|
İstanbul
22 Eylül 2003
Halil
SÖYLER
(MÜSBE
Muhasebe Finansman Bilim Dalı Doktora Öğr.)
halil62@hotmail.com
TÜM
YÖNLERİYLE REESKONT İŞLEMLERİ
1.
GİRİŞ
Dönemsellik
kavramı, işletmelerin sınırsız kabul edilen yaşam sürelerinin
belli dönemlere bölünmesi ve her dönemin
faaliyet sonuçlarının diğer dönemlerden
ayrı olarak saptanmasını ifade etmektedir. Bu kavrama
göre, faaliyet sonuçları ilgili olduğu dönemde
değerlendirilir. Gelir ve giderlerin tahakkuk esasına
göre muhasebeleştirilmesi; hasılat, gelir ve karların
aynı döneme ait maliyet, gider ve zararlarla karşılaştırılması
gerekir. Bu ifade MSUGT’nce de (Muhasebe Sistemi
Uygulama Genel Tebliği) kabul edilmiştir.
MSUGT’nin
en büyük özelliklerinden biride mali
tabloların gerçek durumu yansıtması gerekliliğini
öngörmesidir. Özellikle enflasyonist
baskıların yoğun olduğu ülkelerde fiyatlar genel
seviyesi sürekli olarak yükselme eğilimi içinde
olacaktır. Bu durumda mukayyet değerle değerlenmesi
gereken varlık kalemleri ise günün şartlarına
göre gerçek durumu yansıtmaktan oldukça
uzak olacaktır. MSUGT’nin bilanço ilkelerine
ilişkin bölümünde; “Dönen ve Duran
Varlıklar grubunda yer alan alacak senetlerini bilanço
tarihindeki gerçeğe uygun değerleri ile gösterebilmek
için reeskont işlemleri yapılmalıdır” şeklinde
belirtilse de Maliye Bakanlığı 4 ve 6 sıra nolu tebliğlerle
bu işlem ihtiyari bırakılmıştır.
Vergi
sistemimizde de dönemsellik ilkesi benimsenmiştir.
Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunlarıyla, Vergi Usul Kanunu
bu hususları muhtelif maddelerinde hükme bağlamıştır.
GVK’nun 38 ve 39, KVK’nun 13 ve VUK’nun 174. maddeleri
kazancın hesap dönemi itibariyle tespit edileceğini
açıkça belirlemiştir. Vergi sistemi ve
MSUGT uyarınca benimsenmiş olan dönemsellik ilkesinin
bazı sonuçları bulunmaktadır. Bunlar;
1.
Genel olarak bir hasılat unsurunun, belli bir dönemin
kazancının tespitinde dikkate alınabilmesi için,
bu hasılat unsurunun anılan döneme ait olması,
2.
Yine bir gider unsurunun ilgili dönem kazancının
tespitinde olumsuz unsur olarak dikkate alınabilmesi
için, bu giderin de ilgili döneme ait olması
gerekmektedir.
3.
Diğer taraftan VUK’nun 281, 283, 285, 287 ve 288. maddeleri
de dönemsellik ilkesinin sonuçları olarak
vergi sistemimizde yer almaktadır.
Bilindiği
üzere VUK’nun 281 ve 285. maddelerinde iktisadi
işletmelere dahil alacak ve borçların değerlemesi
düzenlenmiştir. Anılan maddelerle, alacak ve borçların
mukayyet değerleri ile değerlenmesi esası getirilmiştir.
Ancak yasada öngörülen şekilde bazı mükellefler
zorunlu, diğer bir kısmı ise ihtiyari olarak senede
bağlı alacak ve borçlarını değerleme gününün
değerine getirebilmektedirler. Bu şekilde senede bağlı
alacak ve borçların değerleme gününün
değerine getirilmesi işlemine pratikte reeskont işlemi
denilmektedir. Bir başka ifade ile alacak ve borç
senetlerini mukayyet değerlerinden, vadelerine ve faiz
oranına göre değişen, bir meblağı düşmek suretiyle
net bugünkü değere (değerleme günü-bilanço
günü) ulaşılması reeskont işlemini ifade etmektedir.
2.
REESKONTA TABİ TUTULACAK ALACAK VE BORÇLARIN
ÖZELLİKLERİ
2.1
Alacak veya Borcun İktisadi İşletme Bünyesinde
Doğmuş Olması Gerekir
Alacak
ve borçlar ilke olarak mukayyet değerle değerlenir.
Ancak VUK’nun 281 ve 285. maddelerine göre; vadesi
gelmemiş olan senede bağlı alacak ve borçlar
değerleme gününün değerine irca olunabilir.
Diğer taraftan bu alacak ve borçların iktisadi
işletme bünyesinde doğmuş olması gerekmektedir.
Bir
alacak veya borcun reeskonta tabi tutulabilmesi için,
söz konusu alacağın gelir yaratıcı ya da hasılat
unsuru, keza borcun da maliyet veya gider unsuru olması
gerekmektedir. Çünkü, reeskont işleminin
mantığı gelir ya da hasılat veya maliyet ya da gider
etkisi birden fazla yıla sirayet eden alacak ve borçların
dönemsellik ilkesi gereği ait oldukları döneme
mal edilmesidir.
2.2
Alacak veya Borcun Senede Bağlı Olması Gerekir
Bir
alacak veya borcun reeskonta tabi tutulabilmesi için
alacak veya borcun senede bağlı olması gerekir. Senede
bağlı olmayan alacak veya borçlar için
reeskont hesaplanması mümkün değildir.
2.3
Alacak veya Borcun Bağlı Olduğu Senedin Vade İçermesi
Gerekir
Reeskonta
tabi tutulacak alacak veya borç senedinin aynı
zamanda bir vade içermesi gerekir. Çünkü
reeskont işlemi mantığı gereği ancak, gelecek dönemde
tahsil edilebilecek veya ödenebilecek alacak veya
borçlara uygulanabilir.
Senedin
belli bir vadeyi içermesi demek, bu senet üzerinde
yazılı vadeden önce senette belirtilen alacağın
tahsil edilemeyeceğini, borçlunun da bu vadeden
önce senette belirtilen borcunu ödemek zorunda
olmayacağını veya ödemeye zorlanamayacağını (kanunen
veya sözleşme gereği muacceliyet kesbeden durumlar
hariç) ifade etmektedir.
2.4
Senede Bağlı ve Vade İçeren Alacak veya Borcun
Değerleme Günü İtibariyle Vadesinin Gelmemiş
Olması Gerekir
Bir
alacak veya borcun reeskont işlemine tabi tutulabilmesi
için, söz konusu alacak veya borcun bağlı
olduğu senedin vadesinin değerleme günü itibariyle
gelmemiş olması gerekmektedir.
