Tatbikatta birlik
sağlamak ve İdare ile Mali Kaza Mercilerinin görüşlerini telif etmek üzere Gelir
Vergisi Kanununun Mükerrer 122 nci maddesi ile ilgili uygulamalar aşağıdaki
şekilde yürütülecektir.
1. Bilindiği üzere, Gelir Vergisi
Kanununun Mükerrer 122 nci maddesinde mezkûr hükme göre; Bina, Buhran ve Müdafaa
ve Arâzî Vergilerinin Gelir Vergisinden mahsubu bazı kayıt ve şartlarla mümkün
olmaktadır.
Mahsupla ilgili kanunî kayıt ve
şartlar şunlardır :
a) Bu vergiler Gelir Vergisinin
bina ve arazî iradına isabet eden kısmından indirilir. İndirilecek miktar bu
kısımdan fazla ise, aradaki fark nazara alınmaz.
b) İndirilecek vergiler hangi
yılda ödenmiş ise, mahsup da o yılın geliri üzerinden hesaplanacak olan Gelir
Vergisinden yapılır.
c) Gelir Vergisinin bina ve arazi
iradına isabet eden kısmı, bunların gelire olan nisbeti üzerinden hesaplanır.
d) Bina Vergisinden geçici
muafiyete tâbi olan binaların hesaplanacak vergileri aynen ödenmiş vergiler gibi
Gelir Vergisinden indirilir.
2. Yukarıda mezkûr esasların
bazan mükellef, bazan da vergi dairesi tarafından hatalı yorumlanmak suretiyle
ihlâl edildiği ve binnetice mükellef veya Hazine leh ve aleyhine tecelli eden
bir tatbikata meydan verildiği görülmektedir.
Uygulamalarda müşahede edilen
hatalı işlemlere bir son vermek ve idare ile mükellefler arasında çıkan veya
çıkması muhtemel olan ihtilâfları mümkün olduğu kadar azaltmak üzere, Bina ve
Arazi Vergilerinin mahsubuna ilişkin işlemler aşağıda örneklerle açıklanmıştır.
A – Gelir Vergisinin bina ve
arazi iradına isabet eden kısmının hesaplanmasında (Mükerrer Madde 122'nin) 1
inci ve 3 üncü fıkralarında münderiç şartlara uymak lâzımdır.
a) Zararı muhtevi olmayan
beyanlarda :
Örnek 1 – Tam mükellefiyet esasına göre vergiye
tâbi tutulan bekâr bir mükellefin 1970 takvim yılına taallük eden yıllık
beyannamesinde aşağıda yazılı kazanç ve iratların beyan edildiğini kabul edelim.
|
Serbest meslek
faaliyetinden |
45.000,–
TL. |
|
Gayrimenkul sermaye
iradı |
15.000,–
TL. |
|
Beyan edilen gelirin
toplamı |
60.000,– TL.
|
Böyle bir beyannamede Gelir
Vergisi Kanununun 88 inci (zararların kârlara takas ve mahsubu) ve 89 uncu
(Sigorta primi, teberru ve iane indirimleri) maddelerinde derpiş olunan
gelirlerden indirilecek meblâğlar yer almadığından, beyan edilen 60.000 liralık
gelirin aynı zamanda matraha tekabül edeceği izahtan varestedir. Bilindiği
üzere, matrah verginin üzerinden hesaplandığı şey'dir. Bu şey; Gelir Vergisi
uygulamalarında, vergiye tâbi gelir'i ifade eder. Diğer bir ifade ile, beyan
edilen gelir, örneğimizde olduğu gibi her zaman matrah olarak nazarı dikkate
alınamaz. Yani gelir her zaman matrahla eş anlamda değildir. Zira mükerrer 122
nci maddenin 3 üncü fıkrasına göre, Gelir Vergisinin bina ve arazi iradına
isabet eden kısmını hesaplarken "Gelir" terimine dayanıldığından, bu terimi
"Matrah" kavramı ile daima eş anlamda anlamamak lâzımdır.
Gayri menkul sermaye iradının
gelire nisbeti :
15.000x100 = % 25 dir.
