|
10 Mayıs 2005
Kazım YILMAZ
Yeminli Mali Müşavir
kyilmaz@yenipazar.com
TİCARİ KÂRDAN MALİ KÂRA GEÇİŞ BİLDİRİMİ, KKEG, TİCARİ KÂRDAN
İNDİRİLECEK GELİRLER VE TEK DÜZEN MUHASEBE SİSTEMİ
1.1.1994 tarihinden itibaren
uygulanmaya başlanan Tek Düzen Muhasebe Sistemi (TDMS), Maliye Bakanlığı
tarafından Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğleri (MSUTG) ile
düzenlenmektedir. Bir sistemin oluşturulması ve oturması zaman alır. Bu
bakımdan TDMS'nin de kısa bir uygulama süresi içinde oturması beklenemezdi.
Ancak, aradan onbir yıl geçmesine karşın halen o çok da oturmadığı gibi çok iyi
bir şekilde anlaşılamadığı da gözlemlenmektedir. Bakanlık yeni genel
tebliğlerle sistemi olgunlaştırmaya çalışırken bunda yetersiz kalmıştır. Gelir
tablosu hesapları içinde yer alan 698 hesaptan bilançoya aktarma yapmak gibi
kendi kurduğu sistem mantığını katleden düzenlemeyi sistemin içine oturmak gibi
hata yapabilmiştir. Bazı durumlarda meslek mensuplarını eğiten kurum ve
kişilerin yetersiz kaldığı, bazı durumlarda meslek mensupların yanlış
yönlendirildiği, bazı durumlarda da meslek mensuplarının ilgisiz kalmasının
sistemin oturmamasında rol aldığı gözlemlenmektedir.
TDMS'nin amacı, 1 numaralı
MSUTG'nin "II DÜZENLEMENİN AMACI" bölümünde bilanço usulünde defter
tutan gerçek ve tüzel kişilere ait teşebbüs ve işletmelerin faaliyet ve
sonuçlarının sağlıklı ve güvenilir bir biçimde muhasebeleştirilmesi, mali
tablolar aracılığı ile ilgililere sunulan bilgilerin tutarlılık ve mukayese
edilebilirlik niteliklerini koruyarak gerçek durumu yansıtmasının sağlanması ve
işletmelerde denetimin kolaylaştırılması olarak açıklanmıştır.
Amaca ulaşmak için öncelikle
sistemin işleyiş mantığının anlaşılması, işleyiş mantığının da amacı
gerçekleştirmeye yönelik olarak kurulmuş olması gerekir. Eksiklikleri olmakla
ve çok iyi anlatılmamakla birlikte TDMS'nin işleyiş mantığı kendisinden
beklenen amaca ulaşmayı sağlayacak niteliktedir. Ancak bunun için sistemin
işleyiş mantığının uygulayıcılar tarafından anlaşılması, düzenleme yapanların da
bozmaması gerekir.
TDMS'nin amacı ilk planda
ticari kârın işletmeler arasında kıyaslanabilecek şekilde tek düzende tutulan
muhasebe ile belirlenmesi ve daha sonra mali kârın da yine bütün işletmeler
tarafından aynı şekilde ticari kâra ekleme ve çıkarmalar yapılarak tespit
edilmesidir. TDMS'nin ana işleyiş mantığı bütün işletmelerde aynı
nitelikteki işlemlerin aynı şekilde muhasebeleştirilmesi ve bu şekilde ticari
kârın tespit edilmesidir. 4 numaralı MSUTG'inde düzenlemenin amacının tamamen
yukarıda belirttiğimiz amaçlar olduğu düzenlemenin vergi mevzuatı ve
uygulamasından tamamen bağımsız olarak ve vergisel kaygılar ön planda
tutulmaksızın hazırlandığı açık olarak ifade edilmiştir. Bu anlamda
TDMS'nin iki aşaması bulunmaktadır. Birincisi ticari kârın tespiti, ikincisi
mali kârın tespiti. Dönem içinde ve dönem sonunda muhasebe hesaplarına yapılan
kayıtlar tamamen ticari kârın tespit edilmesine yöneliktir. Ticari kârdan mali
kâra geçiş, ticari kâr tespit edildikten sonra, gelir veya kurumlar vergisi
beyannamesi verilirken beyanname ve ekleri üzerinde yapılır.
