|
İstanbul, 03
Ekim 2003
Halil
SÖYLER
(MÜSBE
Muhasebe Finansman Bilim Dalı Doktora Öğr.)
halil62@hotmail.com
BİLANÇONUN
TAHLİLE HAZIRLANMASI, TAHLİL YÖNTEMLERİ VE ELEŞTİRİLER
1.
GİRİŞ
Dünyanın
teknolojik, siyasal ve ekonomik yönden globalleşme
sürecine girdiği bir ortamda, hızla gelişen ekonomik
ve teknik koşullara uyum göstermeye çalışan
işletmeler için mali tablolar tahlilinin önemi
giderek artmıştır.
Özellikle
kredi konularında bankalar, yatırım kararlarında gerek
yöneticiler gerekse ortaklar, kamuoyu ve hatta
bazen Devlet bile işletmelerin gelişme durumlarını ve
gelecekteki muhtemel durumları hakkında oldukça
tutarlı ve güvenilir bilgiler edinmek istemektedir.
Bu tür bilgilerin doğru ve dürüst olarak
hazırlanıp ilgili kişilere sunulması ancak mali
tablolar tahlili ile mümkündür.
İşletme
yöneticileri, karar alma, planlama, kontrol fonksiyonlarını
daha etken bir şekilde yürütebilmek; sermayedarlar
ve ortaklar, işletmenin kârlılığı, faaliyet sonuçları,
yatırımın emniyeti, işletmenin gelecek döneme ait
kazanma gücü hakkında açık ve sağlam
bilgiler alabilmek ve finansman kurumları da, kredi
talep edenlerin mali durumları ile borç ödeme
kabiliyetlerini tespit edebilmek için, mali tablolardan
ve bunların analizi sonuçlarından geniş ölçüde
yararlanılmaktadır. Ayrıca devlet, bazı vergilerin matrahını
tesbit etmek, etkili bir vergi kontrolü, kamu iktisadi
teşekküllerinin denetimi vb. yönlerden mali
tablolar ve bunların analizi ile yakından ilgili bulunmaktadır.
Ayrıca
hemen hemen her gün değişen işletme içi
veya işletme dışı koşullarda risklerin minimize edilmesi,
esnek işletme politikalarının izlenmesi ile olanaklıdır.
Söz konusu politikaların saptanmasında ve yönlendirilmesinde
mali tablolar ile bu tabloların analizinin etkinliği
de giderek arttığı görülür. Mali tablolar
analizi adı altında yapılan bu çalışmanın amacı
yeni mali tablolar tahlili yapacak öğrencilere
tahlil ile ilgili genel bilgiler vererek öğrencilere
genel bir yön vermek istenmektedir. Bununla birlikte
mali tablolar tahlili yapacak olan kişilerde öncelikle
genel muhasebe ve maliyet muhasebesi bilgileri yeterli
düzeyde olmalıdır.
2.
BİLANÇONUN TAHLİLE HAZIRLANMASI
2.1
Genel Açıklama
Gerekli
belge ve bilgileri derleme ve değerleme işlemi bitirildikten
sonra, mali tabloların tahlile hazırlanmasına sıra gelir.
Buna da önce bilançonun tahlile hazırlanmasıyla
başlanır. Bilançonun tahlile hazırlanmasın da,
tutarların kısaltılması, hesapların kümelenmesi
ve arındırma işlemleriyle başlar.
Bilançoda
kısaltma, kümeleme ve arındırma işlemleri, kuramsal
açıdan ayrı ayrı anlatılacaktır. Uygulamada ise,
kısaltma, kümeleme ve arındırma işlemleri ayrı
ayrı değil, bir işlem olarak ve birlikte yapılır. İyi
muhasebe düzenine sahip işletmelerde, bilanço
düzenlenmemiş olarak sunulur. Bu tahlile hazırlama
çalışmasının bir parçasıdır ve hazır durumdadır.
Geriye kısaltma ve arındırma işlemi kalır, ancak, mali
tahlilcinin düzenlemeyi kontrol etmesi yararlıdır.
2.2
Bilançodaki Tutarların Kısaltılması
Çift
yanlı işleme yönteminde, hesapların tutulmasında
kuruşlar bile önemlidir. Ancak tahlil açısından
liraların, bin liraların hatta milyonların önemi
yok denecek kadar azdır. Bu nedenle bilançodaki
tutarlar genellikle 1.000 veya 1.000.000 ile kısaltılır.
Kısaltmada
amaç, tahlilcinin rakam karmaşıklığı ve fazlalığı
içinde boğulmamasıdır. Kısa rakamlarla işlemler
kolayve çabuk yapılır. Sonuca daha rahat ve güvenilir
bir yoldan ulaşılır. Kısa rakamlar hafızada daha kolay
saklanabilir. Tutarları bin ile kısaltmada, yüzler
basamağına kadar olan rakamlar, 500’den küçükse,
tamamen atılır. Tutarları 1.000.000 ile kısaltma da
ise, yüzbinler basamağına kadar olan rakamlar 500.000’den
küçükse tamamen atılır; büyükse
1 eklenir.
