|
31
Aralık 1987 Tarihli Resmi Gazete
Sayı:
19681
KATMA
DEĞER VERGİSİ GENEL TEBLİĞİ
(Seri
No:26)
3336 sayılı ve
3393 sayılı Kanunlarla Katma Değer Vergisi Kanununun bazı maddelerinde
değişiklikler yapılmış ve bazı yeni hükümler eklenmiştir. Gerek Kanunda yapılan
bu değişiklikler ve gerekse uygulamada tereddüt yarattığı anlaşılan bazı
konularla ilgili olarak aşağıdaki açıklamaların yapılmasına gerek duyulmuştur.
A - KURUMLAR VERGİSİ KANUNUNUN
GEÇİCİ 10. MADDESİNE GÖRE YAPILAN GAYRİMENKUL TESLİMLERİNDE İSTİSNA UYGULAMASI :
1. İstisnanın
Uygulanması :
Katma Değer Vergisi Kanununa eklenen geçici 6. madde hükmü ile tam
mükellefiyete tabi kurumların 1987, 1988 ve 1989 yıllarında, Kurumlar Vergisi
Kanununun geçici 10. maddesinde yer alan şartlar çerçevesinde yaptıkları
gayrimenkul teslimleri, katma değer vergisinden müstesna tutulmuştur.
Söz konusu
hüküm uyarınca, katma değer vergisinden müstesna tutularak satışı yapılan
gayrimenkullerin tam mükellef kurumlarca iktisabında yüklenilen ve satışın
yapıldığı vergilendirme dönemine kadar indirimle giderilemeyen katma değer
vergileri, kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider olarak dikkate
alınacaktır.
Öte yandan, Kurumlar Vergisi Kanununun geçici 10. maddesi hükmü uyarınca
bu satış işleminden doğan karın, satışın peşin olarak yapılması halinde
tamamının satışın yapıldığı yılda; satışın vadeli olarak yapılması halinde ise
satışın yapıldığı tarihi izleyen takvim yılı başından itibaren iki yıl içinde
ödenmiş sermayeye dönüştürülmesi gerekmektedir. Ancak, gayrimenkulün vadeli
satışı nedeniyle kazancın tamamının, teslimi izleyen takvim yılı başından
itibaren iki yıl içinde ödenmiş sermayeye dönüştürülememesi halinde,
gayrimenkulün satış bedelinden ödenmiş sermayeye dönüştürülen kısım düşüldükten
sonra kalan miktar üzerinden hesaplanan katma değer vergisi, 6183 sayılı Kanun
hükümlerine göre, teslim dolayısıyla oluşan vadeden itibaren gecikme zammı ile
birlikte tahsil edilecektir.
Bu işleme uygulanacak katma değer vergisi oranı, teslimin
yapıldığı tarihte yürürlükte olan orandır.
Örnek :
Tam mükellefiyete tabi bir anonim şirket,
aktifinde 20.000.000 lira bedelle kayıtlı bir gayrimenkulünü 7.5.1987 tarihinde
140.000.000 liraya vadeli olarak satmıştır.
Şirket, bu gayrimenkulün satışından
(birikmiş amortisman ve yeniden değerleme fonu da dikkate alınarak) 130.000.000
lira kar elde etmiştir.
Gayrimenkulün vadeli satışı nedeniyle satış karının yıllar
itibariyle sermayeye ilavesi şöyle olmuştur.
| 1987 yılı
içinde |
..................................... |
35.000.000.-TL. |
| 1988 yılı içinde
|
..................................... |
40.000.000.-TL. |
| 1989 yılı içinde
|
..................................... |
40.000.000.-TL. |
| |
Toplam....................... |
115.000.000.-TL.
| Örneğimizde de görüleceği üzere, vadeli gayrimenkul satışından elde
edilen kazancın tamamı, teslimi takip eden takvim yılı başından itibaren iki yıl
içinde ödenmiş sermayeye dönüştürülememiştir. Bu durumda, gecikme zammı ile
birlikte tahsil edilecek katma değer vergisi şöyle hesaplanacaktır.
| – Gayrimenkul satış
tutarı |
..................................... |
140.000.000.-TL. |
| – 31.12.1989 tarihi
itibariyle sermaye eklenen toplam tutar |
..................................... |
115.000.000.-TL. |
| – Katma değer
vergisi matrahı |
..................................... |
25.000.000.-TL. |
| – Katma değer
vergisi (25.000.000 X % 12 = ) |
..................................... |
3.000.000.TL. | Örnekte gayrimenkul 7.5.1987 tarihinde
satıldığından, bu satışla ilgili katma değer vergisinin vade tarihi 25.6.1987
tarihi olup, bu tarihten 3.000.000 liralık katma değer vergisinin ödeneceği
tarihe kadar geçen süre için 6183 sayılı Kanuna göre gecikme zammı
hesaplanacaktır.
2. Kurumlar Vergisi Kanununun Geçici 10. Maddesinde Yer Alan Şartların
İhlali Halinde Yapılacak Uygulama :
Gayrimenkullerin satışından elde edilen kazancın, Kurumlar
Vergisi Kanununun geçici 10. maddesine göre kurumlar vergisinden istisna
edilmesi, Kanunun anılan maddesinde belirli şartlara bağlanmıştır. Söz konusu
şartlar katma değer vergisi istisnasının uygulanması açısından da aynen
geçerlidir.
Bu
nedenle, Kurumlar Vergisi Kanununun geçici 10. maddesindeki şartları yerine
getirmediği halde, bu şartları taşıyormuş gibi kurumlar ve katma değer vergisi
istisnası uygulayanlara, Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre kurumlar vergisi
açısından uygulanacak ceza hükümleri, katma değer vergisi yönünde de aynen
uygulanacaktır.
Örnek :
(X) Anonim şirketi aktifinde 150.000.000 lira değerle kayıtlı
gayrimenkulünü 1.000.000.000 liraya peşin olarak satmış ve bu satıştan
850.000.000 lira kazanç sağlamıştır. Ancak bu şirket, gayrimenkul satışından
elde ettiği kazancı, satışın yapıldığı yılda sermayesine ilave etmediği halde,
tamamını ilgili yılın beyannamesinde kurumlar vergisinden müstesna kazançlar
arasında göstererek, kurumlar vergisi matrahından indirmiştir.
Bu durumda,
anılan şirket istisna uygulaması bakımından gerekli şartları taşımadığı halde,
fuzulen istisnadan yararlanmış ve vergi ziyaına neden olmuştur. Bu nedenle,
örnekte yer alan mükellef hakkında kurumlar vergisi ve katma değer vergisi
yönünden Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre ceza uygulanacaktır.
(*)
B - KONUT
İSTİSNASI :
Bilindiği üzere, Katma Değer Vergisi Kanununda yer alan ve net alanı 150
m2'yi geçmeyen konutların teslimi ile konut yapı kooperatiflerine yapılan inşaat
taahhüt işlerini vergiden müstesna tutan hüküm, geçici 8. madde olarak
31.12.1992 tarihine kadar uzatılmıştır.
150 m2'yi geçmeyen konutlarda katma değer
vergisi istisnasının nasıl uygulanacağı, 9 ve 24 seri numaralı katma değer
vergisi genel tebliğlerinde açıklanmıştır.
Öte yandan, müteahhitler tarafından konut
yapı kooperatiflerine yapılan inşaat taahhüt işlerinde, inşa edilen konutların
150 m2'nin üzerinde olması veya yapılan inşaatın içinde konut dışında başka
bölümlerin de bulunması, istisnanın uygulanmasına engel teşkil etmeyecektir.
Ancak kooperatiflerin, üyelerine 150 m2'yi geçen konut teslimleri katma değer
vergisine tabi olacak, 150 m2'yi geçmeyen konut teslimlerinde ise vergi
uygulanmayacaktır. (*)
C - FİNANSAL KİRALAMA KANUNU KAPSAMINA GİREN İŞLEMLERDE KATMA DEĞER
VERGİSİ UYGULANMASI :
Katma Değer Vergisi Kanununun 3316 sayılı Kanunla değişik 28. maddesinin
verdiği yetkiye dayanılarak çıkartılan 24.11.1986 tarih ve 86/11217 sayılı
Bakanlar Kurulu Kararı ile Finansal Kiralama Kanununa göre finansal kiralamaya
konu olan malların teslimi ile bu malların kiralanması işlemlerinde katma değer
vergisi oranı % 1 olarak tespit edilmiştir.
Buna göre, finansal kiralama
kuruluşlarının sözü edilen Finansal Kiralama Kanunu kapsamındaki kiralama ve
teslimleri %
1 oranında vergiye tabi
olacaktır. Ayrıca, bu Kanun kapsamında teslim ve/veya kiralanmak üzere finansal
kiralama kuruluşlarına yapılacak teslimlerde de % 1 vergi nispeti
uygulanacaktır.
Finansal kiralama kuruluşlarına, bu kapsamda mal teslim eden
mükelleflerin alımlarında yüklendikleri katma değer vergilerinden, indirim
konusu yapılamayanlar, iade edilmeyecektir. Ayrıca, bu vergiler gelir veya
kurumlar vergisi uygulamasında gider veya maliyet unsuru olarak da dikkate
alınmayacaktır.
Ancak, indirim konusu yapılamayan bu vergiler, daha sonra bu firmaların
diğer işlemlerinden (özellikle finansal kiralamaya konu olmayan genel oranda
vergiye tabi diğer işlemlerinden) doğan katma değer vergilerinden indirim konusu
yapılabilecektir.
