|
07 Kasım 2005
Levent
GENÇYÜREK
Maliye Başmüfettişi
9
Eylül Üniversitesi İşletme Fak. Öğretim Görevlisi
gencyurek@yahoo.com
Kimsesiz Çocuklar ve Vergi Muafiyeti
(*)
Sosyal Hizmetler ve
Çocuk Esirgeme Kurumu'na bağlı Malatya Çocuk Yuvası'nda barınan 0-6 yaş
grubundaki çocuklara yapılan işkence
görüntüleri, yurt ve yuvalarda yaşayan çocukların sorunlarını bir anda gündemin
bir numaralı konusu haline getirdi. Hemen her kesimin fikir beyan ettiği ve
çözüm önerilerinde bulunduğu bu konuda, olayın önemli bir boyutu olan olan
ekonomik ve vergisel yönünü ele almaya çalışacağız.
Kimsesiz çocukların
yetişme ve topluma kazandırılma projesi içersinde, “bu çocukların aile ortamı
içersinde yaşaması ve anne baba sevgisi ile geleceğe hazırlanması” fikrini çoğu
kimse yüksek sesle söylemeye cesaret edemiyor. Çünkü bu konuda toplumsal bir
anlayış eksikliğimiz var.
Amerika’da
kiraladığımız eve komşu ailenin, 3 çocuğundan birisinin üvey olduğunu
öğrendiğimizde, karmaşık duygular içersinde büyük bir şaşkınlık geçirmiştik.
Çoçuğu olan bir insan niye böyle bir şey yapar? Sorusu karşısında komşumuz olan
Amerikalı aileden aldığımız yanıt çok basitti.. “Ekonomik durumum 4-5 çocuğa bakmamı sağlayacak seviyede.
Sadece
kan bağı ile bağlı olduklarıma değil diğer insanlara karşıda sorumluluklarımın
olduğunu düşünüyorum. Ne güzel büyüyüp gidiyorlar.
Unutmadan söyleyeyim en
akıllısı da üvey çocuğum.” Kimsesiz çocukların sorunlarının çözülmesi
çabalarına, “ekonomik durumu ne olursa
olsun sadece çocuğu olmayanlar evlat edinir” düşüncesini toplumsal olarak
terketmekle başlasak mı?
Kimsesiz çocukların
geleceğe hazırlanması konusunda Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu
vasıtası ile devletin yapması gerekenler ile bu kurumun parasal imkanları ve
bütçeden ayrılan payın yetersizliği, günlerdir konuşuluyor. Biz tablonun diğer
tarafına bakalım istedik. Acaba kişi veya kurumlar olarak, kimsesiz çocukların
daha iyi bir geleceğe hazırlanması konusunda maddi açıdan neler yapabiliriz?
2828 Sayılı Sosyal
Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanunu’nuna göre kurulan Döner Sermayeler,
Kurumun temel ve sürekli görevlerini yerine getirmesinde önemli bir işlev
görmekte. Döner Sermayelerin kaynağı, Kurum bütçesine bu amaçla konulacak
ödenekler ve döner sermaye faaliyetlerinden elde edilecek karlar yanında bağış
ve yardımlardan oluşmakta.
Sosyal Hizmetler ve
Çocuk Esirgeme Kurumu Kanunu’nun 20 inci maddesine göre, Kuruma ve bağlı kuruluşlarına
yapılacak her türlü bağış, yardım ve vasiyetler vergi, resim ve harçlardan
muaftır. Bağış, yardım ve vasiyetlerin kullanılmasında bağış, yardım ve vasiyet
yapanların koydukları ve kanunlara göre geçerli sayılan kayıtlara ve şartlara
uyulur. Diğer taraftan, Gelir veya Kurumlar Vergisi mükellefleri tarafından
Kurum ve kuruluşlarına makbuz karşılığında yapılacak nakdi bağışların tamamı, yıllık beyanname ile bildirilecek
gelirlerden ve Kurum kazancından indirilir.
Bağış ve yardımın yabancı para ile yapılması halinde,
bağış ve yardımın yapıldığı tarihteki Merkez Bankası döviz alış kuruna göre
hesaplanan TL karşılığı indirim olarak dikkate alınır. Yapılacak bağış ve
yardımların indirim konusu olması bunların makbuz karşılığında yapılmasına
bağlıdır. Ayrıca, Kurumun banka hesabına bağışın yatırıldığına ilişkin dekont
da, bağış ve yardımın vergi matrahından
düşülmesi için yeterlidir.
Bağış ve yardımların
kazançtan indirmesinde önemli bir husus, indirilebilecek bağış ve yardımın
yıllık kazanç veya gelirle sınırlı olduğudur. Bir mükellef, yıl içersinde elde
ettiği gelir veya kazancını aşan tutarda bağış veya yardımda bulunur ise, o
sene hiç vergi ödemez. Ancak, artan bağış veya yardımı bir sonraki yıl
kazancından indirmek üzere devredemez.
Söz
gelişi, 2005 yılı kazancı 50.000 YTL olan bir
Şirket, İzmir Karşıyaka Çocuk Yuvasına 10.000 YTL nakit bağışta bulunursa, bu
bağışın kazançtan düşülmesi sonucu kalan 40.000.YTL üzerinden vergi
hesaplanacağı için, (vergi oranı %30) 2006 yılında 3.000 YTL daha az kurumlar
vergisi ödeyecek. Bu şirket 2005 yılı içersinde 60.000 YTL bağışta bulunursa
2006 yılında kurumlar vergisi ödemeyecek, ancak indiremediği 10.000 YTL
tutarındaki bağışı bir sonraki yıla aktararak
indirim konusu yapamayacaktır.
Burada önemli bir eksikliğe dikkat çekmek gerekir. Kanuna
göre, Sosyal Hizmetler ve
Çocuk Esirgeme Kurumu’na sadece nakdi olarak yapılan bağış ve yardımlar
için vergi avantajı söz konusu. Ayni (mal ve hizmet şeklinde) olarak yapılan
bağış ve yardımların vergi matrahından indirilmesi mümkün değil. Nakdi olarak
bağış yapanlar vergi avantajından yararlanırken, ürettiği veya pazarladığı
ürünleri Kuruma bağışlayanların bundan mahrum edilmesinin mantığını anlamak
mümkün değil. Yapılacak yasal bir düzenleme ile, nakdi bağışlar yanında mal ve
hizmet olarak yapılan bağış ve yardımların da vergi matrahından indirilebilmesi
imkanının sağlanması, Kurumun yetersiz olan ekonomik imkanlarının, gerçek ve
tüzel kişilerin katkıları ile artırılması yolunda önemli bir adım olacaktır.
İmkanlarımız ölçüsünde yuva ve yurtlara bağışta
bulunarak, en azından kimsesiz çocukların topluma kazandırılması ve onlara iyi
bir gelecek hazırlanması konusunda herşeyi Devletten bekleme kolaycılığından
kurtulmak, iyi bir fikir değil mi?
(*)
Gözlem
Gazetesi, 5-11 Kasım 2005
|