SWAP İŞLEMLERİNİN VERGİ MEVZUATI KARŞISINDAKİ DURUMU   

 

İstanbul  15.08.2003

Halil SÖYLER

(MÜSBE Muhasebe Finansman Bilim Dalı Doktora Öğr.)

halil62@hotmail.com

 

 SWAP İŞLEMLERİNİN VERGİ MEVZUATI KARŞISINDAKİ DURUMU

1. Swap İşlemlerine İlişkin Genel Bilgiler

İngilizce kökenli "SWAP" kelimesinin Türkçe karşılığı "takas", "değiştirme", "değiş-tokuş", "trampa etmek", "bir şeyi bir şeyle takas etmek"tir.  Swap, iki taraf arasında, önceden belirlenen bir sistem içerisinde, belirli bir finansal varlıktan kaynaklanan gelecekteki nakit akışlarının değiştirilmesi konusunda yapılan bir sözleşmedir.

Bilindiği gibi varlıkların alım satımı için, yıllardır faaliyet gösteren piyasalar vardır. Oysa, yükümlülüklerin alım satımı, son yıllara kadar üzerinde düşünülmemiş bir konudur. Bu nedenle, swap, borçların değiş tokuşunu mümkün kılmaktadır. Değişime konu olan ödemeler, faiz, anapara veya hem anapara hem de faiz ödemeleri olabilir.

Swap işleminde bir para birimi başka bir para birimi ile aynı gün içerisinde değiştirilmektedir. Ancak, bir vadeli işlem çeşidi olan swap'ta satılan para birimi genellikle ileriki bir günde ters işlemle geri alınmaktadır.

Swap'ta amaç, faiz oranları ile döviz kurlarında kaydedilen dalgalanmaların yarattığı riski minimize etmektir. Swap, farklı kuruluşların farklı mali piyasalardaki değişik kredi değerliliklerine bağlı olarak, farklı kredi şartları ile karşı karşıya kalmalarıdır. Böylece, sözkonusu farklılıklardan swap işlemine taraf olan işletmelerin her birinin yararlanması sözkonusu olmaktadır.

Swap işleminin özü, alacakların bulunduğu finansal piyasadaki konumuna dayanarak, bir tarafın diğer tarafa karşı sağladığı göreli üstünlüğü, arbitraj amacıyla değiştirmesidir. Böylece, finansal piyasadaki konumu nedeniyle, göreli maliyet üstünlüğüne sahip olan işletme. swap sözleşmesiyle, diğer işletmenin bu üstünlüğe ulaşabilmesine olanak sağlamaktadır. Swap işlemlerinin gerçekleştirilmesinde bankalara. takas odalarına, swap depolarına, pazar belirleyicilere ve brokerlara önemli görevler düşmektedir.

Bu  yeni  finansman  tekniğinin  doğmasında  finansal liberalleşme  sonucu  uluslararası  mali  piyasalarda  görülen bütünleşme eğilimleri, faiz oranlarında ve döviz kurlarında ortaya çıkan artan değişkenlik ve benzeri faktörler etkili olmuştur.

Swap işlemleri, ülkeler açısından özellikle ödemeler bilançosunda geçici nedenlerle ortaya çıkan açıkları finanse etmek veya ulusal paradan spekülatif kaçışları önlemek için yapılır.   Ülkenin   ulusal   parasının   değer   kaybettiği dönemlerde, spekülatörler, sağlam dövizlere yönelirler. Bu durumda swap anlaşmaları, ülkenin başvurabileceği güvenlik aracı durumundadır. Böyle bir durumda, swap aracılığıyla, sağlam paralı ülkelerin paraları elde edilir ve bu dövizler, Merkez Bankasının döviz piyasasına yapacağı müdahalelerde  kullanılır. Böylece, spektülatif akım durdurulduğu zaman, swap anlaşması  da  amacına  ulaşmış  olur.

2. Swap İşlemlerinin Gelir Vergisi Karşısındaki Durumu

Swap kontratları, organize borsalarda işlem görmeyen, üçüncü şahıslara devredilmeleri mümkün olmadığından ikinci el piyasaları bulunmayan ve Borçlar Kanunu'nun  19. maddesi uyarınca bir sözleşmenin konusunun, kanunun gösterdiği sınırlar içinde serbestçe tayin olunabileceği hükmüne dayanılarak düzenlenen, iki taraflı ticari sözleşmeler niteliğinde olduklarından menkul kıymet olarak nitelendirilemezler.

