|
10 Kasım 2005
Levent
GENÇYÜREK
Maliye Başmüfettişi
9
Eylül Üniversitesi İşletme Fakültesi Öğretim Görevlisi
gencyurek@yahoo.com
BİREYSEL EMEKLİLİK SİSTEMİNDEN ELDE EDİLEN GELİRLERİN VERGİLENDİRİLMESİNDE YAŞANAN BİR SORUN
(*)
I- GİRİŞ
Devlete ait Sosyal Güvenlik
Kurumlarının, gelir gider dengesini bir türlü kuramamaları sonucu sürekli
olarak açık vermeleri ve bunun sonucu bütçeye yük olmaları yanında bu
kuruluşların sigortalılara yeterli düzeyde sosyal güvence sağlayamaması
nedeniyle gündeme gelen Bireysel Emeklilik Sistemi (BES), Emeklilik
şirketlerinin verilerine göre, 11.07.2005 tarihi itibariyle 510.540 katılımcı
sayısı ve 613.3 YTL yatırıma yönlenen tutar ile[1],
her geçen gün gelişen ve büyüyen bir sektör olarak görülmektedir. Bireylerin
ileriki yaşlarında kullanmaları amacıyla güvenli bir tasarruf yapmalarına imkan
sağlamak, bu tasarrufları yönlendirmek, düzenlemek ve teşvik etmek amacında
olan sisteme katılanların yaş açısından sınıflandırılmasında en büyük payı
%41.8 ile 25-34 yaş arasında olan insanlar oluşturmaktadır.Yapılmış olan
sözleşmelerin yaklaşık %80.4’ü YTL , %15.8’i Amerikan Doları ve %3.8 de Euro
üzerinden gerçekleşmiştir. Sisteme dahil olanların genellikle katkı payı
ödemelerinde 1 aylık dönemi(%78.2) tercih ettikleri görülmektedir.
Yazımızın konusunu, Bireysel
Emeklilik Sistemin vergilendirilmesi ve bu konuda ortaya çıkan bir vergisel
sorun oluşturmaktadır.
II-BİREYSEL EMEKLİLİK SİSTEMİ(BES)
Bireysel emeklilik sistemi,
mevcut kamu sosyal güvenlik sisteminin tamamlayıcısı olarak ve bireylerin gelir
elde ettikleri dönemlerde düzenli tasarrufta bulunmalarını sağlayarak, sahip
olunan refah seviyesinin emeklilik döneminde de devamının sağlanması, ekonomiye
uzun vadeli kaynak yaratarak istihdamın arttırılması temeli üzerine kurulmuş
bir sistemdir. Katılımcılar, mevcut gelir düzeyleri ve emeklilik dönemine ait
beklentilerini göz önüne alarak, katkı payı tutarını belirleyecek ve emeklilik
sözleşmesini imzalayarak tamamen gönüllü olarak sisteme katılacaktır. [2]
A-BES’e Katılım ve Emeklilik Sözleşmesi Tarafları
Bireysel emeklilik sistemine
medeni hakları kullanma ehliyetine haiz kişiler katılabilir.Sisteme katılacak
kişiler şirket ile emeklilik sözleşmesi imzalamak zorundadırlar. Bir başka
deyişle katılımcı ile şirket arasında emeklilik sözleşmesi yapılmadan
katılımcının bireysel emeklilik sistemine girmesi olanaksızdır.Katkı payının
belirli bir bölümünü veya tamamını ödemek suretiyle katılımcı nam ve hesabına
şirket ile emeklilik sözleşmesi akdeden kişiler katılımcı ile birlikte taraf
sıfatını taşır.
B-Emeklilik Sözleşmesi
Emeklilik sözleşmesi,
katılımcının gönüllü katılım ve belirlenmiş katkı esasına göre oluşturulan
bireysel emeklilik sistemine girmesine, sistemden ayrılmasına, emekli olmasına,
katkıların ödenmesine, bu katkıların bireysel emeklilik hesaplarında
izlenmesine, fonlarda yatırıma yönlendirilmesine ve katılımcı veya lehdarına
yapılacak ödemelere ilişkin esaslar ile tarafların diğer hak ve
yükümlülüklerini düzenleyen, şirket ve katılımcı ile varsa katılımcı nam ve
hesabına sözleşme akdetmek isteyen kişinin taraf olarak yer aldığı bir
sözleşmedir.