Ticari kârın tekdüzen
muhasebe sistemine göre belirlenmesinin anlamı muhasebeyle ilgili bütün
işlemlerin bu işlemlerin vergi yasaları karşısındaki durumuna bakılmaksızın
ticari kârın tespit edilmesine ilişkin
kurallara göre fonksiyonlarının gerektirdiği hesaplara
kaydedilmeleridir. Mali kârın tespiti ise daha farklı bir olay olup,
muhasebe kayıtlarında belirlenmez. Mali kâr beyannamede ticari kâra gerekli
ekleme ve çıkarmalar yapılarak tespit edilir. Ticari kâra yapılacak bu ekleme
ve çıkarmalar mali tablolar dışında yapılır. Bu husus da 4 numaralı tebliğde
açık olarak yazılıdır. Anılan tebliğde beyanname üzerinde ticari kârdan mali
kâra geçmek için yapılan işlemleri göstermek üzere bir bildirim düzenlenmesi ve
bu bildirimin beyannameye eklenmesi zorunluluğu getirilmiştir. Ancak kurumlar
vergisi beyannamesinde kanunen kabul edilmeyen giderler ve vergiden istisna
gelirler ayrıca gösterildiğinden kurumlar vergisi mükellefleri için bu
bildirimin doldurulup verilmesi için bir neden bulunmamaktadır. Bu nedenle
genel tebliğde kurumlar vergisi mükelleflerinin bu bildirimi doldurmayacakları
belirtilmiştir.
"Bilanço Esasına Göre
Defter Tutan Mükelleflere Ait Ticari Kâr'dan Mali Kâr'a Ulaşmak İçin Yapılan
Hesaplamayı Gösteren Bildirim" yalnız bilanço esasına göre defter tutan
gelir vergisi mükellefleri tarafından doldurulacaktır.
Bildirim TDMS'nin işleyi
mantığını en iyi şekilde ortaya koyan bir yapıya sahiptir. Buna paralel olarak
bildirimin doldurulmasına ilişkin açıklamalar da aslında sistemin işleyiş
mantığını ortaya koymakla birlikte, bu işleyişin mantığı yazılı ifade edilmek
suretiyle açıklanmamıştır. Bildiririmin doldurulması ile ilgili bilgiler
sistemin işleyiş mantığının bilindiği varsayımına dayanmaktadır. Ne yazık ki
sistemin işleyiş mantığı pek bilinmediği gibi, özellikle bildirimde yer alacak
kanunen kabul edilmeyen gider ve ticari kârdan indirilecek gelirlerle ilgili
olarak yazılan bazı yazılarda uygulayıcılar yanlış yönlendirilmiştir.
Uygulayıcılara doğru yol gösteren kaynaklar da sistemin işleyiş mantığından çok
işleyişin teknik yönünü gösterdikleri için bu konuda eksik ve yanlışlar büyük
boyutlarda devam etmektedir.
Bildirimin nasıl
doldurulacağı 4 numaralı tebliğde açıklanmıştır. Biz burada bildirimin nasıl
doldurulacağını açılamaktan çok, bildirimin doldurulması için muhasebe
kayıtlarında bildirimde yer alacak unsurların nasıl izlenmesinin gerektiğini
ele alacağız.
Uygulamada KKEG niteliğindeki
giderlerin çoğu zaman ilgili oldukları hesaplarda izlenmeyip başka hesaplarda
izlendiğine rastlanmaktadır. Bunun için de en çok kullanılan hesap "689
Diğer Olağan Dışı Gider ve Zararlar" hesabıdır. Böyle bir uygulamanın TDMS
ile hiçbir ilgisi yoktur. Bir giderin vergi yasalarına göre KKEG niteliğinde
olması ticari kârın tespiti açısından o giderin niteliğini değiştirmez.
