|
16
Kasım 2005
MÜCBİR SEBEP
HALİNİN DEFTER VE BELGE İBRAZ YÜKÜMLÜLÜĞÜNE ETKİSİ
(*)
I-GİRİŞ:
Mükellefin iradesi dışında gelişen ve
olağanüstü durum arzeden gelişmeler hiç şüphe yok ki mutad işlem olarak kabul
edilemeyecektir. Mükelleflerin kamu harcamalarına mali güçleri oranında katılma
zorunluluğu ancak bazı ödevleri yerine getirmesiyle mümkündür.
Bu bağlamda Vergi
Usul Kanunu mükellefin ödevlerini yerine getirmede usulsel bazı düzenlemeler
yapmıştır. Bu şekli ve usulsel ödevler aynı kanunun ikinci kitabında “mükellefin
ödevleri”başlığı altında sayılmaktadır.Başlıca ödevler ise; işe başlama-işi
bırakma bildirimi, defter tutma ve tasdiki ve en önemlisi defter ve belgelerin
muhafaza ve ibrazıdır.
Hernekadar mükellefin bu ödevlerini mütemadiyen yerine getirmesi şart
olsada bazı özel/olağanüstü durumlar buna engel teşkil edebilir. Kanun koyucu
bunları düşünerek Vergi Usul Kanununun 13’üncü maddesinde mücbir sebep
hallerini düzenlemiş ve sonraki maddelerde de kolaylaştırıcı tedbirler öngörmüştür.Bu
kolaylaştırıcı etkenlerin mükellefin asli ödevi olan defter ve belge ibraz
yükümlülüğüne etkisini danıştay kararları çerçevesinde ele alarak incelemek
makalemizin konusunu oluşturmaktadır.
II-DANIŞTAY KARARLARI ÇERÇEVESİNDE
HUKUKİ YAKLAŞIM:
Mali güce göre vergilendirme Anayasanın ve
Vergi hukukunun temel ilkesidir.Mükelleflerin doğru vergi beyan edip
etmediklerinin tespiti ancak yapılacak vergi incelemesi ile ortaya
çıkarılabilmektedir.Bunun da ancak mükelleflerin tuttukları defter ve
belgelerin mali idareye ibrazı ve incelemesi ile mümkündür.Bazı art niyetli
mükelleflerin vergi incelemesi sırasında ellerindeki defter ve belgeleri yakmak
suretiyle yok etmek ve ibraz ödevini etkisiz hale getirmek istemektedir. Mükelleflerin
artniyetli bu davranışı gazete ilanı vermenin yanında itfaiye raporu da tanzim
ettirilmek suretiyle resmileştirilmekte ve bu yasadışı eyleme kılıf
bulunmaktadır. Ticari hayatta sıkça karşılaşılan bu durum nedeniyle mali idare
ile mükellef yargılık olmakta ve olay yargıca sonuçlandırılmaktadır.Danıştayca
farklı tarihlerde verilen kararlar ışığında mücbir sebep halinde defter ve
belge ibraz ödevinin yerine getirilmesi meselesine hukuksal yaklaşımda
bulunulmuştur.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 13’üncü maddesi mücbir sebep hallerini
düzenlemiştir.Buna göre mücbir sebep;
1.
Vergi ödevlerinden herhangi birinin yerine getirilmesine engel olacak derecede
ağır kaza, ağır hastalık ve tutukluluk;
2. Vergi ödevlerinin yerine
getirilmesine engel olacak yangın, yer sarsıntısı ve su basması gibi afetler;
3. Kişinin iradesi dışında vukua
gelen mecburi gaybubetler;
4.
Sahibinin iradesi dışındaki sebepler dolayısıyle defter ve vesikalarının
elinden çıkmış bulunması gibi hallerdir.
13'üncü maddede yazılı mücbir
sebeplerden herhangi birinin bulunması halinde bu sebep ortadan kalkıncaya
kadar süreler işlemez. Bu takdirde tarh zamanaşımı işlemeyen süreler kadar
uzar. Bu hükmün uygulanması için mücbir sebebin malum olması veya ilgililer
tarafından ispat veya tevsik edilmesi lazımdır.Aynı kanunun 373’üncü maddesinde
de “ Bu kanunda yazılı mücbir sebeplerden herhangi birinin vukua geldiği malum
ise veya tevsik ve ispat olunursa vergi cezası kesilmez”demektedir.