C-Katılımcının Hak ve Yükümlülükleri
Katılımcının ilk
yükümlülüğü, sözleşme ile belirlenen esaslar dahilinde, emeklilik şirketi
nezdinde açılacak bireysel emeklilik hesabına katkı paylarını düzenli
ödemektir.Katılımcı, emeklilik sözleşmesinde yer alacak şartlar çerçevesinde,
katkı payının aynı şirkete ait birden fazla fon arasında paylaştırılmasına ve
emeklilik plan değişikliğine karar verebilir. Katılımcı bireysel emeklilik
hesabındaki birikimlerini başka bir emeklilik şirketine aktarılmasını talep
edebilir. Bu halde, şirket bildirimden itibaren en geç yedi iş günü içerisinde
talebi yerine getirmekle ve birikimlerle birlikte bu hesaba ilişkin bilgi ve
belgeleri aktarmakla yükümlüdür. Başka bir şirkete aktarım talebinde
bulunulabilmesi için, yapılan ilk emeklilik sözleşmesinin yürürlük tarihinden
itibaren en az bir yıl geçmesi gereklidir. Bu aktarım esnasında giriş aidatı
talep edilmez.
Katılımcı isterse yılda en
fazla dört kez emeklilik planlarını veya katkı payının fonlara dağılımını
değiştirebilir.Katılımcı emekliliğe hak kazanmadan önce bireysel emeklilik
sistemine katkıda bulunmaya ara verebilir. Emeklilik sözleşme süresi içinde
katılımcı herhangi bir anda veya sürekli iş göremezlik durumunun ortaya çıkması
halinde bireysel emeklilik sisteminden birikimlerini alarak çıkabilir.
Katılımcının ayrılma talebinde bulunması halinde bireysel emeklilik hesabındaki
birikimler emeklilik sözleşmesi hükümlerine göre ödenir.
D-BES’de Emeklilik
Emekliliğe hak kazanan
katılımcı, bireysel emeklilik hesabındaki birikimlerinin bir kısmının veya
tamamının defaten ödenmesini ya da yapacağı yıllık gelir sigortası sözleşmesi
çerçevesinde, kendisine maaş bağlanmasını talep edebilir.
Yıllık gelir sigortası; toplu veya belirli süreler içinde yapılan katkılara
göre sigortalının yaşaması halinde hemen veya belli bir süre sonra başlayan,
sigortalıya veya lehdarlarına ömür boyu
veya belirli süreler için yapılan düzenli ödemelerdir. Yıllık gelir sigortası
sözleşmesine göre belirlenen emeklilik maaşı, aylık, üçer aylık, altı aylık
veya yıllık olarak ödenebilir. Emeklilik hesabındaki birikimlerin bir kısmının
veya tamamının katılımcı bir kerede ödenmesini isterse, şirket yazılı
bildirimden itibaren 7 iş günü içinde ödeme yükümlülüğünü yerine getirmek
zorundadır.
III-BES’DEN
AYRILANLARIN VERGİLENDİRİLMESİ
A-Menkul Sermaye İradı
Ülkemizde bireysel emeklilik
sisteminin oluşturulmasına yönelik yasal düzenlemeden sonra, bireylerin sisteme
katılmaları dolayısıyla ödeyecekleri katkı paylarının vergi matrahlarının
tespitinde indirim konusu yapılması, katkı paylarının değerlendirileceği
emeklilik fonlarının kazançlarının vergilenmesi ve nihayet bireylerin sistemden
elde ettikleri gelirlerin vergilendirilmesine yönelik olarak, 28.06.2001 tarih
ve 4697 sayılı
Kanunla, Gelir
ve Kurumlar Vergisi Kanunlarında değişiklikler yapılmıştır.
4697 Sayılı Kanunun
5.maddesi ile 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanununun(G.V.K) 75’inci maddesine
eklenen ve 07.10.2001 tarihinden itibaren yürürlüğe giren bent şu şekildedir:
“Madde 75- Sahibinin ticari,
zirai veya mesleki faaliyeti dışında nakdi sermaye veya para ile temsil edilen
değerlerden müteşekkül sermaye dolayısıyla elde ettiği kâr payı, faiz, kira ve
benzeri iratlar menkul sermaye iradıdır.
