TAHSİL EDİLEMEYEN KAMU ALACAĞI     

 

03 Mart 2006

 

Tuncel ATABEY

Gelirler Başkontrolörü

tuncel.atabey@gelkont.gov.tr

 

TAHSİL EDİLEMEYEN KAMU ALACAĞI[1]

 

Bilindiği üzere vergi sistemi yeni ekonomik gelişmelere uyum, vergide adalet, vergi rekabeti, basitlik, etkinlik ve verimlilik ilkeleri çerçevesinde devamlı olarak değişikliklere uğramaktadır. Yapılan hukuki düzenlemelerin temelinde, ekonomik program hedeflerinin gerçekleştirilmesi, kamu finansmanı probleminin azaltılması ve ekonominin kalıcı bir iyileşme sürecine taşınabilmesi ile kayıt dışı ekonomiyle mücadele ve mükelleflere daha iyi bir hizmetin sunulması amaçları yatmaktadır. Ayrıca ekonomik program hedeflerinin gerçekleştirilmesinde ve kamu finansman probleminin azaltılmasında kayıt dışı ekonomiyle mücadele kadar kamu alacaklarının tahsili de önem arz etmektedir.

 

Maliye Bakanlığı Muhasebat Genel Müdürlüğü’nün resmi İnternet sitesinde  2005 yılı Aralık ayı sonu itibariyle tahakkuk eden Genel Bütçe Gelirleri ile söz konusu gelirlerin ne kadarlık  kısmının tahsil edildiğine ilişkin bilgiler yayınlanmıştır. Buna göre 31.12.2005 tarihindeki tahakkuk eden Genel Bütçe Gelirleri 154.304.788.000 YTL olmasına karşın bu gelirlerin tahsil edilebilen tutarı 132.658.473.000 YTL’dir. Yani tahakkuk eden genel bütçe gelirinin %85,97’lik kısmı tahsil edilmesine karşılık kalan tutar olan %14,03’lük bir orana tekabül eden 21.646.315.000 YTL (Dolar bazında 16.361.538.171 USD) tahsil edilemeyen bir kamu alacağı söz konusudur.

 

Diğer taraftan tahsil edilemeyen kamu alacağı 2004 yılı sonu itibariyle 16.614.651.000 YTL’dir. Bu tutar %30,28 oranında bir artışla 2005 yılı sonunda 21.646.315.000 YTL’ye yükselmiştir. Bu yükselişin temel sebebi bir önceki yıla oranla tahsilat artış oranının tahakkuk artış oranından daha az gerçekleşmesinden kaynaklanmaktadır. Genel bütçe gelirlerinden tahsil edilemeyen tutarın içindeki vergi ve vergi cezalarının etki düzeyine baktığımızda ise aşağıdaki tablo ile karşılaşıyoruz.

 

Tahsil Edilemeyen Gelirin Niteliği

Tutarı (YTL)

Toplam Tutara Oranı

Vergi Gelirleri

10.309.446.000

%47,63

Vergi Cezaları

6.162.838.000

%28,47

Vergi, Resim ve Harç Gecikme Faizleri

3.873.769.000

%17,90

Diğer Gelirler

1.300.262.000

%6,00

Toplam

21.646.315.000

%100

 

Yukarıdaki tablolardan da anlaşılacağı üzere tahsil edilemeyen Genel Bütçe Gelirlerinin % 94’nü vergi ve cezaları oluşturmaktadır. Ağırlıklı olarak da 10.309.446.000 YTL tutar ve %47,63 oran ile vergi gelirlerinin tahsil edilemediği görülmektedir. Tahsil edilemeyen vergi gelirlerinin kendi içinde dağılımı ise aşağıdaki tablolarda gösterilmiştir.

