|
23
Eylül 2003
İbrahim
Balcıoğlu
SMMM
ibrahim_balcioglu@ismmmo.org.tr
I-
GİRİŞ:
4837
sayılı ekonomik istikrarı sağlamak için ek vergiler
alınması hakkında kanun'un ek motorlu taşıtlar vergisini
düzenleyen 1.maddesine göre 18.2.1963 tarihli
ve 197 sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanununun 5 ve
6 ncı maddelerinde yer alan (I), (II), (III) ve (IV)
sayılı tarifelere göre vergiye tâbi olan
ve bu Kanunun yayımlandığı tarihte ilgili sicilde kayıtlı
bulunan taşıtlar, bir defaya mahsus olmak üzere
2003 yılı için tahakkuk ettirilen motorlu taşıtlar
vergisi tutarı kadar, ek motorlu taşıtlar vergisine
tâbidir.
Ek
motorlu taşıtlar vergisi, bu Kanunun yayımı tarihinde
tahakkuk etmiş ve tebliğ edilmiş sayılır." denilerek
kanunun yayımı tarihinde sahip olunan taşıtlar için
ek vergi tahakkuk ettirilmiş ve bu kanun muhalefet partisi
tarafından anayasaya aykırı görülerek anayasa
mahkemesinde dava açılmıştır. Anayasa mahkemesi
de bu isteği haklı bularak 23/07/2003 tarih ve E.2003/48,K.2003/76
sayılı kararı ile ek taşıt vergisini iptal ederek yürürlüğünü
de durdurmuştur.
İktidar
partisi yeni bir kanun çıkararak hedeflediği
miktardaki vergiyi almak için anayasaya aykırılık
gerekçesini de göz önünde bulundurarak
yeni bir kanun çıkarmış ve bu kanun gereğince
de vergi tek taksite indirilerek 7/8/2003 tarihinden
itibaren 30/09/2003 tarihine kadar verginin alınmasını
öngörmüştür.
Muhalefet
partisi bu kanunla da ilgili anayasaya aykırılık iddiası
ileri sürmüşse de Anayasa Mahkemesi başvurudaki
eksiklikler yüzünden reddetmiştir.
II-
EK TAŞIT VERGİSİ Mİ? YOKSA TAŞIT VERGİSİ Mİ???
4837
sayılı kanun ile getirilen ek motorlu taşıtlar vergisinin
adı yeni kanunla taşıt vergisi olmuştur. Bununla neyin
hedeflendiği ise meçhulümüzdür.
Adı ne olursa olsun getirilen bu ek vergi taşıt
sahibi olan kişiler için bir yüktür.
Bu yük ise mükelleflerin taşıma kapasitelerinin
üzerinde olup bazı haksız düzenlemeleri de
içermektedir. Kanun koyucu işi o kadar aceleye
getirmektedir ki devletine güvenerek taşıt sahibi
olanlar neredeyse taşıt bedeli kadar vergi ödemektedirler.
Bu iki kanunla değişen nedir, diye baktığımızda ortada
çok büyük haksızlıklar olduğu görülecektir.
Devletine güvenerek 3/4/2003 tarihinden sonra araç
alan mükellefler tek taşıt vergisi mükellefi
olurken parasını elinde tutanlar veya başka alanda
değerlendirenler veya mevcut aracını satanlar bu işten
karlı çıkmışlardır. 7/08/2003 tarihine kadar
aracını satan kişiler/kurumlar ödedikleri ek taşıtlar
vergisini iade almak hakkına kavuşurken bu ve sonraki
tarihte araç alanlar da vergi mükellefi
olmuşlardır.
III-
HER İKİ VERGİ ARASINDAKİ FARKLAR:
4837
sayılı ile 11/4/2003 tarihinde elinde araç bulunduranlar
verginin mükellefi olurken bu tarihten sonra araçlarını
satanlar ve alanlar verginin ikinci taksitini ödemiyorlardı.
4962
sayılı yasa ile 7/8/2003 tarihinde elinde araç
bulunduranlar ve bu tarihten sonra araç alanlar
verginin mükellefi olurken; araçlarını satanlar
ödedikleri vergiyi iade alarak kazançlı
çıktılar.
4837
sayılı kanuna göre ek taşıt vergisi ödeyenler
daha düşük model ve ağırlıkta araç
aldılarsa ödedikleri vergi fazla olduğu için
yerine göre vergi fazlası çıkacağı için
iade para da alabileceklerdir.
1/7/2003
ile 7/8/2003 tarihleri arasında satın aldıkları araçları
üzerine tescil edenler tescil esnasında ek verginin
ikinci taksitini de satıcı adına ödediklerinden
satıcı ve alıcı arasında da bir sürü sürtüşmelere
neden olunmuştur.
4962
sayılı kanunla mahsup sistemi getirilmiştir. Mükellef
yatırdığı vergi için bile vergi dairesine gitmek
durumunda kalacaktır. Oysa aynı taşıt için mükellef
niye mahsup talebinde bulunsun! İdare re'sen bunu mahsup
etmeliydi.
IV-
SONUÇ:
4962
sayılı kanun taşıt vergisi mükelleflerinin devlete
olan güvenini sarsmıştır. Mükellefler devletin
her ne pahasına olursa olsun vergi almak isteğinin haksız
olduğuna inanmışlardır. Aracını satarak parasını değerlendirenler
bu kanunla vergi mükellefi olmaktan çıkarken;
araç alanlar ise verginin tamamından sorumlu
tutulmuşlardır. Aracını satarak yeni araç alanlar
ise vergi dairelerinin yolu tutarak mahsup peşinde koşmak
durumunda kalmışlardır. Yapılacak iş ise oldukça
basitti. Madem illa vergi almak istiyorsun mükellef
ile taşıt arasında bağ kurmak yerine taşıt esas alınarak
taşıt için ödenen vergi o taşıtın vergisine
sayılarak hem ilk taksidi süresinde ödemeyenler
% 28 oranında gecikme zammından kurtulmazlardı hem de
mahsup veya iade için kapı kapı dolaşmak durumunda
kalmazlardı.
Sonsöz:
Henüz vakit geç değil. Verginin ödenmesi
için son gün 30 Eylül 2003. Bu tarihe
kadar yeni bir tebliğ çıkarılarak bütün
bu düzenlemeler yapılabilir. Yeter ki iş yapılmak
istensin!
|