|
25
Ekim 2004
Levent GENÇYÜREK
Maliye Başmüfettişi
İzmir Defterdar Yard.V
gencyurek@yahoo.com
KAMU
KURULUŞLARINA AİT SOSYAL TESİSLERİN VERGİLENDİRİLMESİ (*)
I-GİRİŞ
Kantin,
konuk
evi, kamp vb. isimler adı altında faaliyet gösteren ve bir kurumda veya bağlı
kuruluşlarında çalışanların dinlenme, eğlenme ve barınma gibi ihtiyaçlarını
karşılamayı ilke edinen sosyal tesislerin sayısı 2003 yılı itibariyle 2 bin 649
rakamına ulaşmıştır. Öğretmen evleri sebebiyle Milli Eğitim Bakanlığı 826 sosyal
tesis ile en fazla tesise sahip kuruluş olurken, Tarım Bakanlığı 357 sosyal
tesis ile ikinci sırada yer almaktadır.
Kamu
kuruluşlarına ait sosyal tesislerin bir kısmı sınırlı imkânlar içersinde hizmet
vermeye çalışırken bazı tesislerin lüks sayılabilecek yatırımlar içersine
girdikleri ve dışarıya açılarak önemli bir ekonomik güç haline geldikleri
gözlenmektedir. Sosyal hizmet amacını
aşmış olan ve piyasaya da hizmet veren
sosyal tesislerin bu yöndeki gelişimleri beraberinde vergisel
sorunları gündeme getirmekte olup bu tesislerin vergilendirilmesinde önem
kazanan konular yazımızın konusunu oluşturmaktadır.
II- MEVZUAT
5422
Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun (KVK) 1. maddesinin (c) bendinde iktisadi kamu
müesseselerinin kurumlar vergisine tabi olduğu belirtilmiş maddenin son
fıkrasında da kurum kazancının gelir vergisi mevzuuna gelir unsurlarından
oluşacağı ifade edilmiştir.
Anılan
Kanunun “İktisadi
Kamu Müesseseleri”
başlığını taşıyan 4. maddesinde ise Devlete, özel idarelere, belediyelere ve
diğer kamu idarelerine ve müesseselerine ait olup faaliyetleri devamlı bulunan
ve birinci maddenin (A) ve (B) işaretli bentleri haricinde kalan ticari, zirai
ve sınai işletmelerin iktisadi kamu müesseseleri olduğu,bunların kazanç gayesi
gütmemeleri, faaliyetin kanunla tevdi edilmiş görevler arasında bulunması, tüzel
kişiliklerinin olmaması, müstakil muhasebeleri ve kendilerine tahsis edilmiş
sermayelerinin veya işyerlerinin bulunmamasının mükellefiyetlerine tesir
etmeyeceği hüküm altına alınmıştır.
Diğer taraftan,
KVK’nun 7. maddesinin 13
numaralı bendinde ise; Genel ve katma bütçeli dairelere ait olup, sadece kamu
mensuplarına hizmet veren, kâr amacı gütmeyen ve üçüncü kişilere kiralanmayan
kreş, konuk evleri ve bunların kantinlerinin kurumlar vergisinden muaf olduğu
ifade edilmiştir.
III-DEĞERLENDİRME
A-İktisadi
Kamu Müesseseleri
Yukarıda yer verdiğimiz yasal
düzenlemeye göre genel, katma ve özel bütçeli idarelere ait veya tabi olup
iktisadi alanda devamlı bir şekilde ticari, sınai ve zirai faaliyet gösteren
işletmeler iktisadi kamu müessesesi olarak kabul edilecek ve bunların kazançları
üzerinden kurumlar vergisi alınacaktır.
İnsanların ihtiyaçlarını doğrudan
doğruya veya dolaylı olarak karşılamak amacıyla işleyen veya işletilen her
iktisadi birimin işletme; gelir sağlamak amacıyla yapılan bütün işlerin ise
iktisadi faaliyet olduğu açıktır. Buna göre, iktisadi işletme gelir sağlamak
amacıyla emek ve sermayenin bağımsız bir organizasyon oluşturacak şekilde
birleşmesi ve faaliyete geçmesi olarak ifade edilebilir.
