Çeşitli Vergi
Kanunlarında Değişiklik Yapılması Hakkındaki 1137 sayılı Kanun 31 Mart 1969
tarih ve 13162 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş
bulunmaktadır.
Bu Kanunun Birinci Bölümü 193
sayılı Gelir Vergisi Kanunundaki değişiklik ve ilâveleri kapsamaktadır. Bu bölüm
ve onunla ilgili geçici madde hükümleri genel tebliğe eklenmiştir. Bunların
tatbik şekil ve suretleri aşağıdadır.
I. (G. V. K. Mad. 7)
:
193 sayılı Kanunun 7 nci
maddesinin 3/a, 4 ve 7 nci bentlerinde yer alan "ve Türkiye'de
değerlendirilmesi" ibaresindeki (ve) edatı (veya) şeklinde değiştirilmiş; 5
numaralı bent hükmü ise "gayrimenkulün Türkiye'de bulunması ve bu mahiyetteki
mal ve hakların Türkiye'de kullanılması veya Türkiye'de değerlendirilmesi"
şekline konulmuştur.
Sözü geçen 3/a, 4 ve 7 nolu
bentlerin tadilden evvelki şekillerinde ücret, serbest meslek kazancı, sair
kazanç ve iradın dar mükellefiyete tabi bir kimse bakımından Türkiye'de elde
edilmiş sayılabilmesi için, "hizmetin (faaliyet, iş ve muamelenin) Türkiye'de
ifa edilmesi" ve "Türkiye'de değerlendirilmesi, şartlarının her ikisi birlikte
aranmakta idi.
1137 sayılı Kanunla yapılan
değişikliğe göre, sözü geçen bent hükümlerinde yer alan kazanç ve iratların
bundan böyle Türkiye'de elde edilmiş sayılıp sayılmayacağının tayininde hizmetin
(faaliyet, iş ve muamele) Türkiye'de ifası şartı ile değerlendirme şartının bir
arada mevcut olmasına bakılmayacak; bunlardan yalnız birisinin bulunması kazanç veya iradın vergilendirilmesi
için kâfi gelecektir.
II. (G. V. K. Mad. 22)
Gelir Vergisi Kanununun 22 nci
maddesinin değiştirilmeden evvelki 1 numaralı bendi ile menkul kıymet gelirleri,
2 numaralı bendi ile de mevduat ve özel alacak faizlerinin 200 lirası maddede
yazılı kayıt ve şartlarla, vergiden istisna edilmişti.
1137 sayılı Kanunla 22 nci
maddenin 1 numaralı bendi olduğu gibi bırakılmış; 2 numaralı bendinde yazılı
istisna haddi, tasarruf mevduatı faizlerine uygulanmak üzere, 500 liraya
yükseltilmiş ve aynı bendin özel alacak faizleri ile ilgili hükmü madde
metninden çıkarılmıştır.
Maddenin yeni şekline göre,
bankalara, tevdiat kabul eden müesseselere ve tasarruf sandıklarına yatırılan
tasarruf mevduatı faizlerin nin yıllık tutarı 500 lirayı (dahil) geçmedikçe
tamamı; bu haddin aşılması halinde ise, 500 liralık kısmı vergiden müstesna
olacaktır.
Tasarruf mevduatının, muhtelif
bankalara veya bir bankanın muhtelif şube veya ajanslarına yatırılması halinde
eskiden olduğu gibi, her banka veya şube ve ajansta açılan hesaptaki faizlere
ayrı ayrı istisna uygulanacak; buna mukabil bir bankanın aynı şube veya
ajanslarında aynı şahıs tarafından çeşitli tasarruf hesapları açılmış ise,
istisna haddi, bu hesaplara yürütülen faizlerin tamamına ve bir defa için
uygulanacaktır.
Tasarruf mevduatı 7129 sayılı
Bankalar Kanununda (Mad : 26) "Resmî ve ticarî mevduatla bankalar mevduatı
dışında kalan bilcümle mevduat" şeklinde tarif edilmiş olduğundan, istisna
haddinin uygulanacağı mevduat faizinin tayininde mezkûr kanun hükmü de gözönünde
tutulmak lâzımdır.
Öte yandan, bent hükmünün yeni
şeklinde özel alacak faizlerine yer verilmemiş olduğundan, bu çeşit faizler,
bundan böyle ne 200 ve ne de 500 liralık istisnadan faydalandırılmayacak; yıllık
miktarları ne olursa olsun, elde edenlerce yıllık beyanname ile beyan edilmek
suretiyle vergilendirileceklerdir.
III. (G. V. K. Mad. 96)
:
Tetkikinden de görüleceği üzere,
1137 sayılı Kanunla Gelir Vergisi Kanununun 96 ncı maddesinin bazı hükümleri
kaldırılmış, değiştirilmiş veya maddeye yeni bazı hükümler ilâve olunmuştur.
Bahis konusu maddede tevkifata
tâbi tutulacak kazanç ve iratlar, iki gurupta toplanmıştır. Bunlardan birincisi
"menkul sermaye iratları", diğeri ise, "dağıtılmayan kurum kazançları" dır.