60.000
Bu mükellefin 60.000 liralık
geliri aynı zamanda matrahı da teşkil ettiğinden, tarhedilmesi lâzım gelen Gelir
Vergisi miktarı, (1) numaralı vergi cetvelinin 283 sıra numarasında yazılı (A
Bekâr) grubuna göre, 17947,– liradan ibarettir. Gayrimenkullerden sağlanan
iratların gelire olan nisbeti % 25 olduğundan, 17947,– liralık Gelir Vergisinden
gayrimenkul sermaye iradına isabet eden kısım, 17947x% 25 = 4486,75 liradan ve
diğer gelir unsuruna düşen vergi miktarı da 13460,25 liradan ibarettir.
Gayrimenkuller için mükellefler tarafından Bina, Buhran ve Müdafaa Vergileri
karşılığı 2400 lira ödenmiş bulunsa, bu miktar, umumî Gelir Vergisinden bu
gayrimenkul sermaye iratlarına isabet eden 4486,75 liradan indirilecek ve
mütebakisi olan 2086,75 lira diğer gelir unsuruna taallûk eden 13460,25 liralık
vergiye ilâve edilerek mükelleften aranacaktır. (Tahakkuk ettirilerek tahsil
olunacaktır.)
Yukarıda sözü edilen
gayrımenkuller için ödevlinin 5000 lira tutarında Bina, Buhran ve Müdafaa
Vergisi ödediğini bir an için kabul edersek, adı geçen mükellef ancak, 4486,75
liralık Bina, Buhran ve Müdafaa Vergisi mahsup edebilecektir. Aradaki fark,
mükerrer 122 nci maddenin 1 inci Fıkrasının 2 nci cümlesindeki açık hükme göre
nazara alınmayacaktır.
Örnek 2 – Aynı mükellefin 1971 yılına taallük eden
gelirinin sadece gayrimenkul sermaye iradından oluştuğunu kabul ve farzedelim.
İradın miktarı yine mezkûr örnekte olduğu gibi 60.000 lira olsun. İşbu 60.000
lira tutarındaki gelir miktarı aynı zamanda matraha da tekabül ettiğinden,
vergisi 17.947,– liradır. Yukarıdaki misale göre, ödenen Bina, Buhran ve Müdafaa
Vergileri toplamı 2.400 lira olduğundan, ödenecek Gelir Vergisi (17.947 - 2.400
=) 15.547 liradır.
Ancak, ödevlinin geçmiş yıllarda
ödemede bulunmadığını ve 1971 yılı içinde ise toptan 18.000 lira tutarında Bina,
Buhran ve Müdafaa Vergisi ödediğini farzedersek, mükellef mezkûr verginin
tamamını 17.947 liradan indirebilecektir. Bu durumda, indirilecek miktar yani
18.000 lira Gelir Vergisinin gayrımenkul sermaye iradına (Olayda gelir ve
dolayısiyle matrah tamamen gayrımenkul sermaye iradından oluştuğundan isabet
eden kısmından, yani 17.947; liradan fazla olduğundan aradaki farkı teşkil eden
53 lira nazara alınmaz ve bu mükellef verilecek tahakkuk fişinin ödenecek vergi
sütununa (Vergi yoktur, ya da vergisizdir) tarzında bir meşruhat vermekle
yetinilir.
b) Zararı ihtiva eden
beyanlarda :
Gelir unsurlarından bir kısmından
zarar husule geldiği takdirde, Gelir Vergisinin bina ve arazi iradına isabet
eden kısmının hesaplanması (nisbetin tâyini) nasıl olacaktır? Böyle bir durumda,
zarar mahsubundan sonra kalan meblâğın, yani gelir miktarının ya da matraha
ilişkin rakamın esas alınarak iradın bu meblâğa nisbet edilmesi, bizi hatalı
sonuca götürür. Bir verginin diğer bir vergiden mahsup edilebilmesi için,
taallûk ettiği gelirin vergilendirilmesi kısaca ifade etmek istersek, matraha
ithal edilmesi, yani mükerrer olarak vergiye tâbi tutulması iktiza eder. Halbuki
gayrimenkul sermaye iradı beyannameye ithalen mahsup edilen zarardan, kendisine
isabet eden kısun kadar eksilmekle matraha o miktar kadar noksan girmiş
olmaktadır. Gayrimenkul sermaye iradına tekabül eden zarar miktarına isabet eden
Bina ve Arazi Vergilerinin Gelir Vergisinden mahsubu için kanunî bir sebep
(Mükerrer vergilendirme) yoktur.