Öte
yandan, finansal kiralama kuruluşlarının Finansal Kiralama Kanununa göre, teslim
veya kiralama işlemlerine konu olmayan malların satın alınmasında uygulanacak
katma değer vergisi oranı, % 1 değil; genel hükümlere göre belirlenen oran
olacaktır.
D - KAP
VEYA AMBALAJ MADDELERİNDE KATMA DEĞER VERGİSİ UYGULAMASI
:
1. Kap veya
Ambalajların Geri Verilmesinin Mutad Olduğu Haller:
Katma Değer Vergisi Kanununun 3297 sayılı
Kanunla değişik 2/4. maddesine göre, kap ve ambalajların geri verilmelerinin
mutad olduğu hallerde teslim, bunlar dışında kalan şeyler itibariyle yapılmış
sayılmaktadır. Buna göre, geri verilmesi mutad olan ambalaj maddelerinin içine
konuldukları maddelerle birlikte tesliminde vergi, asıl maddenin bedeli
üzerinden hesaplanacaktır. Bu durumda, ambalaj maddesi verginin kapsamına
girmediğinden vergiye tabi tutulmayacaktır.
2 - Kap veya Ambalajların Geri
Verilmesinin Mutad Olmadığı Haller :
Ambalajlanarak satılması mutad olan maddelerin tesliminde,
faturada ambalaj için ayrıca bir bedel gösterilmemesi, yani teslim bedelinin
ambalaj maddesine ait tutarı da içine alacak şekilde tek tutar olarak ifade
edilmesi gerekir. Bu durumda, ambalaj malzemesi, asıl maddenin tabi olduğu
şartlara göre vergilendirilecektir. Diğer bir anlatımla, asıl madde indirimli
oranda vergiye tabi ise bu teslimin tamamı için indirimli oran uygulanacaktır.
Örnek vermek
gerekirse; sandıklarla yapılan limon satışında, sandıkların geri alınmasının
mutad olmadığı hallerde, kesilen limon faturası sandık bedelini de
kapsayacaktır. Böyle bir durumda, sandık bedellerinin faturada ayrıca
gösterilmesi söz konusu değildir.
Kap veya ambalajların geri verilmesinin mutad olduğu
haller, satıcı firmanın bu maddeleri aktifleştirerek amortismana tabi tuttuğu
hallerdir. Örneğin, tüpgaz satışlarında boş tüpün geri verilmesi mutad bir
olaydır. Çünkü, boş tüpü, satıcı firma aktifleştirerek amortismana tabi
tutmaktadır.
Ayrıca,
bir malın amortismana tabi tutulabilmesi için, o malın işletmede bir yıldan
fazla kullanılmasının gerekli olduğu da açıktır.
3. Ambalajlı Olarak İhaç Edilen Mallarda
Durum :
Ambalajlanarak ihraç edilen bir malda ihraç edilen madde, ambalaj maddesi
değil, ambalajlanan mallar olacaktır. Bu nedenle, söz konusu ihracatlarda kap
veya ambalaj maddelerinin imalatçılar tarafından da olsa ihracatçılara
tesliminde sözü edilen 11/1-c maddesi kapsamında tecil ve terkin
uygulanmayacaktır.
Örnek :
(A)
Anonim Şirketi, imalatçı firmadan satın aldığı gömlekleri, kendisi
ambalajlayarak ihraç etmektedir. Ancak ambalaj maddelerini, bir başka imalatçı
fırmadan satın almaktadır.
Bu örnekte yer alan gömleklerin teslimlerinde hesaplanan katma değer
vergisi için tecil terkin uygulaması kapsamında işlem yapılacaktır. Ancak
ambalaj maddelerini imal edip (A) Anonim Şirketine satan firma, tecil terkin
uygulamasından bu işlem ile ilgili olarak yararlanamayacaktır. Çünkü, ihracatçı
firmanın ihraç ettiği mal, ambalaj maddesi olmayıp, gömlektir.
E - YATIRIM
MALLARININ İTHALİNDE ERTELENEN KATMA DEĞER VERGİSİ İÇİN VERİLEN TEMİNATIN
ÇÖZÜLMESİ VE YATIRIMIN TEŞVİK BELGESİNDE ÖNGÖRÜLEN ŞEKİLDE GERÇEKLEŞMEMESİ
:
Katma Değer
Vergisi Kanununun 46. maddesinin 6. fıkrası gereğince, Devlet Planlama Teşkilatı
Müsteşarlığı tarafından verilen teşvik belgelerinde gösterilen yatırım
mallarının ithalinde ertelenen katma değer vergisi için verilen teminatın
çözümüne ilişkin usul aşağıdaki şekilde yeniden belirlenmiştir.
1. Erteleme
Uygulamasından Yararlanacak Olanlar :
Erteleme uygulamasından yararlanılabilmesi için, teşvik
belgeli yatırım malını ithal edenin, gerçek usulde katma değer vergisi mükellefi
olması ve bu malın indirim hakkı tanınan işlemlerde kullanılması şarttır.
2. Erteleme
Uygulanmasından Yararlanamayacak Olanlar :
Aşağıda belirtilen kişiler erteleme
uygulamasından yararlanamayacaklardır.
a) Gerçek usulde katma değer vergisi mükellefi olmayanlar.
Örnek :
Katma değer vergisi
mükellefiyeti söz konusu olmayan bir banka, teşvik belgesi almak suretiyle bir
bilgisayar cihazı ithal etmiştir. Bu cihazla ilgili ithalde ödenmesi gereken
katma değer vergisi, ertelenemiyecektir.
b) Faaliyetleri münhasıran indirim hakkı tanınmayan
işlemlerden oluşan mükellefler.
Örnek :
Faaliyeti tamamiyle 150 m2'nin altında konut imal edip satmak olan bir
şirket, teşvik belgeli olarak bir inşaat makinası ithal etmiştir. Bu makinenin
ithalatı sırasında hesaplanacak katma değer vergisi, dahilde indirim konusu
yapılamıyacağından, bu verginin ertelenmesi de söz konusu olmayacaktır.
c) Katma Değer
Vergisi mükellefi olmakla beraber ithal ettiği teşvik belgeli yatırım malını,
indirim hakkı tanınmayan işlemlerde kullanacak olanlar.
Örnek :
Çeşitli faaliyetleri nedeniyle katma değer
vergisi mükellefiyeti bulunan bir belediye, münhasıran yol yapım faaliyetlerinde
kullanmak üzre teşvik belgeli olarak bir iş makinası ithal etmiştir. Bu
belediyenin yol yapım işi, verginin konusuna girmediğinden, yol yapımında
kullanılan iş makinası ithali dolayısıyla yüklenmesi katma değer vergisi,
indirim konusu yapılamayacaktır. Bu nedenle, yol yapım faaliyetinde kullanılacak
teşvik belgeli makinenin ithalatında hesaplanan katma değer vergisi, erteleme
uygulamasından yararlanamayacaktır. Ancak, söz konusu iş makinasının belediyeye
ait iktisadi işletmede kullanılmak üzere ithal edilmesi halinde, iktisadi
işletmenin faaliyetleri vergiye tabi olduğundan, iş makinasına ait ithal
sırasında hesaplanan katma değer vergisi erteleme uygulamasından
yararlanacaktır.
3. İthalde Ertelenen Vergiye Ait Teminatın Çözülmesi
:
Teşvik belgeli
yatırım mallarının ithali sırasında ertelenen vergiler dolayısıyla gümrük
idarelerince alınan teminatların çözümü için asli şart, ithalatın gerçekleştiği
tarihten sonra ödenen vergiler toplamının, tecil edilen vergiler toplamına
ulaşmasıdır. İthalatın gerçekleştiği tarih ise malların gümrükten çekildiği
tarihtir. Bu şartın gerçekleşmesinden sonra mükellefler, her bir gümrük
idaresini, bu gümrük idarelerince ertelenen katma değer vergisi tutarlarını ve
teminatın miktarını bildirir bir dilekçe ile bağlı oldukları vergi dairelerine
başvuracaklardır. Bu dilekçeye gümrük giriş beyannamesi, teşvik belgesi, çeki
listesi ve gümrük idarelerince verilen teminat esham ve tahvilat alındıları
asılları veya noterce onaylı örnekleri eklenecektir.
Bu dilekçeyi alan vergi dairesi, ithalatın
gerçekleştiği tarihten itibaren ödenen vergiler toplamının, ithalde ertelenen
vergi tutarına ulaştığını gördükten sonra, durumu ilgili her bir gümrük
idaresine doğrudan bildirecek ve teminatın çözülmesini isteyecektir.
Bu yazıya dayanılarak
gümrük idarelerince, ithalde ertelenen vergi terkin edilecek ve mükellefin
teminatı çözülecektir.
Terkin edilen vergi ödenmediği için hiçbir şekilde indirim konusu
yapılamayacak ve gider kaydedilemeyecektir.