1 - Menkul sermaye iratları
: (Mad. 96, f : 1)
Değişik 96 ncı maddenin 1
numaralı fıkrasında yazılı "menkul sermaye iratları" maddenin değiştirilmeden
evvelki şeklinde mevcut "dağıtılmış sayılan menkul sermaye iratları"na tekabül
eder. Ayrıca, bu fıkraya dar mükellefiyetle ilgili olarak yeni hükümler
eklenmiştir. Bu bakımdan, fıkra hükmünün izahında, menkul sermaye iratları, tam
veya dar mükellefiyete tâbi gerçek kişilere ait olup olmamalarına göre, ayrı
ayrı gözden geçirilecektir.
A – Tam mükellefiyete tâbi
gerçek kişiler bakımından :
96 ncı maddede yazılı menkul
sermaye iratlarından tam mükellefiyete tâbi gerçek kişilere ait olanları, esas
itibariyle, eskisinin aynıdır.
a) Tahvilât faizleri ile
mevduat faizleri :
(Fıkra 1, bent 1)
aa) Tahvilât faizleri : Bu
faizler Gelir Vergisi Kanununun 22 nci maddesinin 1 numaralı bendinde yazılı
istisnadan faydalanamıyan tahvillerin faizleridir. Bu faizler, eskiden olduğu
gibi tevkifata tâbidir.
ab) Mevduat faizlerinin
istisna haddini aşan kısımları :
Gelir Vergisi Kanununun 22 nci
maddesinin değişik 2 numaralı bendinin açıklanması sırasında belirtildiği gibi,
1137 sayılı Kanunla tasarruf mevduatı faizlerine 500 liralık bir istisnâ haddi
tanınmıştır. 96 ncı maddenin bahis konusu bent hükmü ile mevduat faizlerinin
istisna haddini aşan kısmı tevkifata tâbi tutulmuş olduğundan, tasarruf mevduatı
faizlerinin 500 lirasından tevkifat yapılmıyacak, bu haddin aşılması halinde
ise, aşan kısmı üzerinden vergi tevkif olunacaktır. Tasarruf mevduatı dışındaki
mevduata tahakkuk ettirilen faizler bent hükmünün şumulü haricinde kaldığından
bunlardan tevkifat yapılmıyacaktır.
b) Adi Komandit Şirketlerde
Komanditerlerin kâr payları :
Adi Komandit Şirketlerde
komanditer ortakların kâr payları, komandite ortaklarda olduğu gibi hesap
dönemlerinin sonunda elde edilmiş olduğundan, 96 ncı madde bu hususu temin
edecek şekilde düzeltilmiş ve bu meyanda maddenin eski şeklinde mevcut
komanditer ortakların kâr hadleri ile ilgili hükümler kanun metninden
çıkarılmıştır.
1 numaralı fıkranın değişik şekline göre,
komanditerlerin kâr payları, nakden veya hesaben ödendikleri takvim yılının
geliri sayılacak ve bu ortaklarca ertesi yılın Mart ayında verilmesi lâzım gelen
yıllık beyannamelerde gösterilecektir.
Aynı fıkra hükmüne göre,
komanditerin kâr paylarından nakden veya hesaben ödenmeleri anında tevkifat
yapılması greektiğinden. tevkif edilen bu vergilerin tevkifatı yapanlarca ertesi
ayın 20 nci gününe kadar muhtasar beyanname ile vergi dairesine beyan ve teslim
edilmesi lâzım gelmektedir.
c) Sermaye Şirketleriyle
kazanç dağıtan kooperatif şirketler de kâr payları :
Sermaye şirketleriyle kazanç
dağıtan koaperatif şirketlerde gerçek kişi ortakların bu şirketlerdeki kâr
payları menkul sermaye iradı olduğundan nakden veya hesaben ödenmeleri anında
tevkifata tâbi olacaktır.
Madde metninde tam mükellefiyete
tâbi ortaklar bakımından bir yenilik ve değişiklik olmadığından, başkaca
açıklama yapılmasına lüzum görülmemiştir.
B – Dar mükellefiyete tâbi
gerçek ve tüzel kişiler bakımından :
a) Dar mükellefiyete tâbi gerçek
kişilerin 96 ncı maddenin yukarıda değinilen 1 numaralı fıkrasında yazılı
nev'iden menkul sermaye iratları bulunduğu takdirde bu iratlardan, tam
mükellefiyete tâbi gerçek kişilerde olduğu gibi, aynı esas ve usul dahilinde
vergi tevkifatı yapılacaktır.
Şu farkla ki, dar mükellefiyette
gerçek kişilerin mevduat faizleri gelir vergisinden istisna edilmiş
bulunduğundan, bu gibilerin 1 numaralı fıkranın (a) bendine giren mevduat
faizleri, tevkifat dışı kalacaktır.
b) 1 numaralı fıkranın a, b, c
bentlerinde yazılı menkul sermaye iratları tüzel kişiliğe ait bulunduğu
takdirde, bunların da menkul sermaye iradı olarak tevkifata tâbi tutulması,
maddeye 1137 sayılı, Kanunla eklenen hükümle kabul olunmuştur.
Şu kadar ki, bu tüzel kişiliğin,
Türkiye'de işyeri veya daimi temsilcisi olmaması, Kurumlar Vergisi Kanununa göre
kurum olarak vergiye tâbi tutulmaması şarttır. Bu şartları haiz olan tüzel
kişiler, kollektif şirketlerle adî komandit şirketlerden ibaret olduğundan, bu
şirketlere Türkiye'de;
- Tahvilât faizi,
- Komanditer olarak kâr payı,
- Sermaye şirketi veya kazanç
dağıtan kooperatif şirket ortağı olarak kâr payı, nakden veya hesaben ödenmiş
ise, ödenme anında tevkifat yapılacaktır.