Bu nedenle swaps işlemlerinden sağlanan kazançlar. Gelir Vergisi Kanunu'nun 37/5 kapsamında, yani kendi nam ve hesabına menkul kıymet alım-satımı ile uğraşanların bu faaliyetlerinden doğan kazanç sayılamayacak ve bu kapsamda ticari kazanç olarak değerlendirilemeyecektir. Ancak bu durum söz konusu kazançların genel hükümler çerçevesinde değerlendirilmesine engel teşkil etmeyecektir. Şayet bu tür işlemlerden sağlanan kazançlar genel hükümler çerçevesinde ticari kazanç kapsamına giriyor ise; ticari kazanç, girmiyor ise; yani devamlılık arz etmiyor ise, Gelir Vergisi Kanunu'nun Geçici 56/G'ye göre arizi kazanç olarak diğer kazanç ve irat sayılacaktır.

Mevcut uygulamada finansal kurumlar vadeli döviz alış-satış ve swap işlemi adı altında yaptıkları işlemlerde ortaya çıkan gelir farkını “döviz alış-satış karı veya kur farkı” olarak kabul ettikleri için gelir vergisi ve fon payı kesintilerini yapmamaktadırlar. Ancak, yapılan işlem kurumların asli faaliyetlerinden olan mevduat toplama faaliyetidir. Topladıkları mevduata verdikleri faiz ise alış-satışını yaptıkları dövizlerin gerçek piyasa kurları altında veya üstünde kurlar uygulanmak suretiyle yapılmaktadır.

Kur farkı gelirleri sadece tasarruflarını değerlendiren tasarrufçular için vergiye tabi değildir. Ancak, kur farkı geliri dönem başı ve sonunda aynı miktarda dövize sahip bir kişinin gelirinin sahip olduğu dövizlerin değerinin artması, yani Türk Lirasının döviz karşısında değer kaybetmesi sonucu ortaya çıkan artıştır.

Ancak, bu tür işlemlerde tasarrufçunun döviz cinsinden sahip olduğu tasarruflar artmaktadır. Dolayısıyla, kişi hem kur farkı geliri hem de faiz geliri elde etmektedir. Faiz gelirleri ise gelir vergisine tabidir.  

Swap yoluyla elde edilen kazançları bu açıdan değerlendirdiğimizde öncelikle swap işlemlerinin nakdi sermaye (para, döviz) kullanılarak elde edildiğini görmekteyiz. Bunun yanında swap işlemlerinin ticari, zirai ve mesleki faaliyet dışında bireysel bir yatırım olarak da yapılması mümkündür. Bu iki özelliği bakımından Menkul Sermaye İradı (MSİ) tanımına uyduğunda kuşku yoktur. Ancak swap işlemlerinden sağlanan gelirin MSİ olarak kabul edilebilmesi için faiz, kar payı veya kira olarak nitelendirilebilmesi gerekmektedir. Bu noktada swap yoluyla sağlanan gelirlerin faiz, kar payı veya kira kapsamına sokulması oldukça zor bir değerlendirme olacaktır.

Swap işlemlerinden sağlanan gelirlerin kur farkı olarak kabul edilip edilemeyeceği üzerinde çokça tartışma yapılmıştır. Tartışmanın üzerinde odaklaştığı nokta tasarruf sahiplerinin swap işlemlerinden sağladıkları gelirlerin mevduatta aynen faizin sağladığı gibi bir artışa neden olduğu ancak bu farkın, faiz olarak nitelendirilememesi nedeniyle GVK’nın 94/8. maddesi uyarınca stopaja tabi tutulamadığı noktasındadır.

Ancak Danıştay konuya ilişkin bir kararında; müşteri tarafından bankaya getirilen bir TL için piyasadaki fiyatın biraz altında bir fiyatla döviz satım belgesi düzenlenerek döviz tevdiat hesabı açılması ve belli bir süre sonra bankaca piyasadaki fiyatın biraz üzerinde bir fiyatla döviz alım belgesi düzenlenerek müşteriye ödeme yapılması durumunda bankaca müşteriye yapılan bir faiz ödemesi bulunmadığından bankanın 94. madde uyarınca stopaj yapma sorumluluğundan söz edilemez. Şeklinde hüküm belirtmiştir.

