VERGİ İNCELEMELERİ    

 

İstanbul, 22.10.2003

İmdat KÖSOĞLU

SMMM

eksen@eksenmusavirlik.com

VERGİ İNCELEMELERİ

Vergi incelemeleri ile ulaşılmak istenen, kayıt dışı ekonomiyi kayıt altına almak, vergi kayıp ve kaçağını önlemektir. V.U.K.’un 134. maddesi de  “Vergi incelemesinden maksat, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamaktır” şeklindedir.

 

Ancak ülkemizde yaygın uygulama halihazırda Vergi Dairesine kayıtlı olmak suretiyle beyanname veren mükellefler üzerinde inceleme yapmaktır. Yani mükellef olup ta kayıt dışı bırakılan işlemleri tespit etmektir. Hiç mükellef olmayıp kayıtlı hiçbir işlemi olmayanların tespiti için yapılan çalışmalar maalesef çok yetersizdir. Bu durum ise mükellef olmamayı cezbeder niteliktedir. Tüm dünyada bir görüş hakimdir; illegal örgütleri kontrol etmek çok zordur. Bu tip örgütlenmeler legal platformlara çekildiğinde onları denetlemek ve sisteme zarar vermelerini engellemek kolay olacaktır. Bu görüş maliye tarafından da benimsenmeli ve ticari hayatta vergi mükellefiyeti bulunmayanları kayıt altına almak için denetim ve düzenlemeler yapılmalıdır.   

VERGİ İNCELEMELERİNDE YAŞANAN SIKINTILAR

Bizim kanaatimize göre vergi incelemelerinde idare ve mükellef yönünden birçok sıkıntılar mevcuttur. Bunları aşağıda maddeler halinde açıklamaya çalışacağız.

İdare Yönünden Sıkıntılar

1-) İnceleme Süresi

Vergi incelemeleri devleti ve mükellefi sıkıntıya düşürecek ölçüde uzun sürmektedir. Yapılan inceleme neticesinde eğer bir vergi tarh edilecekse Devlet adına bunun tahsilinin gecikmesi, mükellef adına da gecikme cezasının artması sıkıntısı yaşanmaktadır. Özellikle inceleme sonrası raporlama ve ihbarname tebliği çok uzun sürmektedir.

2-) İnceleme Elemanlarının Niteliği

Vergi incelemelerinin devlet adına mükellefle muhatap olan yüzü inceleme elemanlarıdır. Bu nedenle incelemeye yetkili olanlar mesleki bakımdan tam donanımlı ve insiyatif sahibi olmalıdırlar. Yapılan incelemelerde hiçbir araştırma yoluna gidilmemektedir. Mükellef yaptığını tüm delilleriyle açıklamasına rağmen inceleme elemanının insiyatif kullanamaması sebebiyle mahkemelerde düşecek olan tarhiyatlar yapılmaktadır. Bu durum hem mahkemelerin yoğunluğunu artırmakta hem de mükellefin kafasını boş yere meşgul etmektedir.

 

İnceleme elemanlarının çok sayıda mükellef incelemeleri onların tam anlamıyla inceleme yapmalarına engel olmaktadır. Böyle olunca her mükellefe tatmin edici ölçüde tarhiyat yapmak suretiyle incelemeler neticelendirilmektedir. Ancak yapılan bu tarhiyatların birçoğu mahkemeler tarafından kaldırılmaktadır. Bunun sebeplerinden biri haksız yapılan tarhiyatlar bir diğeri ise yoğunluk nedeniyle tarhiyata esas işlemlerin ispatı için yeterli araştırma yapılamaması ve inceleme elemanın raporunu mahkemede kendisinin savunamamasıdır. Sistemimizde haksız tarhiyata muhatap olan mükellefin kırılan onurunu tamir edecek hiçbir mekanizma bulunmamaktadır. Bu nedenle inceleme elemanlarına daha az dosya verilip tabir yerinde ise anahtar teslimi iş beklenmelidir. Yani tüm incelemeleri mükellef ile tartışarak ve insiyatif kullanarak yapmalı, rapora esas teşkil eden işlemlerin ispatı için gerekli çalışmaları yapmalı, onu mahkemede savunmalıdır. Her inceleme elemanının yaptığı işlemlerin neticesi (salınan vergilerle mahkemeler tarafından onaylanan vergiler) ile ilgili bir sicil tutulmalı ve gerekirse devlete  vergi kazandırdığı için prim verilmelidir. Ancak mahkeme tarafından düşürülen tarhiyatların hesabı da sorulmalıdır.  

