Katma değer vergisi uygulaması ile ilgili
olarak aşağıdaki hususların açıklanmasına gerek duyulmuştur.
A – Gelir Vergisi Kanununun
18. Maddesi Kapsamına Giren İşlemlerde Sorumluluk Uygulaması:
Katma Değer Vergisi kanununun
1/l. maddesine göre serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve
hizmetler vergiye tabidir. Buna göre, sözü edilen faaliyetleri mutad ve sürekli
bir şekilde yapanlar gerçek usulde katma değer vergisine tabi olacak, arızi
nitelik taşıyan serbest meslek faaliyetlerinde ise vergi uygulanmayacaktır.
Gelir Vergisi Kanununun 3239
sayılı Kanunla değişik 18. maddesi kapsamına giren faaliyetlerde de yukarıdaki
hüküm geçerli olacaktır. Sözü edilen 18. madde kapsamına giren faaliyetlerin
mutad ve sürekli bir çerçevede sürdürülmesi gerçek usulde katma değer vergisi
mükellefiyetini gerektirmektedir. Bu faaliyetlerin arızi olarak yapılması
halinde yukarıdaki açıklama çerçevesinde vergi aranılmayacaktır.
Öte yandan, Katma değer Vergisi
Kanununun 9. maddesinde; Maliye ve Gümrük Bakanlığının, gerekli görülen
hallerde, vergiye tabi işlemlere taraf olanları verginin ödenmesinden sorumlu
tutabileceği hükme bağlanmıştır. Bu yetkiye dayanılarak, Gelir Vergisi Kanununun
sözü edilen 18. maddesi kapsamına giren teslim ve hizmetleri münhasıran aynı
Kanunun 94. maddesinde zikredilen kişi ve kuruluşlara yapanların katma değer
vergisinin bu kişi veya kuruluşlar tarafından sorumlu sıfatıyla beyan edilmesi
uygun görülmüştür.
Serbest meslek erbabının bu
uygulamadan faydalanabilmesi için gerçek usulde katma değer vergisi
mükellefiyetlerinin sadece Gelir Vergisi Kanununun 18. maddesi kapsamına giren
işlemlerden ibaret olması ve işlemlerinin tamamının aynı Kanunun 94. maddesine
göre gelir vergisi stopajına tabi bulunması gerekmektedir. Buna göre 18. madde
kapsamına giren teslim veya hizmeti 94. maddede sayılan kişi ve kuruluşlar
yanında maddede yer almayanlara da yapanlar bu uygulamadan faydalanamayacaktır.
Bu şartları taşıyan mükelleflerin
en geç 25 Nisan 1986 günü mesai saati sonuna kadar bağlı bulundukları vergi
dairesine yazılı olarak başvurmaları gerekmektedir. İşlemleri Gelir Vergisi
Kanununun 18. maddesi kapsamına girmekle birlikte halen gerçek usulde katma
değer vergisi mükellefi olmayıp, bu tarihten sonra mükellef olması gerekenlerden
bu uygulamadan faydalanmak isteyenlerin, işlemden önce ilgili vergi dairelerine
yazılı olarak başvurmaları zorunludur.
Gelir Vergisi Kanununun 94.
maddesinde sayılan kişi veya kuruluşlar, aynı Kanunun 18. maddesi kapsamına
giren kişilere yapacakları ödemeler ile ilgili olarak gelir vergisi stopajına
esas olan miktar üzerinden % 10 nispetinde katma değer vergisini hesaplayıp
vergi sorumlularına ait katma değer vergisi beyannamesi ile sorumlu sıfatıyla
beyan edip ödeyeceklerdir. Ancak bu şekilde işlem yapılabilmesi için Gelir
Vergisi Kanununun 18. maddesi kapsamına giren kişilerin bu durumu önceden vergi
sorumlusuna bildirmesi gerekmektedir. İşlemlerine ait verginin beyan ve ödeme
mükellefiyeti sorumlular tarafından yerine getirilen serbest meslek mensupları
ise aynca katma değer vergisi beyannamesi vermeyecek ve defter tutmayacaklardır.
İşlemin belgelenmesi ise Vergi Usul Kanununun genel hükümlerine göre
gerçekleştirilecektir.
Sorumluluk uygulamasını tercih
etmeyenler ile esasen bu kapsama girmesi mümkün olmayan mükelleflerin, Gelir
Vergisi Kanununun 94. maddesinde sayılan kişi ve kuruluşlara yaptıklan teslim ve
hizmet ifaları sebebiyle hesaplanan katma değer vergisi kendileri tarafından
mükellef sıfatıyla beyan edilip ödenecektir. Bu mükellefler genel hükümler
çerçevesinde defter tutacak, belge düzenleyecek ve katma değer vergisi
beyannamesi vereceklerdir. 94. maddede sayılan kişi ve kuruluşların bu işlemler
sebebiyle vergi sorumlulukları söz konusu değildir.