Bu ve buna benzer kararlardan yola çıkarak Danıştay’ın swap işlemlerinden  sağlanan kazancı faiz olarak değil kur farkı olarak gördüğünü dolayısıyla faiz olarak nitelendirilip GV stopajına tutulmasına olanak tanımadığını söyleyebiliriz.   

Son olarak da; Özellikle gerçek kişilerin Türev Piyasalarında elde etmiş oldukları kazancın verginin konusuna girip girmediği, verginin konusuna giriyor ise kazancın türü konusunda yoğun tartışmalar yaşandı. Gerçi 1.1.2003 tarihinden itibaren Gelir Vergisi Kanunu’nun gelirin tanımında yapılan değişikliğin yürürlüğe girmesi ile birlikte türev piyasalarda elde edilen kazançların vergiye tabi olup olmadığı konusundaki tartışmaların bir anlamı kalmayacak. Ancak bu sefer de verginin matrahının tespitinde, zarar mahsupları gibi bazı önemli konularda tartışmaların ortaya çıkacağını bugünden söylemek mümkün. Bu itibarla Maliye’nin türev ürünlerinden elde edilen kazançların vergisel boyutunu, tekdüzen muhasebe sistemindeki yerini de belirtecek şekilde açıklığa kavuşturmasında büyük yarar var.

3. Swap İşlemlerinin Kurumlar Vergisi Karşısındaki Durumu

Kurumlar vergisi mükellefleri tarafından swap işlemlerinden sağlanan kazançlar herhangi bir sınırlama olmaksızın ve herhangi bir vergi kolaylığı bulunmaksızın kurum kazancına dahil edilerek vergilendirilecektir.

Bu işlemlerin muvazaali işlemler olarak yapılması durumunda örneğin vadeli döviz kurları muvazaya açık bir şekilde belirlenmesi durumunda KVK’nun 17. maddesinde düzenlenen örtülü kazanca ilişkin hükümler devreye girecektir.

4. Swap İşlemlerinin Vergi Usul Kanunu Karşısındaki Durumu

Swap işlemleri hangi amaçla yapılırsa yapılsın (spekülatif veya hedging) vade tarihi gelmeden değerlemeye tabi tutulmaları söz konusu değildir. Zira bu işlemler Borçlar Kanunu hükümlerine uygun iki taraflı sözleşmeler olarak düzenlendiğinden,  futures ve optiom işlemler gibi kıymetli evrak veya herhangi bir menkul kıymet olarak değerlendirilemezler.

Bir menkul kıymet niteliği bulunmayan bu sözleşmelerde kar veya zarar ancak işlemlerin realize edildiği vade tarihinde gerçekleşecektir. Bu nedenle dönem sonlarında swap sözleşmelerin her hangi bir şekilde değerlemeye tabi tutulması söz konusu olmayacaktır. Zaten bu işlemler de muhasebe uygulamaları açısından nazım hesaplarda izlenmesi gereken bilanço dışı işlemlerdir. İşlemlerin realize edilmesi sonucunda ortaya çıkacak kur farkı gelir-giderleri ile faiz gelir ve giderlerinin nasıl değerlendirileceği tartışma yaratmaktadır. Ülkemizde henüz risk yönetim muhasebesinin bulunmaması sebebiyle spekülatif işlemler ile hedging amaçlı işlemlerin birbirinden ayrılması söz konusu olmamaktadır. Zaten mevcut vergi kanunlarımızda böyle bir ayrıma dayalı farklı vergileme rejimine imkan vermemektedir.

Ancak riskten korunma amaçlı yapılan bazı işlemlerde (örneğin mal alım-mal swapları) gibi  swap işlemlerinden doğan kar ve zararların bu mal veya iktisadi kıymetlerin maliyet bedeli ile ilişkilendirilip ilişkilendirilmeyeceği belirsizdir. Bu özellikle karın bir sonraki döneme aktarımı veya zararın hangi dönemde gider yazılacağı açısından önem taşımaktadır.  Kanaatimizce mevcut yasal düzenlemeler çerçevesinde, bu işlemlerin herhangi bir iktisadi kıymetin veya emtianın maliyet bedeli ile ilişkilendirilmesi mümkün bulunmamaktadır.