Bilançoda
kısaltma işlemi ve kısaltmada kullanılan ölçek
bilançonun başlığında mutlaka belirtilmelidir.
Bilançonun kısaltıldığının gösteriliş biçimi
değişik olabilir. Bilanço 1.000 ile kısaltığında
tutarlar (000) ilavesiyle okunacaktır; 1.000 TL; tutarlar
1.000 ile kısaltılmıştır. Belirtilen biçimde
kısaltma işlemi yapıldıktan sonra bilançonun
aktif ve pasifi yeniden toplanır. Kimi zaman kısaltılmış
tutarlarla, aktif ve pasif tutarları eşit olur, kimi
zamanda farklı olur. Eşitliği sağlamak için şu
işlem yapılır: aktif ve pasif toplamı, kısaltma kuralına
göre kısaltılır. Kısaltılmış aktif hesapların toplamı,
kısaltılmış aktif toplamından az ise, 500’den küçük
olduğu için atılan rakamlardan en büyüğüne
1 eklenir. Bu işlem eşitlik sağlanıncaya kadar sürdürülür.
Kısaltılmış
aktif hesapların toplamı, kısaltılmış aktif toplamından
fazla ise, 500’den büyük olduğu için
bir eklenen rakamlardan, 500’e en yakın olanından 1
çıkartılır. Bu işlemler eşitlik sağlanıncaya
kadar sürdürülür. Kısaltılmış pasif
tutarların toplamı kısaltılmış pasif toplamından az
ya da çok olma durumuna göre, yukarıda kural
aynen uygulanır.
Örnek:
Kısaltılmış aktif toplamı 722.848 ve aktif hesapların
kısaltılmış toplamı 722.847 dir. Aktifte kısaltılmamış
tutarlardan, 500’e en yakın 30.453.450 TL var ise; bunun
kısaltılmış tutarı 30.363 olmasına rağmen, 1 eklemeyle
30.364 yapılır ve aktif toplamı 722.848’e çıkarılmış
olur.
2.3
Bilançodaki Hesapların Kümelenmesi
Bilançodaki
tutarlar kısaltıldıktan sonra, hesapların kümelenmesi,
sınıflandırılması işlemine geçilir.
Tekdüzen
Hesap Çerçevesine bağlı olarak düzenlenecek
mali tablolarda kümeleme; Aktifte,
1-Dönen
Varlıklar,
2-Duran
Varlıklar
Pasifte
ise,
3-Kısa
Vadeli Yabancı Kaynaklar
4-Uzun
Vadeli Yabancı Kaynaklar
5-Özkaynaklar
biçiminde öngörülmektedir.
Bilançonun
kısaltılması ve kümelenmesi aynı anda yapılabilir.
Ancak, önce kısaltma işlemini yapmak, bunu takiben
kümeleme işlemine geçmek olabilecek hataları
önleyeceğin-den daha uygundur.
2.4
Bilançoda Hesapların ve Tutarların Ayıklanması
ve Arındırılması
Bilançodaki
hesapların ve tutarların ayıklanması ve arındırılması
işlemindeki amaç, bilançonun aktifinde
gerçek varlıkları ve bilançonun pasifinde
gerçek borçları saptamaktır.Gerçek
varlıklar; para ve zaman içinde çeşitli
yollarla para olarak kuruma dönecek varlıklardır.
Örneğin alacaklar tahsil edilir, stoklar satılır,
sabit varlıklar üretime hizmet eder ve bu yollarla
sonuçta paraya dönüşür. Gerçek
borçlar; zaman içinde para ile belirli
bir kişiye ödenecek borçlardır.
Bilançonun
aktifinde gerçek varlıklar ve pasifteki gerçek
borçlar saptanırken şu yol izlenebilir:
1-
Bilançoda tutarlar kısaltılır, sonra kümelenir,
aktif ve pasif değer düzeltimi hesapları ilgili
hesaplardan ya da kümelerden düşülürdü.
