kez, yeniden yapılan
incelemede, bahis konusu ek ders ücretlerlnin saat başı esasında hesaplanmakla
beraber -bir aylık devre için- ve aylık olarak ödenmekte bulunduğu sonucuna
varılmıştır. Buna göre, sözü edilen ticretlerin vergilendirilmesinde, 4 numaralı
cetvelin değil 2 numaralı cetvelin kullanılması lâzım gelir.
Sayıştay Genel Kurulunca
verilmiş olan 10/2/1968 gün ve 564159/17 sayılı kararla da, yukarıdaki husus
doğrulanarak 439 sayılı Kanuna istinaden ödenmekte olan ek ders ücretlerinin
aylık sayılması ve 2 numaralı cetvel üzerinden vergilendirilmesi içtihat
olunmuştur.
Bu itibarla, 1.3.1968 den
itibaren yukarıki esas dahilinde muamele yapılacak; şu kadar ki ek ödeme özel
bir kanuna dayandığından, 484 sayılı Kanunun geçici 2 inci maddesi gereğince
mükelleflerin asıl ücretlerile birleştirilmeyecektir.
5. 4/10195 sayılı Kararnameye
bağlı yönetmeliğin 10 uncu maddesi gereğince ödenecek ücretler (G. V. K. Mad.
24/1) :
- 15/4/1958 gün ve 4/10195
sayılı kararname ile yürürlüğe konulmuş bulunan Muayyen ve Muvakkafi Müddetli
Hizmetlerde Çalıştırılacak Yevmiyeli Personel Yönetmeliğinin 10'uncu maddesinin
a, b, c fıkralarında belirtilen nitelikteki şantiyelerde çalışanlara anılan
bentlerde yazılı miktarlarda (2, 6, 10 lira) Arazi veya Şantiye zammı
verilebileceği ifade
olunduktan sonra, d fıkrasında "Yukarıki fıkralara göre zam alanlara
hizmetlerinin ağırlık derecesine göre ayrıca 0-5 lira, seyyar olarak çalışan
personele de 9 liraya kadar zam verilebilir." denilmekte; sonuncu fıkrasında
ise, "Bu maddeye göre zam alanlara bu hizmetleri için ayrıca harcırah yevmiyesi
verilmez" hükmü bulunmaktadır.
Bu hükümlere göre, bahis
konusu yönetmeliğin a, b, c ve d bentlerinde yazılı teknik personele
verilebilecek olan zamlar bu kimselerin görevlerini ifa sırasında ihtiyar
edecekleri zarurî masraflarının karşılığını teşkil etmekte ve bu vasfı ile
harcırah yevmiyesi yerine kaim olmaktadır.
Öte yandan, Gelir Vergisi
Kanununun 24 üncü maddesinin 1 numaralı bendinde kamu idareleri ve müesseseleri
ve 3659 sayılı Kanuna tabi müesseseler tarafından verilen harcırahlar ve zarurî
yol giderleri (gündelikler dahil) gelir vergisinden istisna edilmiş
bulunmaktadır.
Bu durumda, sözü edilen
yönetmeliğin a, b, c ve d bentlerinde yazılı zamlar harcırah ve zarurî yol
gideri mahiyetinde olduğundan, bunların da anılan madde hükmüne istinaden gelir
vergisinden istisnası lâzım gelir.
Sözü geçen yönetmeliğin 10
uncu maddesinin 6/10211 sayılı Kararnameye bağlı Yönetmelikle değiştirilen
şeklinde, yukarıda değinilen a, b, c ve d fıkralarından ayrı olarak (e) fıkrası
yer almakta ve burada "Teknik personele, bu yönetmelik gereğince aldıkları
yevmiye dışında yaptıkları işin mahiyetine ve kalkınma plânı ile yatırımlar
yönünden taşıdığı döneme, çalıştıkları yerin özelliğine ve sorumluluk derecesine
göre günde 10 ilâ 25 liraya
kadar ek ödeme yapılabilir.", maddenin sonunda ise "Bu maddeye göre zam alanlar,
(e fıkrasına dahil olanlar hariç) bu hizmetleri için ayrıca harcırah yevmiyesi
verilmez" denilmektedir.
