|
12
Eylül 2005
Levent
GENÇYÜREK
Maliye Başmüfettişi
9
Eylül Üniversitesi İşletme Fak. Öğretim Görevlisi
gencyurek@yahoo.com
BASİT USULDE VERGİLEME VE
ORTAYA ÇIKAN OLUMSUZ TABLO (
I-GİRİŞ,
4369 sayılı
Kanunla, kayıt dışı
ekonominin kayda alınması
belge düzeninin yerleştirilmesi
ve vergilendirmede gerçek kazancın esas alınmasının sağlanması amacıyla, götürü
usulde vergileme kaldırılmış, bunun yerine belirli şartları taşıyan mükelleflerin ticari kazançlarının basit
usulde vergilendirilmesi yöntemi benimsenmiştir.
Gelir
Vergisi Kanunu’nun 46 ıncı maddesinde, 4369 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik
sonucunda 1.1.1999 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere “Basit Usul”
vergi uygulamalarında yerini almıştır. Ticari kazancın vergilendirilmesinde söz
konusu olan “Götürü Usul”ün sona ermesi anlamına gelen bu değişiklikle beraber,
Gelir Vergisi Kanunu (GVK) yanında diğer birkaç kanunda da aynı yönde yasal
düzenlemeler yapılmıştır. Basit Usulde ticari kazanç,bir hesap dönemi içersinde
elde edilen hasılat ile giderler ve satılan malların alış bedelleri arasındaki müspet
fark olarak belirlenmektedir. Bu fark yapılan faaliyetlerle ilgili olarak Vergi
Usul Kanunu hükümlerine göre alınması ve verilmesi mecburi olan alış ve
giderler ile hasılatlara ilişkin belgelerde yazılı tutarlara göre hesaplanır.
Yazımızın
konusunu, 1999 yılı başından itibaren uygulanmaya başlanan Basit Usulde
Vergilemenin aradan geçen 6 yıl içersinde gösterdiği gelişme ve bu sistemin
vergisel açıdan gerekli olup olmadığı oluşturmaktadır.
II-BASİT USULDE VERGİLEME
A-Basit Usulde Ticari
Kazancın Tespiti
GVK’nun
46 ıncı maddesine göre; Basit usulde ticari kazanç, yapılan faaliyetle
ilgili olarak Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre alınması ve verilmesi mecburi
olan belgelerde yazılı tutarlara göre, bir hesap dönemi içinde elde edilen
hasılat ile giderler ve satılan malların alış bedelleri arasında bulunan müspet
farktır. Bu suretle tespit ve beyan olunan kazanç vergi tarhına esas alınır.
Kazancı basit usulde tespit edilen mükelleflerin defter tutma yükümlülükleri
bulunmamaktadır. Bu usulde vergilendirilen mükellefler, kazancın tespiti ve
Vergi Usul Kanununun defter tutma hükümleri hariç, diğer mükellefiyete ilişkin ödev, sorumluluk ve
ceza hükümleri açısından ikinci sınıf tüccarlar hakkındaki hükümlere
tabidirler.
Basit usulde
vergilendirilen mükellefler, faaliyetlerine ilişkin mal alış ve giderleri ile
hasılatlarını gösteren belgeleri ayrı ayrı dosyalarda saklamak zorundadırlar.
Bu belgelerin kayıtları, mükelleflerin bağlı bulundukları meslek odalarının
oluşturdukları bürolarda tutulur. Bu bürolarda 3568 sayılı Kanuna göre yetki
almış yeterli sayıda meslek mensubunun çalıştırılması zorunludur.