Kurumlar
Vergisi Kanununda iktisadi müesseseden ne anlaşılması gerektiğine ilişkin bir
açıklama bulunmamaktadır. Uygulamada mevcut olan örneklerden yola çıkarak
iktisadi müessese; ticari işletmeyi de içine alan ve sürekli olarak bedel
karşılığında satış ve hizmet ifa edilen yerler olarak tanımlanabilir. Bedelin
sadece maliyeti karşılayacak miktarda olması nedeniyle kâr edilmemesi veya
oluşan kârın kamu idaresinin amaçlarına tahsis edilmesi bu tür tesislerin iktisadilik özelliğini
değiştirmeyecektir. Kurumlar Vergisi Kanunu’nun iktisadi kamu müesseselerinin
vergilendirilmesi ile ilgili gerekçesinde de iktisadi mahiyetteki işletmelerin
karakteristik vasıflarının işletmenin mevzuunun ve faaliyetinin “tedavül
ekonomisine” katılma özelliğini taşıması ve faaliyetinin devamlı olması
şeklinde olduğu belirtilmiştir.
İktisadi
kamu müesseselerinin kurumlar vergisi mükellefleri arasında sayılmasının temel
sebebi bunların iktisadi alanda faaliyet göstermeleri halinde piyasada
oluşabilecek rekabet eşitsizliklerini ortadan kaldırmak ve benzer faaliyette
bulunan özel girişimciler ile rekabet eşitliğini vergisel açıdan sağlamaktır.
Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 7. maddesinin
13 numaralı bendi uyarınca genel ve katma
bütçeli idarelere ait olup, sadece kamu mensuplarına hizmet veren, kar
amacı gütmeyen ve üçüncü kişilere kiralanmayan kreş,
konuk evleri ve bunların
kantinleri kurumlar vergisinden muaf tutulmuştur.
Yapılan yasal düzenleme ile muafiyet
hükmünün kapsamı daraltılarak konuk evlerinin ticari gaye ile işletilmemesi şart
koşulmuştur. Dolaysıyla, genel ve katma bütçeli dairelere ait konuk
evlerinin
kurumlar vergisinden muaf tutulabilmesi için konuk evinde sunulan hizmetten
sadece kamu mensuplarının yararlanıyor olması yeterli olmayıp, bu tür yerlerin
ticari gayelerle işletilmemiş olması da gereklidir.
Vergi uygulamalarında
konuk evleri, otel hüviyeti taşımayan ve kamu mensuplarına barınma dışında başka
bir hizmet vermeyen mütevazi yerler olarak kabul edilmektedir. Bu tür yerler kamu
kurumlarında ücret karşılığı çalışan kişilerin genellikle de görev gereği esas
çalışma yerlerinden başka bölgelere gitmeleri durumunda konaklamalarını sağlamak amacıyla
açılmaktadır. Ancak, ülkemizin değişik yörelerinde bulunan konuk
evlerinde kamu
mensuplarına sadece konaklama hizmeti değil bu hizmetle birlikte kuru
temizleme, berber, kuaför, bar, kafeterya, oyun salonu, çay bahçesi, pastane,
düğün salonu, fastfood, lokanta, sauna, yüzme havuzu, fitness ve spor merkezi,
plaj vb. hizmetler sunulmaktadır.
Konuk
evlerinde Kurumlar Vergisi
Kanununda öngörülen konaklama maksadının dışında yerine getirilen ve yukarda
saydığımız hizmetlerin vergi muafiyeti kapsamında değerlendirilmesi mümkün
değildir. Bu tür hizmetler konuk evlerinin kamu
kuruluşlarının kendi görevlilerinin yararlanması için yaptırmış olduğu
mütevazi yerler olma niteliğini kaybederek otel hüviyetine bürünmelerine yol
açmaktadır. İktisadi rekabeti bozacak tarzda otel olarak faaliyet gösteren genel
ve katma bütçeli idarelere ait konuk evlerine kurumlar vergisi muafiyeti
tanınması ticari hayatta haksız rekabete yol açacaktır. Bu durum aynı alanda
faaliyet gösteren özel teşebbüsün cezalandırılması ve rekabet gücünün
zayıflatılması sonucunu doğuracaktır.
Diğer taraftan,
konuk evlerinde
konaklama dışında verilen ve yukarıda saydığımız
lokanta, berber, sauna, fastfood, terzi, yüzme havuzu vb. hizmetlerden sadece hizmeti
veren kurumun üyeleri ve diğer kamu çalışanları yararlanıyor olsa da bu tür
hizmet veren konuk evlerinin kurumlar vergisinden muaf tutulması mümkün
değildir. Bu tür hizmetlerin sadece üyeler ve diğer kamu personeline verileceğine
dair ilgili makamlarca alınmış bir karar bulunsa ve bu sistem kimlik kartının
kontrolü ile uygulansa dahi verilen hizmetlerin kurumlar vergisine tabi olmasını
engellemeyecektir.
