|
24
Ocak2005
Hüseyin
İrfan FIRAT
Personel ve
İnsan kaynakları Yönetimi Danışmanı
hifirat@insangucu.net
ÜCRET
ARTIŞI YAPILMAMASI ve ÜCRET ARTIŞINDA AYRIMCILIK ÇALIŞAN BAKIMINDAN HAKLI
FESİH NEDENİ MİDİR ?
Çalışanların her yeni yıl
geldiğinde heyecanla bekledikleri önemli konulardan biri de ücret artışlarıdır. İnsan kaynakları ve personel yönetimi çalışanları
tarafından her yıl Ocak ayında, çeşitli ücret
analizleri yapılır, kuruluşlar bu konuda diğer kuruluşlardan görüş alarak genel
artış eğilimlerini ölçmeye çalışırlar.
Piyasa ücret araştırmaları,
yıllık enflasyon artışı ve sistemini oluşturmuş kuruluşların performansa
bağlı ücret yönetimi sistemleri, ücret artışları konusundaki çalışmalara ışık tutmaktadır.
Ülkemizde son yıllarda
ve özelliklede ekonomik krizler sonrasında giderek artan işsizlik olgusu, iş gücü piyasalarında
ücrete yönelik yeni eğilimlerin oluşmasına sebep olmuştur.
Kuruluşlar sınırlı sayıda
(ekonomik)
iş gücü kullanmayı sürdürmekte ve bu eğilim istihdamda olumsuz rakamların devam
etmesine sebep olmaktadır.
Konunun ücret yanına baktığımızda ücret
maliyetini arttırmak istemeyen işverenler ücret artışını baskı altında tutmayı
sürdürmekte ve artışları minumum düzeyde tutmaya çalışmaktadırlar.
Son dönemde değişim eğilimi
göstermekle birlikte ülkemizde uzun yıllardır var olan enflasyonist ortam çalışanlarda
her yıl ücret artışı beklentisine neden olmaktadır. Bu beklentileri
karşılanmayan iş görenler genellikle
enflasyondan korunmak için iş değiştirme eğilimi göstermektedirler.
Bu eğilimler doğrultusunda
istifa edip farklı bir kuruluşta beklentisini karşılayan personel yönünden her
hangi bir sorun bulunmamaktadır.
Ancak ücretinin hiç
arttırılmaması (0 zam) ya da düşük düzeyde ücret artışı yapılması durumunda
işçinin bunu gerekçe göstererek iş sözleşmesini haklı nedene dayalı olarak sona
erdirmesi ve kıdem tazminatını talep ederek işten ayrılmak istemesi çalışma
yaşamımızda çekişmelere konu olmaktadır.
Konuya İnsan kaynakları
açısından baktığımızda ücretin önemli güdüleme araçlarından biri olduğu konusu
tartışılmazdır. Şüphesiz ki emeğinin karşılığını alamadığını düşünen bir
personelin motivasyonu önemli ölçüde erozyona uğrayacaktır. Bu motivasyon kaybı
ise kaçınılmaz olarak personelin iş kalitesine yansıyacaktır.
Kuruluşlarda ücret dengesi
en önemli konulardan birisidir. Bir işletmede ücret skalası oluşturulurken iş
analizlerine ve buna bağlı olarak iş güçlüklerinin tespitine dayalı adil bir
ücret yapısının oluşması hedeflenmelidir.
Ücret artışı konusunun haklı
bir fesih nedeni oluşturup oluşturmadığı sorusunun yanıtına ise öncelikle işe
alınma esnasında işçi ile işveren arasında bu konuda yazılı bir sözleşmenin
olup olmadığı açısından bakılmalıdır.
Gerçektende konu ile ilgili
Yargıtay kararlarını incelediğimizde Yüksek mahkemenin verdiği bir kararda
özetle
’’ Taraflar arasında
enflasyon oranında ücret artışı öngören
bir sözleşme yapılmadığından tazminat ve alacak fark istekleri
reddedilmelidir.’’ Denilmektedir.
Yüksek mahkeme yine bir kararında
ücret artışını yetersiz bulan ve bu
nedenle iş sözleşmesini sona erdiren bir başka işçinin ihbar ve kıdem
tazminatına hak kazanamayacağına hükmetmiştir.
Bu konuya ilişkin farklı
kararları incelediğimizde de genel olarak yargının ücret artışı yapılmamasını
işçi bakımından tek başına haklı bir fesih nedeni olarak görmediği görüşünün
hakim olduğu anlaşılmaktadır.
O halde iş sözleşmesinde
ya da toplu sözleşmede konuya ilişkin
bir maddenin yer alması ve buna karşın işverenin artış taahhüdüne uymaması kabul edilebilir bir fesih nedeni olarak
görülebilecekken taraflar arasında böyle bir sözleşme hükmünün olmaması aksi
yönde değerlendirilmektedir.
Bunun yanında altını
çizmemiz gereken önemli bir konu da işverenin işçilere eşit davranma borcuna
aykırı işlem yapmamasının gerektiğidir. Konuyu ücret bazına indirgersek,
işyerinde ortada hiçbir objektif ve haklı bir neden olmaksızın ücret artışında
eşitsiz davranan işverenin bu davranışı, işçi açısından haklı bir fesih nedeni
oluşturabilmektedir.
Gerçektende Yargıtayımız
verdiği bir kararında
’’ Kural olarak
işveren aynı işyeri ve işletmede çalışan işçilere objektif ve haklı olmayan
sebeplere dayanarak farklı işlemde bulunamaz. Bu husus,işverenin eşit davranma
borcunun bir gereğidir. Somut olayda davacı işçiye diğer çalışanlara nazaran
çok az zam verildiği sabit olmakla birlikte davalı işverence bu uygulama
hakkında objektif ve haklı bir neden ileri sürülmüş değildir. ’’
demektedir.
Söz konusu yüksek
mahkeme kararında işçinin iş
sözleşmesini haklı nedene dayanarak sona erdirdiği kabul edilmiş ve kıdem
tazminatının ödetilmesi yönünde karar verilmiştir.
Şu halde, işçinin ücret zammına dayanan haklı nedenle iş sözleşmesini fesih
edebilmesi için kendisine ortada hiçbir objektif ve haklı bir neden olmaksızın
bu konuda ayrımcılık yapıldığını kanıtlamasıdır. Bu durum kanıtlandığında
yukarıda sunduğumuz karar özetinden de anlaşılacağı üzere işçi kıdem
tazminatını alarak işten ayrılabilecektir.
Ancak işverenin, örneğin
işçinin
performansının düşüklüğüne dayalı gerekçeler göstermesi ve bu hususu
somut argümanlarla kanıtlayabilmesi, ya da işverenin ekonomik gerekçelere dayalı
olarak diğer işçilere de benzer ölçülerde artış yapabildiğini ifade etmesi yani
ortada bir ayrımcılığın olmadığını kanıtlaması elbette ki sonuca etki
edecektir.
Sonuç olarak çalışanların,
işverenlerin
ve işveren vekili konumundaki yöneticilerin ücret artışı döneminde altını
çizdiğimiz konulara dikkat etmesi sanırız hatalı davranışların önüne
geçecektir.
|