1. İSTİSNALARA İLİŞKİN
DEĞİŞİKLİKLER
4369
Sayılı Kanunla 1/1/1999 tarihinden geçerli olmak üzere Kurumlar Vergisi
Kanununun 8 inci maddesinin;
a) 3 numaralı bendinde yer alan turizm hasılatı
istisnası,
b) 6 numaralı
bendinde yer alan yatırım fonlarının katılma belgeleri ve yatırım
ortaklıklarının hisse senetlerinden elde edilen kar payları
istisnası,
kaldırılmıştır.
Öte yandan, 31/12/1998 tarihinde son bulan yurt dışı inşaat, onarma,
montaj ve teknik hizmetlerden sağlanan kazanç istisnasının süresi 31/12/2003
tarihine kadar uzatılmıştır. Geçici 24. maddede yapılan değişiklik ile istisna
süresi 5 yıl uzatılırken, kurumlar vergisi oran değişikliğine paralel düzenleme
de yapılmıştır.
2.
İNDİRİLECEK GİDERLERLE İLGİLİ DEĞİŞİKLİKLER
2.1. Bağış ve Yardımlarla İlgili
Düzenleme
4369
Sayılı Kanunla 1/1/1999 tarihinden geçerli olmak üzere Kurumlar Vergisi
Kanununun 14. maddesinin 6 numaralı bendi yeniden düzenlenmiş, bu bentte yer
alan düzenlemeye benzer bir düzenleme olan geçici 25 inci madde ise yürürlükten
kaldırılmıştır.
Yapılan düzenlemeye göre;
a) Genel bütçeye dahil dairelere,
b) Katma bütçeli idarelere,
c) İl özel idarelerine,
d) Belediyelere,
e) Köylere,
f) Kamuya yararlı
derneklere,
g) Bakanlar
Kurulunca vergi muafiyeti tanınan vakıflara,
h) Bilimsel araştırma ve geliştirme faaliyetlerinde bulunan
kurum ve kuruluşlara,
makbuz karşılığında yapılan bağışlar, o yıla ait kurum kazancının % 5’ini
geçmemek üzere kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate
alınabilecektir.
Bu
düzenleme ile;
a)
Daha önce var olan kurum kazancının % 2 si ve 20.000 lira ile sınırlı indirim
ile bazı tesisler için var olan sınırsız bağış ve yardım indirimi, kurum
kazancının % 5’i ile sınırlı olarak yeniden düzenlenmiştir.
b) Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti
tanınan vakıflara yapılan ve kurum kazancının %5’i ile sınırlı olan indirim
olduğu gibi korunmuştur.
c) Kurumlar Vergisi Kanununun geçici 25 inci maddesinde yer alan ve bazı
kurum ve kuruluşlara bağışlanan camilerin yapımı veya mevcut camilerin idamesi
için yapılan bağışların sınırsız indirimini öngören düzenleme yürürlükten
kaldırılmıştır.
İndirilecek bağış ve yardım giderinin üst sınırının hesaplanmasında esas
alınan kurum kazancı; zarar mahsubu dahil giderler düşüldükten, iştirak
kazançları hariç indirim ve istisnalar düşülmeden önceki tutarı ifade
etmektedir.
2.2.
Taşıt Araçları Gider ve Amortismanları İle İlgili
Düzenleme
Gelir
Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesinde yer alan ve binek otomobillerinin giderleri
ile amortismanlarının yarısının indirimine izin veren düzenlemeler
değiştirilmiş, işletmeye dahil ve işte kullanılan taşıtların gider ve
amortismanlarının tamamının indirimine imkan veren düzenleme yapılmıştır.
3. KURUMLAR
VERGİSİ ORANI
Kurumlar Vergisi
Kanununun 25. maddesinde yapılan değişiklik ile kurumlar vergisi oranı, 1999
yılı kazançlarından uygulanmaya başlamak üzere % 30 olarak belirlenmiş, asgari
kurumlar vergisi uygulaması kaldırılmıştır.
4. KURUM KAZANÇLARI ÜZERİNDEN YAPILAN
STOPAJ VE KAR PAYLARININ BEYANI
4369 sayılı Kanunla Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü
maddesinin 6 numaralı bendinin (b) alt bendi değiştirilmiş ve üç bölümde şu
düzenlemeler yapılmıştır:
a) İndirim ve
istisnalar, dağıtılsın
dağıtılmasın % 15 (1) oranında gelir vergisi stopajına tabidir.
