21 Kasım 2006
Ahmet GÜZEL Vergi Denetmeni
ANONİM ŞİRKETLERDE KANUNİ TEMSİLCİ
I.1.Giriş
Anonim şirketler Türkiye ekonomisinde önemli bir yere sahip olmakla beraber, ekonomideki yerini yeterli düzeyde almadığı kabul edilmektedir.
Anonim şirketler Türk Ticaret Kanununda[1] (TTK) sermaye şirketi olarak düzenlenmiş ve kurumsal bir yapı olarak kabul edilmiştir. Bu anlamda sermaye şirketleri düzenlenirken kanun koyucu kurumsal yapının ön plana çıkması yönünde irade göstermiştir. Bu doğrultuda limited şirketlerden faklı olarak anonim şirket ortaklarına aktif bir rol verilmemiş ve sermayenin etkinliği sağlanmıştır.
Anonim şirketlere kazandırılan bu kurumsal yapıda; muhatap bulabilmek bakımından kurumun, üçüncü şahıslar karşısında temsil edilmesi ve sorumluluk halleri önem arzetmektedir.
II.Yasal Mevzuat
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun mükerrer 35. maddesine göre tüzel kişilerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanunî temsilcilerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edilir.
TTK’nun 136. maddesine göre ticaret şirketleri; kolektif, komandit, anonim, limited ve kooperatif şirketlerinden ibarettir. Aynı Kanunun 137.maddesine göre ticaret şirketleri hükmi şahsiyeti haiz olup şirket mukavelesinde yazılı işletme mevzuunun kapsamında kalmak şartıyla bütün hakları iktisap ve borçları iltizam edebilirler. Buna göre anonim şirketler de 6183 sayılı Kanunun mükerrer 35. maddesinde geçen tüzel kişi ifadesi kapsamında bulunacaktır.
Anonim şirketlerin temsiline ilişkin hükümler TTK’da düzenlenmiştir:
Türk Ticaret Kanununun 317. maddesinde; "Anonim şirket idare meclisi tarafından idare ve temsil olunur." hükmü yer almaktadır. Buna göre anonim şirketin kanuni temsilcisi idare meclisi, bir diğer ifade ile yönetim kuruludur.
Kanunun 317. maddesi hükmünde genel kural belirtilmiş ancak vazifelerin azalar arasında ne şekilde taksim olunacağı hükme bağlanmamıştır. Bu husus, aynı Kanunun 319. maddede düzenlenmiştir. Anılan maddede, "Esas mukavelede idare ve temsil işlerinin idare meclisi azaları arasında taksim edilip edilmeyeceği ve taksim edilecekse bunun nasıl yapılacağı tespit olunur. İdare meclisinin en az bir azasına şirketi temsil salâhiyeti verilir.
Esas mukavele ile temsil salâhiyetinin ve idare işlerinin hepsini veya bazılarını idare meclisi azası olan murahhaslara veya pay sahibi olmaları zaruri bulunmayan müdürlere bırakabilmek için umumi heyete veya idare meclisine salâhiyet verilebilir. Bu gibi kayıtlar bulunmadığı takdirde 317.madde hükmü tatbik olunur." denilmektedir.
319. madde hükmü, yönetim kuruluna ait olan şirketi temsil ve idare yetkisinin; esas sözleşme ile yönetim kurulu üyelerinden en az biri veya birden fazlasına veya esas sözleşmede genel kurula veya yönetim kuruluna verilecek yetki ile yönetim kurulu üyesi olmaları şartıyla murahhas üyelere veya şirkette pay sahibi olmasalar bile sorumlu müdürlere devredilebileceğine ilişkindir.
Buna göre 6183 sayılı Kanunun Mükerrer 35. maddesi uygulamasında anonim şirketler bakımından kanuni temsilci, şirket esas sözleşmesi ile temsile yetkilendirilmiş veya kaynağını esas sözleşmeden alınan yetki ile idare meclisi ya da genel kurulca temsil salâhiyeti verilmiş kişi veya kişiler olacaktır.
Burada dikkat edilmesi gereken önemli bir husus da idare ve temsil salâhiyeti verilen kişi ya da kişilerden birinin mutlak surette yönetim kurulu üyelerinden birisi olması gerektiğidir.
Öte yandan TTK’nun 323. maddesinde idare meclisinin şirketi temsile salâhiyetli kimseleri tescil edilmek üzere ticaret siciline bildireceği, temsil salâhiyetine müteallik kararın noterlikçe tasdik edilmiş suretinin de sicil memuruna verilmesinin şart olduğu hükme bağlanmıştır.
Bu hükme göre;
-Temsil salâhiyetine ilişkin noter tasdikli yetkili organ (yönetim kurulu veya genel kurul) kararı,
-Şirketi temsil salâhiyeti verilen kişilerin kimler olduğu, hususlarının ticaret sicilinde tescil ve ilan edilmiş olması
gerekmektedir.
