A – ARAÇLAR VE PETROL
ARAMALARINDA İSTİSNA:
3174 sayılı Kanun ile 3065 sayılı
Kanunun 13. maddesinin (a) ve (b) bentleri değiştirilmiş maddeye ayrıca (c)
bendi eklenmiştir.
(a) ve (b) bentlerindeki
değişiklik esasa ilişkin olmayıp Kanundaki düzenleme amacının daha açık olarak
ifade edilmesine yöneliktir.
Maddeye eklenen (c) bendi ile
"6326 sayılı Petrol Kanunu hükümleri gereğince petrol arama faaliyetlerine
münhasır olmak üzere, bu faaliyetleri yürütenlere yapılan hizmetler ile mal
teslimleri" katma değer vergisinden istisna edilmiştir.
B – LİMAN VE HAVA
MEYDANLARINDA YAPILAN HİZMETLER VE TESLİMLER:
1. Katma Değer Vergisi Kanununun
13/b maddesiyle, deniz ve hava taşıma araçları için liman ve hava meydanlarında
yapılan hizmetler vergiden istisna edilmiştir. Bu hükme göre söz konusu istisna,
seyrüsefere ilişkin olmak üzere liman ve hava meydanlarında araçlar için ifa
edilen her türlü hizmeti kapsamaktadır. Bu hizmetlerin liman ve hava meydanları
işletmeleri yanında diğer gerçek ve tüzel kişiler tarafından ifa
edilmesi istisnanın uygulanmasına engel
olmayacaktır.
2. Uluslararası deniz ve hava
taşımacılığına ilişkin olarak araçlara yapılan akaryakıt, su, kumanya, teknik ve
diğer malzeme şeklindeki teslimler aşağıdaki açıklamalar çerçevesinde vergiye
tabi olmayacaktır.
a) Kabotaj hakkının düzenlendiği
20 Nisan 1926 tarih ve 815 sayılı Kanunun 1. maddesi gereğince, yabancı bayraklı
gemilerin Türkiye içinde taşıma yapma hakkı bulunmamaktadır. Bu nedenle yabancı
bayraklı gemilere yapılan söz konusu teslimler "yurt dışındaki bir müşteriye"
yapılan teslim niteliğinde olduğu ve gümrük hattı dışında bulunan araca
yapıldığında Katma Değer Vergisi Kanununun 11 ve 12/1-a maddeleri gereğince
ihracat istisnası kapsamına girmektedir.
b) Uluslararası deniz
taşımacılığı yapan yerli gemiler ise "yurt içinde bulunan bir firmanın yurt
dışında kendi adına müstakilen faaliyet gösteren şubesi" niteliği taşıdığından
bu gemilere yapılan söz konusu teslimler de aynı Kanunun 11, 12/1-a ve 12/2
maddeleri gereğince ihracat istisnası kapsamına girmektedir.
3. Yukarıda açıklanan ve istisna
kapsamına giren teslim ve hizmetlere ilişkin işlem veya ödemelerin acentalar
tarafından yapılması istisnasının uygulanmasına engel değildir. Acentalar,
sayılan teslim ve hizmetlere muhatap olan alıcı ve faydalananların temsilcisi
durumundadır. Bu bakımdan işlem ve ödemeler acentalar tarafından yapılsa bile
teslim ve hizmetler asıl muhatap olan araçlara yapılmış olacağından istisna
kapsamına girmektedir.
4. Katma Değer Vergisi Kanununun
16/c maddesinde, transit, aktarma, gümrük antreposu, geçici depo, gümrük sahası,
serbest bölge rejimlerinin uygulandıkları mal ve hizmetler istisna kapsamına
alınmıştır. Bu hükme göre, söz konusu rejimler çerçevesinde yapılan yükleme,
boşaltma, depolama, tartı ve benzeri hizmetlerde katma değer vergisi uygulanmayacaktır.
C – YURT DIŞINDAN SAĞLANAN
HİZMETLER:
Katma Değer Vergisi Kanununun 1.
maddesine göre işlemler Türkiye'de yapıldıkları takdirde vergiye tabi
tutulabilecektir. Aynı Kanunun 6/b maddesine göre, Türkiye'de yapılan,
değerlendirilen veya faydalanılan hizmetler Türkiye'de ifa edilmiş sayılacaktır.
