|
02
Mayıs 2005
Hüseyin
İrfan FIRAT
Personel ve
İnsan kaynakları Yönetimi Danışmanı
hifirat@insangucu.net
İŞ ŞARTLARINDA DEĞİŞİKLİK
HAKLI FESİH NEDENİ MİDİR?
(Yeni İş yasasıyla gelen işverenin iş şartlarında
değişiklik hakkı)
Çalışma
yaşamımızda öteden beri çekişme konusu olmuş önemli konulardan biri de hiç
şüphesiz ki gerek işçi gerekse işveren bakımından iş şartlarında değişiklik
konusudur.
İş şartlarında değişiklik işveren tarafından çalışanın görevinin,
görev
yerinin, çalışma ve özlük haklarına ilişkin vb. koşullarının tek taraflı olarak değiştirilmesine
yönelik uygulamalar olarak karşımıza çıkmaktadır.
Bu
tür değişikliklerin işçinin onayı alınarak ve karşılıklı anlaşma yoluyla
yapılması durumunda ortada her hangi bir sorun bulunmamaktadır.
Ancak
işveren tek taraflı bir irade ile değişikliği uygulamaya çalıştığında ortaya
gerek insan kaynakları açısından ve gerekse iş hukuku bakımından çeşitli
sorunlar çıkmaktadır.
Konuya
İnsan kaynakları açısından baktığımızda çalışma koşulları ya da görevine ilişkin
kendi istemi dışında herhangi bir değişimin çalışana dikte edilmesi ortaya işe
olan konsantrasyonun bozulması, demotivasyon ve verimlilik sorunları çıkartmakta,
ardından da bu süreç genellikle işten ayrılmayı beraberinde getirmektedir.
Öte
yandan konuya diğer boyutuyla baktığımızda işverenler tarafından yapılan tek
taraflı değişikliklerin çeşitli
Hukuksal sonuçlar doğurduğunu görüyoruz.
1475
sayılı iş yasamızın yürürlükte olduğu dönemde bu tür sorunlara 16/2 madde
çerçevesinde çözüm aranmaktaydı. Genellikle işveren tarafından yapılan değişimin
iş şartlarında esaslı değişiklik olduğu hükmüne varılırsa işçi lehinde karar
verilirdi.
Örneğin;
Yargıtay
bir kararında bir kadın işçinin fabrikanın kesim bölümünde çalışmakta iken
erkek işçilerin ağırlıklı olarak çalıştırıldıkları paketleme bölümüne transfer
edilmesi sebebiyle iş sözleşmesini sona erdirmesini haklı nedene dayalı fesih
olarak değerlendirmiş ve kararında özetle;
İŞ YERİ PAKETLEME BÖLÜMÜNDE
GENELDE ERKEK İŞÇİLER ÇALIŞTIĞINA GÖRE BAYAN İŞÇİLERE O BÖLÜMDE ERKEK İŞÇİLERE
GÖRE DAHA HAFİF TAŞIMA İŞİ VERİLMİŞ OLSA BİLE İŞ KOŞULLARININ AĞIRLAŞTIRILDIĞI
KABUL EDİLMELİDİR. [1]
Diyerek
kıdem tazminatına karar vermiştir.
YENİ YASAYLA NE DEĞİŞTİ ?
1475
sayılı iş yasamız süresince durum böyle iken 4857 sayılı yeni iş yasamızla
birlikte konuya daha farklı çözüm getirilmiştir.
İlgili
yasamızın 22. maddesi ile önemli bir yenilik, işverene belirli koşullarla iş
sözleşmesi veya bu sözleşmenin eki niteliğindeki personel yönetmeliği ve
benzeri kaynaklar ya da işyeri uygulaması ile oluşan çalışma şartlarında esaslı
değişiklik yapma yetkisinin tanınmış olmasıdır.
Ancak,
bu değişikliğin geçerli olması bazı temel koşullara bağlanmıştır.
- İşveren çalışma
koşullarında değişiklik yapmak istediğinde, bunu yazılı olarak işçiye
bildirecektir.