Örneğin, mükellefin işletmesinde satış bölümünde çalışan eşine ödediği ücret
GVK’nun 41’nci maddesi uyarınca KKEG olmakla birlikte, işletme açısından satış
gideridir. (Eş açısından ise ücret geliridir ve işveren eş tarafından vergi
kesintisi yapılmak zorunluluğu vardır.) Makine imalatında çalışan işçinin
ücreti üzerinden hesaplanan, ancak ödenemeyen SSK primi SSK’nun 80’nci maddesi
uyarınca gelir ve kurumlar vergisinin saptanmasında KKEG niteliğinde olmakla
birlikte ticari kârın saptanmasında imal edilen makinenin maliyetinde bu SSK
priminin bulunmadığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Maliyet doğru
saptanır, ancak satılan mamul maliyetinde yer alan bu tür unsurlar beyannamede
ticari kâra eklenir. Diğer maliyetlerden farkı vergi matrahı tespit edilirken
indiriminin kabul edilmemesidir. Öyleyse yapılması gereken şey, genel muhasebe
mantığı çerçevesinde kanunen kabul edilmeyen bu kısmı vergi matrahı ve vergi
hesaplanıncaya kadar geçici bir hesapta izlemek ve bu hesaplamalar yapıldıktan
sonra geçici hesapları kapatmaktır. Bu şekilde ticari kârdan hesaplanan vergi
ve diğer yasal yükümlülükler düşünüldüğünde dağıtılabilir kâr bulunacaktır.
Mali kâr da esas muhasebe kayıtlarında bir işlem yapılmadan tespit edilmiş
olunacaktır.
Bir diğer örnek olarak da
finansman giderlerinin bir kısmının kanunen kabul edilmeyen gider niteliğinde
olduğunu kabul edelim. Finansman gideri vergi kanunları açısından kabul edilse
de edilmese de finansman gideridir. Finansman giderlerinin kaydedileceği hesap
ise 780 Finansman Giderleri hesabıdır. Bu hesaptan da niteliklerine göre 660
veya 661 hesaplara aktarılırlar. Finansman giderlerinin kısmen veya tamamen 780
Finansman Giderleri Hesabında izlenmeyip başka hesaplarda izlenmesi TDMS'ne
uymamaktır. Finansman giderleri firmalar tarafından başka başka hesaplarda
izlenirse muhasebenin tek düzenliği kalmaz. 4 numaralı tebliğde de bildirimin
doldurulması ile ilgili olarak yapılan açıklamaların finansman giderleri ile
ilgili bölümünde "Finansman Giderleri" alanında yer alan satırlara,
660 Kısa Vadeli Borçlanma Giderleri ve 661 Uzun Vadeli Borçlanma Giderleri
hesaplarına borç kaydedilen tutarlardan vergi mevzuatına göre gider olarak
kabul edilmeyenlerin aktarılacağı belirtilmiştir. Faaliyet giderleri ile ilgili
olarak yapılan açılamada da aynı şekilde açıklama yapılarak, 630,
631 ve 632
hesaplara borç kaydedilen ancak, vergi mevzuatına göre gider olarak kabul
edilmeyen tutarların bildirimin "Faaliyet Giderleri" bölümünde yer alan
satırlara yazılacağı belirtilmiştir. Yukarıda da belirttiğimiz üzere,
bildirimin doldurulması ile ilgili olarak yapılan açıklamalar TDMS'nin işleyiş
mantığını çok açık ve anlaşılır olarak ortaya koymuştur. Oysa halen bazı meslek
mensupları yanlış uygulamada direnmekte ve giderlerin kanunen kabul edilmeyen
nitelikte olan kısımlarını ait oldukları hesapta değil, TDMS yokmuşçasına
kendilerine göre tesbit ettikleri bir başka hesapta izlemektedirler. Bu durum
diğer bütün kayıtlar doğru dahi olsa TDMS'ne uymama fiilini oluşturur ve bunun
için belirlenmiş olan özel usulsüzlük cezasını gerektirir. Hangi durumlarda
TDMS'ne uyulmamış olacağının genel tebliğlerde tek tek açıkça sayılması
gerekmez. Uygulamanın nasıl yapılacağı belirlenmiş ise bu belirlemelere
uyulmaması TDMS'ne uyulmadığını gösterir. Denetim elemanlarının bu gibi bir
uygulamayı eleştiri konusu yapmamaları veya yapmamış olmaları bu uygulamanın
doğru olduğunu değil, denetim elemanın idari hoşgörü uyguladığını gösterir.