Öte yandan, dar mükellefiyette
gerçek kişilere tanınan mevduat faizi istisnası adî komandit ve kollektif
şirketlerin ortaklarına da şâmil olduğundan, bu faizler tevkifat dışı
kalacaktır.
C – Menkul sermaye iratlarında
tevkifat ve mahsup işlemi :
- Yukarıki kısımlarda işaret
edildiği üzere, 96 ncı maddenin 1 numaralı fıkrasına dahil faiz ve kâr payları,
gerçek kişilere (dar mükellefiyette adî komandit ve kollektif şirketler dahil)
ödendikleri anda menkul sermaye iradı olarak tevkifata tâbidir.
Ödeme, madde hükmünde tarif
olunduğu gibi ya nakden ya da hesaben olur. Hesaben ödeme, menkul sermaye
iradını ödeyenleri istihkak sahiplerine karşı borçlu durumda gösteren her türlü
kayıt ve muameleleri ifade eder .
-Tam mükellefiyette gerçek
kişiler vergisini tevkif suretiyle ödedikleri menkul sermaye iratları için
verecekleri yıllık beyanname üzerinden hesaplanacak vergiden tevkif usulünde
ödedikleri vergileri mahsup ve varsa, fazlasının iadesini talep ederler.
Adi ortaklıklar vergi
kanunlarımıza göre müstakil bir varlığa sahip iseler de tüzel kişilikleri
bulunmadığından, bunlara nakden veya hesaben ödenen kâr paylarından da tevkifat
yapılması lâzımdır. Adi ortaklığın şerikleri, ortaklıktan elde ettikleri kâr
paylarını gösterdikleri beyannameleri üzerinden hesaplanacak vergiden, tevkif
suretiyle kesilmiş bulunan vergileri mahsup ederler.
- Dar mükellefiyette gerçek
kişilerle kurumlar dışındaki - Türkiye'de işyeri veya daimî temsilcisi
bulunmayan - tüzel kişilere ödenen menkul sermaye iratları için Türkiye'de
yıllık beyanname verilmeyeceğinden bu iratlardan kesilmiş bulunan vergilerin
mahsubu bahis konusu değildir.
- Tam veya dar mükellefiyete tâbi
olmayan adi ortaklıklara (Okul aile birlikleri, okul kooperatifleri ve benzeri
adî ortaklıklar) ödenen kâr payları için beyanname verilmesi bahis konusu
olmadığından, bunlardan kesilmiş olan vergiler, istihkak sahiplerinin müracaatı
üzerine kendilerine red ve iade olunur.
2. Dağıtılmıyan kazançlar :
96 ncı maddenin 2 numaralı
fıkrasında dağıtılmıyan kazanç, sermaye şirketleriyle kazanç dağıtan kooperatif
şirketlerin kurumlar vergisine matrah olan kurum kazancından ödenmiş veya
ödenmesi gereken kurumlar vergisinin çıkarılmasından ve bu maddede yazılı diğer
(indirim) ve (ilâveler) in yapılmasından sonra kalan miktar şeklinde tarif
olunmuştur.
Aynı fıkra hükmünde dağıtılmıyan
kazançların maddede belirtilen esaslar dahilinde tevkifata tâbi tutulması
öngörülmüş bulunmaktadır.
Dağıtılmıyan kazançların
tesbit usulü :
Kanundaki tarif hükmünden de
anlaşılacağı gibi, tevkifata tabi olması gereken dağıtılmıyan kazancın
tesbitinde, sermaye şirketlerinin (kazanç dağıtan kooperatif şirketler dahil)
kurumlar vergisine matrah olan kurum kazançlarından evvelâ Kurumlar Vergisi
Kanununa göre hesaplanıp ödenen yahut ödenmesi gereken (şirket için borç olarak
tahakkuk etmiş olan) kurumlar vergisi düşülecek, geriye bir kazanç kısmı kaldığı
takdirde bundan maddede öngörülen diğer indirimler yapılacak; bu indirimlerden
artan miktara aynı maddede yazılı kazanç ve iratlar ilâve olunacaktır Bu
işlemlerin sonunda beliren kazanç kısmı "dağıtılmıyan kurum kazancı"
addolunacaktır.
Kurum kazancından yapılacak
indirimler :
Dağıtılmıyan kazançların tesbit
edilmesi sırasında kurum kazancından indirilmesi veya bu kazanca ilâvesi gereken
unsurlar aşağıda gösterilmiştir. Bunlardan izaha muhtaç görülenleri hakkında
gereken açıklamalar yapılacaktır.
1. Kurumlar Vergisi : Bilindiği gibi, kurumlar vergisi, Kurumlar Vergisi
Kanununa göre tesbit olunan kurum kazancından kanunun tayin ettiği nisbet
dahilinde (Bu nisbet şirketlerde % 25 dir) alınır. Bu verginin matrahı; kurumun
safi kazancıdır. Safi kazanç, Gelir Vergisi Kanununun ticarî kazanç hakkındaki
hükümlerine göre bulunur. Bu kazancın bulunmasında, ayrıca nazara alınması lâzım
gelen hususlar, Kurumlar Vergisi Kanununda belli edilmiştir. (Mad : 14, 15)
Yukarıki esaslara göre bulunmuş
olan Kurum safi kazancı üzerinden hesaplanarak ödenmiş veya ödenebilir hale
gelmiş olan kurumlar vergisi, kurum kazancından (matrahtan) düşülür; kalanından,
96 ncı maddenin 2 nci fıkrasında öngörülen diğer indirimlerin yapılması
lâzımdır.