Bu işlem daha önce yapılmamışşa tamamlanır, yapılmışşa
kontrol edilir. Çünkü değer düzeltici
hesaplar, adından da anlaşılacağı üzere gerçek
varlık ya da borç değildir ancak varlık ya da
borçların değerini düzeltir. Örneğin:birikmiş
amortisman, alacak senetleri reeskontu, şüpheli
ticari alacak karşılığı, diğer stoklar hesaplar karşılığı,
düzenlenmemiş, kümelenmemiş bilançoda
pasifte görünür ancak borç değildir,
herhangi bir kişiye ödenmeyecektir. Zarar, borç
senetleri reeskontu hesapları düzenlenmemiş bilançoda
aktifte görünür, ancak varlık değildir.
a-
Birikmiş Amortismanlar: Dönem Kârını fazla
göstermek ya da zararı azaltmak için(özellikle
yeni kurulan) bazı işletmeler, o dönemde ayrılması
gereken amortismanlarını ayırmazlar ya da gerekenden
az ayırırlar. Bu nedenle Bilanço arındırılırken,
bu tür eksik ya da ayrılmamış amortisman varsa,
bir yandan kârdan düşülür ( ya
da zarar attırılır) öte yandan sabit varlıklardan
düşülür. Bazen işletmeler ayrılması gerekenden
fazlada amortisman ayrılabilir.
b-
Değerinden Kaybetmiş Stoklar: Doğal afetler vb. nedenlerle
stoklar değerinden kaybedebilir ve emsal değerleri maliyetinden
aşağı düşebilir. Muhasebe kuralları gereği bu tür
stoklar sağlam stoklardan ayrılarak diğer stoklar hesabına
kaydedilerek muhasebeleştirilir. Ancak vergi mevzuatı
açısından emsal değerle değerlenmesi, değer kaybının
oluştuğu hesap döneminde yapılmayabilir. Bu nedenle
bilançodaki stoklar incelenir değerinden kaybetmis
stok veya fiilen bulunmayan stok varsa (noksanlık kadar)
bir yandan ilgili stok tutarından diğer yandan kârdan
düşülür.
c-
Şüpheli Değersiz ve Vazgeçilen Alacaklar:
Kural olarak bu alacaklar, bu duruma düştükleri
dönem sonunda doğruca (vazgeçilen ve değersiz
alacaklarda) ya da dolaylı olarak (şüpheli alacaklarda)
zarar işlenir. Ancak bunları zarar işlemek çoğu
kez zorunlu değildir. Bu nedenle, alcaklar tek tek incelenir,
bunların içinde tahsil olnağını kısmen ya da
tamamen yitirenler varsa ve bunlar uygun biçimde
muhasebeleştirilmemişse, aktif dönen varlık kümesinde
ilgili hesaplardan ve pasifte özsermaye kümesinde
kârdan düşülür.
2-
Bilançonun aktif kümelerinin kendi aralarında,
birinden ötekine kısmen veya tamamen aktarılması
gereken hesaplar tespit edilir ve aktarılır. Bu işlem
daha önce yapılmışsa kontrol edilir. Örneğin:
Yabancı kaynaklardan ertesi yıl vadesi gelenler kısa
vadeli yabancı kaynaklara aktarılır.
3-
Bilançonun aktif ve pasifindeki bütün
hesaplar tek tek incelenir, yapay ya da fiktif alacak
ya da borçlar ilgili hesaplardan karşılıklı olarak
düşülür.
a-
Yapay Alacak ya da Borçlar: Bazı işletmeler üçüncü
kişilere karşı olduğundan daha büyük ve güçlü
görünmek politikası güderler. Bu nedenle
de bilançonun aktif ya da pasif tutarlarını yülkseltmek
için yapay alacak ve borç oluştururlar.
Örneğin senet alma, senet imzalayıp verme yoluyla
aktif ve pasif tutarlarını çoğaltmak. Bu gibi
durumlar saptanıp bilançonun her iki yanından
düşülür
4-
Duran varlıkların işletmede fiziki mevcudiyeti kontrol
edilir, bunların piyasa değerleri araştırılıp takdir
edilir. Bilançoda gösterilen net defter
değeri ile piyasa değeri karşılaştırılır. Fiziki olarak
mevcut olmadığı tespit edilen duran varlıklar zarar
yazılarak çıkışları yapılır. Piyasa değerleri
düşük olan duran varlıklar varsa, düşüklük
tutarı kadar zarar işlenir ve düzeltme yapılır.
Verilen
Hatır Bonosu: Hatır bonosu verildiğinde pasifte borç
senetlerinden, aktifde ise diğer çeşitli alacaklar
hesabından düşülür. Bu verilen hatır
bonosuna karşı güvence olarak, hatır bonosu verilen
kişiden ayrı bir hatır bonosu alınır. Bunun muhasebeleştirilmesinde,
alacak senetleri borçlu, diğer çeşitli
borçlar alacaklı yapılır. Böyle bir durum
varsa, karşı güvence olarak alınan hatır bonosu,
her iki hesaptan düşülür.
3.
TAHLİL YÖNTEMLERİ
3.1
Tahlil Yöntemlerine Genel Bir Bakış
Mali
tablolar yönteminde kullanılan başlıca yöntemler
şunlardır;
- Tutarları
karşılaştırma yöntemi
- Dikey
yüzde yöntemi
- Trend
(indeks) ya da eğilim yüzdeleri yöntemi ve
- Rasyo
yöntemidir.