Gelir Vergisi Kanununun 18.
maddesi kapsamına giren işlemlerde "sorumlu"luk uygulaması 1 Nisan 1986
tarihinden itibaren geçerli olacaktır.
B – Götürü Usulde
Vergilendirilen Mükelleflerin Katma Değer Vergilerinin Hesaplanması:
Katma Değer Vergisi Kanununun
38. maddesinde; Gelir Vergisi Kanununa göre kazançları götürü usulde tespit
edilen ticaret ve serbest meslek erbabının katma değer vergisinin her türlü mal
ve hizmet alışları ile giderleri toplamına % 13 oranının uygulanması suretiyle
bulunacak miktardan alış ve giderlere ait belgelerde gösterilen katma değer
vergisinin indirilmesi suretiyle, kazançları götürü gider usulüne göre tespit
edilen çiftçilerin katma değer vergisini Gelir Vergisi Kanununa göre tespit
edilen safi kazançları üzerinden hesaplanacağı bu şekilde hesaplanan verginin
Gelir Vergisi Kanununa göre götürü olarak belirlenen safı kazançlarının %
10'undan aşağı olamayacağı hükme bağlanmıştır.
Katma Değer Vergisi Kanununun
genel hükümlerine göre, bu hesaplamada, Kanunun kapsam, istisna ve temel gıda
maddelerine dair hükümlerinin gözönüne alınacağı tabiidir. Buna göre,
faaliyetleri arasında vergiden istisna edilmiş bulunan veya özel matrah şekli
uygulanan işlemleri bulunan mükelleflerin götürü vergileri ile ilgili
hesaplamaya bu işlemler dahil edilmeyecektir. Faaliyetleri içinde indirimli
oranda vergilendirilen temel gıda maddelerine ait işlemleri bulunan
mükelleflerin götürü vergilerinin hesabında ise bu işlemler indirimli oran
üzerinden dikkate alınacaktır.
Bu kapsama giren mükellefler,
verecekleri katma değer vergisi beyannamesine; normal oranda vergiye tabi
işlemleri ile vergiden istisna edilmiş bulunan, özel matrah şekline tabi olan ve
temel gıda maddelerine ait olup indirimli oran uygulanan işlemlerini toplu
rakamlar itibariyle gösteren bir liste ekleyeceklerdir.(*)
C – Petrol Arama
Faaliyetlerine Dair İstisna:
Bilindiği gibi, 19.12.1985 tarih
ve 18963 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 16 Seri No.lu Katma Değer Vergisi
Genel Tebliğinde petrol arama faaliyetleri ile ilgili istisna uygulaması
hakkında gerekli açıklama yapılmıştır.
Genel Tebliğin 3. paragrafında,
petrol arama faaliyetlerine ait olmayan idari faaliyetler ile bina tesislerinin
ve teçhizatının inşası, kurulması ve işletilmesine ait mal ve hizmetlerin
istisnadan yararlanamayacağı belirtilmiştir. Bu uygulama münhasıran petrol arama
faaliyetinde bulunmayıp, üretim, taşıma veya tasfiye yapan kuruluşları
kapsamaktadır, Ancak, münhasıran petrol arama faaliyetinde bulunan kuruluşların
idari faaliyetleri ile bina tesislerinin ve teçhizatının inşası, kurulması ve
işletilmesine ait mal ve hizmet alımlarının petrol arama faaliyeti ile ilgili
açık olduğundan, bu mal ve hizmet alımlarında sözü edilen istisna hükmü
gereğince vergi uygulanmayacaktır. Bu uygulama, Enerji ve Tabii Kaynaklar
Bakanlığından, münhasıran arama faaliyetinde bulunduklarına dair bir belge almış
olan kuruluşlar için geçerli olacaktır.
Öteyandan, sözü edilen istisna
kapsamında faaliyet gösteren belgeli kuruluşlaıa yapılan teslim ve hizmetler
sebebiyle fatura ve benzeri vesikalarda ayrıca gösterilmek suretiyle katma değer
vergisinin hesaplanması halinde ise, aynı Kanunun 32. madde hükmüne göre işlem
yapılacaktır.
D – Genel Bütçeli İdarelerin
Katma Değer Vergisi Mükellefiyeti:
Bilindiği gibi, Katma Değer
Vergisi Kanununun 1/3-g maddesi hükmüne göre genel bütçeli idarelerin ticari,
sınai, zirai ve mesleki nitelikteki teslim ve hizmetleri vergiye tabi
bulunmaktadır.