Stopaj oranı halka açık olsun olmasın bütün kurumlar için geçerlidir.
b) Dar mükellef kurumlar, kurum kazancından istisnalar, kurumlar
vergisi ve fon payının da indirilmesi sonucu kalan kazançları üzerinden,
dağıtılsın dağıtılmasın % 15 (2) oranında
stopaj yapacaklardır.
c) Tam mükellef kurumlar, kurumlar vergisinden müstesna kazançlara isabet
eden kısım düşüldükten sonra, dağıttıkları kar paylarından dağıtım sırasında gelir vergisi stopajı yapacaklardır.
Stopaj oranı halka açık şirketler için % 5, diğer kurumlar için % 15’dir.
(3)Karın sermayeye eklenmesi kar dağıtımı sayılmadığından,
karını sermayeye ekleyen kurumlar kar dağıtımına bağlı stopaj
yapmayacaklardır.
Kurumlar yıllar itibariyle kazanç dağıtmaya karar verebilecek olup,
dağıtılmasına karar verilen yıl kazancının; istisnaya tabi tutulmuş kurum
kazancının yanı sıra istisnaya tabi olmayan kurum kazancını da içermesi
durumunda, dağıtılan kazancın; öncelikle istisnaya tabi dağıtılabilir kazançtan,
bu kazancın dağıtımının tamamlanmasından sonra istisna edilmemiş kazançtan
gerçekleştirildiği kabul edilecektir. 1998 ve daha önceki yıl kazançlarının
dağıtılması durumunda bu kazançlar üzerinden herhangi bir vergi kesintisi
yapılmayacaktır.
5. GAYRİMENKULLERİN
VE İŞTİRAK HİSSELERİNİN ELDEN ÇIKARILMASINDAN DOĞAN KAZANÇLARDA
İSTİSNA
Kurumlar Vergisi
Kanununun geçici 23 üncü maddesinde yer alan iştirak hisselerinin ve
gayrimenkullerin satışından veya üretim tesislerinin ayni sermaye olarak
konmasından doğan kazançlarla ilgili istisnanın süresi 31/12/1998 tarihinde sona
ermiş ancak aynı yönde bir düzenleme geçici 28 inci madde ile 31/12/2002
tarihine kadar uygulanmak üzere yeniden yapılmıştır.(4) Ayrıca geçici 28 inci maddenin (a) bendinde de bir takım
değişiklikler yapılmıştır. (5) Düzenleme esas
itibariyle eski düzenleme ile aynı yönde olup, daha önceki tebliğlerde yer alan
açıklamalar değişmeyen hükümler için geçerliliğini
korumaktadır.
Yapılan
düzenleme ve bu düzenlemede yapılan değişiklikler sonrasında eskisinden farklı
olarak maddenin (a) bendinde aşağıdaki hususlara yer
verilmiştir.
a) 4369
sayılı Kanunla asgari kurumlar vergisi yürürlükten kaldırıldığından buna atıf
yapan ifade yeni düzenlemede yer almamıştır.
b) Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin 6 numaralı
bendinin (b-ii) alt bendi uyarınca tevkifata tabi tutulacak bu kazançlar için
maddede %15 oranı öngörülmüş ve Bakanlar Kurulu’na bu oranı %10 kadar
indirebilmesi için yetki verilmiştir.
c) Üretim tesislerinin ve bu tesislere ilişkin
gayrimenkullerin ayni sermaye olarak konulması durumunda uygulanmakta olan
istisna, turizm yatırım veya işletme belgesine sahip turizm tesisleri ve
bunların gayrimenkulleri için de uygulanacaktır. Kurumlar vergisinden istisna
edilen bu kazançlar üzerinden herhangi bir stopaj
yapılmayacaktır.
6.
EMİSYON PRİMLERİNDE STOPAJ ORANI
4444 sayılı Kanunla Kurumlar Vergisi Kanununa eklenen
geçici 28 inci maddenin (b) bendine göre, 1/1/1999-31/12/2002 tarihleri arasında
elde edilen emisyon primleri gelir vergisi stopajına tabi
değildir.
