|
17
Mayıs 2006 Tarihli Resmi Gazete
Sayı:
26171
Anayasa
Mahkemesi Başkanlığından:
Esas
Sayısı :
2001/379
Karar
Sayısı : 2005/3
Karar
Günü : 6.1.2005
İPTAL DAVASINI
AÇAN:
Anamuhalefet (Doğru Yol) Partisi Türkiye Büyük Millet
Meclisi Grubu Adına Grup Başkanı Tansu ÇİLLER
İPTAL DAVASININ
KONUSU:
29.6.2001 günlü, 4705 sayılı Yurt Dışına Çıkışlardan Harç Alınması ve 4481
Sayılı Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 1. ve 2. maddelerinin
Anayasa’nın 2., 5., 6., 13., 23., 48. ve 73.
maddelerine aykırılığı savıyla iptalleri istemidir.
I- İPTAL İSTEMİNİN
GEREKÇESİ
26.7.2001 günlü dava dilekçesinin
gerekçe bölümü şöyledir:
“GENEL OLARAK
Yasa ile kamu maliyesine kaynak
yaratılması amaçlanmaktadır.
Yolsuzluklara ve savurganlığa
kaptırılan para, vatandaştan zorla tahsil edilmek
istenmektedir.
Anayasal devlet, “kolay ve fakat
vatandaşları soğutan kaynaklara” değil; kabul edilebilir ve güveni sarsmayan
rasyonel kaynaklara başvurmak zorundadır.
AYKIRILIKLAR -
GEREKÇELER
1- Yasanın 1 inci maddesi,
Anayasanın 6, 13, 23 ve 73 üncü maddelerine aykırıdır.
Madde, yurt dışına her çıkış için
50 ABD doları karşılığı TL. tutarında harç alınmasını, bakanlar kurulunca
muafiyetlerin belirlemesini, artırılıp yasal düzeye indirilmesini
öngörmektedir.
a) Vergi borcunun bir yabancı
paraya endekslenmesi, egemenlik ilkesine aykırıdır (Any. Mad. 61/1). Milli para,
yalnızca bir ekonomi aracı değil, aynı zamanda “ulusal simge”dir. Yasama organı,
hiçbir yükümlülüğü dış-paraya endeksleyemez. Dış paradaki ani hareketleri
(fahiş yükselişleri), vatandaşa harç yoluyla yansıtma, bir başka keyfiliktir
(Any.Mad. 2,
5).
b) Bu verginin, kaldırılan konut
fonunun yerine ikame edildiğini, yasanın gerekçesinden öğreniyoruz. Örtülü fon
olan harç; seyahat özgürlüğünü, -hele öğrenim ve benzeri zorunluluklarla yurt
dışına çıkan vatandaşların çıkış hakkını- geçerli bir neden olmadan
sınırlamaktadır. Küreselleşme gerekleri de gözetildiğinde özgürlükleri
kısıtlamaya ilişkin anayasal ölçütlere aykırı davranılmıştır. Demokratik toplum
düzeninin gerekleri ve sınırlandırma amacı böyle bir vergiye başvurmayı önler.
Kaynak tercihinde sıralama, amaç tahlili yönünden yararlı olacaktır (Any.Mad.13,
23).
c) Konulan vergi, “adaletli ve
dengeli” dağılım ilkesi yerine, “en kolay tahsil edilme” kriteri esas alınarak
düzenlenmiştir. Ayrıca “muaf”lığı belirleme yetkisi, yürütme organına devrolunamaz (Any.Mad.73/2, 4).
Yürütme organına, yasa ile
belirlenen muaflıklarda değişiklik yetkisi tanınabilir.
2- Yasanın 2 nci maddesi, Anayasanın 13, 48, 73 hükümlerine
aykırıdır.
