|
11
Temmuz 2005
Levent
GENÇYÜREK
Maliye Başmüfettişi
9
Eylül Üniversitesi İşletme Fak.Öğretim Görevlisi
gencyurek@yahoo.com
Sanat İçin Koşturanlar
İzmir
de sanat ve kültür adına birbirinden önemli etkinlikleri gerçekleştiren, bir
çok başarılı sanatçıyı dinlememize imkan sağlayan İzmir Kültür Sanat ve
Eğitim Vakfı (İKSEV) bu yıl da 19
uncusunu düzenlediği Uluslararası İzmir
Festivali ile sanatseverlere müzik dolu duygular yaşatmaya devam ediyor.
Pan
Flüt ustası Gheorghe Zamfir’in
Efes Antik Tiyatrodaki konseri ile başlayan Festival, 2 Temmuz da Emma Shapplin’in Çeşme Kalesinde vermiş olduğu konser ile
Ege’deki yolculuğuna devam etti.
Paris'te 1974'de polis bir
baba ile sekreter bir annenin kızı olarak doğan Shapplin, küçüklüğünde “değil şarkı
söylemek, ses bile çıkaramayacak" kadar utangaç bir kız olduğunu söylüyor.
11 yaşındayken bir televizyon reklamında dinlediği, Sihirli Flüt Operasından
"Gece Kraliçesi'nin Şarkısı" ile müziğe aşık olan sanatçı bir süre
müzik dersleri alır. Lisedeyken sınıf arkadaşlarının kurduğu rock grubunda
aranan ama bulunamayan “çığlık atabilen
erkek vokalist” olur. Sesine daha boğuk bir tını verebilmek için de günde iki
paket sigara içer.
Çıglık atmaktan
hoşlansa da Shapplin, Mozart'ın bir operasını ilk kez canlı olarak izlerken çok
etkilenir ve " Bu kadar güzel bir şey duyduktan sonra ölmem gerektiğini
düşündüm. Koltuklarımız balkon kısmındaydı ve oradan atlayıp uçmak
istemiştim." der. Tekrar
müzik dersleri almaya başlayan Shapplin, hocası onu ünlü bir aryayı
değiştirerek söylemekle suçlayınca, operayı bırakarak kendi tarzını yaratmaya
karar verir. Bir partide ünlü Fransız bestecisi ve şarkıcısı Jean-Patrick
Capdvielle ile tanışması sonucu ondan kendine bir albüm yapmasını ister.
1997'de çıkan ve bugüne kadar iki milyondan fazla satan Carmine Meo albümü bu çalışmalarının sonucudur. Bu albüm ile
Fransız listelerine yerleşen ve ilk altın plağını kazanan Emma'nın başarısı,
diğer ülkelerde de albümünün, Madonna ve Celine Dion gibi yıldızların
albümlerinden çok satmasıyla tescillenir.
Sanatçının yoğun olarak yaşadığı bir yazma ve besteleme süreci
sonunda Etterna albümü gelir.
Shapplin ilk albümünü yer ve ateşe
ikinci albümünü ise su ve havaya benzetir. “Sözlerinin yumuşak ve sakin, neredeyse
kırılacak kadar narin ama aynı zamanda da karanlık ve iddialı, ağır bir koku
gibi” olduğunu söyler. Emma Shapplin’e göre her şey bir denge meselesidir.
Etterna da mükemmel dengenin ve sanatçının hayallerinin albümü.
Geçen sene aynı zamanlarda Cesaria Evora ile
hissettiğimiz güzel duyguları, bu yıl da Emma Shapplin’in müziği yanında
kostümleri, ışık efektleri ve sahne performansı ile bize yaşatan İKSEV için akla gelen ilk şey “iyi ki varsınız”. Her zaman ki
zarifliği çalışkanlığı ile İzmir sanat ve kültür hayatının gönüllü savaşçısı Filiz Eczacıbaşı, yazılı ve görsel
basında festivalin yeteri kadar yer almasına uğraşan Sirel Ekşi, gelir-gideri ayarlamaya çalışan “bu sene açık vermeyiz
işallah” diye kara kara düşünen Sevgi
Olgundeniz, her konser sonrası “protokol sorunu olmadan bunu da atlattık” diye sevinen Özlem Kahya ve İKSEV’in tüm
çalışanları ve gönül verenleri. İnanın siz olmasanız sıkıcı olurdu bu
şehir!
16 Temmuzda Çeşme Kalesinde gerçekleştirilecek
olan Jane Bikrin konseri ile sona
erecek olan Festivalin gelecek yıl daha da görkemli olması yanında kültür ve sanatı
ile yaşanılacak bir şehir olma yolunda, yapabileceğimiz şeyler olmalı! Yurt
dışında ödeyeceğimizin dörtte biri fiyatına konser salonlarını doldurmak,
arkadaş ve dostlarımıza konser bileti hediye etmek, İKSEV’e bağış ve yardımda
bulunmak (vergi matrahından
düşülebiliyor) ile başlasak mı?
|