|
30
Kasım 1984 Tarihli Resmi Gazete
Sayı:
18591
KATMA
DEĞER VERGİSİ GENEL TEBLİĞİ (SERİ NO:1)
2.11.1984 günlü
Resmi Gazete'de yayımlanan 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun, Bakanlar
Kurulu ve Bakanlığımıza yetki veren hükümleri yayımı tarihinde, diğer hükümleri
1.1.1985 tarihinde yürürlüğe girmektedir. Kanunun uygulanması ile ilgili olarak
aşağıdaki hususların açıklanmasına gerek duyulmuştur.
I – VERGİNİN KONUSU:
Kanunun 1.
maddesine göre Türkiye'de yapılan ve maddede sayılan mal teslimleri ile hizmet
ifaları vergiye tabi bulunmaktadır. Madde metninden anlaşılacağı üzere bir
işlemin katma değer vergisine tabi olması için;
— İşlemlerin Türkiye'de yapılmış olması ve
— İşlemlerin Kanunun
1. maddesinde sayılan mal teslimleri ve hizmet ifaları olması gerekmektedir.
A – İşlemlerin
Türkiye'de yapılması:
Kanunun 6. ve 7. maddelerinde, hangi işlemlerin Türkiye'de yapılmış
sayılacağı hükme bağlanmıştır.
Buna göre mal teslimlerinde malların teslim anında
Türkiye'de bulunması, hizmet ifalarında ise hizmetin Türkiye'de yapılması,
değerlendirilmesi veya hizmetten Türkiye'de faydalanılması hallerinde işlemler
Türkiye'de yapılmış sayılacaktır. Yine Kanunun 7. maddesine göre Türkiye ile
yabancı ülkeler arasında yapılan taşımacılık ile transit taşıma işlerinde sadece
hizmetin iç parkura isabet eden kısmı Türkiye'de yapılmış sayılacaktır.
Yukarıda açıklanan
madde hükümlerinden anlaşılacağı üzere Kanun, işlemlerin Türkiye'de yapılmasını
mal teslimleri, hizmet ifaları ve uluslararası taşımacılık yönünden ayrı
esaslara bağlamıştır.
1. Mal teslimlerinin Türkiye'de yapılması:
6. maddenin (a) bendi hükmü ile mal
teslimlerinde malların teslim anında Türkiye'de bulunması, işlemin Türkiye'de
yapılmış sayılması için yeterli görülmüştür. Yani mal teslimlerinde mal teslim
eden şahsın uyruğuna bakılmaksızın teslim Türkiye sınırları içinde yapılmışsa
vergiye tabi olacak; Türkiye dışında yapılan mal teslimleri ise vergi dışı
kalacaktır. Diğer bir deyişle bir Türk vatandaşının Türkiye dışındaki mal
teslimleri vergilendirilmeyecek, buna karşılık yabancı uyruklu bir şahsın
Türkiye içinde yaptığı mal teslimleri vergiye tabi tutulacaktır.
2. Hizmetin
Türkiye'de yapılması:
Hizmet ifalarında işlemin Türkiye'de yapılmış sayılması için, Kanunun 6.
maddesinin (b) bendine göre hizmetin Türkiye'de yapılması, Türkiye'de
değerlendirilmesi veya hizmetten Türkiye'de faydalanılması gerekmektedir. Madde
hükmüne göre hizmetin Türkiye'de yapılmış sayılması için belirtilen üç şart
birlikte aranmayacak, herhangi birisinin oluşması halinde hizmet Türkiye'de
yapılmış sayılacaktır. Yani hizmet Türkiye'de yapılmışsa değerlendirme hangi
ülkede yapılırsa yapılsın veya hizmetten hangi ülkede faydalanılırsa
faydalanılsın işlem Türkiye'de yapılmış sayılacak dolayısıyla vergiye tabi
olacaktır.Hizmetin başka bir ülkede yapılması halinde değerlendirme Türkiye'de
yapılmış veya bu hizmetten Türkiye'de faydalanılmış ise işlem yine Türkiye'de
yapılmış sayılacaktır.
Kanunun 6. maddesinin (b) bendinin parantez içi hükmüne göre
değerlendirmenin hangi hallerde Türkiye'de yapılmış sayılacağı Gelir Vergisi
Kanunu'nun 7. maddesine göre tayin edilecektir.
Gelir Vergisi Kanunu'nun 7. maddesinin son
fıkrasına göre hizmetin Türkiye'de değerlendirilmesinden maksat; ödemenin
Türkiye'de yapılması veya ödeme yabancı memlekette yapılmışsa Türkiye'de
ödeyenin veya nam ve hesabına ödeme yapılanın hesaplarına intikal ettirilmesi
veya kârından ayrılmasıdır.
Buna göre, hizmet Türkiye dışında yapılmış ancak hizmetin bedeli
Türkiye'de ödenmişse değerlendirme Türkiye'de yapılmış sayılarak ifa edilen
hizmet vergilendirilecektir. Ayrıca, hizmet Türkiye dışında ifa edilmiş ve
hizmetin bedeli Türkiye dışında ödenmiş olmasına rağmen hizmetin bedeli
Türkiye'de ödeyenin hesabına intikal ettirilmiş yani Türkiye'de ödeyenin
hesaplarına gider kaydedilmişse yine hizmet Türkiye'de değerlendirilmiş
sayılarak vergiye tabi tutulacaktır.
3. Uluslararası taşıma işlerinin Türkiye'de yapılan kısmı:
Kanunun 7.
maddesine göre Türkiye ile yabancı ülkeler arasında yapılan taşımacılık ile
transit taşıma işlerinde hizmetin (taşıma işinin) iç parkura isabet eden kısmı
Türkiye'de yapılmış sayılacaktır. Bu hüküm ile Kanunun 1. maddesindeki
Türkiye'de yapılan işlemler vergiye tabidir" hükmü karşısında uluslararası
taşıma işlerinin sadece iç parkura isabet eden kısmı vergilendirilecek, hizmet
bedelinin iç parkur dışına isabet eden kısmı ise vergi dışı kalacaktır. İç
parkur, Türkiye'nin siyasi sınırları içindeki alandır. Kanunun 22. maddesine
göre ikametgahı, kanuni merkezi ve iş merkezi Türkiye'de bulunmayan mükellefler
tarafından yabancı ülkeler ile Türkiye arasında yapılan taşımacılık ile transit
taşımacılıkta iç parkura isabet eden matrah, şahıs ve ton başına kilometre
itibariyle yurt içi emsalleri gözönüne alınmak suretiyle Maliye ve Gümrük
Bakanlığı'nca tespit edilecektir.
B – Vergiye tabi işlemler:
Katma değer vergisine tabi işlemler
Kanunun 1. maddesinde geniş bir şekilde düzenlenmiştir. Aynca 1. maddenin 3.
fıkrasında, bu faaliyetlerin kanunların veya resmi makamların gösterdiği gerek
üzerine yapılmasının, bunlan yapanların hukuki statü ve kişiliklerinin, Türk
tabiyetinde bulunup bulunmamalarının, ikametgahı veya işyerlerinin yahut kanuni
merkez veya iş merkezlerinin Türkiye'de olup olmamasının işlemlerin mahiyetini
değiştirmeyeceği ve vergilendirmeye mani teşkil etmeyeceği hükme bağlanmıştır.
Bu hükme göre söz
konusu işlemleri kim yaparsa yapsın (işlemin Türkiye'de yapılması şartıyla) dar
mükellef, tam mükellef,
özel, resmi ayrımı yapılmaksızın vergilendirilecektir. Ayrıca diğer vergi
kanunlarındaki muafiyet ve istisnalar bu Kanuna göre geçerli olmayacaktır.
Mesela Kurumlar vergisinden muaf tutulan herhangi bir kişi veya kuruluş katma
değer vergisine tabi bir işlemi yapmışsa işlemin bu Kanuna göre istisna
edilmemiş olması şartıyla vergilendirilecektir.
Yukarıda açıklanan genel hükümlerden sonra
Kanunun 1. maddesine göre vergiye tabi tutulacak mal teslimleri ile hizmet
ifalarının kapsamı, mahiyet ve özellikleri aşağıda açıklanmıştır.
1. Kanunun 1/1.
maddesinde ticari, sınai, zirai ve serbest meslek faaliyetleri çerçevesinde
yapılan teslim ve hizmetlerin vergiye tabi olacağı, 2. fıkrasında ise bu
faaliyetlerin kapsamı, niteliği ve devamlılığının Gelir Vergisi Kanunu
hükümlerine göre, Gelir Vergisi Kanunu'nda açıklık bulunmadığı hallerde Türk
Ticaret Kanunu ve diğer ilgili mevzuat hükümlerine göre tayin ve tespit
edileceği hükme bağlanmıştır.
Buna göre;
a) Gelir Vergisi Kanunu'na göre ticari, sınai, zirai ve
serbest meslek faaliyeti sayılan faaliyetler çerçevesinde yapılan teslim ve
hizmetler vergiye tabi olacaktır. Ayrıca Gelir Vergisi Kanununa göre faaliyeti
ticari sayılan esnafın teslim ve hizmetleri de vergiye tabi tutulacaktır. Kısaca
Gelir Vergisi Kanunu'na göre ticari, zirai ve serbest meslek kazancı elde edilen
faaliyetler çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetler vergiye tabi olacaktır.
b) Yukarıda
belirtilen faaliyetlerden devamlılık arzedenler vergiye tabi olacak, arizi
faaliyetler çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetler ise vergiye tabi
tutulmayacaktır. Ancak aşağıda açıklanacağı üzere Kanunun 1. maddesinin 3/h
bendi hükmüne göre ihtiyari mükellefiyet şeklinde vergilendirilmelerini isteyen
mükelleflerin faaliyetleri de vergiye tabi olacaktır.
2. Kanunun 1. maddesinin 2. bendi uyarınca
her türlü mal ve hizmet ithali vergiye tabi tutulacak, son fıkrası uyarınca ise
ithalatın kamu sektörü, özel sektör veya herhangi bir gerçek veya tüzel kişi
tarafından yapılması veya herhangi bir şekil ve surette gerçekleştirilmesi,
özellik taşıması vergilendirmeye tesir etmeyecektir.
3. Kanunun l. maddesinin 3/a bendine göre,
PTT idaresi tarafından yapılan posta, telefon, telgraf, teleks ve buna benzer
haberleşme hizmetleri ile, gazete, dergi, kitap, paket, koli taşıma ve dağıtım
hizmetleri, havale işlemleri ile bunlara benzer diğer işlemler vergiye tabi
tutulacaktır.
Aynı
şekilde TRT tarafından yapılan radyo ve televizyon hizmetleri de vergiye
tabidir.
4.
Spor-Toto, Piyango (Milli Piyango dahil), at yarışları ve bunlara benzer diğer
müşterek bahis ve talih oyunlarının tertiplenmesi ve oynanması da bunları
tertipleyen ve oynatanların hukuki durumlarına bakılmaksızın vergiye tabi
olacaktır.
Kanunun 3.
maddesine göre bu türden işlemlerde matrah, oyuna ve piyangoya katılma bedeli
(Spor-Toto'da dolduran kolon başına alınan ücret ve kupon bedeli), mükellef ise
Kanunun 8. maddesine göre oyunların teşkilat müdürlükleridir. Buna göre örneğin
Spor-Toto oyununda mükellef Spor-Toto Genel Müdürlüğü, Milli Piyangoda Milli
Piyango Genel Müdürlüğü olacaktır. Bu nedenle Spor-Toto ve Milli Piyango
bayileri bu işleri nedeniyle mükellef sayılmayacaklardır.
5. Profesyonel sanatçıların yer aldığı
gösteriler ve konserler ile profesyonel sporcuların katıldığı sportif
faaliyetler, maçlar, yarışlar ve yarışmalar tertiplenmesi ve gösterilmesi katma
değer vergisine tabidir.
Madde hükmünden anlaşılacağı üzere amatör nitelikli faaliyetler vergi
dışında tutulmaktadır. Amatör profesyonel ayrımının, sanatçı veya sporcunun bu
faaliyetleri karşılığında gelir elde edip etmemesine göre yapılması gerekir.