Yurt dışındaki firmalara yaptırılan hizmetlerden bu kapsama girenlerin vergiye
tabi olacağı açıktır. Bu gibi hizmet ifalarında mükellef esas olarak yurt
dışındaki firma olmakla birlikte, fırmanın Türkiye'de ikametgahı, işyeri, kanuni
merkezi ve iş merkezi bulunmaması halinde vergi, sözü edilen Kanunun 9. maddesi
gereğince hizmetten faydalanan yurt içindeki muhatap tarafından bağlı bulunulan
vergi dairesine sorumlu sıfatıyla beyan edilip ödenecektir.
D – ŞAHIS ŞİRKETLERİNCE
VERİLECEK BEYANNAMELER:
Adi Ortaklıklar, Kollektif
Şirketler ve Adi Komandit Şirketler katma değer vergisi yönünden işletme bazında
değerlendirileceklerdir. Buna göre, adi ortaklık ve sözü edilen şirketler
işyerlerinin bağlı bulunduğu vergi dairelerine katma değer vergisi
mükellefiyetlerini tesis ettireceklerdir. Bunlara ait beyannameler ortaklık veya
şirket adına düzenlenecek ve adi ortaklıklarda ortaklardan biri, diğer
şirketlerde ise şirket yetkilileri tarafından imzalanarak verilecektir.
Adi ortaklığın işyerinin
bulunmaması halinde, katma değer vergisi mükellefiyeti ortaklardan herhangi
birinin bağlı bulunduğu vergi dairesine tesis ettirilecektir.
E – KATMA DEĞER VERGİSİNİN
BELGELERDE GÖSTERİLMESİ:
Katma Değer Vergisi Kanununun 29
ve 34. maddelerine göre verginin indirim konusu yapılabilmesi için fatura veya
benzeri vesikalarda aynca gösterilmesi zorunludur. Ancak Katma Değer Vergisi
Kanunun 23. maddesine göre özel matrah şekilleri tespit edilen işlemler ile aynı
Kanunun 20/4. fıkrasına göre, tarife ve bilen bedelinin vergi dahil edilerek
hesaplandığı hallerde, düzenlenecek vesikalarda verginin ayrıca gösterilmesi
şartı aranmayacaktır. Mükellefler bu neviden mal ve hizmet alımları dolayısıyla
yüklendikleri vergileri, vergili bedeli 11'e bölerek hesaplayacaklar ve indirim
konusu yapabileceklerdir. Mesela; akaryakıt, tekel maddeleri ve biletle tahsil
edilen yolculuk giderlerinde indirilecek vergi bu şekilde hesaplanacaktır.
F – İŞLETMEDE KULLANILMAK
ÜZERE İMAL VEYA İNŞA EDİLEN AMORTİSMANA TABİ İKTİSADİ KIYMETLERDE İNDİRİM:
1 Seri No.lu Katma Değer Vergisi
Genel Tebliğinin VIII/C-1 bölümünde, işletmede kullanılmak üzere imal veya inşa
edilen amortismana tabi iktisadi kıymetlerle ilgili mal ve hizmet alımları
nedeniyle yüklenilen vergilerin, indirim konusu yapılmayıp biriktirileceği ve
iktisadi kıymetin aktife alındığı veya kullanılmaya başlandığı dönemde indirim
konusu yapılacağı açıklanmıştır. Ancak satın alınan mal ve hizmetlerin böyle bir
amaçla kullanılacağının önceden bilinemediği durumlarda ayırma ve biriktirmenin
fiilen mümkün olamayacağı gözönüne alınarak 1 Seri No.lu Tebliğin VIII/(C-1
bölümündeki konuyla ilgili 10. paragraf yürürlükten kaldırılmıştır. Buna göre,
önceden bilinsin bilinmesin, işletmede imal veya inşa edilen amortismana tabi iktisadi kıymetlerle
ilgili mal ve hizmet alışları dolayısıyla yüklenilen vergiler, ait oldukları
dönemde indirim konusu yapılabiIecektir.