Mücbir sebep nedeniyle vergi inceleme
elemenına ibraz edilmeyen alış belgeleri nedeniyle yüklenilen katma değer
vergilerinin mali idarece reddedilerek tarhiyat yapılması üzerine yargıya
intikal eden uyuşmazlıkla ilgili yargının çeşitli tarihlerde verdiği kararlar
aşağıya alınarak meseleye yaklaşımda uygulayıcılara fikir vermesi
amaçlanmıştır.
KARAR 1:
Özet:Su baskını
nedeniyle zayi olan alış faturalarında yer alan katma değer vergisinin indirim
konusu yapılabilmesi için, söz konusu vergilerin faturalarda gösterildiğinin
yükümlüler tarafından kanıtlanması gerektiği Hk.
Yükümlü
şirketçe 1989 yılına ait defterlerinin su baskınına uğradığı öne sürülerek
incelemeye ibraz edilmemesi üzerine indirim konusu yaptığı katma değer
vergilerinin kabul edilmeyeceği hususunda düzenlenen inceleme raporuna dayanılarak
adına düzenlenen inceleme raporuna dayanılarak adına aynı yılın Ağustos dönemi
için kaçakçılık cezalı katma değer vergisi salınmıştır.
Ankara 1'nci Vergi Mahkemesi
Tarih:21.03.1994
E: 1993/920,
K: 1994/225 sayılı kararlarıyla
inceleme
raporunda defterlerin okunamaz durumda olması nedeniyle 1989 yılına ait katma
değer vergisi matrahlarının, 1988 ve 1989 yılları kurumlar vergisi
beyannamelerine ekli bilançolarda gösterilen ve yapımı üstlenilen taahhüde
bağlı işler için yapılan harcama tutarları esas alınarak hesaplandığı, bu
haracamaların birden fazla yıla yayılan inşaat işine ait olması ve yıldan yıla
devretmesi sebebiyle 1990 yılına kaymış olabileceği, inceleme elemanınca
şirketin 1990 yılı hesapları da incelenmek suretiyle gerçek durumun ortaya
çıkarılması olanaklı iken bu yola gidilmediği, bu nedenle sağlıklı bir
incelemeye dayandırılmadan yapılan takdir ve tarhiyatta yasaya uyarlık
bulunmadığı gerekçesiyle cezalı tarhiyat” kaldırılmıştır.
Danıştay Onbirinci Dairesi
Tarih:
18.05.1995
E: 1995/1821,
K:
1995/1538 sayılı kararıyla
213 Sayılı Vergi
Usul Kanunu'nun 30'uncu maddesinde re'sen vergi tarhının tanımlandığı, 3065
Sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 29/1-a ile 34/1'inci maddesi hükümleri
karşısında katma değer vergisinin indirim konusu yapılabilmesi için indirim
konusu yapılacak verginin fatura veya benzeri belgeler için gümrük makbuzu
üzerinde ayrıca gösterilmesi ve sözkonusu belgelerin kanuni defterlere
kaydedilmiş olması gerektiği, olayda uyuşmazlık dönemine ait defter ve belgelerin
su baskınına uğramadığının tesbiti için mahkemeye başvurulduğu anlaşılmakta
olup, mahkemece konunun bilirkişiye sevk edilmesi ve sadece bilirkişi raporu
düzenlenmiş olması olayın mücbir sebep kapsamında değerlendirilmesini
gerektirmeyeceği, ancak defter ve belgelerin su baskınına uğramış olmasının da
ibraz yükümlülüğünü ortadan kaldırmaya dayanak sayılabilecek hukuki bir neden
olarak düşünülemeyeceği, zira ticari icaplara göre emtia satın aldığı kişi veya
kuruluşları tanımak ve bilmek durumundaki alıcının, gereli girişimleri yaparak
emtia alımına ilişkin belgelerin mevcudiyetini ispat olanağına her zaman sahip
bulunduğu, bu durumda ispat külfeti kendisine düşen yükümlüler tarafından ibraz
edilebilen fatura ve benzeri vesikalara ilişkin katma değer vergisinin indirim
konusu yapılabileceği, aksi halde indirimlerin kabul edilemiyeceği, defter ve
belgelerin incelemeye ibraz edilmemesi halinde somut bir belgeye
dayandırılmadan indirim konusu yapılan katma değer vergisinin varlığını kabulün
yazılı belge sisteminin amacına uygun düşmeyeceği, tarhiyatın onanması
gerekirken kaldırılmasında isabet görülmediği gerekçesiyle mahkeme kararını
bozmuştur.
Bozma kararına uymayan Ankara 1'inci Vergi Mahkemesini 26.09.1995 gün ve
E: 1995/815, K: 1995/1406 sayılı kararıyla;davanın kabulü ile cezalı tarhiyatın
kaldırılması yolundaki kararında direnmiştir.