Ayrıca konuya ilişkin olarak Bankaların “vadeli döviz alım satım genel sözleşmesi” ile vade tarihinde uygulayacağı kuru ilgili gündeki cari kurun oldukça üstünde tespit etmesi ve bu yolla faiz ödemesini kur farkı adı altında gizleme işlemi, vergisel yükümlülükten kurtulmak amacıyla yapılmış muvazaalı bir işlemdir. Vergi peçelemesi olarak adlandırılan bu sözleşmelerle, mükellef veya vergi sorumlularının özel hukuk biçimlerini ve kurumlarını olağan kullanımları dışında kullanarak, vergi ziyaı söz konusu olmaktadır. VUK’nun 3. maddesinde vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu belirtilmiştir. Vergilendirme açısından esas alınması gereken gerçek mahiyet, tasarruf sahiplerine döviz tevdiat hesapları için ödenen bir kısım faizin kur farkı adı altında gizlenmesidir.   

5. Swap İşlemlerinin BSMV Karşısındaki Durumu

Bankaların swap işlemlerden elde kendi lehlerine elde ettikleri kazançların BSMV'ye tabi

olup olmayacağı diğer önemli hususların başında gelmektedir.

6802 sayılı Gider Vergileri Kanununda arbitraj işlemlerinin BSMV’nden istisna olduğuna dair bir hüküm yer almakla birlikte ne bu kanunda ne de vergi mevzuatında arbitraj işlemleri tanımlanmış değildir.

6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu'nun (BSMV) 28. Maddesine göre, banka ve sigorta şirketlerinin 10.6.1985 tarihli ve 3226 sayılı Finansal Kiralama Kanunu'na göre yaptıkları işlemler hariç olmak üzere, her ne şekilde olursa olsun yapmış oldukları muameleler dolayısıyle kendi lehlerine her nam ile olursa olsun nakden veya hesaben aldıkları paralar banka ve sigorta muameleleri vergisine tabidir.

6802 sayılı Kanun'un 30. maddesinde banka va sigorta vergisi mükellefinin banka ve bankerlerle sigorta şirketleri olduğu belirtilmektedir. Sözkonusu Kanunun 31. Maddedesinde; 28. maddede yazılı paraların tutarının, yani bu kurumların yapmış oldukları işlemler dolayısıyle kendi lehlerine her nam ile olursa olsun nakden veya hesaben aldıkları paralar banka ve sigorta muameleleri vergisinin matrahını oluşturacağı ve kambiyo alım ve satım muamelelerinde ise kambiyo satış tutarlarının BSMV'nin matrahını oluşturacağı açıklanmıştır.

Banka ve Sigorta Muameleleri Kanunu'nun 33. Maddesinde verginin oranı %15 olarak gösterilmektedir. Kambiyo muamelelerinde nispet matrahın binde biridir. 4369 sayılı Kanun'un 64'ncü maddesiyle değişen fıkra ile Bakanlar Kurulu, bu maddede belirtilen vergi oranını bankalararası muameleri, bankalar ile 2499 Sayılı Sermaye Piyasası Kanununa göre aracı kurumlar arasındaki borsa para piyasası muameleleri  ve diğer banka ve sigorta muameleleri için ayrı ayrı veya birlikte % 1'e kafar indirmeye ve yukarıdaki oranı aşmayacak şekilde (% 15) yeniden tespit etmeye yetkilidir. Bu yetkiye istinaden 98/11591 sayılı B.K.K. ile 1.9.1998 tarihinden itibaren geçerli BSMV oranları aşağıdaki gibidir:

a- Bankalararası mevduat muameleleri sonucu lehe alınan paralar üzerinden % 1,

b- Bankalar ile 2499 Sayılı Sermaye Piyasası Kanununa göre aracı kurumlar arasındaki

borsa para piyasası muameleleri sonucu lehe alınan paralar üzerinden % 1,

c- Devlet tahvili ve Hazine bonolarının geri alım ve satım taahhüdü ile iktisap veya elden

