|
14
Ekim 2003
Halil Kağan Öyken SSK Başkanlık
Sigorta Müfettişi hkaganoyken@hotmail.com
KAYITDIŞI
ÇALIŞANLARIN TESPİTİ ÜZERİNE-2 (FİİLİ TESPİT)
4958
Sayılı Sosyal Sigortalar Kurumu Yasasında Düzenlenen
Tespit Yöntemleri
a-
4958 sayılı Kanunun 37.maddesi ile 506 sayılı Sosyal
Sigortalar Kanununun 79.maddesi 7.fıkrasında belirtilen
fiilen tespit
b-
İşyeri kayıtlarından tespit edilecek her türlü
bilgiden (4958 sayılı Kanunun 37.maddesi ile 506 sayılı
Sosyal Sigortalar Kanununun 79.maddesi 7.fıkrası ile)
c-
Kamu kuruluşları tarafından düzenlenen belge veya
alınan bilgilerden (4958 sayılı Kanunun 37.maddesi ile
506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 79.maddesi 7.fıkrası)
d-
Asgari İşçiliğin Tespiti: İşverenin Kuruma, emsaline,
yapılan işin nitelik, kapsam ve kapasitesine göre
işin yürütülmesi için gerekli
olan sigortalı sayısının, çalışma süresinin
veya prime esas kazanç tutarının altında bildirimde
bulunduğunun Kurumca saptanması halinde, işin yürütülmesi
için gerekli olan asgari işçilik miktarı,
yapılan işin niteliği, bünyesinde kullanılan teknoloji,
iş yerinin büyüklüğü, benzer işletmelerde
çalıştırılan işçi sayısı, ilgili meslek
veya kamu kuruluşlarının görüşü gibi
unsurları dikkate alarak sigorta müfettişi tarafından
tespit edilir. (4958 sayılı Kanunun 49.maddesi ile 506
sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 130 uncu maddesinin
birinci fıkrasından sonra gelmek üzere eklenmiştir.)
Yukarıda
sayılan tespit yöntemleri ile ilgili genel bir
bilgi bu yazı dizisinin birincisinde verilmiş idi. Bu
yazımda ise bu yöntemlerden fiili tespit irdelenmektedir.
4958
sayılı Kanunun 37.maddesi ile 506 sayılı Sosyal Sigortalar
Kanununun 79.maddesi 7.fıkrasında belirtilen fiilen
tespit:
SSK
Başkanlık Sigorta Müfettişleri tarafından yapılabileceği
gibi;
Kurum,
sigorta yoklama memurları vasıtasıyla iş yerlerinin
mevcut durumları, faal olup olmadığı, sigortalı çalıştırılıp
çalıştırılmadığı, çalıştırılıyorsa kimlerin,
hangi sürede ve ücretle çalıştırıldıkları,
prime esas kazanç ve prim ödeme gün
sayılarıyla diğer bilgileri içeren ilgili belgelerin
işyerlerinde asılı olup olmadığı ile bu hususların tutanağa
kaydedilmesi, adres, mal varlığı ve sağlık yardımlarına
müstahaklık ve kendilerine verilecek benzeri görevlerde
inceleme, araştırma, tespit ve yoklama yaptırabilir.
(4958 sayılı Kanunun 49.maddesi ile 506 sayılı Sosyal
Sigortalar Kanununun 130 uncu maddesinin birinci fıkrasından
sonra gelmek üzere eklenmiştir.)
Ayrıca
506 sayılı yasanın 130. maddesi gereği; genel bütçeye
dahil daireler ve katma bütçeli idarelerin
denetim elemanları kendi mevzuatları gereğince işyerlerinde
yapacakları her türlü denetim ve incelemeler
sırasında, çalıştırılanların sigortalı olup olmadığını
da tespit ederek sigortasız çalıştırılanları
Kuruma bildirmek zorundadırlar. Kurum bu bildirimler
üzerine gerekli yasal işlemi yapar. İlgililerin
itiraz hakları saklıdır. Uygulamanın usul ve esasları
altı ay içinde çıkarılacak yönetmelikle
düzenlenir.
