|
I-İ |
ISKAT |
Düşürmek. Düşürülmek. Hükümsüz bırakmak. Silmek. |
|
|
İAŞE |
Geçindirmek. Yaşatmak. Beslemek. |
|
|
İBARET |
Meydana gelmiş. Bir şeylerden oluşmuş. |
|
|
İBRA |
Temize çıkarmak. Sağlamlaştırmak. |
|
|
İBRAZ |
Göstermek. Meydana koymak. |
|
|
İCAB |
Lazım. Gerekli. Lüzumlu. |
|
|
İCAR |
kiralamak. Kiraya vermek. |
|
|
İCBAR |
Zor. Zorlama. |
|
|
İCMAL |
Özet. Özetlemek. Kısaltmak, bir araya toplamak. Sonuç. |
|
|
İÇTİHAD |
Bir konu hakkında bir kimsenin ya da birden fazla kimsenin ortak kanaati. |
|
|
İDAME |
Devam Ettirmek. Sürdürmek.. |
|
|
İDDİA |
Bir şeyin olumlu veya olumsuzluğunu ısrarla söylemek. İleri sürülen fikir. Dava etmek. Israr etmek. |
|
|
İFA |
Ödemek. Yerine getirmek. Yapmak. |
|
|
İFADE |
Anlatmak. Söylemek. |
|
|
İFLAS |
Tükenmek. Borçlarını ödeyemeyecek duruma düşmek. Sermayesini batırmak. |
|
|
İFSAD |
Bozmak. Azdırmak. Karıştırmak. |
|
|
İFŞA |
Duyurmak. Meydana çıkarmak. Gizli bir şeyi açığa çıkarmak. |
|
|
İFTİRA |
Birinin üzerine suç suç atmak. Yalan yere birisini suçlu göstermek. |
|
|
İHALE |
Bir işi birisinin üzerine bırakmak. Artırma veya eksiltmeye çıkarılan bir işi şartlara uygun bir istekliye vermek. |
|
|
İHBAR |
Haber vermek. Haber almak. Alınan haber. |
|
|
İHDAS |
Yeniden bir şey yapmak. Ortaya koymak. Meydana koymak. |
|
|
İHLAL |
Sakatlamak. Bozmak. Zarar vermek. |
|
|
İHMAL |
Önem vermemek. Yapılması gereken bir işi sonraya bırakma. Dikkatsizlik. |
|
|
İHTAR |
Dikkati çekmek. Uyarma. Hatırlatmak. |
|
|
İHTİLAF |
Anlaşmazlık. uyuşmazlık, karışıklık, ikilik. |
|
|
İHTİMAL |
Mümkün olma hali. Olması mümkün görünmek. |
|
|
İHTİMAM |
Özenmek. Fazla dikkat etmek. |
|
|
İHTİVA |
İçinde bulundurmak, içine almak. Kapsamak. |
|
|
İHTİYAT |
Yedek. |
|
|
İKAME |
Oturtmak. Yerleştirmek. Bulundurmak. Meydana koymak. Vücuda getirmek. |
|
|
İKAMETGAH |
Ev. Ev adresi. |
|
|
İKAMET |
Bir yerde kalmak. Oturmak. |
|
|
İKMAL |
Bitirmek. Tamamlamak. |
|
|
İKRAR |
Açıktan söylemek. Kabul ve tasdik etmek. |
|
|
İKRAZ |
Ödünç vermek. Borç vermek. |
|
|
İKRAZAT |
Borçlar. Borç verilen paralar. |
|
|
İKTİBAS |
Bir söz veya yazıyı olduğu gibi veya kısaltarak almak. |
|
|
İKTİFA |
Yeterli bulmak. Var olanı yeterli saymak. |
|
|
İKTİSAB |
Kazanmak, Elde etmek. |
|
|
İKTİSAD |
Ekonomi. Tutum. Biriktirme. Tutumlu olma |
|
|
İKTİZA |
Gerekme, ihtiyaç, gerek, işe yarama |
|
|
İLGA |
Kaldırmak. Hükümsüz bırakmak. Feshetmek. |
|
|
İLLİYET |
Sebep ile ilgili, Esas neden ile ilgilenmek. Bağlantı kurmak. Sebep aramak. |
|
|
İLTİMAS |
Kayırmak, tutmak. Haksız olarak yardımda bulunmak. Tavsiye. |
|
|
İMHA |
Bozmak, yok etmek. mahvetmek. Yıkmak. |
|
|
İMTİNA |
İstememek. Çekinmek. Yapmamak. |
|
|
İMTİYAZ |