Örnek 1 – Evli ve iki çocuklu bir vergi mükellefi
1971 takvim yılı için aşağıda yazılı şekilde beyanda bulunmuştur. Ayrıca mezkûr
vergilendirme döneminde 3.600 liralık Bina, Buhran ve Müdafaa Vergisi ödediğine
işaret etmiştir.
|
Gayrımenkul sermaye
iradı |
27.600,–
TL. |
|
Ticarî faaliyetten
(zarar) |
13.400,–
TL. |
|
Vergiye tâbi gelir
(Matrah) |
14.200,– TL dır.
|
Mükellefin beyanına göre, 1
numaralı vergi cetvelinin 174 üncü sıra numarasında mezkûr (indirimli D) grubuna
nazaran hesaplanan Gelir Vergisi 2.155 lira tutmaktadır. İşbu 2.155 liralık
Gelir Vergisi miktarından ne miktar Bina, Buhran ve Müdafaa Vergisi mahsup
edilebilecektir. Yukarıda verilen açıklama muvacehesinde bu miktarın aşağıda
gösterilen tarzda hesaplanması gerekmektedir :
Gelir Vergisinin bina ve arazi
iradına isabet eden kısmı tesbit edilirken gayrimenkul sermaye iradını teşkil
eden 27.600 lira mı (ki bu miktar gelir yukarıda verilen örneğe göre % 100'e
tekabül eder) yoksa, Gelir Vergisi Kanununun 88 inci maddesine göre mahsup
edilen zararlardan sonra kalan vergiye tâbi gelir miktarı mı (14.200 lira mı)
nazara alınacaktır? Derhal ilâve edelim ki, ikinci rakam, yani 14.200 lira
nazari dikkate alıncaktır. Zira beyan edilen gayrimenkul sermaye iradının sadece
bu kısmı (14.200 liralık) vergilendirilmektedir. Bunun nisbeti ise % 51.45 dir.
Şu halde Gelir Vergisinden ancak bu kısma isabet eden Bina, Buhran Müdafaa ve
Arazi Vergilerinin mahsubu bahis konusu olabilir. 3.600 liralık Bina ve Arazi
Vergilerinin Gelir Vergisinden mahsubu gereken miktarı ise bilhesap (3.600 X %
51.45 =) 1.852,20 TL. tutarındadır. O halde zarar miktarına (13.400 lira)
tekabül eden 1.747,80 liralık Bina ve Arazi Vergilerinin ortada bir mükerrerlik
olmaması hasebiyle mahsubuna imkân yoktur. Şu halde verdiğimiz örneğe göre
ödevlinin 2.155 1.852,20 = 302,80 TL. bir vergiyi ödemesi, diğer bir deyimle
mükellef adına bu miktara tekabül edecek şekilde ödenecek verginin tarh ve
tahakkuk ettirilmesi icabeder.
Tatbikatta, bu konuda aksi
şekilde işlem yapıldığına, yani 2.155 liralık Gelir Vergisinden 3.600 liralık
Bina ve Arazi Vergilerinin tamamı indirilmek suretiyle mahsup icra edildiğine ve
binnetice ödevliler adına bu örneğe göre, vergisiz tahakkuk fişi düzenlendiğine
şahit olunmaktadır.
Badema ona göre muamele ifası ile
olayın yanılmaya sebebiyet verebileceği nazarı dikkate alınmak ve tarh
zamanaşımı içinde olmak kaydiyle hatalı işlemlerin cezasız olarak ikmal edilmesi
matluptur.
Örnek 2 – Tam mükellefiyet esası dairesinde
vergilendirilen bir mükellef 1971 vergilendirme dönemi içinde aşağıda gösterilen
gelirleri elde etmiştir. Mükellefin mezkûr dönem içinde 2.500 liralık Bina ve
Arazi Vergisi ödediğini kabul edersek, bu mükellef adına tarh ve tahakkuk
ettirilmesi gereken ödenecek vergi miktarı ne olur?