10 uncu maddenin bu yeni ve
değişik şeklindeki a, b, c ve d fıkraları gereğince yapılan ödemeler, 4/10195
sayılı Kararnameye bağlı yönetmeliktekinden farklı olmadığına ve maddenin
sonunda e fıkrasının dışında kalan fıkralara göre zam alanlara ayrıca harcırah
yevmiyesi verilmiyeceği yazılı bulunduğuna göre, maddenin a, b, c ve d fıkralarına
dayanılarak ödenen zamların yukarıki esas dahilinde vergi dışı bırakılması; buna
mukabil e fıkrasında yazılı ödemenin harcırah yevmiyesi olmaması sebebiyle,
ücret olarak ve asıl ücretin tabi olduğu vergi cetveline uyup uymadığına göre,
birleştirilmek veya birleştirilmemek suretile vergilendirilmesi lazım gelir.
Yönetmeliğin 9 uncu maddesinde
yazılı mahrumiyet zamları ise, ücret olduğundan ayni şekilde vergilendirilmek
icabeder.
B – Serbest Meslek Kazançları
yönünden :
6. Harita çıkarılması işini üzerine alanlara
yapılan ödemelerden tevkifat yapılmaması (G. V. K. Mad. 65, 94/4) :
Arazide şehir ve kasaba
haritalarının tanzimi işini üzerine alan şahısların faaliyeti serbest meslek
faaliyeti sayıldığından, bunun karşılığında müteahhide ödenen paralardan Gelir
Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin 4 numaralı bendi uyarınca tevkifat
yapıldığı malûmdur. Ancak, tevkif edilen vergilere karşı mükelleflerce vukubulan
müracaatlar sonucunda kaza mercilerince verilen kararlarda, yanlarında başka
topografları da çalıştırmak suretiyle iş yapan kimselerin bu faaliyeti daha
ziyade sermaye unsuruna dayandığı gerekçesile serbest meslek kazancı
addedilmemiş ve bunlardan tevkif yoliyle alınan vergiler kaldırılmış veya
kaldırılmakta bulunmuştur.
Kaza mercilerinin tevali eden
kararları karşısında, belirtilen mahiyet ve nitelikteki faaliyetleri sebebile
harita çıkarılması işini üzerine alanlara yapılan ödemelerden serbest meslek
kazancı sayılarak tevkifat yapılmaması, buna mukabil, söz konusu ödemelerin
ticarî kazanç olarak vergilendirilmesinin sağlanması lâzım gelir.
7. Serbest meslek erbabının
özel otomobillerine ait masraf ve amortismanların gider yazılıp yazılmıyacağı
(G. V. K. Mad. 68/10) :
Gelir Vergisi Kanununun
değişik 68 inci maddesinin 10 numaralı bendinin parantez içindeki hükmünde, Özel
otomobillerini işlerinde de kullananların yaptıkları giderlerin yarısını serbest
meslek kazancının tespitinde meslekî gider olarak hasılattan indirmeleri kabul
olunmuş, ayrıca bu bentte yazılı giderlere karşılık olarak mükelleflerin
diledikleri takdirde 5.000 liradan fazla olmamak şartiyle gayrisâfi hasılattan %
10 unu götürü gider olarak yazabilecekleri açıklanmıştır.
Bu hükme göre,
- Serbest meslek erbabı, özel
otomobillerini meslekî işinde de kullanmakta ise bu otomobil için yaptığı
masrafların (akaryakıt, tamir ve benzin) yarısını gerçek gider olarak hasılattan
indirebilecektir.
- Serbest meslek erbabı
dilerse meslekî işinde kullandığı otomobilinin gerçek masrafları yerine "5.000
liran dan fazla olmamak üzere gayrisâfi hasılatının % 10 unu, bent hükmünde
yazılı kayıt ve şartla, götürü olarak gider kayıt edebilecektir.
Amortismana gelince :
Gelir Vergisi Kanununun sözü
geçen maddesinde serbest meslek erbabının işlerinde kullandığı özel otomobilleri
için amortisman ayırabilecekleri ve ayrılan bu amortismanları gider olarak
yazabilecekleri hususunda bir hüküm yoktur.