Teminatın çözülmesine ilişkin hesaplamalar
ise aşağıdaki şekilde yapılacaktır.
a) Faaliyetleri Tamamen Vergiye Tabi İşlemlerden Oluşan
Mükellefler :
Faaliyetlerinin tamamı vergiye tabi olan, teşvik belgeli yatırım malı
ithal eden ve bu yatırım malına ait gümrükte hesaplanan katma değer vergisini
teminat vermek suretiyle ertelettiren mükelleflerin, yatırım mallarını ithal
ettikleri tarihten itibaren fiilen ödedikleri katma değer vergileri, gümrükte
ertelenen vergiler tutarına ulaştığında teminatları çözülecektir.
b) Faaliyetleri
Tamamen İade Hakkı Doğuran İşlemlerden Oluşan Mükellefler :
İade hakkı doğuran işlemler Katma Değer
Vergisi Kanununun 32. maddesinde sayılan istisnalar ile temel gıda maddelerine
ilişkin işlemlerdir. Faaliyetleri münhasıran bu işlemlerden oluşan mükelleflerin
teminatı; ilgili dönem beyannamelerinde, iade hakkı doğuran işlemler nedeniyle
beyan edilen bedellerin % 12'sinden, (farklı oranlarda katma değer vergisine
tabi işlemlerin söz konusu olması halinde, bu oranlar ayrı ayrı dikkate alınmak
suretiyle) aynı beyannamede varsa iadesi gereken vergi tutarlarının düşülmesi
sonunda kalan miktarların toplamının, ertelenen vergi tutarına ulaşması halinde
çözülecektir.
Örnek
:
Bir mükellef, teşvik
belgeli 4 adet kamyon ithal etmiş ve bu ithalat ile ilgili gümrükte hesaplanan
24.000.000 liralık katma değer vergisini terninat vermek suretiyle
ertelettirmiştir. Bu mükellef, söz konuusu kamyonları ile sadece uluslararası
nakliyecilik yapmakta ve bu iş katma değer vergisinden müstesna bulunmaktadır.
Bu mükellefin,
kamyonları ithal ettiği tarihten itibaren, vergiden istisna edilen toplam
hasılatının % 12'si, ithalde ertelenen katma değer vergisi tutarı olan
24.000.000 liraya ulaştığında teminatı çözülecektir. Ancak aynı dönemlerde,
mükellefe nakden veya mahsup yoluyla yapılan iadeler, teminatın çözümü ile
ilgili hesaplamadan düşülecektir.
c) İade Hakkı Doğuran İşlemlerle, Vergiye Tabi İşlemleri
Birlikte Yapan Mükellefler:
İade hakkı doğuran işlemlerinin yanında, vergiye tabi faaliyetleri de
bulunan mükelleflerin, ithalde ertelenen katma değer vergisi dolayısıyla
verdikleri teminatın çözülmesinde, ödedikleri katma değer vergisi ile iade hakkı
doğuran işlemlere ait bedelin % 12'sinin toplamı dikkate alınacaktır. Bu
toplamdan, mevcutsa iade edilecek katma değer vergisi düşüldükten sonra kalan
miktarın ithalde ertelenen vergi tutarına ulaşmasından sorıra, teminat
çözülecektir.
d)
Kısmi İstisna Kapsamında İşlem Yapan Mükellefler :
İndirim hakkı tanınan ve tanınmayan
işlemleri birlikte yapan mükellefler, teşvik belgeli yatırım malını münhasıran
indirim hakkı tanınmayan işlemlerde kullanmaları halinde erteleme uygulamasından
yararlanamayacaklardır. Ancak teşvik belgeli yatırım malının, her iki işlem için
de kullanılıyor olması halinde, erteleme uygulamasından yararlanabileceklerdir.
Bu durumda teminat, yukarıda (a) bölümünde açıklandığı şekilde, yani vergi
dairesine fiilen ödenen vergiler toplamına bağlı olarak çözülecektir. İndirim
hakkı tanınmayan işlemlere ait bedellerin % 12'si olarak bulunan miktarlar ise
hesaplamaya kesinlikle dahil edilmeyecektir.
Örnek :
Bir anonim şirket, teşvik belgeli bir iş
makinası ithal etmiş ve bu makina ile ilgili gümrükte 3.600.000 lira olarak
hesaplanan katma değer vergisini teminat vermek suretiyle ertelettirmiştir.
Bu mükellef, ithal
ettiği iş makinasıyla biryandan başka firmaların işlerinde bedeli karşılığında
hizmet vermekte, diğer yandan söz konusu makinayı indirim hakkı tanınmayan kendi
konut inşaatında kullanmaktadır.
Sözü edilen mükellefin, bu makina ithalatını
gerçekleştirdiği tarihten sonra ödediği katma değer vergilerinin, ithalde
ertelenen 3.600.000 liraya ulaşması halinde, teminatı çözülecektir. Ancak,
mükellefin satışını yaptığı kısmi istisna kapsamına giren konutlara ait
hasılatı, bu hesaplamada hiç bir şekilde dikkate alınmayacaktır.
4. Yatırımın
Teşvik Belgesinde Öngörülen Şekilde Gerçekleşmemesi :
Katma Değer Vergisi Kanununun 46/6.
maddesinde, teşvikli yatırımlarda, yatırımın teşvik belgesinde öngörülen şekilde
tamamlanmaması halinde, bu yatırım için ithal edilen mallara ait gümrükte
ertelenen verginin, 6183 sayılı Kanunun hükümlerine göre belirlenen tecil
faizinin % 50 zamlı tutarı ile birlikte tahsil edileceği hükme bağlanmıştır.
Bu hüküm uyarınca,
teşvikli yatırımlarda, yatırımın teşvik belgesinde öngörülen şekilde
tamamlanmadığının Devlet Planlama Teşkilatınca veya incelemeler ile tespit
edilmesi halinde, gümrükte ertelenen vergi, erteleme tarihinden itibaren, 6183
sayılı Kanunun 48. maddesine göre ilgili yıllar için belirlenen geçerli tecil
faizinin % 50 fazlası ile birlikte tahsil edilecektir.
F - GÜMRÜK VERGİSİNDEN MUAF VEYA MÜSTESNA
İTHALATTA KATMA DEĞER VERGİSİ UYGULAMASI :
Katma Değer Vergisi Kanununun ithalat
istisnasını düzenleyen 16/1. maddesinin (b) bendinde Gümrük Kanununun bazı
maddelerine atıfta bulunularak, bu maddeler kapsamına giren malların ithalinin
katma değer vergisinden müstesna olduğu hükme bağlanmıştır.
Gümrük Kanununun atıfta bulunulan bu
maddelerinde, gümrük vergisinden muaf veya müstesna olarak ithal edilecek ve
esas itibariyle gayri ticari nitelik taşıyan bazı mallar sayılmaktadır. Bu
malların ithalinin, sözü edilen 16/1-b maddesi gereğince katma değer vergisinden
de müstesna olduğu açıktır.
Ancak, Bakanlığımıza intikal eden olaylardan, Gümrük Kanununun atıfta
bulunulan bu maddeleri kapsamına girmemekle birlikte, aynı Kanunun başka
hükümleri ve diğer mevzuat (teşvik mevzuatı ve çeşitli özel kanunlar gibi)
hükümlerine göre, gümrük vergisi uygulanmayan bazı malların ithalinde katma
değer vergisi de uygulanmadığı anlaşılmaktadır.
Bir malın ithalinin katma değer
vergisinden müstesna olabilmesi için, dahildeki teslimlerinin vergiden müstesna
olması veya 16/1. maddenin sözü edilen (b) bendinde sayılan Gümrük Kanununun
ilgili maddeleri kapsamına girmesi şarttır. Bu şartları taşımayan ancak çeşitli
mevzuat hükümlerine göre, gümrük vergisine tabi tutulmayan malların ithalinde
ise katma değer vergisinin uygulanacağı tabiidir. Diğer taraftan, katma değer
vergisi açısından sıfır orana tabi malların ithalinde de katma değer vergisi
sıfır oranda uygulanacaktır.
Öte yandan, Katma Değer Vergisi Kanununun 49. maddesinde; Gümrük Vergisi
ve diğer kanunlar gereğince gümrük vergisi teminata bağlanarak işlem gören
mallara ait ithalatta katma değer vergisinin de aynı usule tabi tutulacağı hükme
bağlanmaktadır. Buna göre, başta Gümrük Vergisi Kanununun 118. maddesi olmak
üzere çeşitli mevzuat hükümleri gereğince, gümrük vergisi teminata bağlanarak
ithal edilen mallara ait katma değer vergisi de teminata bağlanacaktır. Ancak,
bu şekilde ithal edilen malların katma değer vergisinden müstesna olması veya
"sıfır" vergi oranına tabi bulunması halinde, bu malların ithalinde vergi
hesaplanmayacağından teminat uygulaması da söz konusu olmayacaktır.
G - KISMİ VERGİ
İNDİRİMİ :
Bilindiği üzere, Katma Değer Vergisi Kanununun 32. maddesinde sayılan
istisnalar tam istisna niteliğinde olup, bunlar dışında kalan istisnalar ise
kısmi istisna niteliği taşımaktadır.
Kısmi istisna uvgulamasında, istisna kapsamına giren
işlemlerle ilgili alış ve giderler dolayısıyla yüklenilen vergilerin indirimi
veya mükellefe iadesi mümkün değildir. İndirilemeyen bu vergiler gelir ve
kurumlar vergisi uygulamalarında gider veya maliyet unsuru olarak gözönüne
alınabilecektir. Bu nedenle, kısmi istisna kapsamında işlem yapan mükellefler,
bu kapsamda sattıkları mal veya hizmetin satış bedelini belirlerken,
indirilemeyen vergileri bir maliyet unsuru olarak dikkate
alabileceklerdir.