20.000,– TL. Ticarî kazanç
10.000,– TL. Menkul sermaye iradı
8.000,– TL. Gayrimenkul sermaye iradı
38.000,– TL. Toplam gelir
15.000,– TL. Ticarî ve sınai faaliyetlerden
zarar
23.000,– TL. Vergiye tâbi gelir
(Matrah)
Adı geçen mükellefin bekâr
olduğunu farzedersek, beyan edilen matraha terettüp eden Gelir Vergisi 4.697,–
TL. olarak bulunur. (1 numaralı vergi cetveli, sıra No : 209/A)
Mükerrer 122 nci madde
muvacehesinde, Gelir Vergisinin bina ve arazi iradına isabet eden kısmı hesab
edilirken verilen örneğe göre 8.000,– TL. gayrimenkul sermaye iradının vergiye
tâbi gelir olan 23.000,– lirayamı yoksa ticarî zararın indirilmesinden önceki
38.000,– liraya mı nisbet edilmesi icabeder?
Yukarıda gösterilen örneğe göre
mükellef üç gelir unsurundan 38.000 liralık kazanç ve irat elde etmiştir. Bu
miktardan Gelir Vergisi Kanununun 88 inci maddesinin 1 inci fıkrası hükmüne göre
15.000 liralık ticarî zararı tenzil etmekle, 38.000,– liralık gelirin tamamı
değil, ancak, 23.000,– TL. sı, artanı % 60,5 i kadar vergilendirilmektedir.
Ortada bir vergi mükerrerliği
olmadıkça, Vergi mahsubunun yapılması düşünülemiyeceğinden, 8.000,– liralık
gayrimenkul sermaye iradının Gelir Vergisi ile vergilendirilmiş kısmı yukarıda
belirtilen hesap tarzına göre :
8.000 X 0,605 = 4.840,– TL. dan
ibarettir. Buna göre 23.000,– TL. lık matrah üzerinden tahakkuk ettirilecek
Gelir Vergisinden, ancak bu kısma isabet eden Bina ve Arazi Vergilerinin mahsubu
bahis konusu olabilir.
Örnek 3 – Yukarıda Örnek 2 de sözü edilen 15.000
liralık zararın, carî yılda değil, geçmiş yıllarda meydana geldiğini ve
mükellefin bu zararı, Gelir Vergisi Kanununun 88 inci maddesinin 2 nci fıkrası
hükmüne tevfikan 1971 yılına taallûk eden gelirden indirdiğini kabul edelim.
Burada da aynen Örnek 2 de
takibedilen usul dairesinde işlem yapılacaktır.
Aynı esasın Gelir Vergisi
Kanununun 89 uncu maddesine dayanılarak, indirilen (Sigorta primi, teberru ve
iane indirimleri) bakımından da tatbik olunacağı tabiidir.
B – İndirilecek Bina ve Arazi
Vergileri hangi yılda ödenmiş ise, mahsup da o yılın geliri üzerinden
hesaplanacak olan Gelir Vergisinden yapılmak iktiza eder. Bu hükme nazaran :
Mükellef tarafından ödenmemiş
olan Bina, Buhran, Müdafaa ve Arazi Vergilerinin Gelir Vergisine mahsubuna
kanunen imkân yoktur. Buna mukabil birden fazla yıla ait Bina, Buhran, Müdafaa
ve Arazi Vergilerinin müteakip yıllarda ödenmesi halinde, bu vergilerin,
ödendiği yıla ait gelir üzerinden hesaplanacak Gelir Vergisine mahsubuna kanunî
imkân verilmiş bulunmaktadır.
a) İtirazlı Vergilerin bazı
kayıt ve şartlarla mahsubu mümkündür :
Kanunun işbu sarih hükmü
muvacehesinde (Geçici muafiyete tâbi binalara ait gayrisafi iratların itirazlı
olanları hariç olmak üzere) her ne sebeple olursa olsun (Geçici muafiyete tâbi
olmayan binalara itiraz sebebiyle ödenilmeyen Bina Vergileri dâhil) ödenilmiyen
Bina ve Arazi Vergilerinin mahsubuna cevaz yoktur. Tatbikat 1950 lerden buyana
aynı görüş ve yorum tahtında yürütülegelmiştir. Ancak; son zamanlarda Danıştay:
"193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun mükerrer 122 nci maddesinin ikinci
fıkrasında, her ne kadar, indirilecek vergiler hangi yılda ödenmişse mahsubun da
o yılın geliri üzerinden hesaplanacak olan Gelir Vergisinden yapılacağı ön
görülmüş ise de, bu hüküm normal olarak tahakkuk ve tahsil edilen Bina, Buhran
ve Savunma Vergilerinin Gelir Vergisinden mahsubuna ilişkin olup, itirazlı
olmasından dolayı müddetinde tahakkuk ve tahsil edilmeyen ve itirazın
kesinleşmesini müteakip ödenen Bina, Buhran ve Savunma Vergilerini kapsamına
alamıyacağı açıktır. Zira itiraz safhasında bulunan verilerin mahsubuna Gelir
Vergisi Kanununda cevaz verilmemiş olduğuna göre, söz konusu vergilerin ödendiği
yıl Gelir Vergisinden mahsup edileceği kabul edildiği takdirde, bir kısım
vergilerin mahsup dışı kalması ve böylece mükerrer vergi alınması sonucu doğar
ki, bunun da kanunen tecviz edilemiyeceği şüphesizdir." ihtilâflı bulunan Bina
ve Arazi Vergilerinin ödendiği yılla ilgilendirilmeksizin, taallük ettiği yıllar
Gelir Vergisinden muhsubunu içtihat etmiştir.