7. REPO,
TERS REPO İŞLEMLERİNDE VE VADELİ MEVDUAT HESAPLARINDA
DEĞERLEME
Repo ve
ters repo işlemleri ile ilgili olarak bu işlemlere konu menkul kıymetlerin kimin
tarafından değerleneceği ve vadeli mevduat hesaplarında değerleme gününe kadar
oluşan faiz tutarlarının ticari kazancın tespitinde dikkate alınıp alınmayacağı
konularında uygulamada tereddütler bulunduğu anlaşılmış ve bu konudaki gerekli
açıklamalara aşağıda yer verilmiştir.
Ülkemizde uygulanış şekliyle geri alım taahhüdü ile menkul
kıymet satışı (repo) ve geri satım taahhüdü ile menkul kıymet alımı (ters repo)
işlemleri esas itibariyle günün faiz koşullarında bir borç para alış veriş
işlemi olup söz konusu menkul kıymetler bu işlemlerde bir nevi teminat unsuru
olarak kullanılmaktadır. Zira repo ve ters repo işlemlerinde kullanılan faiz
oranı menkul kıymet üzerindeki faiz oranından bağımsız olarak günün piyasa
koşullarına göre belirlenmekte, repo ve ters repoya konu menkul kıymetler
üzerindeki gelirler repo ve ters repo yoluyla borç para veren tarafa
aktarılmamakta ve dolayısıyla repo ve ters repo yoluyla borç para alanlar bu
işlemlerden elde ettikleri vergiye tabi kazançlarını bu işlemlere konu olan
menkul kıymetlerin piyasa değerlerinden bağımsız olarak
belirlemektedirler.
Bu
durumda repo ve ters repoya konu menkul kıymetlerin her zaman menkul kıymeti
geri almakla yükümlü olan tarafından Vergi Usul Kanununun 279 uncu maddesi
çerçevesinde değerleme işlemine tabi tutulması gerekmektedir.
Diğer yandan vadesi
değerleme gününden sonra olan repo ve ters repo işlemleri ile ilgili olarak,
değerleme gününe kadar tahakkuk eden faiz tutarları, repoya taraf olanlarca
ticari kazancın elde edilmesi ile ilgili Gelir Vergisi Kanununun 38 ve 39,
Kurumlar Vergisi Kanununun 13 üncü maddesi hükümleri çerçevesinde gelir veya
gider olarak dikkate alınacaktır.
Ayrıca, vadeli mevduat hesapları ile ilgili olarak
değerleme gününe kadar tahakkuk eden faiz tutarları da repo ve ters repo
işlemlerinde olduğu gibi ticari kazancın elde edilmesi ile ilgili yukarıda
belirtilen kanun hükümleri çerçevesinde elde edenler tarafından gelir olarak
dikkate alınacaktır.
8. MENKUL KIYMETLERİN DEĞERLEMESİNDE BORSA RAYİCİ
Vergi Usul Kanununun 279 uncu maddesinde 4369 sayılı Kanunla
yapılan değişiklikle hisse senetleri ile portföyünün en az % 51 i Türkiye’de
kurulmuş bulunan şirketlerin hisse senetlerinden oluşan yatırım fonu katılma
belgeleri dışında kalan menkul kıymetlerin borsa rayici ile değerlenmesi esası getirilmiştir. Sözkonusu
madde uyarınca;
-
Borsa rayici yoksa veya
-
Borsa rayicinin muvazaalı olarak oluştuğu anlaşılırsa,
Borsa rayici yerine menkul kıymetin
maliyet bedeline değerleme gününe kadar oluşan gelir tutarının eklenmesi
suretiyle bulunacak tutar esas alınacaktır.
Aynı Kanunun 263 üncü maddesinde borsa rayicinin oluşumunda
normal temevvüçler (dalgalanma) dışında bariz kararsızlıklar görülen hallerde
değerlemeye takaddüm eden 30 gün içindeki ortalama rayici borsa rayici olarak
esas aldırmaya Maliye Bakanlığının yetkili olduğu belirtilmiştir.
Buna göre Maliye
Bakanlığı’nca aksi yönde bir düzenleme yapılmadığı sürece borsada son muamele
gününde oluşan rayiç esas alınmak suretiyle değerleme yapılacaktır. Ancak daha
sonra yapılacak vergi incelemeleri ile borsada oluşturulan rayicin muvazaalı
olduğu anlaşılırsa Vergi Usul Kanunu hükümleri çerçevesinde gerekli
tarhiyatların yapılacağı açıktır.
