26.12.1993 tarih
ve 3946 sayılı Kanun ile Gelir Vergisi Kanununun 38 inci maddesinin sonuna
"Gayrimenkullerin ve menkul kıymetlerin alımsatımı ile devamlı olarak uğraşanlar
hariç olmak üzere, bilanço esasına göre defter tutan mükelleflerin iktisap
tarihinden itibaren en az iki tam yıl süre ile aktiflerinde yer alan gayrimenkul
ve iştirak hisselerinin elden çıkarılmasında maliyet
bedeli, bunların iktisap edildiği ve elden çıkarıldığı yıllar hariç olmak üzere
her takvim yılı için Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre belirlenen yeniden
değerleme oranında artırılarak kazancın tespitinde dikkate alınır." hükmü eklenmiştir.
Ticari kazancın tespitinde
uygulanan bu hüküm, Kurumlar Vergisi Kanununun 13 üncü maddesine göre safi kurum
kazancının tespitinde de dikkate alınacaktır.
Gelir Vergisi Kanununun 38 inci
maddesinin son fıkrası hükmü bir istisna uygulaması değildir. Bu hüküm ile
bilanço esasına göre defter tutan mükelleflere diledikleri takdirde gayrimenkul
veya iştirak hisselerinin elden çıkarılmasında, bu iktisadi kıymetlerin maliyet
bedelini yeniden değerleme oranında artırmak suretiyle vergilendirilecek satış kazancını belirleme imkanı getirilmektedir. Bu tutar,
gelir ve kurumlar vergisi açısından kazanç sayılmayacaktır.
Gayrimenkul ve iştirak
hisselerinin elden çıkarılmasından doğan kazancın tespitinde maliyet bedelinin
artırılmasına ilişkin olarak aşağıdaki hususlara uyulması gerekmektedir.
1. Maliyet Bedeli Artırımına Konu Olacak
İktisadi Kıymetler
a) Gayrimenkuller:
Gayrimenkuller esas niteliği
bakımından bir yerden başka bir yere taşınması mümkün olmayan, dolayısıyla
yerinde sabit olan mallardır. Bunlar Türk Medeni Kanununun 632 nci maddesinde
arazi, tapu siçiline müstakil ve daimi olmak üzere ayrıca kaydedilen haklar ve
madenler olarak sayılmıştır. Binalar ise anılan maddeede sayılmamakla birlikte,
bulunduğu arsa veya arazinin mütemmim cüzü niteliğinde
bulunduğundan gayrimenkul olduğu şüphesizdir. Gayrimenkullerin maliyet bedelinin
artırılması uygulamasına konu olabilmesi için Medeni Kanunun 910 ve 911 inci
maddesi gereğince tapuya tescil edilmiş olması şarttır.
Diğer taraftan, gayrimenkul
tanımına gayrimenkulün mütemmim cüzü niteliğinde olan unsurlar da girecektir.
Teferruat ise bu kapsama dahil edilmeyecektir.
Medeni Kanunun 619 uncu
maddesinde, "Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütün mütemmim cüzülerine de
malik olur. Mahalli örfe göre bir şeyin esaslı bir unsurunu teşkil eden, o şey
telef veya tahrip yahut tağyir edilmedikçe ondan ayrılması kabil olmayan cüzüler
o şeyin tümemmin cüzüleridir." denilmektedir.
Makinalar açısından
değerlendirildiğinde, makinaların sökülmesi gerektiği zaman bina tahrip veya
zarar görecek ise bu makinalar binanın mütemmim cüzü olarak kabul edilecektir.
Aynı şekilde bina ile birlikte bir bütün oluşturan ve birbirinden ayrılmaları
halinde, istenilen faydayı sağlamayacak durumda olan makinalar da binanın
mütemmim cüzüdür. Buna örnek olarak transformatörler,
kazanlar, zemine rapdedilen türbinler sayılabilir.
Teferruat, Medeni Kanunun 621
inci maddesinde tarif edilmiştir. Sözü edilen maddede "Bir şeye ait yapılacak
temliki tasarruflarda o şeyin istisna olunmayan teferruatı dahil olur. Mahalli
örfe veya malikin açık arzusuna göre bir şeyin işletilmesi veya muhafazası veya ondan istifade olunması için daimi bir tarzda tahsis
olunan ve kullanmakta o şeye tabi kılınan veya takılan veya onunla birleştirilen
menkul eşya asıl şeyin teferruatıdır. Asıl şeyden muvakkat bir zaman için
ayrılmakla teferruattan olmak sıfatı zail olmaz" denilmektedir.
Bu durumda, gayrimenkulle
birlikte satışa konu olan ve o gayrimenkulün mütemmim cüzü sayılan şeyler için
de gayrimenkulle birlikte maliyet bedeli artırımı uygulaması yapılabilecektir.