G – TEŞVİK BELGESİNE BAĞLANAN
YATIRIMLARDA KULLANI-LACAK YATIRIM MALLARININ İTHALİ
3065 Sayılı Katma Değer
Vergisi Kanununun 46. maddesine 3099 sayılı Kanunla eklenen 6. fıkra gereğince,
Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı tarafından verilen teşvik belgelerinde
gösterilen yatırım mallarının ithalinde ödenmesi gereken katma değer vergisi, bu
verginin fiilen indirilmesinin mümkün olacağı tarihe kadar ertelenecektir. Söz
konusu fıkra hükmünün uygulanmasına ilişkin olarak 9 Seri No.lu Katma Değer
Vergisi Genel Tebliğinde gerekli açıklama yapılmıştır.
Ancak Kanunun 32. maddesi
kapsamına giren istisnalar ile temel gıda maddeleri kapsamında indirim vergi
nispeti uygulanan işlemlerde, sözü edilen 9 Seri No.lu Katma Değer Vergisi Genel
Tebliğinin 3. maddesinde belirtilen prosedürün uygulanması mümkün olmayacaktır.
Faaliyetleri kısmen veya tamamen bu tür işlemlerden oluşan mükelleflerin,
indirim haklarının doğduğu vergilendirme döneminde Gelirler Genel Müdürlüğüne
başvurmaları halinde, durumları incelenerek teminatın çözülmesi konusunda
yapılacak işlem kendilerine bildirilecektir.(*)
H – NAKİL VASITALARININ
SATIŞI
Gerçek usulde vergilendirilen
katma değer vergisi mükelleflerince işletmelerinde kullanılan otomobil, kamyon,
minübüs, otobüs gibi nakil vasıtalarının teslimi vergiye tabidir. İşletmenin
mutad faaliyetinin bu malların işletilmesi veya alım satımı olmaması durumu
değiştirmeyecektir. Ancak özel hizmetlerde kullanılan binek otomobilleri ile
götürü usulde vergilendirilen veya vergiden muaf olanlar tarafından yapılan
nakil vasıtaları teslimleri vergiye tabi olmayacaktır.
I – MUZAYEDE MAHALLİNDE
YAPILAN SATIŞLAR:
1. Katma Değer Vergisi Kanununun
1/3-d maddesine göre, cebri icra, izale-i Şuyu, ipoteğin paraya çevrilmesi,
tasfiye gibi nedenlerle müzayede mahallerinde yapılan açık artırma, pazarlık ve
diğer şekillerdeki satışlar katma değer vergisine tabi bulunmaktadır. Ancak sözü
edilen Kanunun istisna ve temel gıda maddelerine ilişkin hükümlerinin bu
satışlar için de geçerli olacağı tabiidir.
2. Bu satışlarda vergiyi doğuran
olay, satışın yapıldığı tarihte vuku bulmaktadır. Verginin mükellefi satışları
düzenleyen özel ve resmi kişi ve kuruluşlar olup, Katma Değer Vergisi Kanununun
23/d maddesi hükmüne göre satılan malın kesin satış bedeli katma değer
vergisinin matrahı olacaktır. Ancak izale-i şuyu çerçevesinde yapılan satışlarda
alıcının hissedarlardan biri
olması halinde hissesi, bu hisse için mülkiyet devri söz konusu olmadığından
matrahtan indirilecektir.
3. Müzayede mahallinde yapılan
satışlarda giderler dolayısıyla ödenen vergiler, malın kesin satış bedeli
üzerinden hesaplanan vergiden indirilemeyecek, ancak müzayedeyi düzenleyenin
komisyonu üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden indirilebilecektir. Bir
komisyon söz konusu değilse, yüklenilen vergiler masraf unsuru olarak dikkate
alınacaktır.