2.5
Alacak veya Borç Senedinin Değerleme Günü
İtibariyle İşletmenin Aktifinde veya Pasifinde
Yer Alması Gerekir
Reeskont
işlemine tabi tutulacak alacak veya borç senedinin
değerleme günü itibariyle işletmenin aktifinde
ya da pasifinde yer alması gerekmektedir. Ancak alacak
senedinin değerleme günü itibariyle teminata
veya tahsile verilmiş olması reeskonta tabi tutulmasına
engel teşkil etmez
3.
REESKONT İŞLEMİNİN İHTİYARİLİĞİ
3.1
VUK Açısından
VUK’nun
281 ve 285. maddelerine göre bankalar, bankerler
ve sigorta şirketleri, senede bağlı alacak ve
borçlarını reeskonta tabi tutmak zorundadırlar.
Ancak bankalar, bankerler ve sigorta şirketleri dışında
kalan ve bilanço esasına göre defter tutan
vergi mükellefleri vadesi gelmemiş senede bağlı
alacak ve borçlarını reeskonta tabi tutup tutmamak
konusunda VUK’na göre seçimlik hakka sahiptirler.
3.2
MSUGT Açısından
Ancak
Maliye Bakanlığı, 1 sıra numaralı MSUGT ile reeskont
hesaplanmasını zorunlu kılmıştır. Daha sonra 4 numaralı
Tebliğde 1994 yılı için bu zorunluluğun aranmayacağı
belirtilmiştir. Alacak senetleri reeskontu gider niteliğinde
düzenleyici bir hesap olduğu için, reeskont
ayırmak istemeyen firmalar MSUGT uyarınca reeskontu
hesapladıktan sonra, kanunen kabul edilmeyen gider olarak
muhasebeleştirebilirler.
Zaten
Maliye Bakanlığı MSUGT ile zorunlu kılınan muhasebe
sisteminin vergi kanunları ile uyumsuzluğunu gördüğü
için 4 sıra numaralı Tebliğ ile “Bilanço
Esasına Göre Defter Tutan Mükelleflere Ait
Ticari Kardan Mali Kara Ulaşmak İçin Yapılan
Hesaplamayı Gösteren Bildirim” yayımlanmış ve bu
bildirimin doldurulması zorunluluğu getirmiştir. Bu
bildirimde “Ticari Kara İlave Edilecek Gider ve İndirimler”
bölümünün “Diğer Faaliyetlerden
Olağan Gider ve Zararlar” kısmında reeskont faiz giderlerine
yer verilmiş olması da böyle bir işlemin yapılabileceğinin
Maliye Bakanlığı’nca da kabul edildiğini göstermektedir.
Bankalar
ve bankerlerle sigorta şirketleri alacaklarına reeskont
uygulamak zorundadırlar. Bu firmalar için ihtiyarilik
söz konusu olmadığından alacak senetleri üzerinden
hesapladıkları reeskontları dönem hesaplarına yansıtmak
zorundadırlar.
Öte
yandan VUK’nun 285. maddesinin son fıkrası uyarınca
alacak senetlerini değerleme gününün
değerine irca eden mükellefler, borç senetlerini
de aynı şekilde işleme tabi tutmak zorundadırlar. Bir
başka ifade ile alacak senetlerini reeskonta tabi tutarak
hesapladığı reeskont tutarını gider yazan mükellefler,
aynı şekilde borç senetlerini reeskonta tabi
tutarak hesaplayacakları reeskont meblağını gelir olarak
hesaplarına yansıtmak zorundadırlar.
VUK
açısından (bankalar, bankerler ve sigorta şirketleri
hariç) reeskont işlemi ihtiyari olmasına karşın
SPK’na tabi şirketler açısından reeskont mecburidir.
3.3
SPK Açısından
Alacaklar
ve borçlar bilançoda mukayyet (kayıtlı)
değerleri ile gösterilir. Ancak, avans, depozito
ve teminat niteliğinde olanlar hariç olmak üzere,
senetli alacak ve borçlar (vadeli çekler
ve poliçeler dahil) ile 3 aydan daha uzun vadeli
senetsiz ticari alacaklar ve borçların reeskont
işlemine tabi tutulması şarttır. Reeskont işleminde,
söz konusu alacak ve borçlar için
öngörülen faiz oranı; bu yoksa Türkiye
Cumhuriyet Merkez Bankası’nın iskonto oranı uygulanır.
Alacaklara ilişkin olarak ayrılan reeskont tutarları,
gelir tablosunda “DİĞER FAALİYETLERDEN GİDER VE ZARARLAR”;
“borçlara ilişkin reeskont tutarları ise, “DİĞER
FAALİYETLERDEN GELİRLER VE KARLAR” hesap gruplarında
muhasebeleştirilir.
Yukarıdaki
SPK Seri XI, No: 1 Md:26 daki açıklamalar ışığında
aşağıdaki sonuçları çıkartabiliriz;
SPK’na
tabi şirketler, SPK mevzuatı uyarınca bu işlemleri yapmaya
mecburdurlar. Gerek SPK’na tabi şirketler gerekse diğer
şirketlerden tercihlerini ihtiyari olarak söz konusu
işlemleri yapma yönünde kullananlar, kıdem
tazminatı tavanını dikkate alarak kıdem tazminatı karşılığı
ayırmak ve reeskont hesaplamak durumundadırlar.
- Kıdem
tazminatı karşılık gideri kanunen kabul edilmeyen giderdir.(KKEG)
- Alınan
vadeli çek reeskontundan kaynaklanan giderler
KKEG’dir.
- Verilen
vadeli çek reeskontundan kaynaklanan gelirler
Vergiye tabi olmayan gelirdir.
- Vadesi
üç aydan uzun senetsiz alacakların reeskontundan
kaynaklanan giderler KKEG’dir.
- Vadesi
üç aydan uzun olan borçların reeskontundan
kaynaklanan gelirler vergiye tabi olmayan gelirlerdir.
( daha önce bir ay olarak belirlenmiş olan vadeler
SPK tarafından üç aya yükseltilmiştir.
SPK Seri: XI, No:13 Tebliği, RG 23,1,1996- 22532 )
- Tahmin
yöntemiyle hesaplanan şüpheli alacak karşılık
giderleri KKEG’dir.
- Buna
mukabil alacak senetleri reeskontu giderleri kabul edilir
giderlerdir.
- Keza
borç senetleri reeskontu gelirleri vergiye tabi
gelirdir.