Teferruat sayılan menkul eşyalar için ise söz konusu uygulamanın yapılamayacağı
tabiidir.
b) İştirak Hissesi :
"Gelir Vergisi Kanununun 38'inci
maddesinin son fıkrasında yer alan "iştirak hisseleri" deyimi menkul değerler
portföyüne dahil tam mükellef kurumlara ait hisse senetleri ile ortaklık
paylarını ifade etmektedir. Bunlar,
— Anonim şirketlerin hisse
senetleri (Sermaye Piyasası Kanununa göre kurulan yatırım ortaklıkları hisse
senetleri dahil),
— Limited şirketlere ait iştirak
payları,
— Eshamlı komandit şirketlerin
komanditer ortaklarına ait ortaklık payları,
— İş ortaklıkları ile adi
ortaklıklara ait.ortaklık paylarıdır,
Sermaye Piyasası Kanununa göre
kurulan yatırım fonları katılma belgeleri ise Gelir Vergisi Kanununun 38 inci
maddesinin son fıkrası hükmünün uygulanmasında iştirak hisseleri olarak
değerlendirilmeyecektir.
2. Elden Çıkarılan Gayrimenkul ve İştirak
Hisselerinin Maliyet Bedelinin Artırılmasında Gözönünde Bulundurulması
Gereken
Hususlar
a) Bilanço Esasına Göre Defter
Tutulması
Gelir Vergisi Kanununun 38 inci
maddesinin son fikrası hükmü, bilanço esasına göre defter tutan gelir vergisi
mükellefleri ile kurumlar vergisi mükellefleri için uygulanacaktır. İşletme
defteri veya serbest meslek kazanç defteri tutan mükellefler, bu uygulamadan
yararlanamayacaktır.
b) Gayrimenkul ve İştirak Hisselerinin İki
Tam Yı1 Süre İle Aktifte Bulundurulması
Maliyet bedeli artırımına konu
olacak gayrimenkul ve iştirak hisselerinin iki tam yıl süreyle aktifte yer almış
olması gerekmektedir. Örneğin, l5.4.1994 tarihinde iktisap edilmiş bir
gayrimenkul veya iştirak hissesinin 15.4.1996 tarihinden (bu tarih dahil) sonra
satılması halinde, bu iktisadi kıymetlerin maliyet bedeli artırılarak
kazanç tespit edilebilecektir. Satışın bu tarihten önce yapılması
halinde maliyet bedeli artırımı söz konusu olmayacaktır.
Öte yandan, gayrimenkul ve
iştirak hisselerinin maliyet bedelinin yeniden değerleme oranında artırılması
işlemi, bu kıymetlerin satın alındığı ve elden çıkarıldığı yıllar için
uygulanmayacaktır. Buna göre, yukarıdaki örnekte belirtilen satış olayında
maliyet bedeli, sadece 1995 yılı için belirlenen yeniden değerleme oranında
artırılabilecektir.
Maliyet bedelinin artırılması
uygulamasında, gayrimenkullerin ve iştirak hisselerinin aktife girdiği tarihte
Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre belirlenecek değeri esas alınacak ve bu değer
yeniden değerleme oranında artırılacaktır.
c) Gayrimenkul veya Menkul Kıymet Ticareti
ile Uğraşılmaması
Gayrimenkul veya menkul kıymet ticareti ile uğraşan gelir veya
kurumlar vergisi mükelleflerinin bu amaçla ellerinde bulundurdukları gayrimenkul
ve iştirak hisseleri için maliyet bedeli artırımı yapılmayacaktır. Ancak, bu
mükelleflerin faaliyetlerine tahsis ettikleri gayrimenkuller
için bu artırım yapılacaktır. Örneğin, bir inşaat şirketinin şirket merkezi
olarak kullanılmak üzere inşa etmiş olduğu veya satın aldığı binayı bir süre
kullandıktan sonra satması halinde, bu satıştan doğan vergiye tabi kazancın
tespitinde maliyet bedeli artırımı uygulanacaktir. Diğer
taraftan, bu şirketin satmak amacıyla inşa etmiş olduğu veya satın aldığı
binaların satışında, maliyet bedelinin artırılması söz konusu değildir. Aynı
şekilde menkul kıymet ticareti ile uğraşan mükelleflerin doğrudan ve dolaylı olarak diğer şirketlerin yönetimine ve
ortaklık politikalarının belirlenmesine katılmak üzere edindiği ortaklık payları
da maliyet bedeli artırımına konu olabilecektir.
d) Maliyet Bedeli Artırılacak Gayrimenkul
veya İştirak Hisselerinin İktisap Tarihi
Gelir Verisi Kanununa 3946 sayılı
Kanunla eklenen geçici 39 uncu maddenin 2 numaralı bendinde, Gelir Vergisi
Kanunun 38 inci maddesinin sonuna eklenen fıkra hükmünün, 1.1.1994 tarihinden
önce ikhisap edilen gayrimenkul ve iştirak hisseleri hakkında Vergi Usul Kanunu
hükümlerine göre yeniden değerleme oranının tespit edildiği yıldan itibaren
uygulanacağı belirtilmiştir.
Buna göre, Gelir Vergisi
Kanununun 38 inci maddesinin son fıkrası hükmü 1.1.1994 tarihinden önce iktisap
edilmiş olan gayrimenkul veya iştirak hisseleri için de uygulanacaktır.
e) Maliyet Bedelinin Artırılmasında Esas
Alınacak Yeniden Değerleme Oranları
Bilindiği üzere, Vergi Usul
Kanununa göre, yeniden değerleme işlerini ilk defa 1983 yılında, 1982 ve daha
önceki yıllardan beri işletmenin aktifinde yer alan amortismana tabi iktisadi
kıymetler için ikhisap edildiği yıla göre 1 ila 11 arasında değişen katsayılar
uygulanmak suretiyle yapılmıştır. 1984 ve müteakip yıllarda ise bu işlem, her
yıl için Maliye Bakanlığınca tespit ve ilan olunan yeniden değerleme oranları
uygulanmak suretiyle yapılmaktadır.
