|
25
Kasım 2005
Hüseyin
İrfan FIRAT
Personel ve
İnsan kaynakları Yönetimi Danışmanı
hifirat@insangucu.net
ÖZEL GÜVENLİKTE YENİ YASA NELER GETİRDİ
VE BU YASAYA UYGUN VASIFLARI TAŞIMAYAN ESKİ PERSONELİN DURUMU NE OLACAK?
Ülkemizde Özel
Güvenlik Hizmetlerini düzenleyen ilk yasa 22.07.1981 tarihli 2495 sayılı Bazı
kurum ve kuruluşların korunması ve güvenliklerinin sağlanması hakkında Kanun
‘dur. Bu Kanun 10.06.2004 tarihinde
kabul edilen 5188 Sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine dair kanunla yürürlükten
kaldırılmıştır.
Söz konusu
yasa ile birlikte yıllardan beri yasasız olarak çalışan Özel Güvenlik (Gözetim)
görevlileri de yasa kapsamı içine alınarak konuya belirli bir düzen getirilmeye
çalışılmıştır.
Gerçektende
Ülkemizde son 15 yıllık süreçte ciddi bir sektör halini alan Özel Güvenlik bu
konuda bir yasaya ihtiyaç duymaktaydı. Çeşitli kaynaklara göre ülkemizde özel
Güvenlik sektöründe istihdam edilen personel sayısı yaklaşık 150 bin
civarındadır.
Bu arada
yeni yasanın gelmesiyle birlikte pek çok konuda doğal olarak yeni standartlar
oluştu.
Bu konuda
hizmet verecek kuruluşların ( Güvenlik ve eğitim firmaları ) İçişleri
Bakanlığından izin ve yetki belgesi alarak faaliyet göstermeleri gerekiyor.
Ayrıca
Güvenlik görevlisi olacak adayların taşıması gereken nitelikler de[1]
arttırılarak sertifika zorunluluğu getirildi. Sertifika sahibi olmayanların
Güvenlik görevlisi olarak çalışması 2006 yılının Ocak ayından itibaren mümkün
olmayacak.
Bu
sertifikayı vermeye yetkili kuruluşlarda az evvel yukarıda bahsettiğimiz Onaylı
eğitim firmaları.
Yeni yasanın
çıktığı tarihten bu yana söz konusu Özel Güvenlik kuruluşları kendilerini yeni
yasaya uyarlamak bakımından gerekli çalışmaları hızlandırdılar.
Geçiş
sürecinin tamamlanmasının ardından 2006 Ocak ayından itibaren İçişleri
Bakanlığına bağlı Emniyet birimleri gerek Özel Güvenlik ve Eğitim firmalarına
gerekse personele yönelik denetimlerini arttıracaklar.
Bu konuda
ki yaptırımlar ise gerçekten caydırıcı düzeyde. (ağır para ve hürriyeti
bağlayıcı cezalar söz konusu sertifikasız çalışanlar ise işten al
çektirilecekler ve bir daha özel güvenlik görevi yapamayacaklar. )
Diğer
yandan nitelikleri yeni yasaya uygun olmayan pek çok personeli olan kuruluşlar
bakımından ortaya farklı bir problem çıkıyor.
Özel
Güvenlik kuruluşu personelinin iş sözleşmesini bu personelin niteliklerinin
yeni yasanın buyurduğu koşulları taşımaması nedeniyle sona erdirebilir mi?
Ve son
olarak bu nedene dayanılarak yapılan fesih geçerli bir fesih nedenimidir?
Bu soruya
yanıt aramadan önce bir ayrımı ortaya koymakta fayda var sanırız.
Bir kere
Özel Güvenlik sektöründe yeni yasa çıkana kadar iki tür eleman istihdam ediliyordu.
Birincisi
2495 sayılı yasaya tabi olarak 1981 yılından beri görev yapmakta olan ve İç
İşleri Bakanlığı tarafından izin verilmiş bazı özel kuruluşlarda ( Bankalar,
Devlet kuruluşları vb.) silahlı olarak görev yapan elemanlar.
İkincisi
ise Özel Güvenlik yasasına değil aslında iş yasasına tabi olan ve üniformalı da
olsalar aslında güvenlik görevlisi de sayılmayan deyimi yerindeyse Gözetim
görevlileridir.
Yukarıda
sözü edilen kategoride görev yapan personelin mesleki yeterlilik bakımından
standartları geçmişte herhangi bir yasaya tabi olmadıklarından kimi
kuruluşlarda son derece yetersiz olabilmektedir. Bu nedenle yeni yasaya geçiş
sürecinde bu kuruluşların personel nitelikleri bakımından daha fazla sorun
yaşayacağı düşünülmektedir.
Söz konusu
yasa değişikliğinin ardından kuruluşların elemanlarının niteliklerini
arttırmaya yönelik çalışmalar başlattıklarını belirtmiştik. Kimi kuruluşlarsa
bu konuda çözümü direk niteliği yetersiz elemanı işten çıkartmak yoluyla
çözmeye çalışmaktadırlar.
Şimdi
dilerseniz iş sözleşmesini personelinin öğrenim durumunun yeni yasaya uymaması
sebebiyle sona erdiren ( eski yasada ortaokul mezunu olmak yeterli iken yeni
yasa Lise mezunu olmak zorunluluğu getirmiştir.) ve personelin işe iade davası
açtığı bir yüksek mahkeme kararını[2]
birlikte inceleyelim ve konuya netlik kazandıralım.