Her ne kadar, maddenin 7 nci
bendinde meslekî faaliyette kullanılan te'sisat ve demirbaşlar için Vergi Usul
Kanunu hükümlerine göre ayrılan amortismanların masraf yazılması kabul edilmiş
ise de, bahis konusu özel otomobil, kanunun kast ve ifade ettiği anlamda ne
te'sisat ve ne de demirbaştır.
Gerçekten, 213 sayılı Vergi
Usul Kanununun 269 uncu maddesinde, iktisadî işletmelere dahil gayrimenkuller,
1. Gayrimenkulün mütemmim
cüzüleri ve teferruatı,
2. Te'sisat ve makineler,
3. Gemiler ve diğer taşıtlar,
4. Gayri maddî haklar,
olmak üzere sayılmış, taşıtlar
madde hükmü içerisinde tesisattan ayrı ve onun dışında mütalâa edilmiştir.
Ayrıca, ayni kanunun 273 üncü
maddesinde, demirbaş eşya, alât, edevat ve mefruşat arasında gösterilmiş olup,
özel taşıt demirbaşın kapsamına da girmemektedir.
Öte yandan, Vergi Usul
Kanununun 313 üncü maddesinde amortisman mevzuu işletmede bir yıldan fazla
kullanılan ve yıpranmaya, aşınmaya veya kıymetten düşmeye maruz bulunan
gayrimenkullerle gayrimenkul gibi değerlenen iktisadî kıymetlerin, alât, edevat,
mefruşat ve demirbaşların değerlerinin bunların kullanılabilecekleri süre
zarfında yok edilmeleridir, şeklinde tarif olunmuştur.
Bu hükümlerin bir arada
tetkikinde görüleceği üzere, Gelir Vergisi Kanununun 68 inci maddesinde yer alan
te'sisat ve demirbaş deyimleri taşıtları (özel otomobiller dahil) kavramamakta
ve bu sebeple de bunlar için amortisman ayrılmasına mahal ve sebep
bulunmamaktadır. Vergi Usul Kanununun sözü geçen 313 üncü maddesi ise iktisadî
işletmelere dahil kıymetleri şümulüne aldığından, böyle bir mahiyet taşımıyan
özel otomobilin, bu madde hükmüne dayanarak amortismana tabi tutulması da mümkün
değildir.
Bu itibarla, otomobillerini
meslekî işlerinde kullanan serbest meslek erbabının bu taşıtlar için ayırdıkları
ve hasılatlarından indirdikleri amortismanların giderler arasından çıkarılması
ve husule gelen fark üzerinden ilgililer adına ikmalen vergi tarh olunması icap
eder. Şu kadar ki, konu Vergi Usul Kanununun 369 uncu maddesinde yazılı yanılma
haline uyduğundan, bu gibilerin vergilerine bu defalık ceza eklenmemek lâzım
gelir.
8. Okul aile birliklerince yaz
aylarında açılan kurslarda ders veren öğretmenlere verilen ücretler (G. V. K.
Mad. 82/4) :
Yaz aylarında genellikle orta
dereceli okul öğrencilerinin bütünleme imtihanlarına yetiştirilmeleri için, okul
aile birliklerince okullarda kurslar açılmakta ve bu kurslarda görevlendirilen
öğretmenlere verdikleri dersler karşılığında bir miktar para verilmektedir.
Bu paralar Gelir Vergisi
Kanununun 65 inci maddesinde tarifi yapılan meslekî faaliyetin karşılığını
teşkil etmekte olduğundan, serbest kazancı niteliğindedir. Öte yandan paranın
ödendiği kimsenin asıl hizmeti memurluk olduğundan, sözü edilen ödeme, Gelir
Vergisi Kanununun 82 nci maddesinin 4 numaralı bendine göre arizi meslekî
kazançtır. Bu sebeple yıllık toplamı 1.000 lirayı geçmedikçe vergiye tabi
tutulmaması, geçtiği takdirde, okul aile birliği tevkifat yapmaya zorunlu
kişilerden olmadığından, aşan kısmın doğruca kazancı elde eden tarafından yıllık
beyanname ile bildirilmesi lâzım gelir.