Gelir Vergisi Kanununun 38 inci
maddesinin son fıkrası hükmüne göre yeniden değerleme oranının uygulanacağı
tutar Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre yeniden değerlenmiş tuturlar olmayıp,
iktisadi kıymetin ikhisap edildiği tarihteki maliyet bedelidir.
Bu durumda, gayrimenkul veya
iştirak hisselerinin iktisap edildiği tarihteki maliyet bedeline, 1984 yılından
itibaren Maliye Bakanlığınca tespit ve ilan olunan yeniden değerleme oranları
uygulanmak suretiyle iktisadi kıymetin maliyet bedeli arttırılabilecek ve bu
artırılmış tutar, satıştan doğan kazancın tespitinde maliyet bedeli olarak
dikkate alınacaktır.
Öte yandan, 2791 sayılı Kanunla
1982 yılında bir defaya mahsus uygulanmak üzere tespit edilen yeniden değerleme
katsayıları maliyet bedelinin artırılmasında dikkate alınmayacaktır.
Vergi Usul Kanunu hükümlerine
göre Maliye Bakanlığınca tespit ve yeniden değerlema oranları aşağıda
açıklanmıştır.
|
Uygulama
Yılı |
Yeniden
Değerleme Oranı (%) |
|
1984 |
37,5 |
|
1985 |
35,9 |
|
1986 |
21,7 |
|
1987 |
29,1 |
|
1988 |
63,2 |
|
1989 |
70,4 |
|
1990 |
55,5 |
|
1991 |
54,1 |
|
1992 |
61,5 |
|
1993 |
58,4 |
|
1994 |
107,6 |
Mükellefler elden çıkarmış
oldukları gayrimenkul ve iştirak hisselerinin maliyet bedelini bu oranları
uygulamak suretiyle artırabileceklerdir. Ancak bu iktisadi kıymetlerin iktisap
edildiği ve elden çıkarıldığı yıllar için bu artırım işleminin yapılamayacağı
tabiidir.
Buna göre, Vergi Usul Kanununa
göre yeniden değerlemeye tabi tutulmuş olsun olmasın elden çıkarılan
gayrimenkullerde satış kazancının vergilendirilecek kısmı aşağıdaki şekilde
hesaplanacaktır.
(Satış bedeli + Birikmiş
amortisman + Yeniden değerleme fonu) - (Yeniden değerleme oranında artırılmış
matiyet bedeli + maliyet artışları fonu) = Satış kazancının vergilendirilmesi
gereken tutarı.
Gayrimenkul ve iştirak
hisselerinin bir şirkete ayni sermaye olarak konulması halinde de Gelir Vergisi
Kanununun 38 inci maddesinin son fıkrası hükmüne göre uygulama yapılabilecektir.
f) Maliyet Bedeli Artırımı İşletmenin
Kümülatif Esasa Göre Yapılacağı
Maliyet bedeli artırım işleminnin
birden fazla yılı kapsaması halinde bu hesaplama kümülatif esasa göre
yapılacaktır.
Örnek:
1988 yılında 200.000.000 liraya
satın alınan bir gayrimenkulün veya iştirak hissesinin 1994 yılında
4.000.000.000 liraya satılması halinde, bu satıştan doğan kazanç 3.800.000.000
lira olacaktır. Ancak Gelir Vergisi Kanununun 38 inci maddesinin uygulanması
halinde bu satıştan doğan kazanç aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır.
|
|
Yeniden
Değerleme Oranları (%)
|
|
Artırılmış
Maliyet Bedeli
(TL.)
|
|
1989 |
70,4 |
200.000.000 |
340.800.000 |
|
1990 |
55,5 |
340.800.000 |
529.944.000 |
|
1991 |
54,1 |
529.944.000 |
816.643.704 |
|
1992 |
61,5 |
816.643.704 |
1.318.879.582 |
|
1993 |
58,4 |
1.318.879.582 |
2.089.105.258 |
Bu mükellefin satış kazancı
3.800.000 milyon lira olmasına karşın, maliyet bedelinin yeniden değerleme
oranında artırılması sonucu vergilendirilecek kurum kazancı (4.000.000.000 -
2.089.105.258=} 1.910.894.742 lira ol.acaktır. Örnekte görüldüğü gibi bir
sonraki yılda yeniden değerlemeye esas alınacak maliyet bedeli, yeniden
değerleme oranında artırılmış tutar dikkate alınmak suretiyle kümülatif
hesaplarca yöntemine göre yapılmıştır.