Şimdi
fiili tespiti tanımlarsak:
İşyerinde
çalışan sigortalıların, işyerinde çalışırken
görülmesi ve bu çalışırken görülmenin
yerel denetimde düzenlenen tutanağa kaydedilmesidir.
Bu kaydetme işlemi ancak SSK Başkanlık Sigorta Müfettişleri,
Sosyal Sigortalar Kurumu Yönetim Kurulu tarafından
görevlendirilen yoklama memurları ve genel bütçeye
dahil daireler ve katma bütçeli idarelerin
denetim elemanlarınca yapılabilir.
Tanımın
unsurlarından da anlaşılacağı gibi işyerinde denetim
esnasında işyerinde dışarıda görevi dolayısıyla,
izinli veya raporlu ya da herhangi bir nedenle bulunmayanlar
için fiili tespit söz konusu değildir. Yine
işten ayrılanlar için de doğal olarak bu tespit
yönteminin kullanılmasına olanak yoktur. Tanımdan
yola devam ettiğimizde karşılaştığımız bir önemli
husus da fiili tespit kapsamına sadece işyerinde çalışanların
girdiğidir. Bu noktada işvereni ve aynı çevrede
bulunan üçüncü kişileri fiili
tespit kapsamında değerlendiremeyiz.
Tüm
tespit yöntemlerinde geçerli olmak üzere
fiilen tespitte de teftiş, kontrol ve denetleme yetkisine
sahip olanlar tarafından düzenlenen tutanaklar
aksi sabit oluncaya kadar muteberdir. (4958 sayılı Kanunun
49.maddesi ile 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun
130 uncu maddesinin birinci fıkrasından sonra gelmek
üzere eklenmiştir.)
4958
sayılı Kanunla getirilen düzenleme ile SSK Başkanlık
Sigorta Müfettişleri ve Kurum Yoklama Memurlarınca
düzenlenen tutanakların (Yerel Denetim, İfade,
Kayıt İnceleme, Kayıt Teslim Alma, Kayıt ve Belge
İsteme Bildirim Tutanağı ….) aksi ispat edilinceye kadar
geçerli olacağı, itibar edileceği hükme
alınmıştır.
Yargıtay
kararlarına baktığımızda da:
T.C.
Yargıtay Onuncu Hukuk Dairesi E. 1993/8030 K.1994/1336
T. 1.2.1994
“Sosyal
Sigortalar Kurumu’na bildirilmeyen önceki çalışmaların
tesbiti davalarında; işyerinin yasa kapsamına
alındığı tarih nazara alınmalı, müfettiş tutanağı,
işçilik ödemesi dönemlerine ait kayıtlar,
stopaj listeleri, muhtasar beyannameler resmi makamlardan
getirtilmelidir. Bunların aksi ancak eşdeğer belgelerle
ispatlanabilir.”
T.C.
Yargıtay Onuncu Hukuk Dairesi E. 1990/7370 K.1990/8737
T. 22.10.1990
“506
sayılı yasanın 130. maddesi hükmünce alınan
tutanak, aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir.”
Tutanakların
aksi sabit oluncaya kadar muteber olduğu ve delil olarak
kabul edildiği görülmektedir. Ayrıca sadece
Sigorta Müfettişi’ne tanınan yasal yetki ile:
Sigorta
müfettişlerince görevleri sırasında saptanan
Kurum alacağını doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemler
yemin hariç her türlü delille ispatlanabilir.
(4958 sayılı Kanunun 49.maddesi ile 506 sayılı
Sosyal Sigortalar Kanununun 130 uncu maddesinin birinci
fıkrasından sonra gelmek üzere eklenmiştir.)
Bu hükmün de beraberinde delil serbestliğini
getirmekte yalnız yeminli beyan dışarıda kalmaktadır.
Bu hükmün getirdiği delil serbestliğinin
fiili tespit sonucu düzenlenen tutanağın değerlendirilmesinde
de olumlu olumsuz etkisi olabilecektir.
Bu
noktada kayıtdışı çalışma olgusunun iki aktörü
sigortalı ve işveren yönüne tekrar eğilmek
gerekiyor. Birinci husus; kayıtdışılıktan yakınan sigortalılara
yasal yükümlülüklerini hatırlatmak
olacaktır.