Danıştay
Vergi Dava Daireleri Genel Kurulu
Esas No: 1996/64
Karar No: 1996/121
Kanun: 3065 29,34
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren
Danıştay Vergi Dava Daireleri Genel Kurulu'nca, dosyadaki belgeler
incelendikten sonra gereği görüşüldü:
1989 yılına ait
defterlerin su baskınına uğradığı öne sürülerek incelemeye ibraz edilmemesi
üzerine indirim konusu yapılan katma değer vergisinin kabul edilemeyeceği
hususunda düzenlenen inceleme raporuna dayanılarak yükümlü adına aynı yılın
Ağustos dönemi için salınan kaçakçılık cezalı katma değer vergisini kaldıran
vergi mahkemesi direnme kararı Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından temyiz
edilmiştir.
213 Sayılı Vergi
Usul Kanunu'nun 30'uncu Maddesinde "re'sen vergi tarhı" tanımlanmış,
aynı maddenin 3. bendinde bu kanuna göre tutulması mecburi olan defterlerin
hepsi veya bir kısmının tutulmamış veya tasdik ettirilmemiş veya vergi
incelemesi yapmaya yetkili olanlara herhangi bir sebeple ibraz edilmemiş olması
halinde maddi delillerin bulunmadığının kabul edileceği belirtilmiştir.
Maddede, defter ve belgelerin hangi nedenle olursa olsun ibraz edilmemesi
re'sen takdir sebebi sayılmıştır. Dönem defter ve belgelerini inceleme
elemanına ibra etmeyen kurum hakkında re'sen takdire başvurulmasında bu nedenle
yasaya aykırılık bulunmamaktadır.
Uyuşmazlığın
esası, defter ve belgelerini su baskınına uğradığı için sunmayan kurumun katma
değer vergisi indirimlerinin hangi koşullarla kabul edileceği ile ilgilidir.
3065 Sayılı Katma
Değer Vergisi Kanunu'nun 29'uncu Maddesinin 1/a bendinde, mükelleflerin
yaptıkları vergiye tabi işlemleri üzerinden hesaplanan katma değer vergisinde
kanunda aksine hüküm olmadıkça faaliyetlerine ilişkin olarak kendilerine
yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve
benzeri vesikalarda gösterilen katma değer vergisini indirebilecekleri aynı
Kanun'un 34'üncü Maddesinin 1'inci bendinde, yurt içinden sağlanan veya ihmal
olunan mal ve hizmetlere ait katma değer vergisinin alış faturası veya benzeri
vesikalar ve gümrük makbuzu üzerinde ayrıca gösterilmek ve bu vesikalar kanuni
defterlere kaydedilmek şartıyla indirilebileceğihüküm altına alınmıştır.
Bu hükümler
karşısında, katma değer vergisinin indirim konusu yapılabilmesi için indirim
konusu yapılabilmesi için indirim konusu yapılacak verginin, fatura veya
benzeri belgeler ile gümrük makbuzu üzerinde ayrıca gösterilmesi ve sözkonusu
belgelerin kanuni defterlere kaydedilmiş olması gerekmektedir. Öngörülen bu
koşullarla vergilendirmeye belge düzeninin yerleştirilmesi amaçlanmıştır.
Dosyadaki
belgelerin incelenmesinden; vergisi uyuşmazlığa konu olan yıla ilişkin defter
ve belgeleri inceleme elemanın 4.6.1991 günlü ve 907/35-33 sayılı yazısı ile
istenen kurumun 19.06.1991 günlü bir yazıya Beyoğlu 3'üncü Sulh Hukuk
Hakimliği'nce 12.06.1991 gününde düzenlenen D.İşl. 1991/126 sayılı tensip
tutanağı ile bilirkişi raporunu ekleyerek inceleme elemanına gönderdiği,
bilirkişi raporunda ise kurumun:... ... ... Caddesi..... Sokak'taki depposunu,
binanın üst katındaki bir dairede şehir suyu musluklarının açık bırakılmasından
dolayı 9.6.1991 gününde su bastığı, depoda bulunan defter ve belgelerin
ıslanmış ve yarı okunamaz hale geldiğinin saptandığı görülmektedir. Yükümlünün
inceleme elemanına gönderdiği 19.06.1991 günlü yazının düzenlendiği tarihte
henüz Beyoğlu 3. Sulh Hukuk Hakimliği'nce söz konusu dosya üzerinde tesbit
kararı verilmediği anlaşılmaktadır. Ancak, Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca
temin edilecek dosyaya sunulmuş bir zayi belgesi de bulunmamaktadır.
