|
04
Nisan 2005
Levent
Gençyürek
Maliye
Başmüfettişi
9
Eylül Üniversitesi İşletme Fak. Öğretim Görevlisi
gencyurek@yahoo.com
Vergide Türkçenin
Önemi
Ülkeler arası ikili ekonomik ilişkilerin giderek artması ve
ekonomimizin dışarı açıklık oranının yükselmesi, başka ülkelerin dil ve ulusal
paralarının ticari hayatımız içerisindeki öneminin daha da artmasına yol
açmıştır. Firmalar, mesafalerin teknoloji sayesinde kısaldığı bir ortamda, yeni
pazarlarda pay elde etme ve ürünlerini tanıtma fırsatının yakalanması açısından
dilin önemini kavrarken, yasal bazı yükümlülüklerin yerine getirilmesinde de bu
yönde açılımların yapılması gereği açıktır.
Vergi mevzuatı açısından, gerek
ulusal dil dışında ki dillerde kayıt yapılabilmesi gerekse kayıt ve belgelerde
yabancı para birimlerinin kullanılması konusunda eskiye göre önemli adımlar
atılmıştır. Söz gelişi, yurt dışında yerleşik kişi veya kuruluşlara yaptırılan iş veya hizmetler karşılığında
alınan belgelerin, yurt dışındaki temsilciliklerimizde veya yurt içinde
noterlerde Türkçe’ye tercüme ve tasdik edilme zorunluluğunun kaldırılması,
mükelleflere zaman ve paradan tasarruf
imkânı sağlamıştır.
Vergi Usul Kanununun 215
inci
maddesine göre, mükelleflerin tutacakları defterler ve yapacakları kayıtlar Türkçe olmak zorundadır. Ancak, Türkçe
kayıtlar bulunmak kaydıyla defterlerde başka dilden kayıt da yapılabileceği
gibi bu kayıtların vergi matrahını değiştirmeyecek şekilde tasdik ettirilecek diğer
defterlere de yapılması mümkündür.
Fatura, sevk irsaliyesi, yazar kasa
fişi, serbest meslek makbuzu vb. belgelerde ve kayıtlarda Türk para birimi kullanılması esastır. Ancak, yurt içindeki
müşteriler adına düzenlenen belgeler Türk parası karşılığı gösterilmek
şartıyla, yabancı para birimine göre de düzenlenebilir. Yurt dışındaki
müşteriler adına yabancı para birimi ile düzenlenen belgelerde Türk parası
karşılığı gösterilme şartı aranmaz.
Maliye Bakanlığı Türkiye’de
faaliyet gösteren büyük uluslar arası firmaların ihtiyaçlarını göz önünde
bulundurarak, kayıtların Türk lirası üzerinden yapılması konusunda bir esneklik
sağlamıştır. Buna göre, ilgili dönem defter tasdik tarihi itibarıyla ödenmiş
sermayesi (yurt dışında kurulan şirketlerin Türkiye'ye ayrılan ödenmiş
sermayesi) en az 100 milyon ABD Doları
ya da eşiti yabancı para karşılığı Türk Lirası ve sermayesinin en az % 40'ı
ikametgâhı, kanunî ve iş merkezi Türkiye'de bulunmayan kişilere ait olan
işletmelere, kayıtlarını Türk para
birimi dışında başka bir para birimiyle tutmalarına Bakanlar Kurulunca izin
verilebilecektir.
Bakanlar Kurulunca Türk para birimi
dışında başka bir para birimiyle kayıt tutmasına izin verilen firmalar,
iktisadî kıymetlerin değerleri ile vergi matrahını kayıt yapılan para birimine
göre tespit edecek ve beyannamenin
verilmesi gereken ayın ilk gününün kuruyla Türk parasına çevirerek beyan
edeceklerdir. Vergi ödeme, mahsup ve iade işlemlerinde ise Türk Lirası tutarlar kullanılacaktır. Türk
para birimi dışındaki para birimleriyle
kayıt tutan mükelleflerin enflasyon düzeltmesi yapma hakları bulunmamaktadır.
Türk para birimiyle yapılan
işlemler, işlemin gerçekleştiği günün Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası döviz
alış kuruyla ilgili para birimine, yabancı para cinsinden düzenlenen faturalar
da düzenlendikleri tarihteki Merkez Bankası döviz alış kuru üzerinden Türk
lirasına çevrilir ve bu tutar üzerinden hesaplara geçirilir. Faturayı
düzenleyen ve faturayı alan tarafların birliği sağlamak için fatura üzerinde o
günkü Merkez Bankası döviz alış kurunu göstermeleri yanında ödeme tarihindeki
kur ile fatura tarihindeki kur arasındaki farkın da Türk lirası olarak fatura
edileceğinin fatura üzerinde bir açıklama olarak bulunmasında yarar vardır.
Vergi Usul Kanununda yer alan ve
yukarıda açıklamaya çalıştığımız kayıt nizamına ilişkin hükümlere uyulmamış
olması, anılan Kanunun 352 inci maddesi uyarınca I inci derecede Usulsüzlük cezasının
kesilmesi yanında re’sen takdir sebebi olarak kabul edilir.
|