Ticari, sınai, zirai ve mesleki
faaliyetlerine dair harcamaları genel bütçeden karşılanan bu idarelerin, vergiye
tabi faaliyetlerine ait katma değer vergisi mükellefiyetlerinin aşağıdaki
şekilde yerine getirilmesi uygun görülmüştür.
Katma Değer Vergisi Kanununun 46.
maddesinin 5. fıkrasının Bakanlığımıza verdiği yetkiye istinaden, Bakanlığımıza
başvurarak izin alan Genel Bütçeli İdarelerin sözü edilen vergiye tabi işlemleri
sebebiyle katma değer vergisi mükellefiyetleri tesis edilmeyecek, bu
işlemleriyle ilgili katma değer vergisi vezne alındılarında aynca gösterilmek
kaydıyla Saymanlıklarca tahsil edilecektir.
Diğer taraftan genel bütçeli
idarelere bağlı iktisadi amaçlı kuruluşların mesela döner sermayeli işletmelenin
teslim ve hizmetleri ile ilgili mükellefiyetlerinin önceden olduğu gibi devam
edeceği ve bu uygulamadan faydalanamayacakları tabiidir.
E – İhracat İstisnası:
1. 26.12.1985 gün ve 18970 sayılı
Resmi Gazete'de yayımlanan 18 Seri No.lu Katma Değer Vergisi Genel Tebliğinin
(D) bölümünün ikinci paıagrafında "hizmet ihracında bulunan mükelleflerin, ihraç
ettikleri hizmete ait gümıük çıkış beyannamesi düzenlemeleri söz konusu
olmadığından bu mükelleflerden katma değer vergisi beyannamelerine; ihraç edilen hizmete ait yuıt
dışındaki müşteriler adına düzenlenen fatura ve benzeri vesikaların sureti ile
söz konusu hizmet bedeline dair döviz alım belgesinin aslının veya noterce
onaylı suretini ekleyecekleri" belirtilmiştir.
Ancak, döviz alım belgesinin
mükelleflere geç intikal ettiği gözönüne alınarak bu belgenin katma değer
vergisi beyannamelerine eklenmesi zonınluluğu kaldırılmıştır. Fakat katma değer
vergisi mükelleflerinin bu belgeyi temin ettikten sonra 213 Sayılı Vergi Usul
Kanununun "Muhafaza ve İbraz Hükümleri" uyarınca saklamaları gerekmektedir.
Fatura ve benzeri vesikalara ait suretlerin ise eskiden olduğu gibi beyannameye
eklenmesine devam edilecektir.
2. Katma Değer Vergisi Kanununun
12/1-b maddesine göre bir teslimin ihracat teslimi sayılabilmesi için teslim
konusu malın Türkiye Cumhuriyeti gümrük hattından geçerek bir dış ülkeye vasıl
olması gerekmektedir. Konuyla ilgili olarak yayımlanan 4 Seri No.lu Katma Değer
Vergisi Genel Tebliğinde; fiili ihracatın gümrük çıkış beyannamesinin ilgili gümrük idaresi tarafından tescil
edilmesi ile gerçekleşmiş sayılacağı, fiili ihracat tarihinin ise bu
beyannamelerin ön yüzünün üst orta bölümündeki tarih olacağı ifade edilmiştir.
Özellikle iç gümrüklerden yapılan
ihracat işlemlerinde Tebliğde sözü edilen ön yüzün üst orta bölümündeki tarih
ile malın gümrük hattını geçtiği tarih farklı olabilmektedir. Bu durum gözönüne
alınarak 4 Seri No.lu Genel Tebliğin A/1 bölümünün 1. paragrafının "fiili
ihracat tarihi ise bu beyannamelerin ön yüzünün üst orta bölümündeki tarihtir"
ifadeli son cümlesi yürürlükten kaldırılmıştır.
Katma değer vergisi uygulamasında
ihracat işleminin gerçekleştiği tarih, malın gümrük hattından geçtiği sırada
çıkış gümrüğünce belirlenen ve gümrük çıkış beyannamesinin ilgili bölümünde
belirtilen "Gümrük hattını çıkış tarihi" olacaktır.
Bu uygulama 1 Nisan 1986
tarihinden itibaren geçerli olacak, bu tarihe kadar yapılan ihracat işlemlerinde
ise 4 Seri No.lu Katma Değer Vergisi Genel Tebliğine göre işlem yapılacaktır.
Tebliğ olunur.
(*) Güncelliği Kalmamıştır.