1. İŞ ORTAKLIKLARI:
A — Tanım ve Kapsamı;
Kurumlar Vergisi Kanununun 1.
maddesine (E) bendi ortaklıkları" eklenmiştir.
İş ortaklıkları, KVK'nun l.
maddesinin A, B, C ve D bentlerinde yazılı kurumların; kendi aralarında, şahıs
ortaklıkları veya gerçek kişilerle belli bir işin birlikte yapılmasını
müştereken taahhüt etmek ve kazancını paylaşmak amacıyla kurdukları
ortaklıklardır.
1.1. 1986 tarihinden önce kurulan ve adi şirket şeklinde faaliyette
bulunan ortaklıklar diledikleri takdirde aşağıda belirtilen unsurları taşımaları
şartıyla iş ortaklığı olarak faaliyetlerini sürdürebilirler.
b) Unsurları:
Kurulacak olan iş ortaklığının
kurumlar vergisi mükellefi sayılabilmesi için en az aşağıdaki unsurları taşıması
gerekir.
i) Ortaklardan en az birisinin
kurumlar vergisi mükellefi olması,
ii) Ortaklığı belli bir işi
sonuçlandırmak üzere yazılı bir sözleşmeyle kurulması,
iii) İş ortaklğı konusunun, belli
bir iş olması,
iv) Birlikte yapılacak olan işin,
belli bir süre içinde gerçekleştirilmesinin öngörülmesi,
v) İşin, birden fazla takvim
yılına yaygın; inşaat, onarma, montaj ve teknik hizmetler olması,
vi) iş ortaklığı ile işveren
arasında bir taahhüt sözleşmesinin olması,
vii) Tarafların, müştereken
taahhüt edilen işin, belli bir veya birden fazla bölümünden değil, tamamından
işverene karşı sorumlu olmaları,
viii) İşin bitiminde kazancın
paylaşılması,
ix) Birlikte yapılması öngörülen
ve müştereken taahhüt edilen işin bitimi ve Vergi Usul Kanununda belirtilen
mükellefiyetle ilgili ödevlerin tamamının yerine getirilmesiyle mükellefiyetin
sona ermesi,
Yukarıda belirtilen genel
unsurlar dikkate alındığında; her ortağın işin belli bir bölümünün yapımı
taahhüt ettiği konsorsiyumlar, iş ortaklığı tanımı dışında kalmaktadır. Bu tür
ortaklıklarda (konsorsiyum) her bir ortağın yapacağı işin taahhüt sözleşmesinde
açıkça belirtilmesi zorunludur. Ancak, taahhüt sözleşmesinde belirtilmemekle
beraber, ortakların kendi
aralarında yapacakları
mukavele ile her bir ortağın yükleneceği işin belirlenmesi ve işveren idarece de
bu mukavelenin kabulü halinde, iş ortaklığı sözkonusu olmayacak, bu tür ortaklık
"konsorsiyum" olarak adlandırılacaktır.
İş ortaklığı, devamlılık arzeden
ve aynı nitelikte olan iş veya işler için değil, belirli bir sürede bilecel: bir
iş için kurulacak ve tam mükellefiyete tabi olacaktır.
Örnek: "A" bankasına mali müşavirlik yapmak
üzere iş ortaklığı kurulması mümkün değildir. Ancak aynı bankaya yıllara yaygın
bir inşaat işini taahhüt etmek üzere iş ortaklığı kurulabilecektir.
Belli bir iş için kurulan iş
ortaklığında işverenin birden fazla olması, iş ortaklığının da birden fazla
olmasını gerektirmez. Ancak bir işverene karşı birden fazla işin, yukarıda
tanımı yapılan iş ortaklığı çerçevesinde taahhüt edilmesi halinde, her iş, ayrı
bir iş ortaklığının kurulmasını gerektirecektir.
Örnek: Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü ile
Türkiye Elektrik Kurumu'nun birlikte ihaleye çıkardıkları bir baraj inşaatı için
tek bir iş ortaklığı sözkonusudur. İşverenin birden fazla olması (belli bir iş
dolayısıyla) iş ortaklığının da birden fazla olmasını gerektirmez. Öte yandan
Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü'nün ihaleye çıkardığı iki baraj inşaatı
dolayısıyla iki ayrı iş ortaklığının kurulması zorunludur.
İş ortaklığının bağlı olduğu
vergi dairesi; ortaklığın kuruluş mukavelesinde gösterilen merkezinin bulunduğu
yer vergi dairesidir. Mukavelede ortaklığı merkezi belirtilmemiş ise iş
merkezinin bulunduğu yer vergi dairesi olacaktır.
Belli bir iş için kurulacak olan
iş ortaklığında işin bitim tarihi Gelir Vergisi Kanununun 44. maddesinde
belirlenen esaslara göre tayin olunacaktır.
Ancak, işin bitimi iş
ortaklığının da sona erdiğini göstermez. Bu iş dolayısıyla mükellefiyetle ilgili
ödevlerin tamamının da yerine getirilmesi gerekir (Örneğin tahakkuk eden
verginin tamamının ödenmesi gibi).
Öte yandan, iş ortaklığının sona
ermesinden sonra, ortaklık adına tarh olunacak vergi ve cezalar müteselsilen
ortaklardan aranacaktır. Çünkü ortaklar belli bir işin birlikte yapılmasını
müştereken taahhüt etmişlerdir.
2. MUAFİYETLER:
a) İdman ve Spor
Müesseseleri:
Kurumlar Vergisi Kanununun 7.
maddesinin 8 numaralı bendinde yapılan değişiklikle, sadece idman ve spor
faaliyetlerinde bulunan anonim şirketler kurumlar vergisinden muaf tutulmuştur.
Kurulacak olan anonim şirketler, Beden Terbiyesi Teşkilatının yayınlayacağı
tüzük ve genelgeler çerçevesinde idman ve sport faaliyetlerinde bulunacaklar,
bunun dışında herhangi bir faaliyette bulunmayacaklardır. Bu
şartların ihlali halinde muafiyetten yararlanmaları mümkün olamayacaktır. Ancak
anılan şirketlerin sporcularının formalarına aldıkları reklamlar, idman ve spor
faaliyeti çerçevesinde mütalaa edilecektir. Öte yandan Beden Terbiyesi
Teşkilatına dahil derneklere veya kamu idare ve müesseselerine
ait idman ve spor müesseselerinin muafiyetler aynen devam etmekte olup, bunlar
için bir değişiklik söz konusu değildir.
b) Genel Bütçeli Dairelere Ait Konuk
Evleri ve Kantinleri:
Kurumlar Vergisi Kanununun 7. maddesinin 13 numaralı bendinde
yapılan değişiklikle genel bütçeli dairelere ait olup, sadece kamu mensuplarına
hizmet veren, kar amacı gütmeyen ve üçüncü kişilere kiralanmayan konuk evleri ve
bunların kantinleri kurumlar vergisinden muaf tutulmuştur.
Bu muafiyet, sadece kamu
mensuplarına hizmet etmek amacıyla kurulan, karlılık gayesi olmayan ve üçüncü
kişilere kiralanmayan genel bütçeli dairelere ait konuk evleri ile kantinlerine
uygulanacaktır. Ancak bu kuruluşların amaçları dışında faaliyet göstermeleri
halinde vergiye tabi olacakları tabiidir.
Öte yandan, söz konusu kantinler,
konuk evlerinde kalan kamu mensuplarının bu süre zarfında ihtiyaç duydukları
malların satışının yapıldığı yerlerdir. Kantinlerde diğer malların (giyecek,
buzdolabı, çamaşır makinası gibi dayanıklı tüketim malları v.b.) veya
konukevinde kalanlar dışındaki kişilere de satış yapılması hallerinde
muafiyetten yararlanılamayacaktır.
Genel bütçe dışında kalan özel ve
katma bütçeli idareler ile kamu iktisadi teşebbüslerine ait konuk evleri ve
kantinleri bu madde kapsamı dışında olup muafiyetten yararlanmaları mümkün
değildir.
Öte yandan, ordu evleri ve askeri
kantinler genel bütçeli dairelere ait kuruluşlar olduğundan yukarıda belirtilen
esaslar dahilinde muafiyetten aynen yararlanacaklardır.
c) Vakıflar ile Bilimsel
Araştırma ve Geliştirme Faaliyetinde Bulunan Kurum ve Kuruluşlar:
Kurumlar Vergisi Kanununun 7.
maddesinin 15 numaralı bendinde yapılan değişiklikle, Türk Medeni Kanununa göre
kurulan vakıflara, 903 sayılı Kanununun 4. maddesine göre Bakanlar Kurulunca
vergi muafiyeti verilebilmesi için vakfın kurulmuş olması şartı
getirilmiştir.