Bunlar
mali tahlilde kullanılan temel yöntemlerdir. Bunlardan
başka, ortalama tutarlar yöntemleri ile istatistik
ya da grafik yöntemleri vardır. Ancak bunlar yukarıdaki
yöntemlere yardımcı yöntemlerdir. Ortalama
tutarlar yöntemleri, temel yöntemlerin uygulanması
sırasında bu yöntemlerin içinde kullanılır.
Grafik yöntemi ise genellikle bu yöntem sonuçlarının
daha çarpıcı biçimde gösterilmesi
ve sunulması için kullanılmaktadır.
Mali
tahlil yöntemleri, tahlile hazırlanmış mali tablolara
uygulanır ve tahlil sonuçları bulunur. Bulunan
bu tahlil sonuçları, yorumlanır, eleştirilir
ve değerlendirilir.Tahlil yöntemlerinin tümünün
mali tahlilde uygulanması gerekip gerekmediği, özellikle
bütün rasyoların hesaplanması gerekip gerekmediği
durmu vardır. Bunların uygulamadaki kapsamı, büyük
ölçüde mali tahlilin amacına bağlıdır.
Kimi tahlillerde tüm yöntemlerin ayrıntılı
olarak uygulanması gerekirken, kimilerinde ise bazı
yöntemlerin uygulanması yeterli olabilir.
3.2
Tutarları Karşılaştırma Yöntemi
Yöntem,
birbirini izleyen iki ya da daha fazla döneme ait
mali tablolardaki tutarlar arasındaki değişimi artış
ya da azalış şeklinde tutar ya da yüzde olarak,
esas alınan döneme göre saptamak suretiyle
uygulanır. Yöntem miktarlarla ilgili çizelgelerin
kullanımında da kullanılabilir. Bu durumda tutar farkı
yerine miktar farkı kullanılacaktır. Ayrıca Yöntem,
iki tutar arasındaki farkı hem mutlak rakam ve hemde
yüzde olarak göstermeye olanak sağlamakta
ve böylece mutlak rakama oransal bir anlam vermek
mümkün olabilmektedir.
Bu
yöntem genellikle iki biçimde uygulanır;
- Bir
kaç dönemin tutarları yan yana sıralanır.
Bu sıralama o kalemdeki gelişme seyrini kabaca belirtir.
- İki
dönemin tutarı karşılaştırılır ve aradaki fark
artış ya da azalış olarak saptanır. Bu farklarla bir
sonuca ulaşılmaya çalışılır.
Başka
bir deyişle, tutarları karşılaştırma yöntemine
dayanan karşılaştırma, birbirini izleyen iki döneme
ilişkin aktif, pasif ve gelir tablosunu oluşturan hesapları
ve bunlardaki değişimleri hızlı bir biçimde ortaya
koyma işlemidir. Bu yöntem, tutarların dönemler
itibariyle seyrini ilk bakışta göstermesi ve fazla
bir işlemi gerektirmemesi bakımından çok kullanılmaktadır.
Ancak, tutarların, farkların saptanması için
karşılaştırılması, iki dönem için mümkündür.
Karşılaştırılacak tutarlar ikiden çoksa yine
bunların ikişerli karşılaştırılmaları zorunludur. Bunlardan
ilkine temel dönem tutarı ya da baz yılı denir.
Tutarların
karşılaştırılarak artış azalışların karılaştırmalı tablolar
biçiminde düzenlenmesinde, artışlar ayrı,
azalışlar ayrı gösterilebileceği gibi tek bir kolonda
da gösterilebilir. Artış ve azalışların ayrı ayrı
gösterildiği karşılaştırmalı tablo, fon akışı tablosunun
temelini oluşturur.
3.3
Dikey Yüzde Yöntemi
Dikey
yüzde yöntemi tahlil edilecek mali tablolardaki
tutarlardan birinin 100 kabul edilmesiyle, öteki
tutarların bu bütün içindeki paylarının
bulunması yöntemine denir. Buna dilim yüzdeleri
ya da yüzde yöntemi denir.Bilançonun
dikey yüzde ile tahlilinde aktif ve pasif toplamı
100 kabul edilir. Bu yolla aktifi ve pasifi oluşturan
her hesabın aktif ve pasif toplam içindeki payı
yüzde olarak bulunur.
Gelir
tablosunun dikey yüzde ile tahlilinde net satış
hasılat tutarı 100 kabul edilir. Gelir tablosunu oluşturan
hesapların, satış hasılatı içindeki payı yüzde
olarak hesaplanmış olur. Satışların maliyeti tablosunun
yüzde yöntemiyle tahlilinde, satışların maliyet
tutarı 100 kabul edilir. Satışların maliyetini oluşturan
kalemlerin yüzde olarak payı hesaplanmış olur.