Alacak
ve borç senetleri reeskontu SPK mevzuatı uyarınca
zorunluluk olmasına karşın, vergisel açıdan bu
reeskontların yapılması ihtiyaridir. SPK uyarınca söz
konusu reeskontları yapmak zorunda bırakılmış olan şirketler,
isterlerse beyannameleri üzerinde bu reeskontlardan
kaynaklanan giderleri KKEG, gelirleri ise vergiye tabi
olmayan gelir olarak dikkate almak suretiyle vergisel
tercihlerini aksi yönde kullanabilirler.
4.
REESKONT İŞLEMİ AÇISINDAN ÖZELLİK ARZEDEN
ALACAK VE BORÇLAR
4.1
Vadeli Çek Reeskontu
Türk
Ticaret Kanunu (TTK) uyarınca, çek görüldüğünde
ödenmesi gereken ve buna aykırı herhangi bir kayıt
varsa yazılmamış sayılan, keşide günü olarak
gösterilen günden önce ödenmesi
için ibraz edilebilen bir kıymetli evraktır.
Bir başka ifade ile çek bir senet değil bir ödeme
aracıdır. Bu nedenle Vergi Usul Kanunu’nun 281. maddesi
hükmü karşısında vadeli çeklerin reeskont
işlemine tabi tutulması Gelir İdaresi’nin görüşüne
göre mümkün değildir. Ancak SPK’na tabi
firmalarda sadece ilgili mevzuat açısından farklılık
mevcuttur.
SPK,
çeklerin vade konmak suretiyle alacak senedi
yerine kullanılmakta olduğu gerçeğinden hareketle,
bunların da reeskonta konu edilebileceğini öngörmüş
(Seri XI No:1 SPK Tebliğinin I/A-3 Bölümü),
daha sonra aynı tebliğin 14. maddesiyle bunun bir mecburiyet
olduğu yolunda uygulama yapmaya başlamıştır. Bu durumda
vadeli çek reeskontu SPK’na tabi işletmelerce
yapılacak, fakat bu reeskont Vergi Usul Kanunu hükümlerine
uymadığı için, vergi hesaplamasında reeskont
tutarı vergi matrahı ile ilişkilendirilmeyecektir. Alınan
vadeli çeklerin SPK’na tabi şirketlerce reeskonta
tabi tutulmasından kaynaklanan gider, kanunen kabul
edilmeyen giderdir.
SPK
bir yazısında;
“alacak
ve borç senetleri ile birlikte ele alınması gereken
vadeli çeklerin, senetler gibi Seri XI No:1 sayılı
Tebliğ Md. 26 uyarınca reeskonta tabi tutulması gereği
ortaya çıkmaktadır.” demek suretiyle, hem alınan
hemde verilen vadeli çeklerin reeskonta tabi
tutulmasını istemiştir.
Buna
göre SPK’na tabi şirketler, verdikleri vadeli çekler
içinde reeskont yapacaklar, buradan kaynaklanan
geliri ise Kurumlar Vergisi (KV) beyannamesi hazırlarken
vergiye tabi olmayan gelir olarak dikkate alacaklardır.
Vadeli çek reeskontları, bir sonraki yıl ters
kayıtla kapatılınca aksi yönlerde gelir ve gider
oluşacak, bunlarda ilgili yıl vergi hesabında dikkate
alınmayacaktır.
SPK’na
tabi olmayan kurumlarda vadeli çek reeskontu
yapılması mecburiyeti ve gereği yoktur. Mükellefler
kendi istekleri vadeli çekleri reeskonta tabi
tutarlarsa, yapılan bu reeskont işleminden kaynaklanan
gelir ve gider, vergi matrahının hesaplanmasında bir
gider unsuru olarak dikkate alınamaz.
4.2
Hatır Senetleri
Gerçekte
var olmayan bir borç alacak ilişkisini varmış
gibi göstererek düzenlenen senetler hatır
senetleridir. Hatır senetleri gerçek bir alacak
borç ilişkisine dayanmadıklarından vergi matrahını
etkileyici bir işleme tabi tutulmazlar. Ancak bu tür
senetlerin Muhasebe Sistemi Tebliğleri uyarınca reeskonta
tabi tutulmaları zorunluluğu uygulanmaya başlandıktan
sonra reeskont hesaplanarak kanunen kabul edilmeyen
gider kaydedilmeleri gerekir.
4.3
Teminata Verilen Senetler
Teminata
verilen senetler işletmenin mülkiyetinde olan ve
halen işletme için bir alacağı temsil eden senetlerdir.
Alacak senetlerinin bankaya teminata verilmiş olması
ve karşılığında bir kredi alınmış olması, bu alacağın
temlik edildiği anlamına gelmez. Teminata verilen senetler
karşılığında bankadan alınan krediler ile senetler arasında
ilişki istendiğinde başka senetlerle değiştirilebilir.
Diğer taraftan bu senetlerle işletmenin portföyündeki
senetler arasında bir fark bulunmamaktadır. Bu nedenle
teminata verilen alacak senetleri de reeskonta tabi
tutulabilmektedir. Nitekim bu husus Danıştay kararlarında
istikrar kazanmıştır. Diğer taraftan Maliye Bakanlığı
da bu görüşü benimsemiştir.
4.4
TAHSİLE VERİLEN SENETLER
Senetlerin,
tahsil olunmak üzere bankaya ciro edilmesi halinde,
yapılan ciro, hukuken, bir “temsil cirosu” niteliğindedir.
Mükellef, senedi bankaya tevdi etmekle, tahsil
için bir temsil yetkisi vermektedir. Ancak, senet
üzerindeki bütün haklar, aslında, mükellefe
aittir. Banka, bu hakları sırf tahsil için mükellef
adına kullanmaktadır. Bu nedenle, banka, sulh, ibra,
ve feragat gibi haklar üzerinde tasarruflara yetkili
değildir.
Öte
yandan, senedi tahsile veren mükellef, tahsil edilene
kadar, senet bedelini tahsil etmiş de değildir. Halbuki,
senedin tahsil anına kadar mükellefin portföyünde
bulunması ile tahsil için bankaya ciro edilmesi
arasında bir fark mevcut değildir. Bu itibarla, tahsile
verilen alacak senetleri, değerleme gününde,
henüz tahsil edilmemiş olmak şartıyla, reeskont
konusu yapılabilir.
4.5
Vadeli Satışlar ve Bitmemiş Yıllara Sari İnşaat Ve Onarma
İşleri Dolayısıyla Edinilen Alacak Senetleri
Bilindiği
üzere, piyasada yaygın şekilde çeşitli vadeli
satış yöntemleri uygulanmaktadır. Bu yöntemlerle
yapılan satışlarda satıcı ile müşteri arasında
ödeme koşullarını, malın teslim tarihini
ve diğer bazı şartları belirleyen bir sözleşme
yapılmaktadır. Genellikle sözleşmelerde, malın
ileri bir tarihte müşteriye teslimi kararlaştırılabilmekte
ve bu süre içinde belirlenen taksit tutarının
ise senede bağlanarak tahsiline devam edilmektedir.