 

Tahsil Edilemeyen  Vergi Gelirinin Niteliği

Tutarı (YTL)

Toplam Tutara Oranı

Gelir ve Kurumlar Vergisi

4.337.010.000

%42,07

Dahilde Alınan KDV

3.218.225.000

%31,22

Özel Tüketim Vergisi

749.937.000

%07,27

Diğer Vergiler

2.004.274.000

%19,44

Toplam

10.309.446.000

%100

 

Yukarıdaki tablolardan görüleceği üzere tahsil edilemeyen vergi gelirleri içinde en yüksek payı %42,07’lik oran ile beyana dayanan gelir ve kurumlar vergisi oluşturmaktadır. Oysaki söz konusu vergi gelirlerinin toplam vergi gelirleri içindeki payı %28,35 olup asıl gelir grubunu dolaylı vergiler dediğimiz katma değer vergisi ile özel tüketim vergisi oluşturmaktadır. Yani dolaysız vergiler grubunu oluşturan gelir vergisi ile kurumlar vergisi tutarları bütçe gelirleri içinde az bir pay almakla beraber tahsil edilmeyen vergi alacağı içerisinde bunun tam tersi olarak en yüksek grubu oluşturmaktadır.

 

Özetle tahsile edilemeyen genel bütçe gelirlerinin %94’lük kısmını yani aslan payını vergi, vergi cezaları ile gecikme faizleri almaktadır. Tabi ki bu tutarlara verginin ve vergi ziyanının vadesinde ödenmemesi dolayısıyla uygulanan ve tahsil esnasında hesaplanan gecikme zamları tutarları dahil değildir. Söz konusu tutarlarında eklenmesi halinde yukarıda ifade ettiğimiz rakamların çok daha üzerinde bir tutarla karşı karşıya kalınacaktır. Tahsil edilemeyen bu tutarların içeriklerine baktığımızda; 

 

- Sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenleyen veya kullanan mükelleflere yapılan vergi tarhiyatlarından ve kesilen cezalardan,

 

- Mükelleflerce mahsup talep edilip de çeşitli nedenlerle vergi dairesince henüz mahsubu gerçekleştirilmemiş alacaklardan,

 

- Mahsup dönemi geçmiş olmasına rağmen vergi dairesince henüz terkini gerçekleştirilmemiş geçici vergi alacaklarından,

 

- Zamanında takip işlemine geçilmemesi nedeniyle şu anda bulunamayan veya mal varlığını elden çıkarmış mükelleflerden olan alacaklardan,

 

- Tecil edilmiş ve henüz vadesi gelmemiş alacaklardan,

 

- Vadesi geçmiş olmasına rağmen vergi dairesince henüz takibe geçilmemiş alacaklardan,

 

- Kamu alacağının tamamını veya bir kısmını karşılayabilecek hacizli malı olmasına rağmen vergi dairesince henüz satış işlemi gerçekleştirilmemiş mükelleflerden olan alacaklar,

 

- KİT ve Kamu kuruluşlarından olan alacaklardan,

 

- Tahakkuktan terkin edilmesi gereken alacaklardan,

 

- Banka tarafından yapılan tahsilatların vergi dairesi kayıtlarına henüz aktarılmaması nedeniyle kayıt üzerinde görünen alacaklardan,

 

- Vergi dairesinin emanet hesaplarında bulunan ancak mükellef hesaplarına aktarılmaması nedeniyle kayıt üzerinde görünen alacaklardan,

 

- Diğer nedenlerden dolayı tahsil edilemeyen alacaklardan kaynaklandığını görürüz. 

 

Söz konusu vergi alacaklarının tahsiline yönelik olarak aşağıda sıraladığımız hususların  dikkate alınmasında fayda bulunduğunu düşünüyoruz.

 

- Gerçek alacağın tespitine yönelik olarak kamu hesapların da, “Sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenleyen veya kullanan mükelleflere yapılan vergi tarhiyatlarının ve kesilen cezaların” ayrı bir hesapta (örneğin Şüpheli Alacaklar Hesabı) izlenmelidir.

