|
14 Kasım 2005
Levent
GENÇYÜREK
Maliye Başmüfettişi
9
Eylül Üniversitesi İşletme Fakültesi Öğretim Görevlisi
gencyurek@yahoo.com
Sosyete Pazarları!
(*)
Daha düne kadar, dar ve orta gelirli vatandaşlarımızın ucuz ve taze sebze
ve meyva yanında aradıkları bir çok şeyi buldukları için tercih ettikleri “Semt
Pazar”ları, son günlerde ilginç bir tartışamanın ana konusu haline geldi. Gelir
düzeylerinin yüksekliği yanında kendilerine özgü yaşama biçimleri nedeniyle
“Sosyete” olarak adlandırılan topluluğun özellikle tekstil ürünlerinin
bulunduğu “Semt Pazar”larına olan
ilgisi! “Sosyete Pazarı” kavramını, günlük yaşantımızın bir parçası haline getirdi.
Bir birine çok uzak görünen Semt Pazarı ile Sosyete kavramının, biraz da
medyatik bir şekilde bir arada kullanıldığı bir konuda, yorum yapmak ve düşünce
üretmek zor bir iş. Gelir dağılımının bozuk olduğu, insanların aş ve iş peşinde
koşturduğu bir ekonomik ortamda, pazarların taze ve kaliteli ürünleri, daha
ucuz fiyata tüketiciye ulaştırma konusundaki başarıları bilinen bir
gerçek.Diğer taraftan, yüksek kira yanında vergi stopajı gibi yasal
yükümlülükler yüzünden Pazar yerleri dışında faaliyet gösteren esnafın ekonomik
durumu da ortada. Her iki kesim arasında ortaya çıkan haksız rekabetin
önlenmesi gereği de açık.
Semt Pazarları, toplumsal yaşamımızın vacgeçilmez unsurlarından
birisi. Sadece İstanbul’da 30 bin kayıtlı 30 bine yakın da kayıt dışı pazarcı
esnafının olduğu biliniyor. Türkiye genelinde bu sayı, 300 bine ulaşmış durumda.
Semt
pazarlarını kaldırmanın yaratacağı sosyal, siyasal ve ekonomik sonuçlar göz
önüne alındığında, Pazar yerleri dışında faaliyet gösteren esnaf ve tüccarın
karşı karşıya olduğu rakabet eşitsizliğinin ortadan kaldırılması ve tüm hukuk
kurallarının Pazar yerleri için de geçerli olması en iyi çözüm olarak
görülmeli.
Semt Pazarları ile ilgili olarak yapılan eleştirilerin büyük bir
çoğunluğu “kayıt dışı”lık üzerine olduğundan, bu kesimden nasıl vergi alınıyor?
Önce
buna bir bakalım. Sonrada çözüm önerileri.
Vergi Kanunlarımıza göre, büyükşehir belediye sınırları içersinde
(Erzurum
ve Diyarbakır hariç) mal alım-satımı ile uğraşanlar gerçek usulde gelir vergisi
mükelllefi sayılırlar. Buna göre, başta İstanbul, Ankara ve İzmir olmak üzere
Büyükşehir belediye sınırları ve mücavir alanlarda pazarcılık yapanlar, Gelir
Vergisi Kanununa göre gerçek usulde vergilendirilir.
Gerçek usulde vergilendirilme, yapılan alım satım faaliyeti sonucu doğan
ticari kazancın tutulan defter ve belgelere göre hesaplanması anlamına
gelir. Büyükşehir belediye sınırları içersinde kurulan semt pazarlarında mal
alım satımı ile uğraşan tüm pazarcı esnafı, kanunlarla belirlenmiş olan
defterleri tutma yanında, yapılan her alış-veriş için belge düzenlemekle
yükümlüdür.
Semt Pazarlarının vergilendirilmesinde dikkati çeken en önemli konu belge
düzenidir. İlk öğretimin yürütüldüğü okullarda bulunan kantinler bile yazar
kasa
fişi kullanırken, önemli bir ticaret hacmine ulaşan pazarlardaki belge
düzensizliğini vatandaş olarak anlamak mümkün değil. Pazar yerlerinde alış-veriş
konusu olan malların değer ve miktar olarak düşüklüğünü ve pazarların
kendilerine has özelliklerini ileri sürerek buralarda belge düzenlenmesinin
fiilen zor olduğunu iddia edenlere, bakkaldan satın alınan bir adet ekmek için
bile yazar kasa fişi kesildiğini hatırlatmak gerekir.
Pazar yerlerinde belge düzeninin oturtulması ile ilgili yeni ve mantıklı
fikirlerin tartışılması gereği bir yana, bugün itibariyle geçerli olan yasalara
göre Pazar yerlerinde yapılan ve 480 YTL yi aşan her satış için fatura, bu
tutarın altında olanlar içinse perakende satış fişi veya yazar kasa fişi
düzenlenmesi yasal bir zorunluluk.Satışlarında perakende satış fişi veya yazar
kasa fişi düzenlemeyen pazarcı esnafına, düzenlenmeyen her bir belge için 118
YTL Özel Usulsüzlük Cezası kesilir.
Ekonomik faaliyet içersinde bulunan tüm aktörlerin belge düzenine uyması
sağlıklı bir vergilendirmenin temelini oluşturmaktadır. Çeşitli yönlerden
eleştirilip, uygulanabirliği tartışılsa da mevcut yasal düzenlemeler her kesim
için geçerlidir. Vergide adalet ve eşitliği sağlamak yanında rekabet
eşitsizliğini ortadan kaldırmak bu şekilde mümkün olabilir. Hem satıcılar hem de tüketiciler için
giderek avantajlı hale gelen Pazar yerlerinin sağlıklı olarak faaliyetlerine
devam etmeleri, belge düzenine uygun ve adil bir vergileme sistemi ile mümkün.
Teknik ve yapılan işin özelliğine
bağlı sorunlar olmasına rağmen geçerli olan yasalara göre, Pazar yerlerinde
belge düzeninin kurulması ve tüm alış-verişler için fatura veya fiş
düzenlenmesinin sağlanması şart. Şehrin en gelişmiş semtlerinde kurulan ve
kredi kartını geçerli olduğu Pazar yerlerinde, belge düzeninin sağlanması için
büyük bir çabaya gerek yok. Konunun ciddi olarak ele alınması, şahsi veya
kurumsal çıkarların bir tarafa bırakılması ve Maliye Bakanlığı ile Ticaret ve Esnaf Odaları ve Belediyeler’in koordineli çalışması ile bu
sorunun aşılması mümkün.
Esnafın “Ülke kalkınmasında anahtar çözüm” olması ,ancak adil ve
uygulanabilir bir vergi sistemi ve rekebet eşitsizliğine yol açan tüm
unsurların ortadan kaldırılması ile mümkün. “Sosyete Pazarı” değil,belge
düzeninin oturduğu,gelir durumu ne olursa olsun herkesin kayıt içersinde alış-veriş yaptığı “Semt Pazarları” istiyoruz.
(*)
Gözlem
Gazetesi, 12-18 Kasim 2005 Sayısında Yayımlanan Yazı
|