Kaynağı ne olursa olsun aşağıda yazılı iratlar menkul sermaye iradı
sayılır:
……………………………………………,
15. Tüzel kişiliği haiz emekli sandıkları, yardım sandıkları ile
emeklilik ve sigorta şirketleri tarafından;
a) On yıl süreyle prim, aidat veya katkı payı ödemeden ayrılanlara
yapılan ödemeler,
b) On yıl süreyle katkı payı ödemiş olmakla birlikte bireysel emeklilik
sisteminden emeklilik hakkı kazanmadan ayrılanlar ile diğer sandık ve
sigortalardan on yıl süreyle prim veya aidat ödeyenlere ve vefat, malûliyet
veya tasfiye gibi zorunlu nedenlerle ayrılanlara yapılan ödemeler,
c) Bireysel emeklilik sisteminden emeklilik hakkı kazananlar ile bu
sistemden vefat, malûliyet veya tasfiye gibi zorunlu nedenlerle ayrılanlara
yapılan ödemeler.”
Yasa metninden anlaşıldığı
üzere, katılımcılardan toplanan katkı payı veya primlerin nemalandırılarak hak
sahibine geri ödenmesi esasına dayalı bireysel emeklilik sistemi kapsamında
elde edilen gelirler, menkul sermaye iradı olarak vergilendirilecektir.
Katılımcıların sistemde kalma süreleri ve ayrılma biçimleri elde edilen gelirin
niteliğini değiştirmemekte, daha sonra açıklanacağı üzere gelir üzerinden
yapılacak stopajın oranını etkilemektedir.
Belirli risklere karşı
yapılan ve riskin gerçekleşmesi halinde hak sahibine belirli bir ödeme
yapılmasını öngören birikimsiz sigorta poliçeleri kapsamında yapılan ödemeler
gelir vergisinin konusuna girmemektedir. Dolayısıyla, bu nitelikteki gelirlerin
Gelir Vergisi
Kanunu’nun 75. maddesi kapsamında menkul sermaye iradı olarak
değerlendirilmesi mümkün değildir.
Ölüm, maluliyet ve benzer
risklere karşı yapılan riziko teminatları ile birikimli teminatların aynı
poliçede gösterilmesi durumunda, söz konusu poliçenin birikimli teminata isabet
eden kısmı ile ilgili olarak yapılacak ödemeler menkul sermaye iradı olarak
değerlendirilecektir. Birikimler dışında, sadece riskin gerçekleşmesi halinde
yapılan ödemeler ise gelir vergisinin konusuna girmemektedir. Ölüm, maluliyet
ve benzer risklerin gerçekleşmesi halinde risk teminatına ilaveten sigortalıya
risk anındaki birikimlerinin değerinin ödenmesi veya birikim veya risk
teminatından yüksek olanın ödenmesi esasına dayalı poliçelerde ödeme riskin
gerçekleşmesine bağlı olarak yapılsa dahi,birikimli teminata isabet eden tutar
menkul sermaye iradı olarak değerlendirilecektir.
Örneğin; birikim veya risk
teminatından yüksek olanın ödenmesi esasına dayalı bir poliçe kapsamında,
riskin gerçekleştiği anda risk teminatının birikimden daha yüksek olması
halinde, ödenecek tutarın birikime isabet eden kısmı menkul sermaye iradı
olarak gelir vergisine tabi olacaktır. Risk teminatı ile birikim arasındaki
tutar ise gelir vergisine tabi olmayacaktır. Ancak riskin gerçekleştiği anda
birikim tutarının daha yüksek olması halinde ödenecek tutarın tamamı menkul
sermaye iradı olarak değerlendirilecektir.
B-İstisna Uygulaması
Bireysel emeklilik
sisteminden katılımcılara ödenecek
gelirlerin bir kısmı GVK’nun 22.inci maddesinde yapılan düzenleme ile gelir
vergisinden istisna edilmiştir.Yapılan düzenlemeye göre; Bireysel emeklilik sisteminden emeklilik hakkı kazananlar ile bu
sistemden vefat, malûliyet veya tasfiye gibi zorunlu nedenlerle ayrılanlara yapılan
ödemelerin % 25'i gelir vergisine tabi olmayacaktır. BES’den elde edilen
gelirlerin vergilendirilmesinde esas olan ve aşağıda açıklanan stopaj yoluyla
vergileme, %25 oranındaki istisna
düşüldükten sonra kalan tutar üzerinden yapılacaktır.
BES’den 10 yılı doldurmadan
ayrılanlar ile 10 yıl geçmiş olmasına rağmen emekli olmadan ayrılanlar için istisna
uygulaması söz konusu değildir. Bu durumda olan katılımcılara sistemden ödenen tutarın
tamamı üzerinden, tevkifat esasına göre vergi tahakkuk ettirilecektir.