B-Basit Usule Tabi Olmanın Genel Şartları
GVK’nun
47 inci maddesine göre; Basit usulde vergiye tabi olabilmek için aşağıda
sayılan genel şartların bir arada gerçekleşmiş olması gerekmektedir:
-
Kendi işinde
bilfiil çalışmak veya bulunmak: Basit usulde vergilendirme için her şeyden
evvel mükellefin işinde bilfiil çalışması ve işin başında bulunması, işin icabı
olan işlemlerle kısmen veya tamamen uğraşarak, işin sevk ve idaresi ile meşgul
olması gerekmektedir. İşyerinde yardımcı işçi ve çırak kullanmak, seyahat,
hastalık, ihtiyarlık, askerlik, tutukluluk ve hükümlülük gibi zaruri ayrılmalar
dolayısıyla geçici olarak bilfiil işinin başında bulunmamak bu şartı
bozmayacaktır. Ölüm halinde iş sahibinin dul eşi veya küçük çocukları
namına işe devam olunduğu takdirde, bunların bilfiil işin başında bulunup
bulunmamalarına bakılmayarak basit usulün devamı sağlanacaktır. Bu şartı yerine
getiren mükellefin birden fazla işyeri açması veya birden fazla motorlu taşıt
çalıştırması basit usulden yararlanmasını engellemeyecektir. Diğer taraftan,
mükellefin sahibi olduğu aracında şoför çalıştırması “kendi işinde bilfiil
çalışma veya bulunmak” şartını ihlal etmeyecektir.
-
İşyeri kirasının
belli bir sınırı aşmaması: İş yeri
mülkiyetinin iş sahibine ait olması halinde emsal kira bedeli, kiralanmış
olması halinde ise yıllık kira bedeli
toplamı büyükşehir belediye sınırları içinde (2004/8295 sayılı BKK ile 1.1.2005’ten itibaren 3.200 YTL’yi),
diğer yerlerde (2004/8295 sayılı BKK
ile 1.1.2005’ten itibaren 2.300 YTL’yi) aşmayacaktır.
-
Ticari, zirai
veya mesleki faaliyetler dolayısıyla gerçek usulde Gelir Vergisine tabi
olunmaması:Gerçek usulde gelir vergisine tabi bir faaliyeti olan mükellefin
tüm kazançları gerçek usulde belirleneceği için bir kısım ticari veya sinai
kazancı için basit usulden yararlanması mümkün değildir.
Basit Usulden yararlanmada önem taşıyan, işyeri kirası
veya emsal bedeli ile mükellefin ticari, zirai veya mesleki faaliyeti
dolaysıyla gerçek usulde gelir vergisine tabi olup olmadığı, öteden beri işe
devam edenlerde takvim yılı başındaki, yeniden işe başlayanlarda ise işe
başlama tarihindeki durum göz önüne alınarak değerlendirilir.
C-Basit Usule
Tabi Olmanın Özel Şartları
GVK’nun 48
inci maddesinde basit usule tabi olmanın
“özel şartları” şu şeklide sıralanmıştır:
-
Satın aldıkları malları olduğu gibi veya işledikten
sonra satanların yıllık alımları tutarının 47.000
YTL’yi (1.1.2005’ten itibaren 2004/8295 sayılı BKK
ile) veya yıllık satışları tutarının 66.000
YTL’yi (1.1.2005’ten itibaren
2004/8295 sayılı BKK ile) aşmaması,
-
Satın aldıkları malları olduğu gibi veya işledikten
sonra satanlar dışındaki işlerle uğraşanların bir yıl içinde elde ettikleri
gayrisafı iş hasılatının 23.000 YTL’yi (1.1.2005’ten itibaren 2004/8295 sayılı BKK
ile) aşmaması,
-
Yukarıda belirtilen işlerin birlikte yapılması
halinde, yıllık satış tutarı ile iş hasılatı toplamının 47.000 YTL’yi (1.1.2005’ten
itibaren 2004/8295 sayılı BKK ile) aşmaması,
Tekele tabi maddelerle,
damga pulu, milli piyango bileti, akaryakıt, şeker v.b kâr hadleri emsallerine
nazaran bariz şekilde düşük olarak tespit edilmiş bulunan emtia için,yukarıda
belirttiğimiz hadler yerine ilgili bakanlıkların mütalaası alınmak suretiyle,
Maliye Bakanlığı’nca belirlenecek alım satım hadleri uygulanmaktadır.