9. DEVİR HALİNDE BAZI VERGİSEL
İŞLEMLER
9.1.
Devir halinde Kurumlar Vergisi Kanununun geçici 28 inci madde uygulaması
Kurumlar Vergisi Kanununun geçici 28 inci
maddesi uyarınca tam mükellefiyete tabi kurumların iştirak hisselerinin veya
gayri menkullerinin satışından doğan kazancın, satışın yapıldığı yılda kurum
sermayesine ilave edilen kısmı kurumlar vergisinden müstesnadır. İstisnanın
uygulanabilmesi için gayrimenkulun veya iştirak hissesinin kurumun bilançosunun
aktifinde en az iki yıl süreyle yer alması ve gayrimenkul satışından doğan
kazancın satışın yapıldığı yılda sermayeye eklenerek sermaye artırımının
gerçekleştirilmesi gerekmektedir.
Sermaye artırımının gerçekleştirilmesi ile ilgili olarak 51
Seri No’lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği’nde;(6)
bazı nedenlerle sermaye artırım işlemlerinin satışın yapıldığı yılda
gerçekleştirilememesi durumunda istisnadan yararlanabilmek için, satışın
yapıldığı döneme ait kurumlar vergisi beyannamesinin verileceği tarihe kadar
şirket yetkili organlarınca sermaye artırımına karar verilerek ilgili bakanlığa
başvurulması ve sermaye artırım işlemlerinin satışın yapıldığı yıla ait kurumlar
vergisi beyannamesinin verileceği hesap döneminin sonuna kadar tamamlanması
gerektiği belirtilmiştir
Kurumların aktifinde kayıtlı gayrimenkullerin Kurumlar Vergisi Kanununun
37 nci maddesine uygun bir şekilde yapılacak devirden önce satılması ve bu
satıştan doğan kazancın devrin gerçekleşmesinden sonra Kurumlar Vergisi
Kanununun geçici 28 inci maddesi kapsamında sermayeye eklenmesi durumunda, bu
kazanç, kurumlar vergisinden istisna edilebilecektir. İstisnanın uygulanabilmesi
için devir beyannamesinin verileceği tarihe kadar şirket yetkili organlarınca
karar verilmesi, devralan kurum tarafından devrin yapıldığı döneme ilişkin
olarak verilecek kurumlar vergisi beyannamesi verilmeden önce Sanayi ve Ticaret
Bakanlığına başvurulması ve sermaye artırım işlemlerinin bu kurumlar vergisi
beyannamesinin verileceği hesap dönemi sonuna kadar tamamlanması gerekmektedir.
Kurumlar Vergisi
Kanunun 37 inci maddesine uygun devir işleminin tasfiye olarak kabul edilmesi
sözkonusu değildir. Bu nedenle, sermaye artışının gerçekleştirilmesinden
itibaren 5 yıl süreyle devralan kurumun tasfiye edilmemesi ve sermayeye eklenen
kazancın bu süre içinde işletmeden çekilmemesi halinde herhangi bir
vergilendirme sözkonusu olmayacaktır.
Öte yandan, yukarıda belirtildiği üzere geçici 28 inci
maddede belirtilen istisnanın uygulanabilmesi için gayrimenkulun kurumun
bilançosunun aktifinde en az iki yıl süreyle yer alması gerekmektedir. Kurumlar
Vergisi Kanununun 37 nci maddesi hükümleri çerçevesinde yapılan devirlerde bu
süre gayrimenkulün devreden kurum ile devralan kurumun bilançolarında yer aldığı
toplam süre dikkate alınarak belirlenecektir.
9.2. İştirak ilişkisi bulunan kurumlarda
devir sonucu oluşacak sermaye tutarı
Kurumlar Vergisi Kanununun 37 nci maddesi uyarınca yapılan
devirlerde devralan kurum ile devreden kurum arasında iştirak ilişkisinin olması
durumunda sözkonusu maddenin 2 nci bendinde yer alan “münfesih kurumun devir
tarihindeki bilanço değerlerini birleşilen (Devralan) kurum, kül halinde
devralacak ve aynen bilançosuna geçirecektir.” şartının nasıl yerine
getirileceği konusunda uygulamada bazı tereddütlerin bulunduğu
anlaşılmaktadır.
