|
25
Nisan 2005
Levent
Gençyürek
Maliye
Başmüfettişi
9
Eylül Üniversitesi İşletme Fak. Öğretim Görevlisi
gencyurek@yahoo.com
Hazine
Bonosunda Vergi Avantajı
Parasını
değişik yatırım araçlarından bir veya birkaçında değerlendirmek suretiyle en yüksek getiriyi elde etmeyi düşünenlerin, ödenecek
vergiyi de göz önünde bulundurmaları gerekmektedir. Yatırım yaparken sonradan
ödenecek vergiyi ve beyan edilecek kazancı düşünmeyen yatırımcılar, karşılaştıkları
vergi yüküne şaşırmakta ve vergiyi ödeme konusunda zorlanabilmektedirler.
Ocak 2005 sonu itibariyle yatırım araçlarının seyrine
bakıldığında, tasarruf edenlerin elindeki toplam 302 Milyar YTL’nin yaklaşık yüzde
25’ine karşılık gelen 75 Milyar YTL’nin Hazine bonosunu, tahvil ve eurobond
olarak yatırıma dönüştürülmüş olduğu görülmekte. Toplam tasarrufların yüzde
60'a yakın bölümünü oluşturan 174 milyar YTL ise bankalarda mevduat hesaplarına
yatırılmış. Toplam tasarrufların yüzde 8.5 ine karşılık gelen 26 Milyar YTL
yatırım fonlarına yönelirken, borsa 17 Milyar YTL ile toplam tasarrufların
ancak yüzde 5.5’inin yöneldiği adres olmuş. Diğer taraftan, toplam
tasarrufların yaklaşık yüzde 28’ine karşılık gelen 84 Milyar YTL’nin döviz
cinsinden, kalan tutarın ise YTL cinsinden olması, yatırımcıların daha çok
ulusal para ile yatırımı tercih ettiklerini göstermektedir.
Vergi Kanunlarımıza göre, ister YTL isterse döviz
cinsinden açılsın mevduat hesapları
karşılığında elde edilen gelirler
tutarı ne olursa olsun mevduat sahiplerince beyan edilmemektedir. Banka
veya özel finans kurumlarının vade sonunda kanuna göre belirlenmiş oranlarda
kestiği vergiyi mevduat sahibi adına vergi dairesine yatırması ile vergisel yükümlülük yerine getirilmiş ve elde
edilen gelirin vergisi ödenmiş olmaktadır. Repo kazançlarında da bu şekilde bir
vergileme söz konusudur.
Devlet tahvili ve hazine bonoları karşılığında elde
edilen faizlerin vergilendirilmesinde sağlanan kolaylık ve avantaj, bu
kıymetlerin 31.12.2005 tarihine kadar ihraç edilmiş olması halinde
kullanılabilmektedir. Buna göre, 31.12.2007
tarihine kadar geçerli olmak üzere , 31.12.2001 -31.12.2005 tarihleri
arasında ihraç edilen Devlet Tahvili ve Hazine bonolarının faiz gelirleri ve
bunların elden çıkarılmasından sağlanan kazançlar önce enflasyondan
arındırılmakta, daha sonra da her yıl
için belirlenen belli bir tutarı gelir vergisinden istisna tutulduktan sonra
kalan beyan edilmektedir. Sözgelişi, 2004 yılı için belirlenen enflasyondan
arındırma oranı % 43.8 ve istisna rakamı 156 Milyar 506 Milyon TL dikkate
alındığında , 303 Milyar 391 Milyon TL’ye kadar olan hazine bonosu ve devlet
tahvili geliri beyan dışı kalmaktadır. Bu tür gelirlerde stopaj oranı da 0 (sıfır)
olduğundan kısacası yukarıda belirtilen tutara kadar olan hazine bonosu ve
devlet tahvili faizleri dolaysıyla herhangi bir vergi ödenmemektedir. Eurobond
faiz gelirlerinde de yukarıda belirtilen istisna tutarının düşülmesi söz konusu
olmakta ancak bunlar döviz cinsinden olduğu için enflasyon indirimi
yapılmamaktadır.
Devletin iç ve dış borçlanma politikasının sonucu
olarak Hazine bonosu ve devlet tahvili faizlerinin yüksekliği yanında, bu tür
kazançlar için 2007 yılı sonuna kadar geçerli olacak şekilde sağlanan vergisel kolaylık
ve avantajda hazine bonosu ve devlet tahviline olan ilgiyi artırmaktadır.
Yüksek tutarlardaki faiz gelirlerinin
vergi dışı bırakılmasının gelir dağılımının düzeltilmesi yanında vergide
adaletin sağlanması ve toplumsal barışın tesisi noktalarında sıkıntı yarattığı
göz önünde bulundurularak bir yandan devletin düşük faizle ve daha az
borçlanması için önlemler alınmalı öte yandan da faiz gelirlerinin
vergilendirilmesinde sözünü ettiğimiz kaygıları giderecek çözümler
üretilmelidir.
|