Türk Ticaret
Kanunu'nun 68'inci Maddesi'nin son fıkrası uyarınca alınmış bir zayi belgesi
bulunduğu takdirde yüümlüden defter ve belgelerini ibraz ederek alış
belgelerini defterlerine kaydettiğini belgelemesi beklenemezse da böyle bir
belgenin varlığı, katma değer vergisi indirimleri kabul edilmeyen yükümlüyü,
indirim uygulama koşullarından ikinci olan, "indirim konusu yapılan
vergilerin alış belgelerinde ayrıca gösterilmiş olmasını" kanıtlama
yükünden kurtarmayacağından, kendisine mal ve hizmet sağlayan kişi ve
kuruluşlardan temin edilerek yükümlü tarafından inceleme elemanına veya
mahkemeye sunulabilen alış belgelerinde gösterilen vergilerin indirim konusu
yapılabileceğinin kabulü gerekmektedir.
Defter ve
belgelerin incelemeye ibraz edilmemesi halinde somut bir belgeye
dayandırılmadan katma değer vergisi indiriminin kabul edilmesi yazılı belge
sisteminin amacına uygun düşmeyeceğinden, dava konusu tarhiyatın
kaldırılmasında yasaya uygunluk bulunmamaktadır.
Açıklanan
nedenlerle, temyiz isteminin kabulü ile Ankara 1'inci Vergi Mahkemesi'nin
26.09.1995 gün ve E: 1995/815, K: 1995/1406 sayılı kararının bozulmasına,
22.03.1996 gününde oy çokluğu ile karar verildi.
KARAR 2:
Özet:İş yerinde çıkan yangın sonucu defter ve belgelerin
zayi olması halinde, mükellefin kanıtlayabildiği KDV indirimleri kabul edilir.
Mükellefin ispat edemediği indirimler kabul edilmez.
Danıştay Onbirinci Daire
Tarih:22.09.1998
Esas
No:1998/859
Karar
No: 1998/2970
Yükümlü şirketin
vergi incelemesi için defter ve belgeleri istenilmesine rağmen işyerinde çıkan
yangında zayi olduğunu belirterek ibraz edememesi üzerine beyannamelerinde
beyan edilen katma değer vergisi indirimleri kabul edilmeyerek adına 1992 yılının
çeşitli dönemlerine ait tarh edilen katma değer vergisine karşı açılan davayı
kabul ederek tarhiyatı terkin eden Vergi Mahkemesi kararının; vergi
mahkemesince davanın çözümüne esas teşkil etmek üzere yükümlü şirketin dava
dilekçesine eklediği belgelerle ara kararı ile istenilecek uyuşmazlık dönemine ait
temin edilebilen diğer belgeler incelenmek suretiyle katma değer vergisi
indirimlerinin tespit edilmesi ve yükümlü şirketin ispat edilmediği
indirimlerinin kabul edilmemesi gerekirken tarhiyatın tamamen terkini yolunda
karar verilmesinde yasal isabet bulunmadığı gerekçesiyle bozan Danıştay
Onbirinci Dairesi kararının; yükümlü şirket tarafından, aynı nitelikteki vergi
incelemesi nedeniyle 1989 yılı için tarh edilen vergiyi terkin eden vergi
mahkemesi kararının onandığı ileri sürülerek düzeltilmesi istenilmektedir.
Karar:
Temyiz
dilekçesinde ileri sürülen iddialar, bozulması istenilen kararın dayandığı
gerekçeler karşısında, yerinde ve kararın bozulmasını sağlayacak durumda
görülmemiştir.
Bu
nedenle, temyiz isteminin reddine Vergi Mahkemesi kararının onanmasına oyburliği
ile karar verildi.
KARAR 3:
Özet:Yükümlünün
defter ve Belgelerinin yandığı hususu itfaiye raporu ve mahkeme kararı ile
tespit edilmiş olup olayda mücbir sebep bulunduğundan indirimlerin kabul
edilmemesi suretiyle yapılan tarhiyata ceza uygulanamayacağı hakkında([1])
1991 yılı defter ve belgelerinin
işyerinde çıkan yangında zayi olduğu ileri sürülerek incelemeye ibraz
edilmemesi üzerine katma değer vergisi indirimleri kabul edilmeyerek yükümlü
şirket adına Ekim dönemi için kaçakçılık cezalı katma değer vergisi
salınmıştır.