C – Yıllık beyan esası
yönünden :
9. Beyannamelerde yalnız ücretlerin bildirilmesi (Mad. 87)
:
Yıllık beyanname, vergileri
tevkif yoliyle alınmış olan ücretler dolayısiyle verilmiş ise, beyanname
üzerinden tarh olunan vergiden evvelce tevkif edilmiş olan vergiler mahsup ve
fazlası mükellefe iade olunur. (Mad. 121). Red ve iade işlemi yıllık
beyannamenin verildiği yerin vergi dairesince yapılmak lâzım gelir.(*)
10. Yıllık beyannamelerin imzasız veya yetkisiz kişilerce
imzalanmış olması (G. V. K. Mad. 83, 93) :
- Bilindiği gibi, 193 sayılı
Gelir Vergisi Kanununun 83 üncü maddesinde "Hilâfına hüküm olmadıkça, Gelir
Vergisi, mükellefin veya vergi sorumlusunun beyanı üzerine tarh olunur."
denilmiş; 85 inci maddesinde de, mükelleflere, çeşitli kaynaklardan elde
ettikleri gelirlerin; yıllık beyannamelerde toplama zorunluğu konulmuş; 93 üncü
maddede ise, aile reisi beyanında eşin beyan edilmesi gereken gelirlerinin aile
reisi tarafından tek beyanname ile bildirilmesi esası kabul olunmuştur.
Öte yandan, 213 sayılı Vergi Usul
Kanununun 8 inci maddesinde "Mükellef, vergi kanunlarına göre kendisine vergi
borcu terettüp eden gerçek veya tüzel kişidir ...." şeklinde tarif edilmiş; 10
uncu maddesinde ise, mükellefin ödevlerini onun nam ve hesabına yerine getirecek
olan kanunî temsilciler belli edilmiştir.
Bu hükümlerin birlikte
tetkikinden anlaşılacağı üzere, yıllık beyannamelerin, Vergi Usul Kanununun 10
uncu maddesinde öngörülen haller dışında mükelleflerce imzalanarak verilmesi
lâzım gelmektedir. İmzasız olarak verilen beyannameler hiç verilmemiş sayılır.
Şu kadar ki, beyanname verme süresi içinde veya ek süre içinde verilmiş olan
beyannamelerden mükellefin imzasını taşımıyanlar olursa, bu imza noksanlığının
Vergi Dairesince, tâyin edilecek belli bir süre zarfında tamamlanması hususu
mükellefe bildirilir. Mükellef verilen bu süre içersinde beyannamesini
imzaladığı takdirde, beyanı geçerli hale gelir ve bunun üzerinden gerekli vergi
tahakkuk ettirilir. Beyanname, belirtilen sürede mükellefçe imzalanmamış olursa
(mücbir sebeple gecikmeler hariç) hiç verilmemiş sayılacağından, bir yandan
re'sen takdir komisyonunca tâyin olunan matrah üzerinden vergi; öte yandan Vergi
Usul Kanununun 352 inci maddesinin 1 inci derecede usulsüz bölümünün 1 numaralı
bendine uyulmamış olduğundan iki kat usulsüzlük cezası ile aynı kanunun 349 uncu
maddesi gereğince % 50 kusur cezası salınacak ve bunlardan miktar bakımından
ağır olanı mükelleften aranılacaktır. (V. U. K. Mad. 336)
Yıllık beyannamenin mükellef
yerine yetkisiz kişiler (vekil, muhasip, aile reisi) tarafından imzalanıp
verilmesi halinde de yukarıki usul izlenerek bizzat mükellefin imzası alınması
sağlanacak; aksi halde beyanname hiç verilmemiş sayılacağından re'sen takdir
yoliyle vergi ve ceza tarh ve tahakkuk ettirilecektir.
11. Yıllık beyannamelerin kanunî süresinde (ek süre dahil)
verilmeyip pişmanlık dilekçesile sonradan verilmesi (G. V. K. Mad. 92, V. U. K.