Öte
yandan, sözü edilen Kanunun kısmi vergi indirimini düzenleyen 33. maddesinin 1.
fıkrasında, "Bu Kanuna göre indirim hakkı tanınan işlemlerle indirim hakkı
tanınmayan işlemlerin bir arada yapılması halinde, fatura ve benzeri vesikalarda
gösterilen Katma Değer Vergisinin ancak indirim hakkı tanınan işlemlere isabet
eden kısmi indirim konusu yapılır." hükmü yer almış ve aynı maddenin 2.
fıkrasında ise, kısmi vergi indirimine ilişkin usul ve esasları tespite, Maliye
ve Gümrük Bakanlığının yetkili olduğu belirtilmiştir.
Madde hükmünün Bakanlığımıza verdiği yetki
uyarınca, kısmi vergi indiriminin usul ve esasları 1 seri No.lu Katma Değer
Vergisi Genel Tebliğinin (E) Bölümünde açıklanmıştı. Bu uygulama ile ilgili
olarak, Maliye ve Gümrük Bakanlığı'na intikal eden olaylar ve uygulama sonuçları
gözönünde tutularak, "kısmi vergi indiriminin" usul ve esasları 1 Ocak 1988
tarihinden geçerli olmak üzere aşağıdaki şekilde yeniden tespit edilmiştir.
1. Ticari Amaçlı
Özel İnşaatlarda, Kısmi İstisna Kapsamına Giren İşlemlerle Vergiye Tabi
İşlemlerin Bir Arada Yapılması Halinde Durum :
Ticari amaçlı inşaatlarda, kısmi istisna
kapsamına giren konutlar yanında, işyeri gibi vergiye tabi bağımsız birimlerin
de bulunması halinde, kısmi vergi indirimi, bağımsız birimlerin toplam net alanı
içindeki payları dikkate alınarak hesaplanacaktır.
Buna göre, ticari amaçlı inşaat yapan
mükellefler bina projelerine göre, istisna kapsamına giren ve girmeyen bağımsız
birimlerin m2 cinsinden toplam net alanlarını tespit edecekler, bulunan bu
alanlar binanın toplam net alanına bölünerek, basit orantı yoluyla istisna
kapsamına giren ve girmeyen alanların payları bulunacaktır. Mükelleflerce
herhangi bir vergilendirme döneminde yüklenilen vergiler bu oranlarla
çarpılarak, ilgili dönemde indirim konusu yapılacak ve ayrıca maliyete eklenecek
vergiler hesaplanacaktır.
Örnek :
Bir
mükellef satınaldığı arsa üzerine bağımsız birimler halinde satmak üzere 16
daire 10 işyerinden oluşan bir apartman inşa etmektedir. Konut olarak
kullanılacak olan herbir dairenin net alanı 100 m2, herbir işyerinin net alanı
40 m2 dir. Binanın toplam net alanı ise 2.000 m2 dir.
Mükellef, Aralık 1987 döneminde bu
inşaatla ilgili 5.000.000 liralık vergili alış ve gider nedeniyle 600.000 lira
katma değer vergisi yüklenmiştir.
Bu mükellefin Aralık 1987 dönemi kısmi vergi indirimi
hesabı aşağıdaki şekilde yapılacaktır.
| – Binanın toplam net
alanı |
: |
2.000
m2 |
| – İstisna kapsamındaki
dairelerin toplam net alanı |
: |
1.600
m2 |
| – İstisna kapsamındaki
dairelerin net alanının toplam net alana oranı |
: |
(1.600 m2/2.000 m2 x
100 =) % 80 |
| – İşyerlerinin toplam
net alanı |
: |
400
m2 |
| – İşyerleri net
alanının toplam net alana oranı |
: |
(400 m2/2.000 m2 x 100
=) % 20 |
| – Aralık 1987'de
yüklenilen vergi |
: |
600.000.-TL. |
| – İndirilecek
vergi |
: |
(600.000.-TL. x % 20
=) 120.000.-TL. |
| – Maliyete eklenecek
vergi |
: |
(600.000.-TL. x % 80
=) 480.000.-TL. | 2. Bağış Amacıyla Yapılan İnşaatlarda Durum
:
Bir vergi
mükellefinin bağış amacıyla yaptığı inşaatın hesaplarını ayrı tutması
(muhasebeleştirmesi) zorunludur. Dolayısıyla indirim hakkı tanınmayan bu işlemle
ilgili yüklendiği vergiyi, ancak bir maliyet unsuru olarak gözününde
bulundurabilecektir.
Örnek:
(A)
Anonim Şirket Milli Eğitim Gençlik ve Spor Bakanlığına bağışlamak üzere bir okul
inşaatına başlamıştır. Şirketin bu inşaatla ilgili olarak yaptığı tüm harcamalar
ve yüklendiği vergiler ayrı hesaplarda izlenecektir. Bu inşaatla ilgili olarak
yüklenilen vergiler, şirketin ticari faaliyeti ile ilgili olmadığından indirim
konusu yapılamayacak, ancak bir maliyet unsuru olarak dikkate alınabilecektir.
Öte yandan, Katma
Değer Vergisi Kanununun değişik 17/2-b maddesi kapsamına girmeyen bağışlar
vergiye tabi olacağından, bu şekilde gerçekleştirilen bağışlarda emsal bedel
üzerinden vergi hesaplanıp beyan edileceği ve bağışlanan mal dolayısıyla
yüklenilen vergilerin de indirim konusu yapılabileceği tabiidir.
3. Kısmi İstisna
Kapsamında Konut İnşa Eden Mükelleflerin Aynı Zamanda Vergiye Tabi Bağımsız
İnşaatlarının da Olması Halinde Durum :
Kısmi istisna kapsamına giren konut inşa
eden mükelleflerin aynı zamanda vergiye tabi bağımsız inşaatlarının da olması
halinde, mükellefler bu inşaatları ile ilgili olarak yaptıkları mal ve hizmet
alımlarından hangilerinin istisna kapsamına giren inşaata, hangilerinin de
vergiye tabi inşaata ait olduğunu tespit edecek şekilde muhasebelerini
tutacaklardır.
Bu
şekilde faaliyetde bulunan mükelleflerin söz konusu işlerle ilgili ortak genel
giderler dolayısıyla yüklendikleri vergiler de indirim hakkı tanınan ve
tanınmayan işlemler esas alınarak oranlanacak ve indirim hakkı tanınanları
isabet eden kısım indirim konusu yapılabilecektir.
4. Diğer Hallerde Kısmi İstisna Uygulaması
:
İndirim hakkı
tanınan ve tanınmayan işlemleri birlikte yapan mükellefler, alışlarında
yüklendikleri vergileri, herhangi bir ayırım yapmaksızın tamamen o dönemde
indirilebilir katma değer vergisi hesabına intikal ettireceklerdir. Daha sonra
aynı dönemde, toplam satışlar içinde indirim hakkı tanınmayan işlemlerin oranı
bulunacak, bu oran, o dönemdeki toplam satışlar nedeniyle yüklenilen vergilere
uygulanarak, istisna kasamına giren işlemler dolayısıyla yüklenilen vergi
miktarı hesaplanacaktır. Bu şekilde bulunacak, vergisiz satışlara (kısmi istisna
kapsamına giren işlemlere) ait yüklenilen vergiler, indirilebilir katma değer
vergisi hesabında çıkartılarak, gider veya maliyet hesaplarına intikal
ettirilecektir. İndirilecek verginin bulunmaması veya yetersiz olması halinde
artan kısım, "fazla ve yersiz hesaplanan" vergi olarak beyan
edilecektir.
Örnek 1 -
İNDİRİLECEK VERGİ, GİDER YAZILACAK VERGİDEN FAZLA İSE:
Bir akaryakıt bayii, Kasım 1987 döneminde,
5.000.000 liralık akaryakıt almış ve bununla ilgili olarak 600.000 lira katma
değer vergisi ödemiştir. Mükellef aynı dönemde 2.000.000 liralık akaryakıt
satmıştır. Bu satışın 500.000 liralık kısmını, istisna kapsamında Olağanüstü Hal
Bölge Valiliğine 1.500.000 liralık kısmını da vergili olarak diğer kişilere
yapmış ve 180.000 lira katma değer vergisi tahsil etmiştir. 2.000.000 liralık bu akaryakıt teslimi ile
ilgili olarak yüklenilen vergiler 228.000 lira olarak hesaplanmıştır. Bu
mükellefin Kasım 1987 döneminde kısmi vergi indirimi hesabı aşağıdaki şekilde
yapılacaktır.
| – Yüklenilen katma
değer vergisi |
: |
600.000.-
TL. |
| – Bu dönem ait toplam
satışlar |
: |
2.000.000.-TL. |
| – Vergisiz
satışlar |
: |
500.000.-TL. |
| – Vergisiz satışların
toplam satışlara oranı |
: |
(500.000/2.000.000 x
100 =) % 25 |
| – Vergili
satışlar |
: |
1.500.000.-TL. |
| – Vergili satışların
toplam satışlara oranı |
: |
(1.500.000/2.000.000 x
100 =) % 75 |
| – Toplam satışlara ait
vergi girdileri |
: |
1.900.000.-TL. |
| – Vergili girdilere
ait katma değer vergisi |
: |
(1.900.00.- TL. x % 12
=) 228.000.-TL. |
| – İndirilecek katma
değer vergisi |
: |
(600.00.- TL.
