|
01
Kasım 2005
Hüseyin
İrfan FIRAT
Personel ve
İnsan kaynakları Yönetimi Danışmanı
hifirat@insangucu.net
EVLİLİK SEBEBİ İLE İŞTEN AYRILAN
KADIN İŞÇİ TEKRAR ÇALIŞABİLİR Mİ?
Ülkemizde Kıdem tazminatının
fona dönüştürülmesi konusundaki çalışma ve tartışmalar devam ediyor. Bu
konudaki gelişmeleri yakın bir gelecek de sanırız hep birlikte göreceğiz.
Bu konudaki çalışma ve
tartışmalar bir yana biz bu yazımızda çalışma hayatımızda öteden beri sürekli
tartışılan ve çekişme konusu olan Kıdem tazminatını düzenleyen 14.
maddenin
5. fıkrasına değinmek istiyoruz.
Bu konuyu işlememizin bir
sebebi de son günlerde sıkça başlıkta yer alan konuyla ilgili sorularla
karşılaşmamızdır.
Anılan fıkra 1475 sayılı İş
yasamızın 14. maddesine 29.07.1983 tarih, 2869 sayılı kanunla yapılan bir
değişikle eklenmiştir. Buna göre Kadının evlendiği tarihten itibaren bir yıl
içersinde hizmet akdini kendi arzusu ile sona erdirmesi halinde kıdem tazminatı
ödenmesi imkânı getirilmiştir.
Esas itibarı ile dayanağını
aşağıdaki gerekçeden alan uygulama bu gerekçesini günümüzde yitirmiştir.
[1]
Türk medeni kanunun
159.maddesi karının meslek ve sanatla uğraşmasını yasadaki koşullarla kocasının
iznine bağlamıştır. Koca, karısının çalışmasına razı göstermediği takdirde,
karının çalışması mümkün olmamaktadır. Aksi halde evlilik birliğinin bozulması
söz konusu olmaktadır. Böyle olunca çalışması yasayla kocanın iznine bağlı olan
bir işçi, bu izni istihsal edememesi nedeniyle işinden ayrılmak zorunda
kalıyorsa emeğinin karşılığı olan tazminat hakkı kendisine tanımanın gerekeceği
düşünülmektedir. [2]
Yukarıda sözünü ettiğimiz
gerekçe geçerliliğini yitirsede 2869 sayılı yasa halen yürürlülükte olduğundan
ilgili fıkra çerçevesinde kadın işçiye evlilik tarihinden itibaren bir yıl
içersinde işten ayrılırsa kıdem tazminatının ödenmesine devam edilmektedir.
Kıdem tazminatının ilgili
fıkra çerçevesinde ödenmesi konusunda herhangi bir tereddüt olmamakla birlikte
tartışma ve çekişme konusu olan yasanın tanıdığı bu hakkı kullanarak kıdem
tazminatını alarak işten ayrılan işçinin tekrar çalışmaya başlaması halidir.
Gerçektende bu uygulamada
sıkça karşılaştığımız bir durumdur. Pek çok kadın işçi Kanunun kendilerine tanıdığı
bu hakkı kullanarak yasada öngörülen süre içinde işten ayrılmakta ve birikmiş
kıdem tazminatlarını almaktadırlar. (Özellikle Kıdem tazminatı fonu
çalışmalarının hız kazandığı içinde bulunduğumuz dönemde kıdem tazminatının
fona devrolacağı kaygısıyla bu eğilimin arttığını söyleyebiliriz.)
Ancak yine bu işçilerin
büyük bir çoğunluğu da günümüz ekonomik koşulları içinde doğal olarak bir
müddet sonra tekrar çalışma hayatına geri dönmektedirler. Hatta yine uygulamada çok
sık karşılaştığımız bir durum da bu kişilerin bir süre sonra en son
ayrıldıkları işyerlerinde çalışmaya devam etmeleridir.
Bu durumda işverenler
deneyimli işçilerini tekrar geri kazanmalarından dolayı bunu bir kazanım olarak
görmektedirler ve taraflar arasında herhangi bir sorun yaşanmamaktadır.
Ancak deneyimli işçilerini
yitiren ve sonra da bu işçilerinin başka bir işyerinde çalıştığını öğrenen kimi
işverenlerimiz işçinin kötü niyetli davrandığı gerekçesiyle konuyu yargıya
taşımakta ve dava konusu yapmaktadırlar.