Profesyonel terimi, bir kişinin mesleğini amatör gibi zevk için veya heves
dolayısıyla değil de, kazanç sağlamak ve geçimini temin etmek amacıyla
yapılmasını, konser kavramı ise, genel veya özel bir toplantıda herhangi bir
müzik türünde ve herhangi bir çalgıyla veya sesle veya her ikisi birlikte
yapılan müzik icrasını ifade eder. Eğer sporcu ve sanatçı söz konusu
faaliyetleri nedeniyle gelir elde ediyorsa profesyoneldir. Yani bu faaliyetini
belli bir menfaat karşılığında yapmaktadır. Dolayısıyla amatör profesyonel
ayrımı yapılırken sporcu ve sanatçıların katıldıkları gösteri, konser, maç,
yarış ve benzeri organizasyonlar nedeniyle ferdi olarak veya bağlı bulunduğu
kurum, kuruluş, organizasyon, kulüp veya benzeri teşebbüsler aracılığı ile belli
bir gelir elde edip etmediğine bakılmalıdır. Ayrıca ticari bir organizasyon
içinde yapılan faaliyetlerin tamamı gelir sağlayıcı nitelikte olacağından bu tür
faaliyetler herhangi bir ayırım yapılmaksızın Kanunun 1/1. maddesindeki genel
hükme göre vergilendirilecektir. Bu tür faaliyetlerin vergi dışı kalması için
söz konusu faaliyetlerde profesyonel sanatçı ve sporcuların hiç yer almaması
gerekir.
6. Kanuna
göre müzayede mahallerinde açık artırma suretiyle yapılan satışlar ile gümrük
depolarında tasfiye amacıyla yapılan satışlar da vergiye tabi tutulacaktır. Bu
arada müzayede yapılan yerin münhasıran müzayede yapımına tahsis edilmiş olup
olmaması durumu değiştirmeyecektir. Bu tür satışlarda vergi kesin satış bedeli
üzerinden hesaplanacaktır. Verginin mükellefi bu satışları düzenleyen özel veya
resmi kişi ve kuruluşlardır.
7. Kanunun l. maddesinin 3/e bendi uyarınca boru hattı ile ham petrol,
gaz ve bunların ürünlerinin taşınmaları da vergi kapsamına alınmıştır. Bu tür
taşıma işinde mükellef petrol boru hatlarını işletenler, matrah ise taşıma
bedelidir.
8. Kanunun
1. maddesinin 3/f bendi ile Gelir Vergisi Kanununun 70. maddesinde belirtilen
mal ve hakların kiralanması işlemleri verginin konusuna alınmıştır.
Bu hükme göre; mal ve
hakların sahipleri, mutasarrıfları, zilyedleri, irtifak ve intifa hakkı
sahipleri veya kiracıları tarafından kiralanması işlemleri verginin konusuna
girmektedir. Ancak, Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 17. maddesinin 4/d bendi ile
iktisadi işletmelere dahil olmayan gayrimenkullerin kiralanması işlemleri
vergiden istisna edilmiş bulunmaktadır.
İktisadi bir işletmeye dahil olup olmama açısından
şirketlerde herhangi bir tereddüt söz konusu değildir.
Şirket sermayesini oluşturan bir
gayrimenkul zaten bilançoya alınmış olacaktır. Kurumlar ve bilanço esasına tabi
olan işletmelerde bilançonun aktifinde kayıtlı mal ve haklar iktisadi işletmeye
dahil sayılır.
Bilançonun aktifindeki bir gayrimenkulün kiraya verilmesi karşılığında
alınan kira bedeli katma değer vergisine tabi olacaktır.
Diğer taraftan Vergi Usul Kanunu'nun 187.
maddesi, ferdi teşebbüslerde bina ve arazinin envantere alınması hakkında bir
takım özel hükümler getirmiştir.
Ferdi teşebbüslerde bina ve arazinin envantere alınması
hakkında getirilen esaslardan birincisi fabrika, ambar, atölye, dükkan, mağaza
ve arazinin işletmede ister kısmen, ister tamamen kullanılsınlar değerlerinin
tamamı üzerinden envantere alınacağıdır. Yükümlünün sahip olduğu gayrimenkulün
bir bölümünü de işletme ihtiyaçları için kullanması, bu gayrimenkulün değerinin
tamamı üzerinden envantere alınmasını gerektirmektedir. Sahip olunan
gayrimenkulün işletmede kullanılan kısmı için kira tahakkuk ettirilemeyeceği
gibi diğer kısımların üçüncü şahıslara kiralanması karşılığında elde edilen
gelir de, ticari kazancın bir unsuru olacak ve ayrıca, katma değer vergisine
tabi tutulacaktır.
Ferdi teşebbüslerde bina ve arazinin envantere alınması hakkında
getirilen ikinci esas da, ticaret hanları gibi oda oda veya kısım kısım
kullanılabilen binalarla evlerin ve apartmanların yarısından fazlasının
işletmede kullanıldığı takdirde envantere ithal edileceğidir. Bu durumda işletme
ihtiyacı dışında kalan kısımların üçüncü şahıslara kiraya verilmesi karşılığında
alınan kira bedeli ticari kazancın bir unsuru sayıldığından katma değer
vergisine tabi olacaktır. Ancak yukarıda sözü edilen ve oda oda veya kısım kısım
kullanılabilen gayrimenkullerin yarısından azının işletmede kullanılması halinde
bu gayrimenkuller iktisadi işletmeye dahil sayılmadığından envantere ithal
edilmeyecek ayrıca elde edilen kira bedeli katma değer vergisine tabi
olmayacaktır.
İşletme
hesabı esasına göre defter tutan ferdi işletmeler veya adi ortaklıklarda ise
işletmeye dahil olan mal ve haklar işletmenin faaliyeti ile doğrudan ilgili
olanlardır. İşletme faaliyeti ile ilgili olmayan mal ve hakların iktisadi
işletmeye dahil olması Vergi Usul Kanunu ve Gelir Vergisi Kanunu hükümleri
çerçevesinde mümkün bulunmamaktadır. İktisadi işletmeye dahil olanlar ise
işletmenin faaliyetine tahsis edileceğinden genellikle kiraya verilmesi söz
konusu olmayacaktır.
Sonuç olarak, iktisadi işletmelere dahil olmayan gayrimenkullerin (Aıazi,
bina ve bunlarla birlikte kiralanan mütemmim cüzü ve teferruatı, voli mahalleri
ve dalyanlar ile gayrimenkul olarak tapu sicilinde tescil edilen haklar)
kiralanması işlemleri katma değer vergisine tabi olmayacak; sadece iktisadi
işletmeye dahil gayrimenkullerin kiralanması işlemi vergiye tabi tutulacaktır.
Öte yandan, yukarıda
sayılan gaynimenkuller dışında kalan ve Gelir Vergisi Kanunu'nun 70. maddesinde
sayılan diğer mal ve hakların, (Arama, işletme imtiyaz hakları ve ruhsatları ve
diğer haklar) kiralanması işlemleri iktisadi işletmeye dahil olsun veya olmasın
katma değer vergisine tabi bulunmaktadır.
9. Kanunun 1. maddesinin 3/g bendi uyarınca genel ve katma
bütçeli idarelere, il özel idarelerine, belediyeler ve köyler ile bunların
teşkil ettikleri birliklere, üniversitelere, dernek ve vakıflara, her türlü
mesleki kuruluşlara ait döner sermayeli kuıuluşların veya bunlara ait veya tabi
diğer müesseselerin ticari, sınai, zirai ve mesleki nitelikteki teslim ve
hizmetleri de vergiye tabi tutulacaktır.
10. Rekabet eşitsizliğini gidermek maksadıyla isteğe bağlı
mükellefiyetler suretiyle vergilendirilecek teslim ve hizmetler de Kanunun 1.
maddesinin 3/h bendine göre vergiye tabi tutulacaktır.
Bu bent, 1. maddenin diğer bentlerinde
vergi konusuna girmeyen bazı işlemleri yapan kişilerin de diledikleri takdirde
ihtiyari olarak mükellef olabilmelerine imkan tanımak amacıyla düzenlenmiştir.
Bu şekilde mükellef
olanların, belge düzenleme, saklama, ibraz, beyanname verme ve benzeri
hususlarda bu Kanun ile Vergi Usul Kanununda belirtilen diğer ödevleri yerine
getirecekleri tabiidir.
II – TESLİM VE TESLİM SAYILAN HALLER
A – Teslim:
Teslim, Kanunun 2. maddesinde geniş bir
şekilde tanımlanmıştır. Buna göre teslim, bir mal üzerindeki tasarruf etme
hakkının malik veya onun adına hareket edenlerce, alıcıya veya onun adına
hareket edenlere devredilmesidir. Bir malın alıcı veya onun adına yetkili
olanların gösterdiği yere veya kişilere tevdii de teslim hükmündedir. Ayrıca
malın alıcıya veya onun adına hareket edenlere gönderilmesi halinde, malın
nakliyesinin başlatılması veya nakliyeci ile sürücüye tevdi edilmesi de mal
teslimi sayılmıştır. Bu nedenle;
1. Teslim, mal üzerindeki tasarruf etme yani müllkiyet
hakkının başkasına devredilmesi olduğundan bir malın ariyeten veya ödünç olarak
verilmesi teslim sayılmayacaktır.
2. Teslim fiilinin tamamlanması için malın gönderildiği
yere mutlaka varması veya bu gönderme veya tevdi etmenin alıcının ıttılaına
ulaşması da şart değildir. Alıcının bil-gisi dışında dahi olsa, malın alıcı
adına hareket eden bir kişiye, mesela alıcının memuru veya vekiline veya
gönderilmek üzere nakliyeci veya sürücüye tevdii halinde de teslim gerçekleşmiş
sayılacaktır.
3.
Ayrıca malın tasarruf hakkının mutlaka bir bedel karşılığı devredilmesi de şart
değildir. Bedelsiz teslimler de (hibe) vergiye tabi olacaktır. Bu gibi
durumlarda Kanunun 27. maddesinde belirtildiği üzere emsal bedelinin matrah
olacağı tabiidir.
4.
Maddenin 2. bendinde ise zincirleme akitlerde teslimin nasıl tayin olunacağı
hükme bağlanmıştır. Buna göre, bir malın birden fazla kişi arasında zincirleme
akit yapılmak suretiyle el değiştirmeksizin doğrudan son alıcıya devredilmesi
halinde, son alıcıya kadar hükmü teslimlerin her biri ayrı birer teslim
sayılacaktır.
5.
Maddenin 3. bendine göre ise su, elektrik, gaz, ısıtma, soğutma ve benzeri
şekillerdeki dağıtımlar da mal teslimi sayılacaktır.
6. Maddenin 4. bendine göre döküntü ve
tali maddelerin geri verilmesinin mutad olduğu veya bunların yerine aynı cins ve
mahiyette döküntü ve tali maddelerin geri verilmesi hallerinde teslim bunlar
dışında kalan şeyler itibariyle yapılmış sayılacaktır. Mesela çiftçilerin Şeker
Fabrikalarına teslim ettikleri şeker pancarı karşılığında Fabrika pancar bedeli
dışında çiftçiye ayrıca bedelsiz küspe de veriyorsa küspenin çiftçiye verilmesi
teslim sayılmayacaktır. Ancak teslim alınan şeker pancarı karşılığı verilmeyen
(yani verilmesi mutad olmayan) diğer bir deyişle çiftçiye istihkakı dışında bir
bedel karşılığı satılan küspenin çiftçiye verilmesi teslim sayılarak
vergilendirilecektir. Aynı şekilde küspe ve diğer tali maddelerin çiftçi
dışındakilere teslimi de vergiye tabi olacaktır.
7. Maddenin 5. bendine göre trampa, iki
ayrı teslim sayılmaktadır.
Trampada bir malın karşılığını diğer bir mal teşkil etmektedir. Teslimin
tayininde bedelin cinsi, hatta bir bedelin bulunup bulunmaması önemli değildir.
Trampada malların mülkiyeti karşılıklı olarak el değiştirdiğinden her iki taraf
için de teslim gerçekleşmiş sayılacaktır. Bu durumda matrah trampa edilen
malların her birinin emsal bedeli olacaktır. Kısmi trampada yani trampa edilen
mala karşılık bir malla birlikte başka şeyler de alınması halinde bunlar da
vergiye tabi tutulacaktır.
B – Teslim Sayılan Haller:
Teslim konusundaki tereddütleri gidermek
amacıyla Kanunun 3. maddesinde bazı özel hallerin de teslim sayılacağı konusu
hükme bağlanmıştır. Bu haller aşağıda açıklanmıştır.
1. Maddenin (a) bendine göre vergiye tabi
malların her ne suretle olursa olsun vergiye tabi işlemler dışındaki amaçlarla
işletmeden çekilmesi, vergiye tabi mallarm işletme personeline ücret, prim,
ikramiye, hediye, teberru gibi namlarla verilmesi teslim sayılacak ve vergiye
tabi tutulacaktır. Mesela, akaryakıt ticareti ile uğraşan bir şahsın bu
akaryakıtın bir kısmını özel otomobilinde kullanması veya ticaretini yaptığı
dayanıklı tüketim mallarından bir kısmını kendi şahsi ihtiyacında kullanmak
üzere işletmeden çekmesi veya ücret, ikramiye, hediye, teberru gibi adlarla
işletme personeline vermesi de teslim sayılarak vergiye tabi tutulacaktır. Bu
gibi hallerde işletmeden çekilen değerlerin bu Kanunun 27. maddesi uyarınca
Vergi Usul Kanununa göre emsal bedeli ile değerlendirilmesi gerekecektir.