57.000.-TL =) 543.000.-TL. |
| – Bu döneme ait
hesaplanan katma değer vergisi |
: |
180.000.-
TL. |
| – Sonraki dönemlere
devreden katma değer vergisi |
: |
(543.000 - 180.000 =)
363.000.- TL. | Örnekten de anlaşılacağı üzere, bu mükellef kısmi vergi
indiriminde, (alış hesapları ile ilgilenmeden satışlar üzerinden) vergili
satışları nedeniyle yüklendiği vergiyi indirim konusu yapacak, vergisiz
satışlara ait yüklendiği vergiyi de indirilecek katma değer vergisi hesabından
çıkartarak, gider hesaplarına intikal ettirecektir. Mükellef, bu işlemlerden
sonra arta kalan 363.000 liralık yüklendiği vergiyi ise "Sonraki Dönemlere
Devreden" vergi hesabında gösterecektir.
Örnek 2 - İNDİRİLECEK VERGİ, GİDER YAZILACAK VERGİDEN AZ
İSE :
Mükellef (A)
toptan gıda ticareti yapmaktadır. Bu mükellef, Ocak 1988 döneminde (temel gıda
maddeleri dışında kalan) toplam 2.500.000 liralık gıda maddesi satışı yapmıştır.
Bu miktarın 1.100.000 liralık kısmını Olağanüstü Hal Bölge Valiliğine, 1.400.000
liralık kısmını da diğer kişilere satmış ve 168.000 lira katma değer vergisi
tahsil etmiştir. Bu mükellefin satışını yaptığı 2.500.000 liralık gıda maddesi
için 245.000 lira katma değer vergisi yüklendiği ve bu miktarın bir kısmını daha
önceki dönemlerde indirim konusu yaptığı hesaplarından anlaşılmaktadır.
Mükellefin, Ocak 1988 döneminde emtia alışı olmadığı için, bu dönemde yüklendiği
katma değer vergisi bulunmamaktadır.
Ancak, Aralık 1987 döneminden devreden 80.000 lira
indirilecek katma değer vergisi bulunmaktadır.
Bu mükellefin indirilecek, gider yazılacak
ve ödenecek katma değer vergisi aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır.
| – Önceki dönemden
devreden katma değer vergisi |
: |
80.000.-
TL. |
| – Bu döneme ait toplam
satışlar |
: |
2.500.000.-
TL. |
| – Vergisiz
satışlar |
: |
1.100.000.-
TL. |
| – Vergisiz satışların
toplam satışlara oranı |
: |
(1.100.000/2.500.000
=) % 44 |
| – Vergili
satışlar |
: |
1.400.000.-TL. |
| – Vergili satıların
toplam satışlara oranı |
: |
(1.400.000/2.500.000
=) 56 |
| –Toplam satışlara ait
vergili girdiler |
: |
2.041.670.-TL. |
| – Vergili girdilere
ait katma değer vergisi |
: |
(2.041.670.- TL. x %
12 =) 245.000.- TL. |
| – Gider yazılacak
katma değer vergisi |
: |
(245.000.- TL. x % 44
=) 107.800.- TL. |
| – İndirilecek katma
değer vergisi |
: |
0 |
| – Bu dönemde toplam
indirilecek katma değer vergisi |
: |
0 |
| – Gider yazılacak
katma değer vergisinden beyan edilecek kısım |
: |
(107.800 - 80.000 =)
27.800.- TL. |
| – Bu döneme ait
hesaplanan katma değer vergisi |
: |
168.000.-
TL. |
| – Toplam beyan
edilecek ve ödenecek katma değer vergisi |
: |
(27.800 + 168.000 =)
195.800.- TL. | Örnekten de anlaşılacağı üzere, bu mükellef, Ocak 1988
döneminde gider hesaplarına intikal ettireceği 107.800 liranın 80.000 liralık
kısmını indirilecek katma değer vergisi hesabından çıkartarak, bu hesabı
sıfırlayacak; indirim hakkı olmadığı halde daha önceki dönemlerde indirmiş
olduğu arta kalan 27.800 lirayı da "fazla ve yersiz hesaplanan" katma değer
vergisi olarak beyan edecektir.
Buna göre, mükellefin bu dönemde beyan edeceği toplam
vergisi (27.800+168.000=) 195.800 lira olacak ve indirilecek vergisi de
bulunmadığından, bu tutarı vergi dairesine ödeyecektir.
Örnek 3 - İNDİRİLECEK VERGİ MEVCUT DEĞİLSE
:
Mükellef (B), yedek
parça satışı yapmaktadır. Bu mükellef Şubat 1988 döneminde toplam 7.400.000
liralık yedek parça satışı yapmıştır. Bu miktarın 2.960.000 liralık kısmını
0lağanüstü Hal Bölge Valiliğine 4.400.000 liralık kısmını da diğer kişilere
satmış ve 532.800 lira katma değer vergisi tahsil etmiştir. Bu mükellefin
satışını yaptığı 7.400.000 1iralık yedek parça için yüklendiği 738.000 lira
katma değer vergisini, daha önceki dönemlerde indirim konusu yapmıştır.
Mükellefin, önceki dönemlerden devreden ve (Şubat 1988 döneminde emtia alışı
olmadığı için) bu dönemde yüklendiği katma değer vergisi bulunmamaktadır.
Bu mükellefin gider
yazılacak ve ödenecek katma değer vergisi aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır.
| – Bu döneme ait toplam
satışlar |
: |
7.400.000.-
TL. |
| – Vergisiz
satışlar |
: |
2.960.000.-
TL. |
| – Vergisiz satışların
toplam satışlara oranı |
: |
(2.960.000/7.400.000
=) % 40 |
| – Vergili
satışlar |
: |
4.440.000.-
TL. |
| – Vergili satışların
toplam satışlara oranı |
: |
(4.440.000/7.400.000
=) % 60 |
| – Toplam satışlara ait
vergili girdiler |
: |
6.150.000.-
TL. |
| – Vergili girdilere
ait katma değer vergisi |
: |
(6.150.000.- TL. x %
12 =) 738.000.- TL. |
| – Gider yazılacak
katma değer vergisi |
: |
(738.000.- TL. x % 12
=) 295.200.- TL. |
| – Bu dönemde
indirilecek toplam katma değer vergisi |
: |
0 |
| – Gider yazılacak
katma değer vergisinden beyan edilecek kısım |
: |
295.200.-
TL. |
| – Bu döneme ait
hesaplanan katma değer vergisi |
: |
532.800.-
TL. |
| – Toplam beyan
edilecek ve ödenecek katma değer vergisi |
: |
(295.200 + 532.800 =)
828.000.- TL. | Örnekten de anlaşılacağı üzere, bu mükellef, bu dönemde
gider hesaplarına intikal ettireceği 295.200 lirayı daha önceki dönemlerde
indirmiş olduğundan, bu miktarın tamamını "yersiz ve fazla hesaplanan" katma
değer vergisi olarak beyan edecek ve vergi dairesine toplam 828.000 lira
ödeyecektir.
5.
Bütün Teslimleri İstisna Kapsamına Giren Mükelleflerde Durum:
Yapmış oldukları
mal satışı veya hizmet ifalarının tamamı, Katma Değer Vergisi Kanunu hükümleri
uyarınca kısmi istisna niteliği taşıyan işlemlerden oluşan mükellefler, mal ve
hizmet alışlarında yüklendikleri katma değer vergilerini indirim konusu
yapamayacaklardır. Ancak, bu vergiler gider veya maliyet olarak dikkate
alınabilecektir.
6. Müşterek Genel Giderler ve Amortismanlara Ait Yüklenilen Vergilerde
Durum :
İndirim
hakkı tanınan ve tanınmayan işleri birlikte yapan mükelleflerin, müşterek genel
giderler ile amortismanlar nedeniyle yüklendikleri vergilerden, indirim konusu
yapılacak olanlar ile indirim konusu yapılmayıp, gider hesaplarına aktarılacak
olanları, bu bölümde belirtilen esaslara göre ayırıma tabi tutacaklardır.
7. 1 Ocak 1988
Tarihinden Önceki Dönemlere Ait Kısmi Vergi İndirimi Uygulaması :
1 Seri No.lu
Katma Değer Genel Tebliğinin (E) Bölümünde, kısmi vergi indiriminin ne şekilde
uygulanacağı açıklanmıştı. 1 Ocak 1988 tarihinden önceki dönemlere ait kısmi
vergi indirimi, 1 No.lu Genel Tebliğ hükümlerine göre yapılacaktır.
Ancak, yukarıda 1, 2
ve 3 numaralı bentlerde yazılı işleri yapan ve 31.12.1987 tarihi itibariyle
teslimlerinin olmaması nedeniyle, yüklendikleri vergileri 1 Seri No.lu Genel
Tebliğde yazılı şekilde ayrımını yapamayan mükellefler, inşaata başladıkları
tarihten 31.12.1957 tarihine kadar geçen dönemde yüklenip, indirilecek vergi
hesabında gösterilen vergileri de bu bölümün 1, 2 ve 3 numaralı bentlerinde yer
alan esaslara göre ayrıma tabi tutacaklardır. Bu şekilde ayrıma tabi tutulan
vergilerden, kısmi istisnaya ait olan vergiler 31.12.1987 tarihi itibari ile
gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınacaktır.