4. Söz konusu satışlar
dolayısıyla Kanunun 40. maddesi gereğince sürekli beyanname veren mükellefler
dışında kalan resmi kuruluşlar tarafından bu şekilde tahsil edilen katma değer
vergisi yetkili alanı içerisinde bulunulan vergi dairelerine en geç 7 (yedi) gün
içinde ödenecektir. Ancak tahsilat tutarının 50.000.-TL.nı aşması halinde bu süre beklenilmeksizin,
ertesi gün mesai bitimine kadar ödenmesi zorunludur.
5. Müzayede mahallinde yapılan
satışlarda, satışın herhangi bir sebeple gerçekleşmemesi halinde vergi tahakkuk
ettirilmeyecek, tahakkuk
ettirilen vergi terkin edilecektir.
J – AVUKATLIK ÜCRETLERİ:
Mahkemelerce hükmolunan avukatlık
ücretlerinin davayı kazananlara ödenmesi katma değer vergisinin konusuna
girmemektedir. Ancak bu paralardan sözleşmeleri gereği ücret karşılığı
çalışanlar dışında kalan avukatlara intikal eden kısım serbest meslek kazancı
kapsamında vergiye tabi olacaktır. Avukatlar aldıkları bu para için davayı
kazanana serbest meslek makbuzu düzenleyecekler, makbuzla alınan tutar üzerinden
katma değer vergisini hesaplayıp aynca göstereceklerdir.
K – EK VERGİ:
Katma Değer Vergisi Kanununun 60.
maddesinde düzenlenen ek verginin mükellefi, 1. fıkrada zikredilen malların
imalatçı ve ithalatçılarıdır. 1 Seri No.lu Katma Değer Vergisi Genel Tebliğinde
de açıklandığı üzere ek vergi tek safhada alınacak, imalatın birden fazla
safhada yapılması halinde vergiyi doğuran olay ise, ek vergiye tabi malın
tüketime hazır hale getirildiği anda vuku bulacaktır.
Söz edilen 60. maddenin 3.
fıkrasında ek verginin tarh, tahakkuk ve ödenmesi ile vergilendirmeye ilişkin
diğer hususlar hakkında Katma Değer Vergisi Kanunu hükümlerinin uygulanacağı
hükme bağlanmaktadır. Bu hükme göre ek vergiye tabi malların
vergilendirilmesinde aşağıdaki esaslara göre işlem yapılacaktır.
1. İşletmede üretilen ek vergiye
tabi bir maddenin, yine işletmede üretilen ek vergiye tabi olmayan maddeler için
kullanılması veya sarfı Katma Değer Vergisi Kanununun 3/b maddesi gereğince
"teslim sayılan haller" kapsamında ek vergiye tabi olacaktır.
2. Ek vergiye tabi maddelerin
üretiminde kullanılan
girdiler dolayısıyla hesaplanan ve fatura veya benzeri vesikalarda ayrıca
gösterilen ek vergiler, bu maddelerin teslimi dolayısıyla hesaplanan ek
vergiden; Katma Değer Vergisi Kanununun genel hükümleri çerçevesinde
indirilebilecektir. Bu indirim ile ilgili olmak üzere indirilecek ek vergiye
ilişkin alış belgelerinde yer alan bilgileri ihtiva eden bir liste hazırlanarak
ilgili dönemin ek vergi beyannamesine eklenecektir.
Ek vergi hiç bir şekilde katma
değer vergisinden indirilemiyecektir.
3. Katma Değer Vergisi Kanununun
istisna hükümleri ek vergi bakımından da geçerlidir. Buna göre, ek vergi
mükellefi olan imalatçı veya ithalatçılar, istisnalar kapsamına giren
teslimlerinde ek vergi tahakkuk ettirmeyeceklerdir. Bu istisnalardan sözü edilen
Kanunun 32. maddesine girenlerle ilgili teslimlerde ise iktisap sırasında ortaya
çıkan ve fatura veya benzeri vesikalarda ayrıca gösterilen ek vergiler
mükellefin varsa vergiye tabi satışları üzerinden hesaplanan ek vergiden
indirilecek, indirilemiyen
kısım ise genel hükümler çerçevesinde mükellefe iade edilecektir.
Tebliğ olunur,
(*) Güncelliği Kalmamıştır.