2. Maddenin (b)
bendine göre vergiye tabi malların, üretilip teslimi vergiden istisna edilmiş
olan malların imalinde kullanılması veya sarfı da teslim sayılacaktır.
3. Maddenin (c)
bendinde mülkiyeti muhafaza kaydıyla yapılan satışlarda zilyetliğin devri hali
de teslim sayılmıştır. Mülkiyeti muhafaza şeklinde yapılan satışlarda alıcıya
teslim edilen taşınır malın mülkiyeti satıcının üzerinde bırakılmaktadır. Malın
zilyetliğinin devredildiği, ancak mülkiyet naklinin daha sonra
gerçekleştirildiği bu tür satışlarda vergileme için genel teslim tanımındaki
esaslara göre mülkiyetin devrini beklemek, verginin uzun süre alınmaması gibi
bir sonuç doğuracaktır. Bu nedenle mülkiyeti muhafaza kaydı ile yapılan
satışlarda zilyetliğin devri anında teslim, dolayısıyla vergiyi doğuran olay
meydana gelmiş sayılacaktır.
4. Maddenin (d) bendine göre amortismana tabi iktisadi kıymetlerin
işletmede kullanılmak üzere imal veya inşa edilmesi halinde Vergi Usul Kanunu
hükümlerine göre bu kıymetlerin aktife alınması veya kullanılmaya başlanması
teslim sayılarak vergiye tabi tutulacaktır.
Buradaki aktife alınmayı sadece bilanço
esasına göre defter tutan mükelleflerdeki aktife alınma olarak anlamamak
gerekir, Vergi Usul kanununda aktife alınma hususundan, amortisman süresi ile
ilgili 320. maddede söz edilmiştir. Aynı Kanunun 189 ve 211. maddelerinde
işletme hesabı esasına göre defter tutan mükelleflerle serbest meslek erbabının
da işletmede kullandıkları iktisadi kıymetler üzerinden amortisman ayıracakları
belirtilmektedir. Bu nedenle imal veya inşa suretiyle iktisap edilen kıymetleri
kullanan şahsın işletme hesabı veya bilanço esasına göre defter tutmaları durumu
değiştirmeyecektir.
Nitekim Kanunda "aktife alınma" yanında "İşletmede kullanma" tabirine de
yer verilmekle bunun bu şekilde anlaşılması gerektiği vurgulanmaktadır. Yani
aktife alınma, envantere alınma şeklinde anlaşılmalıdır.
Kanun aktife alınma ile işletmede
kullanılmaya başlama şartlarını birlikte aramamaktadır. Bu nedenle söz konusu
iktisadi kıymet şeklen aktife alınmasa bile işletmede kullanılmaya başlandığı
anda teslim vuku bulmuş sayılarak vergiye tabi tutulacaktır.
III – HİZMET VE
HİZMET SAYILAN HALLER:
Verginin konusunu teşkil eden işlemlerden biri olan hizmet Kanunun 4.
maddesinde "teslim ve teslim sayılan haller ile mal ithalatı dışında kalan
işlemler" şeklinde tanımlanmış ve bu işlemlerin, bir şeyi yapmak, işlemek,
meydana getirmek, imal etmek, onarmak, temizlemek, muhafaza etmek, hazırlamak,
değerlendirmek, kiralamak, bir şeyi yapmamayı taahhüt etmek gibi şekillerde
gerçekleşebileceği belirtilmiştir.
Anlaşılacağı üzere maddede hizmet dolaylı bir şekilde
tanımlanmış ve hizmet sayılan bazı işlemler belirtilmek suretiyle maddede
sayılan ve bunlara benziyen işlemlerin de hizmet sayılacağı hükme bağlanmıştır.
Bu nedenle hizmet belli bir tanım ve bilinen bazı işlemlerle
sınırlandırılmayacak, ilerde değişik bir şekilde ortaya çıkacak bazı işlemler de
genel tanım ve verilen örneklere göre hizmet olarak değerlendirilecektir.
Maddenin 2. fıkrasına
göre bir hizmetin karşılığının bir mal teslimi veya hizmet olması halinde
bunların herbiri ayrı birer işlem sayılacak ve hizmet veya teslim hükümlerine
göre ayrı ayrı vergiye tabi tutulacaktır.
Yine Kanunun 5. maddesine göre vergiye tabi bir hizmetten
işletme sahibinin, işletme personelinin veya diğer şahısların karşılıksız
yararlandırılması da hizmet sayılacak, dolayısıyla vergiye tabi tutulacaktır.
IV – MÜKELLEF VE
VERGİ SORUMLUSU
A – Mükellef:
Katma değer vergisinin mükellefi esas itibariyle vergiye tabi işlemleri
yapanlardır. Ancak Kanunun 8. maddesinde özellik arzeden bazı işlemler de
dikkate alınarak verginin mükellefi ayrı ayrı sayılmıştır. Buna göre mükellef
sayılanlar aşağıda açıklanmıştır.
1. Mal teslimi ve hizmet ifalarında mükellef, bu malları
teslim edenler veya hizmeti yapanlardır.
2. Mal ve hizmet ithalatında ise mal veya hizmeti ithal
edenlerdir. İthalatın kamu sektörü veya özel sektör tarafından yapılması veya
herhangi bir şekil ve suretle gerçekleştirilmesi, özellik taşıması mükellefiyeti
etkilemeyecektir.
3.
Transit taşımalarla Türkiye ile yabancı ülkeler arasında yapılan taşımalarda
gümrük veya geçiş işlemine muhatap olanlar mükellef olacaktır. Buradaki
taşımadan ikametgahı, işyeri, kanuni merkezi ve iş merkezi Türkiye'de bulunmayan
şahıslar tarafından yapılan taşımanın anlaşılması gerekir. İkametgahı, işyeri,
kanuni merkezi veya iş merkezi Türkiye'de olan şahıslar tarafından yapılan bu
nevi taşımalarda ise mükellef genel hükümlere göre taşıma işini yapanlar
olacaklardır.
Gümrük
veya geçiş işlemine muhatap olanlar taşıyanın temsilcisi olabileceği gibi aracın
şoförü de olabilecektir.
4. PTT idaresi tarafından yapılan hizmetleri, ile TRT Kurumu'nca yapılan
hizmetlerde mükellef PTT ve TRT Genel Müdürlükleridir.
5. Spor-Toto, Piyango (Milli Piyango
dahil) ve benzeri oyunlarda oyunların teşkilat müdürlükleri (Spor-Toto ve Milli
Piyango Genel Müdürlükleri) mükellef olacaktır.
Bu tür oyunların bayileri bu işleri
dolayısıyla mükellef sayılmayacaklardır. Ancak bu tür oyunların mükellefi
sayılan teşkilat müdürlükleri (Spor-Toto ve Milli Piyangoda Spor-Toto ve Milli
Piyango Genel Müdürlükleri) katma değer vergisini bayi kârlarını da ihtiva eden
toplam bedel üzerinden hesaplayacaklardır.
6. At yarışı ve diğer müşterek bahis ve talih oyunlarında
mükellef bunları tertipleyenler olup, bu oyunların bayileri bu işleri nedeniyle
mükellef sayılmayacaklardır.
7. Profesyonel sanatçıların yer aldığı gösteriler ve konserler ile
profesyonel sporcuların katıldığı sportif faaliyetler maçlar, yarışlar ve
yarışmalarda mükellef bunları tertipleyenler veya gösterenlerdir.
8. Gelir Vergisi
Kanunu'nun 70. maddesinde belirtilen mal ve hakların kiralanması işlemlerinde bu
mal ve hakları kiraya verenler mükellef olacaktır.
9. Kanunun 1. maddesinin 3/h bendine göre
isteğe bağlı mükellefiyette ise talepte bulunanlar mükellef olacaktır.
Kanunun 8. maddesinin
2. fıkrasına göre vergiye tabi bir işlem söz konusu olmadığı veya katma değer
vergisini fatura veya benzeri vesikalarda göstermeye hakkı bulunmadığı halde,
düzenlediği bu tür vesikalarda katma değer vergisi göstererek vergi tahsil
edenler bu vergiyi ödemekle yükümlü tutulmuşlardır. Mesela telafi edici usulde
vergilendirilenler, mal ve hizmet satışları dolayısıyla katma değer vergisi
uygulayamazlar. Kanun hükmüne rağmen satış bedellerinde vergi gösterip
müşteriden vergi tahsil edenler bu vergiyi vergi dairesine yatırmak
zorundadırlar. Aynı şekilde kanuna göre borçlu oldukları vergi tutarından daha
yüksek bir meblağı gösteren mükellefler de fazla tahsil ettikleri vergiyi vergi
dairesine ödemek mecburiyetindedirler. Mesela 100.000.TL.lık bir satış için
10.000.TL. vergi hesaplaması gerekirken 15.000.TL. hesaplayıp müşteriden tahsil
edenler fazla tahsil ettikleri bu vergiyi ilgili vergi dairesine ödeyeceklerdir.
B – Vergi
Sorumlusu:
Kanunun 9. maddesine göre, mükellefin Türkiye içinde ikametgahının,
işyerinin, kanuni merkezi ve iş merkezinin bulunmaması hallerinde ve gerekli
görülen diğer hallerde Bakanlığımız vergi alacağının emniyet altına alınması
amacıyla, vergiye tabi işlemlere taraf olanları veya diğer ilgili bir şahsı
verginin ödenmesinde sorumlu tutabilecektir.
Anlaşıldığı üzere vergi alacağını güvence
altına almak amacıyla düzenlenen bu madde sadece ikametgahı, işyeri, kanuni
merkezi ve iş merkezi Türkiye'de bulunmayanlar için öngörülmüş değildir.
Bakanlığımız bunların dışında gerekli gördüğü diğer hallerde de bazı şahısları
sorumlu tutabilecektir. Bu haller sınırlı olmayıp mükelleflerin idarece
takibinin güç olduğu dolayısıyla vergi tarh, tahakkuk ve tahsilatında kaybın
veya gecikmenin mümkün olduğu hallerdir.
Maddede belirtilen işlemlere taraf olanlar ile "diğer
ilgili şahıslar" mükellefin temsilcisi, vekili, mükellef adına hareket etmeye
yetkili herhangi bir şahıs veya kendine mal teslim edilen veya hizmet ifa edilen
kişilerdir. Bu şahıslar verginin tam olarak kesilip ödenmesinden ve bununla
ilgili diğer ödevleri yerine getirmekten mükellef gibi sorumlu olacaklardır.
V – VERGİYİ
DOĞURAN OLAY
Katma Değer Vergisi Kanunu'nda vergiyi doğuran olayın hukuki şartları 10.
maddede vergiye tabi işlemlerin özelliklerine göre ayrı ayrı tayin ve tespit
edilmektedir.
1. Mal
teslimi ve hizmet ifası hallerinde vergiyi doğuran olay, mal teslimi veya
hizmetin yapıldığı anda meydana gelecektir.
Vergi alacağının zamanında kavranması ve
güvence altına alınması amacıyla malın tesliminden veya hizmetin yapılmasından
önce fatura veya benzeri belgeler verilmesi halinde, bu belgelerde gösterilen
miktarla sınırlı olmak üzere vergiyi doğuran olay fatura veya benzeri belgelerin
düzenlenmesi anında meydana gelecektir.
2. Kısım kısım mal teslimi veya hizmet yapılması mutad olan
veya bu hususlarda mutabık kalınan hallerde ise her bir kısmın teslimi veya bir
kısım hizmetin yapılması anında vergiyi doğuran olay meydana gelmiş
sayılacaktır.
3.
Komisyoncular vasıtasıyla veya konsinyasyon suretiyle yapılan satışlarda vergiyi
doğuran olay, malların satıcı tarafından komisyoncuya veya konsinyasyon
suretiyle mal satanlara (Konsinyatöre) verildiği anda değil malların komisyoncu
veya konsinyatör tarafından alıcıya teslimi anında meydana gelecektir.
4. Malın alıcıya veya
onun adına hareket edenlere gönderilmesi halinde ise vergiyi doğuran olay malın
nakliyesine başlanması veya nakliyeci veya sürücüye tevdü anında meydana gelmiş
sayılacaktır.
5.
