|
29
Temmuz 2004
İ.
Halil KALKAN
SMMM/İç
Denetçi
hkalkan@etigrup.com.tr
Yıllık
İzin Ücretinin Belirlenmesi / Sigorta Primine Etkisi
İş
Kanunu, işçinin Yıllık Ücretli İzin kullanımına
dair esasları düzenlemiş, bu konunun uygulama ayrıntıları
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Yıllık
Ücretli İzin Yönetmeliği
içerisinde belirtilmiştir.
4857
sayılı İş Kanunu’nun
61 inci maddesi,
“Sigortalılara
yıllık ücreti izin süresi için ödenecek
ücretler üzerinden iş kazaları ile meslek
hastalıkları primleri hariç, diğer sigorta primlerinin,
506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’ndaki esaslar çerçevesinde
işçi ve işverenler yönünden ödenmesine
devam olunur.”
hükmünü
içermektedir.
İş
Kanunu’nda bulunan bu hüküm nedeniyle, yıllık
izin dönemi içerisinde elde edilen ücretler
üzerinden, tamamı işveren tarafından ödeniyor
olan iş kazaları ve meslek hastalıkları primi hesaplanmayacaktır.
Burada, yıllık ücretli izin dönemi içerisinde
işçinin, fiilen işyerinde bulunmadığı, bu nedenle
bir iş kazasına uğraması ile meslek hastalığına yakalanması
durumunun söz konusu olmadığı düşüncesinden
hareket edilmiştir.
İzin
dönemlerinde sigorta primi hesap edilirken,
İzin
dönemine tekabül eden ücretler belirlenmeli
ve Aylık Prim ve Hizmet Belgesi'nin "İş Kazaları
ve Meslek Hastalıkları Sigortası" satırında (Eski
Bildirgelerde F satırında)
gösterilmelidir.
İzin
dönemine ait ücret için, ücret
bordrosunda görülen sigorta primine tabi toplam
kazanç gerektiriyor ise, sigorta taban veya tavan
rakamları dikkate alınmalıdır.
İzin
dönemi ücreti, sigorta primine tabi kazanç
toplamından düşülmeli ve bulunacak rakam üzerinden
iş kazaları ve meslek hastalıkları primi hesap edilmelidir.
Burada
dikkat edilmesi gereken husus, yıllık ücretli izin
dönemine tekabül eden sigorta primine esas
kazancın doğru tespit edilip edilmediğidir.
Yıllık
Ücretli İzin Yönetmeliği’nin
21 inci maddesinde,
“İzin
ücretinin belirlenmesinde, fazla çalışma
karşılığı alınacak ücretler, primler, sosyal yardımlar
ve işyerinin devamlı işçisi olup normal saatler
dışında hazırlama, tamamlama, temizleme işlerinde çalışan
işçilerin bu işler için aldıkları ücretler
hesaba katılmaz.”
denilmekte,
İzin
dönemine ait ücret tespit edilirken, fazla
mesai, gece zammı ödemelerinin ve aile, çocuk,
eğitim, yemek yardımı gibi sosyal yardımların ve de
primlerin dikkate alınmaması gerektiği vurgulanmaktadır.
İş
Kanunu’nun 57 nci maddesinde de yıllık izin ücreti
için, “Bu ücretin hesabında 50 nci madde
hükmü uygulanır” denilerek 50 nci maddeye
atıfta bulunulmakta, burada da yine aynı durumdan söz
edilmektedir.
İş
Kanunu’nun 50 nci maddesinde,
“Fazla
çalışma karşılığı alınan ücretler, primler,
işyerinin temelli işçisi olarak normal çalışma
saatleri dışında hazırlama, tamamlama, temizleme işlerinde
çalışan işçilerin bu işler için
aldıkları ücretler ve sosyal yardımlar, ulusal
bayram, hafta tatili ve genel tatil günleri için
verilen ücretin tespitinde hesaba katılmaz.”
ifadesi
yer almaktadır.
Konu
hakkında gerek İş Kanunu’nda, gerekse izin yönetmeliğinde
açık hükümler mevcut olmasına rağmen
uygulamada yanlışlıklar yapılabilmektedir. Hesap edilen
sigorta primini doğrudan etkileyen bu hatalar, özellikle
işçi ve personel sayıları yüksek olan işletmelerde
önemli prim farklılıklarına sebep olmaktadır.
Sigorta
primi hesap edilirken izin dönemi ücretinin
belirlenmesi safhasında, fazla mesai, sosyal yardımlar
ve prim tutarlarından pay verildiği durumda, izin dönemine
ait ücretler olması gerekenden yüksek çıkacaktır.
İş kazaları ve meslek hastalıkları primi hesabında,
sigorta primine tabi toplam kazançtan bu
(yüksek tutarlı) izin dönemi ücreti düşüldüğü
için, doğal olarak bulunacak prim düşük
olacak ve neticede sigorta primi eksik ödenmiş
olunacaktır.
Yıllık
izin dönemine ait ücretin tespiti, hesaplanan
sigorta primine etkisi açısından önem arz
etmektedir. Bu konuda yapılacak hatalı uygulamalar cezai
müeyyide gerektirecek sonuçlar doğurmaktadır.
|