2. Diğer indirimler : Kurumun safi kazancının kurumlar vergisinin düşülmesinden
sonra kalan kısmından yapılacak indirimler 96 ncı maddenin değiştirilmeden
önceki şeklinde olduğu gibi (A), bu kazanca
ilâve edilecek olanları ise (B) paragrafları
altında gösterilmiştir.
A – İndirimler
:
a) Ticaret Kanunu ve özel
kanunlardaki mecburiyete dayanılarak ayrılmış olan her çeşit ihtiyat akçeleri ve
provizyonlar;
(Bu hükümlerde bir değişiklik
olmamıştır.)
b) Bağış ve yardımlar;
Bu bentte yapılan değişiklik,
"Türk Medeni Kanununa göre kurulan vakıflara yapılmış olan bağış ve yardımlar"
ın metne ilâve edilmesinden ibarettir.
Bilindiği gibi, 13/7/1967 gün ve
903 sayılı Kanunla, 199 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun değişik 6 ncı fıkrası
değiştirilmiş ve bu fıkraya yukarıda temas edilen vakıflara yapılan bağış ve
yardımların da kurumlar vergisi matrahından düşülmesi kabul olunmuştur.
Bu hükme göre, düşülecek bağış ve
yardımların tutarı, o yıla ait kurum kazancının yüzde ikisini ve her halde
20.000 lirayı aşmayacaktır. Bununla beraber, aynı kanunda Bakanlar Kurulunca
vergi muafiyeti tanınan vakıflara 20.000 liralık hadde bakılmaksızın o yıla ait
kurum kazancının yüzde beşine kadar bağış ve yardım yapılabileceği
öngörüldüğünden, bu miktar ve nisbetteki bağış ve yardımlar da kurumun safi
kazancından indirilebilecektir.
c) Ödenmiş olan vergi ve para
cezaları ile gecikme zamları ve faizler;
(Bu bent hükmünde bir değişiklik
olmamıştır.)
d) Mahsubu yapılamamış geçmiş yıl
zararları;
(Bu bent hükmünde bir değişiklik
olmamıştır.)
e) Şirketlerin 96 ncı maddenin
(1) numaralı fıkrasına göre vergi tevkifatına tabi tutarak nakden veya hesaben
ödedikleri kâr payları ile, Kurumlar Vergisi Kanununun 24 üncü maddesine göre
Kurumlar Vergisi tevkifatına tabi tutulmuş kâr payları;
Bu bent hükmü, 96 ncı maddenin
değiştirilmeden önceki şeklinden farklı olup iki ana hüküm ihtiva etmektedir :
ea) Şirketlerin 96 ncı maddenin 1
numaralı fıkrasına göre vergi tevkifatına tabi tutarak ödedikleri kâr payları;
Bilindiği gibi, 96 ncı maddenin 1
numaralı fıkrasına göre tevkifata ta bu tutulan menkul sermaye iratları, bu
fıkranın (a) bendinde yazılı tahvilât ve mevduat faizleri ile (b) bendinde
yazılı komanditerlerin kâr paylarından ve (c) bendinde yazılı sermaye şirketleri
ile kazanç dağıtan kooperatif şirket ortaklarının kâr paylarından terekküp
etmektedir.
Söz konusu (e) bendinde,
şirketlerin tevkifata tabi tutarak nakden veya hesaben ödedikleri kâr
paylarından bahis olunduğuna, şirketlerce tevkifata tabi tutulan kâr payları ise
1 numaralı fıkranın (c) bendinde yazılı olanlarından ibaret bulunduğuna göre,
(e) bendi ile kurum kazancından indirilmesi öngörülen kâr payları, sermaye
şirketlerinin gerçek kişilere nakden veya hesaben ödedikleri menkul sermaye
iratları olmak lâzım gelir.
Öte yandan, sözü geçen menkul
sermaye iratları gerçek kişilere nakden veya hesaben ödendikleri anda tevkifata
tabi tutulmuş olduklarındarı vergileri bu şekilde önceden kesilmiş bulunan kâr
payları, dağıtılmıyan kazancın tesbiti sırasında kurum kazancından
indirilecektir.
eb) Kurumlar Vergisi Kanununun 24
üncü maddesine göre tevkifata tabi tutulmuş kâr payları;
Kurumlar Vergisi Kanunu
hükümlerine göre dar mükellefiyete tabi kurumların bir kısım kazanç ve iratları,
bu kanunun değişik 24 üncü maddesinde yazılı esas ve nisbet dahilinde kurumlar
vergisi tevkifatına tabi tutulmakta, öte yandan istihkakın sahibi kurumlar,
vergisini bu şekilde ödemiş oldukları kazanç ve iratları için, isterlerse
beyanname vermek suretiyle tevkif usulünde ödemiş oldukları vergilerini mahsup
edebilmektedîrler.