Amortismana tabi menkul veya gayrimenkul malların işletmede kullanılmak üzere
imal veya inşa edilmesi halinde ise vergiyi doğuran olay, Kanunun 10/f maddesine
göre bu kıymetlerin aktife alınması veya kullanılmaya başlanması yani söz konusu
kıymetlerin amortisman ayrılacak duruma gelmesi halinde meydana gelecektir.
Ayrıca bu kıymetler şeklen aktife alınmasa bile kullanılmaya başlanması anında
vergiyi doğuran olay meydana gelmiş sayılacaktır.
6. Su, elektrik, gaz, ısıtma, soğutma ve
benzeri enerji dağıtım veya kullanımlarında bunların ilgili müesseselerce
bedellerinin tahakkuk ettirilmesi halinde vergiyi doğuran olay meydana
gelecektir.
Kanunun
2/3. maddesi uyarınca bu tür dağıtımlar mal teslimi sayılmıştır. Ancak bu tür
malların teslimi önceden gerçekleştirildiği halde bu aşamada vergilendirilmesi
mümkün olmadığından Kanunun bu maddesine dayanılarak vergilendirme, bunların
bedellerinin hesaplandığı anda yapılacaktır. Ayrıca vergiyi doğuran olay bu
malların bedellerinin tahsiline de bağlanmayacaktır. Bu nedenle bu malların
bedellerinin tahakkuk ettirildiği yani bedelin hesaplanarak tahsil edilebilir
hale geldiği anda vergiyi doğuran olay meydana gelmiş sayılacaktır. Bu
müesseselerin mal bedellerini tahsil edip etmemeleri vergiyi doğuran olay
açısından önemli değildir. Sonradan tahakkuk tutarlarında meydana gelebilecek
değişiklikler Kanunun 35. maddesi hükmüne göre düzeltilecektir.
7. Kiraya verme
işlerinde vergiyi doğuran olay kiraya verilen şeyin kiracının kullanımına
terkedilmesiyle doğacaktır. Anlaşılacağı üzere vergiyi doğuran olay fiili
kullanmaya değil, kiracının emrine amade kılınmasına (anahtar teslimine)
bağlanmıştır. Yoksa kiracının kendi ihtiyarı ile kiralanan şeyi kullanıp
kullanmaması önemli değildir. Ayrıca vergiyi doğuran olay kira sözleşmesine de
bağlanmamıştır. Mesela kira sözleşmesi yapılmış olmasına rağmen kiraya verilen
şey kullanılabilir durumda olmayabilir. Bu durumda sözleşme yapılmasına, hatta
kira bedelinin bir kısmı veya tamamı ödenmiş olmasına rağmen vergiyi doğuran
olay kiralanan şeyin, kiracının kullanımına terkedilmesiyle meydana gelecektir.
Burada diğer bir
önemli husus da kira bedelinin önceden veya kullanıma terkten sonra tahsil
edilmesi veya hiç tahsil edilmemesi durumlarında vergilemenin ne zaman
yapılacağıdır. Kanunda vergiyi doğuran olay kira bedelinin tahsiline
bağlanmadığından kira bedelinin kullanıma terkten önce veya sonra tahsili veya
hiç tahsil edilmemesi durumlarında uygulamanın aşağıdaki şekilde yapılması
gerekir.
— Kira
bedelinin bir kısmı veya tamamının önceden tahsil edilmesi halinde bu kısmın,
kiralanan şeyin kiracının kullanımına terk edildiği vergilendirme döneminde,
— Kira bedelinin
sonradan tahsil edilmesi veya hiç tahsil edilmemesi halinde ise vergilendirme
dönemlerine isabet eden kira bedelinin ilgili vergilendirme dönemlerinde
vergilendirilmesi gerekir.
8. İthalatta vergiyi doğuran olay Kanunun 10/ı maddesine göre, gümrük
vergisi ödeme mükellefiyetinin başladığı, gümrük vergisine tabi olmayan
işlemlerde ise fiili ithalin yapıldığı anda meydana gelecektir.
9. İkametgahı,
işyeri, kanuni merkezi ve iş merkezi Türkiye'de bulunmayanlar tarafından yabancı
ülkelerle Türkiye arasında yapılan taşımacılık ile transit taşımacılıkta vergiyi
doğuran olayın gümrük hattından geçilmesi anında meydana geleceği Kanunun 10/j
maddesinde hükme bağlanmıştır. Bu nedenle bu tür işleri yapan yabancılar Kanunun
22. maddesi uyarınca şahıs ve ton başına kilometre itibariyle Maliye ve Gümrük
Bakanlığı'nca tesbit edilen matrah üzerinden Türkiye'ye giriş veya Türkiye'den
çıkış yaptıkları anda vergilendirilmiş olacaklardır.
VI – İSTİSNALAR
A – Mal ve
hizmet ihracatı:
Mal ve hizmet ihracına ilişkin istisna Kanunun 1l. maddesinde
düzenlenmiştir. 12. madde ile de ihracat teslimi ile yurt dışındaki müşterilere
yapılan hizmetlerden ne anlaşılması gerektiği hükme bağlanmıştır.
Bu maddeler ile
ilgili hususlar, Maliye ve Gümrük Bakanlığı'na verilen yetkiye dayanılarak
çıkarılacak ayrı bir tebliğ ile düzenlenecektir.
B – Deniz, hava ve demiryolu araçları
istisnası:
Deniz,
hava ve demiryolu araçları ve bu araçlara yapılacak bazı hizmetlere ilişkin
istisna 13. madde ile düzenlenmiştir.
Maddenin (a) bendine göre her türlü deniz, hava ve
demiryolu taşıma araçları, (gemi, uçak, lokomotif, vagon v.s.) ile yüzer tesis
ve araçların inşası, tadili, onarımı ve bakımına ilişkin teslim ve hizmetler
vergiden müstesnadır. Yalnız bu istisna, adı geçen araç ve tesislerin sadece
inşası, tadili, onarımı ve bakımına ilişkindir. İnşa veya tadil edilip ilk
teslimi yapıldıktan sonra, üçüncü kişilere satış vergiye tabi olacaktır.
Maddenin (b) bendi
ile deniz ve hava taşıma araçları için liman ve hava meydanları işletmeleri
tarafından yapılan hizmetler vergiden istisna edilmiştir. Gerek kamu kurumu
niteliğinde olan Devlet Hava Meydanları ve Liman İşletmeleri, gerekse diğer
gerçek veya tüzel kişiler tarafından araçların seyrüseferine ilişkin olarak
yapılacak hizmetler vergiye tabi olmayacaktır.
C – Taşımacılık
istisnası:
Kanunun
14. maddesinin 1. fıkrası ile transit ve Türkiye ile yabancı ülkeler arasında
yapılan taşımacılık işlerinde Bakanlar Kurulu tarafından belirlenecek taşıma
işleri vergiden istisna edilmiştir.
Maddenin 2. fıkrası ile söz konusu istisna, ikametgahı,
kanuni merkezi ve iş merkezi Türkiye'de bulunmayan mükelleflere, yani Gelir ve
Kurumlar Vergisi Kanunu'na göre dar mükellefiyete tabi gerçek ve tüzel kişilere
karşılıklı olmak şartıyla tanınabilecektir.
D – Diplomatik
istisnalar:
Kanunun 15. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi ile, yabancı devletlerin
Türkiye'deki diplomatik temsilcilerine, konsolosluklarına ve bunların diplomatik
haklara sahip mensuplarına yapılan teslim ve hizmetler karşılıklı olmak kaydıyla
istisna edilmiştir. Aynı fıkranın (b) bendine göre ise, uluslararası anlaşmalar
gereğince vergi muafiyeti tanınan uluslararası kuruluşlara ve bunların
mensuplarına yapılan teslim ve hizmetler vergiden müstesnadır.
Bu istisnaların
uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar ile istisnanın uygulanacağı asgari
miktarlar Bakanlığımıza verilen yetki çerçevesinde düzenlenerek ayrı bir
tebliğle açıklanacaktır.
E – İthalat istisnası:
Katma Değer Vergisi Kanunu ile ihracat vergiden istisna
edilirken ithal olunan mal ve hizmetler vergiye tabi tutulmuştur. Ancak ithal
yolu ile gelen mal ve hizmetlerden bir kısmı Kanunun 16. maddesiyle vergi konusu
dışında bırakılmıştır.
Maddenin l. fıkrasının (a) bendi ile bu Kanuna göre
teslimleri vergiden istisna edilen mal ve hizmetlerin ithalinin ithalat
istisnasından yararlanacağı hükmü getirilmiştir.
Örnek: Külçe altın, döviz, para, damga
pulu ithal edilmesi halinde bunlar ithalat istisnası kapsamına girdiği için
katma değer vergisine tabi olmayacaktır.
Maddenin (b) bendinde ise Gümrük
Kanunu'nca gümrük vergisinden muaf veya istisna edilen bir kısım eşyanın ithali
katma değer vergisinden istisna edilmiştir.
Bu hükme göre, Gümrük Kanunu'nun 7.
maddesinin 3, 4, 5, 6, 7 numaralı bentleri ile 8, 9, 10, 12, 13, 119 ve 132.
maddelerinde yazılı malların Gümrük Kanunu'nun ilgili maddelerindeki kayıt ve
şartlarla ithali katma değer vergisinden istisna edilmiştir.
Gümrük
Kanunu'nun 7. maddesinde genel olarak gümrük vergisinden istisna edilen eşyalar
açıklanmıştır. Ancak, maddenin 1 ve 2. bentlerinde kayıtlı eşyaların ithali,
Katma Değer Vergisi Kanunu'na göre ithal istisnasının dışında bırakılmıştır.
Gümrük
Kanunu'nun 8. maddesi muafiyetler başlığını taşımakta olup, gerçek ve
tüzelkişiler için ithal edilecek gümrük vergisinden muaf bir kısım eşya
açıklanmıştır.
Diplomatik muafiyetler başlığını taşıyan 9. madde ile mütekabiliyet
şartıyla gümrük vergisinden muaf eşyalar, 10. madde ile gümrük vergisine tabi
tutulmayan bir kısım zat ve ev eşyası, 12. madde ile turizmle alakalı olarak
gelen taşıt ve eşyalar, 13. madde ile sınır ahalisine kolaylık tanımak
maksadıyla bunlara ait bir kısım geçici mahiyetteki eşyanın ithaline tanınan
muaflıklar, 119. madde ile geçici muaflık rejimi, 132. maddeyle ise geri gelen
eşya rejimi açıklanarak bu hükümlere uygun olarak gelen eşyaların vergiden
müstesna olacağı hükme bağlanmıştır.
Bu maddelerde gösterilen eşyaların, maddelerde belirtilen
şekil ve şartlarla ithali katma değer vergisine tabi
değildir.
Ancak
Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 16. maddesinin 2. fıkrası, Gümrük Kanunu'nun 132.
maddesine göre geri gelen eşya dışarıda bir ameliyeye tabi tutulduğu veya asli
kısmına bir ilave yapıldığı takdirde eşyanın kazandığı değer farkının istisnaya
dahil olmadığı hükmünü getirmiştir. Bu hüküm gereğince, Gümrük Kanunu'nun 132.
maddesine göre geri gelen eşya dışarda bir ameliyeye tabi tutulduğu veya asli
kısmına bir ilave yapıldığı takdirde eşyanın kazandığı değer katma değer
vergisine tabi olacaktır.
Kanunun 16. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi, transit,
aktarma, gümrük antreposu, geçici depo, gümrük sahası, serbest bölge
rejimlerinin uygulandıkları mal ve hizmetleri vergiden istisna
etmiştir.
Gümrük Kanunu'nun 90, 95 ve 100. maddelerinde transit, aktarma ve antrepo
rejimleri açıklanmış olup, bu rejimlerin uygulandığı mal ve hizmetler katma
değer vergisi açısından ithalat sayılmamaktadır. İthalat olmayınca vergiye konu
teşkil edecek bir işlem de bulunmadığından söz konusu mal ve hizmetler katma
değer vergisinden istisna edilmiştir.(1)
F – Sosyal ve askeri amaçlı istisnalar ile
diğer istisnalar:
Kanunun 17. maddesi ile sosyal ve askeri amaçlı istisnalar ve diğer
istisnalar düzenlenmiştir.