Resmi veya özel izin. Diğerlerinden, benzerlerinden ayrılmak. Farklı olmak. |
|
|
İMZA |
Kendi ismini veya kendine ait bir işareti, kendisinin kabullenerek yazması. |
|
|
İNFAZ |
Bir hükmü yerine getirmek. |
|
|
İNFİSAH |
Hükümsüz kalmak. Fesholmak. Bozulmak. |
|
|
İN'İKAT (d) |
Akdetme, sözleşme kabülü, bağlanma. |
|
|
İNKITA |
Kesilmek. Tükenmek. Arkası gelmemek. |
|
|
İNŞA |
Yapmak. Vücuda getirmek. Meydana getirmek. |
|
|
İNTİFA |
Fayda temin etmek. Menfaatlenmek, Çıkar Elde Etmek. Yararlanmak. |
|
|
İRAD |
Gelir. Kazanç. Bir mal veya mülkün getirisi. |
|
|
İRADE |
İstek. Arzu. Bir şeyi yapma veya yapmama yolundaki güç. |
|
|
İRTİKAB |
Kötü bir iş işlemek. Rüşvet almak gibi çirkin bir şey yapmak. Bir makamı kullanarak hakkı olmayan para veya malı hile ile almak. |
|
|
İSBAT |
Doğru olanı delil göstererek ortaya koymak. Delil ve şahitlerle bir fikrin doğruluğunu göstermek. |
|
|
ISLAH |
İyileştirmek. Düzeltmek. |
|
|
İSNAD |
Bir söz veya haberi birisine bağlayarak ilişkilindirmek. Bir nesneye, bir şeye dayanmak. |
|
|
İSTİAB |
İçine almak. Kaplamak. Toplamak. |
|
|
İSTİFA |
Affını, azlini, istemek. |
|
|
İSTİHDAM |
Bir hizmette kullanmak, hizmete almak. Çalıştırmak. |
|
|
İSTİHKAK |
Kazanılan şey. Hak edilen. Hakkını almak. |
|
|
İSTİHLAK |
Boş yere harcamak. Yeyip, bitirmek. Tüketmek, tüketim. Üreticinin ürettiğini alıp kullanmak. |
|
|
İSTİHSAL |
Üretmek. Meydana getirmek. |
|
|
İSTİKRAR |
Kararlılık. Sakin olmak. Sağlam duruş. |
|
|
İSTİKRAZ |
Borçlanmak. Ödünç almak. Borç almak. |
|
|
İSTİLZAM |
Lüzumlu olmak. Gerektirmek. Gerekli olmak. |
|
|
İSTİMAL |
Faydalanmak. Kullanmak. Su-i İstimal: Kötüye kullanmak. Yolsuzluk Haksızlık. |
|
|
İSTİMLAK |
İcra yetkisi olan kamu kurumunun, bir malı halkın faydası için bedeli verilmek suretiyle halkın kullanımına sunması. |
|
|
İSTİNABE |
Başka bir mahkemede görülen bir muhakeme (mahkeme) için, şahit veya sanığın yazılı ifadesinin alınması. |
|
|
İSTİNAF |
Dava mahkemesinin verdiği hükmü beğenmeyip bozulmasını daha üst mahkemeden istemek. Dava mahkemeleri ile Temyiz Mahkemesi arasındaki bir derece yüksek mahkemeye verilen isim. |
|
|
İSTİNAT (D) |
Dayanma. Güvenme, senet veya delil söylemek, göstermek. |
|
|
İSTİNKAF |
Kabul etmemek. Reddetmek. Çekimser kalmak. |
|
|
İSTİSMAR |
Kendi çıkarına alet etmek. İşletmek. Kıymetlendirmek. Sömürmek. |
|
|
İSTİSNA |
Ayırmak. Kural dışı bırakmak. Ayrıcalık. |
|
|
İŞTİGAL |
Bir iş işlemek. Uğraşı vermek. Uğraşı verilen iş. |
|
|
İTA |
Vermek. Bahşetmek. |
|
|
İTFA |
Bitirmek. Sonlandırmak. Bir borcu ödeyerek bitirmek. (söndürmek, bastırmak) |
|
|
İTİRAZ |
Kabul etmediğini bildirmek. Bir fikir veya işin olmasını kabul etmemek. |
|
|
İVAZ |
Karşılık olarak verilen şey. Bedel |
|
|
İZAHAT |
Açıklama, açıklamalar |