Yüksek Mahkeme'nin tevali eden bu
kararları muvâcehesinde, idare ile mükellefler arasında bu konuda tahaddüs eden
uyuşmazlıklara nihayet vermek üzere, tatbikata Danıştay'ın görüşlerine uygun bir
istikamet vermek zarureti ortaya çıkmıştır.
Bu nedenlerle, aşağıda yazılı
esaslar nazarı dikkate alınmak suretiyle ihtilâflı olan Bina ve Arazi
Vergilerinin ait oldukları yıllara ilişkin Gelir Vergilerinden mahsubu kabul
edilmiştir. Ancak, bu halde, peşin mahsup değil İtiraz Komisyonu kararına, göre
taayyün eden ve süresinde ödenen Bina ve Arazi Vergilerinin zamanaşımı bahis
konusu edilmeden, bilâhare düzeltme yolu ile mahsubuna cevaz verilmektedir. Bu
noktanın ehemmiyetle gözönünde tutulması iktiza eder.
Vergi Usul Kanununun 15 inci
maddesinde; 13 üncü maddede yazılı mücbir sebeplerden her hangi birinin mevcut
bulunması halinde, bu sebep ortadan kalkıncaya kadar sürelerin işlemiyeceği ve
bu takdirde tarh zamanaşımının işlemiyen süreler kadar uzayacağı hükme bağlanmış
bulunmaktadır.
Öte yandan, aynı kanunun 13 üncü
maddesinde, mücbir sebepler 4 fıkra halinde sayıldıktan sonra "gibi haller"
ibaresi dercedilmek suretiyle bu sebeplerin tahdidî olmayıp kişinin iradesi
dışında vergileme ile ilgili görevleri yerine getiremediği bütün halleri
kavradığı belirtilmek istenmiştir.
Bu hüküm gereğince; Bina, Buhran
ve Savunma Vergilerinin, bina gayrisâfi iradının itirazlı bulunması nedeniyle
Özel İdare vergi dairesince tahakkuk işleminin yapılamadığını (V. U. K. Md.
389/1), ödevlinin de bu yönden kendi iradesi dışında mezkûr vergileri
ödeyemediğini ve dolayısiyle Gelir Vergisi Kanununun mükerrer 122/2 nci
maddesinin âmir hükmü karşısında kendisine tahmil edilen mükellefiyeti yerine
getiremediğini; diğer bir deyimle mevcut durumun mücbir sebebin tevlit ettiği
bir sonuç olarak, kabul edilmesi icabeder. Böyle olunca da, itirazın ve bunun
sonucu olarak bina gayrısâfi iradının kesinleşmesini müteakip yapılan vergi
ödemelerini, 15 inci madde hükmüne göre, mücbir sebep ortadan kalkıncaya kadar
sürelerin işlemiyeceğini gözönünde bulundurmak suretiyle, ödemenin, mücbir
sebebin ortadan kalkması olayına bağlanması şarttır. Bu olay ise, itirazlı
vergilerin, ihtilâfın sonunda İtiraz Komisyonu kararlarına göre tahsil edilecek
vergi miktarlarının vergi dairesince mükellefine bildirilmesi, yani tebliğidir.