g) Bedelsiz Iktisap Edilen Hisse Senetlerinin
Elden Çıkarılması
İştirak edilen şirketlerden
bedelsiz alınan hisse senetlerinin satışında maliyet bedeli, bu hisse
senetlerinin itibari değerinin Gelir Vergisi Kanununun 38 inci maddesinin son
fıkrası hükmüne göre artırılması suretiyle bulunacaktır. Bu husus 3946 sayılı
Kanunla Kurumlar Vergisi Kanununa eklenen geçici 21 inci maddenin 3 numaralı
fıkrasıyla hüküm altına alınmıştır.
h) İlk Kuruluşta veya Sermaye Artırımında
Sermaye Taahhüt Borcunun Kademeli Olarak Ödenmesi Halinde İktisap Edilen İştirak
Hisselerinin Durumu
Bilindiği üzere, sermaye taahhüt
borcu bazı ortaklarca apeller halinde ödenebilmektedir. Ancak iştirak hissesinin
iki tam yıl süre ile işletmede bulundurulması şartına uyulup uyulmadığının
tespitinde apel ödemelerınin ne zaman yapıldığı önem arzetmemektedir. Örneğin
1991 yılında iktisap edilen bir sermaye şirketine ait iştirak hissesi
dolayısıyla sermaye taahhüt borcunun 1991, 1992, 1993 ve 1994 yıllarında %
25'lik apeller halinde ödenmiş olması ve bu iştirak hissesinin 1994 yılında
satılması halinde, bu iştirak hissesinin maliyet bedeli,
1992 ve 1993 yıllarında tespit ve ilan olunan yeniden değerleme oranında
artırılabilecektir.
ı) Dar Mükelleflerin Durumu
Gelir Vergisi Kanununun 38 inci
maddesinin son fıkrasında tam ve dar mükellef ayrımı yapılmamıştır. Bu nedenle
bu hüküm, dar mükellefiyete tabi olup bilanço usulünde defter tutan gelir ve
kurumlar vergisi mükellefleri için de uygulanacaktır.
i) Serbest Bölgelerde Faaliyette Bulunan Mükelleflerin Durumu
Bilindiği üzere, 3218 sayılı
Serbest Bölgeler Kanununun 6 ncı maddesinde, "Serbest bölgeler gümrük hattı
dışında sayılır.
Bu bölgelerde vergi, resim, harç,
gümrük ve kambiyo mükelleflerine dair mevzuat hükümleri uygulanmaz.
İşleticiler ve kullanıcılar
yatırım ve üretim safhalarında Bakanlar Kurulunca belirlenecek teşviklerden
yararlandırılabilir.
Türkiye'deki tam ve dar mükellef
gerçek ve tüzel kişilerin serbest bölgelerdeki faaliyetleri dolayısıyla elde
ettikleri kazanç ve iratlar, Türkiye'nin diğer yerlerine getirildiğinin kambiyo
mevzuatına göre tevsiki halinde de gelir ve kurumlar vergilerinden muaftır."
hükmü yer almaktadır.
Bu hükme göre, tam mükellefiyete
tabi gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerinin serbest bölgelerdeki
gayrimenkullerinin satışından doğan kazançlar Türkiye'de
vergilendirilemeyeceğinden, bu iktisadi kıymetler için Gelir Vergisi Kanununun
38 inci maddesinin son fıkrası hükmüne göre maliyet bedelinin artırılıp
artırılmaması sonucu değiştirmemektedir.
3. Maliyet Bedelinin Yeniden Değerleme
Oranında Artırılması Sonucunda Zarar Doğması Halinde Bu Zararın Diğer
Kazançlardan İndirilip İndirilemeyeceği
Gelir Vergisi Kanununun 38 inci
maddesinin sonuna eklenen fıkra hükmü ile mükelleflerin enflasyondan kaynaklanan
fiktif kazançlarının vergilenmemesi amaçlanmıştır. Anılan maddenin zarar
artırıcı bir işlevi bulunmamaktadır. Bu nedenle gayrimenkul ve iştirak
hisselerinin maliyet bedelinin artırılması uygulamasından zarar doğması halinde,
bu zarar vergilendirilecek kazancın tespitinde dikkate alınmayacak, satış kârı
sıfır olarak kabul edilecektir. Ancak maliyet
bedeli artırımı dikkate alınmaksızın iktisadi kıymetlerin satışından zarar
doğması halinde ticari veya kurum kazancının tespitinde bu zararın dikkate
alınacağı tabiidir.
Örnek
1.5.1992 tarihinde 900 milyon liraya
satın alınan bir arazi,
işletme tarafından 1.7.1994 tarihinde 1.200.000.000 liraya satılmıştır. Bu
satıştan doğan kazanç aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır.
Bu gayrimenkulün aktife girdiği
ve satıldığı yıllar için maliyet bedeli artırımı yapılmayacak, sadece 1993 yılı
için tespit edilen yeniden değerleme oranı uygulanmak suretiyle artırım
yapılacaktır.
| Satış bedeli
..................................................................... |
1.200.000.000
TL. |
| Yeniden değerlenmiş
maliyet bedeli ................................... |
- 1.425.600.000
TL. |
| (900.000.000 + 900.000.000 x
% 58.4=) |
|
| Satış Kârı (zarar)
.............................................................. |
(-) 225
.600.000
TL. |
Görüldüğü gibi şirket, bu satıştan 300 milyon lira
(1.200.000.000 TL. - 900.000.000 TL.) kâr elde etmesine rağmen bu kâr maliyet
bedeli artırımı uygulaması dolayısıyla vergilendirilmeyecektir. Ancak bu
uygulama neticesinde doğan 225.600.000 lira zarar da safi kazancın tespitinde
indirim konusu yapılamayacaktır.