D-Basit Usulden Yararlanması Mümkün Olmayan Mükellefler
GVK’nun 51
inci maddesine göre, yukarıda sıraladığımız
genel ve özel şartları taşısalar bile
kesinlikle basit usulden yararlanamayacak mükellefler şu şekilde
belirtilebilir:
- Kollektif şirket ortakları
ile, komandit şirketlerin komandite ortakları;
-
İkrazat (ödünç para verme) işleriyle uğraşanlar;
-
Sarraflar ile kıymetli
maden ve mücevherat alım satımı ile uğraşanlar;
-
GVK’nun 94. maddesinin
birinci fıkrasında sayılan kişi ve kurumlara karşı inşaat ve onarma işini
taahhüt edenler ile bu mükelleflere karşı derece derece taahhütte bulunanlar;
-
Sigorta prodüktörleri;
-
Her türlü ilân ve reklâm
işleriyle uğraşanlar veya bu işlere tavassut edenler;
-
Gayrimenkul ve gemi alım
satımı ile uğraşanlar;
-
Tavassut işi yapanlar
(dayıbaşılar hariç);
-
Maden işletmeleri, taş ve
kireç ocakları, kum ve çakıl istihsal yerleri, tuğla ve kiremit harmanları
işletenler;
-
Şehirlerarası yük ve yolcu
taşımacılığı yapanlar ile treyler, çekici ve benzerlerinin sahip veya işleticileri;
(Yapısı itibariyle sürücüsünden başka ondört ve daha aşağı oturma yeri
olan ve insan taşımaya mahsus motorlu kara taşıtları ile yolcu taşıyanlar
hariç);
-
Maliye Bakanlığı’nca teklif
edilen ve Bakanlar Kurulunca kararlaştırılan iş grupları, sektörler, il ve
ilçeler, büyükşehir belediyeleri dahil olmak üzere il ve ilçelerin belediye
sınırları (mücavir alanlar dahil), belediyelerin nüfusları, yöreler itibariyle
veya sabit bir işyerinde faaliyette bulunulup bulunulmadığına göre gerçek
usulde vergilendirilmesi gerekli görülenler.
E-Bakanlar Kurulu Kararına Göre Basit Usulden
Yararlanamayacak Olanlar
GVK’nun 51
inci maddesi ile;
iş grupları, sektörler, il ve ilçeler, büyükşehir belediyeleri dahil olmak
üzere il ve ilçelerin belediye sınırları (mücavir alanlar dahil), belediyelerin
nüfusları, yöreler itibariyle veya sabit bir işyerinde faaliyette bulunulup
bulunulmaması kriterleri dikkate alınarak mükelleflerin gerçek usulde
vergilendirilmesi konusunda Bakanlar Kuruluna yetki verilmiştir.
Bakanlar Kurulu; Zirai mahsul satın alarak bu
mahsulleri kısmen veya tamamen tüketici dışında kalanlara satan ticaret erbabı ile
her türlü televizyon, video, radyo, teyp, müzik seti, disk çalar, kamera,
bilgisayar, soğutucu, çamaşır ve bulaşık makinesi, elektrikli süpürge,
elektronik müzik aletleri, elektrikli dikiş makinesi ile elektrikle çalışan
benzeri eşyaların alım satımı ve üretimi ile uğraşanların basit usulden
yararlanamayacakları yönünde karar almıştır.
Diğer taraftan, 12.01.1995 tarih ve 95/6430 sayılı
Bakanlar Kurulu Kararı ile; (Erzurum, Diyarbakır, Sakarya ve 5216 sayılı
Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Büyükşehir Belediyesi sınırları içerisine
alınan yerlerden, yeni bağlanan mahallelerle birlikte 2000 yılı genel nüfus
sayımındaki nüfusu 30.000’den az olan yerler hariç) mücavir alan sınırları dahil Büyükşehir Belediye sınırları içinde
aşağıda belirtilen faaliyetleri yapan mükellefler 1 Mayıs 1995 tarihinden
itibaren gerçek usulde vergilendirilmektedir:
-
Her türlü emtia imalatı ile uğraşanlar,
- Her türlü emtia alım-satımı ile uğraşanlar,
- İnşaat ile ilgili her türlü işlerle uğraşanlar,
- Motorlu taşıtların her türlü bakım ve onarım
işleriyle uğraşanlar,
-
Lokanta ve benzeri hizmet işletmelerini işletenler,
-
Eğlence ve istirahat yerlerini işletenler,
III-BASİT USULDE
VERGİLEMEDE GELİNEN NOKTA
Götürü Usulde Vergilemenin yerini alan ve yaklaşık 800
Bin mükellefin yararlandığı basit usulde vergileme, defter tutma mecburiyetinin
olmaması, kayıtların tutulması,
cari dönem belgelerin
muhafazası ve beyannamelerin düzenlenmesi gibi değişik konularda temel
görevlerin meslek odalarına yüklenmesi
nedeniyle mükellefler tarafından tercih edilen
bir sistemdir. KDV mükellefiyetinin söz konusu olmaması, gelir vergisi
tevkifatı yapma zorunluluğunun bulunmaması ve geçici vergi ödenmemesi de bu
sistemin mükellefler açısından avantajlı kılmaktadır.
