|
05
Kasım 2004
Levent GENÇYÜREK
Maliye Başmüfettişi
İzmir Defterdar Yard.V
gencyurek@yahoo.com
VERGİDE
ÖNEMLİ BİRKAÇ KONU
Çalıştığı İşyeri Adına Bankada İşlem
Yapanlarda Vergi Kimlik Numarası
4389
sayılı Bankalar Kanunu’na veya özel kanunlara göre kurulmuş ve kurulacak
bankalar ile yabancı ülkelerde kurulmuş olup da Türkiye’de şube açmak suretiyle
faaliyette bulunan bankalar (off-shore şubeleri dahil) bankacılık ve mali
hizmetlerinde, müşterilerinin vergi kimlik numaralarını tespit etmek ve
kullanmakla yükümlüdürler. Ancak, elektrik, su, doğal gaz, telefon, kablolu
televizyon faturası, çevre temizlik vergisi, öğrenci sınav harcı ve öğrenci
kredisi ödemeleri ve benzeri ödemeler ile Emekli Sandığı, Bağ-Kur, Sosyal
Sigortalar Kurumu ve Yardımlaşma Sandıkları tarafından emeklilere yapılan
emeklilik maaşı ödemeleri ile işçi ve memurların ücret ve maaş ödemeleri için
bankalarda açılan hesapların sadece belirtilen işlemlerin yapılması için
kullanılması halinde vergi kimlik numarası aranılmayacaktır.
Vergi
kimlik numarası uygulamasında esas amaç kişilerin finansal faaliyetlerinin
izlenmesi olduğundan bunun tam olarak yapılabilmesi için işlemin özünün, bir
kişiye ait tüm işlemlerin o kişinin vergi kimlik numarası altında izlenmesi,
kavranması gerekmektedir. Bu nedenle kurye, tahsildar vb. sıfatlarla firma
çalışanlarının firma adına işlem yapması halinde yabancı para alım satımı da
dahil yapılan tüm işlemlerin, firmanın
vergi kimlik numarası ile ilişkilendirilmesi gerekmektedir.
Ayrıca şirket
elemanlarının vergi kimlik numarasının tespitine gerek bulunmamaktadır. Ancak,
bir firmaya ait banka hesabından işlem yapabilmesi için müşteri firma
tarafından ilgili bankaya firma adına bankada işlem yapmaya yetkili kişi ya da
kişilerin adı soyadı ve adresi gibi bilgilerin yer aldığı onaylı bir yazının
verilmesi gerekmektedir.
Organize Sanayi Bölgelerinde Bulunan Binalarda Emlak Vergisi
1319
sayılı Emlak Vergisi Kanununa göre Türkiye sınırları içerisinde bulunan binalar
emlak vergisine tabidir. Ancak, Kanunun 5 inci maddesi uyarınca organize sanayi bölgeleri ile sanayi ve
küçük sanat sitelerindeki binalar için
inşalarının sona erdiği tarihi takip eden bütçe yılından itibaren 5 yıl
süre ile geçici muafiyetten faydalandırılmak suretiyle emlak vergisi tahsil
edilmez. Bu geçici muafiyet devlet teşvikiyle yapılıp yapılmadığına veya
kalkınmada öncelikli yörede inşa edilip edilmediğine bakılmaksızın
uygulanacaktır.
Diğer
taraftan, Katma Değer Vergisi Kanununun 17 inci maddesi uyarınca organize
sanayi bölgeleri ile küçük sanayi sitelerinin kurulması amacıyla oluşturulan
iktisadi işletmelerin arsa ve işyeri teslimleri katma değer vergisinden istisna
edilmiştir. Bu düzenleme ile bu
alanlarda yatırım yapacak olan girişimcilerin arsa ve işyeri bedeli dışında ek
olarak KDV ödemelerinin önüne geçilerek kendilerine bir destek sağlanmış diğer
taraftan da organize sanayi bölgelerinin gelişmesi açısından önemli bir adım
atılmıştır.
Yapılan Bir Harcamanın Belge Olmadan Gider
Yazılabilmesi
Vergi kanunlarına göre esas kural mükellefler tarafından işle ilgili
olarak yapılan ve ticari, mesleki vb. kazançların belirlenmesinde elde edilen
kazançtan indirilecek olan giderlerin vergi kanunlarında niteliği belirlenmiş
fatura, yazar kasa fişi, perakende satış fişi, gider pusulası vb. yazılı bir belge
ile tevsik edilmesidir. Ancak, Vergi Usul Kanunu'nun 228 inci maddesi
uyarınca, belge alımının mümkün olmadığı veya Türk örf ve adetlerine göre
belgelendirilmesi söz konusu olmayan bazı harcamaların ticari,serbest meslek
kazancı vb. tespitinde gider olarak yazılması mümkündür. Bu harcamalara örnek
olarak otoyol,
banliyo treni, vapur, dolmuş
ve otopark ücretleri ile verilen bahşişler gösterilebilir.