4. Maliyet Bedelinin Artırılması Suretiyle
Vergilenmeyen Kazancın %20 Kurumlar Vergisi ve Gelir Stopaj Vergisi Matrahına
Dahil Edilip Edilmeyeceği
Gelir Vergisi Kanunun 38 inci maddesi
son fıkrası hükmü ile,
gayrimenkuller ve iştirak hisselerinin satışında bunların değerinde enflasyon
nedeniyle meydana gelen artışların vergilendirilmemesi amaçlanmamaktadır.
Bilindiği üzere gayrimenkuller ve iştirak hisselerinin satışında satış
kazancının tespiti, satış bedelinden bunların aktife
girdikleri tarihteki maliyet bedeli düşülmek suretiyle hesaplanmaktadır.
Gayrimenkullerde, eğer ayrılan amartismanlar var ise bunlar da satış kazancını
arttıran bir unsur olarak dikkate alınmaktadır. Satış kazancının tespitinde, iktisadi kıymetlerin satın alındığı tarihteki maliyet
bedellerinin dikkate alınması, bu kıymetlerin değerinde enflasyon nedeniyle
meydana gelen fiktif artışların vergiye tabi kazanç olarak ortaya çıkmasına
neden olmaktadır. Bu kıymetlerin Vergi Usul Kanunu
hükümlerine göre yeniden değerlemeye tabi tutulmuş olup olmaması da bu sonucu
değiştirmemektedir.
Enflasyonun yukarıda açıklanan
etkisi, işletmelerin sermayelerinin elden çıkarılan iktisadi kıymetlerin
değerinde enflasyon nedeniyle meydana gelen artışa isabet eden kısmının
vergilendirilmesi sonucunu doğurmaktadır. Başka bir deyişle, işletmeler gerçek
gelirleri üzerinden değil sermayeleri üzerinden vergi ödemek durumunda
kalmaktadır.
Diğer taraftan, satış kazancının
enflasyondan arındırılmaması halinde, sadece sermayenin vergilendirilmesi değil,
bu sermayenin kazanç olarak dağıtımı ve işletmeden çekilmesi de sözkonusu
olmaktadır. Kuşkusuz her iki halde de, işletmelerin mali bünyeleri önemli ölçüde
zayıflamaktadır.
Gayrimenkullerin ve iştirak hisselerinin satışında, bunların
maliyet bedelinin yeniden değerleme oranında arttırılması uygulaması yukarıda
açıklanan sakıncaların giderilmesine yönelik bir uygulamadır.
Bu itibarla, Gelir Vergisi
Kanununun 38 inci maddesinin son fıkrası hükmü uyarınca gayrimenkul ve iştirak
hisselerinin satış kazancının, maliyet bedelinin arttırılan kısmına tekabül eden
kısmı kazanç olarak kabul edilmemektedir. Maliyet bedeli artışına tekabül eden
kısım, gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin sermayelerinin bir cüzü olup "Maliyet Artışı Fonu" olarak işletmelerin bilançolarının
pasifinde yer alacaktır. Kurumlar Vergisi mükellefleri bu fonu isterlerse
sermayelerine ilave edebileceklerdir.
Ayrıca, gayrimenkul ve iştirak
hisselerinin elden çıkarılmasında Gelir Vergisi Kanununun 38'nci maddesinin son
fıkrası hükmüne göre maliyet bedelinin artırılması sonucu vergilendirilecek
kazanca dahil edilmeyen kısım, kurum bünyesinde %20 kurumlar vergisine tabi
tutulmayacağı gibi Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin 6 numaralı bendinin (b) alt bendine göre gelir vergisi tevkifatına da tabi
tutulmayacaktır. Ancak, mükellefler tarafından, bu "Maliyet Artışı Fonu"nun
ortaklara kar payı olarak dağıtılması, maliyet bedeli artırımı uygulamasından
yararlanmama anlamına gelmekte olup, daha önce
vergilendirilmeyen kazanç kısmı, işletmeden çekildiği yılın kazancına dahil
edilerek vergiye tabi tutulacaktır.
5. Gayrimenkullerin Elden Çıkarılmasından
Doğan Kazancın Tespitinde Maliyet Bedelinin Artırılmasına İlişkin
Uygulamalar
Bilindiği üzere, Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci
maddesi uyarınca, boş arsa ve arazi dışında kalan gayrimenkuller ve bunların
amortismanları yeniden değerlemeye tabi tutulabilmektedir. Bu gayrimenkuller
yeniden değerlemeden önceki kıymetleri üzerinden
amortismana tabi tutulmaktadır. Bunlar üzerinden amortisman ayrılıp ayrılmaması,
yeniden değerlemeye tabi tutulup tutulmaması ve değer artış fonunun sermayeye
ilave edilip edilmemesi Gelir Vergisi Kanununun 38 inci maddesinin son fıkrası
hükmünün uygulanmasına engel teşkil etmemektedir.