Bu tür vadeli satışlarda, malın satışına ilişkin
hasılat, malın teslim tarihinde düzenlenen fatura
ile kayıtlara intikal ettirilmektedir. Maliye Bakanlığı’nın
bir iç genelgesinde bu husus aşağıdaki şekilde
açıklanmıştır.
“Bakanlığımıza
intikal eden olaylardan, yukarıda açıklandığı
şekilde uygulanan vadeli satış kampanyalarında, sözleşmenin
yapıldığı tarih ile malın teslim tarihi arasındaki süreye
tekabül eden alacak senetlerinden vadeleri sonraki
döneme isabet edenlerin, satış işlemini gerçekleştiren
mükellefler tarafından, dönem sonlarında reeskonta
tabi tutulduğu ve bu durumun vergi ziyaına neden olduğu
anlaşılmaktadır.
Bilindiği
gibi, ticari kazancın elde edilmesinde tahakkuk esası
geçerlidir. Dönem kazancının tespitinde,
gelir ve giderlerin tahakkuk esasına göre muhasebeleştirilmesi;
hasılat, gelir ve karların aynı döneme ait olan
ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesiyle
ilgili maliyet, gider ve zararlarla karşılaştırılması
esastır.
Bu
itibarla, sözü edilen kampanyalı satışlarda
sözleşmenin yapıldığı tarih ile mal teslimi arasında
geçen sürede alacak senetleri ile tahsil
edilen bedeller ve vadeleri sonraki döneme isabet
eden senetler, gerçekte sipariş avansı mahiyetindedir
ve gerek tahakkuk gerekse muhasebede dönemsellik
ilkesi gereğince bilançonun pasifinde “Alınan
Sipariş Avansları” ve benzeri hesaplarda izlenmesi gerekmektedir.
Çünkü, mal veya hizmet teslimi ile
satışa ilişkin belge düzenlenmesinin ileri bir
tarihte gerçekleştiği bu tür satış işlemlerinde,
mal ya da hizmet satışının fiili olarak gerçekleşmemesi
nedeniyle satıştan doğan alacağın tahakkuk esası gereğince
aktif değerlere hasılat olarak kaydı mümkün
değildir. Bu nedenle, sözleşmenin yapıldığı tarih
ile satışa ilişkin belgenin düzenlendiği tarih
arasında tahsil edilen veya senede bağlanan alacak tutarları,
işletmenin satış amacıyla gelecekte yapacağı mal ve
hizmet teslimleri ile ilgili avans mahiyetindedir.
Öte
yandan, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 281. maddesi
hükmü gereğince, alacak senetlerinin reeskonta
tabi tutulabilmesi için, vadesi gelmemiş alacağın
tahakkuk esası gereğince hasılat olarak kayıtlara intikal
ettirilmesi ve işletme için gerçek bir
alacak mahiyetini kazanmış olması gerekmektedir. Bu
ise, satışa konu mal veya hizmet işleminin fiili olarak
gerçekleştiğini gösterir fatura ya da perakende
satış fişi düzenlenerek hasılat kaydının yapılması
ve tahakkuk eden alacağın senede bağlanması ile mümkündür.
Yukarıda
yapılan açıklamalara göre, vadeli satış
kampanyalarında satışa konu mal veya hizmet bedeline
ait belge düzenlenmeksizin senede bağlanan alacak
tutarlarından, vadesi gelmemiş alacak senetlerinin dönem
sonlarında reeskonta tabi tutulamayacağı hususunun incelemelerde
dikkate alınması ve reeskonta tabi tutulan bu tür
alacak senetlerinin tespiti halinde, gider kaydedilen
reeskont tutarlarının giderler arasından çıkartılarak
gerekli tarhiyatın yapılması ve ziyaa uğratılan miktar
dikkate alınarak ceza kesilmesi gerekmektedir.
İç
Genelge, Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği yürürlüğe
girmeden yayınlandığı için reeskont ayrılmayacağı
belirtilmiştir. Tebliğ gereğince önce reeskont
hesaplanıp sonra kanunen kabul edilmeyen gider yazılacaktır.
Aynı
durum henüz bitmemiş, dolayısıyla sonuç
hesaplarına yansımamış yıllara sari inşaat ve onarma
işlemleri için de söz konusudur. Sonraki
yıllara sirayet eden inşaat ve onarma işleriyle ilgili
olarak alınmış olan ve dönem sonunda aktifte bulunan
alacak senetleri için hesaplanan reeskontlar
kanunen kabul edilmeyen gider olarak yazılacaktır.
4.6
Vade İçermeyen Alacak ve Borç Senetleri
Vade
içermeyen alacak senetleri görüldüğünde
ödenir. Üzerinde görüldükten
muayyen bir süre sonra ödeneceği yazılı olan
senetlerde de yine vadeden söz etmek çok
anlamlı olmaz. Çünkü bu tür senetlerde
de ödemenin ne zaman yapılacağının tespiti için
senedin görülmesi gerekmektedir.
Vade
içermeyen senetler çeklere benzer. Her
an ödenmesi istenebilir. Belli bir vade taşımayan
senetlerin ise reeskonta tabi tutulması düşünülemez.
Kanun hükmü reeskont hesaplanması için
senedin vadesinin gelmemiş olmasını bir koşul olarak
koymuştur. Oysa vadesi olmayan senedin vadesinin gelmemiş
olmasından bahsedilemez.
4.7
Yabancı Para Cinsinden Alacaklar Ve Borçlarda
Reeskont
22.07.1998
tarih ve 4369 sayılı Kanunu’nun 7. maddesi ile yabancı
paralar cinsinden olan senetli alacakların reeskonta
tabi tutulması imkanı getirilmiştir. Yabancı para cinsinde
olan alacak ve borçları reeskonta tabi tutulmasında
aşağıdaki şartların aranması gerekmektedir.
-Yabancı
para cinsinden olan alacak veya borcun senede bağlı
olması,
-Senedin
bir vade içermesi,
-Değerleme
gününde senedin vadesinin gelmemiş olması,
-Reeskonta
tabi tutulacak alacak senedinin ticari kazancın elde
edilmesi ve idame ettirilmesi ile ilgili olması,
-Alacak
veya borç senedinin işletmenin aktifine kayıtlı
olması.
Bu
şartların tamamının var olması halinde, yabancı para
cinsinden düzenlemiş olan alacak veya borç
senetlerinin değerlemesinde reeskont uygulaması yapılabilecektir.
Senette
faiz oranının yazılı olması halinde bu faiz oranı esas
alınır. Senette faiz oranın yazılı olmadığı durumlarda
ise değerlemede gününde geçerli
olan Londra Bankalar Arası Faiz Oranı (LIBOR) esas alınır.