H - İHRAÇ KAYDİYLE TESLİMLERDE, 1.1.1988
TARİHİNDEN İTİBAREN GEÇERLİ OLACAK USUL VE ESASLAR: (**)
Katma Değer Vergisi Kanununun 11/1-c
maddesi ile imalatçılar tarafından ihraç kaydıyla ihracatçılara yapılan
teslimlerde "tecil-terkin" uygulaması getirilmiştir. Bu uygulama ile ilgili
olarak 23 Seri No.lu Katma Değer Vergisi Genel Tebliğinde gerekli açıklamalar
yapılmıştır.
Bu
konuda uygulamada ortaya çıkan tereddütlerin giderilmesi amacıyla, 1.1.1988
tarihinden geçerli olmak üzere, aşağıdaki usul ve esaslar belirlenmiştir.
Bilindiği üzere,
Sanayi Sicil Kanununun 1. maddesinde, imalatçının tanımı yapılmış olup, bu
tanıma göre :
– Makina ve
tesisatını kullanmak suretiyle bizzat üretim yapan kuruluşlar imalatçı
sayılmakta;
– Fason
ücreti karşılığında başka kuruluşlara üretim yaptıranlar ise imalatçı
sayılmamaktadırlar.
İmalatçılarla ilgili "Sanayi Sicili"nin Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca
tutulması ve imalatçılara "Sanayi Sicil Belgesi"nin adı geçen Bakanlık
tarafından verilmesi nedeniyle kimlerin imalatçı sayılacağı hususunun tespitine
Sanayi ve Ticaret Bakanlığı yetkili bulunmaktadır.
Uygulamada imalatçıların belirlenmesi
konusunda bazı tereddütlerin ortaya çıktığı anlaşılmış ve bu tereddütlerin
giderilmesi amacıyla aşağıdaki açıklamaların yapılmasına gerek duyulmuştur.
1. Sanayi Siciline
Kayıtlı Olup, Bizzat Üretim Yapanlar :
Sözü edilen tecil-terkin uygulamasından makina ve
teçhizatını kullanmak suretiyle bizzat üretim yapan kuruluşlardan "Sanayi
Sicili"ne kayıtlı ve "Sanayi Sicil Belgesi"ne sahip olan imalatçılar
yararlanabileceklerdir.
Bu şartlara sahip imalatçılar, ihraç kaydıyla ihracatçılara mal teslim
ettikleri dönemde ve bir defa olmak üzerc "Sanayi Sicil Belgesi"nin noterce
onaylı bir örneğini, verecekleri katma değer vergisi beyannamesine
ekleyeceklerdir. Sanayi sicil kaydında ve sanayi sicil belgesinde herhangi bir
değişikliğin meydana gelmesi veya imalatçı niteliğinin kaybedilmesi hallerinde
bu durum, vergi dairesine en geç 15 gün içinde bildirilecektir.
2. Sanayi Siciline
Kayıtlı Olup, Bizzat Ürettiği Mallar Yanında Kendi Üretmediği Malları da
Satanlar :
Sanayi
sicil belgesine sahip olan bir imalatçı, ihraç kaydıyla ihracatçıya teslim
ettiği malların tümünü kendisi imal etmeyebilir. Diğer bir anlatımla,
imalatçının ihracatçıya teslim ettiği malların bir kısmı, piyasadan hazır olarak
satın alınabileceği gibi, teslim konusu olan malların bir kısmı, imalat
aşamalarının bütünü itibariyle dışarıya fason olarak da yaptırılabilir. Bu
durumda imalatçının bizzat ürettiği mallar için tecil-terkin uygulaması
yapılacak, diğer mallara ise tecil-terkin işlemi uygulanmayacaktır.
Örnek :
Bir Anonim Şirket,
ihraç kaydıyla satış bağlantısı kurduğu 10.000 adet gömlekten, 6.000 adedini
bizzat kendisi üretmiş, 2.500 adedinin hammadde, yardımcı madde ve malzemelerini
vermek suretiyle fason olarak imalini sağlamış ve 1.500 adedini de hazır olarak
piyasadan satın almıştır.
Bu mükellefin ihraç kaydıyla teslim ettiği 10.000 adet gömleğin, bizzat
imalatçısı olduğu 6.000 adedi için tecil-terkin uygulanacak, kalan 4.000 adet
gömlek ise bu uygulamadan yararlanamayacaktır. Çünkü, bu mükellef 4.000 adet
gömleği bizzat imal etmemiş, fason olarak başka firmalara imal
ettirmiştir.
Bu
durumda, ihracatçıya satış yapan imalatçılar, bizzat ürettikleri mallar ile
diğer malları düzenleyecekleri faturada ayrı ayrı gösterebilecekleri gibi, bu
mallar için ayrı ayrı fatura da düzenleyebileceklerdir.
3. Sanayi Siciline Kayıtlı Olup, İmalat
Safhalarının Bir Bölümünü Fason Olarak Yaptıranlar :
İhraç edilen nihai ürünün imalat
safhalarından bir bölümünü bizzat yapan, bir bölümünü ise fason olarak başka
kişilere yaptıran mükellefler, üretim ağırlığı kendi işletmelerinde olmak
kaydıyla, dışarıya fason olarak yaptırdıkları işler bakımından da imalatçı
sayılabileceklerdir. Bu mükelleflerin, üretim ağırlığının kendi işletmelerinde
olmasından kasıt, çeşitli imalat safhalarında katlanılan üretim maliyetleri
toplamının yarısından fazlasının, kendi işletmelerinde yaratılmasıdır.
Bunun hesabında ise
her işletmenin imalat defterlerindeki kayıtlar esas alınacaktır. Diğer bir
anlatımla teslim konusu olan nihai mamulün, üretim ağırlığının, o malın
imalatçısı olduğunu beyan eden firmanın imalat defterlerinde görünmesi
zorunludur.
Öte
yandan, üretim ağırlığının hesabında, o malın imalatında kullanılan ve işletme
içinde üretilmeyen ham ve yardımcı maddelerin tutarlarının dikkate alınmaması
gerekmektedir. Ancak, işyeri kirası ve işçilik ücretleri yanında, aydınlatma ve
ısıtma giderleri, amortismanlar gibi genel imal giderlerinden mamüle düşen pay
ile genel idare giderlerinden mamüle düşen payın hesaplamada dikkate alınacağı
tabiidir.
Örnek :
(X) Anonim Şirket
ihraç kaydıyla bağlantı yaptığı 500 adet deri ceketin, yaka dikişleri ile ilik
ve düğme işlerini başka firmada fason olarak yaptırmakta, diğer bütün imalat
işlerini (safhalarını) ise kendisi yapmaktadır.
Bu şirket, deri ceketlerin imalatı için
55.000.000 liralık deri ve 2.500.000 liralık da diğer malzeme (tela, dikiş
ipliği, düğme, vatka, astar, vizivat ve sülüsyon gibi) olmak üzere toplam
57.500.000 liralık ham ve yardımcı madde satın almıştır.
(X) Ananonim Şirketi bu ceketleri, fason
işçilikler de dahil olmak üzere 69.500.000 liraya mal etmiştir. Fatura
karşılığında fason olarak yaptırdığı işler için ödediği ücret ise 1.200.000
liradır.
Bu verilere
göre 500 adet deri ceketin imalatında, üretim ağırlığının (X) Anonim Şirketinde
olup olmadığı şöyle hesaplanacaktır.
| – Toplam maliyet
.......................................................... |
69.500.000.-
TL. |
| – Ham ve yardımcı
maddeler toplamı
................................. |
500.000.-
TL. |
| – Katlanılan toplam
üretim maliyeti
................................................. |
12.000.000.-
TL. |
| – İşletme dışı
üretim (Yaptırılan fason işi nedeniyle alınan faturalar toplamı)
... |
1.200.000.-
TL. |
| – (X) A.Ş.'nin
katlandığı üretim maliyeti
................................... |
10.800.000.-
TL. | Görüleceği üzere, 500 adet deri ceket için katlanılan
toplam üretim maliyeti 12.000.000 liradır. Bunun 1.200.000 liralık kısmı işletme
dışında (fason), 10.800.000 liralık kısmı ise işletme içinde yaratılmıştır.
Üretim ağırlığı işletme içinde olduğundan (katlanılan toplam üretim maliyetinin
% 50'den fazlası), (X) Anonim Şirketi bu deri ceketlerin imalatçısı sayılacak ve
tecil terkin uygulamasından yararlanacaktır.
4. Sanayi Siciline Kayıtlı Olmayanlar
Sanayi Siciline
kayıtlı olmayan mükelleflerin imalatçı sayılıp, tecil-terkin uygulamasından
yararlandırılmaları mümkün değildir.
Sanayi Siciline kaydolmak ve Sanayi Sicil Belgesi alabilmek
için ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde, Sanayi ve Ticaret Bakanlığına
başvurulacağı tabiidir.
Öte yandan, Sanayi Siciline kayıt için gerekli bilgi ve belgelerle Sanayi
ve Ticaret Bakanlığına başvuran, ancak henüz Sanayi Sicil Belgesi alamamış olan
mükellefler, bu başvurudan sonra ihraç kaydıyla bir teslimde bulunurlarsa,
Sanayi ve Ticaret Bakanlığının olumlu görüşü alınmak suretiyle, Sanayi Sicil
Belgesinin verilmesi beklenilmeden tecil-terkin uygulamasından
yararlandırılabileceklerdir.
5. Tecil - Terkin İşlemleri :
İmalatçılar tarafından, ihraç kaydıyla
yapılan mal teslimlerine ait beyan edilen ve vergi dairelerince de tecil edilen
katma değer vergisi, ihracatın, malın imalatçı tarafından teslim tarihini takip
eden aybaşından başlamak üzere 3 ay içerisinde ihraç edildiğinin tevsik edilmesi
kaydıyla terkin edilmektedir.