Gayrimenkullerde maliyet
bedelinin olarak yapılacak işlemler aşağıda açıklanmıştır.
a) Yeniden Değerlemeye Tabi Tutulmamış
Gayrimenkullerin Elden Çıkarılmasına Maliyet Bedeli Artırımı
Gayrimenkulün yeniden değerlemeye
tabi tutulmaması durumunda satış kazancının vergiye tabi tutulacak kısmı (satış
bedeli + fiilen gider yazılan amortisman yeniden değerleme oranında artırılan
maliyet bedeli = vergilendirilecek satış kazancı) şeklinde hesaplanacaktır.
Örnek: 1
1990 yılında 400.000.000 liraya
satın alınan bir bina 1994 yılında 1.800.000.000 liraya peşin bedelle
satılmıştır. Bina için her yıl % 2 oranında amortisman ayrılmıştır.
Söz konusu gayrimenkulün
satışından doğan kaıanç (1.800.000.000 + 32.000.000 - 400.000.000 =
1.432.000.000 liradır. Bu mükellefin Gelir Vergisi Kanununun 38 inci maddesine
göre uygulama yapması halinde vergilendirilecek kazancı aşağıdaki şekilde
hesaplanacaktır.
|
|
Yıllar
itibariyle Yeniden
Değerleme Oranları (%)
|
|
Artırılmış
Maliyet Bedeli
(TL.)
|
|
1991 |
54,1 |
400.000.000 |
616.400.000 |
|
1992 |
61,5 |
616.400.000 |
995.486.000 |
|
1993 |
58.4 |
995.486.000 |
1.576.849.824 |
Bu hesaplamaya göre,
gayrimenkulün maliyet bedeli (1.576.849.824 - 400.000.000 =) 1.176.849.824 lira
artırılmış bulunduğundan, bu gayrimenkulün satışından doğan kazancın
vergilendirilecek tutarı (1.800.000.000 + 32.000.000 - 1.576.849.824 =)
255.150.176 lira olacaktır. Bu hesaplamada sadece fiilen ayrılan amortismanlar
dikkate alınacaktır.
b) Yeniden Değerlemeye Tabi Tutulmuş Olan
Gayrimenkullerin Elden Çıkarılmasında Maliyet Bedeli
Artırımı
Amortismana tabi iktisadi
kıymetlerin satılması halinde, ayrılmış bulunan amortisıranlar, Vergi Usul
Kanununun 328 inci maddesine göre kâr artırıcı bir unsur olarak dikkate
alınmaktadır. Bir başka ifade ile iktisadi kıymetlerin satılması halinde daha
önce amortisman yoluyla gider yazılan tutarlar yeniden kâra intikal
ettirilmektedir. Dolayısıyla, amortismana tabi iktisadi kıymetlerin satışında
daha önce bunlar üzerinden amortisman ayrılıp ayrılmaması
satış kârını değiştirmemektedir.
Buna göre, gayrimenkullerin
yeniden değerlemeye tabi tutulmuş olması, Gelir Vergisi Kanununun 38 inci
maddesinin son fıkrası uyarınca maliyet artırımına konu olmasına engel teşkil
etmemektedir.
Örnek: 2
(X) Anonim Şirketi, 1990 yılında
şirket merkezi olarak kullanılmak amacıyla 400.000.000 liraya bir bina satın
almıştır. Bu bina 1994 yılında 1.800.000.000 liraya peşin bedelle satılmıştır.
Söz konusu bina için her yıl % 2 oranında amortisman ayrılmıştır.
Bina, Vergi Usul Kanunu
hükümlerine göre yeniden değerlemeye tabi tutulmuş, ancak yeniden değerleme fonu
sermayeye eklenmemiştir.
|
|
Yeniden Değerleme Oranı (%)
|
Yeniden Değerlenmiş Tutarı (TL.)
|
|
|
|
|
1990 |
|
400.000.000 |
2 |
8.000.000 |
8.000.000 |
|
1991 |
54.1 |
616.400.000 |
2 |
8.000.000 |
12.328.000 |
|
1992 |
61.5 |
995.486.000 |
2 |
8.000.000 |
19.909.720 |
|
1993 |
58.4 |
1.576.849.824 |
2 |
8.000.000 |
31.536.996 |
| |
|
|
|
32.000.000 |
71.774.716 |
Özetle:
| Gayrimenkulün
Yeniden Değerlemeden Önceki
Net Değeri ...... |
368.000.000
TL. |
| (400.000.000 - 32.000.000
=) |
|
| Gayrimenkulün Yeniden
Değerlemeden Sonraki Net Değeri ..... |
1.505.075.108
TL. |
| (1.576.849.824 - 71.774.716
=) |
|
| Değer Artış Fonu
................................................................. |
1.137.075.108
TL. |
| (1.505.075.108 - 368.000.000
=) |
|
| İndirim Konusu Yapılan
Amortisman tutarı ............................. |
32.000.000
TL. |
(Binalarda, eski kıymet üzerinden amortisman ayrılır.)