Bahis konusu bend hükmü gereğince
sermaye şirketlerince dar mükellefiyete tabi kurumlara nakden veya hesaben
ödenen ve ödendiği anda tevkifata tâbi tutulmuş bulunan kâr payları da kurum
kazancından indirilecektir.
f) Şirketlerin tam mükellefiyete
tabi kurum olan ortaklarına nakden veya hesaben ödedikleri kâr payları.
Bu bend hükmünde yazılı kâr
paylarının kurum kazancından indirilebilmesi için, bunların Kurumlar Vergisi
Kanununun konusuna giren kurumlara ödenmesi ve bu kurumların tam mükellefiyet
esasında vergiye tabi bulunmaları lâzımdır. Bu şartları haiz olan kurumlara
sermaye şirketlerince nakden veya hesaben ödenen kâr payları, dağıtılmıyan
kazancın tesbitinde, diğer indirimler gibi, kurum kazancından düşülecektir.
B – İlâveler:
Dağıtılmıyan kazançların
tesbitinde şirketlerin safi kazancına aşağıdaki kazanç ve iratları ilâve
olunacaktır :
a) Gelir ve Kurumlar
Vergilerinden istisna edilmiş bulunan menkul sermaye iratları :
Bu bend hükmü evvelce Gelir ve
Kurumlar Vergilerinden istisna edilmiş bulunan menkul kıymetlerin faiz ve
temettüleri şeklinde idi. 1137 sayılı Kanunla ufak bir değişikliğe uğramış ve
ilk metindeki "Menkul kıymetlerin faiz ve temettüleri" ibaresi kaldırılarak
yerine "menkul sermaye iratları" konulmuştur.
Bilindiği gibi, menkul kıymetler
terimi, tahvilât, hisse senedi ve benzeri kıymetleri ifade eder. Gelir Vergisi
Kanunu (Mad : 22/1) ile kurumlar vergisi kanununda (Mad : 8/3) bir kısım menkul
kıymetlerin faiz, temettü ve ikramiyeleri Gelir ve Kurumlar Vergilerinden
istisna edilmiştir. İşte sözü geçen kanunlarla vergiden müstesna tutulmuş olan
menkul kıymet iratları, söz konusu bend hükmünün uygulanmasında kurum kazancına
ilâve edilecek ve o suretle tevkifata tâbi tutulmuş olacaktır.
b) Kurumlar vergisinden
istisna edilmiş olan iştirak kazançları :
Kurumlar Vergisi Kanununun 8 inci
maddesinin 1137 sayılı Kanunla değişik 1 numaralı bendi gereğince tam
mükellefiyette kurumlar vergisinden istisna edilmiş olan iştirak kazançları da
dağıtılmıyan kazancın tesbiti sırasında kurum kazancına eklenerek tevkifata tabi
tutulacaktır.
c) Dağıtılmıyan kazançlarda
tevkifat ve mahsup işlemleri :
1. Dağıtılmıyan kurum kazançları,
şirketlerin, kurumlar vergisine matrah olan safi kazançlarına bir takım indirim
ve ilâvelerin uygulanmasından sonra kalan kazanç kısmı olduğuna göre,
indirimler, tevkifat matrahının dışında kalmakta; buna mukabil indirimlerden
arta kalan kâr kısmı ile varsa, bu kısma ilâve olunan kazanç ve iratlar
dağıtılmıyan kazanç olarak tevkifata tabi tutulmaktadır. Tam mükellefiyette bu kazançlardan kesilecek verginin
nisbeti % 20 dir.
2. Dağıtılmıyan ve dağıtılmadığı
için vergi tevkifatına tabi tutulmuş olan kurum kazancı sonradan ortaklarına
dağıtıldığı (nakden veya hesaben ödendiği) takdirde, yapılacak işlem, istihkak
sahibinin tam veya dar mükellefiyete tabi gerçek ve tüzel kişi olmasına göre
değişir.
a) Tam mükellefiyette tevkifat
ve mahsup :
- Şirketlerin ortakları tam
mükellefiyete tabi gerçek kişiler ise, bunlara ödenen kâr paylarından ayrıca
tevkifat yapılmaz, evvelce dağıtılmamış kazanç olarak tevkif edilmiş bulunan
vergiler, gerçek kişi ortağın elde ettiği kazanç dolayısiyle vereceği yıllık
beyanname üzerinden hesaplanacak vergiye mahsup olunur. Mahsup fazlası
mükellefin kendisinin talebi üzerine, Vergi Dairesince düzeltme hükümleri
dahilinde geri verilir.
- Ortak tüzel kişi ise iki hal
bahis konusudur :
Ortak, tüzel kişiliği haiz bir
sermaye şirketi (kurum) olabileceği gibi. adi komandit veya kollektif şirket
şeklinde bir şahıs şirketi de tilabilir. Hangi şekilde bulunursa bulunsun, tüzel
kişi ortağa nakden veya hesaben ödenen kâr payından tevkifat yapılmaz. Evvelce
dağıtılmamış kazanç olarak kesilmiş bulunan vergiler, bu vergiyi kesmiş olân
şirket tarafından vergi dairesinden geri istenir. Bu husustaki talebin dağıtımın
yapılmasından itibaren bir sene içinde vuku bulması lâzımdır. Bu sürenin
geçmesinden sonra yapılan talepler yerine getirilemiyecektir.