Madde, vadeli mevduat ve döviz
hesapları ile katılım hesapları için özel işlem vergisi öngörmektedir. Madde,
likit değerlerin sistemden ve kayıtlı ekonomiden kaçışını özendirmektedir. Her
hesap yenilemesini (vadeyi), vergiyi doğuran olay olarak kabul etmek,
vergilendirme prensipleriyle özellikle adalet ilkesiyle bağdaşmadıktan başka,
hüküm, bankacılık sözleşmesini akdetme özgürlüğünü, ölçüsüz şekilde
sınırlandırmaktadır. Ayrıca vadeli mevduatın ürününe (faizine) vergi uygulaması
karşısında, mükerrer vergiye yol açmaktadır (Any.
Mad. 13, 48/1, 73).
TALEP -
SONUÇ
Yasanın 1 inci ve 2 nci maddelerinin belirtilen ve Yüksek Mahkemece belirlenen
nedenlerle iptaline,
karar verilmesi hususu arz ve talep olunur.”
II- İPTALİ İSTENİLEN YASA
KURALLARI
A- İptali İstenilen Yasa Kuralları
29.6.2001 günlü, 4705
sayılı Yurt Dışına Çıkışlardan Harç Alınması ve 4481 sayılı Kanunda Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun’un, iptali istenilen 1. ve 2. maddeleri
şöyledir:
1- “MADDE 1.- Yurt dışına çıkış yapan (Kuzey Kıbrıs Türk
Cumhuriyeti hariç) Türk vatandaşlarından çıkış başına 50 ABD Doları karşılığı
Türk Lirası tutarında harç alınır.
Bakanlar Kurulu bu
harçtan muaf tutulacaklar ile harcın ödenmesine ilişkin usul ve esasları belirlemeye ve harç miktarını bir
katına kadar artırmaya veya kanuni oranlara kadar indirmeye
yetkilidir.”
2- “MADDE 2.- 26.11.1999 tarihli ve 4481
sayılı Kanunun 9 uncu maddesine birinci fıkradan sonra gelmek üzere aşağıdaki
fıkra eklenmiştir.
Birinci fıkrada
belirtilen tarihe kadar uygulanmak üzere, vadeli mevduat ve vadeli döviz tevdiat hesabı ile özel finans
kurumlarınca açılan katılma hesabı sahiplerinden, her vade sonunda, her bir
hesap için bankalar ve özel finans kurumlarınca 1 000 000 lira özel işlem vergisi tahsil edilir. Bankalar ve özel
finans kurumları tarafından her ay tahsil edilen bu vergi, ertesi ayın yedinci günü akşamına
kadar ilgili vergi dairesine bir beyanname ile
beyan edilir ve aynı süre içerisinde ödenir. Bu hüküm Kanunun yürürlük
tarihinden sonra vadesi dolan hesaplar için de
uygulanır.”
B- Dayanılan Anayasa
Kuralları
Dava dilekçesinde, iptali
istenilen kuralların Anayasa’nın 2., 5., 6., 13., 23., 48. ve 73. maddelerine aykırı olduğu ileri
sürülmüştür.
III- İLK
İNCELEME
Anayasa
Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8. maddesi gereğince Mustafa BUMİN, Haşim KILIÇ, Samia
AKBULUT, Yalçın ACARGÜN, Sacit ADALI, Ali HÜNER, Fulya
KANTARCIOĞLU, Rüştü SÖNMEZ, Ertuğrul
ERSOY, Ahmet AKYALÇIN ve Enis TUNGA’nın
katılmaları ile 12.9.2001 günü yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada
eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine oybirliğiyle karar
verilmiştir.
IV- ESASIN
İNCELENMESİ
Dava dilekçesi ve ekleri, işin
esasına ilişkin rapor, iptali istenilen Yasa kuralları, dayanılan Anayasa
kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup
incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A- Yasa’nın 1. Maddesinin
İncelenmesi
Yasa’nın 1. maddesi,
iptal davası açıldıktan sonra 8.1.2002 günlü, 4736 sayılı Yasa’nın 5. maddesi
ile değiştirildiğinden, konusu kalmayan istem hakkında karar verilmesine yer
olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.