TL
cinsinde olan alacak veya borç senetlerinin reeskont
uygulamasında olduğu gibi yabancı para cinsinden olan
alacak ve borçların reeskontunda da iç
ıskonto yöntemi kullanılır. Bu türden alacakları
için reeskonta tabi tutan işletmeler borçlarını
da reeskonta tabi tutmak zorundadırlar.
4369
sayılı kanunla getirilen yeni hüküm uyarınca
reeskont işleminde, dövizli senedin üzerinde
yazılı bir faiz oranı varsa bu oran, yoksa değerleme
gününde geçerli olan Londra Bankalar
Arası Faiz Oranı (LİBOR) esas alınacaktır. Bilindiği
üzere TL üzerine düzenlenmiş olan senetlerde
ise, senedin üzerinde faiz oranı yoksa T.C.M.B.
resmi iskonto haddi uygulanmaktadır. Dövizli alacak
ve borç senetleri reeskonta tabi tutulurken Türk
Lirası değerinin tespiti gerekmemektedir. Reeskont işlemi
dövizli bedel üzerinden yapılacaktır. Unutmamak
gerekir ki dövizli alacak ve borç senetleri
reeskonta tabi tutulmamış halleri VUK’un 280.maddesi
uyarınca, Maliye Bakanlığınca ilan edilecek kurlarla
değerlenecektir. Reeskont işlemi ise ayrıca yapılması
gereken bir işlemdir. Dolayısıyla örneğin dövizli
bir borç senedi üzerinde yazılı nominal
değer ilan edilmiş kurlarla çarpılmak suretiyle
değerlenecek ve kur farkı gideri ya da geliri oluşacak,
bu nominal değer üzerinden ayrıca reeskont uygulanacak
ve bulunacak dövizli reeskont tutarı yine ilan
edilmiş bulunan kurlarla çarpılmak suretiyle
gelir yazılacaktır.
SPK
mevzuatında dövize dayalı işlemler ise; SPK Seri
XI, No: 1 Md:28’de : Dövize dayalı işlemlerin,
işlem tarihinde geçerli kurlar esas alınarak
muhasebeleştirilmesi gerekir. Değerleme gününde,
işletmenin kasa ve bankalar hesabı içinde yer
alan dövizleri ile dövize dayalı alacakları
ve borçları; varsa oluşan borsa kuru, borsa kurunun
bulunmaması halinde Merkez Bankasınca ilan edilen kurlar
üzerinden değerleneceği hükme bağlanmıştır.
Yukarıda
bahsedilen LİBOR vadelere göre değişiklikler göstermektedir.
Bu oranlar ülkemizde MB, TCMB, veya herhangi bir
resmi kuruluş tarafından yayımlanmamaktadır. Ancak,
bu orana ekonomiye ilişkin sürekli yayınlardan
veya internet aracılığıyla ulaşılabilecektir. Mükelleflerin
doğal olarak, senetlerinin vadesini dikkate alarak kendileri
için uygun oranı kullanmaları gerekmektedir.
Yabancı
Paraların değerleme ölçüsü VUK’un
280.maddesinde düzenlenmiştir. Maddeye göre;
- Yabancı
paralar prensip olarak borsa rayici ile değerlenecektir.
- Borsa
rayicinin oluşmasında muvazaa bulunduğu anlaşılırsa
borsa rayici yerine alış bedeli dikkate alınır.
- Borsada
Rayici bulunmayan yabancı paralar için Maliye
Bakanlığının (MB) ilan edeceği kurlar esas alınır.
MB’nca
her yıl 31/12 tarihi itibariyle borsada rayici bulunmayan
yabancı paraların değerlemesinde esas alınacak kurları
genel tebliğ yayımlamak suretiyle ilan edilmektedir.
Borsa rayici bulunmayan yabancı paraların değerlemesinde,
takvim yılı esasında vergilendirilen mükelleflerin
bakanlıkça yayımlanan kurları esas alabilecekleri
açıktır. Özel hesap dönemine tabi mükellefler
bakımından böyle bir ilan söz konusu değildir.
Esasen aynı durum geçici vergi dönemleri
içinde söz konusudur. Bu mükelleflerin
hesap dönemlerinin veya geçici vergi dönemlerinin
kapandığı tarih itibariyla T.C.M.B. dan değerleme yapacakları
yabancı paraya ilişkin kuru öğrenmek suretiyle
işlem yapmaları gerekmektedir. Nitekim 217 sıra nolu
Gelir Vergisi Kanunu Genel Tebliğinde (GVKGT) de ; “Bu
şekilde yapılacak değerlemede T.C.M.B’ca Resmi Gazetede
geçici vergi döneminin kapandığı tarih itibariyle
yayımlanan döviz alış kurları esas alınacaktır.”
denilmek suretiyle konuya açıklık getirmiştir.
4.8
Vadesi Belli Senetsiz Alacak Ve Borçlar
Bankalar
ve bankerlerle sigorta şirketleri senede bağlı olsun
olmasın bütün alacak ve borçlarını
VUK’nun 281 ve 285. maddelerine göre reeskont işlemine
tabi tutmak zorundadırlar. Bunlar dışında kalan ve bilanço
esasına göre defter tutan işletmeler ise sadece
senede bağlı olan alacak ve borçlarını reeskont
işlemine tabi tutup, oluşan gelir ya da gider unsurlarını
vergi matrahının tespitinde dikkate alabilirler.
Diğer
taraftan SPK’na tabi olan firmalar ise vadesi belli
senetsiz alacak ve borçlarını reeskont işlemine
tabi tutmak zorundadırlar. Buna göre “alacaklar
ve borçlar bilançoda mukayyet (kayıtlı)
değerleri ile gösterilir. Ancak, avans, depozito
ve teminat niteliğinde olanlar hariç olmak üzere,
senetli alacak ve borçlar (vadeli çekler
ve poliçeler dahil) ile 3 aydan daha uzun vadeli
senetsiz ticari alacaklar ve borçların reeskont
işlemine tabi tutulması şarttır. Reeskont işleminde,
söz konusu alacak ve borçlar için
öngörülen faiz oranı; bu yoksa Türkiye
Cumhuriyet Merkez Bankası’nın iskonto oranı uygulanır.
Bu
hüküm uyarınca, SPK’na tabi kurumlarca yapılacak
senetsiz alacak ve borç reeskontları sonucunda
meydana gelen gelir ve giderler vergi matrahının hesaplanmasında
dikkate alınamaz. Bu türden alacak ve borçların
bir vade içermesi de bu durumu değiştirmez.