TTK’nun 38. maddesi gereğince bu tescilin ilan tarihinden itibaren hüküm ifade edeceği şüphesizdir.
Aynı Kanunun 321. maddesinde;
"Temsile salâhiyetli olanlar şirketin maksat ve mevzuuna dahil olan her nevi işleri ve hukuki muameleleri şirket adına yapmak ve şirket unvanını kullanmak hakkını haizdirler.
Temsil salâhiyetinin tahdidi, hüsnüniyet sahibi üçüncü şahıslara karşı hüküm ifade etmez. Ancak temsil salâhiyetinin sadece merkezin veya bir şubenin işlerine hasrolunduğuna veya müştereken kullanılmasına dair tescil ve ilan edilen tahditler muteberdir. ………………”
denilmektedir.
Bu madde ile temsil salâhiyetinin kapsamına işaret edilerek, temsile salâhiyetli olanların şirketin maksat ve mevzuuna dahil olan tüm işleri ve tüm hukuki muameleleri şirket adına yapmaları gerektiği ve bu salâhiyetin kapsam olarak sınırlandırılamayacağı ifade edilmektedir.
Bu durumda 6183 sayılı Kanunun Mükerrer 35. maddesinin uygulanmasında 319. madde hükmüne göre temsil salâhiyeti verilen kişi ya da kişilerin kanuni temsilci kabul edilebilmesi için şirketin maksat ve mevzuuna dahil olan tüm muamelelerde tam yetkili olmaları zorunludur.
Yukarıda belirtilen Kanun hükümleri ve bu hükümlerin açıklamaları dikkate alınarak, bir anonim şirketin kanuni temsilcileri;
1. Öncelikle şirket esas sözleşmesinde yönetim kurulu üyelerinden birinin veya birden fazlasının şirketi temsile yetkili kılınıp kılınmadığı,
2. Esas sözleşmede şirketi temsile yetkili üye belirlenmemiş ise sözleşmede yönetim kurulu veya genel kurula yönetim kurulu üyesi olması şartıyla murahhas üyeleri veya şirkette pay sahibi olmayan sorumlu müdürleri temsilci olarak belirleme konusunda yetki verilip verilmediği,
3. Esas sözleşmede temsilci belirleme konusunda yetkisi bulunan organ tarafından bu yetki çerçevesinde temsil salâhiyetinin; yönetim kurulu üyelerinden biri veya birkaçına ya da yönetim kurulu üyelerinden en az biri ile birlikte şirketin sorumlu müdürü veya müdürlerine devredilip devredilmediği, hususlarının tescil ve ilanın yapıldığı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesine bakılarak belirlenmesi gerekmektedir.
Türk Ticaret Kanununun 319 ve müteakip maddelerine göre temsil salâhiyeti murahhas azalara veya pay sahibi olmaları zaruri bulunmayan müdürlere bırakılmamış ise yönetim kurulu üyeleri kanuni temsilci sıfatını taşımaktadır.
III.Sonuç
Yapılan bu açıklamalara göre kamu alacağının anonim şirket şeklinde örgütlenmiş tüzel kişiliğin mal varlığından kısmen veya tamamen tahsil edilememesi veya tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması halinde tüzel kişiliğin kanuni temsilcisi konumundaki yönetim kurulu üyelerinin şahsi malvarlıklarından takip ve tahsili cihetine gidilmeden önce, şirket esas sözleşmesinin tetkik olunması, temsil salâhiyetinin aynı zamanda yönetim kurulu üyesi olan murahhas bir veya bir kaç üyeye veya şirkette pay sahibi olmayan müdürlere bırakılmış olup olmadığının tespit edilmesi gerekir.
Yapılacak tespit sonucunda; şirketi temsil salâhiyetinin murahhas üye veya üyeler ile şirkette pay sahibi olmayan müdürlere bırakıldığının anlaşılması halinde kamu alacağının bunlardan takip ve tahsiline gidilmesi, bu durumda diğer yönetim kurulu üyeleri hakkında işlem yapılmaması gerekir.
Şirket esas sözleşmesinde bu şekilde bir görevlendirmeye ilişkin herhangi bir kayıt bulunmaması halinde, Türk Ticaret Kanununun 317. maddesi hükmünün göz önüne alınmak suretiyle yönetimde bulunan tüm üyelerin müşterek ve müteselsil sorumlulukları dikkate alınarak haklarında 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun Mükerrer 35.maddesi uyarınca işlem yapılması gerekir.
[1] 09.07.1956 tarih ve 9353 Sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır.
|
Her Hakkı Mahfuzdur. İzinsiz Yayımlanamaz
YAZARIN KİTABI
............................... :. Net'ten Brüt'e, Brüt'ten... ...............................
|