|
27
Haziran 2005
Levent
GENÇYÜREK
Maliye Başmüfettişi
9
Eylül Üniversitesi İşletme Fak.Öğretim Görevlisi
gencyurek@yahoo.com
Vergi de Bulunduğumuz Nokta
Vergi
ve kayıt dışı ekonomi ile ilgili haber ve yorumların hemen her gün yazılı ve
görsel basında yer aldığı bu günlerde, iki kadeh içtikten sonra “ne olacak bu memleketin hali…” cümlesi
ile sözüne başlayan vatandaşın “ ne zaman
düzelecek bu çarpık vergi sistemimiz” diye sözüne devam ettiğini işitmek şaşırtıcı
olmasa gerek
Kayıt dışının tüm ekonomi
içersindeki payı olan %34.3 ile kayıt dışı ekonomilere ilişkin ligde 145 ülke arasında
65'inci sırada yer alan, KDV ve ÖTV gibi dolaylı vergilerin toplam vergi
gelirleri içindeki payı son 10 yılda yaşanan artışa bağlı olarak yüzde 70’ler
seviyesine çıkan (2005 yılı sonu %73 olması bekleniyor), beyan üzerine alınan
vergiler giderek azalırken ücret üzerinden alınan vergilerin oransal olarak arttığı
bir vergi sistemine sahibiz.
İzmir Defterdarlığının
açıklamış olduğu 2004 yılı Vergi Rekortmenleri listesi incelendiğinde ilk yüze
giren mükellefler arasında ticari ve
zirai kazanç sahiplerinin sayısının 10’u aşmadığını, rekortmenlerin büyük bir
kısmının kira, faiz ve ücret gelirlerinden dolayı listede yer aldığını ve Çeşmede ancak iki adet yazlık alabileceğiniz
1 Trilyon 606 Milyar TL vergi rakamı ile “rekortmen”
olabileceğinizi gördüğünüzde, yukarıda özetlemeye çalıştığımız tablo bütün çıplaklığı
ve çarpıklığı ile karşımıza çıkıyor.
Vergi Dairelerine beyan
edilen gelirlere göre işadamları ve serbest meslek erbabının, devlette odacı
olarak görev yapan ilkokul mezunları kadar bile para kazanmadıklarının
açıklanması bir çok kişinin dikkatinden kaçarken, şüphesiz Uluslararası Para
Fonu (IMF) tarafında yapılan ve “ücret
üzerinden alınan vergiler ve sosyal güvenlik primlerinin yüksek olduğu ve
düşürülmesi gerektiği” şeklindeki açıklamaları, vergide geldiğimiz noktanın
ciddiyetini ve kırılganlığı anlamamıza yardımcı olacaktır.
İlan edilen verilere göre bir
asgari ücretli ayda 65 YTL vergi
öderken, ortalama olarak Doktorlar 268 YTL, Akaryakıt Ticareti Yapanlar 254
YTL, Kuyumcular 101 YTL, Fırınlar 87 YTL, Diş Hekimleri 88 YTL, Deri Eşya
Satıcıları 79 YTL ve Seyahat ve Turizm
İşletmeleri 67 YTL ödemektedir. Muayene
ücretinin en az 70 YTL olduğu, bir deri ceketin 150 YTL ye satıldığı, ziynet
eşyası almanın ekonomik yönü yanında geleneksel bir alışkanlık olduğu veya
turizmin patladığı! bir ortamda bu rakamları tartışmak yerine “zenginin malı züğürdün çenesini yorar” desek
acaba olayın ciddiyetini ıskalamış mı oluruz?
Diğer taraftan sanılanın aksine özellikle KDV
oranlarında yapılan ve yapılacak indirimlerin vergi tahsilatını artırma sonucu
vermediği DPT’nin aylık yayımladığı “Ekonomik
Gelişmeler Raporu” ile ortaya konmuş durumda.Yılın başında bazı mal ve
hizmetler üzerindeki KDV oranlarında indirime gidilmesinin KDV tahsilatını
olumsuz etkilediği görüşünün savunulduğu Rapora göre, yılın ilk 4 ayında yüzde
6.6 olan KDV tahsilatındaki artış oranı, mayıs ayındaki tahsilatın geçen yılın
altında kalınmasıyla yılın ilk 5 ayı itibarıyla yüzde 3.9’a gerilemiş.
DPT’nin verileri, kayıt dışını kayıt altına almadan, vergi
tabanını genişletecek radikal tedbirleri uygulamaya geçirmeden, kişisel ve kurumsal çekişmeleri bir yana bırakarak hizmet
odaklı ve etkin bir gelir idaresini kurmadan, düşük gelirliler üzerinde oransal
olarak çok daha fazla bir vergi yükü yaratan dolaylı vergiler yerine
gelir ve kurumlar vergisi gibi dolaysız vergilere ağırlık vermeden ve “herkesten kazancına göre vergi alacağım”
iradesini açıkca ortaya koymadan sadece vergi oranları ile oynamanın vergi
politikasında istenen sonuçları vermeyeceğini gösteriyor.
|