- İşçi değişiklik
önerisini altı işgünü içinde yazılı olarak kabul ederse, iş ilişkisi bu
yeni koşullarla devam edecektir.
- İşçi değişiklik
önerisini kabul etmez ise,sözleşme eski şartlarla devam edecek yada
işveren değişiklik isteğinin nedenini yazılı olarak açıklamak ve bildirim
sürelerine uymak kaydıyla iş sözleşmesini feshedebilecektir.
Kuşkusuz işveren, başka bir geçerli nedene dayanarak
da sözleşmeyi feshedebilir. İşçi ise, bu Kanunun 17-21 inci maddeleri uyarınca
feshin geçersizliğini öne sürebilecektir.
Çalışma şartlarında yapılacak değişiklik geçmişe
etkili olarak yürürlüğe konulamayacaktır.
Madde ile amaçlanan, belirli olumsuz koşulların
varlığında, işçinin sözleşmesinin doğrudan feshedilmesi yerine, çalışma
koşullarında belirli değişiklikler yapılması yoluyla, iş ilişkisinin
sürdürülmesinin sağlanmasıdır.
Bu açıklamalardan sonra dilerseniz bu kez de yüksek
mahkemenin yeni yasa doğrultusunda verdiği bir kararı inceleyelim.
Bu somut olayımızda da görev yeri değiştirilen bir
çalışan kendisine tebliğ edilen bu değişikliği kabul etmemiş ve işveren
tarafından işçinin iş sözleşmesi sona erdirilmiştir. Bunun üzerine işçi geçersiz
fesih nedeni ile işe iade davası açmıştır.
Yerel mahkemenin davayı reddetmesi üzerine konu
yüksek mahkemeye intikal etmiştir. Dava konusunu inceleyen yüksek mahkeme
aşağıdaki gibi karar oluşturmuştur.
Somut olayda
davalı işveren, uzun süredir Ankara il sınırları işyerinde çalışan ve
yaşayışını buna göre düzenleyen davacının Şırnak’ta çalışmasına ihtiyaç
duyulduğu gerekçesi ile bu yere
atamasını gerçekleştirmiş, davacı bu atamayı kabul etmemiş ve sonuçta fesih işlemi
gerçekleştirilmiştir.
Maddi bu olgu
çalışma koşullarında esaslı bir değişiklik olup ,4857 sayılı İş kanunu’nun
22. maddesi kapsamında değerlendirilmelidir.
Anılan
maddeye göre “… işçi değişiklik
önerisini … kabul etmezse işveren değişikliğin geçerli bir nedene
dayandığını veya fesih için başka bir
geçerli nedenin bulunduğunu yazılı
olarak açıklamak ve bildirim süresine uymak suretiyle iş sözleşmesini
feshedebilir.
İşçi bu
durumda 17 ve 21. madde hükümlerine göre dava açabilir. Dosyadaki delillere
göre davalı işveren esaslı değişiklik olan atama işlemini kabul etmeyen
davacının iş sözleşmesinin feshinde ,değişikliğin geçerli bir nedene
dayandığını belirtmediği gibi fesih için geçerli başka bir neden de ileri sürmemiştir. Davalı işveren Şırnak
E.D.M Müdürlüğünde endeks işçisine ihtiyaç olduğu ve bu nedenle atamayı gerçekleştirdiğini kanıtlamadığı
gibi, fesihten sonra sınav açarak yaklaşık 50 işçinin kendi bünyesinde
istihdamına karar vermiş ve yeni işçi alımı yapmıştır. O halde ortada fesih
için geçerli bir neden bulunmadığından istemin reddi hatalıdır.
[2]
Karardan
da anlaşılacağı üzere yeni yasa ile işverene çalışma koşullarını değiştirme
konusunda yetki verilse de bu hakkı kullanmak belirli kurallar çerçevesinde
gerçekleşebilecektir. İşçi değişikliği kabul etmeyebilir bu durumda işverende
fesih hakkını kullanabilir. Ancak işçi de bu durumda feshe karşı işe iade davası
açabilir. Dava sırasında işveren değişikliği ve feshi kabul edilebilir
(geçerli)
nedenlere dayandırabilmelidir.
|