Dikey yüzdelerin toplamının mutlaka 100 olması
gerekir. Bölme işlemlerindei kesirler nedeniyle
bu toplam 100’den farklı olabilir. Tam sayıdan sonraki
basamaklardan bazıları atılarak ya da onlara ekleme
yaparak toplamın 100 olması sağlanır.
Dikey
yüzdelerin hesaplanmasında, tam sayıdan sonra,
bir ya da iki basamak yürütülebilir.
Ya da tam sayı olarak bırakılabilir. Ayrıca dikey yüzde
yöntemi benzer biçimde satışların maliyeti
ve üretim maliyeti tablolarında da uygulanabilir.
Dikey yüzdeler mali tablolardaki tutarlarla beraber
gösterilebileceği gibi ayrı ayrı olarak da gösterilebilir.
Ayrı olarak gösterildiğinde, buna “yüze indirgenmiş
tablolar” ya da “dikey yüzde tabloları” adı da
verilir. Bu yolla gösterilen bilançoya “dikey
yüzde bilançosu” denir. Bu yolla gösterilen
gelir tablosuna da” dikey yüzde gelir tablosu”
adı verilir. Birkaç döneme ait dikey yüzde
tabloları (Bilanço, gelir tablosu, satışların
maliyeti tablosu, üretim maliyeti tablosu) yan
yana sıralanarak bir çizelge biçiminde
düzenlenebilir.
İki
döneme ait dikey yüzde tablolarından böyle
bir çizelge düzenlendiğinde, iki dönemin
dikey yüzdelerinin farkları da çizelgede
gösterilebilir. Bu yolla, dikey yüzdeler arasında
başka deyişle, 100 ortak esasına indirgenmiş tablolar
arasında karşılaştırma olanağı sağlanmış olur. Bu tür
tablolara “Karşılaştırmalı dikey yüzde tabloları”
adı verilir. Özellikle işletmeler arasındaki karşılaştırmalarda
bu tür tablolar kullanılmaktadır.
Dilim
yüzdeleri yönteminden tek döneme ait
tabloların tahlilinde de yararlanılır. Bu yöntem
tutarlardaki mutlak değişmeleri göstermediğinden,
birbirini izleyen iki döneme ait tabloların tahlilinde
yanlış yorumlara yol açılabilir. Örneğin,
iki dönemde de dönen varlık seviyesi aynı
kalmış ama aktif toplam değişmiş olabilir. Bu taktirde
dönen varlığın toplam aktif içindeki yüzde
payı iki dönemde değişik oranda olacaktır. Bu nedenle,
yöntemin birbirini izleyen dönemlerde kullanılmasında,
mutlak tutar farklarının da göz önünde
tutulması yarar sağlayacaktır.
Bu
yöntem özellikle, gelir tablosu tahlilinde
daha çok kullanılmaktadır. Buna, kâr marjlarının
saptanması ve izlenmesinin bu yöntemle yapılması
sebep olmaktadır. Dilim yüzdeleri yöntemiyle
hesaplanan yüzdelerin değerlendirilmesinde yararlanılabilecek
kıyaslama ölçüleri, geçmiş dönem
verileri, rakip işletmelere ait veriler ve planlanan
veriler olabilir. Geçmiş dönem verilerinden
yararlanma, hesaplanan yüzde payları geçmiş
dönemin aynı yüzdeleriyle kıyaslanarak, ortaya
çıkan değişikliğin ve gelişme seyrinin incelenmesi
suretiyle olacaktır. Planların ölçülerden
yararlanma da tahmindeki sapmaların değerlendirilmesi
biçimindekendini gösterecektir. Başka işletmelerin
aynı tür tutarlarıyla karşılaştırmada ise, işletmenin
öteki yarışmacılara göre durumu ortaya konulabilecektir.
3.4
Trend Yüzdeleri Yöntemi
Trend
yüzdeleri yöntemi ya dakısaca trend yöntemi,
mali tabloardaki tutarların, yıllar itibariyle seyrini
gösterir. Buna eğilim yüzdeleri yöntemi,
değişim yüzdeleri yöntemi, indeks yöntemi
adı da verilmektedir.
Trend
yönteminin uygulanmasında önce trend hesaplamada
esas alınacak dönem seçilir. Buna temel
dönem adı verilir. Temel dönem tutarı 100
kabul edilir. Sonra bunu takiben yılların bu temel yıla
göre oranı bulunur. Bu oran yüzde olarak hesaplandığında
buna trend yüzdesi denilmektedir. Trend yönteminin
mali tablolara uygulanmasında karşılaşılan başlıca güçlükler;
Temel dönemde bir kalem negatif ise başka bir dönem
pozitif olmuşsa ya da tersi olmuşsa, o kalem tutarı
içinde trend hesaplanamaz. Temel dönemde
bir tutarı olan kalem, başka dönem sıfıra düşerse,
değişim yüzde yüz olur. Mali tablolara trend
yönteminin uygulanmasında, hesaplanan trendler
tutarlarla birlikte gösterilebileceği gibi ayrı
bir çizelge biçiminde de gösterilebilir.