- Adi ortaklıklar tüzel kişiliği
haiz değilse de Vergi Kanunlarımıza göre başlı başına bir varlığa sahip
oldukları ve fakat ortaklığa ait kârlar dolayısiyle beyanname vermek zorunda
bulunmadıklarından, bu nevi ortaklıklara nakden veya hesaben ödenen kâr
paylarından da tevkifat yapılmaz; evvelce, kazancın dağıtılmadığı sırada
kesilmiş olan vergiler, vergiyi tevkif etmiş olan şirketler tarafından, yukarıda
değinilen usul ve süre dahilinde, Vergi Dairesinden istenir.
b) Dar mükellefiyette tevkifat
ve mahsup :
- Kazancın dağıtıldığı ortak dar
mükellefiyete tabi gerçek kişi ise, bu şahsın kâr payından, nakden veya hesaben
ödendiği anda % 35 nisbetinde tevkifat yapılır (Mad : 105). Bu kârdan daha önce
dağıtılmamış kazanç olarak % 20 nisbetinde vergi kesilmiş olacağından bu miktar,
tevkif olunacak vergiye tevkifatı yapan şirketçe mahsup olunur. Burada dikkat
edilmesi gereken husus şudur :
Dağıtılmıyan kazancın tevkifata
tabi tutulmuş olan kısmı o tarihte telli ve belirli olmadığından, mahsup
sırasında bu kâr kısmı, yabancı gerçek kişinin şirketteki sermaye payına göre
hesaplanır ve bulunan miktara isabet eden vergi, kazancın dağıtımı sırasında
tevkif olunacak miktardan düşülür. Örneğin; yabancı bir gerçek kişinin (A)
sermaye şirketindeki sermaye hissesi 1/5 oranında ve dağıtılmıyan kazancın
tutarı da 500.000 lira ise, 500.000/5 = 100.000 lira üzerinden % 20 hesabiyle
20.000 lira vergi tevkif edilmiş olacağından, bu miktar (20.000 lira) dağıtılan
kazançtan kesilecek olan vergiden mahsup edilir. Yabancı gerçek kişiye ödenen
kâr payı, bilfarz 80.000 lira ise, 80.000 X % 35 = 28.000 lira, evvelce tevkif
olunan 20.000 liradan fazla
olduğundan, aradaki fark dağıtılan kârdan tevkif edilerek tamamlanır.
Kazancın dağıtıldığı yabancı, bir
gerçek kişi olmayıp Türkiye'de işyeri veya daimi temsilcisi bulunmayan bir tüzel
kişi ise, bu tüzel kişiye ait kâr payından evvelce % 20 nisbetine göre tevkif
edilmiş olan vergi, kârın dağıtılması sırasında % 35 nisbetinde tevkif edilecek
vergiye, yukarıki usul dahilinde, mahsup olunur.
Dar mükellefiyete tabi gerçek
veya tüzel kişiler nakden veya hesaben elde ettikleri kâr payları için beyanname
vermiyeceklerinden, kârlarından evvelce tevkif edilmiş olan vergilerini
Türkiye'de mahsup imkânına sahip değildirler.
4. Şirketlerin kurum
ortaklarından ne dar ve ne de tam mükellefiyet esasında kurumlar vergisine tabi
olmayanlarla bu vergiden muaf veya müstesna bulunanlara nakden veya hesaben
ödenen kâr payları, tevkifat harici kalacak, şayet kâr payları bu kabil
kurumlara nakden veya hesaben ödenmemiş ise, dağıtılmıyan kurum kazancı olarak
tevkifata tabi tutulmuş olacağından, vergileri bu şekilde tevkif edilmiş bulunan kâr paylarının
sonradan dağıtılması (nakden veya hesaben ödenmeleri) sırasında, ayrıca tevkifat
yapılmıyacak ve evvelce tevkif edilmiş olanları da istihkak sahiplerinin
talepleri üzerine, düzeltme hükümleri dahilinde kendilerine geri verilecektir.
IV – Vergi tevkifatı nisbetleri (G. V. K. mad : 105) :
Gelir Vergisi Kanununun değişik
105 inci maddesinde tevkif usulünde vergiye tabi kazanç ve iratlardan kesilmesi
gereken vergi nisbetleri gösterilmiştir.
Bu nisbetler kazanç ve iradın tam
mükellefiyete veya dar mükellefiyete tabi olup olmamasına göre aşağıda
gruplandırılmıştır :
4. Tam mükellefiyette tevkifat
nisbeti :
a) Serbest meslek işleri
dolayısiyle bu işleri icra edenlere yapılan ödemelerde (G. V. K. Mad : 94/3) : %
15;
b) Birden fazla takvim yılına
sirayet eden inşaat ve onarım işleri dolayısiyle bu işleri yapanlara (Kurumlar
dahilj ödenen istihkak bedellerinde (Mad : 94/4) : % 2;
c) Şirketlerce (Sermaye
şirketleri ve kazanç dağıtan kooperatif şirketler) dağıtılmayan kazançlarda (Mad
: 96/2) : % 20;
d) Menkul sermaye iratlarında
(Gerçek kişilere nakden veya hesaben, ödenen : Tahvilât faizleri, tasarruf
mevduat faizierinin 500 lirayı aşan kısmı, âdi komandit şirketlerin komanditer
ortakları ile sermaye şirketlerı ve kazanç dağıtan kooperatif şirketlerin gerçek
kişi ortaklarının kâr payları), % 20 dir.
