|
03
Temmuz 2005
Hüseyin
İrfan FIRAT
Personel ve
İnsan kaynakları Yönetimi Danışmanı
hifirat@insangucu.net
YÖNETİCİ OLARAK KİMLER İŞ GÜVENCESİNİN KAPSAMINDA
( Personel ve İK yöneticileri iş güvencesinden
yararlanabilir mi? )
Çalışma yaşamımıza 15 Mart
2003 tarihinde giren İş güvencesi yasası kapsadığı kişiler bakımından
tartışmalara neden olmaktadır.
Özellikle yasanın aşağıdaki
bendinde geçen “işveren vekili” sözcüğü işveren vekili konumunda olan pek çok
yöneticinin hatta nezaretçinin iş güvencesi yasasının kapsamı dışında mı oldukları
sorusunu gündeme getirmektedir.
İşletmenin bütününü
sevk ve idare eden işveren vekili ve yardımcıları ile işyerinin bütününü sevk
ve idare eden ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren
vekilleri hakkında bu madde, 19 ve 21 inci maddeler ile 25 inci maddenin son
fıkrası uygulanmaz.[1]
Madde metninden de anlaşılacağı
gibi yasa işveren vekili ve yardımcılarının aynı zamanda işletmenin bütününü
yönetiyor olması koşulunda iş güvencesinden yararlanamamalarını öngörmektedir.
Dilerseniz konumuza daha da açıklık kazandıralım ve İş yasamız bakımından işveren vekili kavramına
da inceleyelim.
İşveren vekili
işyerinde işveren adına hareket eden ve işin işyerinin işletmenin yönetiminde
görev alan kimsedir. [2]
İşveren vekilliği
sıfatı işçilere tanınan hak ve yükümlülükleri ortadan kaldırmaz. Kendilerine
Müdür, şef, teknik amir,ustabaşı gibi unvanlar verilen bu kişiler, işverene iş
sözleşmesi ile bağlı işçilerdir. İşveren vekilleri,işyerinde kendilerine
tanınan yetki çerçevesinde işvereni temsilen hareket ederler. [3]
Yasa aslında açık bir
biçimde İşveren vekili olmanın işçilere tanınan hakları ortadan
kaldırmayacağını ifade etmektedir. İş güvencesi de işçilere tanınan bir haktır.
Dolayısı ile ortada bir sorun olmamalıdır. Ancak İş güvencesi yasasının belki
birazda yazılış biçimi uygulamada sorunlara neden olmuş ve buda İş mahkemelerinin
dahi hatalı kararlar vermesine yol açmıştır.
Bu düşüncemizi somut bir
örnekle açıklayalım;
İşyerinde Personel Müdürü
olarak çalışmakta olan bir çalışanın iş
sözleşmesi işveren tarafından iş yasamızın 17. maddesi maddesi çerçevesinde ihbar
öneline ait ücreti peşin ödenerek sona erdirilmiştir.
Bunun üzerine Personel
Müdürü feshin geçersiz olduğu gerekçesi ile iş güvencesi yasası kapsamında bir
aylık süre içinde işe iade davası açmıştır.
Yerel mahkeme davacının personel müdürü ve işveren vekili
olması nedeniyle iş güvencesi hükümlerinden
yararlanamayacağı gerekçesi ile davayı reddetmiştir.
Davacının temyize gitmesiyle
konu yüksek mahkemeye intikal etmiştir. İtirazı inceleyen Yüksek mahkeme bir
anlamda bu konudaki tartışmalara da son noktayı koymuştur.
4857 sayılı İş Kanunun
18 son maddesinde işyerinin bütününü sevk ve idare eden ve işçiyi işe alma ve
çıkarma yetkisi bulunan işveren vekilleri örneğin fabrika müdürleri iş
güvencesi kapsamı dışında bırakılmıştır. Davacının tek başına işçiyi işe ve
çıkartma yetkisi bulunmadığı gibi işyerinin bütününü sevk ve idare yetkisi de
bulunmamaktadır.
Davacı süresiz iş
sözleşmesi ile çalıştığından ihbar tazminatı ödenmek suretiyle işten
çıkartılmıştır.
Öte yandan fesih
bildiriminde fesih sebebi açık ve kesin bir şekilde bildirilmediğinden fesih
geçersiz olarak kabul edilmelidir.
Bu durumda davacının
işe iadesine karar vermek gerekirken yazılı şekilde davanın reddi hatalı olup
bozularak ortadan kaldırılması ve davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. [4]
Evet yüksek mahkeme
kararından da açıkça anlaşılacağı gibi İşyerinde çeşitli kademelerde yönetici
veya nezaretçi olmak (işveren vekili) İş güvencesi kapsamında olmaya bir engel
teşkil etmiyor. Kapsam dışında olmak ancak işletmenin bütününü yönetmek ve işe
alma ve işten çıkartma konusunda yetki sahibi olmak ( Genel Müdür, Fabrika
Müdürü vb.) koşulunda ortaya çıkıyor.
|