Vergi muafiyeti verilebilecek
vakıflarla ilgili usul ve esaslar Bakanlar Kurulunca çıkarılacak bir tüzükle
belirlenecektir.
Gelir Vergisi Kanununun 3239 sayılı Kanunla değişen
94. maddesinin 6/b numaralı bendi hükmüyle dernek ve vakıflara ait
gayrimenkullerin işyeri olarak kiralanması karşılığında, dernek ve vakıflara
yapılan kira ödemelerinden, ödemeyi yapanlarca gelir vergisi tefkilatı yapılması
öngörülmüştür. Ancak anılan bent hükmü uyarınca yapılan tevkifat, 903 sayılı
Kanunun 4. maddesi uyarınca Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınan vakıflara
yapılan kira ödemelerini kapsamamaktadır. Bunlara yapılan kira ödemelerinden
tevkifat yapılmayacaktır. Bunun dışında kalan tüm
dernek ve vakıfların kira gelirleri tevkifata tabi tutulacaktır.
Öte yandan, sadece bilimsel
araştırma ve geliştirme faaliyetinde bulunmak amacıyla kurulan ve faaliyette
bulunan kurum ve kuruluşlar da belli şartlarla vergi muafiyetinden
yararlanabileceklerdir. Söz konusu kuruluşlara muafiyet; ilgili Bakanlıkların ve
kuruluşların olumlu görüşü alındıktan ve Maliye ve Gümrük Bakanlığının da kabul
etmesi üzerine Bakanlar Kurulunca verilebilecektir.
Bu kuruluşlar için de,
muafiyetten yararlanma veya muafiyetin kaybedilmesine ilişkin şartlar, usul ve
esaslar bir tüzükle belirlenecektir.
d) Basılı Kağıt ve Plaka
Satışı:
2918 sayılı Karayolları Trafik
Kanununun 131. maddesinde, Trafik şube veya bürolarında işleri gereği, iş
sahiplerince verilmesi, kullanılması zorunlu basılı kağıtlarla plakaların cins
ve nevilerinin İçişleri ve Bayındırlık ve İskan Bakanlıklarınca tesbit edileceği
ve bu belgeler ile plakaların Şoförler ve Otomobilciler Federasyonu'nca
bastırılacağı ve anılan Bakanlıklarla birlikte tesbit
edilecek bedel mukabilinde satılacağı belirtilmiştir.
Kurumlar Vergisi Kanununun 7.
maddesine eklenen 19 numaralı bent hükmüne göre; Türkiye Şoförler ve
Otomobilciler Federasyonu ile bu Federasyona bağlı şoförler ve otomobilciler
derneklerinin Karayolları Trafik Kanununu 131. maddesinde belirtilen basılı
kağıt ve plakaların satışı faaliyeti kurumlar vergisinden muaf tutulmaktadır.
Ancak muafiyeti yapan müesseselerin münhasıran bu faaliyette bulunmaları halinde
geçerlidir.
Öte yandan, bu müesseselerin söz
konusu kazançları üzerinden Gelir Vergisi Kanununun 94/8. maddesine göre de
herhangi bir tevkifat yapılamayacaktır.
3. İSTİSNALAR:
a) İştirak Kazançları
İstisnası:
Kurumlar Vergisi Kanununun 8.
maddesinin 1 numaralı bendi yürürlükten kaldırılarak iştirak kazançları
istisnasına son verilmiştir.
Gelir Vergisi Kanununda yapılan
değişiklikle vergi alacağı müessesesi kaldırılmış bulunmaktadır. Diğer taraftan
aynı Kanuna eklenen mükerrer 39. madde hükmüyle de, kurumlardan elde edilen
kurumlar vergisine tabi tutulmuş veya üzerinden vergi tevkifatı yapılmış kar
paylarının beyan edilecek ticari kazançtan indirilmesi öngörülmüştür. Kurumlar
Vergisi Kanununun 13. maddesinin, safi kurum kazancının tesbiti ile ilgili
olarak Gelir Vergisi Kanununun ticari kazancın tesbitine
ilişkin hükümlerine yaptığı atıf dolayısıyla, mükerrer 39. madde kurum
kazancının tesbitinde de geçerli olacaktır. Yapılan bu düzenlemeler sonucu
iştirak kazançları istinası uygulama imkanını yitirdiğinden, yürürlükten kaldırılmıştır.
Öte yandan, 3239 sayılı Kanuna
eklenen geçici 1. maddenin (c) bendi hükmüne göre, 1985 takvim yılı kazançlarına
ilişkin olarak 1986 takvim yılı içinde kurumlar vergisi beyannamesi veren
kurumların 1985 takvim yılında elde ettikleri iştirak kazançları üzerinden % 10
oranında gelir vergisi tevkifatı yapılması öngörülmüştür.
Bu tevkifat, kurumların kurumlar
vergisi beyannamelerini vermeleri gereken süre içinde yapılarak muhtasar
beyanname ile beyan edilecek ve aynı süre içinde ödenecektir.
Bu kazançların dağıtılmaması
tevkifatın yapılması açısından önem taşımamaktadır.
Özel hesap dönemi kulanan ve
hesap dönemi Ağustos 1985 veya bu tarihten önce kapanan kurumların, 1985 yılı
kazançlarına ilişkin kurumlar vergisi beyannamesi 1.1.1986 tarihinden önce
verilmesi gerektiğinden bu tevkifat uygulanmayacaktır.
1985 takvim yılında elde edilen
iştirak kazançları içerisinde, kurumlar vergisi istisnasından yararlanmış
kazançların bulunması halinde bu kazançlar, tevkifat matrahından
indirilebilecektir.
Örnek: (X) Limited Şirketinin 1985 yılı iştirak
kazancı bir milyon (1.000.000) liradır. Bu kazancı 500.000 lirası yatırım
indirimi istisnasından oluşmaktadır.
Bu durumda tevkif edilecek vergi
şöyle hesaplanacaktır.
| — İştirak
kazancı |
1.000.000.-TL. |
— Toplam iştirak kazançları içindeki
yatırım indirimi istisnası
tutarı |
-
500.000.-TL.) |
| — Tevkifat
matrahı |
500.000.-TL. |
| — Gelir vergisi (500.000 x %
10) |
50.000.-TL. |
Ancak kurum; ortağı olduğu
şirketten alacağı bir belge ile elde ettiği iştirak kazancı içindeki istisna
kazançların miktarını belgeleyecektir.
b) Yurt Dışı Kazançlar ile
Hazine Bonosu ve Devlet Tahvili Faizleri:
Kurumlar Vergisi Kanununun 8.
maddesinin 3 numaralı bendinde yer alan "İhraç kanunlarına veya Devletin
kanunların verdiği yetkiye göre mevcut ve çıkacak vergilerden muaflığı kabul
edilmiş olan menkul kıymetlerin temettü, faiz ve ikramiyeleri"ne ilişkin istisna
kaldırılmıştır.
Ancak Kanuna eklenen geçici 11. madde
hükmüyle 1 Ocak 1986 tarihinden önce her türlü vergiden muaf olarak ihraç
edilmiş olan menkul
kıymetlerden elde edilecek temettü, faiz ve ikramiyeler eskiden olduğu gibi
kurumlar vergisinden müstesna tutulacaktır. Bunlara ilişkin giderler ise
kurumlar vergisi matrahına dahil edilecektir.
Öte yandan, sözkonusu gelirler
dağıtılmadığı sürece, vergi kesintisine tabi tutulmayacaktır. Bu gelirler
dağıtıldıklarında ise, 3239 sayılı Kanunla Gelir Vergisi Kanununa eklenen geçici
23. madde hükmü uyarınca % 25 oranında vergi tevkifatına tabi
tutulacaklardır.
3 numaralı bent hükmünün bu
şekilde kaldırılması sonucu aynı numara ile yeniden düzenlenen bent hükmüyle;
Türkiye'de işyeri veya daimi temsilcisi bulunan dar mükellefiyete tabi
kurumların, yurt dışı faaliyetlerinden elde ettikleri ve döviz olarak Türkiye'ye
getirdikleri kazançlar vergiden istisna
edilmiştir.
Bu bent hükmüyle; mevcut
uygulamaya açıklık getirilmiştir.
Bilindiği üzere, kurumlar
vergisine tabi kurumlardan kanuni ve iş merkezlerinden her ikiside Türkiye
içinde bulunmayanlar, dar mükellefiyet esasına göre, yalnız Türkiye'de elde
ettikleri kurum kazançları üzerinden vergilendirilmektedirler (K.V.K. Madde
11).
Kurumlar Vergisi Kanunun 10.
maddesinde, kanuni merkez, vergiye tabi kurumların esas nizamname veya
mukavelenamelerinde eya teşkilat kanunlarında gösterilen merkez, iş merkezi ise;
iş bakımından muamelelerin bilfiil toplandığı ve idare edildiği merkez olarak
açıklanmıştır.