B – Dar mükellefiyette
tevkifat nisbeti :
a) Serbest meslek işleri
dolayısfyle bu işleri icra edenlere yapılan ödemelerde (G. V. K. Mad : 94/3) : %
20;
b) Birden fazla takvim yılına
sirayet eden inşaat ve onarım işleri dolayısiyle bu işleri yapanlara (kurumlar
dahil) ödenen istihkak bedellerinde (Mad : 94/4) : % 2;
c) Telif ve patent haklarının
satışı veya kiralanması dolayısiyle yapılan ödemelerde (Mad : 94/5) : % 20;
d) Şirketlerce (sermaye
şirketleri ve kazanç dağıtan kooperatif şirketler) dağıtılmayan kazançlarda (Mad
: 96/2) % 20;
e) Menkul sermaye iratlarında :
- Tahvilât faizlerinde % 35,
- Adi Komandit Şirketin
komanditer % 35 ortaklarının kâr paylarında
- Şirketlerce (sermaye şirketleri
ve kazanç dağıtan kooperatif şirketleri) ödenen kâr paylarında % 35, dir.
V – Tarhiyatın muhatabı (G. V. K. Mad : 107)
Gelir Vergisi Kanununun 107 nci
maddesinde tam veya dar mükellefiyette gelir vergisinin kimler adına tarh
olunacağı belli edilmiş; ancak, dar mükellefiyette, mükellefin Türkiye'de daimi
temsilcisi bulunmadığı takdirde vergiye kimin muhatap olacağı gösterilmemiştir.
1137 sayılı kanunla sözü geçen
maddenin 4 numaralı bendine eklenen bir hükümle bu gibi hallerde kazanç ve iradı
yabancı kişiye, sağlayan şahsın verginin muhatabı ve mükellefi olduğu kabul
edilmiştir.
Bu hükme göre, dar mükellefiyet
esasında vergiye tabi bir gerçek kişinin Türkiye'de daimi temsilcisi mevcut
değilse, bu şahsın Türkiye'de elde ettiği kazanç ve iradın vergisi, bu kazanç ve
iradı yabancı gerçek kişiye sağlıyan adına tarh ve tahakkuk ettirilecektir.
VI – Geçici hükümler :
1137 sayılı kanunun (Son
hükümler) bölümünün (Geçici Maddeler) kısmında, Gelir Vergisi Kanununda yapılan
değişikliklerle ilgili geçiş hükümleri (Geçici Mad : 1, 2) yer almaktadır.
Bu maddelerde öngörülen haller
dışında 1137 sayılı kanun hükümleri yayım tarihi olan 31/3/1969 dan itibaren
yürürlüğe girmiş olacaktır.
Sözü geçen geçici maddelerin
ilişkin bulunduğu hükümlerin tatbike başlanacağı zaman ve süreler, aşağıda
mükellefiyet grupları itibariyle, gösterilmiştir.
A – Tam mükellefiyette
:
a) Serbest meslek işleri
dolayısiyle bu işleri icra edenlere yapılan ödemelerde (Madde : 94/3) % 15
tevkifat nisbeti eskisinin aynı olduğundan, ötedenberi olduğu gibi uygulanmasına
devam edilecektir.
b) Birden fazla takvim yılına
sirayet eden inşaat ve onarım işleri yapanlara (kurumlar dahil) ödenen istihkak
bedellerine ait % 2 vergi nisbeti, yeni kanunun yürürlüğe girdiği 31/3/1969
tarihinden itibaren uygulanacaktır.
Bu itibarla mezkür tarihten evvel
ödenmiş olan istihkaklardan % 3 nisbetinde kesilmiş olan vergide bir değişiklik
yapılmıyacak buna mukabil, kanunun yürürlük tarihinden önceki zamanlara ait olsa
dahi, 31/3/1969 dan sonra ödenecek istihkaklara yeni kanunun kabul ettiği düşük
nisbet (% 2) uygulanacaktır.
c) Şirketlerce (sermaye
şirketleri ve kazanç dağıtan kooperatifler) dağıtılmıyan kazançlardan tevkifi
gereken verginin nisbeti yeni kanun hükümlerine göre de % 20 dir. Bu bakımdan,
1137 sayılı kanunun yürürlüğe girmesinden önce 1968 yılı kârlarından % 20
nisbetinde kesinti yapılmış bulunuyorsa bunlarda bir değişiklik olmayacaktır.
d) Menkul sermaye iratları için
1137 sayılı kanunla kabul edilmiş bulunan % 20 nisbetinin uygulanmasında
aşağıdaki hususların gözönünde tutulması lâzım gelir :
da) Tahvilat ve mevduat
faizlerine ait % 20 nisbeti eskisinin aynı olduğundan, bu iratlar bakımından
yapılacak bir muamele yoktur.
db) Adi komandit şirketlerde
komanditerlerin kâr payları eskiden olduğu gibi yine % 20 dir. Ancak, 1137
sayılı kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce komanditer ortaklar 1968 yılı
şirket kazancından aldıkları kâr paylarını 1969 Mart ayında beyan etmiş
olacaklarından, bu tarihten önce tevkifata tabi tutulmaları esasen mümkün
değildir. Bu itibarla sözü edilen kâr paylarından yeni kanun hükümlerine göre
tevkifat yapılmamış olmasından dolayı komandit şirketler hakkında bir muamele
yapılmamak icap eder.
dc) Şirketlerin (sermaye
şirketleri ve kazanç dağıtan kooperatif şirketler) 1968 takvim yılı
kazançlarından doğan kâr paylarına ait vergi nisbeti eski hüktimlerdeki gibi %
20 olduğundan, bu nisbetin uygulanmasında da bir farklılık olmıyacaktır.