SPK’na
tabi olmayan kurumların senetsiz alacak ve borçlarını
reeskonta tabi tutma zorunlulukları bulunmamaktadır.
Ancak bu kurumlar veya kişiler ihtiyari olarak bu tür
alacak ve borçları için reeskont hesaplama
yoluna giderlerse, hesaplanan bu reeskontlar hiçbir
şekilde vergi matrahı ile ilişkilendirilemez.
4.9
Müflisten Olan Senede Bağlı Alacaklar
Borçlunun
gayrimenkul ipoteği ile teminata bağlanmış olan alacaklar
dışındaki alacaklar, borçlunun iflasının açılması
ile muaccel olur. Buna göre müflisten olan
alacaklar senede bağlı olsun ya da olmasın, eğer gayrimenkul
rehni suretiyle teminata bağlanmamışlarsa iflasın açılmasından
itibaren vadesi gelmiş alacak olmaktadır. Oysa reeskont
uygulanabilmesi için değerleme gününde
henüz senedin vadesinin gelmemiş olması gerekir.
Dolayısıyla bu tür alacak senetleri için
reeskont uygulanamaz.
4.10
Şüpheli Alacak Durumundaki Senetli Alacaklar
Şüpheli
alacaklar senede bağlı olsun olmasın VUK’nun alacaklarda
ve sermayede amortismana ilişkin 323. maddesine göre
değerlemeye tabi tutulmaktadır. Dolayısıyla daha
önce hasılat unsuru olarak kayıtlara intikal etmiş
olan bir alacak anılan maddedeki şartlar gerçekleşmiş
olmak kaydıyla, zaten karşılık ayrılmak yoluyla giderleştirilmektedir.
Bu nedenle karşılık ayrılmak suretiyle vergi matrahının
hesabında gider olarak dikkate alınmış olan senetli
şüpheli alacaklar için yeniden reeskont
hesaplanması mümkün değildir.
4.11
Alacak Senedinin Kdv Dahil Olarak Alınması Halinde Reeskont
Uygulanacak Tutar Ne Olacak?
Katma
Değer Vergisi dahil alacak senedi alınması halinde;
reeskont hesaplaması yapılırken KDV’nin hesaplama dışında
bırakılması gerekir. Zira KDV bir hasılat unsuru değildir.
Alacak senetleri için hesaplanan reeskont gider
yazılmaktadır; bu durum KDVK’nun 58. maddesi uyarınca
mümkün bulunmamaktadır. Ayrıca muhasebe tekniği
açısından da KDV dahil senet alınmış olsa bile,
alacak senetleri hesabına KDV hariç tutarın yazılması
gerekir. Muhasebe tekniği de bu görüşü
teyit etmektedir.
5.
REESKONT ORANI
Vergi
Usul Kanunu’nun 280. 281 ve 285. maddelerine göre
vadesi henüz gelmemiş senede bağlı alacak ve borçlar
değerleme gününün kıymetine irca olunabilir.
Bu takdirde, senette faiz nispeti açıklamış ise
bu nispet, açıklanmamışsa yabancı para cinsinden
olan alacaklar için LIBOR (Londra Bankalar Arası
Faiz Oranı) TL cinsinden olan alacaklar için
ise Cumhuriyet Merkez Bankasının resmi iskonto haddi
uygulanır.
Senette
Faiz Oranı Yer Alabilir mi?
Konuyla
ilgili bir sonuca varabilmek için öncelikle
kıymetli evrak niteliğinde olan bonolar üzerinde
faiz oranı yazılıp yazılamayacağını irdelemek ve daha
sonra eğer bonoya faiz oranı yazılamayacaksa, madde
metninde belirtilen ifadenin ne anlama geldiğini açıklamak
gerekir. Türk Ticaret Kanunu’nun 688. maddesinde
bono ile ilgili tanımlama yapılmış ve aynı Kanunun 690.
maddesinde bonolara tatbik edilecek hükümler
de TTK’nun 690. maddesinde sayılmaktadır. İlgili maddenin
ikinci bendinde “… faiz şartına mütedair (587)
… hükümleri bonolar hakkında caridir” hükmüyle
bonolardaki faiz şartının TTK’nun 587. maddesine göre
düzenleneceği belirtilmiştir. TTK’nun 587. maddesi
aynen şöyledir:
“Görüldüğünde
veya görüldüğünden muayyen bir müddet
sonra ödenmesi şart kılınan bir poliçeye,
keşideci tarafından faiz şartı derc olunabilir. Bütün
diğer poliçelerde böyle bir faiz şartı yazılmamış
sayılır.”
Maddenin
incelenmesinden anlaşılacağı üzere, kesin vadeli
bir başka ifade ile belirli bir günde veya keşide
gününden belli bir süre sonra şeklindeki
vadeli bonolarda kapital faizi bono üzerine yazılamaz;
yazılmışsa geçersizdir.
Bonolar
üzerine faiz şartının yazılmasının kanunen mümkün
olmadığı ve uygulamada da bonolarda faiz şartı yer almadığı
açık iken VUK’nun 281 ve 285. maddelerinde yer
alan “…senette faiz nispeti açıklanmışsa bu nispet,…”
ibaresinin anlamı nedir?
Bize
göre bunun anlamı; satıcı firma ile müşteri
arasında meydana gelen ticari ilişkiden kaynaklanan
bir sözleşme varsa veya sözkonusu işleme ilişkin
faturada böyle bir oran belirtilmişse, geçerli
olacak olan bu sözleşme veya faturada yeralan oran,
reeskont işlemlerinde kullanılabilmelidir. Kaldı ki
vergilendirmede vergiyi doğuran olayın gerçek
mahiyeti bir başka ifade ile fiili yönü esas
alınacağına göre, gerçeğe yaklaşmak ancak
bu şekilde mümkün olabilir. Nitekim bu görüş
Danıştay tarafından oybirliğiyle onanmıştır.
5.1
Merkez Bankası İskonto Haddi ( Kısa Vadeli Avans Faiz
Oranı )
Halen
geçerli olan kısa vadeli avans faiz oranı, 14.06.2003
tarih ve 25138 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış bulunan
%57 oranıdır. Bu durumda yapılacak reeskont işlemlerinde
senette herhangi bir faiz oranı yok ise TL cinsinden
olan alacak ve borçlar için bu faiz oranının
uygulanması gerekmektedir.
VUK’nun
281 ve 285. maddelerine göre vadesi henüz
gelmemiş senede bağlı alacak ve borçlar değerleme
gününün kıymetine irca olunabilir. Bu
takdirde, senette faiz nispeti açıklamış ise
bu nispet, açıklanmamışsa Cumhuriyet Merkez Bankasının
resmi iskonto haddi uygulanır.