Bu tür belgesiz harcamaların gider yazılabilmesi için hazırlanan masraf
listesinde harcamanın ne zaman ve ne için yapıldığının belirtilmesi
gerekir. Ayrıca, karşılığında belge alınamayan bu giderlerin gerçek miktarları
üzerinden kayıtlara geçirilmesi ve miktarlarının işin genişliğine ve mahiyetine
uygun bulunması şarttır. Mükellefin yapmış olduğu iş ile ilgisi bulunmayan veya
yapılan işin özelliğine göre çok yüksek tutarda olan harcamaların bu kapsamda
değerlendirilmesi mümkün değildir.Sözgelişi, bir yıllık işle ilgili giderleri
toplamı 10 milyar lira olan mükellefin bu tutarın 5 milyar lirasının belgesiz
giderlerden oluşması veya bayilerle birlikte organize edilen yemeğin bedelinin
100 milyon lira olmasına rağmen bahşiş olarak 50 milyon ödenerek bunun gider
yazılması vergisel açıdan kabul edilebilir bir durum olmayacaktır.
Serbest Meslek Erbabına Ait Cep Telefonu Giderleri
193 sayılı
Gelir Vergisi Kanunu’nun 68. maddesinde, serbest meslek kazancının tespitiyle
ilgili olarak kanunda sayılan giderlerin hasılattan indirilebileceği hükme
bağlanmıştır. Buna göre; avukat, serbest muhasebeci mali müşavir,
doktor, diş
hekimi, mimar gibi mesleki kazançların elde edilmesi ve devam ettirilmesi için
ödenen aydınlatma, ısıtma, telefon, kırtasiye giderleri, posta ve telgraf
ücretleri, işle ilgili çay, kahve ve meşrubat giderleri, müstahdem ücretleri,
meslek, ilan ve reklam vergileri, meslek kitapları ve dergileri için ödenen
bedeller, mesleki teşekküllere ödenen aidatlar, meslekle ilgili seyahat
harcamaları, mesleki faaliyette kullanılan tesisat ve demirbaşların
amortismanı ile işyerleriyle ilgili
ayni vergi, resim ve harçlar yanında envantere
kayıtlı olan otomobilin masrafları ve amortismanı serbest meslek kazancının
tespitinde hasılattan indirim konusu yapılabilecektir.
Bu hükümlere göre,
serbest meslek erbabının şahsına kayıtlı
cep telefonuna ait masrafların serbest meslek kazancından gider olarak
indirilmesi mümkün değildir. Ancak, söz konusu cep telefonunun büro envanterine
kayıtlı olması, bu telefona ilişkin haberleşme giderlerinin serbest meslek
kazancının elde edilmesi ve devam ettirmesi ile açık ve doğrudan bir bağının
bulunması, yapılan işin mahiyetine uygun olması ve yapılan işin hacmi ile
orantılı bulunması halinde serbest meslek kazancının tespitinde indirim olarak
dikkate alınacaktır.
İşe
Başlama Bildirimleri ve Defter Tasdikleri
17 Haziran 2003
tarihinde Resmi Gazetede yayımlanan 4884 sayılı Kanun ile Vergi Usul Kanununun
işe başlama ve defter tasdikine ilişkin 253, 168 ve 223 ncü maddeleri
değiştirilmiştir. Yayımı tarihinde yürürlüğe giren düzenleme ile önceden işe
başlamadan yapılması gereken işe başlama bildirimleri işe başlama tarihinden
itibaren 10 gün içinde yapılabilecektir. İşe başlama bildirimi gerçek kişi
mükellefler açısından kendileri, avukatları, Serbest Muhasebeci Mali Müşaviri
veya YMM tarafından, şirketlerde ise ticaret sicili memurluğunca yerine
getirilecektir.
Buna göre
şirketlerin, kuruluş aşamasında işe başlama ile ilgili vergi dairesine
bildirim zorunluluğu kaldırılmış olup bu görev ticaret sicili memurluğuna
verilmiştir. Ticaret sicili memurluğu tescil için başvuran şirketlerin başvuru
evraklarının bir suretini on gün içersinde ilgili vergi dairesine göndermek
suretiyle işe başlamayı bildirme görevini yerine getirmiş olacaktır. Bildirim
yükümlülüğünü zamanında yerine getirmeyen ticaret sicil memurları hakkında
Vergi Usul Kanununun para cezasını gerektiren hükümleri
uygulanacaktır. Ancak, işe başlama dışında kalan işi bırakma ve iş değişikliği
gibi bildirimlerin ise eskiden olduğu gibi bildirilecek olayın meydana geldiği
tarihten itibaren bir ay içersinde şirket tarafından vergi dairesine yapılması
gerekmektedir.
Anılan kanun ile yapılan bir diğer değişiklik
ise Vergi kanunlarına göre tutulması gereken yevmiye ve envanter gibi
defterlerin tasdikine ilişkindir. Defter tasdiklerinin işyerinin işyeri
olmayanlar için ikametgahının bulunduğu yerdeki noterler tarafından yapılmasına
yönelik uygulama devam ederken sadece
anonim ve limited şirketlerin kuruluş aşamasında defterlerinin noter yanında
şirket merkezinin bulunduğu yer ticaret sicil memurluğunca da yapılabilmesi
imkanı getirilmiştir. Şirketler sadece
kuruluş aşamasında bu imkandan yararlanabilecek daha sonraki yıllarda
ise defterler işyerinin bulunduğu yerdeki
notere tasdik ettirilecektir.
|