 

- Vergi dairelerinin haczettiği gayrimenkullerin satışlarının nerdeyse yok denecek kadar az olmasına sebebiyet veren “6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun”un satış işlerine ilişkin hükümlerinin, vergi dairelerinin işlemlerini hızlandıracak bir şekilde günümüz şartlarına uyarlanması gerekmektedir.

 

- Vergi daireleri vadesi geçmiş vergi ve vergi cezası alacaklarını vadenin bitimine müteakip kısa bir süre içinde (en geç iki ay gibi)   takibe alarak mükelleflere ödeme emirlerini tebliğ etmelidir. Aksi taktirde iki yıl veya üç yıl sonra takibe alınması durumunda işleyen gecikme zamları nedeniyle alacak tutarı oldukça artmakta ve mükellefler için ödenemez duruma gelmektedir. Diğer taraftan vergi ve ceza alacaklarının geç takibe alınması mükelleflerin bu zaman zarfı içinde ellerinde ki mal varlıklarını elden çıkarmasına veya mükelleflerin bilinen adreslerini terk etmesi nedeniyle vergi dairelerinin söz konusu kişi yada tüzel kişiliği bulamamasına sebebiyet vermektedir. Ancak takibe alınma konusunda da oldukça dikkatli olunması gerekmekte olup mükelleflerin mağdur olmalarına sebebiyet veren mahsup talepli veya  terkin edilmesi gereken borçlar gibi yada mükellef tarafından ödenmiş olmasına rağmen çeşitli nedenlerle vergi dairesinin emanet hesaplarında bekleyen ve mükellef hesaplarına aktarılmayan tutarların takibe alınmaması gerekmektedir.

 

- Bilindiği üzere vergi daireleri alacaklarını cebri icra yoluyla tahsil işlemine başlayabilmesi için düzenlenen ödeme emirlerinin mükelleflere tebliğ edilmesi gerekmektedir. Ancak vergi dairelerinde çok sayıda ödeme emrinin düzenlemiş olması, bunların zarflanması, evrak numarasının alınması gibi işlemler nedeniyle yada posta ödeneğinin yetersizliği veya mükellefin bilinen adreslerinde olmaması nedeniyle söz konusu evrakların tebligat süreci oldukça uzamaktadır. Bu sürecin kısaltılabilmesi ve hızlı bir şekilde takip işlemlerine başlanması için,

 

* bir mükellefe ait birden fazla ödeme emirleri tek zarf içine konulmalı ve zarf üzerine içindeki ödeme emirlerinin numaraları yazılmalı,

 

* düzenlenen evrakın tekrar dönmesini ve zaman kaybını önlemek için zarf üzerine mükellefin en son bilinen adresi yazılmalı,

 

* Vergi dairesinin yetki alanı içerisinde bulunan adreslere yapılacak tebligatlar için haftanın belirli günlerinde daire içinde ekipler oluşturularak söz konusu tebligatların memur eliyle yapılması gerekmektedir.

 

- Ödeme emrinin tebliğine rağmen mal bildiriminde bulunmayan mükellefler hakkında süre geçirilmeksizin hapsen tazyik talebinde bulunulmalıdır. Ayrıca gerekli şartları taşıyan mükellefler (tüzel kişiliklerde kanuni temsilciler) için yurt dışı çıkış yasağı uygulanmalıdır. Söz konusu tedbirler mükelleflerin vergi ve vergi cezası borçlarının ödenmeleri konusunda oldukça etki gösteren uygulamalardır. Diğer taraftan haciz varakalarının icra servisine intikalinin de makul bir süre içinde yapılması gerekmektedir.