B- Yasa’nın 2. Maddesiyle
26.11.1999 Günlü, 4481 Sayılı Yasa’nın 9. Maddesine Birinci Fıkradan Sonra
Gelmek Üzere Eklenen Fıkranın İncelenmesi
1- Birinci ve İkinci
Tümcelerin İncelenmesi
a- Kuralların Anlam ve
Kapsamı
17.8.1999 ve 12.11.1999
tarihlerinde Marmara Bölgesi ve Civarında Meydana Gelen Depremin Yol Açtığı
Ekonomik Kayıpları Gidermek Amacıyla Bazı Mükellefiyetler İhdası ve Bazı Vergi
Kanunlarında Değişiklik Yapılması Hakkında 4481 sayılı Kanun'un 9. maddesinde,
31.12.2000 tarihine kadar uygulanmak üzere, 16.8.1997 günlü, 4306 sayılı
Yasa’nın geçici birinci maddesinin (A) fıkrasında belirtilen işlemler ve
kağıtlar için ödenen eğitime katkı payı tutarı kadar özel işlem vergisi
ödeneceği öngörülmüştür.
Dava konusu kuralın birinci
tümcesinde, 4481 sayılı Yasa’nın 9. maddesinin birinci fıkrasında belirtilen
tarihe kadar uygulanmak üzere, vadeli mevduat ve vadeli döviz tevdiat hesabı ile
özel finans kurumlarınca açılan katılma hesabı sahiplerinden, her vade sonunda,
her bir hesap için bankalar ve özel finans kurumlarınca 1 000 000 lira özel
işlem vergisi tahsil edileceği, ikinci tümcesinde de, bankalar ve özel finans
kurumları tarafından her ay tahsil edilen bu verginin ertesi ayın yedinci günü
akşamına kadar ilgili vergi dairesine bir beyanname ile bildirileceği ve aynı
süre içinde ödeneceği belirtilmiştir.
Yasa tasarısının gerekçesinde,
özel işlem vergisinin uygulanmakta olan ekonomik program çerçevesinde ihtiyaç
duyulan ek mali kaynağın bir bölümünün karşılanması amacıyla getirildiği
belirtilmiştir.
b- Anayasa’nın 73. Maddesi
Yönünden İnceleme
Dava dilekçesinde, özel işlem
vergisinin, likit değerlerin sistemden ve kayıtlı ekonomiden kaçışını
özendirdiği, her vadenin vergiyi doğuran olay kabul edilmesinin vergileme
ilkeleriyle, özellikle adâlet ilkesiyle bağdaşmadığı, vâdeli hesaptan elde
edilen faiz gelirine vergi uygulanmakla birlikte ayrıca işlem vergisi
alınmasının mükerrer vergilendirmeye yol açtığı belirtilerek kuralın Anayasa’nın
73. maddesine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Anayasa’nın
73. maddesinde, herkesin, kamu giderlerini karşılamak üzere, mali gücüne göre
vergi ödemekle yükümlü bulunduğu, vergi yükünün adâletli ve dengeli dağılımının
mâliye politikasının sosyal amacı olduğu ve vergi, resim, harç ve benzeri mali
yükümlülüklerin kanunla konulması, değiştirilmesi veya kaldırılması gerektiği
belirtilerek, hem yükümlüler hem de Devlet yönünden vergi ödevinin temel
ilkeleri gösterilmiştir.
Yasakoyucu, Anayasa’ya aykırı olmamak
koşuluyla, zaman içinde değişen gereksinimleri karşılamak, kişi ve toplum
yararının zorunlu kıldığı düzenlemeleri yapmak, toplumdaki değişikliklere koşut
olarak alınan önlemleri güçlendirip geliştirmek, etkilerini daha çok artırmak
veya bunları hafifletmek ya da büsbütün ortadan
kaldırmak amacıyla düzenlemelerde bulunabilir. Vergilendirilecek alanların
seçiminde yetkili olan yasakoyucu, hukuk devleti
temelinde, anayasal ilkelere uymak koşuluyla, gelir, servet ve harcamaların
vergilendirilmesinde konu, miktar ve niteliklerine göre değişik ölçütler
getirebilir.Devletin vergilendirme
yetkisi, vergide yasallık, eşitlik, mâli güç, genellik ve vergi yükünün adâletli
ve dengeli dağılımı gibi anayasal ilkelerle sınırlandırılmıştır.
