VERGİ USUL KANUNU UYARINCA ALACAKLAR VE KAYITLARA ALINMASI  

 

11 Eylül 2003

Halil SÖYLER

(MÜSBE Muhasebe Finansman Bilim Dalı Doktora Öğr.)

halil62@hotmail.com

 

VERGİ USUL KANUNU UYARINCA ALACAKLAR VE KAYITLARA ALINMASI

1. GİRİŞ

VUK (Vergi Usul Kanunu) alacakların, tahsil durumlarına gore reeskonta, bir başka deyimle değer düzeltimine tabi tutulacağını öngörmüş ve tahsil kabiliyetini kısmen veya tamamen kaybetmiş alacakları üç bölümde toplanmıştır.

Değersiz  Alacaklar ( VUK Md. 322 )

Şüpheli Alacak ( VUK Md. 323 )

Vazgeçilen Alacak ( VUK Md. 324 )

Yukarıdaki gibi tahsil kabiliyetini kısmen veya tamamen kaybetmiş alacaklar tekdüzen hesap planı uyarınca farklı hesaplar kullanılarak mali tablolara aktarılır. Bu çalışmada bu 3 tür alacağın ne şekilde oluştuğu, nasıl kayıtlara alınacağı ve vergisel etkileri ele alınmıştır.

2. VERGİ USUL KANUNU UYARINCA ALACAKLAR

2.1 DEĞERSİZ ALACAKLAR

VUK Md. 322; Kazai bir hükme veya kanaat verici bir vesikaya gore tahsiline imkan kalmayan alacaklar değersiz alacaklardır. Görüldüğü gibi değersiz alacak artık kaybedilmiş, tahsiline artık imkan kalmamış, değeri sıfıra inmiş bir alacaktır. Bir alacağın tahsil kabiliyetini kaybederek değersiz hale gelebilmesi için kanun iki durumu kabul etmiştir.

a- Alacak kazai bir hükme gore tahsil kabiliyetini kaybetmiş olmalıdır. Kazai bir hükümden de anlaşılması gereken, alacak haklarından kanun yollarına başvurulmuş, icra takiplerinin yapılmış, bu müracatlar ve takipler sonunda, alacağın ödenemeyeceği yargıç kararı ile tespit edilmiş olmalıdır.

b- Bir alacağın değersiz sayılabilmesi için kanaat verici bir vesikaya bağlanması gerekir. Kanaat verici bir vesika teriminden ödemeyi imkansız hale getirmiş hal ve sebepler sonucu ortaya çıkmış belgeler anlaşılmalıdır.

Alacaklının verdiği her türlü  İbra Senedi ( borçtan kurtulma ) borçlunun ölümü halinde mirasçıların mirası reddetmeleri, borçlunun gaybubetini (meydanda bulunmama, gözle görünmeme) bildirir belgeler kanaat verici belgelerdir. Borç ödemeden aciz vesikası ise içtihatlarla alacağın değersiz haline geldiğini belirten bir belge olarak kabul edilmemiş bulunmaktadır.    

VUK’nun 322.maddesine gore değersiz alacaklar, bu mahiyete girdikleri tarihte tasarruf değerlerini kaybederler ve mukayyet kıymetleriyle zarara geçirilerek yok edilirler. Şüpheli alacak karşılığından farklı olarak maddenin devamında yer alan hükümle, işletme hesabı esasında defter tutan mükelleflerin de bu madde hükmüne giren değersiz alacaklarını gider kaydetmek suretiyle zarar yazmalarına imkan sağlamıştır. Değersiz alacakların bu hale geldikleri yılda nazara alınması gerekmektedir. İlgili yılda zarara geçirilemeyen değersiz alacağın, sonraki yıllarda zarara geçirilmesine imkan yoktur.

Diğer taraftan ticari ve zirai kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi ile ilgili olmayan ve bu arada hatır senetlerinden doğan alacakların değersiz alacak olarak değerlendirilmesi ve zarara geçirilmesi mümkün değildir. Pek istisnai bir durum olmakla birlikte, daha sonraki dönemlerde bu alacağın tahsil edilmesi halinde tahsil edildiği dönemin kazancına ilave edilmesi gerektiği tabidir. Değersiz alacaklarla ilgili bir diğer husus VUK’nun 324. maddesinde düzenlenen vazgeçilen alacaklar konusudur.