Sözü edilen kanuni ve iş
merkezleri yurt dışında bulunan kurumların Türkiye'de Vergi Usul Kanunu
hükümlerine uygun bir işyeri veya kanuni temsilcileri bulunabilir. Bu kurumların
Türkiye'de elde ettikleri kazançlar Kurumlar Vergisi Kanununun dar
mükellefiyetle ilgili hükümlerine göre vergiye tabidir. Dolayısıyla bu
kurumların yurt dışında elde ettikleri kazançların Türkiye'de vergilendirilmesi
mümkün değildir.
c) Yatırım
İndirimi:
Kurumlar Vergisi Kanununun 8.
maddesinin 9 numaralı bendinde yapılan değişiklikle; dar mükellefiyete tabi
kurumlar ile tam mükellefiyete tabi kurumlardaki yabancı sermayeli ortakların
da, yatırım indiriminden yararlanmaları öngörülmüştür.
Ancak, yatırım indiriminden
yararlanma konusunda harcama esası geçerli olduğundan; dar mükellefiyete tabi
kurumlar ile yabancı sermayeli ortakları bulunan tam mükellefiyete tabi
kurumların 1.1.1986 tarihinden sonra yapacakları harcamalar dolayısıyla yatırım
indirimi istisnası geçerli olacaktır.
d) Emisyon Primleri:
Anonim şirketlerin gerek
kuruluşlarında gerekse sermayelerini artırdıkları sırada çıkardıkları hisse
senetlerini itibari değerlerinin üzerinde bedelle elden çıkarmaları halinde;
hisse senetlerinin itibarı değerleri toplamı ile elden çıkarma bedelleri toplamı
arasındaki fark, emisyon primi niteliğindedir. Kurumlar Vergisi Kanununun 8.
maddesine eklenen 13 numaralı bent hükmü ile söz konusu emisyon primleri
kurumlar vergisinden müstesna tutulmaktadır.
Ancak istisna, elden çıkarılan hisse senetlerinin borsaya kayıtlı olması ve
emisyon primlerinin dağıtılmaması şartıyla uygulanacaktır.
Öte yandan, emisyon primleri,
şartlar bulunduğunda, kurumlar vergisine tabi tutulmamakla beraber, Gelir
Vergisi Kanununun 94/8. maddesi uyarınca vergi kesintisine tabi
olacaktır.
Emisyon primlerinin ortaklara
dağıtılması halinde, dağıtımın yapıldığı yılın ticari kazancına
vergilendirilmeden önceki brüt tutarları üzerinden ilave edilecektir. Ayrıca
bunlar üzerinden daha önce tevkif yoluyla ödenmiş bulunan gelir vergisi de,
ödenecek kurumlar vergisinden mahsup edilecektir.
İstisna, anonim şirketlerin
portföylerinde bulunan başka şirketlere ait hisse senetlerinin elden
çıkarılmasından sağlanan kazançlar hakkında uygulanmayacaktır.
e) Devralınan Kurumlara Ait
Zararların Devralan Kurum Kazancından İndirimi:
Kurumlar Vergisi Kanununun 8.
maddesine eklenen 14 numaralı bent hükmü ile Kurumlar Vergisi Kanununa göre
yapılan devirlerde münfesih kurumun devir öncesi son bilançosunda görülen
mahsubu yapılmamış zararların devralan kurumca beyan edilen kurum kazancından
indirilmesine imkan tanınmıştır.
Devir işlemi, Kurumlar Vergisi
Kanununun 37. maddesinde öngörülen şartlar çerçevesinde yapılacaktır. Bu
şartlara uyularak yapılan devirlerde, münfesih kurumun devir öncesi son
bilançosunda görülen zararlar devralan kurumca 5 yıl içinde kurum kazancından
indirilebilecektir. Kazancın yeterli olması halinde ise bu zararın daha kısa
sürede de mahsup edilmesi mümkündür.
Ancak, zararlı şirketleri devralan kurumun, zararlı şirketin
devir öncesi son bilançosu ile devir bilançosunun (devalan şirket yetkililerince
onaylanmış) birer örneğini bir dilekçeye bağlayarak devir tarihinden itibaren en
geç bir ay içinde Maliye ve Gümrük
Bakanlığına bildirmesi
gerekmektedir. Bu bildirim üzerine, zararlı şirketin defter ve belgeleri merkez
denetim elemanlarınca incelenir. Ancak zarar, beş yılı aşkın bir dönemi
kapsıyorsa, o döneme ait defter ve belgelerin de, denetim elemanına eksiksiz
ibraz edilmesi zorunludur. İnceleme sonucu, devralan kurumun,
beş yıldan fazla nakledilmemek şartıyla indirebileceği zarar tutarı
belirlenecektir.
Devir alınan kurumun birikmiş
zararlarının kurum matrahından indirilecek olması, bilinen anlamda bir zarar
mahsubu değildir. Bu bir vergi istisnasıdır. Bu nedenle, kurumlar vergisi
matrahından düşülecek olan istisna tutarı (zararlar), Gelir Vergisi Kanununun
94/8. maddesi uyarınca vergi tevkifatına tabi olacaktır.
f) Eğitim, Sağlık ve Spor
Tesislerine İlişkin İstisna:
Kurumlar Vergisi Kanununun 8.
maddesine eklenen 15 numaralı bent hükmüyle okul, kreş ve spor tesisleri ile 50
yatak (Kalkınmada öncelikli yörelerde 35 yatak) kapasitesinden az olmamak üzere
yurt ve sağlık tesislerinin (Huzurevleri dahil) işletilmesinden elde edilen
kazançların 5 yıl süreyle kurumlar vergisinden müstesna tutulması
öngörülmektedir. Bu kuruluşların kalkınmada öncelikli yörelerde kurulması
halinde ise, bunlardan elde edilecek kazançlar 10 yıl süreyle kurumlar
vergisinden istisna olacaktır.
İstisna, anılan bentte sayılan
işletmelere tanınmış bulunmaktadır. Bu nedenle, istisnadan yararlanan
mükelleflerin bu işletmeleri başka bir kuruma devretmeleri halinde, devralan
kurum, istisnadan 5 yıl süre ile değil, faydalanılmayan süre kadar
yararlanacaktır. (Örnek: (X) Anonim şirketi 1986 yılı içinde faaliyete geçirdiği
bir özel okulu, 31 Aralık 1987 tarihinde (Y) Limited şirketine satmıştır. Bu
durumda (Y) Limited şirketinin bu özel okul işletmesinden 1988, 1989 ve 1990
yıllarında elde ettiği kazançlar kurumlar
vergisinden istisna edilecektir. Daha sonraki yıl kazançları için istisna
uygulanmıyacaktır).
Öte yandan istisna; bu
işletmelerin faaliyete geçtiği tarihten itibaren 5 yıl süreyle, kalkınmada
öncelikli yörelerde ise 10 yıl süre ile uygulanacaktır.
İstisnadan yararlanan
mükelleflerin işletmeye ek yatırımlarda bulunmaları halinde sağlanan kazancın ne
kadarının ek yatırımlar sonucu elde edildiğinin tespitinde, ek yatırım ile
yaratılan ilave kapasitenin, toplam kapasite içindeki oranı esas
alınacaktır.
Öte yandan; mükellefler sözü
edilen yatırımları için istisna süresinin bitiminden itibaren mevcut hükümler
çerçevesinde yatırım indiriminden aynen yararlanacaklardır.
Aynı bentte, kurumlar vergisinden
müstesna tutulan sözkonusu kazançlar üzerinden Gelir Vergisi Kanununun 94.
maddesine göre herhangi bir tevkifat yapılmayacağı, ortaklara dağıtımın kar
dağıtımı olarak nitelendirilmeyeceği hükme bağlanmıştır.
Buna göre, bu kazançlar üzerinden
gelir vergisi tevkifatı yapılmayacağı gibi, ortaklara dağıtımı halinde ortak
tarafından da beyan edilmeyecektir.
Sözü edilen bentte yer alan
istisnadan yararlanmak isteyen mükelleflerin, anılan kuruluşları faaliyete
geçirmeden önce kurdukları eğitim, spor, yurt ve sağlık tesislerinin
niteliklerini belirten (Tesisin kurulduğu yer, kapasitesi, hizmet karşılığı
alınacak ücretin miktarı, tesisten yararlanacaklar gibi) bir dilekçeyle
Bakanlığımıza başvurmaları gerekmektedir. Bu başvuru üzerine ilgili bakanlığın
veya bakanlıkların olumlu görüşü alındıktan sonra kendilerine 5 yıl süreyle vergiden istisna olduklarına ilişkin (Kalkınmada
öncelikli yörelerde 10 yıl) belge verilecektir. Ancak eğitim kuruluşlarında ve
yurtlarda istisnadan yararlanmak için % 7 kapasitenin kimsesiz veya yoksul ve
yetenekli öğrencilere ayrılmış olması zorunludur. bu zorunluluğa uymayanlar
muafiyetten yararlanamazlar.