1. Kültür ve eğitim amacı taşıyan istisnalar:
Maddenin 1. fıkrasının (a) bendinde,
fıkrada sayılan kurum ve kuruluşların ilim, fen ve güzel sanatları, tarımı
yaymak, islah ve teşvik etmek amacıyla yaptıkları teslim ve hizmetler vergiden
istisna edilmiştir. Fıkranın (b) bendi ile ise aynı kuruluşların tiyatro, konser
salonu, kütüphane, sergi, okuma ve konferans salonları ile spor tesisleri
işletmek veya yönetmek suretiyle ifa ettikleri kültür ve eğitim faaliyetlerine
ilişkin teslim ve hizmetleri vergiden istisna edilmiştir. Burada önemli bir
husus, 1. fıkrada sayılan kuruluşların, (a) ve (b) bendinde gösterilen sınırlar
içerisinde yaptıkları teslim ve hizmetlerin istisna edilmiş olmasıdır. Bu
bentlerde sayılan sınırlamalar haricinde yapılan teslim ve hizmetler vergiye
tabi olacaktır.
2.
Sosyal amaç taşıyan istisnalar:
1. fıkrada sayılan kurum ve kuruluşların 2. fıkranın (a)
bendinde sayılan kuruluşları işletmek veya yönetmek suretiyle ifa ettikleri
kuruluş amaçlarına uygun teslim ve hizmetler de vergiden istisna edilmiştir. Bu
teslim ve hizmetlerin bedelli veya bedelsiz olması istisna uygulamasında
farklılık yaratmayacaktır.
Maddenin 2. fıkrasının (b) bendinde ise 1. fıkra ile 2. fıkranın (a)
bendinde gösterilen kuruluşlara bedelsiz olarak yapılan teslim ve ifa edilen
hizmetler vergiden istisna edilmiştir. Bu istisnanın uygulanabilmesi için
teslimin veya ifa edilen hizmetin bedelsiz olması gerekir. Mesela bir
sanatoryumun para vererek aldığı hizmet arabası vergiye tabi olacaktır. Ancak bu
araba vergi mükellefi olan bir gerçek veya tüzel kişi taıafından sanatoryuma
bedelsiz olarak teslim edilirse, aracın teslimi vergiden istisna edilecektir.
3. Askeri amaç
taşıyan istisnalar:
Bu maddenin 3. fıkrasının (a) bendi ile askeri fabrika, tersane ve
atölyelerin kuruluş amaçlarına uygun olarak yaptıkları teslim ve hizmetler
vergiden istisna edilmiştir. Bu istisnanın sınırı teslim ve hizmetin, adı geçen
fabrika, tersane ve atölyelerin kuruluş amacına uygun olmasıdır. Mesela, bir
askeri tamir atölyesi askeri araçların tamir veya tadilatı dolayısıyla vergi
hesabetmeyecek ancak tamir veya tadilatı üçüncü kişilere yaparsa, bedelli olup
olmadığına bakmaksızın vergi hesabedecektir.
Bu fıkranın (b) bendine göre Milli Savunma
Bakanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı ile Emniyet
Genel Müdürlüğü'ne yapılan her türlü silah, araç, teçhizat, makine, cihaz ve
sistemler ile bunların bakım ve onarımında kullanılacak yedek parça teslimleri
vergiden müstesnadır.
Yani yukarıda sayılan silah araç ve teçhizatın, adı geçen kurumlara
teslimi sırasında vergi hesabedilip alınmayacaktır.
4. Diğer istisnalar:
Maddenin 4. fıkra
hükmü ile getirilen diğer istisnalar şunlardır:
a) Fıkranın (a) ve (b) bentleri ile Gelir
Vergisi Kanunu'na göre vergiden muaf esnaf ve küçük çiftçilerin teslim ve
hizmetleri vergiden istisna edilmiştir.
b) Fıkranın (c) bendi ile Gelir Vergisi Kanunu'nun 81 ve
Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 37 ve 39. maddelerinde belirtilen işlemler vergiden
istisna edilmiştir. Bilindiği üzere, Gelir Vergisi Kanunu'nun 81. maddesinde
gelir vergisine tabi tutulmayacak değer artış kazançları, Kurumlar Vergisi
Kanunu'nun 37 ve 39. maddelerinde devir işlemleri düzenlenmiştir.
c) Kanunun 1.
maddesinin 3/f bendi ile Gelir Vergisi Kanunu'nun 70. maddesinde belirtilen mal
ve hakların kiralanması işlemleri vergiye tabi tutulmuştur. Buna mukabil 17.
maddenin 4 no.lu fıkrasının (d) bendi ile iktisadi işletmelere dahil olmayan
gayrimenkullerin kiralanması işlemleri vergiden istisna edilmiştir.
d) Fıkranın (e) bendi
ile banka ve sigorta muameleleri vergisi kapsamına giren işlemler vergiden
istisna edilmiştir.
e) Fıkranın (f) bendi ile Darphane ve Damga Matbaası tarafından yapılan
bütün işlemler vergiden istisna edilmiştir.
f) Fıkranın (g) bendi ile külçe altın,
döviz, para, damga pulu, hisse senedi ve tahvil işlemleri vergiden istisna
edilmiştir. Bende göre, sadece külçe altın teslimleri vergiden müstesnadır. Her
ne şekilde olursa olsun işlenmiş altın (yüzük, bilezik, kolye, Cumhuriyet
altını, Reşat altını vs.) vergiye tabi olacaktır. Para ve para mahiyetinde birer
ödeme aracı olan çek, bono, poliçe gibi kambiyo senetlerinin teslimi de vergiye
tabi olmayacaktır.
Öte yandan hisse senedi ve tahvil teslimleri yanında, aynı mahiyette olan
kâr ortaklığı belgesi, gelir ortaklığı belgesi gibi faiz veya temettü getiren
kıymetli evrak teslimlerinin de vergiden müstesna olduğu açıktır.
g) Fıkranın (h)
bendinde zirai amaçlı su teslimleri ile kamu kuruluşları tarımsal kooperatifler
ve çiftçi birlikleri tarafından yapılan arazi ıslahına ait hizmetler vergiye
tabi tutulmamıştır.
Zirai amaçlı su teslimlerinde, istisnanın uygulanması açısından suyu
teslim edenin statüsü önem taşımaktadır. Arazi ıslahına ait hizmetlerde ise
istisnanın uygulanabilmesi için, hizmetin kamu kuruluşları, tarımsal
kooperatifler ve çiftçi birlikleri tarafından yapılması
gerekir.
G –
İstisnadan vazgeçme:
Vergiden istisna edilen işlemleri yapanlar çeşitli nedenlerle bu
istisnânın kendileri bakımından yararlı olmadığı kanaatına varabilirler.
Gerçekten istisna müessesesi bu verginin en önemli özelliği olan indirim
imkanını (11, 13, 14 ve 15. maddelerdeki istisnalar hariç) ortadan
kaldırmaktadır.
Kanunun 18. maddesi hükmüne göre istisnadan vazgeçmek isteyenler, vergi
dairesine yapacakları yazılı müracaatla vergiden istisna edilmiş işlemleri
dolayısıyla vergiye tabi tutulmalarını talep edebilirler. Ancak bu talep
istisnaya dahil bütün muameleleri kapsamalıdır. Yani istisnadan kısmi vazgeçme
mümkün değildir.
Öte
yandan bu maddenin 2. fıkrasına güre 17. maddenin birinci ve ikinci fıkrasıyla
üçüncü fıkranın (a) ve dördüncü fıkranın (e) bentlerinde yazılı istisnalardan
vazgeçmek mümkün değildir.
İstisnadan vazgeçeceklerin mükellefiyetleri talep tarihinden itibaren
tesis olunacaktır. Bu şekilde mükellef olanlar mükellefiyete giriş tarihinden
itibaren üç yıl geçmedikçe mükellefiyetten çıkamayacaklardır.
Mükellefler üç yıllık
sürenin bitiminden önce mükellefiyetten çıkmak için talepte bulunmadıkları
takdirde, mükellefiyet üç yıl daha uzayacaktır. Mükellefiyetten çıkmak için
yapılacak başvuru üçüncü yılın son gününe kadar yapılabilir.
VII – MATRAH
Katma Değer
Vergisi Kanunu'nda matrah, teslim ve hizmet işlemlerine, ithalata, uluslararası
yük ve yolcu taşımalarına göre ayrı maddeler halinde düzenlenmiş özel matrah
şekilleri ise ayrıca belirtilmiştir.
A – Teslim ve hizmet işlemlerinde matrah:
1. Genel
olarak:
Katma
Değer Vergisi Kanunu'nun 20. maddesinde, teslim ve hizmet işlemlerinde matrahın,
bu işlemlerin karşılığını teşkil eden bedel olacağı hükme bağlanmış
bulunmaktadır. Bedel deyimi ise aynı maddenin ikinci fıkrasında tanımlanmıştır.
Buna göre bedel deyimi, "malı teslim alan veya kendisine hizmet yapılan veyahut
bunlar adına hareket edenlerden bu işlemler karşılığında her ne suretle olursa
olsun alınan veya bunlarca borçlanılan para, mal ve diğer suretlerde sağlanan ve
para ile temsil edilebilen menfaat, hizmet ve değerler toplamını" ifade
etmektedir.
Yukarıdaki tanımdan anlaşılacağı üzere, bedel deyimi oldukça geniş
kapsamlıdır. Her ne suretle olursa olsun müşteriden alınan veya bunlarca
borçlanılan para bedel kavramına girdiği gibi, müşteriden para yerine alınan
mal, hizmet, menfaat ve benzeri değerler (hisse senedi, tahviller ve aynı
nitelikteki değerler gibi) de bedel kavramına dahildir.
Bedelin mal ve diğer suretlerde sağlanan
ve para ile temsil edilebilen menfaat, hizmet ve değerler olması halinde,
verginin matrahı, bedeli bulunmayan veya bilinmeyen işlemlerde olduğu gibi
işlemin mahiyetine göre emsal bedeli veya emsal ücretidir. Aynı şekilde, bedelin
emsal bedeline veya emsal ücretine göre açık bir şekilde düşük olduğu ve bu
düşüklüğün mükellefçe haklı bir sebeple açıklanamadığı hallerde de, matrah
olarak emsal bedeli veya emsal ücreti esas alınır.
Bedelin döviz ile hesaplanması halinde ise
döviz vergiyi doğuran olayın meydana geldiği andaki cari kur üzerinden Türk
parasına çevrilir. Cari kuru belli olmayan dövizlerin Türk parasına çevirme
işleminin, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasınca tesbit edilecek paritelere göre
yapılmasına devam edilecektir.
Öte yandan, katma değer vergisinin matrahını oluşturacak
bedel, ya malı temsil alan veya kendisine hizmet yapılanlar tarafından ya da
bunlar adına hareket edenlerden sağlanacaktır. Malı bizzat teslim alan veya
kendisine hizmet yapılan kişiler her hangi bir açıklamaya gerek duyulmayacak
ölçüde açıktır.
Malı
teslim alan veya kendisine hizmet yapılan adına hareket edenler ise, daimi
temsilci, ticari mümessil, ticari vekil, seyyar tüccar memurları, karar ve
temsil yetkisini haiz olmayan bağlı yardımcılar ve bağlı olmayan acenta,
komisyoncu gibi tüccar yardımcılarıdır.
2. Amortismana tabi iktisadi kıymetlerin imal ve inşaası
işlemlerinde matrah:
Mükellefin vergiye tabi faaliyetlerinde kullanacağı amortismana tabi
menkul ve gayrimenkul malların imali veya inşası işlemlerinde matrahın, bunların
Vergi Usul Kanunu'na göre tespit edilen değerleri olacağı Katma Değer Vergisi
Kanunu'nun 20. maddesinin 3. fıkrasında belirtilmiştir.
213 Sayılı
Vergi Usul Kanunu'nun 269 ve 273. maddelerine göre iktisadi işletmelere dahil
bilumum gayrimenkuller ile alet, edevat, mefruşat ve demirbaş eşya maliyet
bedelleri ile değerlenir. Maliyet bedeline, satınalma bedelinden başka hangi
giderlerin gireceği anılan maddelerde belirtilmiştir. Aynı kanunun 271.
maddesinde ise, "inşa edilen binalarda ve gemilerde, imal edilen makina ve
tesisatta, bunların inşa ve imal giderleri satın alma bedeli yerine geçer"
hükmüne yer verilmiş bulunmaktadır.
Amortismana tabi menkul mallar Vergi Usul Kanunu'nun 271.
maddesi hükmünde yer almamakla birlikte, bu iktisadi kıymetlerin bizzat işletme
tarafından imal edilen emtia olması halinde, maliyet bedelinin Vergi Usul
Kanunu'nun 273 ve 275. maddelerinde belirtilen esaslar çerçevesinde tespit
edileceği açıktır.
Amortismana tabi iktisadi kıymetler, bizzat işletme tarafından inşa ve
imal edilmeyip, teslim hükümlerine göre elde edilmişse bu kıymetlere ilişkin
katma değer vergisi matrahı, teslim işleminin karşılığını teşkil eden
bedeldir.(2)
3.