(V. U. K. Md. 389/2) İşbu tebliğ ile itirazlı Bina, Buhran ve Savunma Vergileri
ödenecek safhaya gelir, yani tahakkuk eder. (V. U. K. Md. 22, 112/3) İşte ödeme,
İtiraz Komisyonu kararına göre düzenlenen, (tatbikattaki deyimi ile 2 numaralı)
ihbarnamenin tebliği tarihinden itibaren 1 aylık süre içinde yapılırsa, sözü
edilen ödemelerin, ilgili yıllarda ifa edildiğinin kabulü ile geriye doğru
mahsuba imkân tanımak icabeder.
Badema ona göre muamele ifası
muktezidir.
b) Gayrisâfi irat
takdirlerinde vaki gecikmeler dolayısiyle, ilgili yıllarda ödenemeyen Bina,
Buhran ve Savunma Vergilerinin de mahsubuna cevaz vardır :
Gayrisâfi irat takdirlerindeki
gecikmeler dolayısiyle zamanında ödenemiyen Bina, Buhran ve Savunma Vergilerinin
mükerrer 122 nci maddedeki âmir hüküm muvacehesinde, ancak ödendiği yılın geliri
üzerinden hesaplanacak olan Gelir Vergisinden mahsubu icabeder, şeklinde tecelli
eden ve bu güne kadar değişmeden devam ede gelen tatbikatın, Danıştay'ın
müstakar hale gelen içtihatları muvacehesinde, Yüksek Mahkemenin görüşlerine
göre değiştirilmek zarureti duyulmuştur.
Danıştay, konu ile ilgili olarak
: "193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun mükerrer 122 nci maddesinin ikinci
fıkrasında, her ne kadar indirilecek vergiler hangi yılda ödenmişse, mahsubun da
o yılın geliri üzerinden hesaplanacak olan Gelir Vergisinden yapılacağı ön
görülmüş ise de, bu hüküm normal olarak tahakkuk ve tahsil edilen Bina, Buhran
ve Savunma Vergilerinin Gelir Vergisinden mahsubuna ilişkin olup, matrah takdiri
yapılmamış olmasından dolayı ilgili yılında tahakkuk ve tahsil edilmeyen ve
matrah takdirini müteakip ödenen, Bina, Buhran ve Savunma Vergilerini kapsamına
alamıyacağı açıktır." gerekçesiyle gayrisâfi irat takdiri zamanında yapılmamış
bulunan gayrımenkullere ait Bina, Buhran ve Savunma Vergilerinin de (Mükerrer
vergilendirmeyi önlemek için) ödendiği yılla ilgilendirilmeksizin ait olduğu
yıllar Gelir Vergisinden mahsubunu kabul etmiştir.
Bu sebeple, itirazlı bulunan
Bina, Buhran ve Savunma Vergilerinde olduğu gibi, ödevliye izafe edilemeyen
sebeplerle (ki bu sebep olayımızda takdir işleminin zamanında yapılmamasıdır.)
evvelce yatırılmayan bu vergilerin de vâdesinde ödenmiş olması şartiyle,
ödendiği yılla ilgilendirmeksizin ait olduğu yıllar Gelir Vergisinden mahsubu ve
tatbikatın bu şekilde yürütülmesi uygun görülmüştür.
c) Bina Vergisinden geçici
muafiyete tâbi olan binaların hesaplanacak vergileri aynen ödenmiş vergiler gibi
Gelir Vergisinden indirilir.
Mükerrer 122 nci maddede derpiş
edilen yukarıda mezkûr hükme göre, geçici muafiyete tâbi olan binalara ait
vergilerin aynen ödenmiş vergi!er misillû Gelir Vergisinden indirilmektedir.
Geçici muafiyete tâbi binalara
ait gayrisâfi iratlar itiraz sebebiyle kesinleşmediği ahvalde de bu iratlar
üzerinden hesaplanan Bina Vergilerinin ait olduğu yıllar için tarh ve tahakkuk
ettirilen Gelir Vergisinden mahsubuna kanunî bir mahzur yoktur. Ancak, vaki
itiraz sebebiyle Malî Kaza Mercilerinin nihaî kararlarına göre anılan iratta
vuku bulacak tebeddülât sebebiyle evvelce hesaplanan Bina Vergilerinin
miktarında bir artma veya eksilme olursa, yeni miktarlara göre mahsup bakımından
gerekli düzeltmenin yapılması mümkündür.
Bilgi edinilmesi, gereğinin
yukarıda belirtilen esaslar dairesinde ifası tamamen tebliğ ve rica olunur.