1.Vergi Mahkemesi
Tarih:18.4.1996
E:1995/1146,
K:1996/303
sayılı kararıyla
Yükümlünün defter
ve belgelerinin yanmış bulunması ispat ve ibraz yükümlülüğünü ortadan
kaldırmaya dayanak sayılabilecek hukuki bir neden olarak düşünülemeyeceği,
zira, ticari icaplara göre mal aldığı kişi veya kuruluşları tanımak ve bilmek
durumundaki bir alıcı gerekli girişimleri yaparak mal alımına ilişkin
belgelerin mevcudiyetini ispat edebileceğinden mahkemelerince verilen ara kararı
ile yükümlünün mal alımı ve giderlere ilişkin faturaların ilgili yerlerden
temin edilerek ibraz edilmesi istenilmesine rağmen ispat külfeti kendisine
düşen yükümlü tarafından ibraz edilemeyen fatura ve benzeri vesikalara ilişkin
indirimlerin kabul edilmemesi suretiyle yapılan cezalı tarhiyatta isabetsizlik
bulunmadığı gerekçesiyle kaçakçılık cezalı tarhiyat onanmıştır.
SAVUNMA:
Yükümlü tarafından, defter ve belgelerinin
yandığı hususunun itfaiye raporu ve mahkeme kararı ile ispat edildiği, Vergi
Usul Kanununda öngörülen 5 yıllık muhafaza süresi geçtiğinden mahkemece
istenilen belgeleri temin edemedikleri ileri sürülerek mahkeme kararının
bozulması istenilmektedir.
Danıştay 11.Daire
Tarih:1.10.1997
T.
Esas No:
1996/5683 E
Karar No: 1997/3149
TÜRK
MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Onbirinci Dairesince
işin gereği görüşüldü:
Temyiz
dilekçesinde ileri sürülen iddialar, mahkeme kararının vergi aslına ilişkin
kısmının bozulmasını sağlayacak nitelikte görülmemiştir.
Kararın
kaçakçılık cezasıyla ilgili kısmına gelince;
213 sayılı
Vergi Usul Kanununun 13. maddesinin 2. fıkrasında, yangın nedeniyle defter ve
belgelerin elden çıkmış bulunması hali mücbir sebepler arasında sayılmış olup,
aynı kanunun 373. maddesinde ise, bu kanunda mücbir sebeplerden herhangi
birinin vukua geldiği malum ise veya tevsik ve ispat olunursa vergi cezasının
kesilmeyeceği açıklanmış bulunmaktadır
Olayda,
yükümlünün ihtilaf konusu döneme ilişkin defter ve belgelerinin yandığı hususu
itfaiye raporu ve mahkeme kararı ile ispat edilmiş bulunduğundan bu haliyle
mücbir sebebin varlığı nazara alındığında yükümlü adına kesilen kaçakçılık
cezasının kaldırılması gerekirken onayan vergi mahkemesi kararında isabet
görülmemiştir.
Açıklanan
nedenlerle, temyiz isteminin kısmen kabulüyle 1. Vergi Mahkemesinin 18.4.1996
gün ve E:1995/1146, K: 1996/303 sayılı kararının kaçakçılık cezasına ilişkin
hüküm fıkrasının bozulmasına, vergi aslına ilişkin hüküm fıkrasıyla ilgili
temyiz isteminin reddi ile bu kısmının onanmasına oybirliği ile karar verildi.
Mücbir sebep halinde mükelleflerin
defter ve belgelerini inceleme elemanına ibraz etme yükümlülüğünden kaçınmak suretiyle
türlü yollara başvurduğu aşikardır.Bu menfi ve hüsniniyet kurallarına aykırı
davranış karşısında mali idarenin ve yargının çözümsel yaklaşımlar geliştirdiğini
görmekteyiz. Bu bağlamda makalemizin önceki bölümlerinde örnek gösterilen
danıştay kararlarında da görüleceği üzere mücbir sebep halinde bile olsa mükellefin ibraz yükümlülüğünü ortadan
kaldırmayacağı bu ödevin yerine getirilmesinin zorunlu olduğu açıklanmıştır.Ancak
mücbir sebeb halinin ispatı halinde
mükellef hakkında Vergi Usul Kanununun 373’üncü maddesi hükmü gereği
ceza öngörülemeyeceği belirtilmiştir.Bu ceza ilgili kanunun 359’uncu
maddesindeki kaçakçılık suçu ve vergi cezalarına da şamildir.
(*)
Bu makale Maliye ve Sigorta Yorumları
Dergisinin 448’nci sayısında yayınlanmıştır.
|