Belirtilen nedenlerle bir kez
daha vurgulamak istiyoruz ki, kanunen kabul edilmeyen giderler ve ticari kârdan
mali kâra geçerken tenzili gereken gelirler muhasebe kayıtlarında ait oldukları
hesaplara kaydedilmeli, ancak ticari kârdan mali kâra ve geçerken herhangi bir
yanlış hesaplamaya meydan vermemek için Nazım hesaplarda izlenmelidirler. Kanunen
kabul edilmeyen giderlerin izlenmesi için Nazım Hesaplarda 950 ve 951 önerilmiş ve genel olarak
bu hesapların kullanılması kabul görmüştür. Ticari kârdan mali kâra geçerken
tenzili gereken gelirler için de 952 ve 953 numaralı hesaplar kullanılabilir.
Bu hesaplar 952 Ticari Kârdan İndirilecek Gelirler Karşılığı, 953 Ticari Kârdan
İndirilecek Gelirler şeklinde adlandırılabilir.
Belirtilen hesapların da
kullanılış amacına uygun olarak alt hesaplar açılmak ve bu alt hesaplarda her
gider veya gelirin "Bilanço Esasına Göre Defter Tutan Mükelleflere Ait
Ticari Kârdan Mali Kâra Ulaşmak İçin Yapılan Hesaplamayı Gösteren
Bildirim"de belirlenmiş olan ve esas olarak gider veya gelirin niteliğine
göre muhasebe kayıtlarına alındığı hesaplara uygun olarak izlenmesi bildirimin
doldurulmasında kolaylık sağlar.
Kanunen kabul edilmeyen
giderlerin ve ticari kazançtan indirilecek gelirlerin sonraki yılların mali
kârları ile ilgili olmaları durumunda ilgili oldukları yıllara göre alt
hesaplara ayrılarak izlenmeleri uygun olur. Yıllara sari inşaat ve onarma işi
yapan firmalarda kanunen kabul edilmeyen giderler ile ticari kazançtan
indirilecek gelirler işler itibariyle ayrı hesaplarda veya alt hesaplarda
izlenirlerse her işin bitiminde hangi giderlerin ticari kâra ekleneceği veya
hangi gelirlerin ticari kârdan indirileceği hususunda yanlış yapılma olasılığı
ortadan kalkmış, en azından en aza indirilmiş olur. Burada unutulmaması gereken
bir husus yıllara sari inşaatların maliyetlerine eklenen giderler artık gider
olmaktan çıkar, maliyet unsuru durumuna gelir. Dolayısıyla yıllara sari inşaat
işlerinin maliyetine eklenmiş olan kanunen kabul edilmeyen giderlerin işin
bittiği yılın beyannamesi ile birlikte verilen bildirimde maliyet unsuru olarak
ticari kazanca eklenmesi gerekir.
Nazım hesapların
isimlendirilmesinde ve kullanılmasında bir sınırlama yoktur. Her işletme kendi
gereksinimine göre istediği sayıda nazım hesap açabileceği gibi 900 grubunda
olmak koşulu ile istediği hesap numarasını da istediği nazım hesaba
ayırabilir.
Bu konuda, işin kolayına
kaçmak uğruna yanlış iş yapmak veya uygulamacıları yanlış yönlendirmek hem
muhasebe sistemine, hem meslek mensubuna, hem de mesleğe zarar vermektedir.
|