Hastane ve huzurevlerinde bu
istisnanın uygulanabilmesi için ise, bu kuruluşların hizmetlerinin en az %
7'sinin, muhtaç oldukları ilgili kuruluşlarca belirlenen kimselere ayrılması
gerekir.
Sözü edilen istisna hükmü,
1.1.1986 tarihinde yürürlüğe girdiğinden, ilk olarak 1986 takvim yılı
kazançlarına uygulanacaktır. 1982 ve daha sonraki bir yılda faaliyete geçen
işletmelerde ise istisna; 14 yıl süreyle uygulanacaktır. (Örnek: 1982 takvim
yılı içinde faaliyete geçen bir özel okul işletmesi için istisna sadece 1986
yılı kazançlarına uygulanacak, bu işletmeden daha sonraki yıllarda sağlanan
kazançlar vergilendirilecektir.) Ancak, 1.1.1986 tarihinden önce faaliyete geçen
tesislerin bu istisnadan yararlanabilmeleri için;
yukarıda açıklanan şartlara sahip olmaları ve Maliye ve Gümrük Bakanlığından
istisnadan yararlanacaklarına ilişkin bir belge almaları gerekir.
Örnek: (X) Anonim şirketi
Ankara'da 100 yatak kapasiteli bir hastane işletmektedir. Bu işletmeden elde
edilen kazanç dolayısıyla istisnadan yararlanabilmek için hastanenin poliklinik
hizmetlerinin ve yatak sayısının yüzde 7'si olan 7 yatağın muhtaç durumunda
bulunanlara ayrılması ve bu kişilerin parasız veya devlet hastanelerinde alınan ücreti geçmeyecek bir bedel karşılığında tedavi edilmesi
gerekir.
g) Emekli ve Yardım
Sandıkları, OYAK, Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı İdaresi Başkanlığının
İştiraklerinde İstisna:
Kurumlar Vergisi Kanununun 8.
maddesine eklenen 16 numaralı bent hükmü ile T.C. Emekli Sandığı, Sosyal
Sigortalar Kurumu, Bağ-Kur gibi Kanunla kurulan Emekli ve Yardım Sandıkları ile
Ordu Yardımlaşma Kurumu ve 2983 sayılı Kanunla kurulan Toplu Konut ve Kamu
Ortaklığı İdaresi Başkanlığının ortak olduğu kurumların, kurum kazançlarından, yukarıda sayılan kuruluşlara sermayeye iştirak oranında
ödenecek miktarların yarısı kurumlar vergisinden istisna edilmiştir.
İstisnadan yararlanmak
için;
i) Kar payını elde eden kurumun
söz konusu bentte sayılan kuruluşlardan biri veya kanunla kurulan emekli ve
yardım sandığı olması,
ii) Bu kuruluşların sermaye
payına isabet eden kar payları hakkında şirket yetkili organınca kar dağıtım
kararı alınmış olması,
gerekmektedir.
Dağıtılmayan kurum kazançları
için istisna uygulanmayacaktır.
diğer taraftan kurumların 1985 takvim yılı kazançları % 46
oranında kurumlar vergisine tabi tutulduğundan, kurumların bu yıl kazançlarından
ortakların dağıttıkları kar payları için vergi alacağı sözkonusu değildir. Bu
nedenle, 3239 sayılı Kanunla Kurumlar Vergisi Kanununun 8.
maddesine eklenen 16 numaralı bent hükmü kurumların 1985 takvim yılı
kazançlarına da uygulanacaktır.
Öte yandan, 506 sayılı Sosyal
Sigortalar Kanununun geçici 20. maddesine göre bankalar, sigorta şirketleri,
ticaret ve sanayi odaları ve borsalar tarafından kurulan emekli ve yardım
sandıkları, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre kurulan yardım sandıkları,
2908 sayılı Dernekler Kanununa göre kurulan yardımlaşma sandıkları ile Türk
Medeni Kanununa göre vakıf şeklinde kurulan yardımlaşma sandıkları anılan bent
hükmü kapsamı dışındadırlar. Bilindiği gibi her türlü emekli ve yardım sandıklar
bir kanuna dayanılarak kurulmaktadır. Ancak Kurumlar Vergisi Kanununun yukarıda
belirtilen bent hükümde yer alan istisna sadece mezkür bentte ismen sayılan kuruluşlar ile kendi özel kuruluş kanunu bulunan ve emekli ve
yardım sandığı mahiyetinde bulunan kuruluşlar için uygulanacaktır.
h) Kurumlar Vergisinden Muaf veya
Müstesna Kazançlar:
1985 yılı içinde elde edilen
kurumlar vergisinden muaf veya müstesna kazançlar üzerinden Gelir Vergisi
Kanununun 94. maddesinin 8 numaralı bendi hükmü gereğince yapılacak tevkifatın
kurumlar vergisi beyanname verme süresi olan Nisan 1986 ayı içinde yapılması ve
müteakip ayın 20. günü akşamına kadar bağlı bulunulan vergi dairesine yatırılması gerekmektedir. Bu tarihte 27.2.1986 gün 86/10145
sayılı Bakanlar Kurulu Kararı yürürlükte bulunduğundan, söz konusu muaf veya
müstesna kazançlar % 10 oranında tevkifata tabi tutulacaktır.
Öte yandan 1980-1984 yıllarında
elde edilmiş ve ihtiyata ayrılmış kurumlar vergisinden muaf veya müstesna
kazançlar hakkında Kurumlar Vergisi Kanununun geçici 13 üncü maddesi hükmüne
göre işlem yapılacağı tabiidir.
4. İNDİRİMLER:
a) Bağış ve
Yardımlar:
Kurumlar Vergisi Kanununun 14.
maddesinin 6 numaralı
bendinin birinci paragrafına eklenen fıkra hükmüne göre;
i) Genel bütçeye dahil dairelere,
katma bütçeli dairelere, il özel idarelerine, belediyelere veya köylere
bağışlanan okul, kreş ve spor tesisleri ile 50 yatak (kalkınmada öncelikli
yörelerde 35 yatak) kapasitesinden az olmamak üzere yurt ve sağlık tesislerinin
(huzurevleri dahil) inşaası dolayısıyla yapılan harcamalar,
ii) Bu tesislerin inşaası için
yurarıda belirtilen kuruluşlara yapılan her türlü bağış ve yardımlar,
iii) Halen mevcut olan aynı mahiyetteki tesislerin faaliyetlerini
devam ettirebilmeleri için yapılan her türlü bağış ve yardımlar,
iv) Bilimsel araştırma ve
geliştirme faaliyetlerinde bulunan kurum ve kuruluşlara yapılan her türlü bağış
ve yardımlar,
kurum kazancının tesbitinde,
mükelleflerce gider olarak
indirilebilecektir.
Gider olarak indirilebilecek
bağışın miktarı, yapılacağı yerler ve tahsis edileceği kuruluşlar, Bakanlar
Kurulunca çıkarılacak bir yönetmelikle belirlenecektir.
b) Araştırma ve Geliştirmeyi
Teşvik Amacıyla Vergi
Ertelemesi:
Kurumlar Vergisi Kanununun 14.
maddesinin 6 numaralı bendinin son paragrafına eklenen hüküm ile kurumların
işletme içi araştırma ve geliştirme faaliyetlerinde bulunmaları teşvik
edilmiştir. Getirilen hükümle; kurumların, yıl içinde yaptıkları araştırma ve
geliştirme harcamaları tutarını geçmemek üzere ilgili dönemde ödemeleri gereken
yıllık kurumlar vergisinin % 20'sinin kanuni süresinde tahsilinden vazgeçilerek,
bu orana isabet eden vergi üç yıl süre ile faizsiz olarak
ertelenebilecektir. Ertelenen bu vergi üç yıl içinde
kurumlar vergisinin ödenme taksitleri ile birlikte eşit taksitler halinde geri
ödenecektir.
Ancak, maddede sözü edilen
araştırma ve geliştirme faaliyetlerinin yeni teknoloji arayışına yönelik
faaliyetlerden olması gerekir. Aksi halde söz konusu istisna hükmü
uygulanmayacaktır.