Dava konusu kuralda,
vadeli mevduat ve vadeli döviz tevdiat hesabı ile özel finans kurumlarınca
açılan katılım hesabı sahiplerinden her bir hesap için bir milyon lira özel
işlem vergisi tahsil edileceği öngörülmüştür. Açılan hesabın tutarı ne olursa
olsun aynı işlem yapılacaktır. Tüm vergileme unsurlarının Yasa’da gösterildiği
bu vergi, vâdeli mevduat ve vâdeli döviz tevdiat ile katılma hesabı açtırarak
işlem yaptıran tüm hesap sahiplerini kapsamaktadır.
Günün hayat şartları,
ekonomik veriler, asgari ücret ve reel değerler gözönünde
bulundurulduğunda, işlem başına bir milyon lira olarak alınan özel işlem
vergisinin makûl ve kabûl edilebilir ölçüleri ve yükümlülerin ödeme güçlerini
aşmadığı, vergi yükünün adâletsiz ve
dengesiz dağılımına da neden olmadığı sonucuna varılmıştır.
Vadeli hesap sonunda elde
edilen faiz geliri menkûl sermâye irâdı olarak 193 sayılı Gelir Vergisi
Kanunu’na göre vergilendirildiğinden vâdeli hesap işlemi nedeniyle alınan özel
işlem vergisinin yükümlüleri aynı olmakla birlikte, konuları ve matrahı aynı olmaması nedeniyle
mükerrer vergilemeden söz edilemez.
Bu nedenlerle, dava
konusu kuralın birinci ve ikinci tümceleri Anayasa’nın 73. maddesine aykırı
değildir.
c- Anayasa’nın 13. ve 48.
Maddeleri Yönünden İnceleme
Dava dilekçesinde, özel
işlem vergisinde her bir vâdenin vergiyi doğuran olay kabul edilmesinin,
bankacılık işlemlerinde sözleşme özgürlüğünü ölçüsüz şekilde sınırladığı
belirtilerek, Anayasa’nın 13. ve 48. maddelerine aykırı olduğu ileri
sürülmüştür.
Anayasa’nın 3.10.2001
günlü, 4709 sayılı Yasa ile değiştirilen 13. maddesinde, temel hak ve
özgürlüklerin sınırlandırılması Anayasa’nın ilgili maddelerinde özel sınırlama
nedeni bulunmasına bağlı tutulmuştur.
Anayasa’nın 48.
maddesinin sözleşme hürriyeti ile ilgili birinci fıkrasında, herkesin dilediği
alanda sözleşme hürriyetine sahip olduğu belirtilerek özel bir sınırlama sebebi
gösterilmemiştir.
Vergi, Devletin kamusal
gereksinimlerini karşılaması için egemenlik gücüne dayanarak tek taraflı olarak
kişilere yüklediği bir kamu yükümlülüğüdür.
Yasa koyucunun Anayasa’dan aldığı
yetkiye dayanarak, anayasal ilkelere aykırı olmamak koşuluyla vergi koymasının
ve bu verginin niteliklerini belirlemesinin verginin miktarı da gözetildiğinde
sözleşme hürriyetini ölçüsüz biçimde sınırladığından söz edilemez.
Açıklanan nedenlerle,
4705 sayılı Yasa’nın 2. maddesiyle 4481 sayılı Yasa’nın 9. maddesine birinci
fıkradan sonra gelmek üzere eklenen fıkranın, birinci ve ikinci tümceleri
Anayasa’nın 13. ve 48. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi
gerekir.
2- Üçüncü Tümcenin İncelenmesi
Dava konusu kuralın üçüncü
tümcesinde, Yasa’nın yürürlük
tarihinden önce açılmakla birlikte yürürlük tarihinden sonra vâdesi dolan
hesaplar için de özel işlem vergisinin uygulanacağı kabul edilmiştir.