Mad. 371 ) :
- Yıllık beyannamelerin kanunî
süre (ek süre. dahil) geçtikten sonra V. U. K. nun 371 inci maddesi gereğince
pişmanlık dilekçesi ile birlikte verilmesi ve matrah bildirilmesi halinde,
re'sen takdir komisyonunca matrah tespitine mahal olmadığından, bildirilen
miktar üzerinden vergi ve ayrıca, anılan 371 inci maddedeki esaslar dahilinde %
2 pişmanlık zammı uygulanır.
- Pişmanlık talebi ile verilen
beyannamede bir matrah gösterilmemiş (İndirimler veya mahsuplar sebebiyle
vergiye tabi tutulacak bir gelirin kalmamış olması hali dahil) veya zarar
bildirilmiş ise, ortada 371 inci maddenin uygulanmasını gerektiren haller
(Hileli vergi suçu, kaçakçılık veya kusur) bulunmadığından pişmanlık talebi
kabul olunmaz ve matrahın tespiti için takdir komisyonuna baş vurulur. Takdir
komisyonunca da bir matrah tespit olunmamış ise, mükellef adına V. U. K. nun 352
nci maddesi uyarınca iki kat usulsüzlük cezası kesilir.
Öte yandan, takdir
komisyonunun tespit ettiği zarar, Gelir Vergisi Kanununun 88 inci maddesi
şümulüne dahil olduğundan, bu maddede yazılı usul dairesinde ertesi yıla nakil
ve o yılın gelir kaynaklarından mahsup olunur.(*)
12. Para faizsiz ev kirasız hali (G. V. K. Mad. 75, 85)
:
Bazı kimselerin borç para
verdikleri şahıslardan faiz almadıkları; buna mukabil, borçlunun evinde kirasız
olarak oturdukları ve bu muamelenin genellikle para faizsiz, ev kirasız şeklinde
ifade edildiği görülmektedir.
Bilindiği gibi, 193 sayılı Gelir
Vergisi Kanununun 75 inci maddesinin birinci fıkrasında, menkul sermaye iradı,
"sahibinin ticarî, ziraî veya meslekî faaliyeti dışında, nakdî sermaye veya para
ile temsil edilen değerlerden müteşekkil sermaye dolayısiyle elde ettiği
temettü, faiz, kira ve benzerî iratlardırıp şeklinde tarif olunmuş; ayni
maddenin ikinci fıkrasının 4 numaralı bendinde de, her nev'i alacak faizleri
(adi, imtiyazlı, rehinli, senetli alacaklarla carî hesap alacaklarından doğan
faizdir. Hazine tahvili ve bonoları da dahil olmak üzere kamu tüzel kişilerince
borçlanılan ve senete bağlanmış olan meblâğlar için verilen faizler dahildir)
menkul sermaye iradı sayılmıştır.
Bu durumda :
1. Borç para verenin, parayı
alanın evinde kira vermeksizin oturmak suretiyle başladığı menfaat, anılan 75
inci madde hükmü gereğince alacak faizi nev'inden menkul sermaye iradıdır.
2. Evini bedelsiz olarak borç
para aldığı kimsenin intifaına veya ikametine terk eden şahıs Gelir Vergisi
Kanununun 73 üncü maddesi uyarınca, evinin emsal kira bedeli tutarında
(Binalarda emsal kira bedeli, bu yerin gayrisâfi iradıdır.) kira hasılatı elde
etmiş sayılacaktır.
Şu hale göre, evini bedelsiz
olarak borç aldığı şahsa tahsis eden kimsenin -gayrisâfi irat tutarında-
sağladığı kira hasılatı kendisi için gayrimenkul sermaye iradı, borç para veren
kimse için de menkul sermaye iradıdır.
Öte yandan Gelir Vergisi
Kanununun 21 inci maddesi ile gayrimenkul sermaye iratları için 5.000 liralık,
22 nci maddesi ile de menkul serrnaye iratlarında 200 liralık istisna kabul
edilmiş olduğundan, bu hadlerin aşılmış olması halinde vergiye tabi gelirin
ilgililerce genel hükümler dahilinde yıllık beyanname ile beyan edilmesi lâzım
gelir.
Bilgi edinilmesi ve gereğinin ona
göre ifası rica olunur.
(*) Güncelliği
kalmamıştır.