Bu haktan yararlanmak isteyen
mükelleflerin aşağıda belirtilen hususları tevsik eden belgeleri dilekçelerine
ekleyerek Bakanlığımıza başvurmaları gerekmektedir.
i) İşletme içinde kurulan
araştırma ve geliştirme ünitesinin amaçları,
ii) Araştırma ve geliştirme
ünitesinde çalışan personelin sayısı ve kadroları ile eğitim durumu,
iii) Araştırma ve geliştirme
faaliyeti ile ilgili projeler ve bu projelerin sonuçları ile uygulanma
durumu,
iv) Varsa araştırma ve geliştirme
ünitesine ait Yatırım Teşvik ve Yatırmı İndirimi Belgesinin noterden onaylı bir
örneği,
v) Araştırma ve geliştirme
harcamalarının kalemleri (Personel giderleri, yatırım harcamaları ve işletme
giderleri olarak),
vi) Araştırma alet ve teçhizat
imkanları,
Bu belgelerin Bakanlığımıza
ibrazından sonra; ilgili bakanlık veya kuruluşların olumlu görüşü üzerine,
araştırma ve geliştirme faaliyetinde bulunan kuruluşların ödemeleri gereken
vergilerinin % 20'si, ertelenecektir.
Örnek: (A) Anonim şirketinin 1986 yılı
beyannamesine göre ödemesi gereken kurumlar vergisi 400 milyon liradır. Kurumun
1986 yılı içinde yaptığı bilimsel araştırma ve geliştirme harcamaları tutarı ise
72 milyon liradır.
| Ödenmesi gereken kurumlar
vergisi |
400.000.000.-TL. |
| Kurumlar Vergisininin (% 20)
si (400 milyon x % 20) |
80.000.000.-TL. |
| Ertelenecek vergi
tutarı |
72.000.000.-TL. |
(Ertelenecek tutar yıl içinde
yapılan araştırma ve geliştirme harcamaları tutarını aşamayacağından)
Ertelenen Verginin Ödemeleri Şu
Şekilde Yapılacaktır:
|
|
|
Nisan ______ |
Temmuz _______ |
Ekim ______ |
| 1987 |
8 |
8 |
8 |
| 1988 |
8 |
8 |
8 |
| 1989 |
8 |
8 |
8 |
c) Özel Finans Kurumlarınca
Ödenek Kar Payları:
Kurumlar Vergisi Kanununun 14.
maddesinin 8 numaralı bendinde yapılan değişiklikle, faizsiz olarak kredi
verenlere ödenen kar payları yanında, özel finans kurumlarınca kar ve zarara
katılma hesabı karşılığında ödenen kar paylarının da gider yazılması konusuna
açıklık getirilmiştir.
Bu bentte sözkonsu edilen özel finans
kurumları, Bankalar Kanunu ve
Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun uyarınca Bakanlar kurulu kararı
ile kurulan kuruluşlardır.
d) Safi Kurum Kazancına Dahil
Edilmeyecek Gelirler:
Gelir Vergisi Kanununa eklenen ve
Kurumlar Vergisi Kanununun 13. maddesi hükmü uyarınca kurumlar vergisi mükellefleri için de uygulanacak olan
mükerrer 39. madde hükmüne göre;
— İratları vergiden müstesna
bulunan menkul kıymetlerin iratları,
— Kurumlardan elde edilen
kurumlar vergisine tabi tutulmuş veya üzerinden vergi tevkifatı yapılmış kar
payları,
— Hazine bonosu ve Devlet tahvil
faizleri,
kurumun ticari bilanço karına
dahil olacak, ancak vergiye tabi mali bilanço karının hesaplanmasında dikkate
alınmayacaktır.
i) Sözü edilen "İratları vergiden
müstesna olan menkul kıymetlerin iratları", 1 Ocak 1986 tarihinden önce kurumlar
vergisinden istisna olarak ihraç edilmiş olan Devlet tahvil ve Hazine bonosu
faizlerinden ibarettir. Kurumlar Vergisi Kanununa eklenmiş bulunan geçici 11.
madde hükmüyle anılan menkul kıymet gelirleri, 1 Ocak
1986 tarihinden sonra da kurumlar vergisine tabi tutulmayacaktır. Gelir Vergisi
kanununun mükerrer 39. maddesi hükmü açısından da sözkonusu menkul kıymet
gelirleri, vergiye tabi safi kurum kazancına dahil edilmeyecektir.
Öte yandan, 1 Ocak 1986 tarihinden önce, ihraç edilmiş bulunan gelir
ortaklığı senetlerinin gelirleri de (İhraç kanununda belirtilen istisna süresi
dikkate alınarak) Devlet tahvil ve hazine bonosu faizleri gibi safi kurum
kazancı dışında tutularak vergilendirilmeyecektir.
Ancak, kurumlar vergisine tabi tutulmayan "Devlet tahvili ve
Hazine bonosu faizleri ile gelir ortaklığı senetlerinin gelirleri" dağıtılmadığı
sürece vergilendirilmeyecek dağıtımı halinde ise Gelir Vergisi Kanununun geçici
23. maddesi hükmü uyarınca tevkifata tabi tutulacaktır.
ii) Safi kurum kazancına dahil
edilmeyecek diğer bir gelir grubunu, kurumlardan elde edilen kurumlar vergisine
tabi tutulmuş veya üzerinden vergi tevkifatı yapılmış kar payları teşkil
etmektedir. Bilançolarında hisse senedi bulunan kurumların, bu hisse senetleri
karşılığında elde ettikleri kar payları, mali bilanço karının tesbitinde dikkate
alınmayacaktır.
Öte yandan, kurumların 1985
takvim yılı kazançlarına ilişkin olarak 1986 Nisan ayında verilecek beyannamede
gösterilen kazanca, 3239 sayılı Kanunla artırılan kurumlar vergisi oranı
uygulanacaktır. Buna göre, kurumların 1985 yılı kazançlarından 1986 yılında elde
edilecek karlar hakkında da Gelir Vergisi Kanununun mükerrer 39. maddesi
uyarınca işlem yapılacaktır.
iii) Devlet Tahvili ve Hazine Bonolarının İratları:
1.1.1986 tarihinden önce ihraç
edilmiş devlet tahvili ve Hazine bonoları iratları ergiden müstesna menkul
kıymet iradı olduğu için safi kurum kazancına dahil edilmeyecektir. 1.1.1986
tarihinden sonra ihraç edilen, Devlet Tahvili ve Hazine bonolarının iratları
ise; kurumlar vergisinden istisna edilmemiştir. Ancak, sözkonusu iratlar bu
hüküm uyarınca safi kurum kazancına dahil edilmeyecektir. Sözkonusu menkul
kıymetlerin iratları üzerinden Gelir Vergisi Kanununun 94. maddesi
uyarınca yapılacak stopaj nihai vergi
niteliğindedir.
Devlet Tahvili ve Hazine Bonoları
dışında kalan diğer tahviller (şirket tahvilleri v.b.) safi kurum kazancına
dahil olup, genel rejim uyarınca vergiye tabidir. Bunlardan, Gelir Vergisi
Kanununun 94. maddesi uyarınca kesilen vergi, Kurumlar Vergisi Kanununun 44.
maddesi hükmü uyarınca hesaplanacak vergiden mahsup edilecektir.
c) İşveren Sendika
Aidatları:
Gelir Vergisi Kanununun 40.
maddesine 3239 sayılı Kanunla eklenen 8 numaralı bent hükmüyle işverenlerce,
Sendikalar Kanunu hükümlerine göre sendikalara ödenen aidatların gider olarak
hasılattan indirilmesi öngörülmüştür. Ancak, ödenen aidatın bir aylık tutarı,
işyerinde işçilere ödenen çıplak ücretin bir günlük tutarını aşamayacaktır. Söz
konusu hüküm aynı esaslar dahilinde kurumlar ergisi
mükellefleri için de uygulanacaktır.
5. BEYANNAMENİN
MUHTEVİYATI:
Kurumlar Vergisi Kanununun 23.
maddesinde yapılan değişiklikle, Kurumlar Vergisi beyannamesinin yasal
düzenlemelere paralel olarak ihtiyaç duyulan bilgileri içerecek şekilde
düzenlenmesini ve mümkün olduğu ölçüde basitleştirilmesini temin amacıyla Maliye
ve Gümrük Bakanlığı'na yetki verilmektedir.
6. DAR
MÜKELLEFİYET:
Kurumlar Vergisi Kanununun 24.
maddesinde yapılan değişiklikle, dar mükellefiyete tabi kurumların tevkifata
tabi kazanç ve iratları için tek bir oran (% 25) belirlenmiştir.
Dar mükellefiyete tabi kurumların
aşağıda yazılı kazanç ve iratları tevkif yoluyla vergilendirilecektir.
a) Ücretler;
b) Serbest meslek
kazançları;
c) Gayrimenkul sermaye
iratları;
d) Menkul sermaye
iratları;
c) Telif, imtiyaz, ihtira,
işletme, ticaret ünvanı, alameti farika ve benzeri gayri maddi hakların satışı,
devri ve temliki karşılığında alınan bedeller.