Terkin işleminin yapılabilmesi için, imalatçılar tarafından ihraç edilmek
üzere teslim edilen malın ihraç edildiğini gösteren, gümrük çıkış beyannamesinin
aslı veya noterden onaylı bir örneğinin vergi dairelerine ibraz edilmesi
zorunludur.
Ancak,
Bakanlığımıza yansıyan olaylardan, aynı türden malların birden fazla imalatçıdan
alınıp, tek bir gümrük çıkış beyannamesi ile aynı zamanda ihraç edilmesi
halinde, ihraç edilen malların içerisinde terkin talebinde bulunan imalatçıya
ait kısmının belirlenemediği ve bu durumun terkin uygulamasında tereddütlere yol
açtığı anlaşılmaktadır.
İhraç kaydıyla satmış oldukları malları, başka imalatçıların aynı türdeki
malları ile birlikte ihraç edilen imalatçılar, söz konusu mallara ait tecil
edilen verginin terkini için vergi dairesine yapacakları müracaatta kendileri
tarafından teslim edilen malların ihraç edildiğini gösterir, ihracatçı firmadan
alacakları bir belgeyi de ayrıca ekleyeceklerdir.
Vergi dairelerince de imalatçılar
tarafından terkini talep edilen katma değer vergisi, gümrük çıkış beyannamesi ve
ihracatçı firmanın sözü edilen yazısına dayanılarak terkin edilecektir.
I - İADE YAPMAYA
YETKİLİ SATICILAR :
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 11/1-b maddesi hükmü uyarınca,
Türkiye'de ikamet etmeyen yolcuların, satın alarak Türkiye dışına götürdükleri
malların teslimi anında tahsil edilen katma değer vergisinin, iade edilmesine
ilişkin usul ve esasların tespit edildiği, 8.12.1934 tarih ve 18599 sayılı Resmi
Gazete'de yayımlanan 3 Seri No.lu Katma Değer Vergisi Genel Tebliğinin "B. İade
yapmaya yetkili satıcılar" bölümünde; satıcıların iade yapmaya yetkili
olduklarına dair izin belgesi alabilmeleri için, en az bir banka şubesinde
münhasıran bu iadenin yapılması amacıyla özel bir hesap açtırmaları gerektiği
belirtilmişti.
Ancak, yurt dışında ikamet eden yolcuların satın aldıkları mallara ait
katma değer vergisinin iadesi ile diplomatik istisna uvgulamasının daha sağlıklı
çalışabilmesi için söz konusu istisna kapsamında işlem yapmak istenen
mükelleflere izin belgesi verilmesi için bir banka şubesinde özel hesap
açtırmaları şartı kaldırılmıştır. (***)
J - SADECE ŞEHİRLERARASI YÜK TAŞIMACILIĞI
YAPAN MÜKELLEF-LERDEN İŞLETME HESABI ESASINA GÖRE DEFTER TUTANLARDA BEYAN DÖNEMİ
:
Katma Değer
Vergisi Kanununun 39. maddesinin Bakanlığımıza verdiği yetkiye dayanılarak
gerçek usulde katma değer vergisine tabi olanlardan, sadece şehirlerarası yük
taşımacılığı yapan ve işletme hesabı esasına göre defter tutan mükelleflerin, 1
Ocak 1988 tarihinden başlamak üzere, üç aylık beyan dönemine tabi olmaları uygun
görülmüştür.
Buna
göre, şehirlerarası yolcu taşımacılığı yapan mükellefler ile şehiriçi yük ve
yolcu taşımacılığı yapan mükellefler, eskiden olduğu gibi aylık vergilendirme
dönemine tabi olacaklardır.
Öteyandan, yukarıda yeralan 3 aylık beyan dönemine tabi olan
mükelleflerin, bu faaliyetlerinin yanısıra bir aylık beyan dönemine tabi olan
diğer faaliyetlerinin de bulunması halinde, bu mükellefler 3 aylık beyan
dönemine tabi olmayıp, bir aylık beyan dönemine tabi
olacaklardır.
K -
HİZMET İHRACATI :
Bilindiği üzere, daha önce yayımlanan 17 Seri No.lu Katma Değer Vergisi
Genel Tebliğinin (A) bölümünde, hizmet ihracatı istisnasının esasları açıklanmış
ve bu arada mümessillik, müşavirlik, mühendislik, gözetmenlik gibi hizmetlerin
hizmet ihracına konu olabileceği belirtilmişti.
Ancak, Bakanlığımıza yansıyan olaylardan,
söz konusu hizmet ihracatında istisna uygulaması ile ilgili olarak bazı
tereddütlerin doğduğu anlaşılmıştır.
Bu nedenle 1 Ocak 1988 tarihinden geçerli olmak üzere
uygulamaya aşağıdaki şekilde yön verilmiştir. Hizmet ihracatında katma değer vergisi istisnası
uygulanabilmesi için aşağıdaki dört şartın birlikte gerçekleşmiş olması
zorunludur.
1.
Hizmet Türkiye'de yurt dışındaki bir müşteri için yapılmış
olmalıdır:
Yurt
dışındaki müşteriden kasıt, hizmet sunulan kişinin ikametgahı, işyeri, kanuni ve
iş merkezinin yurt dışında bulunması veya yurt içinde bulunan bir firmanın, yurt
dışında kendi adına müstakil olarak faaliyet gösteren şube, acenta, temsilci ve
bürosunun olması gerekmektedir.
2. Fatura veya benzeri nitelikteki belge yurt dışındaki
müşteri adına düzenlenmelidir:
Yapılan hizmet ile ilgili olarak düzenlenecek fatura veya
benzeri belgenin, yukarıda özellikleri açıklanan yurt dışındaki bir müşteri
adına olması zorunludur.
3. Hizmet bedeli, döviz olarak Türkiye'ye
getirilmelidir:
Yurt dışındaki müşteri için yapılan hizmete ait bedelin, Türkiye'ye döviz
olarak getirilmesi zorunludur. İstisnadan yararlanacak olanın döviz alım
bordrosu veya dövizin Türkiye'ye getirildiğini tevsik eden, kambiyo mevzuatına
göre geçerli diğer bir belge ile bunu tevsik etmesi gerekmektedir.
4. Hizmetten yurt
dışında yararlanılmalıdır:
İstisnanın uygulanabilmesi için, hizmetten, yurt dışında
yararlanılmış olması gerekir. Diğer bir anlatımla, yurt dışındaki müşteri için
verilen hizmetin bu müşterilerin, Türkiye'deki faaliyetleri ile ilgisinin
olmaması gerekmektedir.
Örnek 1 :
Türkiye'de tam mükellef durumunda olan (X) Mühendislik Ltd. Şti. Ürdün'de
bulunan bir firma ile yaptığı anlaşma uyarınca bu firmaya bir tekstil fabrikası
projesi çizimini yapmış ve buna ait bedeli T.C. Merkez Bankası aracılığı ile
tahsil etmiştir.
Bu
proje çiziminde yukarıda belirtilen şartların tümü gerçekleştiğinden, bu hizmet
işi, hizmet ihracatı istisnasından yararlanacak ve (X) firması, keseceği
faturada katma değer vergisi hesaplamayacaktır.
Örnek 2 :
Türkiye'de komisyonculuk faaliyetinde
bulunan (A) şirketi, Batı Almanya'da yerleşik bir firma için, bu firmanın
Türkiye'den satın aldığı tekstil ürünlerinin temin edilmesinde aracılık etmiş ve
komisyon ücreti almıştır.
Adı geçen firma, bu komisyonculuk faaliyetine ilişkin olarak, hizmeti
yurt dışındaki firma için yapmış, fatura bu firma adına düzenlenmiş ve hizmet
bedelini Türkiye'ye döviz olarak getirdiğini döviz alım bordrosu ile tevsik
etmiştir. Ancak, bu firma hizmet ihracatı istisnasından yararlanamayacaktır.
Çünkü, (A) şirketinin
yurt dışındaki firma için yaptığı hizmetten, Türkiye'de yararlanıldığı için, bu
hizmet ihracat istisnasından yararlanamayacaktır.
Örnek 3 :
Türkiye'de yerleşik olan ve seyahat
acentalığı yapan (B) A.Ş. yurt dışında bulunan bir seyahat acentasının
gönderdiği turist grubuna konaklama, tur düzenleme ve yeme-içme hizmeti
vermektedir. Bu mükellef, söz konusu hizmeti karşılığında, 15.000.000 lira para
almıştır. Türkiye'deki seyahat acentası aldığı bu paranın 13.500.000 liralık
kısmını, turist grubunun Türkiye'deki konaklama, yeme-içme gibi masraflarında
kullanmıştır. Yaptığı bu masraflardan sonra kendisine 1.500.000 lira kalmıştır.
Bu durumda bu
mükellef yabancı seyahat acentasına 1.500.000 liralık hizmette bulunmuştur. Bu
hizmetten yabancı seyahat acentası yararlandığından bu tutara katma değer
vergisi uygulanmayacak ve hizmet ihracatı kapsamından işlem yapılacaktır.