Ancak
bankalar ve bankerlerle sigorta şirketleri senede bağlı
olsun olmasın tüm alacak ve borçlarını reeskonta
tabi tutmak zorundadırlar. Ayrıca bu firmalar reeskont
oranı konusunda seçimlik bir hakka sahip bulunmaktadır.
Bu firmalar reeskont oranı olarak ya kendi işlemlerinde
kullandıkları faiz oranını ya da TC. Merkez Bankası
resmi iskonto oranını uygularlar. TC. Merkez Bankası
resmi iskonto oranını uygulama zorunlulukları yoktur.
Uygulamada
genellikle senet üzerinde faiz oranı yer almaz.
Bu nedenle, TC. Merkez Bankası’nın reeskonta, vadesine
en çok 92 gün kalmış olan senetleri kabul
etmesi ve dış ıskonto yöntemine göre iskonto
tutarı hesaplanması uygulamada sorunlar yaratmıştır.
Uzun vadeli alacak senetleri üzerinden hesaplanan
iskonto tutarı senet tutarını aşabilmiştir.
Bu
nedenle Maliye Bakanlığı 238 sıra numaralı VUK Genel
Tebliği’nde konuyu ele almış ve bir örnek de vermek
suretiyle bu uygulamanın kanunun amacını aştığını belirterek,
reeskont uygulamasında TC. Merkez Bankası’nın reeskont
faizinin değil, kısa vadeli avans işlemleri için
belirlenen faiz oranının esas alınması esasını getirmiştir.
SPK
mevzuatında ise reeskont oranı ile ilgili hüküm;
Reeskont işleminde söz konusu alacak ve borçlar
için öngörülen faiz oranı, bu
yoksa T.C.M.B. iskonto oranı uygulanır. Aracı kurumlar
, bankalar ile sigorta şirketleri, alacakları ile borçlarını
Merkez Bankasının iskonto oranı veya muamelelerinde
uyguladıkları faiz oranı ile değerleme günü
kıymetine dönüştürürler. ( SPK Seri
XI, Tebliğ No:1 Md. 26)
5.2
Reeskontun Hesaplanması
Reeskont
hesaplanmasında iç ıskonto yöntemi kullanılır.
İç
ıskonto yönteminde, reeskonta konu edilecek senedin
net bugünkü (hali hazır değeri) esas alınarak
hesaplama yapılır. Bunun için önce senedin
hali hazır değerinin bulunması daha sonra bu değere
iskonto oranının uygulanması gerekir.
İç
iskonto formülü şöyledir.
F=A.
n. t / 360, Burada F: Iskonto tutarını, A: Senedin değerini,
n: Faiz oranını ve t:senedin vadesini ifade etmektedir.
Bu
formülü yazılı bir şekilde iç ıskonto
yöntemine göre açarsak; bu formül
şu şekli almaktadır.
Reeskont
Tutarı= Nominal Değer x Faiz Oranı x Gün
Sayısı
-----------------------------------------------
36.000
+ (Faiz Oranı x Gün Sayısı)
Örnek
: 1
250.000.000.-TL
nominal değerli 45 gün vadeli olarak işletmeye
bir senet verilmiştir. Söz konusu senette faiz
oranı % 80 olarak belirtilmiştir. 31.12.2002 tarihi
itibariyle hesaplanması gereken reeskont tutarı ve yapılması
gereken muhasebe kaydı aşağıdaki gibidir.
Reeskont
Tutarı = 250.000.000
x 80 x 45
-----------------------------------------------
36.000
+ (80 x 45)
Reeskont
Tutarı = 22.727.272.-TL olarak hesaplanır.
Yukarıda
yapılan reeskont hesabının yevmiye kaydı;
-----------------------------------------------31/12/2002----------------------------------------------
657
REESKONT FAİZ GİDERLERİ
22.727.272.-
122
ALACAK SENETLERİ REESKONTU
22.727.272.-
------------------------------------------------01/01/2003----------------------------------------------
122
ALACAK SENETLERİ REESKONTU 22.727.272.-
647
REESKONT FAİZ GELİRLERİ
22.727.272.-
------------------------------------------------------------------------------------------------------------
şeklinde
olacaktır. Takip eden yıl başında bu tutar, 122 no.lu
hesaba borç, 647-“Reeskont Faiz Gelirleri” hesabına
alacak kaydedilmek suretiyle muhasebeleştirilecektir.
Bir başka ifade ile bu yılın vergi matrahını azaltan
alacak senetleri reeskontu takip eden yılın matrahını
artırıcı bir unsur haline gelecektir. Bu işlemin matematiksel
sağlamasını yaparken şu mantığa dikkat edilmelidir.
Değerleme günündeki değer öyle bir değer
olmalıdır ki, bu değer üzerinden reeskont oranına
göre hesaplanacak faiz, değerleme günündeki
ilk değere ilave edildiğinde senedin nominal değeri
bulunmalıdır.
Örnek
: 2
400.000.000.-TL
nominal değerli 72 gün vadeli bir borç senedi
işletmenin pasifinde yer almaktadır. Söz konusu
senette faiz oranı % 80 olarak belirtilmiştir. 31.12.2002
tarihi itibariyle hesaplanması gereken reeskont tutarı
ve yapılması gereken muhasebe kaydı aşağıdaki
gibidir.
Bilindiği
üzere alacak senetlerini reeskonta tabi tutan işletmeler,
borç senetlerini de reeskonta tabi tutmak zorundadırlar.
Bun göre;
Reeskont
Tutarı = 400.000.000
x 80 x 72
------------------------------
36.000
+ (80 x 72)
Reeskont
Tutarı = 55.172.413.-TL olarak hesaplanır.
Yukarıda
yapılan reeskont hesabının yevmiye kaydı;
--------------------------------------------------31/12/2002-----------------------------------------
322
BORÇ SENETLERİ REESKONTU
55.172.413.-
647
REESKONT FAİZ GELİRLERİ
55.172.413.-
-------------------------------------------------01/01/2003-----------------------------------------
657
REESKONT FAİZ GİDERLERİ
55.172.413.-
322
BORÇ SENETLERİ REESKONTU
55.172.413.
--------------------------------------------------------------------------------------------------------
şeklinde
olacaktır. Bu şekilde muhasebeleştirilen borç
senetleri reeskontu alacak yazıldığı için, vergi
matrahını artırıcı etki yapar. Takip eden hesap
döneminde söz konusu reeskont tutarı aynı
karşılık hesabına alacak, 657-Reeskont Faiz Gelirleri
hesabına borç kaydedilmek suretiyle muhasebeleştirilecektir.
Örnek
: 3
31.12.2002
tarihi itibariyle vadesine 45 gün kalmış ve nominal
bedeli 20.000 $ olan senetli bir alacak söz konusudur.