Ancak, 20.12.1985 tarih ve
85/10178 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile bu maddede belirtilen kazanç ve
iratlardan yapılacak tevkifat oranları yeniden belirlenmiş bulunmaktadır.
Bu karara göre tevkifat oranları
şöyle olacaktır.
1. Ücretlerden % 25;
2. Serbest meslek
kazançlarından;
a) Petrol arama faaliyetleri
dolayısıyla sağlanacak kazançlardan
% 5,
b) Diğerlerinden % 15,
3. Gayrimenkul sermaye
iratlarından % 20;
4. Türkiye'de işyeri ve daimi
temsilcisi bulunmayan dar mükellefiyete tabi kurumlar vergisi mükelleflerinin,
Gelir Vergisi Kanununun 30. maddesinin (1) numaralı fıkrasında yazılı
kazançlarından sıfır;
5. Menkul sermaye
iratlarından;
a) Tahvilat faizler,
i) Devlet tahvili ve hazine bonosu
faizlerinden % 3,
ii) Gelir ortaklığı senetlerinden
sağlanan gelirlerden sıfır,
iii) Nama yazılı tahvil
faizlerinden % 10,
iv) Hamiline yazılı tahvil faizlerinden % 10,
v) Diğerlerinden % 10
b) Mevduat faizlerinden,
i) Döviz tevdiat hesaplarına
yürütülen faizler ile özel finans kurumlarınca dövize katılma hesaplarına ödenen
kar paylarından % 1,
ii) Nama yazılı mevduat
hesaplarına yürütülen faizlerden %
10,
iii) Sırdaş hesaplara yürütülen
faizlerden % 10,
iv) Diğerlerinden % 10,
c) Faizsiz olarak kredi verenlere
ödenen kar payları ile kar ve zarar ortaklığı belgesi karşılığı ödenen kar
payları ve özel finans kurumlarınca kar ve zarara katılma hesabı karşılığında
ödenen kar paylarından % 10,
d) Her nevi alacak faizlerinden,
i) Yabancı devletler,
uluslararası kurumlar veya yabancı banka ve kurumlardan alınan her türlü
krediler için ödenecek faizlerden sıfır,
ii) Diğerlerinden % 10,
e) Gelir Vergisi Kanununu'nun 75. maddesinin 1, 2, 3, 4, 8
(tahvillerin vadesi gelmemiş kuponlarının satışından elde edilen bedeller hariç)
ve 9 numaralı bentlerinde sayılan menkul sermaye iratlarından sıfır,
f) 5. maddenin a, b, c, d ve e
fıkralarında sayılanlar dışında kalan Gelir Vergisi Kanununun 75. maddesinde
yazılı diğer menkul sermaye iratlarından % 10.
6. Telif, imtiyaz, ihtira,
işletme, ticaret ünvanı, alameti farika ve benzeri gayri maddi hakların satışı,
devir ve temliki mukabilinde alınacak bedellerden % 25.
1.1.1986 tarihinden itibaren
nakden veya hesaben ödenen veya tahakkuk ettirilen kazanç ve iratlar hakkında
yukarıda belirtilen yeni tevkifat oranları uygulanacaktır. Ancak bu tebliğin
yayımı tarihinde veya daha sonra yukarıda belirtilen tevkifat oranlarında
değişiklik yapılması hakkında Bakanlar Kurulunca yeni bir karar alınması
halinde, bu kararlara göre tevkifat yapılacağı tabiidir.
Kurumlar Vergisi Kanununun 24.
maddesinde yer alan ve yukarıda açıklanan nispetlere göre vergisi tevkif
suretiyle alınan kazanç ve iratlar için 20 ve 22. maddelere göre yıllık veya
özel beyanname verilmesi veya 24. madde kapsamına girmeyen kazanç ve iratlar
için verilecek beyannamelere mezkur kazanç ve iratların dahil edilmesi
mükelleflerin ihtiyarındadır.
Kurumlar Vergisi Kanununun 24. maddesinin beşinci fıkrasının
sonunda yeralan parantez içi hükmü gereğince Türkiye'de ticari faaliyette
bulunmayan kurumların doğrudan yurt dışındaki merkezleri tarafından elde edilen
her nevi tahvil ve hazine bonolarından elde ettikleri faizler ile
gelir ortaklığı senetlerinden sağlanan gelirler için beyanname verilmeyecek veya
verilecek beyannamelere bu gelirler dahil edilmeyecektir. Bu kazançlar üzerinden
yapılacak tevkifat nihai vergi niteliğindedir. Bu hüküm Türkiye'de
ticari faaliyette bulunan dar mükellefiyete tabi kurumlara
uygulanmayacaktır. Çünkü 3239 sayılı Kanunun 24. maddesinin gerekçesinde
"Yapılan düzenleme ile tam ve dar mükellefler arasındaki uygulama farklılıkları
giderilmekte ve sistem basitleştirilmektedir." denilmiştir. Kurumlar Vergisi Kanununun 13. maddesi uyarınca kurumlara da
uygulanan Gelir Vergisi Kanununun mükerrer 39. madde hükmü gereğince tam
mükellefiyete tabi kurumlar, sadece Devlet tahvili ve Hazine bonoları faizlerini
kurum kazançlarına dahil etmeyeceklerdir. Elde
ettikleri diğer faizlerini ise; kurum kazançlarına dahil edecekler ancak
beyannamelerinde gösterdikleri bu kazançlar üzerinden daha önce tevkifat
suretiyle ödedikleri vergileri beyanname üzerinden hesaplanan kurumlar
vergisinden mahsup edeceklerdir. Dolayısıyla tam mükellef
kurumların elde ettikleri Devlet tahvili ve Hazine bonosu faizleri dışında kalan
tahvil faizleri % 46 oranında vergilenmektedir.
Türkiye'de ticari faaliyette bulunan
dar mükellefiyete tabi kurumlar, tam mükellefler gibi aynı esaslara tabi olacağından bu kurumların elde
ettikleri Devlet tahvili ve Hazine bonosu faizleri için hiç bir surette
beyanname verilmeyecek ve verilecek beyannamelere de bu iratlar dahil
edilmeyecektir. Bunun dışında kalan tahvil faizleri için ise; tam
mükellefler için uygulanan esaslar aynen bunlara da uygulanacaktır.
Diğer taraftan kurumlar vergisi
mükelleflerinin 1985 takvim yılına ilişkin olup 1/1/1986 tarihinden itibaren
beyanı gereken kurum kazançları % 46 nispetinde vergilendirilecektir. Bu
kazançlar üzerinden Gelir Vergisi Kanununun 94. maddesinin 7 ve 8 numaralı
bentlerine göre yapılacak tevkifatın kurumlar vergisi beyanname verme süresi
olan Nisan 1986 ayı içinde yapılması ve müteakip ayın (Mayıs) yirminci günü
akşamına kadar bağlı bulunulan vergi dairesine bildirilmesi
gerekmektedir. Bu tarihte 20.12.1985 gün ve 85/10178 sayılı 27.2.1986 gün ve
86/10145 sayılı Bakanlar Kurulu Kararları yürürlükte bulunduğundan, anılan
kararnamede belirlenen tevkifat oranları uygulanacaktır.
Aynı şekilde, dara mükellefiyete
tabi kurumların Gelir Vergisi Kanununun 75. maddesinin 1 ve 2 numaralı
bentlerinde yazılı menkul sermaye iratlarının ortağı bulunduğu kurumların 1985
yılı kazançlarından dağıtılmış bulunması halinde 24. madde hükmüne göre tevkifat
yapılmayacaktır. (Kararnamede bu iratlar için tevkifat oranı
sıfır olarak belirlenmiştir.)
Diğer taraftan dar mükellefiyete
tabi kurumların, Gelir Vergisi Kanununun 30. maddesinde belirtilen Hükümetin
müsaadesiyle açılan sergi ve panayırlarda yaptıkları ticari faaliyetlerden elde
ettikleri kazançlar (Türkiye'de başkaca bir işyeri veya daimi temsilcileri
bulunmamak şartıyla) üzerinden yapılacak tevkifat oranı, anılan kararnamede
sıfır olarak belirlenmiştir. bu durumda bu kazançlar üzerinden bir tevkifat
yapılmayacağından beyanname de verilmeyecektir.