Bir
kurumun kendisinde iştiraki bulunan veya iştirak ettiği başka bir kurumu kül
halinde devralması nedeniyle kurum bünyesinde yapacağı sermaye artışının
sözkonusu iştirak paylarına isabet eden tutarda daha az gerçekleşmesi Kurumlar
Vergisi Kanununun 37 nci maddesinde belirtilen şartların ihlali anlamına
gelmemektedir.
İştirakler hesabında yer alan değerin, iştirak hisselerinin itibari
değerine eşit olmaması halinde aradaki müspet veya menfi farkın kurumun vergiye
tabi kazancının tespiti ile ilgilendirilmeksizin geçici hesaplarda izlenmesi
mümkün bulunmakta olup bu geçici hesapların vergiye tabi kurum kazancın tespiti
ile ilişkilendirilmeksizin kurum kayıtlarında sona erdirilmesi de mümkün
bulunmaktadır.
9.3.
Devir halinde kurumlar ve stopaj beyannamelerini verme ve vergileri ödeme
süreleri
Kurumlar
Vergisi Kanununun 38 inci maddesinde bu maddede belirtilen şartlara uygun olarak
yapılacak devirlerde kurumun sadece devir tarihine kadar elde ettiği kazançlar
üzerinden vergilendirileceği, aynı Kanunun 39 uncu maddesinde ise devir tarihine
kadar olan kazancın vergilendirilebilmesi için devir bilançosu ve kar zarar
cetvelinin münfesih kurum tarafından bir beyannameye bağlanarak devir tarihinden
itibaren 15 gün içinde vergi dairesine tevdi olunacağı
belirtilmiştir.
Kurumlar Vergisi Kanununda devrin gerçekleşme tarihi ile ilgili açık bir
hüküm yer almamıştır. Türk Ticaret Kanununun 148 inci maddesinde ise “birleşme
için ilgili şirketlerin mukavelelerinin değişmesi hakkındaki usul ve şartlar
dairesinde ayrı ayrı karar vermeleri ve bu kararların tescil ve ilan olunması
gerekir.” Hükmü yer almaktadır. Buna göre devir işleminin hüküm ifade edebilmesi
için Türk Ticaret Kanununun 148 inci maddesine göre devri sağlayan mukavele
değişikliğinin tescil ve ilan olunması zorunludur.
Bu durumda devre ilişkin genel kurul
kararının tescil edildiği tarih devir tarihi olarak dikkate alınacak ve bu tarih
itibariyle hesaplanan kazanç tescil işleminin Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde
ilan edildiği tarihten itibaren 15 gün içinde ilgili vergi dairesine verilecek
bir beyanname ile beyan edilecektir.
Devir halinde tarh olunan vergilerin ödeme zamanı Kurumlar
Vergisi Kanununun 42 nci maddesinde düzenlenmiştir. Anılan maddenin son
fıkrasında, “38 inci maddenin hükmü dahilinde vukua gelen devirlerde münfesih
kurum namına tahakkuk eden vergiler, 40 ıncı maddede yazılı sürelerde birleşilen
kurumdan alınır.” hükmü yer almaktadır. Kanunun 40 ıncı maddesine göre, kurumlar
vergisi, Nisan, Temmuz ve Ekim aylarında olmak üzere üç eşit taksitte
ödenmektedir. Buna göre devir halinde tarh olunan kurumlar vergisinin devirin
yapıldığı yılı takip eden yılın Nisan, Temmuz ve Ekim aylarında üç eşit taksitte
ödenmesi gerekmektedir.
Gelir Vergisi Kanununun 98 inci maddesinde, 94 üncü madde gereğince vergi
tevkifatı yapmaya mecbur olanların bir ay içinde yaptıkları ödemeler veya
tahakkuk ettirdikleri karlar ve iratlar ile bunlardan tevkif ettikleri vergileri
ertesi ayın 20 nci günü akşamına kadar, ödeme veya tahakkukun yapıldığı yerin
bağlı olduğu vergi dairesine bildirmekle yükümlü oldukları hükme
bağlanmıştır.
Beyan
edilen bu vergilerin ödeme zamanı ile ilgili Gelir Vergisi Kanununun 119 uncu
maddesinde “94 üncü madde gereğince yapılan vergi tevkifatı, vergi kesenler
tarafından beyanname verecekleri süre içinde bağlı bulundukları vergi dairesine
yatırılır. Ancak 94 üncü maddenin birinci fıkrasının 6 numaralı bendinin (b) alt
bendinde yazılı menkul sermaye iratlarının dağıtılmaması halinde yapılacak vergi
tevkifatı; biri beyanname verme süresinde, diğerleri kurumlar vergisinin ikinci
ve üçüncü taksitlerinin ödeme süreleri içinde olmak üzere üç eşit taksitte
ödenir.” denilmektedir.