Bu Kurum, yeniden değerlemeye
tabi tutmuş olduğu binasını 1994 yılında satmış olduğundan, bu satıştan doğan
kazancını tespit ederken Gelir Vergisi Kanununun 38 inci maddesinin son
fıkrasına göre gayrimenkulünün maliyet bedelini aşağıdaki şekilde
artırabilecektir.
|
|
Yeniden
Değerleme Oranları (%)
|
|
Artırılmış
Maliyet Bedeli
(TL.)
|
|
1991 |
54,1 |
400.000.000 |
616.400.000 |
|
1992 |
61,5 |
616.400.000 |
995.486.000 |
|
1993 |
58,4 |
995.486.000 |
1.576.849.824 |
| Vergilendirilecek
Satış Kazancının Tespitinde Gayrimenkulün |
|
| Maliyet Bedeli Olarak
Dikkate Alınacak Tutar ...................... |
1.576.849.824
TL. |
| Maliyet Bedelindeki
Artış Tutarı .......................................... |
1.176.849.824
TL. |
| (1.576.849.824 - 400.000.000
=) |
|
Bu satış dolayısıyla yapılacak muhasebe kayıtları. (KDV ihmal
edilmiştir)
_____________________________ /
____________________________________
| 100 Kasa
.......................................... |
1.800.000.000 |
|
| 522 MDV
Yeniden Değerleme Artışı .... |
1.137.075.108 |
|
| 257 Birikmiş
Amortismanlar
............... |
71.774.716 |
|
| |
252 Binalar
....................................... |
1.576.849.824 |
| |
524 Maliyet
Artışları Fonu .................. |
1.176.849.824 |
| |
679
Olağandışı Gelir ve Kârlar
............ |
255.150.176 |
_____________________________ /
____________________________________
c) Yeniden Değerleme Fonunun Sermayeye
Eklenmesi Halinde Maliyet Bedelinin Artırımı
Bilindiği üzere, kurumlar vergisi
mükellefleri Vergi Usul Kanununa göre yaptıkları yeniden değerleme uygulaması
sonucu oluşan değer artış fonlarını sermayeye ilave edebilmektedirler.
Değer artış fonunun sermayeye
eklenmesi kurumlara vergisel bir avantaj sağlamaktadır. Yeniden değerlemeye tabi
tutulan iktisadi kıymetlerin satışında hiç amortisman ayırmayan veya yeniden
değerleme yapmayan kurumlara göre değer artış fonunu sermayeye ekleyen
kurumların satış kazancı, sermayeye ekledikleri kısım
kadar azalmaktadır. Ancak, gayrimenkullere ilişkin değer artış fonunun sermayeye
eklenmesi farklılık arz etmektedir. Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci
maddesine göre bina, arsa ve araziler yeniden değerlemeden önceki kıymetleri
üzerinden amortismana tabi tutulur.
Bu bakımdan, sözü edilen
gayrimenkullerde yeniden değerleme uygulamasının bir vergi avantajı yaratmaması
gerekir. Bu nedenle, gayrimenkullere ilişkin değer artış fonunun sermayeye
eklenmesi halinde, hesaplanan değer artış fonunun satış kârının hesabında nazara
alınması gerekir.
Bu mükellefler Gelir Vergisi
Kanununun 38 inci maddesinin son fıkrasına göre maliyet artırımı uygulaması
yaptıklarında, oluşan maliyet artışından sermayeye ilave etmiş oldukları değer
artış fonunu düşeceklerdir. Başka bir ifade ile gayrimenkulün maliyet bedeli,
sermayeye eklenen fon tutarı kadar daha az artırılmış olacaktır.
Buna göre, bu genel tebliğin
(5/b) bölümündeki 2 numaralı örnekte sözü edilen kurumda gayrimenkulün
satışından önce değer artış fonunun sermayeye ilave edilmiş olması durumunda
gayrimenkulün Gelir Vergisi Kanununun 38 inci maddesine göre hesaplanan maliyet
artışı 1.176.849.824 lira olmasına rağmen, bu gayrimenkulün satışında maliyet
artışı olarak bu tutar dikkate alınmayacak sermayeye eklenen
fonun düşülmesinden sonra kalan (1.176.849.824 - 1.137.075.108 =) 39.774.716 TL.
olacaktır. Bu bilgilere göre gayrimenkulün satışından doğan kazanç
(1.800.000.000 + 71.774.716) - (1.576.849.824 + 39.774.716) = 255.150.176 lira
olacaktır.
Buna göre, 2 no.lu örnekteki gayrimenkulün
satışından önce değer artış fonunun sermayeye ilave edilmiş olması durumunda
muhasebe kaydı aşağıdaki şekilde yapılacaktır.
_____________________________ /
____________________________________
| 100 Kasa
.......................................... |
1.800.000.000 |
|
| 257 Birikmiş
Amortismanlar
............... |
71.774.716 |
|
| |
252 Binalar
....................................... |
1.576.849.824 |
| |
524 Maliyet
Artışları Fonu .................. |
39.774.716 |
| |
679
Olağandışı Gelir ve Kârlar
............ |
255.150.176 |
_____________________________ /
____________________________________
Bu örnekteki mükellef, maliyet
artışlarını tekdüzen hesap
plânında gösterilen "52-Sermaye Yedekleri" hesabının boş bulunan herhangi bir
alt hesabında izleyebilecektir.