Bunun yanısıra, Türkiye'de bir
işyeri açmak suretiyle ticari faaliyette bulunan dar mükellefiyete tabi
kurumların, bu işyerlerinden elde ettikleri ve kurum kazancına dahil kazanç ve
iratları üzerinden de Kurumlar Vergisi Kanununun 24. maddesine göre bir tevkifat
yapılmayacaktır. Ancak sözkonusu dar mükellef kurumların, bu işyerlerinde
yürüttükleri ticari faaliyetle bağlantılı olmayan diğer kazanç ve iratları
üzerinden tevkifat yapılacağı tabiidir. Bir örnek vermek gerekirse,
6224 sayılı Yabancı Sermayeyi
Teşvik Kanunu Hükümlerine göre; belli bir sermaye getirerek Türkiye'de şube açan
yabancı bankaların, anılan şubelerinin bizzat bankacılık faaliyeti çerçevesinde
elde ettikleri kazanç ve iratlar üzerinden Kurumlar Vergisi Kanununun 24.
maddesine göre tevkifat yapılmayacaktır. Bu kazanç ve iratlar ticari kazanca
dahil edilerek vergilenecektir. Ancak, bu bankaların şube dışında elde ettikleri
ve bankacılık faaliyetine dahil olmayan kazanç ve iratları üzerinden yine anılan 24. madde hükmü uyarınca tevkifat yapılacağı
tabiidir.
Bu çerçevede sözkonusu yabancı
bankanın, Türkiye'de ticari faaliyet gösteren diğer kurumlara telif, patent
hakkı kiralaması sonucunda elde ettiği gayrimenkul sermaye iradı, hiçbir şekilde
şube faaliyetleriyle ilgili olmadığından tevkifata tabi olacaktır.
7. VERGİNİN
NİSPETİ:
Kurumlar Vergisi Kanununun 25.
maddesinde yapılan değişiklikle kurumlar vergisi nispeti 1.1.1986 tarihinden
geçerli olmak üzere tam kurumlar için % 46 olarak belirlenmiştir.
Öte yandan kurumlar Vergisi
Kanununa eklenen geçici 12. madde hükmü gereğince yeni vergi nispetinin,
kurumların 1.1.1986 tarihinden sonra beyan edecekleri kazançları hakkında da
uygulanması öngörülmüştür.
Özel hesap dönemine tabi kurumlardan,
Kurumlar Vergisi Kanununun
21. maddesi hükmüne göre beyannamelerini 1.1.1986 tarihinden itibaren vermeleri
gerekenler için de yeni nispet uygulanacaktır. diğer bir anlatımla, özel hesap
dönemi 1985 eylül ayı sonunda veya daha sonraki bir tarihte kapanan
kurumların, bu döneme ilişkin kazançları için
kurumlar vergisi oranının % 46 olarak uygulanması gerekir.
Dar mükellefiyete tabi kurumlar,
Kurumlar Vergisi Kanununun 22. maddesinde belirtilen kazançlarına ilişkin olarak
1 Ocak 1986 tarihinden önce vermeleri gereken beyannamelerinde gösterilen
kazançlara da % 40 oranında kurumlar vergisi nispeti uygulayacaklardır. Diğer
bir anlatımla sözkonusu kazançların (15 gün içinde özel beyanname ile beyanı
gerektiğinden) 16 Aralık 1985 veya daha önceki bir tarihte elde edilmiş olması gerekir.
8. KURUMLARDA DAHİLİ
TEVKİFAT:
Kurumlar Vergisi Kanununa eklenen
mükerrer 40. madde ile kurumlar vergisi mükellefleri dahili tevkifat kapsamına
alınmıştır.
Bu madde hükmüne göre, kurumlar vergisi
mükellefleri, cari vergilendirme döneminin kurumlar vergisine mahsup edilmek üzere, Gelir Vergisi Kanununun
dahili tevkifat ile ilgili hükümleri çerçevesinde dahili tevkifat yaparak vergi
dairesine yatırmak zorundadırlar.
Eshamlı komandit şirketlerde
şirkete ait dahili tevkifat tutarı hesaplanırken komandite ortağın kar payı
oranında hesaplanan dahili tevkifat düşülecektir.
Gelir Vergisi Kanununun 3239
sayılı Kanunla değişik 94. maddesinin "B" fıkrasında dahili tevkifata ilişkin
hükümler düzenlenmiş bulunmaktadır. Kurumlar vergisi mükellefleri bu fıkrada
belirtilen esaslara göre dahili tevkifat yaparak vergi dairesine
ödeyeceklerdir.
Öte yandan, Bakanlığımıza yapılan
başvurulardan, 25 Mart 1986 gün ve 19058 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 30
Seri No.'lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin "uluslararası taşıma işleri yapan
dar mükellef kurumlarda dahili tevkifat" başlığı altındaki 13 numaralı bentle
ilgili olarak bazı tereddütlerin bulunduğu anlaşılmıştır. Söz konusu tebliğin
anılan bendinde yer alan örnekte % 3 oranında dahili tevkifatın uygulandığı 15.000.000.- liralık hasılat, yabancı ulaştırma kurumunun
Şubat 1986 ayı içinde Türkiye'de elde edilmiş sayılan hasılat kısmını ifade
etmekte olup, kurumlar vergisi matrahını göstermemektedir. Bir başka ifadeyle
örnekteki kurumun Şubat 1986 ayı içindeki
hasılatının % 85'i olan 85 milyon liranın, kurumlar Vergisi Kanununun 19.
maddesi uyarınca Türkiye dışında elde edilmiş sayılan hasılat olduğu
varsayılmıştır.
9. GEÇİCİ HÜKÜMLER:
a) Gayrimenkul ve İştirak
Hisselerinin Satışından Doğan Kazançlarda İstisna:
Kurumlar Vergisi Kanununun geçici
10. maddesi hükmüne göre; tam mükellefiyete tabi kurumların iştirak hisselerinin
veya gayrimenkullerin 1984 yılında satışından doğan kazançlarının tamamı, 1985
yılında satışından doğan kazançlarının ise % 80'i kurum sermayesine ilave
edilmek şartıyla kurumlar vergisinden istisna edilmiştir.
Anılan maddenin birinci
fıkrasında yapılan değişiklikle, şirketlerin aktifine dahil bulunan iştirak
hisseleriyle gayrimenkullerin 1985 ve 1986 yıllarında satışından doğan
kazançların % 80'inin, 1987 yılında satışından doğan kazançların % 70'inin ve
1988 yılında satışından doğan kazançların ise % 60'ının kurumun sermayesine
ilave edilmesi şartıyla sermayeye eklenen bu kazançların kurumlar vergisinden
müstesna tutulması öngörülmüştür. Böylece mükelleflere sözü
edilen istisnadan yararlanmaları için ek üç yıllık bir süre daha
tanınmıştır.
Maddenin dördüncü fıkrasında
yapılan değişiklikle de; anılan yıllarda istisnadan yararlanan söz konusu
kazançların 5 yıl içinde herhangi bir suretle işletmeden çekilmesi veya
işletmelerin tasfiyesi halinde, bu kazançların o yılın kazancı sayılarak vergiye
tabi tutulması göngörülmüştür.
Maddeye eklenen bir fıkra ile de;
kooperatiflerin, ortağın sahip olabileceği en fazla pay tutarı dikkate
alınmaksızın söz konusu istisnadan yararlanmaları öngörülmektedir. Ancak iştirak
hisseleriyle gayrimenkullerin satışından doğan kazançlar sermayeye eklenmeyerek
özel bir fonda gösterilecek ve hiçbir şekilde ortaklara dağıtılmayacaktır. Bu
kazançlar kooperatifin sözleşmesinde yer alan amaçların
gerçekleştirilmesinde kullanılacaktır. Bu şartların ihlali halinde istisna
uygulanmayacak ve zamanında alınamayan vergiler cezalı tahsil
edilecektir.
Kurumlar Vergisi Kanununun geçici 10.
maddesinde sözü edilen gayrimenkuller, Türk Medeni Kanununun 632. maddesinde yer alan
gayrimenkullerdir. Bu gayrimenkuller ile birlikte gayrimenkulün mütemmim cüzü
niteliğinde olan sabit istihsal vasıtalarının da satışa konu olması halinde,
satışın tamamı istisna kapsamı içinde mütalaa edilecektir. "sabit
istihsal vasıtaları" satışa konu olan gayrimenkulün zeminine, duvarlarına veya
tabanına rapdedilmek suretiyle bina ile birlikte bir bütün oluşturan ve binanın
genel mahiyeti itibariyle sınai bir müessese haline gelmesini sağlayan
makina ve benzeri
aletlerdir.
Ancak; raptedilmiş olmakla
beraber münferiden veya toplu olarak sökülüp satılması mümkün olan ve bu
takdirde işletmenin sınai olma vasfını değiştirmeyen ve üretimi de aksatmayan
makina ve benzeri aletler sabit istihsal vasıtası addolunamayacağından bunların
satışından doğan kazanç dolayısıyla istisnadan yararlanılmıyacaktır.