Söz konusu borçlu yönünden uygulanması gereken işlemlerin belirlendiği, konkordato veya sulh yoluyla alınmasından vazgeçilen alacaklar alacaklı yönünden bir nevi değersiz alacaktır. Bu madde hükmünün alacaklı yönünden anlamı şudur; bir alacağın vazgeçilen alacak olarak değerlenip zarar kaydedilmesi için bu alacaktan sadece konkordato veya sulh yoluyla (alacaklı ve borçlunun serbest irade beyanlarına uygun bir anlaşmaya varmalarıyla) vazgeçilmesi gerekir. Bu iki hal dışında, tek taraflı beyanla alacağından vazgeçtiğini belirten bir belgeye dayanılarak, alacağın vazgeçilen alacak ( değersiz alacak ) olarak değerlenmesi, diğer bir deyimle zarar kaydı mümkün değildir.

Değersiz alacaklarla ilgili diğer hususlar; şüpheli hale geldiği cihetle, daha önce karşılık ayrılmak suretiyle gider yazılan alacaklar, bilahare dava ve icra takibi sonuçsuz kalarak  değersiz alacak haline geldikleri taktirde bunların tabii ki mükerrer olarak zarara atılmaları söz konusu değildir. Böyle hallerde değersiz duruma gelen alacak tutarının pasifteki şüpheli alacak karşılığı hesabına borç ve aktifteki şüpheli alacak hesabına alacak yazılmak suretiyle kayıtlardan çıkarılması lüzumlu ve yeterlidir.

İdarenin aciz vesikasına bağlanan alacaklar konusundaki görüşü , bunların değersiz değil, şüpheli alacak sayılacağı yolundadır. (Hesap Uzmanları Kurulu Danışma Komisyonunun 169 nolu kararı ) Oysa haciz ve iflas yoluyla takipte, borçlunun malvarlığının alacağın tamamını karşılamaması üzerine alacaklıya verilen ve bu yönü ile tahsil imkansızlığını gösteren Kat’i aciz belgesinin, zamanaşımını durduran ve böylece borçlunun ödeme kabiliyetinin doğduğunda alacağın tahsiline imkan veren bir vesika olduğu iddiasıyla, taallük ettiği alacağın değersiz değil şüpheli alacak sayılmasını gerektireceği iddia edilemez.

Aslında alacak çok daha once, dava açılmakla ve icraya başvurulmakla şüpheli hale gelmiştir. Bu sebepledir ki, şüpheli hale gelen alacağın tahsilinin imkansız olduğunu gösteren ve sadece borçlu ileride ödeme gücü kazandığında alacağın tahsiline imkan hazırlayan aciz vesikası, onun değersiz alacak olarak sayılarak zarar yazılmasına cevaz veren bellibaşlı belgelerden biri olmak gerekir. Bu belgenin zaman aşımını durdurması ve tahsil kolaylığı sağlaması, taallük ettiği alacağın değersiz sayılmamasını ve gider yazılmamasını değil, aksine once gider sonra da şayet alacak ileride tahsil edecek olursa tahsil yılında gelir yazılmasını gerektirir. Nitekim Danıştay kararlarında yer alan hakim görüşte bu yöndedir. ( aciz vesikasına bağlanan alacak müstekar içtihatler gereği değersiz alacak sayılır ve karşılık ayrılmaksızın zarar yazılır. ) Danıştay 4. Daire : 02.12.1974 tarih ve E: 973/6440 ; K:974/4160 sayılı karar .       

