|
12
Eylül 2005
Levent
GENÇYÜREK
Maliye Başmüfettişi
9
Eylül Üniversitesi İşletme Fak. Öğretim Görevlisi
gencyurek@yahoo.com
İş Güvencesi
Tazminatının Vergilendirilmesi
1475 sayılı İş
Kanunun muhtelif maddelerinde değişiklik yaparak 15.03.2003 tarihinde
yürürlüğe giren 4773 sayılı Kanunun
13/A maddesinde; 10 veya daha fazla
işçi çalıştırılan iş yerlerinde, en az altı aylık kıdemi olan bir işçinin
belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden
işverenin, işçinin yetirliliğinden veya davranışlarından veya işletmenin, iş
yerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir nedene dayanmak zorunda
olduğu belirtilmiştir. 13/B maddesinde de işverenin fesih bildirimini yazılı
olarak yapmak zorunda olduğu ve fesih nedeninin açık ve kesin bir şekilde
belirtilmesi yanında ayrıca işçinin savunmasının da alınacağı, hüküm altına
alınmıştır.
İşverence geçerli sebep gösterilmediği veya gösterilen
sebebin geçerli olmadığı mahkemece veya özel hakem tarafından tespit edilerek
feshin geçersizliğine karar verildiğinde, işverenin işçiyi bir ay içinde işe başlatmak zorunluluğu bulunmaktadır. İşçiyi
başvurusu üzerine bir ay içinde işe başlatmayan işveren, işçiye “en az 4 aylık ve en çok 8 aylık” ücreti
tutarında tazminat ödemekle yükümlü olacaktır.
Mahkeme veya özel
hakem, feshin geçersizliğine karar verme yanında işçinin işe başlatılmaması halinde ödenecek tazminat miktarını da
belirleyecek olup kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmadığı süre için
işçiye en çok dört aya kadar doğmuş
bulunan ücret ve diğer hakları da ödenecektir.
İşçi,
kesinleşen mahkeme veya özel hakem kararının tebliğinden itibaren on işgünü içinde işe başlamak için
işverene başvuruda bulunmak zorundadır. İşçi bu süre içinde başvuruda bulunmaz
ise, işverence yapılmış olan fesih geçerli bir fesih sayılır ve işveren sadece
bunun hukuki sonuçları ile sorumlu olur.
Mahkeme veya özel hakem kararına rağmen işe
başlatılmayan işçiye ödenen tazminat ile yine kararın kesinleşmesine kadar
çalıştırılmadığı süre için işçiye en çok 4 aya kadar doğmuş bulunan ücret ve
diğer haklarına ilişkin ödemeler, (evvelce yapılmış hizmet karşılığı olsa dahi)
hizmet akdine istinaden sağlanan bir menfaat olma özelliği taşıyacaktır.
Gelir Vergisi Kanunu’nun 61. maddesinde, ücretin tazminat veya başka adlar altında ödenmiş
olmasının onun mahiyetini değiştirmeyeceği hüküm altına alındığından, ilgiliye
yapılan iş güvencesi tazminatı ve boşta geçen zaman için yapılan ödemeler,
hangi ad altında olursa olsun ücret
olarak değerlendirilip, gelir vergisine tabi tutulacaktır.
Diğer taraftan, yukarıda açıklandığı üzere işçiye
ödenen tutarlar üzerinden yapılacak gelir vergisi stopajında sorumluluk ödemeyi
yapana ait olacaktır. Ödeme Mahkemece yapılıyorsa stopaj Mahkemece, aksi
durumda ise şirket tarafından yapılacaktır. Ayrıca, ücret olarak
değerlendirilerek gelir vergisi kesintisine tabi tutulan ödemeler üzerinden
ödemeyi yapanlarca Binde 6 oranında damga vergisi hesaplanacaktır.
|