Belge düzeninin yerleştirilmesi, kayıt dışının azaltılması ve vergide
adaleti sağlayarak vergi gelirlerinin artırılması amacıyla (bir çok sıkıntılı
yönleri bulunan) “Götürü Usul” yerine hayata geçirilen “Basit Usul”, bu günkü
haliyle vergi gelirlerinin azalmasına yol açma yanında vergide eşitlik ve adalet ilkesini zedeleyen
bir uygulama halini almıştır.
BASİT USULE GÖRE TAHSİL EDİLEN VERGİLERİN
GELİR VERGİSİ İÇERSİNDEKİ PAYI (Milyar
TL)
|
|
1990
|
1991
|
1992
|
1999
|
2000
|
2002
|
2003
|
2004
|
|
GELİR
V
|
18.591
|
33.348
|
60.043
|
4.936.551
|
6.212.977
|
13.717.660
|
17.063.760
|
19.688.330
|
|
BASİT
USUL
|
161
|
210
|
456
|
3.105
|
10.402
|
41.164
|
38.322
|
63.904
|
|
ORAN
|
0.009
|
0.006
|
0.007
|
0.0006
|
0.002
|
0.003
|
0.002
|
0.003
|
GELİR VERGİSİNİN GSMH
İÇİNDEKİ PAYI(%)
|
Yıllar
|
1990
|
1991
|
1992
|
1993
|
1997
|
1998
|
1999
|
2000
|
2002
|
2003
|
|
Gelir V.
|
4.68
|
5.26
|
5.44
|
5.34
|
5.10
|
6.51
|
6.31
|
4.95
|
5.02
|
4.81
|
|
1.Beyana Dayanan V
|
0.55
|
0.54
|
0.66
|
0.56
|
0.38
|
0.54
|
0.61
|
0.27
|
0.31
|
0.31
|
|
2.Basit Usul
|
0.04
|
0.03
|
0.04
|
0.05
|
0.06
|
0.06
|
0.00
|
0.01
|
0.02
|
0.01
|
|
3.Stopaj
|
3.93
|
4.54
|
4.59
|
4.59
|
4.51
|
4.71
|
5.08
|
4.51
|
4.57
|
4.34
|
Tablolardan
da anlaşılacağı üzere, götürü usulle vergilendirilen mükelleflerden tahsil
edilen vergilerin gelir vergisi içersindeki
payı binde 7-8 olarak gerçekleşirken, 1.1.1999 tarihinden itibaren götürü
usul kaldırılarak yerine basit usulün getirilmesi
ile bu oran binde 2 seviyelerine düşmüştür. Oransal olarak meydana gelen bu
büyük düşmeyi, milli gelir rakamları da dikkate alındığında görmek mümkün.
Gelir vergisinin GSMH
içindeki payında yıllar itibariyle büyük bir değişim göze çarpmamakla birlikte
gelir vergisinin giderek kaynaktan kesme(stopaj) yoluyla tahsil edilen bir vergi
haline geldiği görülmektedir. 1990 yılında yüzde 0.55 olan beyana dayalı gelir
vergisinin GSMH’ya oranı 2004 yılına gelindiğinde yüzde 0.31 seviyesine
düşerken, 1990 yılında yüzde 0.04 olan götürü usulle toplanan vergilerin GSMH
içersindeki payı, basit usul yönteminin tercih edilmesi ile başlayan aşağıya
doğru hareketin sonucu, 2003 yılında 4 kat azalarak yüzde 0.01 seviyesine
düşmüştür.
