|
09
Eylül 2003
Halil Kağan Öyken SSK Başkanlık
Sigorta Müfettişi hkaganoyken@hotmail.com
İŞ
KAZALARI VE MESLEK HASTALIĞI SİGORTA KOLUNDA İŞVERENİN
SORUMLULUĞU
Kazaların
sıkça yaşandığı ülkemizde 506 sayılı Sosyal
Sigortalar Kanunu’nun 26. maddesi ile iş kazaları
ve meslek hastalıklarında işverenin sorumluluğu
düzenlenmişti.
İşverenler
tarafından neredeyse kusursuz sorumluluğa varan bu düzenleme
yakınma konusu edilmekteydi. 06.08.2003 tarihte yürürlüğe
giren 4958
sayılı Yasanın
28. maddesi ile, işverenin sorumluluğunu düzenleyen
506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 26. maddesinin
1. fıkrasının sonuna aşağıdaki cümle eklenmiştir:
"İşçi
ve işveren sorumluluğunun tespitinde kaçınılmazlık
ilkesi dikkate alınır."
Yasa
yeni hali ile:
“İşverenin
sorumluluğu :
Madde
26- (Değişik birinci fıkra : 20/06/1987 3395/2 md.)
İş
kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya işçilerin
sağlığını koruma ve iş güvenliği ile ilgili mevzuat
hükümlerine aykırı hareketi veyahut suç
sayılabilir bir hareketi sonucu olmuşsa, Kurumca sigortalıya
veya hak sahibi kimselerine yapılan veya ileride yapılması
gerekli bulunan her türlü giderlerin tutarları
ile gelir bağlanırsa bu gelirlerinin 22 nci maddede
belirtilen tarifeye göre hesaplanacak sermaye değerleri
toplamı sigortalı veya hak sahibi kimselerin işverenden
isteyebilecekleri miktarlarla sınırlı olmak üzere
Kurumca işverene ödettirilir.
İşçi
ve işveren sorumluluğunun tespitinde kaçınılmazlık
ilkesi dikkate alınır.
İş
kazası veya meslek hastalığı, 3 üncü bir kişinin
kasıt veya kusuru yüzünden olmuşsa, Kurumca
bütün sigorta yardımları yapılmakla beraber
zarara sebep olan 3 üncü kişilere ve şayet
kusuru varsa bunları çalıştıranlara Borçlar
Kanunu hükümlerine göre rücu edilir.
(ek:
24/10/1983-2934/3 md.) Ancak; iş kazası veya meslek
hastalıkları sonucu ölümlerde bu Kanun uyarınca
hak sahiplerine yapılacak her türlü yardım
ve ödemeler için, iş kazası veya meslek
hastalığının meydana gelmesinde kastı veya kusuru bulunup
da aynı iş kazası veya meslek hastalığı sonucu ölen
sigortalının hak sahiplerine Kurumca rücu edilemez."
Kaçınılmazlık
ilkesi; olayın meydana geldiği tarihte bilimsel
ve teknik kurallar ve olanaklar gereğince alınacak
tüm önlemlere rağmen zararın kısmen veya tamamen
meydana gelmesi durumu olarak tanımlanabilir. Teknolojinin
vardığı düzey göz önünde tutularak,
tedbir alınması olanaksız zararların kaçınılmazlık
olarak değerlendirilmesi mümkündür. Ancak
işveren ya da işçi alınması gerekli bir tedbiri
kaçınılmazlık ilkesinin unsurları içinde
almamış ise olayın kaçınılmazlığından söz
edilemez.
506
sayılı yasaya 06.08.2003 tarihinden itibaren eklenen
“kaçınılmazlık ilkesi” nin getirdiklerini ilgili
yasa maddeleri ile irdelersek:
A.
506 Sayılı Yasanın 26.Maddesinin 1. Fıkrası Açısından:
İşveren
sadece maddede sayılan sınırlı durumlardan: kastı veya
işçilerin sağlığını koruma ve iş güvenliği
ile ilgili mevzuat hükümlerine aykırı hareketi
veyahut suç sayılabilir bir hareket sorumlu tutulmuştur.
Kaçınılmazlık ilkesinin madde hükmüne
eklenmesi ile Kaçınılmaz dış etkenlerden, kötü
rastlantılardan, teknik arıza ve araç ve gereçlerdeki
yapım hatalarından sorumlu tutulamayacağıdır. Örneğin
işyeri açık alan olan veya arazide görevlendirme
ile çalışan bir sigortalıya yıldırım düşmesi
sonucu meydana gelen bir iş kazasında kaçınılmazlık
söz konusu olup, işveren sorumluluğundan bahsetmek
yersiz olacaktır.
B.
506 Sayılı Yasanın 26. Maddesinin 2. Fıkrası Açısından:
İş
kazası veya meslek hastalığı, 3 üncü bir kişinin
kasıt veya kusuru yüzünden olmuşsa, gerek
kaçınılmazlık ilkesinin 1. fıkranın ardı sıra
eklenmesi ve gerekse de sadece işçi ve işverenin
sorumluluğu için düzenlenmiş olması nedenleriyle
kaçınılmazlık ilkesinden söz etmek olanaksızdır.
C.
506 Sayılı Yasanın 26.Maddesinin 3. Fıkrası Açısından:
İş
kazası veya meslek hastalığının meydana gelmesinde kastı
veya kusuru bulunup da aynı iş kazası veya meslek hastalığı
sonucu ölen sigortalı ve hak sahiplerine
madde hükmünce zaten rücu olanağı bulunmamakta
idi. Bu nedenle yeni düzenlemenin bu durumda bu
fıkra uygulamasında bir değişiklik yapmadığı açıktır.