‘’ Davacı işçi, davalıya ait işyerinde güvenlik görevlisi
olarak çalışmakta iken 5188 sayılı Kanun uyarınca ortaokul mezunu olduğu gerekçesiyle
işten çıkarıldığını belirterek feshin gereksizliğine ve işe iadesine, işe iade
edilmediği takdirde gereken tazminatın ve boşta geçen süre ücretinin
belirlenmesine karar verilmesi isteğinde bulunmuştur.
Davalı işveren, 5188 sayılı Kanun’un 10/b maddesi uyarınca
özel güvenlik görevlilerinin en az lise ve dengi okul mezunu olması şartı
getirildiğinden davacının iş akdi ihbar öneli verilerek ve kıdem tazminatı
ödenmek suretiyle feshedildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini
istemiştir.
Mahkeme
5188 sayılı Özel Güvenlik Görevlileri Hakkındaki Kanuna göre özel güvenlik
görevlilerinin en az lise ve dengi okul mezunu olmak gerektiği, davacının ise
ortaokul mezunu olduğu, feshin bu nedenle geçerli nedene dayandığı gerekçesiyle
isteğin reddine karar verilmiştir.
Davacı işçinin davalıya ait işyerinde 1.10.1993 tarihinde
güvenlik görevlisi olarak çalışmaya başladığı ve iş sözleşmesinin feshedildiği
tarihe kadar aynı işte çalıştığı dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Davacı ortaokul
mezunu olup, işe başladığı tarihte yürürlükte bulunan 2495 sayılı Yasanın 16/b
maddesinde belirtilen şartları taşımaktadır. Anılan yasayı yürürlükten
kaldıran, 26.06.2004 tarih ve 25504 sayılı Resmi Gazetede yayınlayarak
yürürlüğe giren 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun’un 10/b
maddesi özel güvenlik görevlileri için en az lise ve dengi okul mezunu olmak
gerektiğini düzenlemiştir.
Davacının iş sözleşmesi, davalı işverence 5188 sayılı
Kanun’un anılan maddesindeki şartları taşımadığı gerekçesiyle, tazminatları
ödenmek suretiyle feshedilmiştir. Ancak, anılan kanunun yürürlüğe girdiği
tarihte özel güvenlik görevlisi olarak çalışmakta olanların, yeni düzenlemeyle
uyumlarını sağlamak amacıyla öngörülen geçici 1. maddesinde, kanunu yürürlüğe
girdiği tarihte, 2495 sayılı Kanuna göre çalışmakta olan özel güvenlik
görevlerine beş yıl süreyle çalışma izni verildiği belirtilmiştir.
Böylece ortaokul mezunlarına bu süre içinde yasanın aradığı
lise ve dengi okul mezunu olabilme olanağı verilmiş bulunmaktadır. Davacı işçi,
yasa ile verilmiş olan beş yıllık çalışma izin süresi içinde işten çıkarılmış
olup, fesih tarihinde özel güvenlik görevlisi olarak çalışmasına engel yasal
bir düzenleme bulunmamaktadır.
Öte yandan, işyerinde 1993 yılından beri çalışmakta olan
davacının işten çıkarılmadan önce, başka bir bölümde değerlendirilmesi de
düşünülmemiştir. Bu nedenle, geçerli bir neden olmadığından işverence yapılan
feshin geçersizliğine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde isteğin reddi
hatalıdır.’’
Evet,
Yüksek
mahkeme kararından da anlaşılacağı üzere Kanun koyucu yasa çıktığı tarihte bu
sektörde çalışanların nitelikleri sebebiyle bir anda işsiz kalmalarını önlemek
bakımından bir geçiş süreci tanımıştır.
Yargıtay bu
geçiş sürecini göz önüne almadan ve iş sözleşmesinin feshini son çare olarak
görmeyerek öncelikle fesih yoluna giden işverenin aleyhinde hüküm kurmuştur.
Sanırız bu
karar benzer nedenlerle fesih düşünen işverenlerimiz bakımından örnek
oluşturacak nitelikte bir karardır.
[1] MADDE 10.
Özel güvenlik görevlilerinde
aşağıdaki şartlar aranır:
a) Türkiye Cumhuriyeti
vatandaşı olmak.
b) En az lise veya dengi
okul mezunu olmak.
c) 18 yaşını doldurmuş
olmak.
d) Taksirli suçlar hariç
olmak üzere, ağır hapis veya altı aydan fazla hapis veyahut affa uğramış olsa
bile Devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlarla, zimmet, irtikâp, rüşvet,
hırsızlık, dolandırıcılık, emniyeti suiistimal, sahtecilik, hileli iflas veya
istimal ve istihlak kaçakçılığı hariç kaçakçılık, resmi ihale ve alım satımlara
fesat karıştırma, Devlet sırlarını açığa vurma, laf atma, sarkıntılık, ırza
tasallut, ırza geçme, kız, kadın veya çocuk kaçırma ve alıkoyma, fuhşa teşvik,
fuhuş için aracılık, uyuşturucu madde kullanma, uyuşturucu madde kaçakçılığı
suçlarından dolayı hükümlü bulunmamak.
e) Kamu haklarından yasaklı
olmamak.
f) Görevin yapılmasına engel
olabilecek vücut ve akıl hastalığı ile özürlü bulunmamak.
g) 14 üncü maddede
belirtilen özel güvenlik temel eğitimini başarıyla tamamlamış olmak.
|