Örnek: 3
Turizm işletmeciliği faaliyetinde
bulunan (A) limited şirketi, 1991 yılında 100 milyar liraya bir otel inşa
etmiştir. Bu otelin tefrişi için 50 milyar lira tutarında demirbaş alınmıştır.
Bu otel 1994 yılında 300 milyar lira bedel karşılığı satılmıştır. Binaya ilişkin
ayrılan birikmiş amortismanların tutarı 6 milyar lira, demirbaş için ayrılan
birikmiş amortismanların tutarı 37.500.000.000 liradır. Bina
mükellef tarafından yeniden değerlemeye tabi tutulmamıştır.
Bu kurumun söz konusu gayrimenkul
satışında Gelir Vergisi Kanununun 38 inci maddesinin son fıkrası hükmüne göre
gayrimenkulün maliyet bedeli ve bu satıştan doğan vergilendirilecek kazancı
aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır.
|
|
Yeniden
Değerleme Oranları (%)
|
|
Artırılmış
Maliyet Bedeli
(TL.)
|
|
1992 |
61,5 |
100.000.000.000 |
161.500.000.000 |
|
1993 |
58,4 |
161.500.000.000 |
255.816.000.000 |
Söz konusu otelin satışından doğan kurum kazancı
(300.000.000.000 + 43.500.000.000 - 150.000.000.000=) 193.500.000.000 TL.
olmasına karşın mükellefin, gayrimenkulün maliyet bedelinin yeniden değerleme
oranında artırılması sonucu vergilendirilecek kazanç tutarı
(300.000.000.000 + 43.500.000.000) - (255.816.000.000 + 50.000.000.000) -
37.684.000.000 lira olacaktır.
Bu işleme ilişkin muhasebe kaydı
aşağıdaki şekilde yapılacaktır.
_____________________________ /
____________________________________
| 100 Kasa
.......................................... |
300.000.000.000 |
|
| 257 Birikmiş
Amortismanlar
............... |
43.500.000.000 |
|
| |
252 Binalar
....................................... |
100.000.000.000 |
| |
255
Demirbaşlar ................................ |
50.000.000.000 |
| |
524 Maliyet
Artışları Fonu .................. |
155.816.000.000 |
| |
679
Olağandışı Gelir ve Kârlar
............ |
37.684.000.000 |
_____________________________ /
____________________________________
Görüldüğü üzere, otel olarak
kullanılmak üzere inşa edilen binanın maliyet bedeli 1992 ve 1993 yıllarında
Vergi Usul Kanununa göre belirlenen yeniden değerleme oranında artırılmak
suretiyle satış kazancının tespitinde dikkate alınmıştır. Bu binanın tefrişi
için satın alınan 50 milyar liralık demirbaş ise gayrimenkul niteliğinde
bulunmadığından maliyet bedeli artırılmasına konu yapılmamıştır.
6. İştirak Hisselerinin Satışında Maliyet
Bedelinin Artırılması
Bilindiği üzere, Gelir Vergisi
Kanununun 38 inci maddesinin son bendinin uygulanmasında maliyet bedelinin
artırılmasına konu iştirak hisselerinin neler olduğu bu tebliğin 1/b bölümünde
açıklanmıştır.
Öte yandan, Vergi Usul Kanununa
göre iştirak hisseleri için gayrimenkuller gibi amortisman ayrılması söz konusu
olmadığından, bu hükmün uygulanmasında iştirak hisselerinin sadece maliyet
bedeli yeniden değerleme oranında artırılabilecektir.
Örnek: 4
(Y) Anonim Şirketi, iştirak etmiş
olduğu şirketin yedek akçelerini sermayeye ilave etmesi nedeniyle 1991 yılında
bu şirketten 100 milyon lira itibari değeri olan bedelsiz hisse senedi almıştır.
Bu hisse senetlerini 1994 yılında 300 milyon liraya satmıştır.
Bu kurum, Gelir Vergisi Kanununun
38 inci maddesine göre sadece 1992 ve 1993 yılları için maliyet bedelini
artırabilecektir. Bu durumda anılan iştirak hissesinin satışından doğan
vergilendirilecek kurum kazancı aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır.
|
|
Yeniden
Değerleme Oranları (%)
|
|
Artırılmış
Maliyet Bedeli
(TL.)
|
|
1992 |
61,5 |
100.000.000 |
161.500.000 |
|
1993 |
58,4 |
161.500.000 |
255.816.000 |
Bu durumda vergilendirilecek
kurum kazancı (300.000.000 - 255.816.000 =) 44.184.000 TL. olacaktır.
Bu işleme ilişkin muhasebe kaydı
aşağıdaki şekilde yapılacaktır.
_____________________________ /
____________________________________
| 100 Kasa
.......................................... |
300.000.000 |
|
| |
242
İştirakler ................................ |
100.000.000 |
| |
524 Maliyet
Artışları Fonu .................. |
155.816.000 |
| |
679
Olağandışı Gelir ve Kârlar
............ |
44.184.000 |
_____________________________ /
____________________________________
Öte yandan, Gelir Vergisi
Kanununun 38 inci maddesinin sonuna 3946 sayılı Kanunla eklenen hükmün
uygulanması zorunlu olmayıp ihtiyaridir.
Tebliğ olunur.