D.
506 Sayılı Yasanın 110. Maddesi Açısından:
4859
sayılı Kanunun 46.maddesi ile 506 sayılı Sosyal Sigortalar
Kanununun 110 uncu maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir:
"Sigortalının
kastı ve suç sayılır hareketi
Madde
110.- Kasdi bir hareketi yüzünden iş kazasına
uğrayan, meslek hastalığına tutulan veya hastalanan
sigortalıya geçici iş göremezlik ödeneği
ve sürekli iş göremezlik geliri verilmez.
Sigortalıya yalnız gerekli sağlık yardımları yapılır.
Suç
sayılır bir hareketi yüzünden iş kazasına
uğrayan, meslek hastalığına tutulan veya hastalanan
sigortalıya verilecek geçici iş göremezlik
ödeneği ve sürekli iş göremezlik geliri,
suça esas kusur derecesinin yarısına kadar indirilerek
ödenebilir."
Sigortalının
sorumluluğunu düzenleyen madde metninde kaçınılmazlık
ilkesini sayılan haller içinde değerlendirdiğimizde:
1)
Birinci fıkradaki kast kavramının özel hukuk
anlamında kasttır. Bu anlam yüklemesinden yola
çıkılmazsa ikinci fıkradaki "kastın",
ceza hukuku anlamında olduğu ve suç sayılır
hareketi doğurduğu gözden kaçacaktır. Bu
açıklama ile birinci fıkra sadece intihar olayları
için söz konusu olabilecek bu noktada kaçınılmazlık
ilkesinden doğal olarak bahsedilemiyecektir.
2)
İkinci fıkradaki suç sayılır bir hareket:
a-Öngörülebilen
bir taksirle meydana geldiğinde: Olayın vuku bulduğu
tarihte bilimsel ve teknik kurallar ve olanaklar
gereğince alınacak tüm önlemlere rağmen
zararın kısmen veya tamamen meydana gelmesi durumu söz
konusu ise; ve bu durum sigortalı tarafından öngörülebilmesine
rağmen suç sayılır hareket işlenmişse kaçınılmazlık
ilkesi söz konusu olabilir. Örneğin yangın
nedeniyle apartmanın 8. katında mahsur kalan bir sigortalı
itfaiyenin geldiğini görmesi üzerine yangının
vücuduna zarar vermesine sabrederek kurtarılmayı
beklemesi ve kurtarılmasında gördüğü
zararda suç sayılır bir hareket öngörülebilen
bir taksirle olmuş, ancak kaçınılmazlık ilkesinin
varlığı açıktır.
b-Öngörülemeyen
bir taksirle meydana geldiğinde: Sigortalı tarafından
suç sayılır hareket zaten öngörülemediğinden,
bilinçli olarak kaçınılmazlık ilkesinden
yola çıktığı da düşünülemez.
c-İhmalle
işlenen suçlarda: öngörülemeyen
bir taksirle sigortalının suç sayılır bir harekette
bulunmasında olduğu gibi kaçınılmazlık ilkesinin
değerlendirilmesi gerekir.
d-Ceza
hukuku anlamında kasıtla işlenen suçlarda: Suçun
işlenmesi kasıtla olduğu için kaçınılmazlık
ilkesinden söz etmek olanaklı değildir.
E.
506 Sayılı Yasanın 111. Maddesi Açısından:
Yeni
yasa ile 111. madde açısından bir değişiklik
yapılmamıştır. Madde hükmü hali hazıda:
"Sigortalının
bağışlanmaz kusuru:
Madde
111 Bağışlanmaz kusuru yüzünden iş kazasına
uğrayan, meslek hastalığına tutulan veya hastalanan
sigortalıya verilecek geçici iş göremezlik
ödeneği veya sürekli iş göremezlik geliri,
bu kusurun derecesine göre, Kurumca, yarısına kadar
eksiltilebilir.
Tehlikeli
olduğu veya hastalığa sebep olacağı bilinen yahut yetkili
kimseler tarafından verilen emirlere aykırı olan veyahut
açıkça izne dayanmadığı gibi hiç
bir gereği veya yararı bulunmayan bir işi elinde olarak
sigortalının yapması veya yapılması gerekli bir hareketi
savsaması kusurun bağışlanmazlığına esas tutulur."
Söz
konusu maddenin kaçınılmazlık ilkesinin kapsamına
girmesi ancak suç sayılamayacak bir hareketle
ve kasdı olmaksızın işlenmesi ile olanaklıdır. Aksi
halde 110 madde kapsamına gireceği açıktır.
Son
Olarak
İşverenin,
sigortalıyı, 4857 sayılı İş Kanununun 7 . maddesine
göre başka bir işverene iş görme edimini yerine
getirmek üzere geçici olarak devretmesi
halinde, sigortalıyı devir alan işverenin, işçiye
talimat verme hakkına sahip olması ve işçiye
sağlık ve güvenlik risklerine karşı gerekli eğitimi
vermekle yükümlü olması, aynı zamanda
yasadan gözetme borcunun doğması, işçinin
geçici iş ilişkisi kurulan işverenin işyerinde
çalışacak olması nedeniyle 506 sayılı Kanunun
26. maddesi 1. fıkrası anlamında asıl işveren gibi aynı
sorumluluğunun bulunduğu değerlendirilmiştir.
|