Tarifeli işler ile bedelin biletle tahsil edildiği hallerde matrah:
Katma Değer
Vergisi Kanunu'nun 20. maddesinin 4. fıkrasında, "Belli bir tarifeye göre fiyatı
tespit edilen işler ile bedelin biletle tahsil edildiği hallerde tarife ve bilet
bedeli katma değer vergisi dahil edilerek tespit olunur ve vergi müşteriye
ayrıca intikal ettirilmez." hükmüne yer verilmiş bulunmaktadır. Bu hallerde
tarife veya bilet bedeli üzerinden iç yüzde oranı uygulanmak suretiyle katma
değer vergisi hesaplanacaktır.
Hesaplanan katma değer vergisi ise tarife veya bilet bedeli
üzerinde ayrıca gösterilmeyecek ancak tarife ve bilet üzerinde bedele katma
değer vergisinin dahil olduğu belirtilecektir.
Bu husus aşağıdaki örnekle açıklanmıştır.
Örnek: Sinemaya,
giriş bedeli biletlerde 330 TL. olarak belirlenmişse, bu durumda katma değer
vergisi matrahı 330-(330 x 1/11)= 300 TL. olacak, bilet bedeli içinde yer alan
müşteriye ayrıca intikal ettirilmeyecek olan katma değer vergisi ise, (330-300=)
30 TL. tutarında bulunacaktır.
B – İthalatta matrah:
Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 21.
maddesine göre, ithalatta katma değer vergisi matrahına;
1. İthal edilen malın gümrük vergisi
tarhına esas olan kıymeti, gümrük vergisinin kıymet esasına göre alınmaması veya
malın gümrük vergisinden muaf veya müstesna olması halinde sigorta ve navlun
bedelleri dahil (CİF) değeri, bunun belli olmadığı hallerde malın gümrükçe
tespit edilecek değeri,
2. İthalat sırasında ödenen her türlü vergi, resim, harç ve paylar,
3. Fiili ithalata
kadar yapılan diğer giderler ve ödemeler ile mal bedeli üzerinden hesaplanan
fiyat farkı, kur farkı gibi ödemeler,dahil olacaktır.
Bilindiği üzere, 1615 Sayılı Gümıük
Kanunu'nun 65. maddesinde, ithal eşyasının gümrük vergisine esas olan kıymeti,
"Gümrük Vergisi ödeme mükellefiyetinin başladığı tarihteki normal fiyatıdır."
şeklinde tanımlanmış, "normal fiyat"tan,
birbirinden müstakil bir alıcı ile bir satıcının tam ve serbest rekabet şartları
içinde uyuştuğu varsayılan fıyatın, anlaşılması gerektiği belirtilmiştir. Bu
fiyat tespit edilirken:
Eşyanın alıcıya Türkiye'de giriş liman veya mahallinde teslim edildiği;
— Eşyanın satışına ve
Türkiye'de giriş liman veya mahallinde teslimine müteallik bütün masrafların
nakliye ve sigorta; komisyonlar; tellaliye; eşyanın Türkiye'ye ithali için yurt
dışında tanzimi gereken belgelere ait masraflar (konsolosluk harçlan dahil);
yurt dışında ödenmesi icabeden vergi ve resimler (muafıyet sebebiyle alınmayan
vergilerle, geri verilmiş ya da verilecek vergiler hariç); ambalaj bedelleri
(vergilendirme yönünden ayrı sayılanlar hariç); ambalaj masrafları (işçilik,
malzeme veya diğer masraflar) ve yükleme masraflarının satıcıya ait bulunduğu,
dolayısıyla normal fiyata dahil olduğu;
— Türkiye'de ödenmesi gereken vergi ve resimlerin alıcıya
ait olduğu, dolayısıyla eşyanın normal fiyatına dahil bulunmadığı;
varsayılacaktır.
Kıymeti tespit edilecek eşya, bir ihtira beratına veya tescil edilmiş bir
resim yahut bir modele göre imal edildiği, yabancı bir imalat veya ticaret
markası altında ithal edildiği, yabancı bir imalat veya ticaret markası altında
satışa arz edilmek, temlik edilmek veya kullanılmak üzere ithal edildiği veya
ithalden sonra tamamlayıcı bir işçiliğe tabi tutularak böyle bir alameti farika
ile satışa arz edilmek, temlik edilmek veya kullanılmak üzere ithal edildiği
takdirde; bu eşyanın normal fiyatına. patentin tescil edilmiş resim veya modelin
veya fabrika veya ticarethanenin alameti farikasının kullanma hakkı dahil
edilecektir.
Gümrük
Kanununun 65. maddesinin 8. fıkrasına göre, vergiden muaf olan ve ağırlık esası
üzerinden vergiye tabi tutulan eşya da dahil olmak üzere bilumum eşya
kıymetlerinin yukarıdaki esaslara göre beyanı mecburidir. Bu nedenle, ithal
edilen eşyanın gümrük vergisine esas olan kıymeti bulunacak ve beyan
edilecektir. madde metninde yer alan, "... gümrük vergisinin kıymet esasına göre
alınması veya malın gümrük vergisinden muaf olması halinde..." ibaresi ancak
beyannamenin verilmediği veya verilemediği hallere münhasırdır. Bu durumda,
ithal edilen malın gümrük vergisine esas olan kıymeti yani verginin matrahı,
sigorta ve navlun bedelleri dahil (CIF) değeridir. Bu değeri tespit etmek için
gerekli belgeler bulunmadığı takdirde, malın gümrük idaresince resen tayin ve
tespit olunan değeri, verginin matrahı olacaktır.
Öte yandan, ithalatta katma değer
vergisinin matrahına, ithalat sırasında ödenen her türlü vergi, resim. harç ve
paylar dahil bulunmaktadır. Bunlar, gümrük vergisi ve belediye payı, rıhtım
resmi, damga resmi ve Katma Değer Vergisi Kanununun 60. maddesinde yazılı
malların ithali halinde alınacak ek vergidir.
Bunların yanısıra, fiili ithalata kadar
yapılan diğer giderler ve munzam sigorta ücreti, destekleme ve fiyat istikrar
fonu ve Konut Fonuna katılma payları gibi ödemeler ile mal bedeli üzerinden
hesaplanan ve yine fiili ithalata kadar oluşan fıyat farkı ve kur farkı gibi
ödemelerin, katma değer vergisinin matrahına dahil edileceği Kanunun 21.
maddesinde hükme bağlanmış bulunmaktadır.
C – Uluslararası yük ve yolcu
taşımalarında matrah:
Katma Değer Vergisi Kanununun 22. maddesi hükmü ile, ikametgahı, kanuni
merkezi ve iş merkezi Türkiye'de bulunmayanlar tarafından yabancı ülkelerle
Türkiye arasında yapılan taşımacılık ile transit taşımacılıkta şahıs ve ton
başına kilometre itibariyle yurt içi emsaller göz önüne alınmak suretiyle matrah
tespitine Maliye ve Gümrük Bakanlığı yetkili kılınmıştır. Bu konuyla ilgili
düzenleme Bakanlığımızca ayrıca yapılacaktır.
D – Özel matrah şekilleri
Katma Değer
Vergisi Kanununun 23. maddesinde, bazı teslim ve hizmetlerin matrahlarının
tesbiti açısından özel düzenleme getirilmiştir. Buna göre:
1. Spor-Toto oyununda ve Milli Piyango
dahil her türlü piyangoda, oyuna ve piyangoya katılma
bedeli,
2. At yanşları
ve diğer müşterek bahis ve talih oyunlarında bu yarış ve oyunlara katılma
karşılığında alınan bedel ile bunların icra edildiği mahallere giriş
karşılığında alınan bedel,
3. Profesyonel sanatçıların yer aldığı gösteriler ve konserler ile
profesyonel sporcuların katıldığı sportif faaliyetler, maçlar ve yarışlar ve
yarışmalar tertiplenmesi ve gösterilmesinde bunların icra edildiği mahallere
giriş karşılığında alınan bedel ile bu mahallerde yapılan teslim ve hizmetlerin
bedeli,
4. Gümrük
depolarında ve müzayede salonlarında yapılan satışlarda kesin satış bedeli,
Katma değer vergisinin
matrahıdır.
Diğer
taraftan, Tekel maddelerinin satışında da, bayi paylarının değişik vergilendirme
usullerinde ve indirim mekanizmasında ortaya çıkardığı aksaklıkları önlemek
maksadıyla Kanunun 29. maddesinin 3. fıkrasının verdiği yetkiye dayanılarak
Spor-Toto, Milli Piyango ve müşterek bahislere paralel bir uygulama yapılması
usulü getirilmiştir.
Buna göre, bu maddelerin vergisi, Genel Müdürlükçe, bayilere yapılan
satış sırasında bayilerin kârını da ihtiva edecek şekilde hesaplanıp
ödenecektir. Bu maddeleri satın alan bayilerce katma değer vergisi açısından her
hangi bir işlem yapılmayacak ve satışlarına ilişkin olarak düzenledikleri fatura
ve benzeri vesikalarda da katma değer vergisini gösteremeyeceklerdir. Tekel
maddelerinin diğer işletmelerde (Mesela, hizmet işletmelerinde) kullanılması
halinde indirimin nasıl yapılacağı hususu ilgili bölümde açıklanacaktır.
Özetle, münhasıran
Tekel, Milli Piyango, Spor-Toto ve ganyan bayii olanlar katma değer vergisi
mükellefi olmayacaklardır. Bu işlemlerin kısmen yapılması halinde ise,
mükellefiyet sadece diğer mal ve hizmet teslimleriyle sınırlı olacaktır.
E – Matraha dahil
olan unsurlar:
Katma Değer Vergisi Kanununun 24. maddesine göre; aşağıda yazılı unsurlar
katma değer vergisi matrahına dahildir.
1. Teslim alanın gösterdiği yere kadar satıcı tarafından
yapılan taşıma, yükleme ve boşaltma giderleri.
2. Ambalaj giderleri, sigorta, komisyon ve
benzeri gider karşılıkları ile vergi, resim, harç, pay, fon karşılığı
gibi unsurlar (Matraha
dahil vergiler arasında bu Kanunun 60. maddesi uyarınca ödenecek ek vergi de
bulunacaktır.)
3.
Vade farkı, fiyat farkı, faiz, prim gibi çeşitli gelirler ile servis ve benzer
adlar altında sağlanan her türlü menfaat, hizmet ve değerler.
F – Matraha dahil
olmayan unsurlar:
Katma Değer Vergisi Kanununun 25. maddesine göre; aşağıda belirtilen
unsurlar katma değer vergisinin matrahına dahil edilmeyecektir.
1. İskontolar:
İskontoların katma
değer vergisi matrahına dahil edilmemesi için aşağıdaki şartların bulunması
gerekmektedir.
Söz konusu iskontolar
fatura ve benzeri vesikalarda gösterilmiş olmalıdır.
İskontolar ticari teamüllere uygun
miktarda olmalıdır.
Bu iki şartın bir arada bulunmaması halinda iskontoların matrahtan
indirilmesine imkan bulunmamaktadır. Bu nedenle, satılan mal ya da yapılan
hizmet karşılığında düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilmeyip
sonradan ya da yıl sonlarında iskonto yapıldığının bir dekontla bildirilmesi
veyahut ticari teamülleri aşan bir miktarda iskonto yapılması hallerinde,
yapılan ya da bildirilen iskontolar bu bent hükmünden yararlanamayacaktır.
2. Hesaplanan katma
değer vergisi:
Mükelleflerin yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplayarak,
düzenledikleri fatura ve benzeri vesikalar üzerinde gösterdikleri katma değer
vergisi de vergi matrahına dahil edilmeyecektir.
G – Emsal bedeli ve emsal ücreti:
Katma Değer
Vergisi Kanununun 27. maddesine göre, bedeli bulunmayan veya bilinmeyen işlemler
ile bedelin mal, menfaat, hizmet gibi paradan başka değerler olması halinde
matrah işlemin mahiyetine göre emsal bedeli veya emsal ücretidir.
Emsal bedeli ve emsal
ücreti Vergi Usul Kanununun 267. maddesi hükmüne göre tespit olunacaktır. Söz
konusu madde hükmü 87 seri no.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile açıklığa
kavuşturulmuş bulunmaktadır.
Bedelin emsal bedeline veya emsal ücretine göre açık bir şekilde düşük
olduğu ve bu düşüklüğün mükellefçe haklı bir sebeple açıklanamadığı hallerde de,
matrah olarak emsal bedeli veya emsal ücreti esas alınacaktır.
