İliniz, ..... Vergi Dairesi
mükelleflerinden ..... Ltd. Şti’nin Bakanlığımıza müracaatı üzerine alınan
ilgide kayıtlı yazınız ve ekleri incelenmiştir.
Yazılardan anlaşıldığına göre, adı geçen şirket
Aralık/I999 dönemine ilişkin matrah artırıcı ek katma değer vergisi
beyannamesini 25/02/2000 tarihli dilekçe ekinde vergi dairesine vermesine rağmen
dilekçede pişmanlık talebinden bahsedilmediğinden bahisle söz konusu beyanname
pişmanlık talepli olarak kabul edilmemiş, kanuni süresinden sonra kendiliğinden
verilen beyanname olarak kabul edilmiş ve bu beyanname üzerine vergi ziyai
cezalı tarhiyat yapılmıştır.
Cezalı
tarhiyata ilişkin ihbarnamenin kanuni temsilci .....’a 25/02/2000 tarihinde
tebliğ edilmesi üzerine şirket yetkilisi tarafından Vergi Usul Kanununun 376.
maddesi uyarınca indirim talebinde bulunulmuş ve bu talep vergi dairesince uygun
bulunarak 25/02/2000 gün ve 233/5 sıra numaralı tahakkuk fişi ile tahakkuk
verilmiştir.
Daha sonra, mükellef
şirket tarafından verilen 02/03/2000 tarihli dilekçe ile Aralık/1999 dönemine
ait katma değer vergisi beyannamesinin Vergi Usul Kanununun 371. maddesine göre
pişmanlık talepli kabulünü, vergi ziyaı cezasının düzeltme hükümleri uyarınca
tahakkuktan terkin edilmesini talep etmiştir.
Vergi Dairesince de ilgili dilekçede pişmanlık
hükümlerinden bahsedilmediğinden dolayı söz konusu katma değer vergisi
beyannamesinin kanuni süresinde verilen beyannameye ek olarak kanuni süresi
geçtikten sonra kendiliğinden verilen beyanname kapsamında değerlendirildiği ve
buna istinaden vergi ziyaı cezası kesildiği bildirilmiş olup, Defterdarlığınızca
da, mükellef şirket tarafından dilekçe ekinde verilen ek beyannamenin Vergi Usul
Kanununun 371. maddesinde belirtilen şartları ihlal etmediğinden, beyannamenin
pişmanlık hükümlerine göre kabul edilmesi gerektiği, bu nedenle adı geçen vergi
dairesince yapılan işlemlerin kanuna uygun olmadığı görüşüne yer
verilmiştir.
Bilindiği üzere, Vergi
Usul Kanununun 371. maddesi hükmü gereğince temelinde vergi ziyai yatan ve vergi
dairesinin ıttılaına girmemiş bulunan vergilendirmelerde, bu duruma sebebiyet
verenlerin kendiliğinden ilgili makamlara başvurmaları ve kanunda belirtilen
diğer şartları da yerine getirmeleri halinde vergi ziyaı cezasının kesilmemesi
gerekmekte ve vadesi geçen vergiler sadece her ay ve kesri için 6183 sayılı
Kanunun 51. maddesinde belirtilen nispette uygulanacak gecikme zammı oranında
bir zamla birlikte mükelleflerden tahsil edilmektedir.
Kaldı ki, mükelleflerin kanuni süresinde vermedikleri
veya kanuni süresinde vermekle birlikte eksik verdikleri beyannamelerini bir
dilekçe ekinde vergi dairesine vermeleri ve Vergi Usul Kanununun 371. maddesinde
belirtilen şartları da yerine getirmeleri halinde verilen dilekçede pişmanlık
talebinden bahsedilmese dahi, pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiği
yolundaki Danıştay kararlarındaki görüş Bakanlığımızca da benimsenmiş ve
uygulama buna göre yönlendirilmiºtir.
Bu itibarla, Aralık/1999 dönemi ek katma değer vergisi beyannamesinin
inceleme ve takdire sevk gibi bir işlem yapılmadan mükellef tarafından
25/02/2000 tarihinde vergi dairesine dilekçe ekinde verilmiş olması ve bu
beyannamenin pişmanlık hükümlerinden yararlandırılmayıp cezalı tarhiyat
yapılmasından sonra 02/03/2000 tarihinde pişmanlık talebinin kabulü için vergi
dairesine başvuruda bulunulmuş olması hususları gözönüne alındığında olayın
pişmanlık müessesesi içinde mütalaa edilmesi gerektiğini ortaya çıkarmaktadır.
Dolayısıyla, 15 günlük süre içinde ödeme şartının yerine getirilmiş olması
halinde, gerekli düzeltme işlemlerinin yapılması icap etmektedir.
Bilgi edinilmesini ve gereği ile
durumun müracaat sahibine de duyurulmasını rica ederim.
Bakan
a