Mükellef Yönünden Sıkıntılar

1-) İnceleme Elemanlarının Yetki Sınırları

V.U.K.’un 135. maddesi incelemeye yetkili olanları saymaktadır. Ancak yetkili olan bu kişilerin inceleme esnasındaki yetkileriyle ilgili açık ve anlaşılır hükümler yoktur. Özellikle incelenen ana firmanın dışındaki firmaların incelenmesi ile ilgili büyük bir keyfilik yaşanmaktadır. Mükellefler inceleme esnasında haklarının ne olduğu konusunda açık hükümlerin olmasını istemektedirler.

 

Mükelleflerin inceleme ile ilgili en büyük sorumlulukları V.U.K.’un 256. maddesindeki defter ve belge ibrazı ile yine aynı kanunun 148. maddesindeki bilgi verme hakkındaki hükümlerinden kaynaklanmaktadır. Üstelik aynı kanunun 139. maddesinde “Vergi incelemeleri, esas itibariyle incelemeye tabi olanın iş yerinde yapılır. İş yerinin müsait olmaması, ölüm, işin terk edilmesi gibi zaruri sebeplerle incelemenin yerinde yapılması imkansız olur veya mükellef ve vergi sorumluları isterlerse inceleme dairede yapılabilir.

 

Bu takdirde incelemeye tabi olanın lüzumlu defter ve vesikalarını daireye getirmesi kendisinden yazılı olarak istenilir......” hükmü bulunmasına rağmen bazen defter ve belgeler sözlü olarak istenmektedir.

 

Mükellef defter ve belgelerini inceleme elemanına verdiğinde herhangi bir tevsik edici belge alamıyor, daha doğrusu kanun bunu zorunlu hale getirmemiş.  Bu durumda defter ve belge ibrazı ödevini yerine getirdiğine dair yada sehven  kaybolabilecek defter ve belgeler ile ilgili hiçbir ispat aracı kalmamaktadır.

 

Bilgi verme ile ilgili 148. maddede “Kamu idare ve müesseseleri, mükellefler veya mükelleflerle muamelede bulunan diğer gerçek ve tüzelkişiler, Maliye Bakanlığının veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanların isteyecekleri bilgileri vermeye mecburdurlar. Bilgiler yazı veya sözle istenilir. Sözle istenen bilgileri vermeyenlere keyfiyet yazı ile tekit ve cevap vermeleri için kendilerine münasip bir mühlet tayin olunur. Bilgi istenmek üzere ilgililer vergi dairesine zorla getirilemez.....” hükmü bulunmasına rağmen mükelleflerin  çoğunluğundan yazı ile bilgi istenmez.

 

Bu durum kötü niyetli ele alınırsa mükellefin bilgi vermekten kaçındığı konusu iddia edilebilir.

Bu anlatılanlarla  Maliye Bakanlığı’nın tüm denetim elemanlarını kastetmiyoruz tabi ki ancak anlatılanlar yaşanan olaylardır ve bunları engellemenin yolu kuralları anlaşılır ve net olarak ortaya koymaktır.

2-) Ticari Faaliyeti Etkileme

İncelemeler yukarıda da değindiğimiz gibi uzun sürmekte ve bu süre bazı mükelleflerin ticari faaliyetlerini sekteye uğratmaktadır. V.U.K.’un 139. maddesi “Vergi incelemesinden maksat, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamaktır....” hükmüne yer vermiştir. Her incelemeye alınan mükellef vergi suçu işlemiştir denmemektedir. Genel bir hukuk kuralıdır aksi ispat edilene kadar herkes masumdur. O halde neden henüz neticelenmemiş bir inceleme varken incelenen mükellefle ilgili diğer vergi dairelerinden bilgi sorulduğunda bu durum olumsuz olarak değerlendiriliyor. Özellikle ihracat yapan firmalarla çalışan mükellefler ihracatçıların KDV İadelerini almakta yaşadığı sıkıntı nedeniyle müşteri kaybetmektedirler. Bu durumun art niyetli kişiler tarafından kötüye kullanılması ihtimali de mevcuttur.

 

Kısacası herkes tabi olacağı kuralları açıkça ve anlayabileceği şekilde bilmelidir. Devletin görevi de budur. Kurallar insanların çatışmaması ve hukukun tesis edilmesi içindir. Lütfen hukuku kişilerin insiyatifine bırakmayalım.