C-Gelir Vergisi Tevkifatı
BES’den yapılan ödemelerin
vergilendirilmesinde tevkifat (stopaj) esası geçerlidir. Gelir Vergisi
Kanunu’nun 86/1-a bendi ile, BES vasıtası ile elde edilen menkul sermaye
iratları için yıllık beyanname verilmemesi, diğer gelirler için beyanname
verilmesi halinde ise bu gelirlerin
beyannameye dahil edilmemesi esası getirildiğinden, Gelir Vergisi Kanunu’nun 94. maddesi kapsamında yapılan
tevkifat nihai vergileme olmaktadır.
Bakanlar Kurulu GVK’nun tanıdığı
yetki uyarınca aldığı 10.12.2003 tarih ve 2003/6577
sayılı Karar ile, 01.01.2004 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere,
BES’den çeşitli nedenlerle ayrılanlara yapılacak ödemelere uygulanacak gelir
vergisi tevkifat oranlarını aşağıdaki şekilde belirlemiştir
Bireysel emeklilik ile diğer
sigorta şirketlerince;
-10 yıl süreyle prim, aidat veya
katkı payı ödemeden ayrılanlara yapılan ödemelerden % 15,
- 10 yıl süreyle katkı payı ödemiş
olmakla birlikte bireysel emeklilik sisteminden emeklilik hakkı kazanmadan
ayrılanlara yapılan ödemelerden % 10,
-Bireysel emeklilik sisteminden
emeklilik hakkı kazananlar ile bu sistemden vefat, maluliyet veya tasfiye gibi
zorunlu nedenlerle ayrılanlara yapılan ödemelerden %5,
oranında gelir vergisi tevkifatı yapılacaktır. Burada, Gelir Vergisi
Kanunu’nun 22. maddesine göre gelir vergisinden
istisna edilen tutar düşüldükten sonra kalan kısım üzerinden stopaj yapılacağı unutulmamalıdır. Emeklilik ve sigorta
şirketleri, bireysel emeklilik sözleşmesi dolaysıyla yaptıkları ödemelerden
(istisna edilen tutar hariç) gelir vergisi stopajı yaparak bunu vergi dairesine
beyan etmekle yükümlüdürler.
IV-BES’NDEN SAĞLANAN GELİRLERİN VERGİLENDİRİLMESİNDE YAŞANAN
SIKINTI
GVK’nun 75.inci maddesinde; “Sahibinin ticari, zirai veya mesleki
faaliyeti dışında nakdi sermaye veya para ile temsil edilen değerlerden
müteşekkül sermaye dolayısıyla elde ettiği kâr payı, faiz, kira ve benzeri
iratlar menkul sermaye iradı……” olarak tanımlanmıştır. Yapılan bu yasal
düzenlemeye göre; bir gelir unsurunun
menkul sermaye iradı olarak nitelendirebilmesi için, elde edilen gelirin
ticari, zirai veya mesleki faaliyet dışında ve nakdi sermaye veya para ile
temsil edilebilen değerler vasıtası ile kâr payı, faiz, kira veya bunlara
benzer şekilde elde edilmiş olması gerekmektedir.
Yasada yapılmış olan bu tanımdan
yola çıkarak, sermaye karşılığında herhangi bir değer elde edilmiyorsa menkul
sermaye iradının söz konusu olamayacağını söylemek mümkün.Kanun koyucu gelirin
faiz, kar payı, kira veya benzeri şekilde elde edilmesini düzenlemiştir. “Benzeri iratlar” ifadesi faiz, kar
payı, kira dışında, her ne isim altında gelir elde ediliyorsa onu ifade
edecektir. Sağlanan bir menfaat bile menkul sermaye iradı olarak telakki
edilecektir.[3]
Bireysel Emeklilik
Sisteminde, üyelerin katılım payları üzerinden azami %8 oranını aşmamak kaydıyla
yönetim gideri kesintisi ile Fonun net varlık değeri üzerinden hesaplanan azami
günlük %0,0010 oranında fon işletim gideri kesintisi gibi kesintiler
yapılmaktadır.
Sisteme dahil olanlar
tarafından yapılan katkı payı ödemelerinden yukarıda belirtilen kesintiler
yapıldıktan sonra kalan tutarlar, emeklilik şirketlerinin kurmuş oldukları
fonlarda; vadeli-vadesiz mevduat,borçlanma araçları (ters repo dahil) ile hisse
senetleri, kıymetli madenlere ve gayrimenkule dayalı varlıklar, repo işlemleri,
vadeli işlem ve opsiyon sözleşmeleri, Yatırım fonu katılma belgeleri v.b
yatırım araçları üzerinde işlem
yapılarak değerlendirilmektedir.