çıkarılması karşılığında bankaların lehlerine aldıkları paralar üzerinden %  1,

d- Devlet tahvili ve Hazine bonolarının vadesi beklenmeksizin satışı nedeniyle bankaların

lehlerine aldıkları paralar üzerinden %  1,

e-Kambiyo muamelelerinde satış tutarı üzerinden binde 1,

f-Diğer banka ve sigorta muamelelerinde lehe alınan paralar üzerinden % 5,

Bu açıklamalara göre, Bankaların yapacakları her türlü swap işlemlerden dolayı nakden veya hesaben lehlerine kalan paralar üzerinden % 5 oranında banka ve sigorta muameleleri vergisine, bu sözleşmelerin içerdiği dövizlerin satışları % 0.1 oranında kambiyo muameleleri vergisine tabi tutacaklardır.

Maliye Bakanlığı'nın 83 No'lu Gider Vergileri Genel Tebliği'inde arbitraj işlemleri ile ilgili düzenlemeler yapılmıştır. Tebliğde ilgili kanunun kambiyo işlemleri dışında kalan banka işlemlerinde verginin doğması için iki şarttan biri olan muamele yapılması ve bu işlem sonucunda lehe para kalması gerektiği, kambiyo muamelelerinde ise bu şartın aranmadığı ve sadece kambiyo satışının yapılmasını verginin doğması için yeterli olduğu belirtilmiştir.

Ancak Banka ve SigortaVergileri Kanunu'nun istisnaları düzenleyen  29. maddesine 4008 sayılı Kanunun 35'inci maddesi ile "o" ve "p" bentleri eklenmiştir: Bu bentlere göre, "bankaların, yetkili müesseselerin, özel finans kuruluşlarının ve PTT'nin Türk Lirası Kıymetini Koruma Hakkındaki Kararlar ve bu kararlara dayanılarak çıkarılan tebliğlere göre Merkez Bankasına yapacakları zorunlu, döviz ve efektif devirler ile, arbitraj muameleleri ve bu muameleler sonucu lehe alınan paraların BSMV'den istisna edilmiştir.

Swap sözletmeler bankalar tarafından bir arbitraj muamelesi olarak kabul etmekte ve bu işlemler sonucunda lehe kalan paralar üzerinden BSMV beyan edilip ödenmemektedir. Bankalar sözkonusu döviz teslimlerini de % 01 oranındaki BSMV tabi tutmamaktadırlar. Fakat  arbitraja ilişkin ayrıntılı açıklamalar ışığında swap işlemin bir arbitraj işlemi olmadığı kanısındayız. Çünkü swap işlemleri ayrı piyasalar arasında yapılmamakta ve  en önemlisi bu işlemler belli bir vadeyi içermektedir.

Maliye Bakanlığı'nın bu konuda Bankalar Birliği'ne vermiş olduğu muktezada, döviz swapı işlemlerinin, bir tarafın ihtiyacı  olan dövizi karşı taraftan alması karşılığında buna tekabül eden başka bir dövizin verilmesi, başlangıçta belirtilen kurdan vade tarihinde tekrar dövizlerin değişimi şeklinde cereyan eden bir arbitraj işlemi olduğunu, bu nedenle gerek başlangıçta ve vadede meydana gelen iki ayrı arbitraj işleminin, gerekse arbitraj işlemleri sonucu dövizler arasındaki kur farkından lehe kalan paraların banka ve sigorta muameleleri vergisinden müstesna olduğu belirtilmektedir.

Yukarıdaki yapılan açıklamalar ışığında Kanunun bu şekliyle döviz swaplarını kapsadığı kanaatinde değiliz. Çünkü arbitrajın teorik anlamı, kambiyo kısıtlamaları bulunmayan ülkelerin borsalarında aynı zamanda kote edilen döviz kurları arasındaki farklılıklardan yararlanarak kazanç sağlamak üzere bir paranın ucuz olduğu piyasadan satın alınıp pahalı olduğu piyasalarda satılmasıdır. Döviz swapları ise, bir vade içeren risk yönetim aracı olarak kullanılan, para değişiminin yanısıra tarafların yüklendikleri faiz oranlarının da değiş tokuş edildiği tamamen  farklı bir tekniktir.yani swap işlemi ile arbitraj işlemi teorik düaeyde çok farklı iki işlemdir. BSMV’ye getirilen bu istisna hükmü ile döviz swapların vergilendirilmemesi kanımızca mümkün değildir.