Bu hükümler çerçevesinde devir halinde kurumlar vergisi beyannamesi ve
muhtasar beyanname belirlenen zamanda verilmesine rağmen, bu beyannamelere göre
yapılan tarhiyatlar sonucu doğan vergilerin normal süreleri içinde ödenmesi
gerekmektedir. Buna göre devir halinde kurum istisna kazancı üzerinden Gelir
Vergisi Kanununun 94/6-b maddesine göre gelir vergisi tevkifatı yapılması ve
yapılan gelir vergisi tevkifatının kurumlar vergisi beyannamesinin verildiği ayı
takip eden ayın 20 sine kadar beyan edilmesi gerekmektedir. Gelir Vergisi
Kanununun 119 ve Kurumlar Vergisi Kanununun 40 ve 42 inci maddeleri hükümlerine
göre kazançların ortaklara dağıtılmış olması durumunda tevkif edilen vergiler
muhtasar beyannamenin verme süresi içinde, dağıtılmamış olması halinde biri
devir işleminin gerçekleştiği yılı takip eden yılın 1-20 Mayıs tarihleri
arasında, diğerleri ise sözkonusu yılın Temmuz ve Ekim aylarında üç eşit
taksitte ödenmesi gerekmektedir.
10. Ar–Ge
harcamaları ile ilgili incelemeyi yapacak kuruma ödenecek tutar
Bilindiği üzere 40 Seri Nolu Kurumlar
Vergisi Tebliğinde Kurumlar vergisi Kanununun 14 üncü maddesi uyarınca araştırma
geliştirme faaliyetleri nedeniyle vergi ertelemesinden yararlanmak isteyen
mükelleflerin Maliye Bakanlığına başvuracakları ve Bakanlığın bu müracaatları
yeni teknoloji arayışına yönelik olup olmadığı açısından incelenmek üzere
Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumuna ve/veya üniversitelerle kurumun
araştırma yaptığı konuda uzmanlaşmış kuruluşlara intikal ettireceği
belirtilmiştir. Ayrıca sözkonusu Tebliğ uyarınca Bakanlık vergi ertelemesi
talebinde bulunan kuruma, yıl içinde yaptığı yeni teknoloji arayışına yönelik
araştırma ve geliştirme harcamaları tutarının %5 ini, incelemeyi yapacak olan
ilgili kuruluşun veznesine yatırması için ayrıca bir yazı göndereceği, bu
tutarın 1990 yılı için 20 milyon lirayı aşamayacağı daha sonraki yıllar için
esas alınacak azami tutarın bir önceki yılda uygulanan azami tutarın, yine bir
önceki yıl için belirlenen yeniden değerleme oranı ile değerlenmesi suretiyle
hesaplanacağı belirtilmiştir.
Kurumlar Vergisi Kanununun 14 üncü maddesinin Bakanlığımıza
verdiği yetkiye istinaden 1999 yılı kazançları ile ilgili vergi ertelemesi
başvurularında uygulanmak üzere azami tutar 2,5 milyar lira olarak belirlenmiş
olup daha sonraki yıl kazançları ile ilgili olarak vergi ertelemesi
başvurularında esas alınacak azami tutar bir önceki yılda uygulanan azami
tutarın bu önceki yıl için belirlenen yeniden değerleme oranı ile değerlenmesi
suretiyle hesaplanacaktır. Bu hesaplamada 100 milyon liraya kadar küsüratlar
dikkate alınmayacaktır.
Tebliğ olunur.
(1) 20/8/1999 tarih ve 99/13230 sayılı Kararnamenin eki
Karar.
(2)
20/8/1999 tarih ve 99/13230 sayılı Kararnamenin eki Karar.
(3) 20/8/1999 tarih ve 99/13230 sayılı
Kararnamenin eki Karar.
(4) 11/8/1999 tarih ve 4444 sayılı Kanunun 6 ncı
maddesi.
(5)
27/1/2000 tarih ve 4503 sayılı Kanunun 9 uncu maddesi.
(6) 6.7.1995 tarih ve 22335 sayılı
Resmi Gazete