Kendini
bildirim zorunlu ve şikayet- ihbar konusu incelensin
sigortalı ve işveren yönüyle 25.08.1999
tarih ve 4447 sayılı yasanın 16. maddesi ile 506 sayılı
yasaya eklenen 40. madde ile (08.09.1999 tarihinde yürürlüğe
girmiştir.) 506 sayılı yasanın2 . maddesi gereği sigortalı
sayılanlar, çalışmaya başladıklarını işe başladıkları
tarihten itibaren 30 gün içinde Sosyal Sigortalar
Kurumu’na bildirirler.
Pratikte
ise genelde yakınmalar yıllar sonra veya işten ayrıldıktan
sonra olmakta ve kullanılan tespit yöntemleri açısından
baktığımızda da tespit olanaklarının güçleştiği
görülmektedir.
İkinci
husus ise işverenlerin karşılaştıkları yasal müeyidelerdir.
Bir
örnekle caydırıcılığı göz önüne
serelim.
Bilanço
esasına göre kayıt tutan ve Sosyal Sigortalar Kurumu’nda
tescili olmayan bir işyerinde 01.10.2004 tarihinde yapılan
yerel denetimde tescilsiz olarak 01.09.2003 tarihinden
bu yana aralıksız çalışan bir sigortalı için
firmanın karşılaşacağı idari para cezalarını sıralarsak;
(asgari ücret sabit alınmıştır.)
a-
İşyeri bildirgesinin verilmemesi nedeniyle asgari
ücretin üç katı (306.000.000. * 3)
(506/140-a)
b-
Sigortalı işe giriş bildirgesinin verilmemesi nedeniyle
asgari ücretin bir katı (306.000.000. * 1) (506/140-b)
c-
Aylık bildirgenin hiç verilmemesi nedeniyle asgari
ücretin üç katı (306.000.000. * 3 *
12-ay sayısı-) (506/140-c 3)
d-
Dört aylık sigorta primleri bordrosunun hiç
verilmemesi nedeniyle asgari ücretin üç
katı tutarında (306.000.000. * 3 * 3-dönem
sayısı- ) (506/140-c 3)
Gecikme
zammı ve prim hesaplanmaksızın, bir yıl boyunca kayıtdışı
çalıştırılan bir sigortalıdan dolayı karşılaşılan
toplam idari para cezası (işyeri kayıt ve belgeleri
incelenmeden veya asgari işçilik uygulaması yapılmadan
–ki bu tespitlerde ayrıca idari para cezasına neden
olabilir- ) 14.994.000.000._ TL. dir.
Ayrıca
bildirilmeyen sigortalıların, bildirim süresi dışında,
başlarına gelen iş kazası, meslek hasatlığı, hastalık
ve analık hallerinde 506 sayılı yasada geçen
diğer sorumluluk halleri aranmaksızın 506 sayılı yasanın
10. maddesi gereği sırf bildirimsiz olmasından
kaynaklı bir sorumluluk tesis etmiştir. Bu sorumluluk
işverene Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı’nca yapılan
ve ileride yapılması gerekli bulunan her türlü
masrafların tutarı ile gelir bağlanırsa bu gelirlerin
sermaye değeri tutarının ödettirilmesidir.
Konuyu
önemsediğim bir ikazla bitirmek istiyorum. Sıkça
duyduğumuz bir yakınma konusu; kendine denetim elemanı
süsü veren bazı kişilerin, işyerlerine
gelip çok yüksek fiyatlara gazete, dergi
vb. yayınları satmaya çalıştıklarıdır. Bu ve
benzeri durumlarda işveren ve işverenin işyerinde bulunmadığı
zamanlarda sigortalılar tarafından gelen şahıstan kimlik
göstermesi istenilmelidir. Bu durumda muhtemelen
o şahıs kimlik gösteremiyecek ve gerçek
yüzü ortaya çıkacaktır. İşverenlerimiz
ve sigortalılarımız kolluk güçlerinden de
yardım isteyebileceklerini unutmamalıdırlar. Kaldı ki
işyerlerine yerel denetim amacı ile gelen herkesten
kimlik göstermesinin istenilmesi en doğal bir haktır
ve bundan da en çok denetim elemanları memnun
olacaktır.
|