Tahlil
sonuçları bulunan trend sonuçları iki
anlam belirtir ;
1-
Trendi hesaplanan kalemin gelişme seyrini belirtir.
Bu durum, grafik üzerinde çok açık
olarak ve kolaylıkla görülür.
2-
Artış veya azalışların oranını yüzde olarak gösterir.
Örneğin trendin 120 olması, o kalemin temel döneme
göre %20 artmış olduğunu, trendin 85 olması, o
kalemin temel döneme %15 azalmış olduğunu belirtir.
Aslında bu durum, trend yöntemiyle, tutarları karşılaştırma
yönteminin bağıntısından kaynaklanmaktadır. Şöyleki,
salt tutar olarak artış – azalışın oransal belirtimi
trende ki artış-azalışı vermektedir.
Trend
yönteminin uygulanmasında, temel dönemin seçimine
dikkat etmek gerekir. Temel dönemin iyi seçilmemesi,
yanıltıcı sonuçlara yol açabilir. Bu bakımdan
seçilecek temel dönemin, tipik dönem
olmasına dikkat edilmelidir. Bu, işlemin kuruluş dönemini,
tam kapasite ile çalışmaya başladığı dönem,
fiyatlar genel düzeyinin istikrarlı olduğu bir
dönem olabilir.
Trend
yönteminde verinin önemsiz tutarda olması
mutlak değişmelerin büyük olması, büyük
mutlak tutar değişmelerinin küçük yüzdelerle
ifade edilmesine yol açabilir. Eğilim yüzdeleriyle
tahlil çalışmalarında bunlardan başka, fiyat
artışlarının da gözönünde tutulması gerekmektedir.
Çünkü, fiyat artışları önemli
seviyede ise, birbirini izleyen dönemlerde tutar
artışları da önemli bir artış eğilimi göstermektedirç
Buna karşılık aynı verinin miktar artış eğilimi düşük
seviyede olacaktır. Eğilim yüzdeleri yönteminde
de elde olunan yüzdelerin değerlendirilmesinde,
işkolu ortalamaları, geçmiş dönem verileri,
başka kuruluşların verileri ve planlanan verilerden
yararlanmak söz konusu olabilir.
İş
kolu ile ilgili ortalamaların her konuda tespiti güç
olacağından bu kıyaslamalardan yararlanma olanağı sınırlıdır.
Daha çok uygulamada satış miktar ve tutarlarındaki
gelişmelerde bu kıyaslamadan yararlanabilmek söz
konusudur.Bu yöntemde rakip kuruluşların verilerinden
de yararlanma olanakları oldukça fazladır. Örneğin;
geçmiş üç dönem içinde
iki rakip işletmenin satışlarındaki gelişmenin eğilim
yüzdeleriyle kıyaslanması, bunların pazarı paylaşmaları
hakkında önemli fikir verecektir.
Eğilim
yüzdelerinin planlanan verilerle karşılaştırarak
değerlendirilmesi de oldukça yaygındır. Bu kıyaslama,
tahmini tablolardaki değerlerin önceki döneme
göre gösterebileceği muhtemel gelişme seyrinin,
geçmiş dönemlerde gerçekleşen gelişme
eğilimiyle karşılaştırılması suretiyle yapılabilecektir.
Böylece, sapmaların tespiti ve bunun nedenleri
üzerinde durulabilecektir. Planlanan verilerden
yararlanma olanağı ise geçmiş yıllardaki gelişme
seyri ile gelecekteki eğilimin karşılaştırılması oldukça
değerli bilgiler verebilir.
Genellikle
bir firmanın mali tablolarının, diğer bir firmanın,
firmalar grubunun ya da sektörün finansal
tabloları ile karşılaştırılması çok yararlıdır.
Bu tür bir analiz, analiste firmanın finansal gücünü
ölçmede, firma dışında bir standart sağladığı
için “firma dışı karşılaştırma” olarak adlandırılır.
Bir firmanın net satışlarının geçen yıla oranla
%5 düştüğünü varsayalım. Trend analizi
ve oran analizi büyük olasılıkla böyle
bir gelişmeyi olumsuz olarak niteleyecektir. Halbuki
bu firmanın net satışları başka firmaların ya da sektörün
ortalaması ile karşılaştırılınca, diğer firmaların net
satışlarının da geçen yıla oranla %20 düşüş
gösterdiği ortaya çıkabilir. Olaya bu açıdan
bakılınca %5’lik düşüş oldukça olumludur.
Firma dışı karşılaştırmalar analiste bu tür bilgiler
sağlar.
