ÖRTÜLÜ SERMAYE NİTELİĞİ TAŞIYAN CARİ HESAPLAR VE ORTAK CARİ HESAPLARIN ENFLASYON DÜZELTMESİNE TABİ TUTULMASI SAĞLANMALIDIR     

Sitemizi Tavsiye Etmek İster misiniz?

 

 

29 Eylül 2004

 

İbrahim Kocabey

YMM
ikocabey@sabanci.com

 

Haksız ve yersiz vergilemeyi önleyebilmek için örtülü sermaye niteliği taşıyan cari hesaplar ve ortak cari hesapların enflasyon düzeltmesine tabi tutulması sağlanmalıdır.

 

Mevcut enflasyon düzeltmesi mevzuatı itibariyle örtülü sermaye niteliği taşıyan cari hesaplar ve ortak cari hesapların enflasyon düzeltmesine tabi tutulması mümkün değildir. Zira özellikle kurumlar vergisi mükellefleri açısından örtülü sermaye ve örtülü kazanç hükümleri enflasyon düzeltmesi uygulanan dönemlerde de yürürlüktedir.

 

Bu konu ortak/patron cari hesabının yüksek tutarlara ulaştığı şirketler açısından enflasyon düzeltmesi yapılan dönemlerde önemli sıkıntılara neden olacak görünmektedir.

 

Bilindiği üzere özellikle orta ve küçük işletmelerde ortaklar çoğu zaman sermaye yerine ortak cari hesabı ile çalışmayı tercih ederler. Bu yolun seçilmesinin çeşitli  nedenleri olabilir. Ortağın sermaye yerine cari hesapla çalışmayı seçmesi hukuken suç teşkil etmeyip yalnızca vergisel açıdan aleyhte bazı kısıtlamalara tabidir. Bunların en önemlisi ise örtülü sermaye ilişkisi ve örtülü kazanç aktarımıdır.

 

Kurumların ortaklarından bağımsız bir tüzel hukuk kişisi ve vergi sujesi olmaları nedeniyle, ortakları ile girecekleri organik ilişkilerin vergi ziyaına sebebiyet vermemesi için yapılan bu düzenleme son derece yerinde ve isabetli bir vergi düzenlemesidir.

 

Ortak cari hesabına yürütülen faizin ödeyen açısından gider olarak kabul edilmemesi, yürütülmeyen faizin ise faizden vazgeçen taraf için gelir addedilerek vergilendirilmesi gibi kısıtlayıcı ve bir çeşit cezalandırıcı uygulamalar gerektirmesine karşın ortak cari hesabı ülkemizde son derece yaygın bir uygulama alanı bulmaktadır.

 

Ortak cari hesapları ile örtülü sermaye varlığına işaret eden diğer durumlar aslında sermayenin hukuki niteliğe (bir çeşit ete-kemiğe) bürünmemiş halidir ve bu nedenledir ki kanun koyucu tarafından da örtülü sermaye olarak adlandırılmıştır.

 

Enflasyon düzeltmesinin vergi kanunlarımızda yer alması ile vergi mükelleflerine bir fırsat sunulmakta ve sermayeleri üzerinden değil gerçek gelirleri üzerinden vergilendirilmeleri imkanı yaratılmış olmaktadır.

 

Ancak kamuoyunun sürekli baskısı nedeniyle uygulaması belirli şartlar dahilinde uzatılan enflasyon düzeltmesi, mükelleflerin çoğu tarafından henüz yeterince anlaşılmamış ve hükümlerine yeterince nüfuz edilememiştir.

 

Sanıyoruz ki yeterince nüfuz edilemeyen durumlardan birisi de ortak cari hesabı ile sermaye arasında fiili anlamda fark görmeyen orta ve küçük işletmelerin ortak cari hesaplarını sermayeye dönüştürmede gecikmiş olduklarıdır.

 

31.12.2003 tarihi bilançosunda yapılan düzeltme sonucu oluşan/oluşacak olan “geçmiş dönem kar/zarar hesabı”nın vergi ile ilişkilendirilmemesi nedeniyle çok da önem arz etmeyen bu konu (şartların oluştuğu durumda) enflasyon düzeltmesi yapılacak dönemlerde örtülü sermaye niteliğindeki bu tür ortak cari hesapları ile diğer cari hesapların parasal kıymet sayılacak olması nedeniyle düzeltmeye tabi tutulamayacak ve aslında sermaye niteliğinde olan bu kaynaklarla edinilen parasal olmayan aktif kıymetler düzeltilerek parasal kazanç yaratırken, parasal kayıp oluşturamayacaklardır. Bu da yukarıda sözü edinilen örtülü sermaye ve örtülü kazanç aktarımını kısıtlayıcı ve bir çeşit cezalandırıcı düzenlemenin vergi matrahı üzerinde doğrudan artırıcı bir etkide bulunması sonucunu doğuracaktır.

 

Mükelleflerin büyük bölümünce 2004 yılı sonunda ancak 1.1.2004 itibariyle yapılacak enflasyon düzeltmesine sermaye yerine bu tür cari hesap bakiyeleri ile giren mükelleflerin, 2004 yılı sonundaki parasal kazançları, bu hesaplarındaki bakiyenin enflasyon etkisi kadar fazla olacak ve bu da vergi matrahını yükseltecektir.

 

Şirket-ortak ilişkisinin sermaye yerine cari hesap ilişkisi içinde kalmasının doğru olmadığı açıktır. Ancak bu yanlış ilişkinin kanun hükümlerine yeterince nüfuz edilememesinden kaynaklandığı durumlarda ödenmesi gerekecek ilave vergi büyük mükellef gruplarını sıkıntıya sokabilecektir. Bu nedenle yapılacak bir düzenleme ile bu durumda olan mükelleflerin belirli bir tarihe kadar sermayeye dönüştürmeleri kaydıyla örtülü sermaye mahiyetindeki ortak ya da diğer cari hesaplarının 2004 yılı için parasal kayıp doğurmasına izin verilmesinin doğru olacağını düşünmekteyiz. Aksi halde vergilemenin en temel prensiplerinden olan “vergilemede gerçek durum esastır” ilkesi zedelenmiş ve gerçekte sermaye niteliğinde olan kaynaklar üzerinden sırf hukuki görünümleri nedeniyle vergi alınmış olacaktır.