Ekonomi
içersindeki ağırlıkları küçümsenemeyecek derecede fazla olan 2004 yılında
yaklaşık 800 Bin olan basit usul
mükelleften toplanan vergi 63 Trilyon 904 Milyar TL olup, mükellef başına
ortalama ödenen yıllık vergi 80 Milyon TL olmaktadır. Ortaya çıkan rakamlar,
büyük bir kısmı berber, kuaför, terzi, tuhafiyeci, tamirci, bakkal, manav,
taksi ve minibüs işleticisinden oluşan basit usul mükelleflerine sağlanan
imkanın, vergide adalet ve herkesin ödeme gücüne göre vergi ödemesi ilkesine
uyulmaksızın kullanıldığını göstermektedir.
Beyana dayalı
vergilemede mükellefin beyanı esas olmakla birlikte, uygulanmakta olan basit
usulde vergileme sistemi, 200-250 Milyar TL bedelle alım satım konusu olan
ticari taksi veya minibüs işletenlerin, yılda 100-150 Milyon vergi ödediği buna
karşılık asgari ücretli bir işçinin yılda 780 Milyon
TL vergi ödemek zorunda olduğu çarpık ve adaletsiz bir tablonun ortaya
çıkmasına yol açmıştır.
Vergi sistemimizde götürü usulde vergilendirme kaldırılınca ticari
hayatta; “bir mükellefin
maliyeti, diğerinin hasılatıdır” prensibinden hareketle
belge alınıp verileceği
ve böylece belge düzeninin
yerleşeceği öngörülmüştü. Bunun sonucu
olarak, yapılan harcamalar
için belge alınacak, bu da hasılatı ve nihai olarak beyan edilecek
matrahları artıracaktı. Ancak, beklenen bu fayda sağlanamadığı gibi geçen bir
yıllık uygulamada götürü mükellefiyete nazaran basit
usul, önemli ölçüde vergi
kaybına neden olmuş; belge düzeninin işlemesine olumlu
katkısı beklenirken, bilakis
belge düzeninin işleyişinin daha da bozulmasına yol açmıştır.
Beyana dayanan
vergilendirme sisteminde mükellefin beyanı esas olmakla birlikte, günün
ekonomik şartları ve yapılan işin getirisi ile orantılı olmayan kazançların
beyan edilmesi sonucunu doğuran basit usul, vergi sistemimiz açısından olumlu
bir gelişmeye yol açmadığı gibi, kayıt dışılığı teşvik eden bir hal almıştır.
Kayıt dışılığı besleyen götürü usulün kaldırılması
gerekiyordu ama yerine getirilen basit usul ile kayıt dışı işlemler ve bundan
doğan vergi kaybı daha çok artmıştır. Belge düzeninin yerleştirilmesi ve vergi
gelirlerinin artırılması amacıyla getirilen basit usulde vergilendirme, iki
amacını da gerçekleştiremediği gibi, vergi geliri yönüyle kaldırılan götürü
usulü bile aratır olmuştur. [4]
Gelir vergisi
sistemimizin esas itibariyle kazancın gerçek usulde belirlenmesi ve beyan
usulüne dayandığı ayrıca, vergi bilincinin yeteri kadar oluşmadığı bir sistem
içersinde basit usulün vergide adaletsizlik ve eşitsizliğe yol açtığı göz önüne
alındığında, basit usulde vergilendirmenin en kısa sürede kaldırılması ve tüm mükelleflerin,
ayrım yapılmaksızın gerçek usulde beyana tabi vergi mükellefi haline
getirildiği çağdaş bir vergi sisteminin kurulması gerekmektedir.
IV-SONUÇ
1.1.1999 tarihinden
itibaren “götürü usul” yerine hayata geçirilen, önemli ölçüde vergi
kaybına neden olma yanında, belge düzeninin işleyişini bozan ve kayıt dışılığı teşvik eden “Basit
Usul” un kaldırılması, tüm gelir vergisi mükelleflerinin ayrım yapılmaksızın,
gerçek beyanları ile vergilendirilmesi suretiyle vergide adalet ve eşitliğin
sağlandığı bir uygulamanın hayata geçirilmesi gerekmektedir.
*
SÜRYAY, DİYALOG DERGİSİ, EYLÜL
2005 SAYISINDA YAYIMLANAN YAZI
Şükrü
KIZILOT, Şafak Ertan ÇOMAKLI,
E-Yaklaşım / Haziran 2004 / Sayı: 11
|