 

- Vergi dairelerinin iş yükü veya diğer nedenlerden  dolayı icra servislerinde bulunan ve işlem yapılmamış çok sayıda haciz varakası bulunmaktadır. Söz konusu haciz varakalarının işlem yapılmadan bekle sürecinin uzaması mükelleflerin bilinen adreslerden ayrılması, mal varlıklarını elden çıkarılması ve kamu alacağının bir an önce tahsil edilememesine sebebiyet vermektedir. Bununla birlikte söz konusu süreç esnasında mükelleflerin borçlarının tamamını veya bir kısmını ödemiş yada mahsup talep etmiş olmalarına rağmen yersiz yere haciz işlemleri ile karşılaşmalarına ve mağdur olmalarına neden olmaktadır. Bu sıkıntıların önlenmesinin tek yolu yeterli personel ve teknik destek ile haciz varakaları ile ilgili işlemlerin kısa süre içerisinde yapılmasıdır. Eğer bu sağlanamıyor ise mükelleflerin yersiz yere haciz işlemlerine maruz kalmamaları için yılın belirli dönemlerinde işlem yapılmayan haciz varakaları vergilendirme servisleri tarafından taranarak ödenmiş, terkin edilmiş, zamanaşına uğramış veya mahsup talepli gibi nedenlerle işlem yapılmaması gereken haciz varakaları ayıklanmalıdır.

 

- Yurt çapında mal varlığı araştırması yapılmalı, şartların oluşması dahilinde kanuni temsilciler hakkında da takibe geçilmesi gerekmektedir. Ayrıca haciz işlemi yapılan menkul kıymetler il düzeyinde bir satış deposunda toplamalı ve bu yerde satışa çıkarılmalıdır. Satışa çıkarılan söz konusu menkul kıymettin özellikleri de dikkate alınarak piyasa değerinin çok üstünde bir bedelle satışa sunulmamalıdır.

 

- Tecil ve taksitlendirme işlemlerinde yasal değişikliğe gidilerek teminat alınması uygulaması kaldırılarak ödeme niyetinde olan ancak teminatı olmaması nedeniyle borçlarını takside bağlayamayan mükelleflere kolaylık sağlanmalıdır. Yada fili olarak düzenlenen ancak hukuki zemini olmayan vadeli çekin teminat olarak kabul edilmesi ve çeklerin vadelerine göre vergi ve ceza borçlarının taksitlendirilmesi konusunda yasal değişiklik yapılmalıdır. Diğer taraftan tecil faiz oranlarının en azından banka faiz oranlarına düşürülmesi ve tecil kapsamına giren vergilerin artırılması gerekmektedir.

 

-Teminat ve faiz aranmadan borcun tecil edilmesine imkan veren aciz halinin şartları taşıyan mükelleflere etkin bir şekilde uygulanması gerekir.

 

- Vergi dairelerinin dışa açılan kapısı olan kovuşturma bölümünde görevlendirilen personel yeterli düzeyde mevzuat eğitiminden geçmiş aynı zamanda da halkla ilişkiler konusunda deneyimli olması gerekmektedir. Bununla birlikte yöneticilerin söz konusu servislere yeterince önem vermesi, bu servislere bakış açılarını değiştirerek çalışkan ve tecrübe sahibi personelin görevlendirilmesi hususu büyük önem arz etmektedir.

 

- Vergisini zamanında ödeyen ile ödemeyen arasında adaletsizliğe yol açan ve mükelleflerin vergilerini zamanında ödememe eğilimine iten vergi affı uygulamalarının yapılmaması gerekmektedir.

 

Yukarıda sıraladığımız hususlar tabiki takip işlemlerinin tamamını içermemektedir. Bu önerilerimiz aksayan yönlerin onarılmasına yöneliktir. Her geçen yıl bir önceki yıla oranla artış trendi gösteren tahsil edilmeyen kamu alacağının bir an önce tahsil edilmesi ülke ekonomisi doğal olarak da ülke kalkınması için büyük önem arz etmektedir. Bu nedenle söz konusu alacağın büyük bir kısmını tahsil etmekle görevli olan vergi dairelerinin etkinliğini artıracak düzenlemelerin Gelir İdaresi Başkanlığınca ivedilikle alınmasında fayda bulunmaktadır.

 


[1] Yazımızdaki sayısal veriler Maliye Bakanlığı Muhasebat Genel Müdürlüğü’nün resmi İnternet sitesinden alınmış olup ret ve iadeler hariç tutarlardır.