|
17
Ocak 2005
Levent
Gençyürek
Maliye
Başmüfettişi
İzmir
Defterdar Yardımcısı V.
9
Eylül Üniversitesi İşletme Fak.Öğretim Görevlisi
gencyurek@yahoo.com
Kültürel
Zenginliğimizin Korunması ve Desteklenmesi
Günlük yaşamın iş,
ev ve diğer
sorumluluklar arasında geçen
koşuşturması içersinde durup soluk almanın yollarından birisi de müzik
dinlemek. Kültürel yaşam içerisinde önemli bir yer tutan müziğe ulaşma ve canlı
olarak verilen konserleri izleme konusunda, diğer büyük şehirler gibi İzmir'de
bir avantaja sahip. Başarı ve güzelliklerle dolu 30 yılı geride bırakan İzmir
Devlet Senfoni Orkestrası (İZDSO), sadece İzmir'de değil tüm Ege'de klasik batı
müziğini sevenler için önemli bir kurum.
İzmir Devlet Senfoni Orkestrasının aynı zamanda Viyolonsel sanatçısı da
olan genç müdürü Hakan CEM’in ifadesi ile “...dünyayı bilginin yanı sıra
sanat yoluyla da anlamak ,anlamlandırmak ve ondan haz almak çok daha güçlü
ilişkileri ve yepyeni nesilleri yaratacaktır.” Bu anlayışı temel alan
İZDSO, yıllık olarak hazırlanan konser programları ile müzik severlere
alanlarında çok başarılı solistleri ve önemli eserleri dinleme imkânını
sağlamaktadır. İZDSO haftalık konserleri yanında, ilçe ve köylerde verdiği
konserler, müzik atölyesi ve çocuklarla senfoni eğitim konserleri gibi
etkinliklerle klasik müziğin sevilmesi ve yaygınlaşması için elinden gelen
çabayı göstermektedir.
İZDSO’nun Şef Gürer AYKAL yönetimindeki Yeni Yıl Konseri, bir taraftan
icra edilen eserlerin güzelliği diğer taraftan da dinleyiciler arasından
seçilen kişilerin orkestrayı kısa bir süre için yönetmesinden dolayı, konser
çıkışı dinleyicilerin “iyi ki gelmişim” dediği bir sanat gösterisi
haline geldi. Brahms’ın “onlar benim gerçek çingene çocuklarımdır; gerçi ben
yaratmadım o dansları ama uzun zaman sütle, ekmekle besledim ve büyüttüm!”
dediği Macar Dansları yanında Strauss’un Güzel Mavi Tuna Valsini dinlerken eski
günleri, Mülkiyede okuduğumuz yıllar ve alışkanlık haline getirdiğimiz
Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası konserlerini hatırlayarak , bazı şeylerin
yıllar geçse de güzelliğini ve önemini kaybetmediğini düşündük.
İZDSO yeni yılda da sanat adına güzel şeyler yapacağının müjdesini yılın
ilk konseri ile verdi. Türkiye’nin “harika çocuğu”, dünyanın en geniş repertuara
sahip piyanisti ve Devlet Sanatçısı İdil BİRET, Lizst’in Piyano Konçertosunu
seslendirip ayakta alkışlarla dört defa sahneye davet edilirken, salondakilerin
yüz ifadeleri böyle bir konserde bulunmaktan dolayı duydukları heyecanı dışa
vuruyordu.
Devlet imkânları yanında, gerçek ve tüzel kişilerin yapacağı katkılar ile
İZDSO 2005 yılında daha büyük ve önemli projelere imza atacaktır.
Yeni yıl
konserinin ana sponsoru CMS Jant Sanayi A.Ş gibi firmaların sanata ve sanatçıya
olan destekleri, ulusal kültürümüzün gelişmesi açısından alkışlanacak ve takdir
edilecek davranışlardır.
Diğer taraftan, sanat faaliyetlerini destekleyen mükelleflere sağlanmış
olan vergisel avantajların da bu tür yardımları özendirici etkisini göz önünde
bulundurmak gerekir .Gelir Vergisi Kanununun 89
uncu maddesi ve Kurumlar
Vergisi Kanununun 14 üncü maddesine göre, genel ve katma bütçeli
kuruluşlar, belediyeler, kamu yararına çalışan dernekler ve vergi muafiyeti
tanınan vakıflar tarafından yapılan güzel sanatlar alanındaki üretim ve
etkinlikler ile opera,
bale ve konser gibi etkinliklerin sergilendiği
salonların yapımı,bakım ve onarımı için yapılan harcamalar ve bu amaçla yapılan
her türlü bağış ve yardımların tamamı
(%100’ü) vergiye tabi kazançtan
indirilebilmektedir.
Bir kentin tarihsel geçmişi,
konumu ve yerleşim yapısı yanında canlı bir kültür ve sanat yaşantısı ile
desteklenirse “Dünya Şehri” olabileceğini göz önünde bulundurarak
Orkestramıza sahip çıkmalıyız. Günler süren yoğun çalışmalar sonucunda ortaya
çıkardıkları güzellikleri görmek için eşimizi,çocuğumuzu,arkadaşımızı yanımıza
alıp salonu doldurmalı ve bize yaşattıkları ve hayatımızı daha anlamlı kılan
şeyler için istedikleri tek şey olan alkışı onlardan esirgememeliyiz. Ülkemizin
kültürel zenginliği ve gelecek kuşakların daha iyi şartlarda yaşaması için
imkanlarımızı kullanmaktan kaçınmazken, sağlanmış vergisel avantajı da göz ardı
etmeyerek bunu değişik platformlarda dile getirmeliyiz.
Meraklıları için kısa birkaç bilgi;
-
Büyük besteci Barok, Ahmet Adnan Saygun ile Anadolu’yu günlerce katır
sırtında dolaşarak birlikte Macar-Türk müziği üzerine araştırmalar
yapmışlardır.
-
Cenazeye pek katılan olmaması ve katılanlarında yağmurdan dolayı kısa
sürede cenaze merasiminden ayrılmalarından dolayı Mozart ‘ın gerçekte nerede gömülü olduğu
bilinmemektedir.
-
Antonio Vivaldi besteciliğinin yanı sıra papazdı ve kızıl saçlarından
dolayı kendisine “Kızıl Papaz” denirdi.
|