Senette faiz oranı yer almamaktadır. 31.12.2002 tarihi
itibariyle LIBOR %6 ve Maliye Bakanlığı’nca belirlenen
kurun 1.450.000.-TL olduğunu kabul edelim.
Buna
göre,
Reeskont
Tutarı =
20.000 x 6
x 45
---------------------------
36.000
+ (6 x 45)
Reeskont
Tutarı = 148,88 $ olarak hesaplanır.
Bu
durumda TL olarak gider yazılabilecek tutar (148.88
x 1.450.000=) 215.876.000.- olarak hesaplanır.
Söz
konusu işlemle ilgili yapılacak muhasebe kaydının TL
cinsinden olan alacak senetleri reeskontunda olduğu
gibi olacaktır. Ancak burada dikkat edilmesi gereken
bir diğer özellik yabancı para cinsinden olan alacak
senetlerinin VUK’nun 280. maddesi uyarınca, değerleme
günü itibariyle değerlemeye tabi tutulmalarıdır.
Bir başka ifadeyle yabancı para cinsinden olan senetli
alacakların değerleme günü itibariyle kur
farklarının gelir yazılması gerekir.
Örnek
: 4
Uzun
Vadeli Alacak senetleri reeskontunun muhasebe kayıtları:
----------------------------------
31 / 12/ 2002---------------------------------------------------
657
REESKONT FAİZ GİDERLERİ” XXXXXXXXXXXXX
222
ALACAK SENETLERİ REESKONTU XXXXXXXX
-----------------------------------01
/01 /2003----------------------------------------------------
222
ALACAK SENETLERİ REESKONTU XXXXXXXX
647
REESKONT FAİZ GELİRLERİ XXXXXXXXXX
------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Örnek
: 5
Diğer
Alacak senetleri reeskontu muhasebe kayıdı;
-----------------------------------
31 / 12/ 2002---------------------------------------------------
657
REESKONT FAİZ GİDERLERİ” XXXXXXXXXXXXX
137
DİĞER ALACAK SENETLERİ REESKONTU XXXXXXXX
237
DİĞER ALACAK SENETLERİ REESKONTU XXXXXXXX
-------------------------------------01
/01 /2003----------------------------------------------------
137
DİĞER ALACAK SENETLERİ REESKONTU XXXXXXXX
237
DİĞER ALACAK SENETLERİ REESKONTU XXXXXXXX
647
REESKONT FAİZ GELİRLERİ XXXXXXXXXX
------------------------------------------------------------------------------------------------------------
6.
SONUÇ
Çalışmada
reeskont işlemlerinin vergisel ve hukuki boyutu ile
muhasebeleştirilmesi geniş olarak ele alınmaya çalışılmıştır.
Şüphesiz uygulamada, çalışmada bahsedilen
konuların dışındaki bir çok hususla karşılaşılabilecektir.
Bu tür durumlarda reeskont uygulamasının özünden
hareketle ve yapılan açıklamalar ışığında karşılaşılan
sorun ve problemlere çözümler aranmalıdır.
Aşağıda
özetle reeskont uygulamasına ilişkin önem
arz eden hususlar özetlenmiştir.
- VUK
uyarınca senede bağlı alacak ve borçların
reeskonta tabi tutulması ihtiyaridir. (Bankalar,
Bankerler ve Sigorta Şirketleri hariç) MSUGT
uyarınca da reeskont işlemi ihtiyaridir. SPK uyarınca
ise reeskont işlemi zorunludur.
- Alacak
senetlerini reeskonta tabi tutan işletmeler borç
senetlerini de reeskonta tabi tutmak zorundadırlar.
- Alınan
vadeli çek reeskontundan kaynaklanan, vadesi
üç aydan uzun senetsiz alacakların reeskontundan
kaynaklanan ve tahmin yöntemiyle hesaplanan
şüpheli alacak karşılık giderlerleri KKEG’dir.
- Verilen
vadeli çek reeskontundan kaynaklanan gelirler,
vadesi üç aydan uzun olan borçların
reeskontundan kaynaklanan gelirler vergiye tabi
olmayan gelirlerdir.
- Buna
mukabil alacak senetleri reeskontu giderleri kabul
edilir giderlerdir. Keza borç senetleri reeskontu
gelirleri vergiye tabi gelirdir.
- Reeskont
hesaplanmasında iç iskonto yönteminin
kullanılması gerekir.
- Alacak
ve borç senetlerinde faiz oranı belirtilmemişse,
TL senetlerde; bu takdirde reeskont faiz oranı T.C.
Merkez Bankası'nca tespit edilen kısa vadeli avans
oranı olan % 57'dir. Döviz cinsinden düzenlenen
senetlerde ise LIBOR kullanılır.
- Şüpheli
alacak karşılığı ayrılmış senetli alacaklar için
reeskont hesaplanamaz. Yapılan hesaplamalar KKEG’dir.
- Hatır
senetleri, müflisten olan senetli alacaklar,
vadeli satışlar dolayısıyla edinilen senetler ile
vade içermeyen senetler için reeskont
yapılamaz, yapıldığı taktirde KKEG olarak dikkate
alınmalıdır.
7.
YARARLANILAN KAYNAKLAR
1-
ALIŞKAN, Murat; Türk Ticaret Kanunu ve İlgili
Mevzuat, Yaylım Yayıncılık, 1998
2-
ARIOĞLU, Osman; Yabancı Paraların Değerlemesi ve
Reeskont Uygulaması, Vergi Dünyası, Sayı 232,
Aralık 2000
3-
AYAZ, Garip; Alacak ve Borçlarda Reeskont,
Vergi Dünyası, Aralık 1999, Sayı 220
4-
AYAZ, Garip; Dönem Sonu İşlemler Açısından
Bazı Önemli Müesseseler, Kasım 1999, Ankara,İSMMMO
Yayınları No:28
5-
Lebib Yalkın Yayınları, Seri XI, No:1, Md.26, R.G. No:
20064, R.G.Tarihi : 29,1,1989 ( Bu fıkranın 1995 yılı
içinde başlayan hesap döneminden itibaren
yürürlüğe girmek üzere Seri XI No:
13, s. tebliğle değiştirilen şekli.)
6-
Lebib Yalkın Yayınları, Seri XI, No:1, Md.28
7-
MAÇ, Mehmet; Kurumlar Vergisi, Denet Yayınları,
1999
8-
Maliye Bakanlığı, VUK İç Genelgesi, Sıra No:
1993/1
9-
SÖNMEZ, Erdal- Garip AYAZ; Geçici Vergi
Uygulamaları, Türmob Yayınları 68, Ankara 1999
10-
YILMAZ, Kazım; Değerleme, HUD Yayını, İstanbul
1997
|