6. Swap İşlemleri ve Damga Vergisi Kanunu

Swap işlemleri de yazılı bir sözleşme ile yapılmaktadır. Taraflar bu sözleşme ile ödemelerini önceden belirlenmiş esas ve kurallar çerçevesinde değiştirirler. Bu sözleşmeler belli bir para ihtiva etmektedir ve DV’sine tabi sözleşmeler kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.  

Damga Vergisi Kanunu'na ekli 1 no'lu listede ise belli bir parayı ihtiva eden sözleşmelerin binde 6 oranında nispi Damga Vergisine tabi olacağı hüküm altına alınmıştır. DVK'nun Damga Vergisi oranını düzenleyen 14'üncü maddesi gereğince her bir kağıt için hesaplanacak vergi tutarı (1) sayılı tabloda yeralan sınırlamalar saklı kalmak üzere her yıl ilan edilen tutarları aşamaz.

7. Swap İşlemleri ve Katma Değer Vergisi Kanunu

KDV’si kanununun 10. maddeisne göre; “vergiyi doğuran olay mal teslimi hallerinde malın teslimi anında(futures ve options sözleşmelerinde teslim, takas odası aracılığıyla olacağından malın satıcı tarafından takas odasına, takas odasınca da alıcıya teslimi aşamasında) malın tesliminden önce fatura veya benzeri belgeler verilmesi halinde bu belgelerde gösterilen miktarla sınırlı kalmak üzere söz konusu belgelerin düzenlenmesi anında meydana gelir.

Buna göre finansal türev işlemlerinde vergiyi doğuran olay, sözleşmenin düzenlendiği tarihte değil, sözleşmede belirtilen vadede mal tesliminin gerçekleştirildiği anda veya malın tesliminden önce fatura düzenlenmiş ise faturanın düzenlendiği anda doğmuş olacaktır. Verginin matrahı ise, emtia alım satımına yönelik sözleşmelerde tespit edilmiş olan fiyat olacaktır.

Öte yandan külçe altın, döviz, para, hisse senedi ve tahvil teslimleri KDVK’nun 17/4-g maddesi gereğince KDV’nden istisna edilmiş olduklarından bu ürünlerin finansal türev ürünlere bağlı teslimleri de KDV’nden istisnadır.

Faiz swapı işlemlerinin bir finansman hizmeti içerip içermedikleri hususunun KDV yönünden önemi vardır. Bazı durumlarda kimi görüş sahipleri, yabancı kaynağı asıl temin edenin bir menfaat sağlamadığı sonucundan yola çıkarak, işlemin KDV’ye tabi olmaması gerektiğini ifade etmektedir. Aynı görüşe sahip kişilerin faiz swapı işlemleri yönünden de benzer düşüncelere sahip olabilecekleri düşünüldüğünde, bu görüşlere karşılık olarak bize göre faiz swapı işlemlerinin ayrı bir finansman hizmeti olarak ele alınmaları zorunluluğunu getiren bazı nedenler oluşmaktadır.

8. Swap İşlemleri ve Bankalar Kanunu

Bankalar Kanununun 37. maddesi uyarınca, mevduat hesaplarına verilecek asgari ve azami faiz oranlarını tespit yetkisi Bakanlar Kurulu’nun 87/11921 sayılı Kararı ile Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankasına (TCMB) verilmiştir. Dolayısıyla bankaların mevduat hesapları için uygulayacakları azami faiz oranları, serbestçe belirleyerek TCMB’na bildirdikleri ve tasarruf sahiplerine ilan ettikleri faiz oranlarını ifade etmektedir. Belirli mevduat sahiplerine ilan edilen faiz oranının üzerinde bir faiz uygulanması BK’nun 37. maddesinin 2. fıkrasında yer alan “..... mevduat sahiplerine, yukarıdaki fıkraya göre alınan ve karar ve tedbirlere aykırı olarak munzam menfaat temin edemezler ve bunlara aykırılığa yol açacak işlemeler yapamazlar.” Hükmüne aykırılık oluşturmaktadırlar.