2.2 ŞÜPHELİ ALACAKLAR

VUK md. 323; Bazı hallerde bir alacağın, alacaklı yönünden tahsil kabiliyeti şüpheli durumda olabilir. Alacağın değersiz hale gelip gelmediğini kestirmek mümkün olamaz. Bu durmlarda alacağın şüpheli olduğu kabul edilmektedir. Aşağıda sayılan alacaklar şüpheli alacak hale girmiş sayılır.

a- Dava ve İcra Safhasında Bulunan Alacaklar : Alacaklı ve borçlu arasında borç ilişkisi sebebiyle bir anlaşmazlık doğmuş ve alacak mahkemeye düşmüşse veya alacaklı icra takibine girişmiş, borç için teminat gösterilmişse, bunun satılması için borçlu müracaat ettiği hallerde alacak şüphelidir. Borç ödemeden aciz vesikasına bağlanan alcaklarda bu vesikanın kati mahiyeti haiz olmaması sebebiyle şüpheli sayılmıştır. Alacağın şüpheli sayılabilmesi için dava ve icra safhasında bulunması yeterlidir.

b- Yapılan Protestoya Veya Yazı İle Birden Fazla İstenilmesine Rağmen Borçlu Tarafından Ödenmemiş Bulunan Dava Ve İcra Takibine Değmeyecek Derecede Küçük Alacaklar : VUK’nda dava ve icra takibine değmeyecek olan küçük alacaklar olarak soyut bir belirleme yapılmıştır. Kanaatimce, bu belirlemeden alacağın dava ve icra ile ilgili olarak yapılacak masraflardan fazla olmaması anlaşılmalıdır.

2.3 VAZGEÇİLEN ALACAKLAR

VUK md. 324; Konkordato veya sulh yoluyla alınmasından vazgeçilen alacaklar alacaklı yönünden değersiz alacaktır. Alacaklı yönünden vazgeçilen alacaklar değersiz alacak sayılayacağından değersiz alacaklar gibi tasarruf değerlerini kaybederler ve bu niteliğe dönüştükleri dönemde mukayyet kıymetleriyle 689 DİĞER OLAĞANDIŞI GİDER VE ZARARLAR hesabına aktarılarak yok edilirler.

3. ALACAKLARIN KAYITLARA ALINMASI

Değersiz Alacak, Şüpheli Alacak ve Vazgeçilen Alacakların karşılaştırılarak kayıtlara alınması aşağıda açıklanmıştır.

Üç tür alacağın benzer yanı, her üçünün de değersiz, veya şüpheli duruma geldikleri ya da vazgeçildikleri yılda zarar yazılabilmektedir.

Farkları ise; değersiz ve vazgeçilen alacakların tahsil edilebilme olanaklarının yol olmasından dolayı doğrudan doğruya 689 DİĞER OLAĞANDIŞI GİDER VE ZARARLAR hesabına devredilerek kayıtlardan silinmesi ve bilançoda görülmemesi, buna karşılık tahsil olanakları şüpheli olan alacakların hem 654 KARŞILIK GİDERLERİ hesabına devredilmesi hem de bir hesap döneminden ötekine aktarılarak bilançoda gözükmesidir.

4. SONUÇ

İşletmeler gerek ticari alacakları olsun gerekse diğer alacaklarından çok çeşitli şekillerde tahsil imkanlarını kısmen veya tamamen yitirmiş olmalarına göre,  gerekli muhasebe kayıtlarını vergi hesaplamalarını da dikkate alarak yapmalıdırlar.

Dikkat edilmesi gereken husus alacaklara ilişkin kayıtlar mutlaka bu niteliğe dönüştükleri dönemde yapılmalıdır. Ayrıca yapılacak kayıtlar (gider kayıtları) Vergi Usul Kanununun 322, 323 ve 324. maddelerine aykırı ise bu tutarların ticari kardan mali kara geçerken Kanunen Kabul Edilmeyen Gider olarak matraha eklenmesi unutulmamalıdır.    

YARARLANILAN KAYNAKLAR

1-  ARIKAN, Naci A, Vergi Usul Kanunu ve Sermaye Piyasası Kanunu Açısından Karşılıklar, Vergi Dünyası, Sayı 232, Aralık 2000

2-  ATAMAN, Ümit, Tekdüzen Hesap Planı ve Mali Tablolar, Türkmen Kitabevi, Istanbul 1997

3-  MAÇ, Mehmet, Kurumlar Vergisi, Denet Yayınları, İstanbul 1999