Gerçektende yasa koyucunun
aileyi koruma düşüncesine dayalı olarak kadın işçiye tanıdığı böylesi bir hak
kadın işçinin tekrar çalışmaya başlaması ile kötüye mi kullanılmış olmaktadır.
Bir başka deyişle kadın işçi
sırf kıdem tazminatını almak için evliliği bahane göstererek iş ilişkisinin
temellerinden olan bağlılık ve dürüstlük ilkesine aykırı mı davranmaktadır. Ve
son olarak da tekrar çalışmaya başlarsa kendisine ödenen kıdem tazminatı yersiz
olarak ödendiğinden gerimi alınmalıdır?
Hemen belirtmeliyiz ki
işverenler tarafından benzer konularda çeşitli davalar açılmıştır. Davalara
bakan bazı yerel mahkemelerin işverenleri haklı bulan kararları ise yüksek
mahkemeler tarafından bozulmuştur. Bu davalara ilişkin kararları
incelediğimizde Şunu açıkça görüyoruz
ki;
Bir kadın işçinin kendisine
tanınan bu hakkı kullanıp işten ayrıldıktan sonra tekrar çalışmaya başlaması
kötü niyetli bir davranış olarak nitelendirilemez. Bu konudaki davaları
birleştirici nitelikteki bir Yargıtay Genel Hukuk Kurulu kararı [3]
bundan yıllar önce verilmiştir ve karar özetinde
‘’ Bir işyerinde
çalışmakta iken evlenen ve evlilikten sonraki bir yıl içinde iş aktini fesh
eden kadına kıdem ödencesinin ödenmesi yasa gereğidir. Bu nedenle kıdem
ödencesini alarak işten ayrılan kadının daha sonraki çalışma hakkından
vazgeçtiği ileri sürülemez. İşten ayrılmadan hemen sonra evlilikle iş yaşamını
bir arada yürütebileceğine inandığı bir işe girmek kadın açısından hakkın
kötüye kullanılması halini oluşturmaz.’’
Denilmektedir.
İlerleyen yıllarda da benzer
davalarda verilen kararlar değişmemiştir. Bu kararların temel dayanağında ise
şüphesiz ki çalışma hakkının Anayasal bir hak olması ve kişinin elinden
alınamayacağı gerçeği bulunmaktadır. Yüksek mahkeme yine bu konuda verdiği bir
başka kararında [4] konuya şöyle değinmektedir;
‘’ Hukuk Genel Kurulu
ve dairemizin kararlarına göre kadın işçinin bu şekilde ayrıldıktan sonra
tekrar bir işe girmiş olması onun kötü niyetli olduğu anlamına gelmez. Zira
böyle bir durumda Anayasal çalışma hakkı ön planda geldiği kabul edilmelidir.
Bundan başka aile hayatı gerekleri de her zaman göz önünde tutulmalıdır. Böyle olunca davanın reddi gerekir.’’
Kararlardan da anlaşılacağı
üzere kadın işçinin evlilik gerekçesi ile kıdem tazminatını alarak işten
ayrılması ve tekrar çalışmaya başlaması konusunda hukuksal bir engel söz konusu
değildir.
Ancak hemen belirtmeliyiz ki
bazı davranışlar bu konuda verilecek
kararların işçi aleyhine dönüşmesine de sebebiyet verebilmektedir.
Hukuk dilinde muvazaalı
(yargıyı yanıltmaya yönelik) olarak isimlendirilen bu davranış biçimlerine
örnek olarak hileli boşanma ve ardından kıdem tazminatı almak amacıyla aynı
eşle tekrar yapılan evlilikleri örnek gösterebiliriz.
Yüksek mahkeme bu tür
davranışlara yönelik olarak verdiği bir kararında [5]
boşanma ve tekrar evlenme arasında 1 yıl süre olmasına karşın işçi aleyhinde
karar vermiştir. Karar özetinde şöyle denilmektedir;
‘’ Boşandığı eş ile
yeniden evlenme, işlemde muvazaa olmaması koşulu ile kıdem tazminatına hak
kazandırabilir. Boşanma ile evlenme arasında 1 yılı aşan bir sürenin olması ise
sonuca etkili değildir.
|