Özellikle Öğretmen Evlerinin durumu
vergisel açıdan önem kazanmaktadır. Bazı illerde otelleri aratmayacak imkânları
bulunan öğretmen evlerinin konaklama dışında yüzme
havuzu, restoran, fastfood, kuaför, cafe, düğün salonu vb. hizmetler verdikleri
görülmektedir. Bu yerler konaklama hizmetini de kamu personeli dışında kişilere
farklı tarife uygulayarak vermektedirler. Bu tür öğretmen evleri kanunda
kastedilen sosyal tesis niteliğini taşımadıklarından ve rekabet eşitliğinin
sağlanması için bunların kurumlar
vergisi muafiyetinden faydalanmaları mümkün değildir.
Konuk
evlerinde bulunan
kantinler, konuk evlerinde kalan kamu mensuplarının bu süre zarfında ihtiyaç
duydukları malların satışının yapıldığı yerlerdir. Konuk evlerinde bulunan
kantinlerin kurumlar vergisi muafiyetinden
faydalanabilmesi için
genel ve katma bütçeli dairelere ait olup sadece kamu mensuplarına hizmet veren,
kâr amacı gütmeyen ve üçüncü kişilere kiralanmayan kreş veya konuk evlerine
bağlı olmaları ve konuk evinde kalan kamu mensuplarının bu süre zarfında ihtiyaç
duydukları sabun, tıraş malzemeleri, terlik, mendil, şampuan, bisküvi, tost,
yemek, çay vs. ihtiyaçları karşılamak amacına hizmet etmeleri gerekmektedir.
Kreş
veya konuk evine bağlı olmayan veya kreş veya konuk evine bağlı olsa dahi bu
amacı aşan, yukarıda saydığımız mallar ve benzerleri dışında giyecek,
buzdolabı, çamaşır makinesi, deterjan, mutfak malzemesi, çarşaf gibi konuk
evinde kalan kişilerin orada kaldıkları süre zarfında kullanma imkânları olmayan
malları satan kantinlerin muafiyet kapsamına girmesi mümkün
değildir. Ayrıca, konuk
evinde
kalanlar dışındaki kişilere de satış yapılması hallerinde muafiyetten
yararlanılamayacaktır.
Uygulamada
özellikle genel ve katma bütçeli kuruluşlara ait konuk evleri ile ilgisi
bulunmayan kantinlerin vergi muafiyetinden yararlanabileceğine ilişkin
görüşlerle karşılaşılmaktadır. Yukarıda belirtildiği üzere, genel ve katma bütçeli
kuruluşlara ait kantinlerden sadece bu
kuruluşlara bağlı konuk evlerinde bulunan ve konuk evinde kalan kamu personeline
ihtiyaç duyabilecekleri ürünlerin satışını yapanlar kurumlar vergisi
muafiyetinden yararlanabilirler. Konuk evleri ile ilgisi bulunmayan veya konuk
evi
ile bağlantılı olmasına rağmen konuk evinde kalanların kaldıkları süre için
ihtiyaç duymadıkları ürünleri satan veya konuk evinde kalanlar dışındaki
şahıslara hizmet veren kantinlerin kurumlar vergisi mükellefi olmaları
gerekmektedir. Bu nedenle, ülke çapında faaliyet gösteren ve üyelerinin market
ihtiyacını karşılayan öğretmen, polis vb. kantinlerin vergi muafiyetinden
faydalanmaları mümkün değildir.
Genel
ve katma bütçe dışında kalan özel bütçeli idareler ile kamu iktisadi
teşebbüslerine ait kreş, konuk evleri ve bunların kantinleri bu madde kapsamı
dışında olduklarından bunların kurumlar vergisi mükellefi olmaları
gerekmektedir.
IV-SONUÇ
Gelişen şartlar içinde kamuya ait
sosyal tesislerin bir kısmının önemli bir ekonomik güç haline geldiği ve
bunların esas fonksiyonları dışında ticari hayatı etkileyecek hizmetleri
verdikleri görülmektedir. Bu yöndeki gelişim beraberinde özel sektörde faaliyet
gösteren firmaların bunlar karşısındaki rekabet şartlarının eşitlenmesi ve
vergilemede adalet ilkesinin uygulanması yönünde önlem alınması gereğini
doğurmaktadır. Yazımızda, genellikle kamu imkânlarını kullanan kamuya ait sosyal
tesis ve müesseselerin hangi hallerde ve ne şekilde vergi mükellefi olacaklarına
dair değerlendirilmelere yer verilmiş olup bu tür tesislerden piyasa şartları
içinde hizmet üretenlerin vergisel
herhangi bir avantaja sahip olmamaları gereği açıktır.
(*)
Yaklaşım
Dergisi Kasım 2004 No:143 Sayısında Yayımlanmıştır
|