BES’nden kendi isteği ile
veya emeklilik, vefat, maluliyet v.b sebeplerle ayrılanlara yapılan ödemlerin
vergilendirilmesinde dikkat edilmesi gereken önemli konu, emeklilik ve sigorta
şirketlerine yatırılan prim, aidat ve katkı tutarlarının sağladığı “iratlar”
değil bu kurum ve kuruluşlar tarafından katılımcılara yapılan ödemelerin
tamamının “menkul sermaye iradı” olarak dikkate alınmış olmasıdır.[4]
BES’ne katılan bir şahsa belli bir süre sonra sistemden çeşitli sebeplerle
çıkması nedeniyle ödenen tutar ile Bankaya belli bir süreliğine yatırılan ve
vade sonunda çekilen tutar birbirine benzemektedir. Her iki tutarda anapara ve
elde edilen artı değerden(faiz,kar payı v.b) oluşmaktadır. Ancak, mevduat
faizinde sadece elde edilen faiz üzerinden stopaj yapılırken , BES’nde yapılan
ödemenin tamamı üzerinden yani sistemden çıkılan tarihe kadar ödenen katkı
payları ile bu katkı paylarının değerlendirilmesi sonucu ortaya çıkan artı değerin
toplamı(istisna söz konusu ise düşüldükten sonra) üzerinden stopaj yapılmaktadır.[5]
Gelir Vergisi Kanunu’nun
75.inci maddesinde belirtildiği üzere, vergilendirme konusu matrah sermaye
değil elde edilen kar payı, faiz, kira v.b iratlardır. Mevduat Faizi, Repo v.b
menkul sermaye iratlarında olduğu gibi Bireysel Emeklilik Sözleşmesi dolaysıyla
katılımcılara yapılan ödemelerde de sadece katılımcının elde ettiği kar payının
stopaja tabi tutulması gerekmektedir.Uygulanmakta olan vergilendirme sistemi, sermayenin
vergilendirilmesi sonucunu doğurma yanında, Bireysel Emeklilik Sisteminin yaygınlaşması
ve gelişmesinin önünde bir engel olarak durmaktadır.
V-SONUÇ
Bireysel
Emeklilik Sistemi’nden çeşitli nedenlerle ayrılan katılımcılara yapılan ve Gelir
Vergisi Kanunu’nun 75.inci maddesi uyarınca “Menkul Sermaye İradı” olarak kabul
edilen ödemeler,diğer menkul sermaye iratlarının aksine sermeyenin (anaparanın)
vergilendirilmesi sonucunu doğuracak bir şekilde vergilendirilmektedir. Kanun
koyucunun iradesi, gelirin faiz, kar payı, kira veya benzeri şekilde elde
edilmesi halinde menkul sermaye iradının doğacağı şeklinde iken, emeklilik ve
sigorta şirketlerine yatırılan prim, aidat ve katkı tutarlarının sağladığı
“iratlar” değil bu kurum ve kuruluşlar tarafından katılımcılara yapılan
ödemelerin tamamı(anapara ve iratlar), “menkul sermaye iradı” olarak dikkate
alınarak bu tutar üzerinden(istisna düşüldükten sonra) stopaj yapılmaktadır.
GVK’nun 75.inci
maddesinde sayılan diğer gelirlerin vergilendirilmesinde faiz,kar payı, kira
v.b iratlar dikkate alınırken BES’den ayrılanlara yapılan ödemelerin tamamı
üzerinden stopaj yapılması vergide adalet ve eşitlik ilkesine aykırı olduğu
gibi GVK’nun “gelirin vergilendirilmesi”ni
esas alan temel mantığına da uymamaktadır.Devlete ait sosyal güvenlik
kuruluşlarının yetersiz kaldığı sosyal güvenlik alanında, önemli bir işlev
yerine getiren BES’nin gelişmesini ve büyümesini önleyen unsurlardan birisin de
mevcut vergi uygulaması olduğu göz önünde bulundurularak, adaletsizliğe yol
açan mevcut vergilendirme sisteminin düzeltilmesi ve sermayenin
vergilendirilmesi yerine diğer menkul sermeye iratlarında olduğu gibi “iradın”
vergilendirilmesine yönelik bir değişikliğin yapılması gerekmektedir.
(*)
YAKLAŞIM DERGİSİ, KASIM 2005
SAYISINDA YAYIMLANAN YAZI
[1]
http://www.egm.org.tr/BESgostergeler.htm
[2]
http://www.egm.org.tr/BES_tanim1.asp
|