Öte yandan, katma
değer vergisi uygulaması bakımından emsal bedelinin tayininde genel idare
giderleri ve genel giderlerden mamule düşen hissenin bedele katılmasının mecburi
olduğu Kanunun 27. maddesinin 4. fıkrasında belirtilmiştir.
Bilindiği üzere, Vergi Usul Kanununun 275.
maddesine göre, genel idare giderlerinden imal edilen emtianın maliyetine pay
verilip verilmemesi hususu mükelleflerin ihtiyarına bırakılmıştır.
Ancak, katma değer
vergisi uygulaması açısından mükellefler, imal ettikleri emtiada emsal satış
bedellerini maliyet bedeli esasına (Vergi Usul Kanununun 267. maddesinin ikinci
sırasına) göre tayin ettikleri takdirde, genel idare giderlerinden mamule düşen
hisseyi behemehal emsal satış bedeline dahil edeceklerdir.
Serbest meslek faaliyetleri için ilgili
meslek teşekküllerince tespit edilmiş bir tarife varsa, hizmetin bedeli, bu
tarifede gösterilen ücretten düşük olamayacaktır. Mesela, Türkiye Barolar
Birliği tarafından belli bir dava türüne ilişkin olarak tespit edilen vekalet
ücreti 50.000.-TL. ise, bu hizmeti ifa eden bir avukatın serbest meslek
makbuzunda gösterdiği bedel hiçbir şekilde 50.000.liradan düşük olmayacaktır.
VIII– İNDİRİM
Katma değer
vergisinin en önemli özelliği indirim mekanizmasına sahip olmasıdır. Nihai
tüketiciye kadar olan bütün safhalarda katma değer vergisi alınacak, ancak
herbir safhada hesaplanan katma değer vergisinden bir önceki safhanın vergisi
düşülerek bakiye vergi Hazineye intikal ettirilecektir. İndirim mekanizmasının
varlığının bir sonucu olarak, bir mal veya hizmet üzerindeki vergi yükü o mal
veya hizmetin nihai tüketiciye intikal ettirildiği bedel ile vergi nispetinin
çarpımı kadar olacaktır. Bu suretle vergiden vergi alınması ve her sahada alınan
vergilerin mal ve hizmetin bünyesinde kalması gibi durumlarla, o mal veya hizmet
üzerine ağır bir vergi yükü yüklenmesi önlenerek, aynı tip mal ve hizmetlerin
aynı vergi yükünü taşıması sağlanmış olmaktadır.
A – Vergi İndirimi:
Katma Değer
Vergisi Kanununun 29. maddesine göre, mükellefler, yaptıkları vergiye tabi
işlemler üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden faaliyetlerine ilişkin
olarak kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak
düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen katma değer vergisini
veyahut ithal ettikleri mal ve hizmetler dolayısıyla ödedikleri katma değer
vergisini indirebileceklerdir. Yani, mükellef işi ile ilgili olarak satın aldığı
veya ithal ettiği mallar veyahut yaptırdığı hizmetler dolayısıyla borçlandığı
veya ödediği vergiyi, teslim ettiği mallar veya yaptığı hizmetler dolayısıyla
müşterilerden aldığı veya alacaklı olduğu katma değer vergisinden indirecek ve
aradaki farkı vergi dairesine yatıracaktır. Mükellefin indirim konusu yaptığı
vergi ise daha önceki safhada vergi dairesine intikal ettirilmiş olacaktır.
Ancak bu mekanizmanın gerektiği şekilde işleyebilmesi için madde metnine, alış
faturaları ve benzeri vesikalarda gösterilen verginin indirilebileceği hükmü
getirilmiş bulunmaktadır.
Örnek: Katma değer vergisine tabi mal teslimi ve hizmet ifası ile iştigal
eden (A) Anonim Şirketi'nin, bir vergilendirme dönemi içindeki, mal ve hizmet
alımlarının tutarı 10.000.000 TL. bu alışları dolayısıyla düzenlenen faturalarda
gösterilen katma değer vergisi ise 1.000.000 TL.'dir. Söz konusu şirket
tarafından aynı vergilendirme döneminde gerçekleştirilen 13.000.000 TL.
tutarındaki mal teslimi dolayısıyla düzenlenmiş bulunan faturalarda 1.300.000
TL. tutarında katma değer vergisi hesaplanmıştır. Bu durumda, 1.300.000 TL.
tutarındaki hesaplanan katma değer vergisinden, alış faturalarında gösterilen
1.000.000 TL. tutarındaki katma değer vergisi indirilecek, kalan
(1.300.000-1.000.000=) 300.000 TL. tutarındaki vergi ise vergilendirme dönemini
takibeden ayın 25. günü akşamına kadar ilgili vergi dairesine beyan edilecek ve
aynı sürede ödenecektir.
Vergi indirimi, vergilendirme dönemleri itibariyle olacaktır. Mükellefler
bir vergilendirme döneminde teslim ettiği mallar dolayısıyla hesaplanan katma
değer vergisi toplamından, sadece o malların alışında ödediği veya borçlandığı
vergiyi değil, aynı vergilendirme döneminde satın aldığı diğer mallar
dolayısıyla düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen katma değer
vergisini de indireceklerdir. Bunun tabii bir sonucu olarak bir vergilendirme
döneminde indirilecek katma değer vergisi toplamı, mükelleflerin vergiye tabi
işlemleri dolayısıyla hesaplanan katma değer vergisi toplamından fazla
olabilecektir. Bu takdirde, aradaki farkın bir sonraki vergilendirme dönemine
devredilerek o döneme ait indirilebilecek vergi tutarına eklenmesi ve iade
edilmemesi hususu 29. maddenin 2. fıkrasında ayrıca hükme bağlanmıştır.
Örnek: (A) Anonim
Şirketi'nin bir vergilendirme döneminde vergiye tabi işlemleri üzerinden
hesaplanan katma değer vergisi 1.000.000 TL. aynı vergilendirme dönemindeki mal
ve hizmet alımları dolayısıyla düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda
gösterilen katma değer vergisi toplamı 1.500.000 TL. ise, aradaki fark olan
(1.500.000 - 1.000.000=) 500.000 TL. tutarındaki indirilmeyen katma değer
vergisi, bir sonraki döneme devrolunacak ve iade konusu yapılmayacaktır.
B – İndirilmeyecek
katma değer vergisi:
Katma değer vergisi, esas itibariyle vergi indirimi mekanizmasına dayanan
bir vergilendirme şekli olmakla beraber, uygulamada, vergi indirimine imkan
tanınmayan bazı haller Kanunun 30. maddesinde sayılmış bulunmaktadır. Buna göre
aşağıda açıklanan vergiler mükellefin vergiye tabi işlemleri üzerinden
hesaplanan katma değer vergisinden indirilemeyecektir.
1. Vergi indiriminden yararlanabilmek için
bu indirimle ilgili vergiye tabi bir işlemin yapılmış olması şarttır.
Bu nedenle, 30.
maddenin (a) bendinde, vergiye tabi olmayan veya vergiden istisna edilmiş
bulunan malların teslimi ve hizmet ifası ile ilgili alış vesikalarında
gösterilen veya bu mal ve hizmetlerin maliyetleri içinde yer alan katma değer
vergisinin indirim konusu yapılmayacağı hükme bağlanmış bulunmaktadır.
2. Katma Değer
Vergisi Kanununun 30/b maddesi hükmüne göre, işletmeye ait binek otomobillerinin
alış vesikalarında gösterilen katma değer vergisi mükellefin vergiye tabi
işlemleri üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden indirilemeyecektir.
3. Katma değer
vergisi sisteminde alış vesikalarında gösterilen verginin indirilmesi, bu
malların satışı sırasında mala eklenen değerin vergilendirileceği düşüncesine
dayanır. Ancak, zayi olan mallar için satış ve dolayısıyla yaratılan bir değer
olmayacağından, bu mallara ilişkin alış vesikalarında gösterilen verginin
indirilmesi, zayi olan mallar üzerindeki vergi yükünü tamamen ortadan
kaldıracaktır. Dolayısıyla, Kanunun 30/c maddesi uyarınca, zayi olan malların
alış vesikalarında gösterilen katma değer vergisi mükellefin vergiye tabi
işlemleri üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden indirilemeyecektir.
4. Kanunun 30/d
maddesi uyarınca Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunlarına göre kazancın tesbitinde
indirimi kabul edilmeyen (kanunen kabul edilmeyen) giderler dolayısıyla ödenen
katma değer vergisi de, mükellefin vergiye tabi işlemleri üzerinden hesaplanan
katma değer vergisinden indirilemeyecektir. Bu itibarla, faaliyetin yürütülmesi
için gerekli olan giderler dışında kalan, işle ilgili bulunmayan veya işletme
sahibinin özel tüketimine yönelik harcamalar niteliğinde bulunan ve sair kanunen
kabul edilmeyen giderlere ilişkin belgelerde gösterilen katma değer vergisi
tüketici durumunda bulunan işletme veya işletme sahibi üzerinde kalacaktır.
C – Amortismana
tabi iktisadi kıymetlerde indirim:
l. Genel olarak
Vergi Usul Kanununa göre, işletmede bir
yıldan fazla kullanılan ve yıpranmaya aşınmaya veya kıymetten düşmeye maruz
bulunan gayrimenkullerle, gayrimenkul gibi değerlenen (gayrimenkullerin mütemmim
cüzü ve teferruatı, tesisat ve makinalar, gereçler ve diğer taşıtlar, gayrimaddi
haklar) iktisadi kıymetlerin, alet, edevat, mefruşat ve demirbaşların ve sinema
filmlerinin, bunların kullanılabilecekleri süre zarfında yok edilmesi amortisman
konusunu teşkil etmektedir.
Değeri 5.000 lirayı aşmayan peştemallıklar ile işletmede
kullanılan ve değeri 5.000 lirayı aşmayan alet edevat, mefruşat ve demirbaşlar
amortismana tabi tutulmayarak doğrudan doğruya gider yazılabilir. İktisadi ve
teknik bakımdan bütünlük arzedenlerde bu had topluca dikkate alınır. Dolayısıyla
bu sınırlar içinde kalarak doğrudan gider yazılan kıymetlerin alışına ilişkin
katma değer vergisi genel hükümlere göre indirim konusu yapılacaktır.
Amortismana
tabi iktisadi kıymetlere ilişkin indirim uygulaması konusunda ise, Katma Değer
Vergisi Kanununun 31. maddesinde "amortismana tabi iktisadi kıymetlerin katma
değer vergisi, bunların aktife girdigi veya kullanılmaya başlandığı
vergilendirme döneminden itibaren 5 yıl içinde ve beş eşit miktarda bu bölümdeki
esaslar dairesinde indirim konusu yapılır" denilmektedir.
Madde hükmünde
belirtilen "İktisadi kıymetlerin aktife girmesi" kavramı, envantere dahil olmayı
ifade etmektedir. Amortisman konusu iktisadi kıymetlerin, gerek bilanço ve
işletme hesabı esasında defter tutan mükelleflerde ve gerekse serbest meslek
erbabı ve çiftçilerde envantere alınması; envanter defterinin ayrı bir yerinde
veya özel bir amortisman defterinde veya amortisman listelerinde
gösterilmesidir.
İktisadi kıymetlerin kullanılmaya başlanması ise, iktisadi kıymetin
aktife alınmadığı hallere inhisar eder. Bu durumda fiili kullanım önem
taşıyacaktır.
Diğer taraftan, Katma Değer Vergisi Kanununun 31. maddesinde belirtilen
iktisadi kıymetlerin aktife girdiği veya kullanılmaya başlandığı vergilendirme
dönemi. aynı Kanunun 39. maddesinde hüküm altına alınan vergilendirme dönemidir.
Amortismana tabi iktisadi kıymetlere ait verginin indirimi, bu iktisadi kıymetin
işletme aktifine girdiği veya kullanılmaya başladığı vergilendirme döneminden
itibaren 5 yıl içinde ve beş eşit miktarda yapılacağından, indirimin. iktisadi
kıymetin aktife alındığı veya kullanıma başlandığı tarihteki vergilendirme
döneminde yapılacağı açıktır.
Örnek: 1985 takvim yılı ikinci vergilendirme döneminde
5.000.000 TL. bedelle satın alınarak kullanılmaya başlanmış ve 500.000 TL. katma
değer vergisi ödenmiş bir makinaya ilişkin olarak yapılacak vergi indirimi
aşağıdaki gibi olacaktır.