3.5
Rasyo Yöntemi
Rasyo,
işletmenin işlevi veya yapısındaki anlamlı sayılar arasındaki
oran olarak tanımlanabilir. Rasyo yerine ölçü
oranı, ölçümleme oranı veya ussal oran
da denilmektedir. Rasyo yöntemi ile dikey yüzde
yöntemi çoğu kez birbirine karıştırılır.
Çünkü bazı durumlarda dikey yüzde,
bir rasyo olabilmektedir. Örneğin bilançoda
aktifin dikey yüzde ile tahlilinde bulunan sonuçlar
aynı zamanda varlık yapısı rasyoları sonuçlarıdır.
Ancak
dikey yüzde ile rasyoların farklı yanları vardır.
Rasyo sonucu her zaman yüzde ile ifade edilmeyebilir.
Likidite rasyosunun 1-2 gibi ifade edildiği gibi. Sonra
dikey yğzde ile ortaya çıkarılamıyan birçok
ilişki ve sonuçlar rasyo ile bulunabilir.
Firma
analizinde en çok kullanılan yöntem “oran
analizidir”. Bilanço ya da gelir tablosundan
alınan iki rakam birbirine oranlanır. Önemli olan
az sayıda oranla doğru sonuçlara ulaşmaktır.
Oran analizinin bazı özellikleri şunlardır;
- Tek
dönemli oran analizi yapılamaz. En az iki dönemin
bilanço ve gelir tablosu olmalıdır.
- Endüstri
analizi yapılması gerekir.
- Az
sayıda oranla anlamlı sonuçlar elde etmek önemlidir.
Rasyolar
çok çeşitli gruplara ayrılarak bölümlenebilir,
ancak çalışmanın daha anlaşılır olması bakımından
oran analizlerini çalışmada geniş bir şekilde
ele alacağız ancak temelde oran analizlerini 4 ana grupta
toplayarak açıklayacağız.
1-
Likidite Oranları
2-
Faaliyet Oranları
3-
Borçluluk Oranları
4-
Kârlılık Oranları.
Bu
şekilde bölümleme; işletme faaliyetlerinin
değerlendirilmesindeki kullanılış biçimine göre
bölümlemedir. Bu gruplamada, bölümleme,
işletme ilgililerinin gereksinmelerine yanıt verecek
bir özellik taşımaktadır. İşletmeye borç
verenler veya verecek olanlar, özellikle likidite
oranları ile ilgilenirken, ortaklar, kârlılık
oranları ile ilgilenmektedir. Bunun dışında ilgili oldukları
verinin kaynağına göre de sınıflandırılabilir;
1-
Bilanço Oranları
2-
Gelir Tablosu Oranları
3-
Fon Akım Tablosu Oranları
4-
Karışık Oranlar gibi.
4.
TAHLİL YÖNTEMLERİNİN ELEŞTİRİLERİ
Tutarları
Karşılaştırma yöntemi, iki ya da daha çok
tutarların gelişme ve değişme seyrini salt tutar olarak
gösterir. İncelenen tutarın bütün içindeki
payı hakkında bir fikir veremez. Salt tutarlardaki değişmeler
oransal değişmelere kıyasla yanıltıcı olabilir. Örneğin,
alacak ve borçlarda ayrı ayrı 20.000 TL’lık salt
artışlar, alacaklarda %10 bir artış gösterirken
borçlarda %50’lik artış gösterebilir.
Dolayısıyla
dönemler arasında ve başka işletmelerle karşılaştırmalar
bu görüş açısından sıhhatli sonuçlar
vermez. Tutarları karşılaştırma yönteminin bu eksikliğini
yüzde yöntemi tamamlar.
Salt
tutarlar üzerinden yapılan karşılaştırmada ortaklaşa
bir esastan söz edilemez. Buna karşılık, mali tablolar
yüzde olarak ifade edilirse ortaklaşa bir esasa
bağlanmış olur. Ancak, yüzde yöntemide başlı
başına güvenilir bir yöntem değildir, tutarları
karşılaştırma yöntemi ile bir arada kullanılmazsa,
bu da yanıltıcı sonuçlar verebilir. Örneğin
20.000 TL’lık satıştan elde edilen kâr 2.000 TL
ise, satış kârlılığı yüzde olarak %10’dur.
Ancak, 1.000.000 TL’lık satıştan elde edilen kâr
100.000 TL’sı ise oran yine aynı çıkar. Ancak
salt tutar olarak sonuç çok farklıdır.
Ayrıca işletmeler arası karşılaştırmada da aynı sakınca
vardır. Örneğin; Bir işltemenin stokları 50.000
TL iken dikey yüzdesi %10 olabilir. Öteki
işletmenin stokları 400.000 TL iken dikey yüzdesi
yine %10 olabilir. Bu durumda ise, ikinci işletmenin
önemi ve stok büyüklüğü dikey
yüzde yönteminde görülemez, salt
tutarlar yöntemiyle desteklendiğinde görülebilir.