2949 sayılı Yasa’nın 29. maddesine
göre, Anayasa Mahkemesi yasaların Anayasa’ya aykırılığı hususunda ilgililer
tarafından ileri sürülen gerekçelere dayanmak zorunda değildir. Taleple bağlı
kalmak koşuluyla başka gerekçe ile de Anayasa’ya aykırılık kararı verebilir. Bu
nedenle, dava konusu Yasa kuralının son tümcesi, Anayasa’nın 2. maddesindeki
hukuk devleti ilkesi yönünden
incelenmiştir.
Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan
hukuk devleti, tüm işlem ve eylemleri hukuka uygun olan, hukuksal güvenliği
sağlayan, her alanda adâletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek
sürdürmeyi amaçlayan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa’ya
aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, insan haklarına saygılı, bu hak ve
özgürlükleri koruyup güçlendiren, yargı denetimine açık, yasaların üstünde
Anayasa ve Yasakoyucunun da bozamayacağı temel hukuk
ilkeleri bulunduğu bilincinde olan devlettir.
Özel işlem vergisi vâdeli mevduat
ve vâdeli döviz tevdiat hesabı ile katılma hesabının açıldığı tarihte doğmakta,
vâdenin dolduğu tarihte ise tahsil edilmektedir. Yasa’nın yürürlük tarihinden önce hesap
açtıranların hesabın açıldığı tarihte böyle bir vergi yükümlülükleri
bulunmamakta iken dava konusu tümce ile Kanun’un yürürlük tarihinden sonra
vadesi dolan hesapları için de bu yükümlülük öngörülmüştür. Böylece, Yasa’nın
yürürlüğe girdiği 12.7.2001 tarihinden önce açılan vâdeli mevduat ve vâdeli
döviz tevdiat ile katılma hesabı
sahipleri, vâdenin sonunda, hesap açtırdıkları tarihte olmayan ve
öngöremedikleri özel işlem vergisi ödeme yükümlülüğü ile karşılaşmışlardır.
Oysa, hukuk devletinde hukuk güvenliğinin sağlanabilmesi için hukuki işlemlerin
sonuçlarının öngörülebilir olması gerekir.
Bu nedenlerle, özel işlem
vergisinin Yasa’nın yürürlük tarihinden önce açılmakla birlikte vâdesi Yasa’nın
yürürlük tarihinden sonra dolan hesaplar için de uygulanmasına ilişkin üçüncü
tümce Anayasa’nın 2. maddesine aykırıdır. İptali gerekir.
V-
SONUÇ
29.6.2001 günlü, 4705 sayılı “Yurt
Dışına Çıkışlardan Harç Alınması ve 4481 Sayılı Kanunda Değişiklik Yapılması
Hakkında Kanun”un:
A- 1. maddesi, 8.1.2002 günlü,
4736 sayılı Yasa’nın 5. maddesiyle değiştirildiğinden KONUSU KALMAYAN İSTEM
HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
B- 2. maddesiyle 26.11.1999 günlü,
4481 sayılı Yasa’nın 9. maddesine birinci fıkradan sonra gelmek üzere eklenen
fıkranın;
1- Birinci ve ikinci tümcelerinin
Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE,
2- Üçüncü tümcesinin Anayasa’ya
aykırı olduğuna ve İPTALİNE,
6.1.2005 gününde OYBİRLİĞİYLE
karar verildi.
|
Başkan
Mustafa
BUMİN |
Başkanvekili
Haşim KILIÇ |
Üye
Sacit
ADALI |
|
Üye
Fulya
KANTARCIOĞLU |
Üye
Tülay
TUĞCU |
Üye
Ahmet
AKYALÇIN |
|
Üye
Mehmet ERTEN |
Üye
Mustafa
YILDIRIM |
Üye
Fazıl
SAĞLAM |
|
Üye
A. Necmi ÖZLER |
Üye
Serdar
ÖZGÜLDÜR |
|
|