Öte yandan, sabit istihsal
vasıtalarının gayrimenkulden bağımsız olarak satılması halinde mütemmim cüzü
olma vasfı kalmayacağından bunlar menkul mal satışı olarak nitelendirilecektir.
Kurumlar Vergisi Kanununun geçici
10. maddesi uyarınca sermaye artışı yapan iştiraklerden bedelsiz olarak elde
edilen hisse senetlerinin şirket aktifine kaydı dolayısıyla meydana gelen
artışların, pasifte özel bir fonda tutulması gerekmektedir. Söz konusu fonun
sermayeye ilave edilmesi, sermayede nakit olarak bir artış sağlamayacağından
istisna uygulanmayacaktır. Bu durumda fon, sermayeye eklendiği yılın kazancı
olarak vergilenecektir. Diğer taraftan bedelsiz olarak elde edilen hisse senetlerinin satışından elde edilen kazancın nakit olarak
sermayeye eklenmesi halinde ise; sermayeye eklenen bu kazançlar istisnadan
yararlanacaktır.
Gayrimenkullerin satışı sırasında
ödenen tapu harçları, sermayeye eklenmesi gereken gayrimenkul satış kazancından
indirilecektir.
İstisnanın uygulanması için
aranacak bir diğer şart da, gayrimenkullerin veya iştirak hisselerinin
satışından doğan kazancın o yıl için belirlenen asgari miktarının tamamının
nakit olarak satışın yapıldığı yılda sermayeye eklenmesidir. Bu miktarın altında
kalan kısmı ilaveler dolayısıyla istisna uygulanmayacaktır. Ancak bazı hallerde
sermaye artışı için gerekli işlemler satışın yapıldığı yılda tamamlanamayabilir.
Bu durumda, satışın yapıldığı yılda sermaye artışı için şirket yönetim kurulunca ilgili Bakanlığı başvurulmuş olması
yeterlidir.(*)
Öte yandan, istisnanın
uygulanması ile ilgili olarak 31 Aralık 1982 gün ve 17915 sayılı Resmi Gazete'de
yayımlanmış bulunan 26 Seri No.'lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinde yapılan
açıklamalar aynen geçerlidir.
b) Kurumlar Vergisi Kanununa
eklenen geçici 13. maddeyle, 2362 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten 3239
sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar ayrılmış olan ihtiyat akçeleri ve
banka provizyonlarının sermayeye eklenmesi veya ortaklara dağıtılması hallerinde
bu işlemlerin gerçekleştirildiği yılın ticari kazancına vergilendirilmeden
önceki brüt tutarları üzerinden ilave edilmesi, teşebbüsün tasfiyesi halinde ise
tasfiye karının hesaplanmasında dikkate alınması öngörülmüştür. Böylece, sözkonusu ihtiyatlar ve provizyonlar, ticari kazanca
(kurum kazancına) veya tasfiye karına eklendiği yılda, 3239 sayılı kanunla
getirilen oranda vergilenecek, evvelce ödenmiş olan vergiler ise mahsup
edilecektir. Şu kadar ki; bu ihtiyat akçeleri ve
provizyonların Kurumlar Vergisi Kanunu uyarınca bu vergiden müstesna tutulmuş
kazançlara isabet eden bölümünün, vergiden önceki brüt tutarları üzerinden Gelir
Vergisi Kanununun 94. maddesinin 8 numaralı bendinin 3239 sayılı Kanunla değişik
hükmüne göre vergi tevkifatına tabi tutulacağı
tabiidir.
Yine aynı madde hükmü ile bu
ihtiyat akçeleri ve banka provizyonları üzerinden daha önce ödenmiş bulunan
kurumlar vergisi ile tevkif yoluyla ödenen gelir vergilerinin ödenecek gelir ve
kurumlar vergisinden mahsup edilmesi esası getirilmiştir.
Bu madde kapsamına dahil bulunan
karlar, kurumların bilançolarında, dağıtılmayan karlar, kanuni ihtiyatlar,
fevkalade ihtiyatlar, olağanüstü yedek akçeler, ihtiyari ihtiyatlar v.b. adlar
altında yer almaktadır.
Örnek 1 :
1981 yılı kazancından ayrılmış
olup kurumlar vergisine tabi tutulmuş olan 1.000.000.-lira tutarındaki ihtiyat
1986 yılında ortaklara dağıtılmıştır. Kurumun yapacağı işlemler şöyle
olacaktır.
Öncelikle net tutarı
1.000.000.-lira olan ihtiyat akçesinin brüt tutarı hesaplanacaktır. (1981
yılında kurumlar vergisi oranı % 50'dir.)
|
50 |
|
| Kurumlar vergisi
matrahı: 1.000.000 + 1.000.000 x |
________ |
= 2.000.000 .-
Lira |
|
100 -
50 |
|
Bulunan 2.000.000.-lira, önce dağıtımın yapıldığı 1986 yılı kurumlar
vergisi matrahına brüt tutar üzerinden ilave edilecektir.
Kurumlar vergisi matrahına
eklenecek 2.000.000.-lira üzerinde % 46 oranı esas alınarak 920.000.-lira
kurumlar vergisi hesaplanacak, bu tutar üzerinden önceden ödenmiş olan 1.000.000
lira kurumlar vergisi mahsup
edilecektir. Ancak,
mahsup edilemeyen
80.000.-lira tutarındaki vergi hiçbir zaman mükellefe iade edilmeyecektir.
Örnek 2 :
1983 yılında vergiden istisna
edilmiş 2.000.000.-lira tutarındaki yatırım indirimi fonu 1986 yılı içinde
dağıtılmıştır. Üzerinden sadecc gelir vergisi tevkifatı yapılmış bir ihtiyat
akçcsi oldugundan brütleştirme işlemi şöyle olacaktır. Tevkifat matrahı:
|
20 |
|
| 2.000.000 + 2.000.000
x |
________ |
= 2.500.000 .-
Lira |
|
100 -
20 |
|
Bulunan
2.500.000.-lira 1986 yılı
ticari kazancına dahil edilecektir. Ancak ticari kazanca dahil edilen bu
ihtiyatın kurumlar vergisi matrahının hesabında dikkate alınmaması gerekir. Bu
ihtiyatları aynen o yıl içinde elde edilen istisna konusu kazançlar gibi işleme
tabi tutulacaktır. DoIayısıyla bu ihtiyatlar üzerinden Gelir
Vergisi Kanununun 94/8. maddesi hükmüne göre % 10 oranında gelir vergisi
tevkifatı yapılacaktır. Ancak bu ihtiyatlar üzerinden daha önce tevkif edilen
gelir vergisi mahsup edilecektir.
Bu açıklamalara göre yapılacak
işlem şöyle olacaktır. 1986 yılı Ticari kazanca eklenen 2.500.000.-lira
üzerinden % 10 oranında yapılacak tevkifat tutarı (2.500.000 x % 10 =)
250.000.-lira olacaktır. Bu tutardan önceden tevkif edilen 500.000.- liranın
mahsubu gerekir. Ancak hesaplanan tevkifat
tutarının daha az olması nedeniyle sadece 250.000.- lira mahsup edilecektir.
Mahsup edilemeyen 250.000.- liranın ise Kurumlar Vergisi Kanununun geçici 13.
maddesinin son fıkrası hükmü uyarınca mükellefe iadesi mümkün değildir. Bu
miktar beyannameye dahil diğer kazançlar üzerinden
ödenecek gelir veya kurumlar vergisinden de mahsup edilemeyecektir.
Öte yandan, kurumlar vergisinden
istisna olup, gelir vergisi tevkifatına da tabi tutulmamış gelir unsurlarının
(yurt dışı inşaat, onarım ve teknik hizmet kazançları gibi) dağıtımı halinde bu
kazançlar üzerinden Gelir Vergisi Kanununun 94. maddesinin 8 numaralı bendine
göre tevkifat yapılacaktır.
c) Kurumlar Vergisi Kanununa eklenen
geçici 11. madde hükmüne göre; 1.1.1986 tarihinden önce vergiden
muaf olarak ihraç edilen
menkul kıymetlerin temettü faiz ve ikramiyeleri kurumlar vergisinden istisna
olması nedeniyle bunlara isabet eden giderlerin de matraha dahil edilmesi
gerekir. Kurumlar Vergisi Kanununa eklenen geçici 14. maddeyle sözü edilen
menkul kıymetlere isabet eden giderlerin gerçek
olarak tesbit edilememesi halinde bu giderlerin ne şekilde tesbit edileceği
açıklanmaktadır. Maddenin uygulanmasında 24 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel
Tebliğinde yapılan açıklamalar doğrultusunda hareket edilecektir.
Tebliğ olunur.
(*) 32 Sıra no'lu Kurumlar Vergisi
Genel Tebliği ile değişmiştir.