|
15
Kasım 2005
Hüseyin
İrfan FIRAT
Personel ve
İnsan kaynakları Yönetimi Danışmanı
hifirat@insangucu.net
İŞ YERİ DIŞINDA İŞLENEN SUÇ İŞ
SÖZLEŞMESİNİN FESHİNE NEDEN OLUR MU?
( İş yeri dışında işlenen tecavüz suçu
haklı fesih gerektirir mi?)
İş yasamızda iş
sözleşmesinin haklı nedenle feshini gerektiren haller açıkça belirtilmiştir.
Ancak uygulamada genellikle İş sözleşmesinin feshinde HAKLI ve GEÇERLİ nedenler
birbiriyle karıştırılmaktadır.
Bu nedenle bu yazımızın
başında öncelikle haklı ve geçerli nedenler arasındaki farkı koymamız
gerektiğini düşünüyorum.
Bilindiği üzere iş yasamızın
25/1- 2- 3. maddeleri İşverenin Haklı nedenle Derhal fesih hakkını
düzenlemektedir. Bunlar sırasıyla Sağlık, Ahlâk ve İyi niyet kurallarına
uymayan haller ve Zorlayıcı sebeplerdir.
İş yerinde bu maddelere uyan
bir olay meydana gelirse işveren işçinin iş sözleşmesini haklı nedene dayanarak
ve derhal sona erdirebilecektir.
Diğer taraftan Geçerli neden
kavramı ise İş yaşamımıza 15 Mart 2003 tarihinde yasalaşan İş güvencesi ve 10
Haziran 2003 tarihli 4857 sayılı yeni iş yasamızla birlikte girmiştir.
Buna göre 30 ve daha fazla
işçi çalıştıran işverenler işçinin iş sözleşmesini sona erdirmek istediklerinde
GEÇERLİ bir neden göstermek zorundadırlar.
Bu nedenler işçinin
yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin
gereklerinden kaynaklanmalıdır.[1]
Şimdi bu ayrımın ışığında
konumuza açılım kazandıralım dilerseniz.
Kimi haller vardır ki bazen
iş sözleşmesinin feshi konusunda tereddütlere neden olmaktadır. Mesela size
başlıkta parantez içinde sorduğum soru benzer bir örnek olay olması açısından
ve birazda ironi taşıması bakımından seçilmiş bir Yargıtay kararından
alınmıştır.
Aslında iş yeri dışında
işlenen suçların iş sözleşmesinin feshi bakımından haklı neden olup olmayacağı
konusu da açıktır.
Hemen belirtmeliyiz ki
işçinin işyeri dışında ve işle ilgisi olmayan bir suç işlemesi işverene tek
başına fesih hakkı tanımaz.
Ancak İşçinin bu suç nedeni
ile gözaltına alınması ya da tutuklanması sebebi ile işe devam edememesi ve bu
devamsızlığın süresinin İş yasamızın 25/3. maddesinde belirtilen süreleri
aşması işveren bakımından haklı bir fesih nedeni olacaktır.[2]
Elbette ki bu nedenle fesih
yapan işveren işçinin kıdem tazminatını ödemek zorundadır.
Şimdi dilerseniz yazımızın
başlığında yer alan soruyu oluşturan Yargıtay kararını sizlerle paylaşmak isterim.[3]
Bu örnek olayımızda işçi bir
güvenlik görevlisidir. Görevli olduğu sırada alkollü bir durumda birkaç
saatliğine görev yerini terk etmiş ve bir tecavüz suçu işlemiştir.
Bu suçu sonucunda da
tutuklanmıştır.
Bunun üzerine işveren
işçinin iş sözleşmesini işyeri disiplin kurulu kararı ile sona erdirmiştir.
Fesih gerekçesinde işyerinin güvenliği ile ilgili bir görevde olmasına karşın
işyerini izinsiz ve mazeretsiz terk etmesi gerekçe gösterilmiştir.
Diğer taraftan işçi işveren
aleyhinde haksız fesih ve işe iade davası açmıştır. Davaya bakan yerel mahkeme
son derece ilginç bir kararla işçiyi haklı bulmuştur.
Buna gerekçe olarak ta 1475
sayılı yasa da değişiklik yapan 4773 sayılı yasa gösterilmiş ve suçun işyeri
dışında işlenmiş olup, işle ilgisi olmamakla birlikte, işçinin iş yerini kısa
bir süre için terk edip geri dönmesinin işin güvenliğini tehlikeye düşürmediği,
bu nedenle de feshin haklı nedene dayanmadığı ve geçersiz olduğu yolunda karar
vermiştir.
Yerel mahkemenin bu kararı
üzerine işveren davayı temyiz etmiştir. Dava yüksek mahkemeye intikal etmiş ve
burada incelenmiştir.
Davaya bakan Yüksek mahkeme
kararı işçi aleyhinde bozmuştur. Yargıtay kararı özetle aşağıdaki gibidir;
‘’ Davacının iş
sözleşmesi ırza geçme ve alıkoyma suçlarından 1 aydan fazla tutuklu kalması
üzerine yapılan soruşturma sonucunda 22.05.2003 tarihinde Bakanlık oluru ile
fesih edilmiştir. Davacı görev yerini terk ederek iş yeri ile ilgili olmayan
bir suç işlemiştir.
Ayrıca gece bekçiliği
gibi, işyerinin güvenliği ile ilgili bir görevde iken görev yerini birkaç
saatliğine izinsiz ve mazeretsiz terki, işverene toplu iş sözleşmesi ceza
cetvelinin 52. maddesi uyarınca ihraç cezası verme yetkisi tanımaktadır. Bu
nedenle dava konusu uyuşmazlıkla fesih haklı nedene dayanmaktadır.
Mahkemece feshin
geçersizliğine işe iadeye, işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücret
alacağına karar verilmesi hatalıdır. Bu durumda mahkeme kararının işe iadeye
ilişkin kısmının bozularak ve istemin reddine karar vermek gerekmiştir.’’
Evet, yüksek mahkeme bu
kararıyla bir anlamda durumu son anda kurtarmış oluyor. Aksi halde az daha
görevli iken alkollü olarak işyerini terk eden ve toplumsal bakımdan da son
derece esef verici bir suç işleyen işçi, sırf bu suçu birkaç saatlik bir süre
içinde işledikten sonra işyerine geri döndüğünden yerel mahkeme kararıyla işe
iade olacaktı.[4]
Son söz olarak suç işyeri
ile ilgili olmasa ve iş yerinde işlenmese de her olaya bütünsellik içinde
bakmak gerektiği bir kez daha kanıtlanmış oluyor. Burada olduğu gibi kişinin
yaptığı işin niteliği yani görevi de sonuç ve karar bakımından son derece
önemlidir.
[2]
III- Zorlayıcı sebepler:
İşçiyi
işyerinde bir haftadan fazla süre ile çalışmaktan alıkoyan zorlayıcı bir
sebebin ortaya çıkması.
IV-
İşçinin gözaltına alınması veya tutuklanması halinde devamsızlığın 17 nci
maddedeki bildirim süresini aşması.
İşçi
feshin yukarıdaki bentlerde öngörülen sebeplere uygun olmadığı iddiası ile 18,
20 ve 21 inci madde hükümleri
çerçevesinde yargı yoluna başvurabilir.
|