Trend
yüzdeleri ise, tutarların yıldan yıla ya da belli
bir tarihten diğerine kadar ki değişiklikler üzerine
dikkati çektiklerinden çok yararlıdır.
Artışların yüzde olarak ifadesi, trend yüzdelerinden
100 çıkarılarak belirlenebilir. Azalışlarda 100’den
trend yüzdesi çıkarılarak elde edilebilir.
Bunun akside mümkündür. Dolayısıyla trend
yüzdelerini hesaplamak ve buradan artış veya azalışların
yüzdelerine geçmke daha kolaydır. Trend
yönteminin eksik yanlarıda vardır. Şöyleki;
temel dönemin seçiminde yapılan hata, hesaplanacak
öteki trendleri etkiler, bu durumda yanıltıcı sonuçlara
ulaştırır. Salt tutar olarak önemsiz bir değişme
trend yüzdesinde çok önemli bir değişme
olarak görülebilir. Örneğin;
Alıcılar: 50.000 150.000 300
Stoklar: 800.000 1.200.000 150
gibi bir tablo karşısında,
Bu
örnekte alacaklar salt tutar olarak 100.000 TL,
oran olarak %200 artmış görünmektedir. Stoklar
ise, salt tutar olarak 400.000 TL. artmasına karşın
oran olarak % 50 artmış görünmektedir. Muhasebe
uygulamasında, değerleme yöntemlerinde, fiyatlar
genel düzeyinde önemli değişmeler olmuşsa,
hesaplanacak trendlerin anlamları önemli ölçüde
azalır. Belirtilen eksiklikler nedeniyle, trend yöntemi
de salt tutarlar yöntemiyle birlikte kullanılmalı,
yalnız trendlere bakarak tahlil sonuçları hakkında
kesin kararlar vermekten kaçınılmalıdır.
Rasyo
yöntemi, öteki yöntemlerin kapsayamadığı
ilişkileri ortaya çıkarır. Bu nedenle de, en
çok kullanılan tahlil yöntemidir.Tek başına
anlamı olmayan verileri, başka şeylerle ilişki kurma
yoluyla anlamlı hale getirir. Ancak rasyo yönteminin
de yüzde yönteminde olan sakıncası mevcuttur.
Salt tutarlarla kullanılması daha sıhhatli sonuçlar
verir.
Özet
olarak denilebilir ki, her tahlil yönteminin kendine
özgü, sakıncalı ve faydalı yönleri vardır.
Bu yöntemlerden hangilerinin hangi ölçüde
kullanılacağına, tahlilci içinde bulunduğu duruma
göre karar verir ve uygulanır. Çünkü,
tahlil yöntemlerinin hepsini kullanmak, ancak bunların
küçük bir kısmından yararlanmak rasyonel
bir davranış olmaz.
5.
SONUÇ
Günümüzde
bankalar, yatırımcılar, işletme yöneticileri ve
hatta devlet işletmelerin mali tablolarına ilişkin olarak
çeşitli amaçlar doğrultusunda doğru ve
güvenilir bilgi edinmek istemektedir. Bankalar
işletmelerin kredi riskini ölçmek, işletme
yöneticileri bütçeleme, planlama ve
geleceğe yönelik karar almalarına yardımcı olmak,
yatırımcılar yatırım yapmayı düşündükleri
firma ile ilgili doğru bilgi ve veriler elde etmek vb.
amaçlar doğrultusunda işletmelerin mali tabloları
ve mali tabloların tahlil sonuçları ile yakından
ilgilenmektedirler.
Dolayısıyla
işletmeler mali tablolarını tahlil yöntemleri ile
tahlile başlamadan önce mali tablolarını tahlile
hazır hale getirmelidirler. Daha sonra tahlil yöntemlerinin
artı ve eksi yönleri de dikkate alınarak yeterli
ölçüde tahlil yöntemi kullanılmak
suretiyle tahlil yapılmalıdır.
6.
YARARLANILAN KAYNAKLAR
1-
Akdoğan Nalan &Nejat Tenker; Tekdüzen Muhasebe
Sisteminde Mali Tablolar ve Oran Analizi, İ.S.M.M.M.O.
Yayınları 10, Eylül 1997
2-
Durmuş, Ahmet Hayri & Mehmet Emin Arat; Mali
Tablolar Tahlili İlkeler ve Uygulamalar, M.Ü.Nihad
Sayar Eğitim Vakfı, İstanbul : 1997
3-
Güvemli, Oktay; Uygulamalı Mali Tablolar Tahlili,
Çağlayan Kitabevi, İstanbul
4-
İnterbank Uluslararası Eğitim Müdürlüğü
Yayınları, Finansal Tablo Analizi, Programlı
Eğitim Modülü-I Yardımcı Kitap No:3
5-
Yücesoy, Cevat.; Bilanço Tahlili,
İstanbul : 1968
|