Ancak, adı geçen
mükellefin turist grubuna Türkiye'de verdiği yeme-içme, konaklama gibi
hizmetlerden, Türkiye'de yararlanıldığından, bu hizmetler vergiye tabi
tutulacaktır. Dolayısıyla turist grubuna verilen yeme-içme konaklama gibi
hizmetler için genel esaslara göre hesaplanan katma değer vergisinin ödeneceği
tabiidir.
Bu
mükellef, yabancı seyahat acentasına verdiği sözkonusu hizmetlere ait keseceği
faturada, vergiden müstesna tutulan hizmet bedeli ile vergiye tabi tutulacak
hizmet bedelini ayrı ayrı gösterebileceği gibi, bu hizmetler için ayrı ayrı
fatura da düzenlenmesi mümkün bulunmaktadır.
Örnek 4:
Yabancı bir firma mallarının
pazarlanmasını sağlamak amacıyla Türkiye'de bir büro açmıştır. Bu büro,
pazarlama hedeflerini tam olarak tayin edebilmek için satışını yaptığı mallara
olan talebin araştırılmasını Türkiye'de yerleşik (A) Danışmanlık firmasına
vermiştir.
Bu
Danışmanlık firmasının, sözü edilen yabancı firmanın Türkiye'deki bürosuna
verdiği hizmet, bu büronun Türkiye'deki faaliyetlerini ilgilendirdiğinden,
hizmet, ihracat istisnasından yararlanamayacaktır.
Örnek 5 :
Türkiye'de yerleşik olan ve aracılık
(tavassut) faaliyetinde bulunan (A) Şirketi, Japonya'da yerleşik bir firmanın
mallarına Türkiye'de müşteri bulmaktadır.
Bu şirket aracılık (tavassut) faaliyetine ilişkin olarak,
faturayı yabancı firma adına düzenlemiş ve hizmet bedelinin Türkiye'ye döviz
olarak gönderildiğini döviz alım bordrosu ile tevsik etmiştir. Ancak, adı geçen
şirketin yaptığı hizmetten Türkiye'de yararlanıldığından, bu hizmetin ihracat
istisnası kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir.
L - İSKONTO UYGULAMASI
:
1. Fatura ve
Benzeri Belgelerde Ayrıca Gösterilen İskontolarda Durum:
Katma Değer Vergisi Kanununun 25/a
maddesinde, teslim ve hizmet işlemlerine ilişkin olarak düzenlenen fatura ve
benzeri vesikalarda gösterilen ticari teammüllere uygun miktardaki iskontoların,
katma değer vergisi matrahına dahil olmayacağı hükme
bağlanmıştır.
Buna
göre; malın teslimine ve hizmetin yapılmasına ilişkin olarak düzenlenecek
faturalarda, ticari teamüllere uygun olarak ayrıca gösterilen iskontolar, katma değer vergisi
matrahına dahil olmayacaktır. Diğer bir anlatımla faturanın düzenlenmesini
gerekli kılan işlem ve bu işleme bağlı olarak yapılan iskontonun aynı faturada
yeralması şartına bağlı olarak iskonto, katma değer vergisi matrahına dahil
edilmeyecektir.
2.
Fatura ve Benzeri Belgelerde Ayrıca Gösterilmeyip, Yıl Sonlarında, Belli Bir
Dönem Sonunda ya da Belli Bir Ciro Aşıldığında İskontolarda Durum
:
Fatura ve
benzeri belgelerde ayrıca gösterilmeyip, yıl sonralarında, belli bir dönem
sonunda ya da belli bir ciro aşıldığında (satış primi, hasılat primi, yıl sonu
iskontosu gibi adlarla) yapılan ödemeler ise katma değer vergisine tabi
olacaktır. Zira, bu tür bir iskonto doğrudan satılan malla ilgili değildir.
Burada söz konusu olan iskonto, firmanın yaptığı ek bir çalışmanın yada çabanın
sonucu olarak doğmaktadır. Dolayısıyla yapılan iş ana firmaya karşı verilen bir
hizmettir. Çünkü, ana firma ile satıcı firma arasında düzenlenen sözleşmeye göre
(yazılı veya sözlü), satıcı firma sözleşmenin hükümlerine uygun olarak belli bir
çabayı göstermiştirki (belli bir hizmeti vermiştir ki) ek ödemeye (iskontoya)
hak kazanmıştır.
Bu
nedenle, yukarıda belirtilen şekilde uygulanan ve Katma Değer Vergisi Kanununun
4. maddesi çerçevesinde "hizmet" kapsamına giren bu işlemlere ait iskontolar,
aynı Kanunun 1/1. maddesi uyarınca vergiye tabi tutulacaktır.
M - İADE HAKKI
DOĞURAN İŞLEMLERDE İADE EDİLECEK KATMA DEĞER VERGİSİNİN HESAPLANMASI
:
Bakanlığımıza
intikal eden olaylardan, daha önce yayımlanan 24 Seri No.lu Katma Değer Vergisi
Genel Tebliğinin (E) bölümünde "Amortismana tabi iktisadi kıymetlerde iade
uygulaması" ile ilgili olarak yapılan açıklamaların, iade hakkı doğuran tüm
işlemler için geçerli olup olmayacağı konusunda tereddüte düşüldüğü
anlaşılmıştır.
Bilindiği üzere, iade hakkı doğuran işlemler, Katma Değer Vergisi
Kanununun 29/2. maddesi gereğince temel gıda maddeleri teslimleri ile 32.
maddesinde yer alan istisna kapsamına giren mal teslimi ve hizmet
ifalarıdır.
Kanunun
29/2 ve 32. maddelerine göre, sözü edilen
teslim ve hizmetlerde, bu teslim ve hizmetler için yüklenilen vergiler,
öncelikle indirim konusu yapılacaktır. İndirimle giderilemeyen bir miktarın
kalması halinde ise, kalan tutarın iade hakkı doğuran işlemlere isabet eden
kısmı, o dönemde iade edilecek vergi olarak dikkate alınacaktır. Diğer bir
anlatımla, iade hakkı doğuran işlemlere ilişkin olarak yüklenilen vergilerin,
diğer işlemlere ait yüklenilen vergilerden mutlak surette ayrılması
gerekmektedir. Böyle bir ayırım yapılmadan, iade hakkı doğuran işlemin bedeli
ile genel vergi oranının çarpımı suretiyle bulunacak miktarın, iade olarak talep
edilmesi nıümkün değildir.
Örnek 1 :
Ayakkabı ihracatçısı bir mükellef Ocak 1988 döneminde 100.000.000 liralık
ayakkabı ihraç etmiştir. Bu mükellefin aynı dönemde (geçmiş dönemlerden
devredenler de dahil olmak üzere) toplam indirilebilir katma değer vergisi
25.000.000 liradır. İhraç edilen ayakkabıların maliyeti içinde vergili
girdilerin topIamı 80.000.000 lira olup, vergisiz girdilerin (işçilik, faiz ve
kar gibi) toplamı 20.000.000 liradır. Vergili girdilere ait yüklenilen vergiler
tutarı, mükellefin defter kayıtlarına göre 9.600.000
liradır.
Bu
mükellefin, ihraç ettiği ayakkabılara ait iade edilecek vergi ile ilgili beyanı
aşağıdaki şekilde olacaktır.
| – İstisna kapsamındaki
ihracat bedeli |
100.000.000.-
TL. |
| – Hesaplanan katma
değer vergisi |
2.800.000.-
TL. |
| – Toplam indirilebilir
katma değer vergisi |
25.000.000.-
TL |
| – İhraç edilen mala
ait olup, iadesi gereken katma değer vergisi |
9.600.000.-
TL. |
– Sonraki dönemi
devreden katma değer vergisi (25.000.000 - 9.600.000 =) |
15.400.000.-
TL. | Örnek 2 :
Uluslararası taşımacılık faaliyeti yapan bir mükellef,
Ocak, Şubat ve Mart 1988 döneminde 40.000.000 liralık hasılat elde etmiştir. Bu
mükellefin istisna kapsamına giren uluslararası taşıma faaliyeti dışında başkaca
bir faaliyeti bulunmamaktadır.
Söz konusu mükellefin, bu dönemde yaptığı uluslararası
taşımacılık faaliyetine ilişkin olarak 15.000.000 liralık vergili alış ve
giderleri mevcuttur. Vergili girdilere ait yüklenilen vergiler tutarı,
mükellefin defter kayıtlarına göre 1.800.000 liradır. Mükellefin önceki
dönemlerden devreden indirilebilir vergiler tutarı 1.400.000 liradır. Buna göre
bu dönemde toplam indirilebilir vergi miktarı (1.800.000 + 1.400.000 =)
3.200.000 lira olmaktadır.
Bu mükellefin, istisna kapsamına giren taşıma faaliyetine ait iade
edilecek vergi ile ilgili beyanı aşağıdaki şekilde olacaktır.
| – Uluslararası taşıma
bedeli |
40.000.000.-
TL. |
| – Hesaplanan katma
değer vergisi |
0.-
TL. |
| – Toplam indirilebilir
katma değer vergisi |
3.200.000.-
TL. |
| – Uluslararası
taşımacılık faaliyetine ait olup, iadesi gereken katma değer vergisi
|
1.800.000.-
TL. |
– Sonraki döneme
devreden katma değer vergisi (3.200.000 - 1.800.000 =) |
1.400.000.-
TL. |
Tebliğ olunur.
(*) Yürürlükten
kaldırılmıştır. (**) 27
Seri no.lu Genel Tebliğin A/9. bölümü ile yürürlükten
kaldırılmıştır. (***) Güncelliği
kalmamıştır.
|