1985 Yılı 2.
Vergilendirme Dönemi 1986 Yılı 2. Vergilendirme Dönemi 1987 Yılı 2. Vergilendiıme Dönemi
1988 Yılı 2.
Vergilendirme Dönemi 1989 Yılı 2. Vergilendirme Dönemi |
100.000 TL.
100.000 TL.
100.000 TL.
100.000 TL.
100.000 TL.
|
|
TOPLAM:
|
500.000
TL. | Yukarıdaki örnekten anlaşılacağı üzere, amortismana tabi
bir iktisadi kıymet olan makinanın alımında ödenen katma değer vergisi 5 yılda
ve beş eşit miktarda vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan katma değer
vergisinden indirilecektir.
Amortismana tabi iktisadi kıymetlere ilişkin indirimin
uygulanacağı vergilendirme döneminde, indirilecek katma değer vergisi
toplamının, mükellefin vergiye tabi işlemleri dolayısıyla hesaplanan katma değer
vergisi toplamından fazla olması halinde, aradaki fark sonraki dönemlere
devrolunacaktır.
İşletmenin kendisi ya da üçüncü şahıslar tarafından imal, inşa veya monte
edilen amortismana tabi iktisadi kıymetlere ilişkin olarak, bu kıymetlerin
aktife alındığı veya kullanılmaya başlandığı dönemden önce çeşitli harcamaların
yapılması mümkündür. Bu durumda söz konusu harcamalara ilişkin ödenen veya
borçlanılaın katma değer vergisi, harcamanın yapıldığı dönemde indirime konu
yapılmayarak biriktirilecektir. İndirim, amortismana tabi iktisadi kıymetlerin
aktife alındığı veya kullanılmaya başlandığı vergilendirme döneminden itibaren
yapılacaktır.
Amortismana tabi iktisadi kıymetlerin işletme tarafından bizzat imal,
inşa veya monte edilmesi halinde, bu kıymetlerin aktife alındığı veya
kullanılmaya başlandığı dönemdeki bedelleri üzerinden katma değer vergisi
hesaplanarak beyan edilecek ancak, bu kıymetlere ilişkin harcamalar nedeniyle
önceden birikmiş olan katma değer vergisi indirim konusu yapılacaktır.
Amortismana
tabi iktisadi kıymetin toplam bedeli üzerinden hesaplanan katma değer vergisi
genel esaslara göre aktife alındığı veya kullanılmaya başlandığı dönemden
itibaren 5 yıl içinde beş eşit miktarda indirime konu
yapılacaktır.
Öte yandan, amortismana tabi iktisadi kıymetin, işletme aktifine girdiği
veya kullanılmaya başlandığı vergilendirme döneminden itibaren beş yıl içinde
satılması halinde, satışın yapıldığı vergilendirme döneminde, daha önce
indirilmemiş bulunan vergi kısmı, mükellefin vergiye tabi işlemleri üzerinden
hesaplanan katma değer vergisinden indirilecektir.
2. Yatırımların teşviki halinde
amortismana tabi iktisadi kıymetlerde indirim:
Katma Değer Vergisi Kanununun 31.
maddesinin ikinci fıkrası hükmüyle, Bakanlar Kurulu, yatırımların teşviki
amacıyla sektör veya mal grupları itibariyle amortismana tabi sabit kıymetlere
ait verginin, vergiye tabi işlemleri üzerinden hesaplanan katma değer
vergisinden 5 yıllık süreden daha kısa bir sürede indirilebilmesi konusunda
yetkili kılınmıştır. Ancak. bu iktisadi kıymetlerin en az beş yıl işletmede
kullanılması şarttır.
Teşviki öngörülen iktisadi kıymetin işletmede en az beş yıl kullanılma
şartının; satılma, işletmeden çekilme ve işletme dışı amaçlarla kullanılma gibi
suretle ihlal edilmesi halinde, indirim konusu yapılan vergi düzeltilecektir.
Zamanaşımı ise, cezanın kesilmesini gerektiren durumun (ihlalin) meydana geldiği
tarihi takibeden yılın başından itibaren başlayacaktır.
Örnek: (A)
firması Katma Değer Vergisi Kanununun 31/2. maddesi uyarınca Bakanlar Kurulunca
teşvik edilmiş bir sektörde faaliyet göstermektedir. (A) fırması, 1985 yılının
Nisan ayında 30.000.000 TL.sına bir adet makina satın almış ve bu makina ile
ilgili olarak (30.000.000 x % 10=) 3.000.000 TL. katma değer vergisi ödemiştir.
Bakanlar Kurulu, bu sektörde "Amortismana Tabi İktisadi Kıymetlere Ait indirim"
süresini iki yıl olarak belirlemiştir. Bu durumda (A) fırması, vergiye tabi
işlemleri üzerinden hesapladığı katma değer vergisinden, makina için ödediği
katma değer vergisini aşağıda gösterilen dönemlerde ve miktarlarda indirecektir.
1985 Yılı II.
Vergilendirme döneminde 1986 Yılı II. Vergilendirme döneminde |
1.500.000
TL. 1.500.000
TL. |
 |
3.000.000
TL. | (A) firması, iktisadi kıymeti en az 5 yıl işletmede
kullanma şartını, söz konusu makinayı 1987 yılının Şubat ayında 50.000.000 TL.
sına satarak ihlal etmiştir. Eğer (A) fırması teşvikten yararlanmamış olsaydı
1985 ve 1986 yıllarının II. vergilendirme dönemlerinde (3.000.000 : 5=)
600.000'er liradan toplam (600.000 + 600.000=) 1.200.000 TL. katma değer
vergisini indirimi konusu yapabilecekti. Dolayısıyla 1985 ve 1986 yıllarında
fazladan vergi indirimi yapıldığından vergi ziyaı doğmuştur. Bu durum Vergi Usul
Kanununa göre ceza uygulamasını gerektirmektedir.
Diğer taraftan (A) firması, anılan
makinanın alışı nedeniyle ödediği toplam 3.000.000 TL. katma değer vergisini
1985 ve 1986 yıllarında indirime konu yaptığından bir daha
indiremiyecektir.(3)
D – İstisna edilmiş işlemlerde indirim:
Katma Değer Vergisi Kanununun 32.
maddesine göre, Kanunun 11, 13, 14 ve 15. maddeleri uyarınca vergiden istisna
edilmiş bulunan işlemlerle ilgili fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen katma
değer vergisi, mükellefin vergiye tabi işlemleri üzerinden hesaplanacak katma
değer vergisinden indirilecektir.
Vergiye tabi işlemlerin mevcut olmaması veya hesaplanan
verginin indirilecek vergiden az olması hallerinde indirilemeyen katma değer
vergisi Bakanlığımıza verilen yetki çerçevesinde ayrıca belirlenecek esaslar
dairesinde bu işlemleri yapanlara iade edilecektir.
E – Kısmi vergi indirimi
Kanunun 33. madde
hükmünde, "indirim hakkı tanınan işlemlerle indirim hakkı tanınmayan işlemlerin
bir arada yapılması
halinde, fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen katma değer vergisinin ancak
indirim hakkı tanınan işlemlere isabet eden kısmı indirim konusu yapılır."
denilmektedir.
Madde
hükmüne göre mal ve hizmet satışı yapan mükellefler:
1. Bir vergilendirme dönemi içinde,
vesikalar kanuni deftere gider kaydedilmek ve katma değer vergisi faturada veya
benzeri vesikada gösterilmiş olmak kaydıyla, kısmi indirim hakkını gözönünde
bulundurmaksızın ödedikleri katma değer vergisinin tamamını indirebileceklerdir.
2. İndirim hakkı
tanınan işlemlere isabet eden katma değer vergisini bir yıllık dönemi esas
alarak hesap dönemi sonu itibariyle hesaplayacaklardır. Bu suretle hesaplanacak
vergi yıl içinde verilen beyannamelerle indirilen vergiden az ise, fazla
indirilen vergi son vergilendirme dönemine ait beyannamede gösterilecektir.
3. İndirim hakkı
tanınan işlemlerle, indirim hakkı tanınmayan işlemlere isabet eden katma değer
vergisinin hesabı sırasında, yıllık satış tutarı ve satılan malın maliyeti ölçü
olarak alınacaktır.
Şöyleki:
a)
Yıllık satışlar içinde indirim hakkı tanınan mallar ile tanınmayan malların
nispeti tespit edilecektir.
b) Yıllık satışların maliyeti içinde katma değer vergisine tabi olmayan
mal ve hizmetler tutarı düşülerek, vergili girdilerin tutarı belirlenecektir.
Vergili girdilerin
vergileri toplamına yıllık satış tutarına göre belirlenen nispet uygulanmak
suretiyle yıllık indirilebilir katma değer vergisi hesaplanacaktır.
Hesap dönemi içinde
verilen beyannamelerde indirilen katma değer vergisi yukarıdaki şekilde
hesaplanan indirilebilir vergiden fazla ise fazla kısım son vergilendirme
dönemine ait beyannamede gösterilecektir.
Örnek: Yıllık 1.000.000 Liralık toplam satış yapan bir
firmanın satışlarının 600.000 liralık kısmı indirim hakkı tanınan işlemlerden,
400.000 liralık kısmı ise indirim hakkı tanınmayan işlemlerden oluşmaktadır.
Satılan malın
maliyeti yıl sonu itibariyle 700.000 liradır. Maliyet içinde, işçilik vs. gibi
vergiye tabi olmayan veya indirim konusu yapılmayan girdilerin toplamı 200.000
TL'dır. Takvim yılı içinde verilen beyannamelerle indirilen katma değer vergisi
50.000 TL.dır.
Bu
durumda yıllık satış tutarına göre mükellefin indirim hakkı tanınan satışlarının
nispeti % 60'tır.
Vergili girdiler toplamına ödenen katma
değer vergisi alış faturaları üzerinden toplanmak suretiyle 50.000 TL. olarak
bulunmuştur. Bu meblağa, yıllık satış tutarına göre belirlenen % 60 nisbeti
uygulanmak suretiyle indirim hakkı tanınan işlemlere isabet eden katma değer
vergisi tutarı 30.000 TL. olarak bulunacaktır. Bu miktar indirilebilir katma
değer vergisidir.
50.000 x %
60 = 30.000 TL.dır.
Yıl içinde indirilen
katma değer vergisi İndirilebilir katma değer vergisi = Beyannamede gösterilecek
katma değer vergisi
(50.000-30.000=) 20.000 TL. olacaktır.
F – İndirimin
belgelendirilmesi:
Katma Değer Vergisi Kanununun 34. maddesine göre, yurt içinden sağlanan
veya ithal olunan mal ve hizmetlere ait katma değer vergisinin indirilebilmesi
için aşağıda sayılan iki şartın gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Buna göre;
1. Vergi, alış
faturası veya benzeri vesikalar ile gümrük makbuzu üzerinde ayrıca gösterilmiş
olacaktır.
2. Söz
konusu vesikalar kanuni defterlere kaydedilmiş bulunacaktır.
Diğer taraftan, katma
değer vergisinin fatura ve benzeri vesikalarda gösterilmesine gerek görülmeyen
işlemler ile tekele tabi maddelerin tesliminde bu mal ve hizmetleri teslim
alanlar tarafından, tarife veya bilet veyahut fatura ve benzeri vesikalarda
gösterilen bedel üzerinden iç yüzde oranı uygulanmak suretiyle katma değer
vergisi hesaplanacak ve yaptıkları vergiye tabi işlemleri üzerinden hesaplanan
katma değer vergisinden indireceklerdir.
Örnek: Otelcilik ile iştigal eden bir mükellef 22.000 TL.
bedelle bir tekel bayiinden tekele tabi maddeler satın almıştır. Alış
vesikasında katma değer vergisi gösterilmeyeceğinden, mükellef vergiye tabi
işlemleri üzerinden hesapladığı katma değer vergisinden indirebileceği katma
değer vergisini, iç yüzde oranı ile, (22.000 x 1/1 1=) 2.000 TL. olarak
hesaplayacaktır.
G
– Matrah ve İndirim miktarlarının değişmesi:
Katma Değer Vergisi Kanununun 35.
maddesine göre, iade olunan malların fiilen işletmeye girmiş olması ve bu
girişin defter kayıtları ile beyannamede gösterilmesi şartıyla malların iade
edilmesi, işlemin gerçekleşmemesi, işlemden vazgeçilmesi veya sair sebeplerle
matrahta değişiklik vukubulduğu hallerde, vergiye tabi işlemleri yapmış olan
mükellef bunlar için borçlandığı vergiyi bu işlemlere muhatap olan mükellef ise
indirime hakkı bulunan vergiyi değişikliğin mahiyetine uygun şekilde ve
değişikliğin vukubulduğu vergilendirme dönemi içinde düzelteceklerdir.
IX – VERGİNİN
TARHI VE ÖDENMESİ
A – Vergilendirme usulleri:
1. Gerçek usulde vergilendirme:
Kanunda aksine hüküm bulunm |