Forward ve döviz swap işlemleri ile mevduat faiz gelirlerinin peçelenmesinin birincil nedeni de, mevduat sahiplerine, TCMB’ye bildirilen ve ilan edilen azami faiz oranlarının üzerinde faiz ödeme imkanlarının sunulabilmesidir. Buna bağlı olarak diğer bir neden ise; yüksek tutarlı mevduat kaçışlarının önlenebilmesi açısından piyasada sunulan yüksek faiz oranlarının net olarak uygulanabilme imkanlarının mevcut olmasıdır.  

9. Sonuç

Türkiye’deki mevzuat ve bilgi yetersizliği nedeniyle bir çok şirket risk yönetim tekniği olarak swap işlemlerini kullanmamaktadır. Dünya çapında risk yönetin tekniklerinin önemi ve swap işlemlerinin kullanımı çok büyük bir hızda artmasına karşın, çeşitli nedenlerden dolayı Türkiye’de pek fazla kullanılmamaktadır. Bu risk yönetim tekniğinin Türk şirketleri tarafından kullanımını arttırmak için gerekli yasal düzenlemeler yapılarak şirketler bu konuda bilgilendirilmelidir.

Konuya ilişkin gerek vergileme de gerekse muhasebeleştirmede yaşanan sorunları ve farklı uygulamaları ortadan kaldıracak düzenlemeler vakit kaybedilmeden yürürlüğe sokulmalıdır.

YARARLANILAN KAYNAKLAR

1- AKAY, Hüseyin; Türev Ürünlerden Swap İşlemleri ve Muhasebeleştirme İlkeleri, MÖDAV, Cilt:4, Sayı:3, Eylül 2002

2- AYDIN, Erkan; Swap İşlemlerinden Sağlanan Kazançların Gelir Vergisi ve Kurumlar Vergisi Uygulamaları Açısından Niteliği, Yaklaşım Dergisi, Yıl:10, Sayı:109 Ocak 2002

3- CEYLAN, Ali; Finansal Teknikler, Ekin Kitabevi, Bursa 2002

4- DELİKANLI, İhsan Uğur; Forward- Swap İşlemleri Vasıtasıyla Mevduat Faiz Gelirlerinin Peçelenmesi, Vergi Dünyası, Sayı:200, Nisan 1998

5- DEMİR, Şeref; Finansal Türevler ve Vergisel Boyutu II, Yaklaşım, Yıl: 8, Sayı: 90, Haziran 2000

6- EBİÇLİOĞLU, Fatih Kemal & Abdulkadir Kahraman; Swap İşlemleri İşleyişi ve Vergisel Boyutu, Türmob Yayınları – 82, Sirküler Rapor Serisi No: 23, Ankara : 1999

7- ERİŞTİ, Murat; Döviz Swapları ve Döviz Swaplarının BSMV Açısından Değerlendirilmesi, Yaklaşım Dergisi, Yıl:5, Sayı:53 Mayıs 1997

8- KAYNAK, Harun; Genel Olarak Faiz Swapları ve Vergilendirme Sorunları, Vergi Dünyası, Sayı:212, Nisan 1999

9- KUMRU, Uğur; Uluslararası Para Piyasalarında Döviz İşlemleri, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Üniversitesi

10- ÖZDEMİRCİ, Fahrettin; Türev İşlemlerinin Damga Vergisi Karşısındaki Durumu, Vergi Dünyası, Sayı:221, Ocak 2000

11- SARAÇ, Osman; Vadeli İşlemler Piyasaları II, Yaklaşım Dergisi, Yıl:9, Sayı:102 Haziran 2001

12- UYANIK, Namık Kemal; Türev Araçlar ve Forward ve Swap İşlemlerinin Vergi Kanunları Karşısındaki Durumu, Yaklaşım Dergisi, Yıl:6, Sayı:66, Haziran 1998

13- VURAL, Mahmut; Swap İşlemlerinin Mahiyeti ve BSMV’si Karşısındaki Durumu, Vergi Dünyası, Sayı:202, Haziran 1998