B – Dar mükellefiyette
:
a) Serbest meslek işlerini icra
edenlere yapılan ödemelerde tevkifat nisbeti yeni kanunla % 20 ye çıkarılmış ve
bu husustaki hüküm 31/3/1969 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Bu itibarla mezkûr tarihten sonra
tahsil olunan serbest meslek kazançları hakkında, bu kazançlar tahsil edildiği
yılın kazancı olduğundan, yükseltilmiş nisbet uygulanacaktır.
Buna mukabil, 31/3/1969 dan önce
tahsil edilmiş olan meslek kazançlar, o tarihte yürürlükte bulunan tevkifat
nisbetine (% 15) tabi tutulmuş olacağından, bunlar üzerinde bir düzeltme
olmayacaktır.
b) Birden fazla takvim yılına
sirayet eden inşaat ve onarım işlerini yapanlara (kurumlar dahil) ödenen
istihkak bedelleri, dar mükellefiyete tabi olanlar için de aynı, % 2 dir. Bu
itibarla bu nevi ödemelerden tam mükellefiyette olduğu gibi, 31/3/1969
tarihinden itibaren % 2
nisbetinde tevkifat yapılacaktır.
c) Telif ve patent haklarının
satışı veya kiralanması dolayısiyle yapılan ödemelerden tevkif edilecek verginin
nisbeti % 15 den % 20
ye çıkarılmıştır. Bu husustaki hüküm 31/3/1969 tarihinden itibaren
uygulanacağından, bu tarihten önceki ödemelerden % 15, sonraki ödemelerden % 20
tevkifat yapılması lâzımdır.
d) Dağıtılmıyan kazançlarda (Mad
: 96/1) tevkifat nisbeti tam mükellefiyette olduğu gibi eski nisbetin (% 20)
aynı olduğundan uygulamada bu noktadan bir değişiklik olmayacaktır.
e) 96 ncı maddenin 1 numaralı
fıkrasının a, b, c bentlerinde yazılı menkul sermaye iratlarında tevkifat
nisbeti % 20 den % 35 e çıkarılmıştır. Bu nisbetin uygulanmasında şu hususlar
gözetilecektir.
ea) Mevduat faizleri, dar
mükellefiyette vergiden müstesna olduğundan tevkifatın bu faizlere uygulanması
bahis konusu değildir.
eb) Şirketlerin 1968 takvim yılı
faaliyetinden doğmuş olan tahvilât faizleri ile 1968 yılından evvelki yıllarda
doğmuş ve fakat 1/1/1969 tarihinden sonra ödenmiş veya ödenecek olan tahvilât
faizleri % 35 nisbetinde tevkifata tabidir.
ec) Adi komandit şirketlerin dar
mükellefiyete tabi komanditer ortaklarının bu şirketlerin 1968 yılı
kazançlarından doğmuş kâr payları % 35 tevkifata tabidir.
Komanditer ortakların,
şirketlerin 1968 yılından önceki yıllarda doğmuş ve fakat 1/1/1969 dan sonra
ödenmiş olan menkul sermaye iratları da aynı nisbette tevkifata tabi olacaktır.
ed) Şirketlerin (Sermaye
şirketleri, kazanç dağıtan kooperatif şirketler) 1968 yılı kazançlarından doğmuş
menkul sermaye iratları (Kâr payları),
1968 yılından evvelki yılların
kazançlarından doğmuş ve fakat 1/1/1969 târihinden sonra ödenmiş menkul sermaye
iratları (kâr payları), % 35 nisbetinde tevkifata tabidir.
f) Türkiye'de iş yeri veya daimi
temsilcisi bulunmayan ve kurum mahiyetinde de olmayan tüzel kişilerin (Adi
komandit şirketlerle kollektif şirketlerin) Türkiye'deki şirketlerden elde
ettikleri kâr payları (mevduat faizleri hariç) 96 nci maddenin 1 numaralı
fıkrası gereğince, menkul sermaye iradı olarak tevkifata tabi ve tevkifatın
nisbeti % 35 dir. Sözü geçen tüzel kişilerin bu iratları, ister şirketlerin 1968
yılı kazancından doğmuş, ister daha evvelki yıllardan doğmuş olmakla beraber
1/1/1969 dan sonra ödenmiş olsun, bunlara aynı nisbet uygulanacaktır.
VII. 1137 sayılı kanunla yapılmış
olan değişikliklere göre 16 numune numaralı mıihtasar beyannamede bazı
düzetmeler yapılması gerekli görülmüş ve bu beyannamenin düzeltilmiş şeklini
gösterir bir numune bu tebliğe eklenmiştir. Basılı nüshaları gelinceye kadar
(Ambar ayniyat No : 361) modelden faydalanılması uygun olur.
Bilgi edinilmesi ve yukarıki esas
ve usuller dahilinde muamele ifası rica olunur.